Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya mitinginde yaptığı konuşmada, “Ülkemizi bugüne kadar nasıl sizlerle birlikte büyüttüysek, güçlendirdiysek, zenginleştirdiysek, inşallah Türkiye Yüzyılı’nı da beraberce inşa edeceğiz. Biz eser ve hizmet siyasetiyle bugünlere getirdiğimiz Türkiye’yi, daha ileriye taşımak için ter döküyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kepez Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.
“Deniz kenarında kar mı olurmuş? Meydana çıkmayan er mi olurmuş? Deli gönül başka güzel arama, Antalya’dan güzel yar mı olurmuş? Bize, Antalya’dan güzel yar olmayacağını bilerek, bu şehri hep gönülden sevdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya’yı turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle geliştirmek, zenginleştirmek için gece gündüz çalıştıklarını söyledi.
Antalya’nın da girdikleri her mücadelede, attıkları her adımda yanlarında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın inşası için hazırlandıkları dönemde bir kez daha Antalya’ya olan sevgilerini ifade etmek, Antalya’nın desteğine talip olmak için Antalya’da bulunduklarını dile getirdi.
Antalya’nın, elindeki değerleri kazanca dönüştürmeyi, çalışmanın ve üretmenin değerini çok iyi bildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu şehir, ayrımcılığın hiçbir çeşidine itibar etmez. Denizini, toprağını, dağını kendisi ve vatanı için berekete dönüştürür. Ülkemizin ve dünyanın neresinden gelirse gelsin, huzur arayan herkese kucağını açar. Sermayesini ve alın terini akıtarak, burada yeni bir hayata başlamak isteyen herkesi kucaklar. Ama aynı zamanda bu şehir, mesele ülkesinin bütünlüğü, milletinin birliği, evlatlarının geleceği olduğunda kimsenin gözünün yaşına da bakmaz. Biz, bunun için Antalya’yı ayrı bir seviyoruz. Bunun için Türkiye Yüzyılı hayalimizi en iyi sizlerin anlayacağına inanıyoruz.”
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI BERABER İNŞA EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi bugüne kadar nasıl büyütüp, güçlendirip, zenginleştirdilerse, Türkiye Yüzyılı’nı da beraber inşa edeceklerini anlattı.
Eser ve hizmet siyasetiyle bugünlere getirdikleri Türkiye’yi daha ileriye taşımak için ter döktüklerini, şu anda karşısında 100 bini aşkın Antalyalı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birileri ise ülkenin birikimlerini önce altılı olarak başlayan masada paylaşmaya niyetlendi, sonra pazarlığın kızıştığı bir anda ortaklardan biri yerinden kalkıp, sonra geri otururken, masanın altındaki gizli ortak HDP de bu cümbüşteki yerini aldı. Baktılar yedi ortakla da bu iş olmayacak, iki büyükşehir belediye başkanını da dâhil edip, ortak sayısını dokuza çıkardılar. Masada kendileri için de yer olduğunu gören ülkenin ve milletin yeminli düşmanları PKK ve FETÖ durur mu? Onlar da hemen seslerini yükselttiler. Oldu mu size 11 ortak. Daha DHKP-C’sini, Avrupa ve Amerika’da masanın akıl hocalığına soyunan tefecileri, simsarları, STK görünümlü istihbarat aygıtlarını saymıyorum bile. Aslında ağlanacak halimize gülüyoruz. Türkiye, siyasetine ve yönetimine dönük böyle bir oyunu asla hak etmiyor.
Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak karşımıza diken bir mekanizma var. Bu mekanizma, CHP tabanının da ittifaktaki diğer partilerin tabanlarının da hassasiyetlerini zerre kadar umursamıyor. Ne diyordu bay bay Kemal? ‘Tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz’ denilerek, bu nobranlık açıkça da ifade ediliyor. Çünkü bunların derdi, seçimlerde yönetimi değiştirirken, sonra Türkiye’nin kaldığı yerden yoluna devam etmesi değildir. Bunların derdi, Türkiye’yi siyasetiyle, ekonomisiyle, savunmasıyla, diplomasiyle en az yarım asır daha kendine gelemeyeceği bir çukura itmek, bir bataklığa saplamaktır. Ama inşallah başaramayacaklar.”
Seçimlere iki haftadan daha az vakit kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere yönelttiği, “Antalya, 14 Mayıs’ta çocuklarımızın geleceğine sahip çıkıyor muyuz?”, “21 yıllık kazanımlarımızı daha da ileriye taşıyor muyuz?”, “Türkiye Yüzyılı’nın inşası için ‘Bismillah’ diyor muyuz?”, “Türkiye Yüzyılı için doğru adımlarla yola devam ediyor muyuz?” sorularına “evet” yanıtını aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, meydandaki ekranlardan izletilen bir videoda yer alan, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 6-8 Ekim olaylarındaki açıklamalarına da işaret ederek, şunları söyledi: “İzlediniz. Her şeyiyle terörist Selo Diyarbakır’da 51 kardeşimizin ölümüne neden oldu. Şimdi bu Selo, cezaevinde. Şimdi ne diyorlar, ‘Selo’yu çıkaracağız.’ Ondan sonra da Selo’yu Öcalan’ın yerine getireceklermiş. Buradan şu anlaşılıyor, bay bay Kemal’in demek ki parlamentoda yaptığı görüşme işte buydu. Açıklayabildi mi? ‘Açıkla’ dedik kaç kere, açıklayamaz. Çünkü her şey fırıldak, düzgün bir şey yok. Eğer gerçek siyasetçiysen çıkarsın açıklarsın. Ama açıklayamaz. Hayatı yalan, hep fırıldaklarla dolaşıyor.”
Bu nedenle 14 Mayıs’ta, milletin bu yalana, talana, dolana “evet” demeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için şu 10 günde durmak yok yola devam. Cumhur İttifakı olarak sandıkları patlatmaya var mıyız?” diye konuştu.
“DEFALARCA SEYRETTİĞİMİZ BU FİLMİN SENARİSTLERİNİ DE OYUNCULARINI DA İYİ TANIRIZ”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden ülkeye dayatılan bu filmle ilk defa karşılaşılmadığını, milletçe bu filmin daha önce defalarca seyredildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tek parti döneminde insanlarımızın hak ve özgürlükleri çiğnenirken, sanayi kuruluşlarının kapısına kilit vurulurken de seyrettik. Her on yılda bir maruz kaldığımız darbe ve muhtıralarla, siyasi ve ekonomik bedeller öderken seyrettik. Ömürleri bir yılı bulmayan koalisyon hükûmetlerinin yönetiminde, güven ve istikrar iklimini kaybederken seyrettik. Kardeşi kardeşe düşman eden ideolojik kavgalarda, köken ve mezhep kışkırtmalarında seyrettik. Bizimle aynı şartlarda yola çıkan ülkeler küresel ligin zirvesine tırmanırken sürekli yerimizde sayarak, hatta gerileyerek seyrettik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca seyrettikleri bu filmin senaristlerini de oyuncularını da iyi tanıdıklarını, finalini de çok iyi bildiklerini anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkeyi bir avuç sapkın ideoloji mensubunun, evlatlarımızın maddi ve manevi varlığına göz diken ihtiraslarına teslim etmek istiyorlar. Ülkeyi, köken ve mezhep ayrışmasını derinleştirerek, yeniden kamplara bölmek, kardeşi kardeşe düşman etmek istiyorlar. Ülkeyi, tasmaları emperyalistlerin elinde olan terör örgütlerinin cirit alanına çevirmek istiyorlar. Velhasıl bunların derdi bizimle değil, Türkiye’yledir, Türk milletiyledir, Türkiye’nin kazanımlarıyladır.
Sizlerle bir şeyi paylaşmak istiyorum, Kandil’den, ne diyordu birisi. Bunların bayrağı var mı, bunların ezanı var mı, bunların dini var mı? Ne diyor, ‘Bizim desteğimiz Kılıçdaroğlu’yladır.’ Şimdi dini olmayan, diyaneti olmayan, bayrağı olmayan, ezanı olmayan kimler destekliyor bay bay Kemal’i, bu teröristler. İşte, ‘Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu.’ Bay bay Kemal, senin arkadaşın Kandil ve onlarla beraber bu yoldasın. Ama bay bay Kemal, 14 Mayıs’ta bu aziz millet, benim bu sevgili vatandaşlarım sana sandıkları mezar edecek. Buna hazır mıyız?”
“TÜRKİYE’Yİ DEVLER LİGİNE TAŞIDIK”
Türkiye’yi 21 yıldır eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, enerjiden tarıma, sanayiden turizme, her alanda kalkındırdıklarını, dünyayı hayran bıraktıklarını ve Türkiye’yi dünyanın devler ligine taşıdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerine olan husumetlerin sebebinin de bu olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bizden öncekiler gibi vesayete ‘eyvallah’ etseydik, darbecilere teslim olsaydık, terör örgütlerinin başını ezmeseydik… Cudi’yi bu teröristlere mezar ettik mi? Gabar’ı bu teröristlere mezar ettik mi? Tendürek’i bunlara mezar ettik mi? Bestler Dereler’i bunlara mezar ettik mi? İşte şimdi bu terör örgütünün parlamentodaki uzantıları AK Parti’yi kabul edebilirler mi? Kandil’den ne diyor? ‘AK Parti’yi, bunları destekleyemeyiz, biz Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz.’ Şimdi bu güzel bir ifade, onların bay bay Kemal’i desteklemeleri bizim doğru yolda olduğumuzun ifadesidir” diye konuştu.
Antalya’nın her geçen gün altyapısıyla üstyapısıyla güçlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte bu, ‘iş bilenin, kılıç kuşananın’ anlayışıdır. Çünkü bize bu yakışırdı, Antalya’ya bu yakışırdı ve bunu da yaptık. Türkiye’yi bugünkü seviyesine getirmeseydik emin olun bize kimse ilişmezdi. Ne terör örgütlerinin saldırılarına uğrardık ne de darbecilerin silahları üzerimize çevrilirdi. Ne ekonomik tuzaklara maruz kalırdık ne aleyhimizde yürütülen küresel kampanyaların muhatabı olurduk. Ama o zaman da milletimizin karşısına böyle başımız dik, alnı açık, sesi gür bir şekilde çıkamazdık. Biz teslim olmayı değil, mücadele etmeyi seçtiğimiz için hedefteyiz. Biz emperyalistlerin suyuna gitmeyi değil, Türkiye’nin gücünü tarihinden alan duruşuna layık olmayı seçtiğimiz için hedefteyiz.
Kılıçdaroğlu’nun verdiği sözlere bakın, destek istediği yerlere bakın, onu destekleyenlere bakın… Tamamı da işte bu duruşun tam tersidir. Tipik bir teslimiyetçi, eski Türkiye politikacısıyla karşı karşıyayız. Eskiden adeta cennet vaadiyle gelip size cehennemi yaşatanlar vardı değil mi? İşte Kılıçdaroğlu tam da böyle bir tiptir. Ağzından çıkanı kulağı duymaz, vaat diye söylediği şeylerin bir kısmı ülkeyi tanımadığı için zaten yapılmış olan işlerdir. Söylediği şeylerin bazılarının ucunun nereye gideceğini kendi de bilmez veya bilir ama diyet borcu gereği onu söylemek zorundadır.”
“MİLLETİMİZE ŞÜKRAN BORCUMUZU DA YAPTIĞIMIZ ESERLERLE, VERDİĞİMİZ HİZMETLERLE ÖDEDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptıkları her şeyi yıkacağını, kurumları kapatacağını, bürokratından iş insanına, polisinden öğretmenine, doktoruna, hepsini tasfiye edeceğini ifade ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha doğrusu, bay bay Kemal, HDP ve PKK ne diyorsa kendisi de onu söylüyor. FETÖ ve gizli-açık tetikçileri ne diyorsa Kılıçdaroğlu onu söylüyor. Amerika’daki, Avrupa’daki mahfillerde kulağına neler üflenmişse Kılıçdaroğlu onu söylüyor. Arada bir kendi fikrini söylediği oluyor elbette. Onları da hep beraber mizah niyetine izliyor, gülüp geçiyoruz. Elbette bu zatın kendisini ciddiye almıyoruz. Bizim ilgilendiğimiz bu zatın, hangi hesabın temsilcisi olarak karşımıza dikildiğidir” diye konuştu.
Bunu anlamak için çok derin analizlere gerek olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: Masanın etrafında oturanlara ve çevresinde dönenlere bakınca her şey ayan beyan ortaya çıkıyor. Buna rağmen şunu düşünmeden de edemiyoruz. Hangi insan kendi ülkesine, kendi devletine, kendi milletine bu kadar büyük kin duyabilir. Bay bay Kemal, Amerika’da bir benzin istasyonunda, bakıyorsunuz bir restorana giriyor. Orada neler çevirdi, o da belli değil. Açıkla… Açıklayamıyor, çünkü Pensilvanya’nın uzantılarıyla orada sohbetini bayağı koyulaştırıyor. Hangi insan ekmeğini yediği, suyunu içtiği, havasını soluduğu vatanına böylesine büyük nefret besleyebilir. Bu duygunun gerisindeki sebepleri biz bilemiyoruz. Bize düşen bunun kasıtlı bir niyetin ürünü olmadığını, sadece gafletten kaynaklandığını ümit etmektir, bu iyi niyetimizdir. Tam 15 seçimdir biz, önce Allah’ımıza, sonra milletimize güvenerek girdiğimiz hiçbir mücadeleden boynu bükük ayrılmadık. Milletimize şükran borcumuzu da yaptığımız eserlerle, verdiğimiz hizmetlerle ödedik.”
“14 MAYIS’TA ANTALYA’DAN REKOR BİR DESTEK BEKLİYORUZ”
Türkiye’ye bugüne kadar yaptıkları yatırımlara ilişkin meydandaki ekranlardan izletilen video gösteriminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta aynı eser ve hizmet aşkı, hissiyat, azim ve kararlılıkla milletin huzuruna çıkacaklarını söyledi.
Antalya’dan da kendisine yakışanı beklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu bay bay Kemal’in bir referansı var mı? Yani ‘Ben şunu yaptım’ diyebileceği bir eser var mı? On tane Büyükşehir Belediye Başkanı var CHP’li, Allah aşkına bir de onlara bakın. Başta Antalya’dan bakın. Şu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı veya başkanlığı Antalya’mıza ne kazandırdı, bir sorun. İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla ne kazandırdı, sorun. Velhasıl hiç birisinde bir şey yok. Çünkü bunların derdi başka. İstanbul’u sel alır götürür. Bay bay Kemal’in adamı nerede? Bodrum’da. Bodrum’dan çıkmazlar. Aynı şekilde diğerleri de öyle ama biz hizmet ehliyiz” ifadelerini kullandı.
Ziya Paşa’nın “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” sözlerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere, “Antalya’ya, cumhuriyetimizin bir asırlık kazanımlarına sahip çıkmak yakışır mı? Antalya’ya son 21 yılda kurduğumuz güçlü altyapının üzerinde Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek yakışır mı? Antalya’ya yarım kalan işleri tamamlamak için yola çıkanlara yoldaş olmak yakışır mı? Antalya’ya milletimizi hayallerine kavuşturacak şahlanış döneminin öncülüğünü yapmak yakışır mı? Antalya’ya Cumhur İttifakı’yla birlikte olmak, cumhurbaşkanlığında bu kardeşinin yanında yer almak yakışır mı?” sorularını yöneltti.
Alandakilerin “evet” yanıtını vermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyleyse 14 Mayıs’ta Antalya’dan rekor bir destek bekliyoruz. Söz mü? Ben size inanıyorum. Sizleri Allah için seviyorum. Hiç yalnız bırakmadınız. İnanıyorum ki 14 Mayıs’ta da yalnız bırakmayacaksınız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptıklarını ifade ederek, “Ülkenin her karış toprağını yatırımlarla donatırken kimsenin kökenini, meşrebini, mezhebini sormadık. Ne diyor bay bay Kemal? ‘Ben Aleviyim’ diyor. Ya eyvallah. Yani biz sana Alevi misin, değil misin, bunu sormadık ki. Ve bugüne kadar bunu niye söylemedin de şimdi söylüyorsun? Demek ki oradan bir şey bekliyor. Bu ülkeyi Alevi-Sünni diye ayrıma tabi tutanlara lanet olsun” diye konuştu.
Sadece asırlık ihmalleri telafi edip, ülkeyi büyütmenin, sıkıntılarını çözerek milleti mutlu etmenin çaresine baktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eksikler olabileceğini ancak kimsenin bu ülke için samimiyetle çalıştıklarını inkâr edemeyeceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim alanında yaptıkları hizmetleri anımsatarak, “İlkokuldan üniversiteye kadar sıraların üzerine kitapları koyduk mu? Şimdi benim yaşıtım olanlar bilirler. Biz bu kitapları göremedik. Biz teksir kâğıtlarıyla yapılan o kitaplarla okuduk, öyle mi? Ya kırtasiyeci dükkanında sıraya girerdik, bize bir hafta, 10, 15 gün sonraya gün verirlerdi. Böyle okuduk, böyle yaşadık ama dedik ki ‘Bizim çektiğimizi yavrularımız çekmesin.’ Ve bu yavrularımız şu anda kitaplarını kuşe kâğıtla sıralarının üzerinde buluyor mu?” diye konuştu.
Türkiye’de 76 olan üniversite sayısını 208’e yükselttiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “81 vilayetin tamamında üniversiteler var mı? Artık Muş’tan, Iğdır’dan, Hakkâri’den yavrularımız İstanbul’a, Ankara’ya gelmiyor, oraya profesörler gidiyor, doçentler aynı şekilde, oraya gidiyor. Niye? Artık hocalarımızın, öğrencilerinin ayağına gitmek suretiyle bir eğitim sistemi, bunu getirdik. Ve artık eğitim bu noktada yerinde yapılıyor, 81 vilayetin tamamında yapılıyor, modern üniversitelerimizde yapılıyor. Batı’yla, Avrupa’sı, Amerika’sı, hepsiyle yarıştayız” ifadelerini kullandı.
“ 1 MİLYON 300 BİN KONUT YAPTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara ve İstanbul’daki şehir hastanelerinin modern hastaneler olduğunu ve kısa zamanda yapılarak vatandaşın hizmetine sunulduğunu ifade etti.
İnsandan daha değerlisinin olmadığını, halkın bu değerine Kanuni’nin devleti feda ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla yola devam ettiklerini, millete kazandırılan bu eser ve hizmetler için sadece gönülden kopup gelen “Allah razı olsun” duasından başka bir şey beklemediklerini söyledi.
Geçen 21 yılda Antalya’ya 145 milyar lira tutarında yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seviyoruz Antalya’yı, bu yatırıma layık. Sormak lazım bay bay Kemal, senin Büyükşehir Belediye Başkanın acaba Antalya’ya ne yaptı? Olay bu kadar açık” dedi.
Eğitimde 10 bin 138 yeni derslik inşa edildiğini, üçü vakıf biri devlet olmak üzere dört yeni üniversite kurulduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 bin 106 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtları açıldığını, 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum dâhil 116 spor tesisi inşa edildiğini belirtti.
Antalyalı ihtiyaç sahiplerine yaklaşık 7 milyar lira sosyal yardım aktarıldığını, 2 bin 447 yataklı 22 hastane dâhil 63 sağlık tesisi yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında 1000 yataklı şehir hastanesinin de olduğu 2 bin 100 yataklı sekiz hastanenin yapımının sürdüğünü, şehir hastanesinin de yakında hizmete açılacağını bildirdi.
TOKİ vasıtasıyla 4 bin 690 konutun tamamlanıp hak sahiplerine teslim edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 bin 88 konutun yapımının sürdüğünü kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bay bay Kemal yeni bir şey daha söylemiş, TOKİ’yi kapatacakmış. Neyi kapatıyorsun? Benden önce TOKİ çok daha fazla üretmiş. Ben göreve gelmeden önce TOKİ’deki üretim sayısı 40 bin konuttu, şimdi ise 1 milyon 300 bin konutu biz yaptık. 40 nere 1 milyon 300 bin nere? Bay bay Kemal TOKİ’yi sana bu millet yedirtmez. İşte depremde TOKİ’nin neler yaptığını gördük. Antalya’da yangın ve sel felaketlerinde hep buradaki insanlarımızın yanında olduk. Manavgat’ta evi yanana, Kumluca’da evi selde yıkılana yenisini yapıp verdik. Eşyası, dükkânı, serası, ahırı zarar görenlere destek sağladık. Antalyalı kardeşlerimizin en zor günlerinde gösterdiği kadirşinaslık örneklerini hayatımız boyunca unutmayacağız. Bu ülkenin, bu milletin mayasının sağlam olduğunu felaket anlarında ispatlayarak hepimizin, bilhassa da gençlerimizin geleceklerine güvenle bakabilmelerini sağladınız. Sizlerin 6 Şubat depremlerinde evlerini kaybeden vatandaşlarımıza nasıl kucak açtığınızı gördük.”
“ANTALYA HAVALİMANIMIZIN KAPASİTESİNİ YILLIK 80 MİLYONA ÇIKARTIYORUZ”
Antalya’da konut sıkıntısı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için Antalya’ya “İlk Evim” ile 7 bin 150 konut inşa edileceğini, “İlk Arsam” ile 23 bin konutluk altyapılı arsa verileceğini belirtti.
Antalya’daki 24 bin 258 bağımsız bölümde kentsel dönüşüm gerçekleştirildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni konut projeleriyle, hukuki yaptırımlarla kiralarda yaşanan fahiş artışların yol açtığı sıkıntıyı da yine biz çözeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, atık su arıtma tesislerinin sayısının iki katına çıkarılarak belediye nüfusunun tamamına hizmet verir hâle getirildiğini, şehirdeki altı millet bahçesinden ikisinin tamamlandığını, diğerlerinin çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 195 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 700 kilometreye çıkarıldığını belirterek, şehir meydanı, havalimanı, EXPO tramvay hattının hizmete alındığını söyledi.
Antalya Havalimanının iç ve dış hatlar terminalleriyle büyütülerek yıllık 35 milyon yolcu kapasitesine ulaştırıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazipaşa Alanya Havalimanının da açıldığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Antalya Havalimanımızın kapasitesini yıllık 80 milyona çıkartıyoruz. Ayrıca Konya-Antalya güzergâhını bir saat kısaltacak 5 bin 68 metrelik Demirkapı Tüneli ve 34 kilometrelik yolunu tamamladık hizmete açıyoruz” şeklinde konuştu.
“ATTIĞIM İMZA İLE DOĞAL GAZ BU AY BEDAVA”
Antalya’ya 21 baraj, 62 sulama tesisi, 104 taşkın koruma tesisi, üç gölet, bir yer altı depolama tesisi ve 20 hidroelektrik santrali inşa edildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tamamlanan projelerle Antalya’da 534 bin dekar zirai arazinin sulamaya açıldığını, çiftçilere 2 milyar lira tarımsal destek verildiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yeni organize sanayi bölgesi, iki teknopark, 17 araştırma geliştirme merkezi ve bir tasarım merkezi kurulduğunu ifade etti.
Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa, Korkuteli ve Serik’e doğal gaz arzı sağlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek dönemde Alanya, Demre, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Kemer, Kumluca ve Manavgat’a da doğal gaz arzı sağlamayı planladıklarını bildirdi.
Karadeniz doğal gazının çıkarıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çıkarırız dedik. Yaptık mı? Şu anda attığım imza ile doğal gaz bu ay bedava, ücretsiz” dedi.
“YAPTIKLARIMIZ YAPACAKLARIMIZIN REFERANSI”
AK Parti’nin iktidarındaki icraatların yer aldığı videonun izletilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapacaklarımız bunlar, yaptıklarımız da zaten bunun referansı. Biz hem devam eden yatırımlarımız yarım kalmasın hem de Antalya ile birlikte ülkemizin kalkınma atılımı hedefine ulaşsın diye 14 Mayıs’ta sizden güçlü bir destek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki karşımızdakilerin hiçbirinin de eserle, hizmetle, yatırımla uzaktan yakından ilgisi yok. Onların derdi başka” diye konuştu.
En çok da CHP’ye, CHP ile birlikte hareket eden diğer partilere gönül vermiş insanlara seslenmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bay bay Kemal CHP’yi öyle bir yere getirdi ki, bu parti kurucusu olduğu cumhuriyete ve kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal’e hakaret edenlerin yuvasına dönüştü. Kılıçdaroğlu’nun yönetimi altında CHP, marjinal örgütlerin, LGBT savunucularının, küreselcilerin, mezhepçilik fitnesi çıkarmaya çalışanların koçbaşı haline geldi. Ne diyor? ‘Yüz yıllık cumhuriyeti değiştireceğiz.’ diyor. Diyen kim? HDP’li. Bu masada bu da var. Yüz yıllık cumhuriyetimizi değiştireceklermiş… Bay bay Kemal sana bu yolu açmaz benim milletim. 14 Mayıs’ta bu hesabı benim milletim sana soracak. Sormaya hazır mıyız?”
“14 MAYIS’TA TERCİH DOĞRUDAN YANA YAPILMALI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhuriyeti değiştirmekten, Ankara’yı yenilgiye uğratmaktan, vatan topraklarını bölmekten, milleti birbirine düşürmekten söz edenlerin hepsinin cumhurbaşkanlığı için Kılıçdaroğlu’ndan bahsettiğini söyledi.
Bunun kendilerini rahatsız ettiği gibi milleti de rahatsız ettiğini bildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı yapacağız’ diyenlerin her gün millete, vatana, bayrağa, kısaca can feda edilecek değerlerimize yaptıkları hakaretleri daha ne kadar sineye çekeceksiniz? Hadi şimdi sineye çektiniz, yarın öbür gün devletin tüm kurumları bunlara teslim edildiğinde ortaya çıkacak vahim tabloyu nasıl kaldıracaksınız? Bu vebale ortak olduğunuz için size dönüp ‘Niçin?’ diye soran, ‘Değer miydi?’ diye soran evlatlarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız?
Kendinizin ve evladınızın geleceğini bu kavga masasına emanet eder misiniz? Ülkenizin güvenliğini, huzurunu, akıbetini kendi deyimleriyle bu kumar masasına emanet eder misiniz? Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini bu terör örgütleri destekli taviz masasına emanet eder misiniz? Hanımlar bakkala süt almaya bile göndermeyeceğiniz birine ülkeyi emanet eder misiniz? Beyler dükkânınızı, atölyenizi, tezgâhınızı beş dakikalığına bırakamayacağınız birine ülkeyi emanet edebilir misiniz? Gençler dersinize yardım etse verdiği bilgilerin doğruluğuna inanmayacağınız birine, kendi geleceğinizi teslim edebilir misiniz? Çiftçi kardeşlerim önüne beş keçi katsanız akşama hepsini de kaybedip geleceğini bildiğiniz birine ülkenizin geleceğini teslim edebilir misin? İşveren kardeşlerim kendi müessesenizde, vasıfsız eleman olarak dahi çalıştırmayacağınız birine ülkenin geleceğini emanet edebilir misiniz? Emekli kardeşlerim oturduğunuz apartmana yönetici olarak seçmeyeceğiniz birine ülkenin geleceğini emanet edebilir misiniz?”
14 Mayıs’ta tercihin doğrudan yana yapılması gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisini, milletvekili seçimlerinde Cumhur İttifakı’nı destekleyenlerden, seçim gününe kadar dostlarını, arkadaşlarını, komşularını ikna etmelerini beklediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Biz sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz. Meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının AK Parti, demokrasi ve ülke için hayırlara vesile olmasını diledi. İçeride ve dışarıda, özellikle bölgede çok yoğun gündem maddelerinin olduğunu, önemli gelişmelerin yaşandığını ve hassas bir süreçten geçildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara değinmeden önce geçen hafta İstanbul’dan Ankara’ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Üsküdar halkına başsağlığı diledi.
“ALÇAKÇA BİR NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK”
Merhum Ziya Gültekin’in Üsküdar aşığı, şehrini ve ilçesini büyük bir tutkuyla seven, hangi mevkide olursa olsun, hizmet etmekten heyecan duyan, mutluluk duyan müstesna bir insan olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisi hem teşkilatımız içinde hem de Üsküdar’da sevilen, sayılan bir isimdi. Başkan Vekilliği sırasında da çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, emanetin hakkını verme noktasında ortaya koyduğu gayretleriyle temayüz etmişti. Biz kendisinden razıydık, Rabb’im de razı olsun. Ziya Gültekin kardeşimizi cennetiyle, cemaliyle inşallah müşerref eylesin. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı 3 yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyor, Cenabı Allah kendilerine sabır versin, metanet versin, diyorum” ifadelerini kullandı.
Üsküdar Belediye Başkan Vekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu’nu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum. Tabii burada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum. İnsanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir. Empati kurmak bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan, alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayımlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenabı Allah’a havale ediyorum.”
“TÜRKİYE MERKEZLİ SİYASET GÜTMENİN İHTİYAÇTAN ÖTE MİLLİ BİR GÖREV OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir, hemen her konuşmasında siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkati çektiğini belirterek, Yeni Yasama Yılı Açılış Töreni’ndeki hitabında da buna etraflıca değindiğini hatırlattı.
İçinde bulunulan bölgesel konjonktürde Türkiye’nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasi için değil toplumsal barış ve huzur için de tehdit oluşturduğunu ifade ettiğini anımsattı.
Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri, söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin, bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte millî bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son 3 haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye’ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. ‘Plan’ deseniz yok, ‘program’ deseniz yok, ‘ülkenin sorunlarına çözüm önerisi’ deseniz yok, ‘siyasette nezaketi koruyalım’ deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. ‘Benim menfaatime olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin’ tavrı, son derece bencilce bir tavırdır.”
“SEFERBERLİK ÇIKTI DA BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK?”
Bu tavrın, Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavır olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Üç kuruşluk siyasi ikbalini, vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurumudur. 24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. 24 yıl boyunca Türkiye’nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. 24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar. Geçenlerde bir tanesi çıkmış şuursuzca, ‘savaştayız’ diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi?”
“BU MİLLETİ DÜŞMANLAŞTIRMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 24 yılda ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldiğini, Türkiye’ye aba altından sopa gösterenlerin, boylarına poslarına bakmadan Türkiye’yi alçakça tehdit edenlerin olduğunu belirtti.
“Ülkeyi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümenler çevrildiğini, ‘Muhalefeti destekleyip, iktidarı devireceğiz’ diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştıklarını” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye’yi tehdit edenlere, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış utanmadan ‘savaştayız’ diyorsunuz. Allah aşkına siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki ‘Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin.’ Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. ‘Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.’ derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.”
“İFTİRA SİYASETİNE, ÇAMUR AT İZİ KALSIN SİYASETİNE TESLİM OLMAYIZ”
“Bunların siyasetsizliği siyaset hâline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan Kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete, hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna ‘eyvallah’ demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın. İftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır, Türkiye’nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır, millî iradenin bilakayduşart egemen kılınmasıdır, demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır, içinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir, siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz.”
İSTANBUL VE ÇEVRE İLLERDEKİ AŞIRI YAĞIŞ, SEL VE SU BASKINLARI
Geçen hafta İstanbul ve çevre illerde aşırı yağış, sel ve su baskınlarına maruz kaldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden bu afetler karşısında devlet olarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçtiklerini söyledi.
İlgili bakanların derhal İstanbul’a intikal ederek hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarının İstanbul’daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladıklarını ifade etti.
İstanbul’daki arama kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında 47 bin 217 personelin, 5 bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “19 Ekim itibariyle 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD’a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam 3 bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı. İstanbul’da 7, Kocaeli’de ise bir vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Bu vesileyle vefat eden kardeşlerime bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Fakat milletçe hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hâle getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz.”
Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlara her türlü desteği verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığı tarafından da 80 milyon liranın İstanbul Valiliğine aktarıldığını kaydetti.
Şu ana kadar İstanbul’daki 37 ilçede 5 bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şimdi isterseniz devlet olarak neler yapmışız, kısaca bir bakalım” sözlerinin ardından Grup Toplantısı Salonu’nda video izletildi.
Videonun ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceklerini belirtti.
“İSRAİL’İN AĞIR TAHRİKLERİNE RAĞMEN SURİYE’DE BARIŞ, HUZUR VE İSTİKRAR TEKRAR BOY VERMEYE BAŞLADI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce Kızılcahamam’daki 20. İstişare ve Değerlendirme toplantılarında, ardından 7 Mayıs 2013’teki AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda Beşşar Esed rejiminin Suriye’nin Banyas ilçesindeki katliamına tepki gösterdiklerini anımsattı. O günlerde yaptığı konuşmayı tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Banyas’ta çocukların figanı arşı inletirken, “susan dilsiz şeytanlardan” olmayacaklarını vurguladığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye soran Suriye halkına, “Hiç kuşkusuz Allah’ın yardımı yakındır” diyerek, “Sabreden zafere ulaşır ve Suriye inşallah zafere ulaşacaktır” ifadelerini kullandığını aktardı. Bunları, bugün içeride ve dışarıda kendilerine demokrasi, hukuk, insan hakları dersi verenlerin sessizliğe gömüldüğü günlerde söylediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, üstat Sezai Karakoç’un da en güzel şekilde ifade ettiği gibi ‘yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’ olduğuna gönülden iman ettik. Zulmün, vahşetin, barbarlığın etrafı kuşattığı o günlerde ‘ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır’ dedik. Rabb’im de bizleri ne milletimize ne Suriyeli mazlumlara mahcup etti. Cenabı Allah Suriyeli kardeşlerimizi muhteşem bir zaferle müyesser kıldı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının 8 Aralık 2024’te, yıllarca anlatılacak, dilden dile, gönülden gönüle aktarılacak muazzam bir zafere imza attığını dile getirdi.
“İHTİYAÇ DUYULDUĞU HER AŞAMADA SURİYE’NİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDİYORUZ”
13,5 yıllık zulmün ardından, İsrail’in ağır tahriklerine rağmen Suriye’de barış, huzur ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın dirayetli liderliğinde, birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ettiklerini söyledi.
“Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle Suriye’de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye’nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de özellikle zalimlere ve katillere ibret olması gereken çok önemli gelişmelerin de yaşandığına değindi.
Mazlumların ahının yerde kalmadığını, aheste aheste çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukları öldürmekten keyif alan caniler nereye kaçarlarsa kaçsınlar, saklandıkları inlerinde tespit edilip tek tek ayıklanıyor. Ellerinde silah, önlerinde çeşitli paçavralarla Türkiye’yi tehdit edenler için, Banyas’ta 248 masumun, Reyhanlı’da 53 insanımızın kanını dökenler için, Suriyeli yavruların cenazeleri üzerinde kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti gelip çatmıştır. Kardeşlerim, hiç şüpheniz olmasın, başkaları için de hesap vakti gelecektir. Geç de olsa, yüz binlerce Suriyeli mazlumun hayatı pahasına da olsa adaletin yerini bulacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Banyas, Reyhanlı ve Suriye’de gerçekleştirilen diğer pek çok katliamın faili olan teröristin yakalanmasını sağlayan Suriye istihbaratı ile Millî İstihbarat Teşkilatımızın gizli kahramanlarını yürekten tebrik ediyorum.”
“MİLLETE YANLIŞ YAPANA, MİLLETİN MALINA EL UZATANA SAHİP ÇIKMAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon soruşturmalarına ilişkin tutumlarını farklı vesilelerle paylaştıklarını anlattı. Konuyu 3 farklı kategoride hassasiyetle yönettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesinin ilk aşamada geldiğini bildirdi.
Fon Koordinasyon Kurulu ve ekonomi kurmaylarının düzenli bir araya geldiğini ve alınan kararların şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İkinci aşamada hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dahilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız, deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor, gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır. Şunu bir kere daha açık açık ifade etmek isterim, biz, sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz, meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Muhalefetin ne dediği değil ne yaptığı, meseleyi istismar için kullanması bizim umurumuzda değildir. Muhalefetin, belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim, biz onlara benzemeyiz. Biz, millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız.”
“MİLLETİMİZİN ÇIKARINI HER TÜRLÜ HESABIN ÜZERİNDE TUTUYORUZ”
Referanslarının ve örneklerinin muhalefet olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinden, yaptıklarından sorumlu olduklarını ifade etti.
Konunun kendi tabanları, yıllardır kendilerine destek veren camiaları tarafından yakından takip edildiğini bildiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü teklif ve tenkidi önemsediklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti, sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa ‘yanlış’, doğruya ‘doğru’ diyen bir seçmenimiz var. Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabb’ime her zaman hamdettim, bugün de hamdediyorum” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kalmayı, dökmeyi değil inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vatandaşlarımdan gönüllerini ferah tutmalarını rica ediyorum. Puslu havada mevzi kazanmaya çalışan fırsatçılara prim vermesinler. Medya ve sosyal medya üzerinden algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodularına, hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık, Allah’ın izniyle mahcup olmayacağız. Teşkilatıma seslenmek istiyorum, özellikle karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek büyük bir fedakarlıkla, samimiyetle bu dava için gece gündüz koşturan, emeklerini belki de hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyeceğim yol arkadaşlarımın beni çok iyi dinlemesini rica ediyorum: Kardeşlerim, biz 25 sene önce AK Parti’yi hangi ilkeler, hangi değerler üzerine bina ettiysek bugün de aynı ilkeler ve prensiplerle hareket ediyoruz. Biz buralarda, bu koltuklarda, en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız. Biz buralarda, bu koltuklarda, yetimin başını okşamak için, öksüzün yarasını sarmak için, Allah’tan ve devletten başka kimsesi olmayanların kimsesi olmak için varız.”
Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya Türküsü” şiirinden “İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal/Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal/Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir misyonu kuşandıklarını, bu yüke talip olduklarını belirtti.
“ZAFERDEN ZAFERE KOŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugüne kadar nice zorluğun üstesinden alnımızın akıyla geldik, nice imtihanı başarıyla verdik, nice badireyi suhuletle atlattık. Hiçbir zaman yılgınlık içinde, yeis içinde, karamsarlık içinde olmadık. Bugün de karamsar değiliz, umutsuz değiliz, yeis içinde hiç değiliz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak geleceğimize güvenle bakıyoruz, çok daha çetin badirelerden, krizlerden, sınavlardan güçlenerek çıktık, Allah’ın izniyle buradan da güçlenerek çıkacağız. İnşallah destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz. Rabb’im ömür verdikçe daha nice yıllar bu ülke için, bu millet için sizlerle birlikte çalışmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz.”
TBMM’de görüşülecek 2027 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekillerine çalışmalarında başarı diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pakistan ve Suudi Arabistan’la beraber imzaladığımız ortak savunma anlaşmasını da onaylanmak üzere Gazi Meclisimize ilettik. Dün Libya’dan son derece sevindirici haber aldık. Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle kabul etti. Bu önemli kararın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Libya Temsilciler Meclisi’ndeki tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Grup Toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “Şam ziyaretinizin tarihi belli oldu mu?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Henüz değil. Yaparız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın zamanda Sayın Bahçeli ile görüşmeniz bekleniyor mu?” sorusu üzerine de “Yakın zamanda olabilir” yanıtını verdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.