Bir çocuk annesi olan Zeynep Türker ,yaşam standartlarına, planlamalarına çok önem veriyor. O hem bir iş kadını hem de iyi bir anne olmanın gururunu yaşıyor. Haftalık planlamalarına, iş saatlerine, randevularına oldukça özen gösteriyor. Genel olarak baktığımızda, tüm çalışanları ve geniş vizyonu ile benimsenmiş kişiliği ile hem sigortacılık sektörü, hem de birçok alanda değerleri, kuralları standartların uygulanması konusunda engin deneyimi ve farkındalığı olan bir yönetici olan Zeynep Türker’
Hani şöyle tarihin sayfalarını karıştırdığımızda, M.Ö 377 yıllarında Bitinya Krallığı ile başlayıp ,Bizans ,Roma ve Osmanlının derin izlerini buram buram içerisinde yaşatıp, 1. Dünya savaşında yara alan Yavuz zırhlısının kıyıya çekilmesini takiben 1927 de tersane bölgesi olarak seçilen Garnizon Şehri Kocaeli İlimizin şirin beldesi Gölcük .
“İyi ki Varsın” yazı dizimizde, tarihi dokusunda Bahriyeli diyarı, Gölcük doğumlu, Ankara’ da eğitim ve İstanbul’da iş hayatına devam eden bir soluğa, iş yaşamındaki (Sigorta ve Risk Yönetimi, İnsan Kaynakları, İş Geliştirme ve Satış ) alanlarında uzmanlaşmış, farklılıkları ile sektöre renk ve yön veren ,31 Mart 1972 yılında Gölcük de dünyaya gelen Zeynep Türker’ e yer verdim.
Kendisini anlatırken ; “Ben bir Bahriyeli kızıyım. 1970 li yıllar, eline ekmeğini alıp, çalışmaya başlar başlamaz evlenilen ve hemen çocuk sahibi olunan yıllar. Genç bir bahriyeli teğmen ve idealist bir halk eğitimi öğretmeninin ilk çocuğu olarak hayata merhabam , 51 yıl önce 31 Mart 1972 da bir Cuma akşamı “diyor ve devam ediyor. Bahriyeli olmayanlar için yeni, bilenler için tanıdık birkaç cümleyle doğum gününü anlatıyor; O akşam babamın görev yaptığı muhrip alargadadır. Poyrazdan gemiye ışıldakla haber verilir. İşkampavya babamı almaya gemiye doğru yola çıkar. Babam ben doğmadan az önce hastaneye yetişir, bu konuda şanslılardanım diyerek hayata gülümsüyor.
“Gölcüklülerin çok ortak noktası vardır bunlardan bir tanesi hatta en önemlisi ; Gölcük çocuklarının ,Gölcük Donanma Deniz Hastanesinde dünyaya gelmeleri . Çoğu anne ve bebekleri hayata merhaba derken, babalar uzaktadır. Çoğu anaokulundan lise sona kadar aynı okullara giderler.” 1989 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi “ODTÜ” başlayan üniversite yıllarında Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık öğrencisi olarak, eğitimcilik, psikoloji, psikoterapi eğitimleri aldı. 1994 mezun olarak iş hayatında kendisine yol çizerken, o dönem son derece revaçta olan İnsan Kaynakları alanı ilgilisini çekti. Yaklaşık 6 yıl İnsan Kaynakları alanında Kurumsal firmalarda ve danışmanlık firmalarında, İnsan Kaynakları’nın yeni yeni keşfedilen ve kurumlara entegre edilen çeşitli alanlarında deneyim kazandı.
3 genç girişimci olarak “Head hunting” “oldukça başarı dolu yıllara imza attılar. Bu süreç, özellikle farklı alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin, insan kaynağı arayışında dikkat ettiği ve sorguladığı özellikleri, beklentilerini anlamada müthiş bir tecrübe idi. Maalesef 2000 de başlayan ekonomik kriz bu dinamik girişimin devamına izin vermedi.
Zeynep Türker, Sigorta sektörüne sonradan katılanlardanım diyor ve ekliyor. Bu süreçte danışmanlık yaptığım bir sigorta şirketinin yöneticisinin “akıllı kızsın, yaparsın” demesiyle, organizasyon olarak aşina olduğum ancak tekniğini hiç bilmediğim sigorta sektöründe ikinci kariyerime başladım, çekirdekten yetiştim, çok çalıştım, çok okudum, çok sordum. Bu sektörü çok sevdim. Sigorta ürünlerinin doğru anlaşılması, sigortalının ihtiyaç tespiti sonrasında uygun çözümlerin araştırılması ve global mecrada çalışan brokerler, o dönemlerde sigortaya bakış açısında önemli değişimler yarattılar. Bu değişimdeki ekibin bir parçası olmak bana hep onur verdi.
Tesadüflerle başladığım bu sektör, bana iş hayatının o zamana kadar görmediğim dinamiklerini tanıma fırsatı verdi. Bir Yönetim Kurulu Başkanı, Bir Genel müdür, bir CFO bakış açısını tanıma ve anlamama yardımcı oldu. Diyor.
Tüm projelerinde; profesyonellerin stratejileri, risklere bakışları, krizlere reaksiyonları, sigorta aracıları ve şirketleri ile yürüttükleri müzakerelerdeki davranışları gibi ufkunu açan, deneyimin önemini daha da pekiştiren pek çok duruma tanık oldu. Özellikle çokuluslu şirketlerin sigortayı bir kurum fonksiyonu olarak değerlendirdiklerini, genellikle maliyet olarak görünen sigortanın bu strateji ile bilinenin çok ötesine geçtiği, şirketin hayat damarlarından biri haline geldiğini gözlemledi. Bu sayede iletişimde olduğu, yurtiçi ve yurt dışında pek çok sigorta şirketi, reasürör, UW ile tanışma ve beraber çalışma fırsatı buldu. 5 yıl Türkiye’nin En Büyük Bağımsız Brokeri Nart , yaklaşık 14 yıl Dünya’nın en büyük sigorta brokeri Marsh ve 1,5 yıl JLT de Genel Müdür Yardımcılığının ardından, 2020-2023 yılları arasında Aktifbank İştiraki olan Sigortayeri’nde Kurumsal Riskler Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Sektörün sigorta şirketi, sigorta brokeri ve sigortalı tarafında çalışarak farklı ve özgün bir perspektif kazandı. Sanayi ve ticaret kuruluşlarının karşı karşıya olduğu yepyeni ve çok bilinmezi olan risklerinin yönetimi ve transferinde, sürdürülebilir ve güçlü bir sigorta programının tasarlanmasında, sigorta yaptırırken ya da hasar anında kurumların ek bilgi ve danışmanlığa ihtiyaç duydukları durumlara, büyük bütçeli sigortalara karar verme süreçlerindeki eksikliklere ve bu eksikliklerin sonuçlarına tanık oldu. Bu nedenle uzun yıllardır edindiği bilgi ve tecrübelerini paylaşarak, kurumlarla “masada aynı tarafa” oturarak destek olmaya karar verdi.
Öğrendiklerini, tecrübelerini paylaşarak, sorunlara çözüm geliştirmek, bu mesleğe gönül vermiş ve fark yaratmak isteyen tüm genç meslektaşları için de her zaman faydalanabilecekleri bir kaynak olması için kişisel web sitesi kurdu. Kendi deyimi ile “İnsanların hayatına dokunuyorum. Dokundukça, paylaştıkça, karşımdakinin yüzünde tebessümü görünce çok mutlu oluyorum,” diyor.
Ülkesine olan sevgisi, farkındalık yaratan girişimci ruhu ve kurumsal yönetim anlayışı, yardımsever kişiliği, Yönetim – Strateji belirleme alanında yaratıcılık özelliği, bilge kişiliği ile toplumun sevgisini ve takdirini almış vasıfları üzerinde bulundurması, gelecekte de hem yurtiçi hem de yurtdışında kaynağı insan olan, faydalı çoğu kapsamlı projeleri yaşama kazandıracağını biliyor ve kendilerine,
“MARKA &PATENT ÇETESİ“ FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, “Ekonomik Misyon” kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirterek, “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, programa katılmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, fuara katılan ziyaretçileri selamladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 120 ülkeden 1700’den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.
Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “1300’ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa’nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500’ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın.”
Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.
“TÜRKİYE, SAVUNMA ALANINDA YILDIZI IŞIL IŞIL PARLAYAN ÜLKELER ARASINA ADINI GURURLA YAZDIRMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500’ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti: “Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır.”
Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.
Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.
“Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek SAHA 2026’da sergilenen gurur verici ürünler gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.
Burada tek tek isimleri saymaya kalkıldığında değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları katılımcıların gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların inanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyonun bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, “Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı” şeklinde konuştu.
Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma ve havacılık ihracatımız Nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah’a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletinin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklere güven veren bu başarı hikâyesini yazmalarının öyle kolay olmadığını, görünür görünmez nice engelle karşılaştıklarını, ambargolarla, kısıtlamalarla önlerinin kesilmek istendiğini vurguladı.
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİSİNDE NE ZAMAN BÜYÜK BİR ADIM ATSA BİRİLERİ HEMEN DEVREYE GİRDİ”
Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ‘Başımıza yeni icat çıkarmayın’ dediler, ‘Dışarıdan almak daha kolay’ dediler, ‘Ekonomik olarak ‘feasible (mümkün)’ değil’ dediler ‘Savunma sanayi yatırımları verimsiz’ dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ‘Balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ‘Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ‘Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026’da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar’ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yâd ettiğini söyledi.
Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar’ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim ‘iç cephe’ olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz” ifadelerini kullandı.
Bu durumu Mehmet Akif Ersoy’un Nasrullah Camisi’nde yaptığı konuşmada, “Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır” şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur” dedi.
Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BİR GELECEĞİN İNŞASINI HEDEFLEYEN BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeisse kapılmadıklarını ifade etti.
Birlik ve bütünlüklerinden ödün vermediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Harim-i ismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mevziinin fikri ve siyasi müşterek karargâhının Cumhur İttifakı olduğunu belirterek, “Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı öz güvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir” sözlerini sarf etti.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasının kutlu emaneti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu iradenin temelinde ‘vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip, kardeşlik bilincini güçlendirerek husumet duvarlarını tek tek yıkıp, fitnelerin kökünü kurutarak terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeniçerilerin başlarında taşıdığı keçeden yapılan “börk” takdim edildi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.