Türk İş Dünyası - 2008

DÜNYA

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, dan ‘adli sicil kaydı’ açıklaması

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Bundan böyle her Türk vatandaşı e-devlet üzerinden usule uygun başvurduğu zaman nerede bulunursa bulunsun, Adli Sicil Bilgi Sistemine erişme ve adli sicil kaydını öğrenme, alma ve oradaki kayıtların silinme şartları oluşursa silinmesini talep etme hakkına sahip olacaktır. Daha hızlı, daha rahat, daha masrafsız, daha kolay bir sistem vatandaşımızın hayatına kolaylık katacak, pek çok haksızlığın önlenmesine yol açacak bir adımı bugün burada hayata geçirmiş oluyoruz.” dedi.

Ankara Hakimevi’nde düzenlenen Adli Sicil Bilgi Sistemi Tanıtım Töreni’ne katılan Bakan Bozdağ, Edirne’den Kars’a, Hakkari’den Sinop’a ülkenin dört bir yanından adli sicil kaydını sildirmek için Ankara’ya gelme döneminin kapandığını duyurdu. Bozdağ, “İnsanlarımız hem zamandan hem masraftan kurtuluyor ve hem de pek çok kaybın önüne geçiyoruz” dedi.

Kişisel verilerin korunması hususunda hiç kimsenin bir ayrıcalığı olmadığını belirten Bakan Bozdağ, “Kişinin kendisiyle ilgili devlette olan kişisel verilerine erişme, yanlışsa düzelttirme, sildirme çok kıymetli bir haktır. ‘Devlet benim hakkımda ne kayıt tutmuş’ bunu bilmek kadar önemli bir hak olabilir mi?” dedi.

Kişisel verilerin korunmasının yaşam hakkını korumak kadar önemli olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

EDİRNE’DEN KARS’A, HAKKARİ’DEN SİNOP’A PEK ÇOK KAYBIN ÖNÜNE GEÇİYORUZ

Bildiğiniz gibi adli sicilde kayıtlar, yasaların emrettiği süre içerisinde muhafaza edilmekte ve bu kayıtlar pek çok kişinin hayatını olumlu veya olumsuz yönde etkileme imkanına sahiptir. Sürelerin dolmasından sonra ya da yasanın verdiği imkanları kullanmak suretiyle bu kayıtların silinmesi de mümkündür. Vatandaşlarımız, yasal hakları doğduğu zaman nasıl silindiğini biliyor ve müracaatlarını yaparak, adli sicil kayıtlarını yasa izin veriyorsa arşiv kayıtlarında pekala sildirebilmektedir. Ama pek çok vatandaşımız yasalarımız kendilerine sağladığı bu imkanlardan haberi olmadığından veyahut da bu konudaki usulü bilmediğinden bu arşivler süresi dolmasına rağmen uzunca bir süre orada kalabilmektedir. Şimdi hayata geçirdiğimiz yeni adli sicil bilgi sistemi ile beraber biraz önceki videoda da izlediğiniz gibi ülkemizde insanlarımız adli sicil kayıtlarını sildirmek için artık Ankara’ya gelme dönemi kapanıyor. Edirne’den Kars’a, Hakkari’den Sinop’a bu ülkenin dört bir yanından adli sicil kaydını sildirmek için insanlarımız hem zamandan hem masraftan kurtuluyor ve hem de pek çok kaybın önüne geçiyoruz.

ADLİ SİCİL BİLGİ SİSTEMİ E-DEVLET ÜZERİNDEN HİZMETE AÇILIYOR

Bundan böyle her Türk vatandaşı e-devlet üzerinden usule uygun başvurduğu zaman evinden, iş yerinden, arabasından nerede bulunursa bulunsun oradan Adli Sicil Bilgi Sistemine erişme ve adli sicil kaydını öğrenme, alma ve oradaki kayıtların silinmesini, silinme şartları oluşursa talep etme hakkına sahip olacaktır. Bizzat bunu uygulayarak bunun rahatlığını, hızını, kolaylığını kendi hayatında görme imkanı olacaktır. Dakikalar içerisinde belki kısa bir süre içerisinde buradaki kayıt sildirme başvurusu kendisine netice olarak dönecek SMS’le de kaydının silindiği kendisine bildirildiği gibi kendisi de kaydının silindiğini görme imkanına kavuşmuş olacaktır. Daha hızlı bir sistem, daha rahat bir sistem, daha masrafsız bir sistem, daha kolay bir sistem vatandaşımızın hayatına kolaylık katacak pek çok haksızlığın önlenmesine yol açacak bir adımı bugün burada hayata geçirmiş oluyoruz.

HIZLI VE GÜVEN İÇERİSİNDE İŞİ YAPMA VATANDAŞIMIZA ÇOK BÜYÜK BİR KATKI SAĞLAYACAKTIR

Bürokrasi artık devre dışı, kırtasiyecilik artık devre dışı. Hız ve kolaycılık ve güven içerisinde işi yapma sonlandırma devreye alınıyor ve bu da vatandaşımıza çok büyük bir katkı sağlayacaktır. Tabii burada önemli bir başka şey var o da şu, bazı sicil kayıtları da yasalarımız gereği belli süreler dolduktan sonra otomatik silmeye de tabii. Süre doluyor, vatandaşımız müracaat ediyor işte onu yasa öngörüyor 30 yıl 40 yıl neyse rakamlar farklı her adli sicil kaydını gerektiren suçtan cezadan dolayı o süreler dolduğu zaman adli sicil kaydının silinmesi gerekiyor. Fakat vatandaşlarımız bu silinme ile ilgili müracaatı yıllar yılı bazı suçlar için örneğin şu anda yanılmıyorsam 30 yıl gerekenler var. 30 yıl cezanın infazından sonra bekleyince tabi insanlar bunu unutuyor ama o sicil bir yerde onun karşısına geliyor ve onunla yüzleşmek durumunda kalıyor.

YASAL SÜREYİ TAMAMLAYANLARIN KAYDI TALEBİ OLMAKSIZIN RE’SEN SİLİNECEK

Şimdi bugün devreye sokacağımız yeni bir uygulama da bu sürelerin, yasal sürelerin dolması üzerine vatandaşın talebi olmaksızın re’sen Adli Sicil Ve İstatistik Genel Müdürlüğümüz bu adli sicil kayıtlarını silecektir. Bugün bu burada bunun ilk uygulamasını yapacağız ve 208 bin vatandaşımızın adli sicil kaydını buradan birazdan düğmeye basarak otomatik yeni kurduğumuz düzen çerçevesinde silmiş olacağız ve bu da vatandaşımızın devletin oradaki kayıtları silme konusundaki eksikliği, ihmali veya vatandaşın süreci takip edememesi nedeniyle uğradığı kayıpları, zararları, sıkıntıları ortadan kaldıracaktır. Bu da son derece önemli bir adımdır. Buradan aziz milletimize hepimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

KİŞİSEL VERİLERİNİ KORUMAK YAŞAM HAKKINI KORUMAK KADAR ÖNEMLİDİR

Tabii adli sicil verileri aynı zamanda kişisel verilerdir. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını istemesi Anayasal bir haktır. Bildiğiniz gibi anayasanın 20. maddesine eklenen bir fıkra ile bir Anayasal hak olarak bunu düzenledik biz ve Adalet Bakanlığı Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğü, kişisel verileri milletimizin Anayasayla kendisine verilen hakka uygun bir şekilde güven içinde koruduğunu ve bunun gereğini yerine getirdiğini ve buradan aziz milletimize ifade etmek isterim. Tabii kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı çok kıymetli bir haktır. Kişinin yaşam hakkı kadar onun toplum içinde saygın, onurlu bir birey olarak yaşaması için kıymetlidir. Kişilerin itibarını, haysiyetini ve diğer pek çok özelliğini korumanın başında ona ait verilerin korunması ve bunun güven içerisinde olduğunu, her bir vatandaşın bilmesi, yaşam hakkının güven içinde olduğunu bilmesi kadar kıymetlidir. O yüzden Anayasamıza böylesine büyük bir reformu yerleştirdik ve bu maksatla da Kişisel Verileri Koruma Kurumu kuruldu ve burada da bir Kişisel Verileri Koruma Kurulu oluşturuldu. Amaç, kişisel verileri koruma konusunda hem yasanın sağladığı hem de Anayasanın sağladığı yetkileri kullanmak, verdiği görevlerini yerine getirmek suretiyle vatandaşlarımızın kişisel verilerini hukuk devletinin gereklerine uygun bir şekilde korumak, bunu ihlal edenler varsa bunlarla ilgili yasal yaptırımları uygulamak hem kamu kurumlarının hem de özel sektörün ve bütün bireylerin kişisel verileri koruma ve bunları güvenliğini sağlama konusunda bilinçlenmesini artırma ve bunları milletimizin her bir ferdi tarafından benimsenmesini sağlamaktır.

HUKUKUMUZU, ONURUMUZU, KİŞİLİĞİMİZİ, SAYGINLIĞIMIZI KORUMA ALTINA ALAN BİR HAKTIR

Bu hak kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bir defa her kişinin kendisiyle ilgili kişisel verileri öğrenmeyi, kişisel verileri erişmeyi, bu verilerin silinmesini veya düzeltilmesini talep etmeyi ve bu verilerin amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsamaktadır. Kişinin verileri ancak kanunda öngörülen veya kişinin rızasıyla ancak işlenebilir. Eğer kanun yazmamışsa, kişinin rızası yoksa herhangi bir kişisel verinin işlenmesi kanuna aykırıdır ve suç olarak Türk Ceza Kanununda ve ilgili özel yasalarda tanzim edilmiştir. Bu büyük bir hak büyük bir olaydır. Kişinin kendisiyle ilgili devlette olan kişisel verilerine erişme, bunları öğrenme, amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını bilme yanlışsa düzeltilme, öyle bir veri yoksa sildirme çok kıymetli bir haktır.

Bizim hukukumuzu, onurumuzu, kişiliğimizi, saygınlığımızı koruma altına alan bir haktır. Ama maalesef görüyoruz ki, kişisel verilerin korunması konusunda bilinçli bir çabayı yasa ortaya koyduğu halde Anayasa ortaya koyduğu halde bu konuda kurumlar olduğu halde bazı kişiler şirketler bazı değişik vakıflar dernekler bu kişisel verilerin korunması konusunda Anayasanın ve yasaların kendilerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediklerini görüyoruz. Çok net söylüyorum buradan da ifade

KİŞİSEL VERİLERİN KORUMASINDA, HİÇ KİMSENİN BİR İMTİYAZI, BİR AYRICALIĞI YOKTUR

Kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde elde edilmesi kanunlarımız nezdinde suç olduğu gibi hukuka aykırı elde edilmiş kişisel verilerin kullanılması da suçtur. Maalesef pek çok şirket, ticari ilişkilerinde veya başka başka şekillerde değişik kişiler, siyasiler pek çok farklı yöntemlerle bu kişisel verileri kullanıyorlar. Benim herkese çağrım, hukuka uygun hukukun içinde kalarak bu kişisel verilerin elde edilmesi ve hukuka uygun bir biçimde kullanılmasıdır. Hiç kimsenin bu konuda bir imtiyazı, bir ayrıcalığı yoktur. Kişisel verileri hukuka aykırı elde etmek, herkes ve her kesim için suçtur. Kişisel verileri hukuka aykırı kullanmak herkes için suçtur. Bunun herhangi bir istisnası yoktur.

CUMHURİYET SAVCILIKLARI GEREKLİ YASAL İŞLEMİ YAPAR

Onun için bu konuda kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde elde eden ve kullananlar hakkında kişisel verileri koruma kurumunun daha dikkatli olmasında ve bu konularda yasanın kendilerine tanıdığı yetkileri kullanmakta görevleri yerine getirmekte tereddüt etmediğine inanıyorum. Buradan da çağrıda bulunuyorum. Bizim milletimizin her bir ferdinin kişisel verilerini korumak, onların yaşam hakkını korumak kadar kıymetlidir. Buna tecavüz edenler, buna hukuka aykırı bir şekilde el uzatanlar veya hukuka aykırı bir şekilde elde edip kullananlar hakkında kurumun gereğini yapmasında ve yetkilerini kullanıp görevinin gereğini yerine getirmesinde en ufacık bir tereddüdünün olmaması lazım. Kim olursa olsun kim ki bu milletin kişisel verilerini hukuka aykırı bir şekilde elde ediyor ve kullanıyorsa onlarla ilgili yasal işlemleri yapmak gerekiyorsa Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunmak da dahil yasa hangi yetkiyi veriyor, hangi görevi tanımlıyorsa elbette bunu yapacağız, yapmamız lazım. Aksi takdirde bu düzenlemeler Anayasada yer almasına rağmen kağıt üzerinde kalır. Hâlbuki bunlar Anayasa’da yer alsın, insanlar bunları konuşurken övsün diye buraya konulmuş değil. Kişilerin hakları, hukuku, onuru ve saygınlığı korunsun, haksızlıklar karşısında kişiler muhafaza edilsin ya da kişisel verileri üzerinden kişiler herhangi bir haksızlığa, hukuksuzluğa, ithama muhatap kalmasın. Kişinin verilerini içerisinde pek çok şey olabilir. Ama onların tamamı o kişiyi ilgilendirir. Onların dışındakilerini ilgilendirmez.

TÜRKİYE’Yİ FARKLI FARKLI TARTIŞMALARIN İÇERİSİNE ÇEKMEYE KİMSENİN HAKKI YOKTUR

Maalesef görüyoruz ki pek çok kişisel veri, çok değişik maksatlarla o kişileri yıpratmak, itibarsızlaştırmak kamuoyunun gözünden düşürmek veya başka başka hesaplarla kullanıldığını da görüyoruz. Bu hem bir ahlak sorunudur, hem de aynı zamanda bizim hukukumuz bakımından suç olan bir durumdur. Kamu kurumlarının da kişisel verileri koruma konusunda veri sorumlularını aktif hale getirmelerin de ve bu beni sorumlularının da yasanın kendine yüklediği sorumluluklarının gereğini yerine getirmesinde özel sektöründe dahil şirketler de dahil buna. Çünkü veriyi korumak sadece kamunun vazifesi değil. Veriyi alan, işleyen muhafaza etmek zorunda ve veriyi verenin hukukunu koruması gerektiği bilinciyle, onun için her türlü koruma tedbirini almak zorundadır. Eğer bir kuruma verilmiş kişisel veriler, birtakım mail gruplarının elinde veyahut da internetten alışveriş merkezlerinden mesajlar yağmur gibi geliyorsa, derneklerden, vakıflardan, şuradan buradan. Vatandaş soruyor, benim bu verim bunların eline nasıl geçti? Benim telefonumu ben biliyorum işte yakınlarım biliyor, dostlarım, kardeşlerim, arkadaşlarım biliyor. Hiç merhaba olmayan insanın elinde benim telefon numaramın ne işi var diyor. Hiç tanımadığım insanlardan mesajlar alıyorlar. Nereden gidiyor bu? Bu verileri koruma konusunda görevli olanların görevlerini yasaya uygun yapmamalarının bir sonucudur bu. Eğer yasaya uygun bu görevler yapılmış olsa, bu veriler insanların eline geçemez. Geçtiği zaman da Cumhuriyet Savcılıkları Kişisel Verileri Koruma Kurulu, ilgili hukuken görevli ve yetkili yerler gereğini yapar. Yapması da onların Anayasal ve yasal görevidir. Onun için kişisel verileri koruma konusunda Türkiye’yi farklı farklı tartışmaların içerisine çekmeye kimsenin hakkı yoktur, olmamalıdır. Siyasi partilerin elinde de kişisel veriler efendim YSK’nın verdiği seçmen kütükleri belli bir dönemde verilebiliyor. Yasa buna amirdir. Partiler de kendine verilen bu kişisel verileri o kişilerin hukukunu, canını, yaşamını, onurunu korur gibi koruması lazım. Niye veriyor? Parti YSK yasa emrettiği için veriyor. Yasa niye emrediyor? Bu veriye ihtiyacı var seçimde onu kullansın ama bu verileri alıp üçüncü, dördüncü, beşinci kişilerle veya hiç alakasız olanlarla paylaşsın diye hiç kimseye bu veriler verilmiyor. Bu veriler üzerinden fişleme yapılsın. Bu veriler üzerinden insanlar A’ya, B’ye, C’ye göre tasniflere tabi tutulsun diye de verilmiyor. Onun için kişisel verilerin korunması konusunu Türkiye’nin bu yeni hukuk sistemine uygun, Anayasanın sağladığı bu hakka, kişisel verileri koruma kanununa ve diğer mevzuatımıza uygun bir şekilde yerine getirmesinde herkesin bu konuda hassasiyet göstermesinde fayda vardır. Bir kez daha söylüyorum, yaşam hakkını korumak ne kadar kıymetliyse, kişinin onurlu, saygın, itibarlı bir birey olarak yaşamasını sigortası olan kişisel verileri korumakta o kadar kıymetlidir. Her ikisi de hem hepimizin vazifesi, hem de her bir vatandaşımızın, her bir şirketin, her bir kamu kurumunun, herkesin ve her kesimin ortak vazifesi. Bu konudaki yasal düzenlemelere uymak ve yasal düzenlemelere uygun hareket etmek bizim hem insanlık, hem de vatandaşlık görevimizdir.

TÜRKİYE DEMOKRATİK BİR HUKUK DEVLETİDİR

Türkiye’de en iyi uygulayan yer neresi derseniz pek çok yer var ama onların içinde birisi de Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüdür. Onun için bu konuda insanlarımızın kişisel verilerini, onların güvenini sağlayacak şekilde koruyan Adli sicil ve istatistik Genel Müdürlüğümüzün Genel Müdürü başta olmak üzere bütün çalışanlarına da buradan teşekkür ediyorum. Biz bakanlık olarak kişisel verileri koruma konusunda her türlü yasa ve Anayasanın emrettiği tedbiri aldık ve uyguluyoruz. Diğer bakanlıklarımızda uyguluyor bu tedbirleri. Ama bu tedbirleri biraz daha sıkılaştırmak da fayda olduğu da tartışmadan uzak bir konudur. Bunu sıkılaştırmaya da ihtiyacımız olduğunu buradan ifade etmek isterim. Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde olan biten her şey hem insanımızın, hem de hukukun, hem de yasamanın denetimine açıktır. Bizim ülkemizde öyle yasaların denetimine açık olmayan Türkiye’de hamdolsun hiçbir şey yok. Birkaç istisna dışında her şey Anayasal olarak yargısal denetime açıktır. Aynı zamanda halkın denetimine açıktır, işte kişisel veriler bir nevi halkın hem kamuyu denetlemesi hem de özel sektörü denetlemesi bakımından her bir vatandaşa bu verilerin korunmasını isteme bir haktır.

KARAR LEHİMİZE İSE SAVCILARI ÖVE ÖVE, ALEYHİMİZE İSE KARA KARA BİTİREMEZSEK O ZAMAN BİZ ADİL DEĞİLİZ

Yargı bir karar verdiğinde itiraz yolu var, itiraz bir eleştiridir o karara ama o eleştiriyi değerlendirecek bir merci var, oraya gider o merci ona cevabını verir, o da karar olarak verir. Sonra istinaf edersiniz istinafta esasında verilen kararla bir itirazdır, bir eleştiridir istinaf onu değerlendirir. Sonra temyiz edersiniz, onu da beğenmezsiniz temyiz de verilen karara bir itirazdır bir eleştiridir. Yargı içinde verilen kararlara, itirazların, eleştirilerin yargı içinde yeniden yeniden görüşülmesi, değerlendirilmesi, yanlışlık varsa düzeltilmesi karar doğruysa da kararda ısrar edilmesi bizim Anayasamızın ve yasalarımızın kararı veren yargı görevlilerine emridir. Ama siz itiraz ettiniz bütün bu aşamaları geçti veya daha birinci aşamada bir karar çıktı diğer aşamaların hiçbirini görmeden kararı veren savcıya, Cumhuriyetin savcısı eğer lehinize karar veriyorsa, eğer aleyhinize karar veriyorsa sarayın savcısı. Eğer lehinize karar veriyorsa hakim Cumhuriyetin hakimi, milletin hakimi, Ankara’da İstanbul’da hakim var aleyhinize karar veriyorsa sarayın hakimi. Bu yargıya düpedüz ve yargı görevi yapanlara aleni bir iftiradır. Bunu yapanlar da müfteridir. Buradan bunları telin ettiğini ifade etmek ister. Savcılarımızın hepsi Cumhuriyetin savcısıdır. Hakemlerimizin hepsi bu milletin hakimleridir, Cumhuriyetin hakimleridir. Hakimlerimiz, savcılarımız görevlerini yaparken Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun vicdani kanaatlerine göre görev yaparlar ve kararlarını da bu bağlılık içerisinde verirler. Dosyadaki delille bakarlar, tarafların beyanlarına, savunmalarına bakarlar, Anayasaya, yasaya, hukuka bakarlar olup biteni bir de bu Anayasa, hukuk, kanun dosya içerisindeki delil çerçevesinde vicdan terazisinde de tartarlar sonra bu bağlılıkla edindikleri kanaatle hükmedenler karar verirler. Bu karar lehimize olabilir, aleyhimize olabilir. Lehimize olduğu zaman hakimleri, savcıları öve öve bitiremeyip aleyhimize olduğu zaman da kara kara bitiremezsek o zaman biz evvela baştan adil değiliz. Adalet beklediğimiz insanlara karşı biz adil olmazsak o zaman kim adil olacak?

KİMSE SAVCILIĞA, HAKİMLİĞE, MAHKEME REİSLİĞİNE SOYUNMASIN

Eğer Türkiye’nin yönetimine talip olanlar, Türkiye’de siyaset yapanlar veya bir kamu gücünü kullananlar, birtakım görevlerde bulunanlar, hakim ve savcılarımızın yaptığı bu büyük görevler nedeniyle kendilerine teşekkür etme, yerine hakimliğe, savcılığa soyunurlarsa o zaman o ülkede hukuk devletine de bahsedemeyiz Kimse savcılığa soyunmasın, kimse hakimliğe soyunmasın, kimse mahkeme reisliğine soyunmasın, kimse istinaf olarak kendini Yargıtay olarak kendini Anayasa Mahkemesi olarak kendini görmesin. Hukuk devletinde ana muhalefet partisi veya grubu olan siyasi partiler, meşru siyaset yapanlar kendilerini mahkeme yerine koyabilirler mi? Böyle bir üslupla konuşabilirler mi? Konuşamazlar böyle bir kendilerine de niteleme yapamazlar. Siyasi taraftarlara göre verilen kararları bizim taraftarlığımıza uygun olursa hukuka uygun Anayasaya uygun yasaya uygun ama bizim taraftarlarımıza uygun kararlar vermezlerse hukuka, Anayasaya ve kanuna aykırı dersek o zaman verilen kararları hangi terazide tartıyoruz, Anayasa, hukuk ve kanun delil terazisinde değil, taraftarlık terazisinde tartıyoruz. O zaman taraftarlık terazisinde biz bunları tutarsak adalet terazisinin ayarı nasıl dosdoğru tartacak.

ADALET TERAZİSİNİN TARAFTARLIK TERAZİSİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNDEN BEN ADALET BAKANI OLARAK UTANIYORUM

Hepimiz canımızı acıtsa da çok hoşlanmasak da, tepki göstereceğimiz kararlar da olsa nihayetinde bu kararlara uyuyoruz, uyguluyoruz. Kararları eleştirmek ayrı şeydir kararları verenlere hakaret etmek, saygısızlık etmek ayrı şeydir. Kararlar eleştirilmez, kutsal metinler değildir. Elbette ki her mahkeme kararı eleştirilebilir, bu demokratik bir haktır. Hukuk devletinin de teminatı altındadır. Ama biz ne yapıyoruz kararı eleştirmek yerine kararı vereni eleştiriyoruz, eleştirsek o da iyi hakaret ediyoruz, iftira ediyoruz. Böyle bir şey olur mu? Ben bir yandan hukuk devletine inanıyorum diyorsun öte yandan da hukuk devletinin gereği olan bir usul uygulandığında da o gerekliliği yapanlara karşı hukuk devletinin ortaya koyduğu standartlarının dışına çıkıp ifadelerde kullanılıyor. Gelince biz işte hakimleri, savcıları şöyle müdahale edeceğiz, böyle ödüllendireceğiz diye de konuşuyor. Yani bir yandan yargı bağımsız, tarafsız şimdiden nasıl ayrımcılık yapacağını, nasıl haksızlık yapacağını, nasıl taraftarlarını koruyacağını, kollayacağını adalet terazisini taraftarlık terazisi olarak nasıl ikame edeceğini aleni olarak söylüyorlar. Ben utanıyorum bir Adalet Bakanı olarak bundan.

KİMSE MAHKEME, İSTİNAF, TEMYİZİN YERİNE GEÇMEYE KALKMASIN

Adalet Bakanı olarak bundan. Olmaz böyle şey. Olmaz kimse bunu diyemez. Onun için son olarak diyorum ki, kimse bu ülkede savcılığa soyunmasın. Hakimliğe soyunmasın. Mahkemeye olmaya, istinafın yerine geçmeye, temyizin yerine geçmeye kalkmasın. Bu ülkenin kurumları var. Yargı organları var, yargı mercileri var, Anayasamız var, yasalarımız var. Her şey Anayasa ve yasalar çerçevesinde yürüyecek, işleyecek ve herkeste Anayasa ve yasaların kendilerine verdiği yetkileri kullanma hakkı var, onu kullanacak. Biz hepimiz buna saygı duyacağız. Önce bizim bu saygı temelli yaklaşımı hayata geçirmemiz lazım. Defalarca söyledim. Bir daha ifade etmek isterim. Türkiye’nin 2021 dosya rakamlarına baktığımızda sadece adli yargıda bulunan hukuk ve ceza dosya sayısı yaklaşık 8 milyon. Ya hakimlerimiz yılda 8 milyon dosyaya bakıyorlar. Savcılarımız bunları inceliyorlar ceza ile ilgiliyse. 8 milyon dosya üzerinde milyonlarca dosya hakkında da karar veriyorlar. Vatandaşlarımızın bir kısmı istinaf bile etmiyor, bir kısmı istinaf ediyor. İstinaf karar verince temyiz hakkı olduğu halde temyize gitmiyor. Karardan razı adil olduğuna inanıyor. Bir kısmı temyize gidiyor. Orada kesinleştikten sonra bireysel başvuru hakkı olduğu halde gitmiyor. Karardan razı. Bir kısmı bireysel başvuruya AİHM’e kadar gidebiliyor. Bütün yollar açık.

GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN HAKİM VE SAVCILARIMIZI TARAFTARLIK ÜZERİNDEN KİMSENİN TARTMAYA HAKKI YOKTUR

Ama şimdi bu kadar büyük dosyalara, milyonlarca dosyaya bakan, gece gündüz çalışan hakim ve savcılarımızı taraftarlık üzerinden kimsenin tartmaya hakkı yoktur. Kimse tartamaz. Adalet terazisinin ayarlarını korumak sadece yargıcın görevi olarak da görülemez. Yargıcın zaten değişmez, değiştirilemez görevi o. Ama öte yandan adalet algısının doğru işlemesi, adalete güvenin olması, adalet hizmetlerinden memnuniyetin olması için de bizim adaletle ilgili konuşurken kendi dilimizin de terazisini aklımızın, vicdanımızın da terazisini, dosdoğru tutmamız lazım. Ben buradan herkesi yargıya karşı ve yargı görevi yapanlara karşı temiz bir dille konuşmaya, saygın bir dille konuşmaya, haksızlığı hak gibi takdim etmekten vazgeçmeye bir kez daha davet ediyorum. Umarım bundan sonra daha temiz bir dille daha hakkaniyetli ve saygın bir dille bu konularda eleştiri ve değerlendirmeleri yaparız.

Bakan Bozdağ, konuşmasının ardından elektronik ortamdan butona basarak süresi dolmuş olan ve silinmeyen 208 bin 376 adli sicil kaydının silinmesi işlemini gerçekleştirdi.

ADALET

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.

Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”

Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”

Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.

Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.

Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”

“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”

15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”

Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.

“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.

Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”

“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”

“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.

Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.

Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.

“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”

Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’da ebedî âleme uğurladıkları 253 şehidi kemal-i hürmetle yâd etti, gazilere bereketli ömürler diledi.

Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

“Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.

“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”

“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“15 TEMMUZ GECESİ HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALANLAR SİNSİ EMELLERİNE ULAŞMAK İÇİN HÂLEN FIRSAT KOLLUYOR”

Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.

“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.

“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”

“FETÖ’CÜLERİN ENGELLEMEYE ÇALIŞTIĞI TÜRKİYE YÜZYILI’NIN İNŞASI BAŞLAMIŞTIR”

“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”

15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim ile görüştü

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.

Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.

GENÇ GAZETECİLER : KATAR

OKUMAYA DEVAM ET

Her Şey ‘Güçlü Türkiye’ İçin

FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

Her Şey ‘Güçlü Türkiye’ İçin

GÜÇLÜ TÜRKİYE

Her Şey ‘Güçlü Türkiye’ İçin

GENÇ GAZETECİLER | TÜRKİYE

YENİ NESİL MEDYA | TÜRKİYE

Her Şey Güçlü Bir Türkiye İçin | Genç Gazeteciler

Her Şey Güçlü Bir Türkiye İçin | Genç Gazeteciler

TAKVİM

Ağustos 2022
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

TOGG | Türkiye’nin Otomobili

TANAP Avrupa Bağlantısı Açılış Töreni #TANAPtamam

GENÇ GAZETECİLER BURADA

GÜÇLÜ TÜRKİYE

TÜRK AKIM PROJESİ AÇILIŞ TÖRENİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale 1915 Köprüsü Kule Tamamlama Töreni

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih sondaj gemisini #MilliEnerjideYeniMüjde

ENERJİ PETROL MEDYA GRUP – YENİ NESİL MEDYA | TÜRKİYE

ADALET15 saat önce

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

DÜNYA1 gün önce

“Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

DÜNYA2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim ile görüştü

DÜNYA2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da

DÜNYA5 gün önce

“Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla yeni bir hikâye yazmaya başlayacağız”

ADALET5 gün önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | Milletimize “Tehdit ve Şantaj yapmak” | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da attık”

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Costa ve AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ile görüştü

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile görüştü

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık Başbakanı Starmer ile bir araya geldi

DÜNYA1 hafta önce

Emine Erdoğan, NATO marjında lider eşleriyle Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz ile görüştü

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile bir araya geldi

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile görüştü

DÜNYA1 hafta önce

“NATO’nun harekât, misyon ve tatbikatlarına katkı veren müttefiklerin başında geliyoruz”

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne katılan liderler onuruna resepsiyon verdi

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile bir araya geldi

DÜNYA1 hafta önce

ABD Başkanı Trump Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’ı karşıladı

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ile bir araya geldi

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile görüştü

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Rutte ile bir araya geldi

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı Radev ile görüştü

DÜNYA2 hafta önce

“Bölgemizde barış, istikrar ve refah için kardeş ülkelerle dayanışmayı sürdüreceğiz”

DÜNYA2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif ile bir araya geldi

DÜNYA2 hafta önce

“42 ilimizde açacağımız 61 organize tarım bölgesiyle tarım alanında çok daha iyi yerlere geleceğiz”

ADALET2 hafta önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | Milletimize İFTİRA atmakta sınır tanımazlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

ADALET2 hafta önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | Milletin Malına Mülküne çökmek | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

DÜNYA2 hafta önce

“Türkiye, güçlü ordusu ve gelişmiş savunma sanayisiyle NATO’nun güvenliğine katkı sunmaktadır”

DÜNYA3 hafta önce

“2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı”

DÜNYA3 hafta önce

“Polonya ile iki NATO müttefiki olarak iş birliğimizi güçlendirmek için çalışıyoruz”

DÜNYA3 hafta önce

Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜRGEV’in 30. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katıldı

DÜNYA4 hafta önce

“Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayiimiz oluşturuyor”

DÜNYA4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanya Cumhurbaşkanı Dan ile görüştü

DÜNYA4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Singapur Başbakanı Wong’u kabul etti

DÜNYA4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’u hak ettiği yatırımlarla buluşturmaya devam edeceğiz”

DÜNYA1 ay önce

(ABD-İran) “Mutabakatın, bölgemizde kalıcı barışın tesisine giden yolu açmasını ümit ediyoruz”

DÜNYA1 ay önce

“2026, her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor”

DÜNYA7 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mesajı

DÜNYA7 yıl önce

Metin Aslım : İş ve Cemiyet Hayatının Sevilen Siması

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Hüseyin ÇEŞMECİOĞLU :

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Emel USLU ATİK ;

İYİ Kİ VARSIN6 yıl önce

İyi ki varsın Nurten ÖZTÜRK

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Nuray ÖZÇELİK;

GÜNCEL6 yıl önce

Sektöre Yön Verenler Berfu GÜVEN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Aysu YAVUZ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın ZEHRA KARAKAŞ BEGEN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Beril ÇAVUŞOĞLU

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Nalan Gazezoğlu

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın AYSUN ŞAHANOĞLU KABA ;

DÜNYA5 yıl önce

İyi ki varsın Prof. Dr. Başak SOLMAZ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Hüseyin ÇALIŞKAN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Gül ALCANSOY;

DÜNYA5 yıl önce

İyi ki varsın Hande ORTAY

DÜNYA4 yıl önce

Ankara-Yerköy-Kayseri Hızlı Tren Hattı temeli atıldı

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Nazlıhan ALKAN

DÜNYA6 yıl önce

Sektöre Yön verenler ; Eda DEMİRHAN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Yusuf Burak ASLANPINAR;

DÜNYA4 yıl önce

İyi ki varsın Özgür AKIN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Sadık KUTANOĞLU

DÜNYA3 yıl önce

İyi ki varsın, Haşim İzol

ENERJİ5 yıl önce

İyi ki Varsın Mehmet Gültekin

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Doç. Dr. Esin Yalçınkaya

DÜNYA4 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Michel ile görüştü

DÜNYA4 yıl önce

İyi ki Varsın Sibel Kılıçarslan Metin

DÜNYA4 yıl önce

İyi ki varsın Ebru Milat Sezgin

DÜNYA5 yıl önce

Sektöre Yön Verenler Nurullah DOĞAN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Süleyman YAĞCIOĞLU

İYİ Kİ VARSIN6 yıl önce

İyi ki varsın Semra Aman Akyürek

ENERJİ6 yıl önce

Tekfen Holding “Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu” ödülünü üçüncü kez aldı!

DÜNYA5 yıl önce

İyi ki varsın Şule DAYANGAÇ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Semra İĞTAÇ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Sibel Şeref KANCAOĞLU ;

DÜNYA5 yıl önce

Ahmet Erdem Kimdir?

GÜNCEL6 yıl önce

Başarımız, Başarınız olacak HANTEK KALIP

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu ,
MAVİ YOLCULUK7 yıl önce

TEKNE KİRALAMA | İZMİR ÇEŞME ALAÇATI

DÜNYA6 yıl önce

Sektöre Yön Verenler Esra KANDEMİR

DÜNYA6 yıl önce

Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su belli oldu

YENİ NESİL MEDYA | TÜRKİYE

GÜÇLÜ TÜRKİYE
GÜÇLÜ TÜRKİYE

GENÇ GAZETECİLER | TÜRKİYE

GENÇ İŞ DÜNYASI

seers cmp badge