İletişim Başkanı Fahrettin Altun, dijital alanda kişisel verilerin korunmasının önemini vurguladı. “Yalan terörüne karşı mücadele iletişim modelimizin en önemli ayağı” dedi. Türkiye’nin küresel dezenformasyon ve algı merkezlerine karşı gösterdiği direnç sebebiyle yıpratma savaşlarına maruz kaldığını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bir otelde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK) ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) işbirliği ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenen 1. Ulusal Görsel-İşitsel Medyada Kişisel Verilerin Korunması Sempozyumuna katıldı.
Burada konuşma yapan İletişim Başkanı Altun, bilginin üretildiği, çoğaltıldığı ve yayıldığı bir alan olan medyanın geçtiğimiz döneme göre çok daha hızlı ve önemli değişimler yaşadığını, medya kültürünün son dönemde dramatik şekilde değiştiğini ifade etti.
Teknolojik değişimin hızının yeni ve özerk toplumsal alanların ortaya çıkmasına sebep olduğunu belirten İletişim Başkanı Altun, dijitalleşmenin medyadaki yerleşik anlayışları, geleneksel iş yapma yollarını dönüştürdüğünü, bu durumun beraberinde hem fırsatları hem de meydan okumaları getirdiğini anlattı.
İletişim Başkanı Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün görüyoruz ki bilginin çok hızlı şekilde toplanması, işlenmesi ve aktarılması, bireylerin mahremiyet, rahatsız edilmeme, anonim kalma ve lekelenmeme gibi özellikle manevi varlığına ilişkin haklarını tehdit edebiliyor. Kişisel verilerin korunması fikri, bu tehditle mücadele etme arayışının bir yansımasıdır. Kişisel verilerin, şahıslardan izinsiz olarak toplanması, her şeyden önce, temel bir insan hakkı ihlalidir. Kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Veriye dayalı bir ekosistemde mahremiyetin en zor korunacağı alan hiç kuşkusuz dijital teknoloji alanıdır. Bu alanda mahremiyetin korunması, kişisel verilerin korunmasından geçer. Kişisel veriler, kişinin sadece geçmişini ve bugününü değil aynı zamanda geleceğini de etkileyebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında günümüz toplumsal gerçekliği içinde kişisel verilerin korunması, temel bir ihtiyaç hâline gelmiştir.”
İletişim Başkanı Altun, kişilerin, özel hayatının gizliliğini sağlayabilmek için üçüncü kişilerin eline geçmesinde sakınca bulunan verilerinin korunmasının hukuken de zorunlu olduğunu aktardı.
“Görsel ve işitsel medyada ortaya çıkabilecek suçlara karşı tedbir almanın devletler için bir tercih ya da toplumu kontrol etme mekanizması değil, bilakis vatandaşlarına karşı sorumluluğunun bir parçasıdır.” Diyen İletişim Başkanı Altun, kamu otoritesinin buna kafa yorması ve bununla alakalı düzenlemeler peşinde koşmasının bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurguladı.
“Daha güvenli bir medya için çalışmak hakikat mücadelemizin bir parçası”
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda, bütün alanlarda olduğu gibi medya, iletişim ve bilgi teknolojileri alanlarında önemli dönüşümler yaşadığını, hukuki altyapısını da güçlendirdiğini dile getirdi.
2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle kişisel verilerin korunmasının anayasal bir çerçeveye oturtularak güvence altına alındığını, kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği hususunun hükme bağlandığını anımsatan İletişim Başkanı Altun, yürütülen çalışmalar kapsamında, önce 108 sayılı sözleşmenin 17 Mart 2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak iç hukuka dâhil edildiğini vurguladı.
Sonrasında, 7 Nisan 2016 tarihinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini anımsatan İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:”
“Kişisel verilerin korunması sürecinde medyanın daha güvenli bir hâle getirilmesi de büyük önem arz etmektedir. Kitle iletişim araçlarının ve endüstrilerinin daha güvenli hâle gelmesi toplumsal düzen ve ulusal güvenlik kadar kişisel haklar açısından da asli bir unsurdur. Daha güvenli bir medya için çalışmak, esasında bizim hakikat mücadelemizin de bir parçasıdır. Bu aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısını yaptığı iletişim seferberliğimizin de bir cüzüdür. Cumhurbaşkanımızın bizzat işaret ettiği üzere, içeriden ve dışarıdan yürütülen ‘yalan terörüne’ karşı mücadele etmek, Türkiye İletişim Modelimizin önemli ayaklarından biri konumundadır.”
Gerek bölgesel ve küresel alanda Türkiye’yi merkez konuma yerleştiren dış politika hamlelerimi iç ve dış kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla ortaya koydukları performansın küresel dezenformasyon ve algı merkezlerine karşı göstermiş olduğuna işaret eden İletişim Başkanı Altun, “Direnç sebebiyle ülkemiz türlü kuşatmalara, türlü yıpratma savaşlarına maruz kalıyor. Cumhurbaşkanımızın verdiği hakikat mücadelesi ve ortaya koyduğumuz kararlı duruş, Türkiye’yi eskiden olduğu gibi uluslararası bağımlılık düzenine mahkûm etmek isteyenlerin huzurunu kaçırıyor, rahatını bozuyor. Onlar da yeni yöntemler devreye sokarak sonuç almaya çalışıyorlar. Sonuç alabiliyorlar mı? Hamdolsun alamıyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yoluna özgüvenle devam ediyor.” diye konuştu.
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, görsel, işitsel ve dijital medyanın, gündemi ve gelişmelerin kendi fikirleri doğrultusunda çarpıttığı, farklı yansıttığı ya da olanı görmeyip olmayanı uydurduğunun bir vakıa olduğunu söyledi.
Hâlihazırda dünyaca ünlü yayın organlarının veya yaygın olarak kullanılan dijital platformların anlatıldığı gibi, tarafsız mecralar olmadıklarının bugün net bir şekilde görüldüğüne dikkati çeken İletişim Başkanı Altun, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bunların her biri, arkasında holdinglerin, medya devlerinin bulunduğu, pekâlâ siyasete, ekonomiye ve birçok temel meseleye ilişkin fikirleri olan, bu meselelerde taraf olan birer özne oldukları aşikârdır. Bunlar özneliklerini gizleyerek kendilerini bir oyuncu değil bir hakem gibi yansıtmaktadırlar. Bu platformların ne kadar taraflı ve yeri geldiğinde siyasal, sosyal meselelere ideolojik perspektifle müdahil olabildiklerini gördük, görüyoruz. Demek ki bu platformlar, bu teknolojiler tarafsız, kültür üstü, evrensel ya da küresel diyerek meşrulaştırılabilecek platformlar değildirler. İdeolojik ve keyfi davrandıkları birer vakıadır. Bu platformların da her şekilde kendi ad ve hesaplarına hareket ettikleri birer vakıadır. Bunların, son yıllarda ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan sistematik saldırılarında artış yaşandığı da bir gerçektir. Bu, 2010’dan bu yana küresel siyasal gerçekliğin bir parçasıdır adeta.”
İletişim Başkanı Altun, medya dünyasında ve sanal alemde yürütülen dezenformasyon, kara propaganda, beşinci kol faaliyetleri, siber saldırılar ve terör örgütlerinin dijital dünyadaki kötücül faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini belirtti.
Hedefin kimi zaman devletler kimi zaman siyasiler, kimi zaman da kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör ve sivil vatandaşlar olduğuna değinen İletişim Başkanı Altun, “Gerekli önlemler alınmadığında Wikileaks örneğinde olduğu gibi en ciddi istihbarat kurumlarına ait gizli belgeler ortalığa saçılabilmektedir. Veri güvenliğine milyarlar harcayan büyük teknoloji şirketlerinin gizli kalması gereken kodları da yine dünyanın diğer ucunda yaşayan ve sadece internet bağlantısı olan birileri tarafından ele geçirilebilmektedir.” dedi.
“Millî iletişim platformlarının güçlendirilmesine ihtiyacımız var”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, son dönemde yabancı bir mesajlaşma uygulamasının kullanıcı bilgilerini paylaşma kararını müteakiben yaşanan sürecin hafızalarda tazeliğini koruduğunu ifade etti.
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin farkındalığın artmasıyla millî teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanmasının öneminin daha iyi anlaşılacağını dile getiren İletişim Başkanı Altun, şöyle konuştu:
“Bu bağlamda ülkemizin millî teknoloji hamlesinin önemi de bir o kadar kendisini açığa çıkarmaktadır. Bu doğrultuda, kişisel veriler konusundaki çifte standartlar karşısında BİP ve Yaay gibi yerli ve millî platformlara yönelimin artmasını da önemli görüyoruz fakat yeterli değil. Görsel ve işitsel alanın yanı sıra dijital alanda faaliyet gösterecek yerli ve millî iletişim platformlarının güçlendirilmesine ve bu alana çok büyük ve ciddi yatırımlar yapılmasına ihtiyacımız var. Bugün itibarıyla bu ihtiyaç acil bir ihtiyaçtır. Bu alanda başarılı girişimlerimiz bulunsa da bunların daha nitelikli hâle gelmesi ve sayılarının artması gerekiyor. Kamunun attığı ve atacağı adımların yanı sıra iş dünyasının da özel sektörümüzün de bu alanda aktif olması, ülkemizin demokrasi ve vatandaşlık kültürüne katkı yapacak, daha sağlıklı bir iletişim ekosisteminin tesis edilmesiyle hakikat mücadelemizin yoluna bir kilit taşı daha eklenecektir.”
Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Altun, kişi mahremiyetinin temel haklar kapsamında yer alması ve toplumsal yaşamda kritik önemi haiz olmasının bu alana özel bir ilgi gösterilmesini gerektirdiğine dikkati çekti.
Bu bakımdan iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla mahremiyetin zarar görme derecelerinin de önemli ölçüde arttığını bildiren İletişim Başkanı Altun, “Toplumsal alanda mahremiyetin ihlali bir sömürüdür. Bu mahremiyetin kitle iletişim araçları üzerinden sistematik şekilde artması bir tür sömürgeciliktir. Bu sömürü ve sömürgeciliğe karşı mücadele etmeliyiz. Sempozyumu bu mücadelenin önemli bir parçası olarak görüyorum. İçinde bulunduğumuz dijital çağda, basın yoluyla yapılan yayınların aynı zamanda internet aracılığıyla paylaşıldığında derinlere kılcallara yayılabileceğini görüyoruz. Söz konusu yayınlar dijital ortamda çok daha kalıcı ve kolay ulaşılabilir olduğundan özellikle kişisel veri ihlali içeren ve mahremiyet hakkını zedeleyen nitelikteki yayınların gerek toplum bakımından gerekse hakları ihlal edilen kişi bakımından zararı çok daha büyük olmaktadır.” diye konuştu.
“İnternete erişim oranı yüzde 95 düzeyinde”
İletişim Başkanı Altun, kişinin, saklı olması gereken özel bilgilerinin, görsel, işitsel ya da dijital medyada yayınlanmasıyla, bilgi, fotoğraf, video, ses kaydının kopyalanabilerek tüm dünyanın erişimine açık biçimde sonsuza dek sanal dünyada varlığını sürdürdüğünü belirtti.
Aynı zamanda, sanal dünyanın giderek gerçekliğin yerini almaya başlayan, kaotik ve distopik bir ortama dönüşme sürecine de şahit olduklarını söyleyen İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti:
“Hepimiz bu ortamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hâl böyleyken, çocuklarımızı, gençlerimizi yani geleceğimizi bu felaketten kurtarmak zorundayız, bu bizim ödevimizdir ve elbette kendimizi de korumak zorundayız. İletişim Başkanlığımızın hayata geçirdiği Sosyal Ağ Haritası’nın 2022 yılı içindeki son araştırma verilerine göre ülkemizde internete erişim oranı yüzde 95 düzeyindedir. İnternet erişimi olanların da yüzde 98’i en az bir sosyal ağ mecrasını kullanmaktadır. Tabii bunda son 20 yılda yaptığımız teknoloji atılımının ve altyapı yatırımlarının da payı büyük. Teknolojinin bireysel ve toplumsal hayata sağladığı iyileştirmeleri, kolaylıkları önemsiyoruz. Ancak teknolojinin, sosyal ağların kullanım yaygınlığı ve sağladığı imkânlar her geçen gün artarken, bu alanın bünyesinde barındırdığı çeşitli tehditler ve sorunlarla da karşı karşıya kaldığımız bir diğer gerçek. Verilerden de anlaşılacağı üzere, bugün 18 yaş altı nüfusumuz, zamanının büyük bölümünü geçirdiği sanal ortamlarda, kendilerinin ya da ebeveynlerinin kişisel verilerini bilerek ya da bilmeyerek paylaşmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinin disiplin altına alınması, bireylerin kişisel verilerini korumaları ve sahip oldukları haklar konusunda bilinç düzeylerinin artırılması ve toplumun her kesiminde veri koruma bilinç ve kültürünün oluşturulması bir zorunluluk hâlini almıştır. Bu mecraların ruhuna uygun özgürlükçü tutumu devam ettirirken, vatandaşlarımızın hukukunun çiğnenmesine ve kamu düzenin bozulmasına müsaade etmeme noktasında kararlıyız.”
“Siber dünyada da bir egemenlik mücadelesi veriyoruz”
Asıl olanın bireysel ve kamusal fayda, vatandaşları hak ve özgürlükleri ile hukukilik olduğuna dikkati çeken İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Herhangi bir alanın hukukun gücünün dışında bırakılması söz konusu olamaz. Bu anlayışla biz dijital evreni ‘siber vatan’ olarak tanımlıyoruz. Nasıl ki gerçek dünyada bir egemenlik mücadelesi veriyorsak siber dünyada da bir egemenlik mücadelesi veriyoruz. Nasıl ki gerçek dünyada güvenlik sorunlarımızı esas alıp onlarla mücadele ediyorsak aynı şekilde siber dünyada da güvenlik meselelerini temel alıyoruz. Siber güvenliği, millî güvenliğimizin bir parçası olarak görüyor, siber suçları mücadele edilmesi gereken asli unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Siber vatanımızı, siber egemenliğimizi korumak için elimizden gelen bütün gayreti sarf ediyoruz. Bu noktada kamu kurum ve kuruluşlarımızın, özel sektörümüzün, sivil toplum kuruluşlarımızın, üniversitelerimizin el birliğiyle, güçlü bir koordinasyonla hareket etmesi ve siber vatanın, vatandaşlarımızın hukukunu temel almak üzere güçlenmesi önemli bir husustur. Bu tür tehditlerle, meydan okumalarla mücadele sürecinde iş birliği ile hareket edildiğinde toplum faydasına bireylerin hak ve hukukunun korunması namına son derece nitelik sonuçların alınabildiğini görüyoruz.”
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen RTÜK, KVKK ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesine teşekkür etti.
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ile KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun’a plaket takdim edildi.
Sempozyuma, Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru da katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri’nin şehri Türkistan’da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirterek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’e ev sahipliği için teşekkür etti.
Kadim Türkistan şehrinin, Orhun Abidelerinden Divanu Lugati’t-Türk’e, Kutadgu Bilig’den Dede Korkut’a uzanan ortak hafızanın canlı abidesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu erenlerinin feyiz aldığı Türkistan, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz sarsılmaz köprünün en güçlü halkalarından biridir” dedi.
Zirveyi, kendileri için anlamlı kılan bir diğer hususun da Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk halkının temsil edilmesi olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı Türkistan zirvesinde görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk dünyasının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum” dedi.
Geleceğin dünyasında daha fazla söz ve etki sahibi olabilmek için özellikle teknolojide iş birliğini en üst seviyeye çıkarmak durumunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Zirvemizin ‘Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma’ temasıyla gerçekleştirilmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Geleceğe yön verme noktasında, dijitalleştirerek kalkınan Türk dünyası vizyonunu benimsememiz büyük önem taşıyor. Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarına 115 yıl sonra şimdi bizlerin, ‘Dijital vizyonda birlik’ ifadesini eklememizin zamanı gelmiştir. Bu vizyon nitelikli insan kaynağı, güçlü, dijital altyapılar ve veri temelli kamu idaresi anlayışı üzerine inşa edilmeli, aramızdaki dijital bağlantısallık kuvvetlendirilmelidir. Ülkelerimiz arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesi hiç şüphesiz bu vizyonu destekleyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dijital dönüşüm sürecinde geri kalmamızın bağımsızlığımızı da tehdit eden bir unsur olacağının farkındayız. Yapay zekânın bir tahakküm aracına dönüşmemesi için bu temayı doğru bir yaklaşımla fırsat zaviyesinden ele almalıyız. İnanıyorum ki cebir ve algoritmanın babası Harezmi’yi, felsefe ve mantığın piri Farabi’yi, eseriyle tıp bilimine ışık tutan İbn-i Sina’yı, astronomi biliminin önderleri Biruni, Ulubey ve Ali Kuşçu’yu yetiştiren bu mümbit topraklardan yeni bilim insanları da çıkartacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm alanlarda olduğu üzere dijital gelişmişlikte de uluslararası adaletin sağlanmasının mühim olduğunu vurgulayarak, “Gelişmiş ülkeler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki dijital uçurumun kapatılması bu bakışımızın esasını teşkil etmelidir” dedi.
“SİBER GÜVENLİK, BUGÜNÜN DÜNYASINDA TIPKI KARA, HAVA VE DENİZDEKİ GÜVENLİK GİBİ ZARURİDİR”
Gebze’deki Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası ile Teşkilatın üye ve gözlemcilerinin iş birliğini önemsediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni risk alanlarına karşı müteyakkız olunması gerektiğine dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, veri bankalarına ve kritik ulusal altyapılarına yönelik yeni nesil tehditlerin, dijital dönüşümün dikkatle yönetilmesi gereken boyutları olduğunu söyleyerek, “Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem Başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar kültürel alanda kaydettikleri gelişmelerin, Türk bütünleşmesinin en önemli sütunlarından biri hâline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025’te Semerkant’ta düzenlenen UNESCO 43’üncü Genel Konferansı’nda, 15 Aralık’ın “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” olarak ilan edilmesinin herkesin ortak başarısı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ortak Türk alfabesinin eğitimden kültüre, akademik iş birliğinden dijital dönüşüme kadar geniş bir alanda kullanılmasının önemli olduğunu bildirerek, “Ortak dilimizin zenginliğini dijital dünyada görünür kılacak Türk dili modeli ve benzeri yapay zekâ temelli girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi tarzı modellerle bu alanda dijital iş birliğinin güçlendirilebileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yakın çevremizde yaşanan krizler, Türk dünyasının dayanışma içinde hareket etmesinin stratejik değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Jeopolitik sınamalar karşısında istişare mekanizmalarımızı ve eş güdümümüzü güçlendirmeliyiz. TDT Plus formatının bir an önce hayata geçirilmesinde fayda görüyoruz. Bizlerin ve bakanlarımızın artan temasları Türk devletlerinin artık ortak meseleler arasında üst düzey refleksler kazandığını teyit ediyor. Bugün Hürmüz Boğazı merkezli krizinde gösterdiği üzere, Ortak Koridor başta olmak üzere Türk dünyasını birbirine bağlayan ulaşım projeleri daha uzun yıllar önceliğimiz olmayı sürdürecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin, Lübnan, İran, Ukrayna ve daha birçok kriz, savunmamızı güçlendirmemiz ve sanayi alanında iş birliğimizi artırmamız gerektiğine işaret ediyor. Türkiye olarak, yüksek teknolojiyle şekillendirdiğimiz savunma sanayiinde edindiğimiz tecrübeyi, Teşkilatımızın üyeleriyle paylaşmaya hazırız. Teşkilatımız bünyesinde savunma sanayii kurumları toplantılarının önemli olarak gerçekleştirilmesini önemsiyoruz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ni, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sunduğu imkânları öne çıkaran bir yaklaşımla tasarladıklarını ifade ederek, “Ayrıca tarımsal üretimin desteklenmesi için teknolojinin imkânlarından azami ölçüde istifade etmeyi hedefleyen bir dönüşümün içerisindeyiz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatının 2027 Temmuz ayında yapılacak Genel Direktörlük seçimine adaylığımızı açıklamış bulunuyoruz. Bu önemli görev için tüm Türk devletlerinin ortak adayı olarak göreceğinize inandığım Dr. Mehdi Eker’e kıymetli desteğinizi bekliyoruz” dedi.
Türk Devletleri Teşkilatının bu yıl sona ermeden müteakip zirvesinde katılımcıları Ankara’da misafir etmekten bahtiyar olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle Teşkilatımızın mevcut Dönem Başkanı Can Azerbaycan’a, Aile Meclisimizin bütünleşmesine yaptığı katkılar için teşekkür ediyorum. Değerli kardeşim Sayın Tokayev’e de fevkalade ev sahipliği için bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyor, huzurlu bayram geçirmenizi diliyorum. Türkistan Zirvemizin Türk dünyası başta olmak üzere tüm dost ve kardeş ülkelere hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde düzenlenen, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’ne katıldı.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ev sahipliğinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen zirve öncesinde liderler aile fotoğrafı için bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkistan Kongre Merkezi’ne gelişinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından karşılandı.
Burada çekilen aile fotoğrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev yer aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Gayriresmî Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Kazakistan’ın Türkistan şehrinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüştü.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.