Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Temmuz ayında, enflasyon farkı yanında refah payı artışını da dikkate alan bir düzenlemeyi yapacağız. Memurlarımızı enflasyona ezdirmeme sözümüzü yine tutacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Memur-Sen çatısı altında ülkenin dört bir yanında emek mücadelesi verenlere selamlarını iletti.
Dünyanın farklı ülkelerinden genel kurula katılan 80 sendika liderine de “hoş geldiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin Tel Abyad ilçesinde patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan polis memurları Özgür Barçın ile Resul Barutçu’ya Allah’tan rahmet diledi.
Memur-Sen camiasıyla bir araya gelmekten büyük bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu güzel atmosferde gönüllerimizi buluşturan Memur-Sen başkanına ve yönetimine teşekkür ediyorum. Memur-Sen’in 7’nci Genel Kurulu’nun, konfederasyonumuz başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve tüm kamu personelimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Genel kurulda bayrağı devredecek arkadaşlarımıza gayretleri ve hizmetleri için teşekkür ediyorum. Güven tazeleyip görevlerine devam edecek veya yeni sorumluluk üstlenecek kardeşlerimize de Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Bu vesileyle bir kez daha Memur-Sen’in kurucusu, değerli ağabeyimiz, şair, düşünür, muallim ve aynı zamanda yürekli bir dava adamı olan Mehmet Akif İnan’ı rahmetle yâd ediyorum.”
Akif İnan’ın bir şiirinde, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm, destanlar yayılır mezarlarımızdan” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnan’ın sadece hayatıyla, eserleriyle, mücadelesiyle değil aynı zamanda vefatıyla da destan yazan sembol isimlerden birisi olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnan’ın miras olarak arkasında davasına vakfedilmiş bir ömür, hâlen coşkuyla terennüm ettikleri şiirler ile Memur-Sen gibi önemli bir müessese bıraktığını belirtti.
“MEMUR-SEN’İN ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE KUTLU MÜCADELESİNİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİNE İNANIYORUM”
Akif İnan’ın kurduğu, temellerini attığı, istikametini çizdiği Memur-Sen’in, kamu görevlilerinin hakkını savunma yanında millî iradeye sahip çıkan cesur duruşuyla da temayüz ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan bugüne geçen 28 yıllık dönemde Memur-Sen’in daima tavrını, haktan, adaletten ve demokratik değerlerden yana koyduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen’in 28 Şubat dönemi dahil millî iradeyi hedef alan tüm girişimler karşısında dik ve sağlam durduğunu, vesayetçilerin tehditlerine boyun eğmediğini dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Memur-Sen, memurların meseleleri kadar İslam coğrafyasındaki kanayan yaralarımızı da gündeme getiren bir vicdan hareketi olmuştur. Ülkemizle birlikte dünyanın dört bir tarafında hakları çiğnenen, emekleri, alın terleri sömürülen tüm mazlumlara da kol kanat germiştir. Vesayetçi sistemle, çetelerle, mafyayla, terör örgütleriyle, cuntacılarla, devletin kılcallarına kadar sızmış ‘Haşhaşi’ bozuntularıyla mücadelemizde hep yanımızda olan Memur-Sen’e teşekkür ediyorum. Bu temiz, bu özgün geleneğin daha da güçlendirilerek, gelecek nesillere taşınması büyük önem arz ediyor. Memur-Sen’in kuruluş ilkeleri çerçevesinde önümüzdeki dönemde kutlu mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğine inanıyorum. Rabb’im, hepimize Akif İnan gibi bir hayat yaşamayı, onun gibi geride hayırla, şükranla yâd edilecek eserler bırakmayı nasip etsin.”
“DEVLETİMİZİN TÜM KURUMLARIYLA, BELEDİYELERİMİZLE, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIMIZLA SAHADAYIZ”
“Memur-Sen gibi ayağı bu topraklara sağlam basan, ilhamını milletin kadim değerlerinden alan Türkiye merkezli hareket eden kuruluşlarımızın varlığıyla ne kadar gurur duysak azdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sivil toplum örgütlerinin içtimai hayatta nasıl büyük bir boşluğu doldurduğuna Kahramanmaraş merkezli depremlerde bir kez daha şahit olduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin ilgili kurumlarının yanı sıra belediyelerin, sendikaların, gönüllü kuruluşların bu süreçte olağanüstü çaba sergilediğini, son asrın en büyük doğal afetinde Memur-Sen camiasının da ilk andan itibaren tam bir seferberlik ruhuyla hareket ettiğini söyledi.
Memur-Sen’in 270 kişilik arama kurtarma ekibinin gece gündüz çalışarak, pek çok insanı enkaz altından canlı çıkardığını, yardım kampanyalarından kan bağışına, çadırdan nakdi yardımlara kadar her alanda depremzedelerin yanında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biliyorsunuz, bu deprem felaketinde sizler canla başla çalışırken, kimileri de yalnızca şov yapmanın, acılarımızı istismar etmenin peşinde koştu. İnsanımızın canı yanarken, bunlar devleti, devletin kurumlarını suçladılar, milleti kışkırttılar; hamaset yaptılar, yıkıntılar önünde bol bol poz verdiler. İşleri bittikten sonra da deprem bölgesini terk ettiler. Biz ise devletimizin tüm kurumlarıyla, belediyelerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla hâlen sahadayız. Seçim gündeminden bağımsız olarak, bölgede yürütülen tüm çalışmaları günbegün takip ediyoruz. Son olarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Akif İnan’ın da memleketi sayılan Kahramanmaraş’ta afet konutlarımızın temellerini attık. Afet konutunun yanında başka neler var? Okulu, camisi, sosyal donatı alanları var. Bunlar durup dururken olmadı. Bunlar ‘tek millet iki devlet’ olmanın bir gerçeğidir. İnşallah 319 bini ilk bir yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin konutun ve köy evinin inşasını tamamlayacağız. Bazı köy evlerinin teslimini de yaptık. Afette evi yıkılan, düzeni sarsılan, hayatı alt üst olan kardeşlerimizi yeni yuvalarına kavuşturuncaya kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz. Elbette yükümüz ağır, sorumluluklarımız çoktur. Elbette vatandaşlarımızın bizden büyük beklentileri vardır. Ama millet devlet olarak inancımız, irademiz, engelleri aşma kararlılığımız tüm bunların hepsinden çok daha güçlüdür.”
MARMARA DEPREMİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmara depremi sonrasında yaşananları hatırlatarak, şöyle konuştu: “Kimdi onlar. İşte şu andaki CHP. Ne yaptılar. Hiç. Biz o zaman da yine deprem bölgesini, gezdik, dolaştık ama maalesef ortada yönetim diye bir şey yoktu. Ülkemiz 1999 Marmara depreminde sadece can kayıplarıyla sarsılmadı, sadece yıkıntıların altında ezilmedi. Ekonomik olarak da ciddi bir darboğaza girdi. Memur, işçi, emekli maaşları ancak dışarıdan gelen paralarla ödenebildi. Bugün ülkeye utanmadan, sıkılmadan ‘300 milyar dolar getireceğim’ yalanını atanlar, o günlerde IMF komiserlerinin çantacılığını yapıyordu. Bay Bay Kemal, halef selef olduklarınız o zaman niçin size bir kuruş para vermediler. Memurların parasını ödeyemediniz. Ülkeye yatırımlar konusunda en ufak bir şey yapamadınız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2013’te IMF’nin Türkiye’den alacağını tahsil için kendileriyle Davos’ta görüştüğünü anımsatarak, şunları kaydetti: “O zaman bebecan benim bakanım. Davos’ta IMF’nin başkanı ile konuşuyoruz. Kendisine, Türkiye’den alacaklarınızı alıyor musunuz dedim. ‘Alıyoruz’ dedi. Türkiye’nin başbakanı benim. Siz alacaklarınızı alacaksınız ama Türkiye’yi siz yönetemezsiniz, Türkiye’yi ben yönetirim dedim. O zaman bizim 23,5 milyar dolar borcumuz vardı IMF’ye. O zaman Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolar. Aradan yıllar geçti. 2013’te biz IMF’ye olan borcumuzu bitirdik ve ondan sonra IMF ile ilişiğimizi kestik. Bu arada Bay Bay Kemal, onun bir sözcüsü var, bir de İP’in malum Merkez Bankasından uğrayıp geçen garibi var, ikisi beraber IMF’nin temsilcileriyle görüşme yaptılar. Neymiş, biz sıkıntıdaymışız IMF’den para almamız lazımmış. Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok, gerek yok dedik. Onlar geldiği gibi döndüler. O gün bugün ihtiyaç yok. Şimdi ne diyor bu? Herhalde esrar, eroin kaçakçılarının Londra’ya götürdüğü paradan 300 milyar dolar alacak. Bu başka türlü gelmez. Bakın o zaman 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı Merkez Bankasının, elhamdülillah şu anda 122 milyar dolar döviz rezervimiz var. Tabii bunla yetinmiyorlar, bunlar da yalan bol, eğer yalan sanatını öğrenmek isteyenler varsa Bay Bay Kemal’e müracaat etsinler. Bu işi çok iyi bilir. Sizlere yalanı asla tavsiye edemem. Çünkü bu millet doğruluk üzere ayakta durmuştur, yalan ile değil. Milletimiz, bırakın geleceğe dair umut beslemeyi, yarın ne olacağını dahi o zamanlar kestiremiyordu.”
“KALICI KONUTLARIN İNŞASI İÇİN HEMEN KOLLARI SIVADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 6 Şubat’ta çok daha geniş bir alanda, çok daha yıkıcı, şiddeti çok daha büyük bir deprem yaşadığını anımsattı.
Elini vicdanına koyan herkesin bugün bambaşka bir tablo olduğunu kabul edeceğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Asrın felaketine maruz kalsak da milletimizi de devletimizi de enkazların altında bırakmadık. Şimdi duamız şudur. Allah’ım vefat edenlere rahmet eyle, mekanlarını cennet eyle. Yaralı kardeşlerimize acil şifalar lütfeyle. Enkazları bir an önce kaldırmaya bizler muktedir eyle. Aynı şekilde kalıcı konutları da bir an önce bitirmeye bizleri muktedir eyle. İnşallah bunları da gerçekleştireceğiz. Hane desteği, taşınma ve kira yardımıyla vefat edenlerin yakınlarına nakdi yardım olarak bugüne kadar 30 milyar lira ödeme yaptık. Hâlen 3,5 milyon insanımızın barınma dahil tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Kalıcı konutların inşası için hemen kolları sıvadık. Hatta bayramdan itibaren tamamlanan evlerimizi teslim etmeye başladık. Felaket bölgesindeki 11 vilayetimiz ve 14 milyon insanımız devletine, hükümetine güveniyor; hepsinden öte istikbaline güvenle bakıyor. Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun hiçbir vatandaşımız, bir sene içerisinde yeni yuvasına kavuşacağından asla şüphe duymuyor. Devlet ile millet arasında işte böyle bir güven iklimi tesis ettik. Bu güven ilişkisini kalıcı hâle getirerek, daha da güçlendirmekte kararlıyız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece deprem yaralarını sarmakla kalmadıklarını, hesaplamalara göre 104 milyar doları bulan deprem maliyetine rağmen milletin diğer alanlardaki sorunlarını çözmeye, birbirinden önemli projeleri devreye almaya devam ettiklerini dile getirdi.
Bunun yanında yerli gazın sevincini milletle paylaşmak için ilk ay ısınma dahil konutlardaki tüm doğal gaz faturalarını ücretsiz yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca, bir yıl boyunca yine konutlardaki mutfak ve su ısıtma ihtiyaçlarına karşılık gelen miktardaki doğal gaz tüketimini faturalardan düştüklerini, bu müjdeyle ilgili Cumhurbaşkanı Kararnamesi’nin bugünkü Resmî Gazete’de yayımlandığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlerden sağlıkçılara kadar Cumhuriyet tarihinin en büyük atamalarını yaptıklarını, emeklilerden memurlara, işçilerden iş dünyasına toplumun hiçbir kesimi ihmal etmediklerini vurguladı.
“HİÇBİR ZAMAN MEMURUMUZU VE İŞÇİMİZİ ENFLASYONA EZDİRMEDİK, EZDİRMEYECEĞİZ”
Millete verdikleri hangi söz varsa bahaneye sığınmadan tek tek hayata geçirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Emeklilikte yaşı bekleyen 2 milyon 250 bin kardeşimizin talebini karşıladık. Nisan ayından itibaren şartları uyan vatandaşlarımız maaşlarını almaya başladı. En düşük emekli maaşını 7 bin 500 liraya, bayram ikramiyelerini de 2 bin liraya çıkartarak bir başka önemli adım daha attık. Ramazan Bayramı’nda zamlı ikramiyelerini hesaplarına yatırarak, emeklilerimize çifte bayram yaşattık. Ayrıca diğer emeklilerimizin durumlarını da iyileştirecek bir hazırlık yapması noktasında çalışma ve maliye bakanlarımızı talimatlardandık. Seçimden sonra yeni Meclis’in yasama faaliyetlerine başlamasıyla 7 bin 500 liranın üzerinde emekli maaşı alan vatandaşlarımızı da sevindirecek bir güzel haberi, inşallah milletimizle paylaşacağız. Yine bu dönemde, müjdesini sizlerle birlikte verdiğimiz sözleşmeli kamu görevlilerinin kadroya geçişini sağladık. Böylece, farklı kamu kurumlarında çalışan yaklaşık 500 bin kardeşimizin sorununu çözüme kavuşturduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamu çalışanlarının ve emeklilerinin uzun süredir beklediği ek gösterge düzenlemesini hayata geçirdik. Sene başında kamu çalışanlarımıza ilave yüzde 13,5 oranında refah payı vererek çalışanlarımıza yüzde 30 oranında zam yaptık. Böylece 2002 yılında 392 lira olan en düşük memur maaşını, reel olarak yüzde 136 artışla yaklaşık 12 bin liraya çıkardık. Temmuz ayında, enflasyon farkı yanında, refah payı artışını da dikkate alan bir düzenleme yapacağız. Memurlarımızı enflasyona ezdirmeme sözümüzü yine tutacağız. Hiçbir zaman memurumuzu ve işçimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birilerinin, dönemsel olarak fiyatları yükselen sonra da tekrar düşen bazı ürünler üzerinden kötümser bir tablo çizmek istediklerini görüyoruz. Son mahalli idareler seçimleri öncesinde yaptıkları istismar siyasetinin aynısını, bugün de tekrarlıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar. Avrupa’da, sizler de sosyal medyada görmüşsünüzdür, cumhurbaşkanına oy verenler kalkmışlar fakire oy vermişler, yanındaki üç tanesine de patates, domates ve salatalık koymuşlar. Benim vatandaşım bu işi gayet iyi biliyor. Bay Bay Kemal de öğrenecek. Daha yapacak çok iş var” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir programda “asgari ücret üzerindeki vergiyi kaldırmaktan” bahsettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yahu bir insan, bu kadar mı ülkesinden ve milletinden habersiz olur? Bir siyasetçi, çalışma hayatına bu kadar mı yabancı olur? Hani derler ya, uyan da balığa gidelim… Ya biz asgari ücreti vergi dışı bırakalı neredeyse 1,5 sene oldu bay bay Kemal. Dahası, diğer ücretlilerin de asgari ücret kadarki gelirlerini vergi dışı bıraktık. Hiç mi gündemi takip etmiyorsun? Yav bu akıl hocalarına ders ver ama onlar da sana ders vermiyor. Bizim emekçi kardeşlerimiz için neler yaptığımızı hiç mi araştırmıyorsun? Önüne konulan kâğıt parçalarını okumadan önce hiç mi sorgulamıyorsun? 14 Mayıs’ta trajikomik durum sona erecek. Tekaüt vakti geldiği anlaşılan Kılıçdaroğlu’nu siyasetten emekli edeceğiz. Böylece hem kendisini hem CHP seçmenini, hem de milletimizi bu eziyetten kurtaracağız.”
“ANİDEN ARTAN KİRA FİYATLARIYLA İLGİLİ OLARAK GEREKLİ HAZIRLIKLARI YAPIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanların ve emeklilerin alım gücünün 2002 yılına göre bugün her bakımdan daha fazla olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem sonrası özellikle büyükşehirlerimizde aniden artan kira fiyatlarıyla ilgili olarak söylüyorum gerekli hazırlıkları yapıyoruz. Gerek TOKİ vasıtasıyla daha fazla konut üreterek, gerekse memurlarımız ve ücretli çalışanlarımızın refah kayıplarının önüne geçerek, bu meseleyi de mutlaka çözüme kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanları fikrine, meşrebine, mezhebine, kökenine göre ayırmanın İslam inancında siyasi gelenekte yeri olmadığını vurguladı.
“MİLLETİNE AŞKLA HİZMET EDEN HERKESİN HAKKINI ALDIĞI BİR YÖNETİM OLARAK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”
“Bay bay Kemal diyor ki ben Aleviyim. Yahu senin Aleviliğinden bize ne? Biz böyle bir şeyden dolayı seni eleştirdik mi?” Hayırlı olsun. Ne kadar güzel” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti “Ama bugüne kadar sen bunu hiç söylemiyordun. Ne oldu da şimdi söyledin? Çok manidar. Fakat bu millet artık bunları yutmayacak. Ve bunlara artık benim milletim prim vermeyecek. Hangi kurumda çalışırsa çalışsın, hangi mezhepten, hangi meşrepten olursa olsun bunların hiçbiri bizim derdimiz değildir. Sen Alevi olmuşsun, şu olmuşsun, bu olmuşsun. Bunların hiçbirisi bay bay Kemal bizi ilgilendirmiyor. Ve bunun soruşturmasını yapacak olan da Rabb’imdir, biz değiliz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı meslek gruplarında çalışanları tehdit ettiğini belirterek, “Göreve gelince elbette devri sabık yaratacağız diyen tek parti faşizmi heveslisi zorbalardan olmadık. Şimdi ne diyor? Kimsenin ekmeğiyle oynamadık. Biz kimseyi işinden etmeyeceğiz. 4 yıldır belediyelerde işlerinden edilen benim vatandaşlarımın hakkını hukukunu acaba sen neyle izah edeceksin? İyi Ankara diyor, İyi İstanbul diyor, İyi İzmir diyor. Yahu ne iyisi, 4 senedir sizi gördük her tarafı pislik götürüyor. İzmir öyle. Ankara öyle. İstanbul öyle. Zaten bir yağmur vesaire yağdığı zaman bakıyorsun belediye başkanları ortada yok. Niye? Tatildeler Bunlar için en uygun yer Bodrum. Hep oradalar” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşatıcı tavırlarını koruyacaklarını belirterek, elinde güç ve imkân yokken kamu personelinin tehdit edenlere meydanı bırakmayacaklarına işaret etti.
Kılıçdaroğlu’nun elma şekeri dağıtır gibi önüne gelene birer cumhurbaşkanlığı yardımcılığı vadettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Önce 6’lı masa dedi, sonra bu 7 oldu daha sonra 9 oldu. Şu anda bununla yürüyor. Ne Kılıçdaroğlu ve ortakları gibi devletimizi FETÖ’cülere ve bölücülere teslim edeceğiz, ne de sırf siyasi görüşü sebebiyle birilerini dışlayacağız. İşini layıkıyla yapan, görevine sadık, milletine aşkla hizmet eden herkesin hakkını aldığı bir yönetim olarak, yolumuza devam edeceğiz. Ekonomiden diplomasiye, özgürlüklerden hakların teslimine nice başarıya beraber imza attığımız gibi, Türkiye Yüzyılını da beraber kuracağız. Memur-Sen’in bu vizyonumuzu gerçeğe dönüştürme mücadelemizde de bizleri yalnız bırakmayacağına inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerdeki oy pusulalarında sadece ittifak ve adayların olmayacağını, iki farklı gelecek, iki farklı toplum ve devlet tasavvurunun yer alacağını vurguladı.
“KENDİ ARALARINDA ANLAŞAMAYANLARIN, ÜLKENİN SORUNLARINI ÇÖZMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞINI BİLİYORUZ”
“Cumhur İttifakı LGBT’ci değildir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ya toplumun temel direği olan aile kurumuna sahip çıkanları ya da aile düşmanı sapkın akımların desteğini alanları tercih edeceğiz. Cumhur İttifakı LGBT’ci değildir. Şu anda adı millet olan zillet ittifakında LGBT aleyhine bir söz duydunuz mu? Yok. Çünkü LGBT’yi açık ve net ne yapıyorlar? Başta ana muhalefet olmak üzere savunuyorlar. İP savunuyor. Ya bizim kutsalımız nedir? Ailedir. Aile kurumunu bu denli bir kenara koyan anlayış 14 Mayıs’ta benim milletim gereken dersi verecektir. Ben buna inanıyorum. 14 Mayıs seçimleri işte bu kadar önemli, bu kadar hayati, istikbalimiz açısından bu derece mühim bir seçimdir. Daha kendi aralarında anlaşamayanların, ülkenin sorunlarını çözmesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Daha önce meydanlarda verdikleri hiçbir sözü tutmayanların, bol keseden dağıttıkları vaatlerin de üzerine beton dökeceğini çok iyi biliyoruz.”
14 Mayıs seçimlerinde gezi olaylarındaki vandallıkların unutulmayacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Diyarbakır’da o Selo denilen edepsizin benim Kürt kardeşlerimi sokağa dökerek 51 Kürt kardeşimizin evet öldürülmesine neden olan Yasin Börü’nün öldürülmesine neden olan o attığı adımı unutmayacağız. Şimdi ne diyorlar? Selo’yu çıkaracağız. Bu millet bu teröristin çıkışına Allah’ın izniyle müsaade etmez. Ben milletime inanıyorum. Milletime güveniyorum. Allah’ın izniyle 14 Mayıs’ta sandıkları gümbür gümbür patlatacağını inanıyorum. Ama durmak yok. Yola devam. Dünyanın dört bir yanında Türkiye’nin başarısı için ellerini semaya açıp dua edenleri de asla ve asla unutmayacağız. Yani hep birlikte elimizi vicdanımıza koyacak, ölçecek tartacak, doğruya doğru diyerek istikbalimiz için en hayırlı kararı vereceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Memur-Sen camiasının bir kez daha yanımızda çok güçlü bir şekilde duracağından asla şüphe duymuyorum. Sizlerden 14 Mayıs’ta karşımızdaki koalisyon masasını altındakilerle, üstündekilerle, perde arkasından bunlara emir verenlerle birlikte sandığa gömmenizi bekliyorum. Biliyorsunuz bunların bayrak diye bir derdi yok. Millet diye bir derdi yok. Vatan diye bir derdi yok” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.