Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vakıflar Haftası Kutlama Programı’nda yaptığı konuşmada, “Ecdadın izini ve mührünü taşıyan; şanla, şerefle dolu mazimizin ruhunu ve birikimini yansıtan, milletimizi millet yapan değerlerin üzerine titremeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Vakıflar Haftası Kutlama Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Allah’ın rızasından başka hiçbir karşılık gözetmeden vaktini, enerjisini ve imkanlarını iyilik ve dayanışma yoluna adayan tüm vakıf gönüllülerinin ve hayırseverlerin Vakıflar Haftası’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliğe vesile olan Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimari ve Zarafette Vakıf Medeniyeti” temasıyla hafta boyunca tertiplenecek etkinliklerin, ülke, millet ve vakıf medeniyetinin tüm mensupları için hayırlara vesile olmasını dileyerek, şöyle konuştu: “Mimari, zarafet, vakıf ve medeniyet temadaki bu dört kavrama baktığımızda hepsinin birbirini tamamlayıp beslediğini, büyütüp zenginleştirdiğini görüyoruz. Zira tevarüs ettiğimiz tarih, kültür ve kimlik hazinesi mimariyi zarafetle buluşturmuş, zarafeti vakıf hizmetleriyle taçlandırmış, vakıf müktesebatını ise dünyada eşi benzeri olmayan bir medeniyet şölenine dönüştürmüştür. Bu şölenin en coşkulu, en estetik unsurları ise üç kıtadaki ecdat yadigârı eserlerde net bir şekilde ve göz alıcı surette tecessüm etmiştir. Camilerimiz, medreselerimiz, kütüphanelerimiz, şifahanelerimiz aynı şekilde çeşmelerimiz, su kemerlerimiz, imarethanelerimiz, hanlarımız, köprülerimiz, kervansaraylarımız ve daha nicesi, insanlığa yeni bir pencere açan vakıf medeniyetimizin birer nişanesidir. Aynı zamanda bu eserler yüksek bir üslubun tekemmül etmiş bir estetiğin adaletle, erdemle, ahlakla yoğrulmuş seçkin bir tasavvurun, ‘Halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ düsturunun en somut tezahürleri olmuştur. Kusursuz bir ilahi tasarım yaratılmış, zübde-i âlem olan insana hizmeti amaçlayan vakıf kültürümüz, milletimizin en güzel hasletlerinden biridir. Dolayısıyla bir emanet olan bu kültürü korumak, bu eserlerin ihtiva ettiği mana ve değerler evrenini yaşatmak, tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak hepimiz için kritik önemdedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 102. yaşını kutlayan Vakıflar Genel Müdürlüğünün mühim bir vazifeyi çok yüksek bir şuur ve başarıyla üstlendiğini dile getirerek, şöyle devam etti: “Genel Müdürlüğümüzün 102. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, bu vesileyle ecdadın mirasını evlatla buluşturan ata yadigârı eserlere gözü gibi bakan Vakıflar Genel Müdürlüğümüzü yürekten kutluyorum. Geçtiğimiz yılki Vakıf Haftası kutlamasında 101 vakıf eserinin açılışını yapmıştık. Bugün de yurt içinde ve yurt dışında son bir sene içerisinde restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserimizin toplu açılışını gerçekleştireceğiz. Birazdan canlı bağlantılarla Kahramanmaraş’taki Ulu Camimizin, Beyazıt Medresesi Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nin, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi Mühendislik Fakültesi ile Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültelerinin ve Kuzey Makedonya’nın Manastır şehrindeki Hacı Mahmut Bey Camimizin kurdelelerini hep birlikte keseceğiz. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Bu eserlerin bakım, onarım ve yeniden ihyasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, yüklenici firmalarımızı sahada fedakârca çalışan işçi ve mühendislerimizi, mimarlarımızı, proje uzmanlarımızı ayrı ayrı kutluyorum. 202 eserimizin her birinin banilerini, hamilerini bu yapılarda alın ve fikir teri olan tüm büyüklerimizi rahmetle yâd ediyorum. Bugüne kadar ecdadımızın emanetine sahip çıkmayı sizlere ve bizlere nasip eden Rabbime hamdediyorum. İnşallah bundan sonra da ecdadın izini ve mührünü taşıyan şanla, şerefle dolu mazimizin ruhunu ve birikimini yansıtan, milletimizi millet yapan bu değerlerin üzerine titremeye devam edeceğiz.”
“Bizim hem kültürümüzde hem de ruh köklerimizde hayır ve zarafet, biri olmadan diğeri natamam mefhumlardır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu hasletler bizim vakıf geleneğimizden mimari şaheserlerimize millî ve manevi kimliğimizin özünü teşkil eden tüm değerlere adeta sinmiş, işlemiş, hulul etmiştir. Zarafetin davranış planındaki yansıması olan nezaket ve kibarlık da hayırla doğrudan ilişkilidir. Bu hakikate gönüller sultanının şu hadis-i şeriflerinde sarih bir biçimde şahitlik ediyoruz. Hayat ve hidayet rehberimiz Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurmuştur; ‘Kime rıfktan (nezaket ve kibarlıktan) bir pay verilmişse bir kimse hayırdan nasibini almış demektir. Nezaket ve kibarlıktan mahrum olan kimse ise hayırdan nasibini alamamış demektir.’ Biz Yüce Allah’ın ‘Kim zerre miktarı hayır işlerse onun mükâfatını görecektir’ müjdesine iman etmiş bir milletiz. Hayır faaliyetlerimizi en güzel, en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş, bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz. Bilhassa sanat ve hele hele zarafet timsali mimari yapılarımızda, vakıf eserlerimizde bu özelliklerin temerküz ettiğini görürüz.”
“VAKIF GELENEĞİMİZ GÜÇLÜ, KAPSAYICI, KUŞATICI BİR YAPIYA SAHİPTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süleymaniye Külliyesi’nin Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından vakfedilen bir mabet olmanın yanında fevkalade estetik bir sanat eseri olduğunu belirtti.
Süleymaniye Camii tamamlandıktan sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın bir rüya gördüğünün rivayet olunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rüyasında kıyamet kopmuş, ruzi mahşerde terazi kurulmuştur. Terazinin bir kefesinde Süleymaniye Külliyesi, diğerinde ise bir bakraç ayran vardır. Bir bakraç ayranın olduğu kefe, terazide daha ağır basmaktadır. Hayır ve adalet konusundaki hassasiyetiyle bilinen Sultan Süleyman, gördüğü bu rüyayı devrin şeyhülislamı Ebussuud Efendi’ye anlatır. Ebussuud Efendi rüyanın detaylarına vakıf olunca kendisinden müsaade ister ve bu rüyanın hikmetini araştırmaya koyulur. Bir süre sonra caminin yapımında vazife almış ustalarla görüşür. Ustalar Ebussuud Efendi’ye şunu anlatırlar: ‘Çok sıcak bir yaz günüydü. Kan ter içinde çalışıyor, camiyi bir an önce inşa etmek istiyorduk. O gün yaşlı bir nine elinde bir bakraç ayranla çıkageldi. Evlatlarım yorulmuşsunuzdur, şu soğuk ayranı için de biraz ferahlayın diyerek bakracındaki ayranı bize ikram etti. Biz ayranı içtik, oldukça rahatladık ve Allah razı olsun diyerek o nineye pek çok hayır dualar ettik. O da Allah kolaylık versin dedi ve boş bakracı alıp uzaklaştı.’ Bu olayı dinleyen Ebussuud Efendi tekrar padişahın huzuruna çıkar ve durumu anlatır. Rüyadaki hikmet son derece açıktır. İhlasla, samimiyetle, sadece Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle işçilere ve ustalara dağıtılan bir bakraç ayran, yapılan bu mütevazı hayır Cenabıhakk’ın katında Süleymaniye Külliyesi’nden daha değerlidir. Hepimizin bu kıssadan alacağımız çok önemli hisseler olduğu kanaatindeyim.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakıf medeniyetinin temsilcilerinin çok ulvi bir mesuliyeti ifa ettiklerini dile getirdi. Vakıf temsilcilerinin sağlıktan eğitime, sosyal dayanışmadan yardım faaliyetlerine, Türk milletinin dünyaya örnek olan nevi şahsına münhasır kıymetlerini yaşattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için her birinize, şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerin bu gayretlerini inşallah hayra ve berekete tebdil eylesin diyorum” ifadesini kullandı.
Vakıf kültürünün bir diğer özelliğinin de bireysel ve toplumsal hayatın her alanını, safhasını kapsaması olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Osmanlı Devleti sınırları içinde, vakıflar sayesinde, bir adam, vakfedilmiş evde doğar, vakfedilmiş bir beşikte büyür, vakıf ormanlarından geçimini temin eder, vakıf mallarından yer ve içer, vakıf kitaplarından okur, vakfedilmiş bir medresede hocalık yapar. Vakıf idaresinden ücretini alır, öldüğü zaman da vakfedilmiş bir tabuta konur ve vakfedilmiş bir mezarlığa gömülür. Geçmişte yapılan bu tespit son derece yalın, çarpıcı ve isabetlidir. Divitinde mürekkep kalmayan talebelere mürekkep temin edilmesinden, şehit ve sahabe türbelerinin tamir edilmesine, bitkilerin, tohumların ve göç yolundaki leyleklerin korunmasından kimsesiz hastaların tedavisine kadar bizim vakıf geleneğimiz işte böylesine güçlü, bu derece kapsayıcı, kuşatıcı, kucaklayıcı bir yapıya sahiptir.”
“İYİLİKTE YARIŞANLARI DESTEKLEMEYE KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlı cansız tüm varlıkları merkezine alan vakıfların bugün özveriyle ve samimiyetle çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.
“Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar, her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri bu kutlu mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Millî ve manevi değerlerine bağlı bir gençliğin yetişmesinden nerede bir mazlum varsa imdadına koşmaya, farklı alanlarda faaliyet gösteren vakıflarımız milletimizin kıvanç kaynağı olmayı sürdürüyor. Çalana, çırpana, ‘öğrenciler için burs topluyoruz’ diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz. Onlar ne yaparsa yapsın, biz hükümet olarak, iyilikte, yardımlaşmada, dayanışmada yarışanları desteklemeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz. İnsan insanın şifasıdır. Bu inançla bir yaralı gönüle merhem olmaya, bir ihtiyaç sahibinin elinden tutmaya, milletimizin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerimizin yanında olacağız. Birazdan yılın vakfı ödülünü tevdi edeceğimiz Eren Vakfı işte bunlardan biridir. Maddi imkânsızlıklardan ötürü eğitim ve öğretim faaliyetlerinde sıkıntı yaşayan öğrenci ve öğretmenlere destek olan Eren Vakfı’mızı tebrik ediyor, çalışmalarında Cenabı Allah’tan başarılar diliyorum.”
AFET BÖLGESİNDEKİ VAKIF ESERLERİNİN DURUMU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün gerek yurt içinde gerek yurt dışında vakıf mirasına dört elle sarılıp bu eşsiz hazineyi zenginleştirerek görevini bihakkın yerine getirdiğini söyledi.
Asrın felaketinde hasar gören 377 vakıf eserinden 276’sının onarım ve restorasyonunun tamamlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geri kalan 101 eserin tadilat ve rekonstrüksiyonu bunlarda inşallah bitti. Yıl içerisinde nihayete erecek. Böylece 2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak” dedi.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün son dönemde çok önemli çalışmalara imza attığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camimiz, 2020’de asli hüviyetine kavuşturduğumuz Ayasofya-ı Kebir Camii Şerifimiz, barok tarzdaki üslubuyla öne çıkan Nuruosmaniye Külliyemiz, yaklaşık 700 yıllık bir tarihe sahip olan Sungur Bey Cami’miz ve daha nice önemli eserde oldukça titiz bakım ve onarım faaliyetleri yürütüldü. ‘Evlad-ı Fatihan’ diyerek başta gönül coğrafyamızda adeta bir restorasyon seferberliği başlatılarak 2012’den bugüne tam 40 eser ihya edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Kosova ve Bosna Hersek’te ise 11 eserin onarımı devam ediyor. Göğsümüzü kabartan milletimizin yüz akı olan bu çalışmalardan ötürü Vakıflar Genel Müdürlüğümüze sizlerin huzurunda bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim bu başarılarınızı inşallah daim eylesin diyorum. Bu düşüncelerle son bir yılda restorasyonu tamamlanan 202 eserimizin tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, ülkemizin, milletimizin, vakıf camiamız ve hayırseverlerimizin 2026 Vakıf Haftası’nı yürekten tebrik ediyorum.”
“MARKA &PATENT ÇETESİ“ FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, “Ekonomik Misyon” kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirterek, “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, programa katılmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, fuara katılan ziyaretçileri selamladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 120 ülkeden 1700’den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.
Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “1300’ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa’nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500’ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın.”
Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.
“TÜRKİYE, SAVUNMA ALANINDA YILDIZI IŞIL IŞIL PARLAYAN ÜLKELER ARASINA ADINI GURURLA YAZDIRMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500’ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti: “Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır.”
Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.
Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.
“Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek SAHA 2026’da sergilenen gurur verici ürünler gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.
Burada tek tek isimleri saymaya kalkıldığında değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları katılımcıların gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların inanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyonun bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, “Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı” şeklinde konuştu.
Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma ve havacılık ihracatımız Nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah’a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletinin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklere güven veren bu başarı hikâyesini yazmalarının öyle kolay olmadığını, görünür görünmez nice engelle karşılaştıklarını, ambargolarla, kısıtlamalarla önlerinin kesilmek istendiğini vurguladı.
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİSİNDE NE ZAMAN BÜYÜK BİR ADIM ATSA BİRİLERİ HEMEN DEVREYE GİRDİ”
Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ‘Başımıza yeni icat çıkarmayın’ dediler, ‘Dışarıdan almak daha kolay’ dediler, ‘Ekonomik olarak ‘feasible (mümkün)’ değil’ dediler ‘Savunma sanayi yatırımları verimsiz’ dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ‘Balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ‘Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ‘Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026’da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar’ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yâd ettiğini söyledi.
Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar’ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim ‘iç cephe’ olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz” ifadelerini kullandı.
Bu durumu Mehmet Akif Ersoy’un Nasrullah Camisi’nde yaptığı konuşmada, “Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır” şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur” dedi.
Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BİR GELECEĞİN İNŞASINI HEDEFLEYEN BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeisse kapılmadıklarını ifade etti.
Birlik ve bütünlüklerinden ödün vermediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Harim-i ismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mevziinin fikri ve siyasi müşterek karargâhının Cumhur İttifakı olduğunu belirterek, “Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı öz güvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir” sözlerini sarf etti.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasının kutlu emaneti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu iradenin temelinde ‘vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip, kardeşlik bilincini güçlendirerek husumet duvarlarını tek tek yıkıp, fitnelerin kökünü kurutarak terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeniçerilerin başlarında taşıdığı keçeden yapılan “börk” takdim edildi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.