Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın’da “Ev Sahibi Türkiye” kura çekimi, anahtar teslim ve toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Ev Sahibi Türkiye sloganıyla bir konut projesi başlattık. Projemizde, ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 ana okulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakım evlerini, taziye evlerini, misafirhanelerini ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın Büyükşehir Belediye Binası önünde düzenlenen; “Ev Sahibi Türkiye” 6.973 Kura Çekimi, 1.482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların Toplu Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün hayatını kaybeden eski AK Parti Milletvekili Mehmet Altay’a Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı diledi.
Aydın’ın Büyük Menderes’in bereketiyle, zeytiniyle, inciriyle, çalışkan insanıyla Türkiye’nin yüz akı şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adnan Menderes’in demokrasi bayrağını yükselttiği ve kalesi olarak gösterdiği Aydın’ın gönüllerinde müstesna bir yerinin olduğunu belirtti.
Tarih ve medeniyet kokan ovası, dağı, deniziyle, eşsiz güzelliklere sahip Aydın’da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizi bağrınıza bastınız, kucakladınız. Bugün bir kez daha efeler şehri, merhum Menderes’in şehri olduğunuzu gösterdiniz. Coşkunuz, dayanışmanız, sevginiz, heyecanınız, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizin şu güveninizi boşa çıkarmamanın çabası içindeyiz. Aydın’a mahcup olmamak, Aydın’ı mahcup etmemek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Büyükşehir belediyemiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, bakanlıklarımız öbür taraftan Aydın için seferber olmuş durumdalar. Devletimizin tüm kurumları tam bir iş birliği içinde, koordinasyon içinde Aydın’ı daha da güzelleştirmenin kalkındırmanın mücadelesini veriyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, toplam değeri 87,5 milyar lirayı aşan yatırımları şehrin hizmetine sunduklarını ifade etti.
“Ev Sahibi Türkiye” sloganıyla bir konut projesi başlattıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Projemizle ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 anaokulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakımevlerini, taziye evlerini, misafirhaneleri ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye’mize kazandıracağız. Yüzyılın Konut Projesi’nin kura çekimlerine geçen ay başladık. Bugün de Aydın’da merkezde 2 bin 100, ilçelerde 4 bin 873 olmak üzere toplam 6 bin 973 konutun kurasını çekiyoruz. Konutlarımızın ilk teslimatlarını 2027 yılının mart ayından itibaren yapmak niyetindeyiz. Sosyal konutlarımız, şimdiden Aydınlı kardeşlerimize hayırlı uğurlu olsun.”
“MİLLETE MAHCUP OLMAMAK İÇİN ADETA ÇIRPINDIK”
Yapılacak bu konutların anahtarlarını hak sahiplerine teslim etmeyi Allah’tan dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şimdi ana muhalefetin genel başkanı yine çıkıp ‘bu evleri bitiremezler’ diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü abuk sabuk argümanı öne sürerek, bu evlerin niçin yapılamayacağını millete anlatmaya çalışacaktır. Bunu nereden mi biliyorum, aynısını deprem bölgesinde yaptı da ondan biliyorum. Hatırlayın, 6 Şubat depreminden sonra bize neler neler söylediler. ‘Hükûmet bu enkazın altında kalır, bunlar enkazı kaldıramaz, evleri inşa edemezler’ dediler. Aynı şeyi İzmir için de söylediler. Peki İzmir’de, o depremde, biz bütün enkazı kaldırdık mı? Vatandaşlarımızı hamdolsun o konutlara yerleştirdik mi? Dünyanın en büyük şantiyesini deprem bölgemizde kurarak, 7 gün, 24 saat esasıyla çalıştık, çabaladık, millete mahcup olmamak için adeta çırpındık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Aralık’ta, yıl bitmeden 455 bininci konutun anahtarlarını Hatay’da hak sahiplerine teslim ettiklerini anımsattı.
Millete söz verdiklerini, sözlerini de yerine getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupası dahil dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı bir yükü alnımızın akıyla sırtladık. Geçenlerde nasıl olduysa CHP Genel Başkanı’nın yolu Hatay’a düşmüş. Baktım orada kendince yaşadığı utancı gizlemeye çalışıyor. Hatay’da yapılan işleri gördükçe konutları, yolları, caddeleri, okulları, hastaneleri, ticarethaneleri gördükçe vakti zamanında ettiği o büyük laflar aklına geliyor ve herhâlde onların altında eziliyor. Normalde bizden açıkça özür dilemesi gerekirken, lafı eğip bükerek işin içinden ayrılmak istiyor, sıyrılmak istiyor. Daha fazla pot kırmasa aslında bu yaptığı anlaşılabilir. Fakat bu zat, depremin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra çıkıyor, ‘deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız’ diyor. İyi hoş da sormazlar mı sana? ‘Üç yıldır neredeydin Özgür efendi?’ Sormazlar mı, 455 bin konut yapılıyorken sen neyle meşguldün Özgür efendi? Deprem bölgesine sahip çıkmak şimdi mi aklınıza geldi? Neredeyse üç yıldır sürecin hiçbir yerinde yoktunuz. Hayırdır, daha yeni mi ayıldınız? İnşa ve ihya çalışmaları bitmek üzere ama CHP Genel Başkanı’nın aklına deprem bölgesine sahip çıkmak daha yeni geliyor. Hep söylüyorum, bunların ülkede ne olup bittiğinden inanın haberleri yok. Bunlar, bizim verdiğimiz sözleri, kendilerinin bedava traktör vaatleri gibi zannediyorlar. Her çiftçiye bedava traktör, her depremzedeye bedava ev vereceklerdi ama bütün işleri gibi, onlar yalan oldu.”
“NE EMEKLİ UMURLARINDA NE MAAŞ YERİNE HARÇLIK VERDİKLERİ İŞÇİLER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefetin emekliler üzerinden bir istismar arayışı içinde olduğunu dile getirdi.
“Yönettikleri belediyelerde işçiye maaş yerine harçlık veren kendileri değilmiş gibi emeklilerimizi, hükûmetimize karşı kışkırtmaya çalışıyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Emekçiler, maaşlarını alamadıkları belediye önünde eylem yapıyor. Bunlar ya tropikal adalarda keyif çatıyor ya da Meclis’i panayır yerine çeviriyor. Madem emekçinin, emeklinin hakkını düşünüyorsunuz, Ankara’da kürsü basacağınıza belediye çalışanlarının maaşlarını düzenli ödeseniz ya. Maalesef işte böyle tutarsızlar. Ne emekli umurlarında ne maaş yerine harçlık verdikleri işçiler. Bunların tek bildiği hakaret etmek, çamur atmak, karalamak, kabir başında rakı kadehi tokuşturup, milletin parasıyla tropik adalarda keyif çatmak.”
İnşa ettikleri eserlerle, ülkeye kazandırdıkları hizmet ve projelerle konuştuklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bulabiliyorsanız siz de eserlerinizden bahsedin. Siz de hizmetlerinizden bahsedin Özgür efendi. Türkiye için bugüne kadar hangi katma değeri ürettiniz? Eğer cesaretiniz varsa gelin ondan bahsedin. Yapabiliyorsanız bizimle laf değil, eser yarıştırın, hizmet yarıştırın. Ege’nin incisi Aydın’dan bir kez daha ilan ediyorum, nasıl 455 bin konutu söz verdiğimiz gibi yaptıysak, 500 bin sosyal konutu da aynı hızla, aynı kararlılıkla inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal konut projesi tamamlandıktan sonra Aydın’a gelip yeni yuvalarına kavuşan hak sahipleriyle de buluşacaklarını belirterek, “Bugün ayrıca farklı mahallelerimizde inşası tamamlanan 1467 konut ve 15 iş yerini Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunuyoruz. 64 bin metrekare alana sahip 4 millet bahçemizi hizmete açmıştık, 123 bin metrekare alanda yapımı devam eden 4 millet bahçemizi daha inşallah çok kısa süre içinde tamamlayacağız” bilgisini verdi.
“GURUR VERİCİ BİR ŞİFA MERKEZİNİ AYDINIMIZA KAZANDIRIYORUZ”
Yeni açılan Aydın Şehir Hastanesinin her açıdan Aydın’a layık bir eser olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçerisinde 365 polikliniğin ve 34 ameliyathanenin yer aldığı 1300 yatak kapasiteli Aydın Şehir Hastanemizin kurdelesini bugün kesiyoruz. 65,5 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip Aydın Şehir Hastanemizde 2 bin 269 araçlık açık ve kapalı iki adet otoparkımız bulunuyor. Nükleer tıp merkeziyle, 45 diyaliz cihazıyla, 16 yanık yatak sayısıyla, toplam 250 yoğun bakım yatağıyla, 3 MR, 3 tomografi cihazıyla her açıdan gurur verici bir şifa merkezini Aydınımıza kazandırıyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın Şehir Hastanesinin aynı zamanda bir eğitim ve araştırma hastanesi de olacağını dile getirerek, şunları kaydetti: “Hem nitelikli kadrosuyla Aydın halkına sağlık hizmeti sunacak hem de ülkemize tıp alanında kadro yetiştirecek. Benim Aydınlı kardeşim birinci sınıf sağlık hizmetini başka yere gitmeden kendi şehrinde alacak. Aralarında 75 yataklı Çine Devlet Hastanemizin, Didim Devlet Hastanemizin 75 yataklı ek binasının, Nazilli’de 40 üniteli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin de olduğu diğer sağlık yatırımlarımızın da şehrimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Hizmete sunduğumuz eğitim kurumları, hükûmet konakları, spor tesisleri, köprüler, 276 kilometre uzunluğunda sinyalizasyon projesi, yangın havuzu ve göletlerin de Aydın’a hayırlı olmasını diliyorum.”
Aydın Büyükşehir Belediyesinin yatırımlarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aydınlı kardeşlerimin ‘Topuklu Efesi’ Özlem Çerçioğlu, maşallah sosyal belediyecilik alanında başarı çıtasını sürekli yükseğe taşıyor. Büyükşehir Belediyemizin 8 adet projesini bugün hizmete veriyoruz. İncirliova ve Kuyucak’ta 2 adet çocuk gelişim merkezimiz tamamlandı. Efeler’de tekstil alanı içerisindeki tescilli binalarımızın restorasyonu yapıldı. Belediyemiz Didim’de huzurevimizi güçlendirdi, kültür merkezimizin bakım ve onarımını başarıyla bitirdi. Ayrıca Nazilli ilçemizin 2’nci, Aydın’ın 7’nci otizm merkezi tamamlandı. Nazilli’de diş sağlığı polikliniği, Efeler’de Acarlar-Şehir Hastanesi yolunun ve Hayvan Doğal Yaşam Alanı’mızın birinci etabının bakım işleri bitti. Bunları da sizlerin istifadesine sunuyoruz. Bu yatırımlardan emeği geçen bakanlıklarımızı, kurumlarımızı ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Yüklenici firmalarımızla birlikte şantiyede fedakârca ter döken işçi, mimar ve mühendis kardeşlerimizin tamamına gönülden teşekkür ediyorum.”
“İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASINDA KURULAN KÜRESEL NİZAM KÖKTEN ÇATIRDIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel nizamın kökten çatırdadığını belirterek, “Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir yapıya doğru hızla ilerliyoruz” dedi.
Yıllardır konforlu bir coğrafyada bulunmanın keyfini çıkaran ülkelerin ilk defa hayatın gerçekleriyle yüzleştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim senelerdir uğraştığımız meselelerin çok küçük bir kısmıyla onlar da burun buruna gelmeye başladı. Davos’taki tartışmalara baktığımızda küresel sisteme yönelik yaptığımız eleştirilerin artık Batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz. Düne kadar bize küresel sistemi öven Batılı liderler, bugün çarpıklıktan, adaletsizlikten, sistemin sorunlarından bahsediyorlar. Bizi acımasızca eleştirenler, görüyorum ki bugün bize hak veriyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki mazlumlara sahip çıktıkları için 13 yıl boyunca kendilerine denilmedik laf kalmadığına değinerek, şöyle devam etti: “‘Türkiye yalnızlaşıyor’ dediler. ‘Türkiye, Orta Doğu bataklığına saplanıyor’ dediler. Hatta ülkemizi ‘DEAŞ terör örgütüne destek vermekle’ suçladılar. Peki sonuçta ne oldu? Suriye’de zalim rejim devrildi, zulüm bitti. Elinde 1 milyona yakın Suriyelinin kanı olan bir yönetim yerine, Türkiye’nin çok yakın dostu bir hükûmet geldi. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın dirayetli liderliğinde, ülkemizin de güçlü desteğiyle şimdi Suriye hızla toparlanıyor. 13,5 yıllık çatışmaların ardından güvenlik ve istikrar yeniden sağlanıyor. Terör örgütleri işgal ettikleri yerlerden Suriye Ordusu tarafından yavaş yavaş çıkartılıyor. Eski rejim döneminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimiz yeni Suriye’nin asli parçası oluyor, hakları en üst seviyede teslim ediliyor. Türkmen kardeşlerimiz aynı şekilde yeni yönetimde çok önemli görevler üstleniyor. DEAŞ denilen terör örgütüyle, bu belayla mücadele eskisinden bile daha güçlü ve kararlı bir hâle geliyor. Bölgemizde her türlü terörün kökü hamdolsun kurutuluyor. Yani yıllardır ülkemiz için endişe kaynağı olan sorunlar birer birer çözüme kavuşuyor. Tarihin doğru tarafında durmamızın, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirmemizin, komşuluk hukukuna riayet etmemizin meyvelerini hamdolsun topluyoruz. Halep’te, Hama’da, Humus’ta, Afrin’de, İdlib’de milyonlar cıvıl cıvıl Türkçe konuşuyor, Türkiye’yi konuşuyor. Bize hayır duaları ediyor. İnşallah çok daha iyi olacak.”
“SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ AYRILIKÇI TERÖR TEHDİDİ TAMAMEN ORTADAN KALKINCA TÜM BÖLGEMİZ RAHATLAYACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyindeki ayrılıkçı terör tehdidi tamamen ortadan kalkınca sadece Suriye halkı değil, tüm bölgemiz rahatlayacak. Suriye bölgede bir refah ve istikrar adasına dönüştükçe bundan hepimiz istifade edeceğiz. Bir bütün ve güvenli Suriye’nin kazananı Araplar, Türkmenler, Kürtler, Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar ve diğer tüm Suriye vatandaşları olacak. Bunun için önce 86 milyon olarak birbirimize kenetleneceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep beraber Türkiye olacağız” dedi.
İslam kardeşliğinin ortak faydasında bölgedeki halklarla bir araya geleceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağduyulu, sabırlı ve soğukkanlı davranacaklarını, oyuna gelmeyeceklerini, sosyal medyadan körüklenmek istenen fitne ateşine karşı uyanık olacaklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kutuplaşmanın, kamplaşmanın hem kendilerine hem de bölgeye acıdan başka bir şey getirmeyeceğini, etnik köken ve mezhep üzerinden gerilimin coğrafyalarına sadece hüzün ve gözyaşı getireceğini söyledi.
Hükûmet olarak, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ne yaptıklarını çok iyi bildiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İç siyasette de dış politikada da Terörsüz Türkiye sürecinde de attığımız her adımı hesaplıyor, ölçüyor, biçiyor, ondan sonra harekete geçiyoruz. Bugüne kadar ne ülkemizin ne milletimizin kılına dahi zarar getirmedik. Çevremizdeki ülkeleri tesiri altına alan yangının ülkemize sıçramasına, Allah korusun bize de sirayet etmesine izin vermedik” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok zorlu süreçleri çok başarılı şekilde yönettiklerine dikkati çekerek, “Bunu da siz Aydınlı kardeşlerimizin desteği ve duası sayesinde başardık. Şundan milletim emin olsun, Türkiye ehil kadroların yönetimindedir. Türkiye tecrübeli kadroların idaresindedir. Türkiye AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın riyasetinde tam bir güven içindedir. Rabb’im bizi milletimize hizmet yolundan ayırmasın, Rabb’im Aydınımızı daha nice güzel hizmetlerle buluşturmayı bizlere nasip etsin diyorum” ifadelerini kullandı.
Aydın halkına müjde vermek istediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değerli kardeşlerim Aydın Çıldır Havalimanı’nın ticari uçuşlara açılması için gerekli çalışmaları başlatıyoruz. Ulaştırma Bakanıma gerekli talimatı verdim, hayırlı, uğurlu olsun. Bu düşüncelerle açılışını yaptığımız tüm eserlerin Aydınımıza, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımları şehrimize kazandıran bakanlıklarımıza, Aydın Büyükşehir Belediyemize, kurumlarımıza, firmalarımıza, mühendislerimize, işçisine, herkese, her bir kardeşime tekrar teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından açılış törenine geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çine Devlet Hastanesi ve Nazilli Sağlık Kompleksi’nin açılışını canlı bağlantıyla gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Aydın’da yapımı tamamlanan 1482 konuttan 10’unun anahtarını hak sahibi ailelere teslim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, daha sonra 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Aydın’da yapılacak 6 bin 973 konutun kurasını butona basarak noter huzurunda çekti. Yapılan duanın ardından kurdele kesilerek yapımı tamamlanan tesislerin açılışı gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından Aydın Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti.
“MARKA &PATENT ÇETESİ“ FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programında yaptığı konuşmada “İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi; Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Hem İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümü hem de bayram vesilesiyle bir araya gelindiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fethin 573. yıl dönümünde İstanbul’un daha bir güzel olduğunu, katılımcıların mübarek bayram gününde daha bir güzel olduğunu söyledi.
Vatandaşların Kurban Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan, bayramda sılası gözünde tüten bütün vatandaşlarımın, gönül coğrafyamızdaki her kardeşimizin, yeryüzündeki her Müslümanın bayramını tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını, kardeşliğe, barışa ve huzura vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kesilen kurbanların Allah katında makbul olmasını diledi.
Bayramın şüphesiz en çok çocuklar için bayram olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayram cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur. Asıl böyle anlamını bulur. Türkiye’nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor, her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
Mübarek bayram günlerinin insanın dostluğu, kardeşliği, millî ve manevi değerleri en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlar olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün, yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin derdiyle dertleniyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp, ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor. Geçenlerde Hakk’a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu. ‘Afrika’da öldürülse bir yerli, canı benden çıkıyor seni bildim bileli.’ İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenabı Allah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Müslümanların ibadetlerinin kabul olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gönülden yapılan duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde, Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu duasına bizler de yürekten amin diyoruz: ‘Zülfünün zincirine bent eyledi şahım beni, kulluğundan kılmasın azat Allah’ım beni.’ Evet, Rabbim bizleri kendi yolundan, Peygamberinin yolundan, Peygamberinin müjdesine nail olan Sultan Fatih’in yolundan ayırmasın. Rabbim nusretini, hamiyetini, merhametini milletimizden eksik etmesin. Rabbim, bu mübarek günler hatırına, bütün mazlum ve yaralı coğrafyaları hasretini çektiğimiz huzur ortamına kavuştursun” ifadelerini kullandı.
Şu anda karşısında “İstanbul” olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün bir taraftan Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken diğer taraftan İstanbul’un fethinin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içinde olduklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlamlı günde, tam 573 sene önce İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan, gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşındayken İstanbul’un fethini gerçekleştiren o şanlı komutanı, aynı şekilde kemal-i edeple yâd ediyorum. Yine burada, bin yıldır semalarımızdan ezan-ı Muhammediler eksilmesin. Bayrağımız gökyüzünde nazlı nazlı dalgalansın. Mabetlerimizin üzerine namahrem eli değmesin. Her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye feda-i can eyleyen tüm kahramanlara Rabbimden rahmet diliyorum. Fethin 573. yılı kutlu olsun, mübarek olsun” diye konuştu.
“Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil, dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde, yüzyıllar sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi, her kökene, her inanca, her görüşe, o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi, coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi, yerine kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi, Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır. Bu hakikati büyük tarihçi, rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor: ‘O, 1451’de tahta oturduğu andan bu yana fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış. 20 Nisan deniz bozgunu, fethi tehlikeye düşürdüğü anda da azim ve kararında sarsılmamıştır. İstanbul’un fethi ve 500 yıllık imparatorluk, yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir. Bu, tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk-İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir.'”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul muhakkak feth olunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir” şeklindeki hadisi şerifi konuşmasında aktardı.
İstanbul’un fethinin iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi, yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı hâline getiren, bunun için hiçbir fedâkarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin, dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethinin bu topraklarda, Malazgirt’le başlayan fetihler silsilesinin en parlak halkası olduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Hani diyor ya Fazıl Hüsnü Dağlarca, ‘Havanın mazisinde, denizin yeşilinde bir türkü, Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar yüce fetihle büyümüşüz. Nur ile kuvvetle aşk ile kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin, koca feleklere görünmüşüz. Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul, almışız.’ İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi, milletimizin mefkûresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar, Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, feth-i mübine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi, her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakârlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkûresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu toprakların 1071’den bu yana vatanları, İstanbul’un ise 1453’ten bu yana “Türk İstanbul” olarak milletin gözbebeği ve iftihar tablosu olduğunu dile getirdi.
Bunu hâlen kabullenemeyenler olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “İstanbul’un fethini hâlen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda ama buldukları her fırsattan bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Ne diyor onlar? ‘Her kim ‘Zulüm 1453’te başladı’ diyorsa maskesini indirin altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim ‘İstanbul’un statüsü değişsin’ diyorsa bunlar Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir” ifadelerini kullandı.
“BU ZİHNİYETİN TEMSİLCİLERİNE DÜN FIRSAT VERMEDİK, BUGÜN DE YARIN DA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Her kim ‘İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek, ‘Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti.’ diyorsa pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız. Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in ‘Türk İstanbul’ dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kendilerine emaneti olan bu aziz şehre gözleri gibi bakmaya devam edeceklerini söyledi.
86 yıllık hicranın ardından Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıkları gibi kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır, eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef, yeter ki Sultan Fatih gibi ‘Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım.’ diyerek kararlılığı göstermiştir. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için hep birlikte çalışacak, saflarını daha da sıklaştıracaklarını, İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacaklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim.” diyerek şunları söyledi: “Dünyamız ve bölgemiz, gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz.”
Haliç’ten geçen gemiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve katılımcıları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, program süresince yanına gelen ve elini öperek kendisiyle bayramlaşan çocuklara bayram harçlığı verdi.
Konuşması sırasında yanına gelen engelli bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzünü okşayıp öptü ve kendisine sarıldı. Erdoğan da kız çocuğuna sarılarak karşılık verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önce sahne alan Azerin, “Türkler Geliyor” ve “Çırpınırdı Karadeniz” şarkılarını seslendirdi.
Azerbaycanlı sanatçı daha sonra sahneden inerek selamlaştığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bayramını kutladı.
Çocuklardan oluşan Gülbeşeker Eğitim Kurumları Mehteran Takımı program sonunda sahne aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayiimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikâyesi yazmaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şunları kaydetti: “Bizleri sağlık ve sıhhat içinde, huzur-u kalple bir bayrama daha eriştiren Cenabıallah’a şükürler olsun diyorum. Bu kutlu günlerin ülkemiz, aziz milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Kestiğiniz kurbanların, ettiğiniz duaların, yaptığınız hayır ve hasenatın Hak katında kabul olmasını, inşallah, ecirlerinizi artırmasını diliyorum.
Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle, acıyla, kalplerinde ince bir sızıyla karşılayan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyor, Kurban Bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Rabbim, bizleri hem millet hem de ümmet olarak merkezinde barışın, esenliğin, vahdet ve uhuvvetin olduğu daha nice bayramlara kavuştursun niyazında bulunuyorum. Kurban, bir ibadet olmanın yanı sıra kelime anlamı itibarıyla aynı zamanda ‘yaklaşma’, ‘yakınlaşma’, ‘yakın olma’ demektir.
İnanıyorum ki her bir vatandaşımız gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek böylece hem Allah’a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır.
Şayet muhabbet ve diğerkâmlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri hakkıyla idrak edebilirsek işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek, darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına, kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır.
İslam âlemi olarak bir huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken, öte yandan bölgemiz ve dünyamız stres düzeyi yüksek bir dönemden geçiyor. İsrail, ateşkese rağmen Gazze’den Batı Şeria’ya, Doğu Kudüs’ten Lübnan’a kadar coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor.
Yine İsrail’in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştuğu bu dönemde Türkiye, ekonomisiyle, altyapısıyla, tecrübeli kurumları, liyakatli kadrolarıyla en önemlisi tahkim ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak göz dolduruyor. Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayiimiz olmak üzere her alanda topluyoruz.
238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikâyesi yazmaktadır.
Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra, inşallah, yeni dönemin parlayan yıldızlardan biri Türkiye’miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ SAMİMİYETLE MENZİLİNE DOĞRU GÖTÜRÜYORUZ”
Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye süreci bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde huzur ve güvenliğin güçlenmesine, sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihî süreci, çok büyük bir özenle, sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye’ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır, ilk günkü gibi sapasağlam ayaktadır.
Bu düşüncelerle Kurban Bayramı’nın ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için bir kez daha hayırlar getirmesini diliyorum. Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin dua ve ibadetlerini Rabbim kabul buyursun, diyorum. Bayramda seyahat edecek vatandaşlarımızdan hız limitlerine ve trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum. Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyor, aileleriniz ve sevdiklerinizle birlikte huzurlu bir Kurban Bayramı geçirmenizi diliyorum. Bayramınız mübarek olsun. Kalın sağlıcakla.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.