Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 5G ihalesinin 2023 yılında yapılacağını bildirdi ve “Dünyanın transit merkezi İstanbul Havalimanı’nda başlattığımız 5G kıvılcımını 3 babayiğit operatörümüzün çalışmaları ve vizyonuyla ülkemizin dört bir yanına yayacağız” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Havalimanı’nda 5G ile ilgili gelinen süreci kamuoyu ile paylaştı. Bakanlık olarak, bütün sektörlerde olduğu gibi haberleşme alanlarındaki gelişimleri de yakından takip ettiklerini belirten Karaismailoğlu, “Türkiye’yi çağın ötesindeki yeniliklerle buluşturmak için büyük bir çaba gösteriyoruz. Ulaştırma da olduğu gibi ülkemizin haberleşme altyapısını da devlet aklıyla planlıyor, akademik, bilimsel zeminde değerlendiriyor ve kamu-özel sektör iş birlikleriyle hayata geçiriyoruz. 20 yıldır neyin sözünü verdiysek yerine getirmenin özgüveniyle çalışmalarımıza, başkalarının hayalini bile kuramadığı yatırımlarla devam ediyoruz. Haberleşme sektöründeki, 5G de tabi bunlardan biri. Bilgi ve iletişim teknolojileri, son yıllarda baş döndürücü bir hızla gelişiyor ve tüm dünya çapında etkisini giderek artırıyor. Bu hızlı gelişim ile birlikte klasik çalışma, düşünme, eğlenme yöntemleri değişiyor, yaşam yeni şekilleriyle elektronik ortama taşınıyor” diye konuştu.
HEDEFİMİZ, DÜNYAYLA REKABET EDECEK HIZI MİLLETİMİZE SUNMAK
“Hedefimiz, dünyayla rekabet edecek hızı milletimize sunmak” ifadelerini kullanan Karaismailoğlu, 5G’nin bağlantılı araçlar, arttırılmış gerçeklik ve gelişmiş video ve oyun gibi yeni kullanım durumlarını mümkün kılarak hem profesyonel hem de kişisel yaşamları tamamen yeniden şekillendireceğini söyledi. Özellikle mobil telefonların, insanoğlunun en sık kullandığı teknolojilerden biri olduğu için, mobil teknolojilerin de olanca hızıyla geliştiğini kaydeden Karaismailoğlu, konuşmasına şöyle devam etti;
“Henüz 4G, 4,5G teknolojileri insan hayatına yeni girmişken, bir anda 5G teknolojilerinin içinde bulduk kendimizi. Hatta şimdiden 6G’yi konuşuyoruz. Gelecekte hedeflenen veri akışında 5G’nin dahi hız ve güvenlik hedeflerini karşılayamayacağını düşünüyoruz. Bu bakımdan, elektronik haberleşme şebekelerimizde yerli ve milli donanım ve yazılımların kullanılması, sadece cari açığın azaltılması değil, aynı zamanda günümüzde ülkelerin savunma ve güvenlik politikaları açısından da önemlidir. Dünyada 2020-2025 yılları arasında mobil şebekelere 1,1 trilyon dolar yatırım yapılacağı ve bunun yaklaşık yüzde 80’inin 5G teknolojisine yönelik olacağı ön görülüyor. Bu durum hem iç pazar hem de dış pazar açısından büyük bir potansiyelin olduğunu gösteriyor. İşte böyle bir ortamda bilgiyi üretmeyen, ürettiği bilgiyi ürüne dönüştüremeyen ve bunu dünyaya pazarlayamayan ülkelerin gelişmeleri, kalkınmaları da zor gözüküyor. İşte bu yüzden: dijital dönüşümün kilit noktasını oluşturan 5G teknolojisini yerli ve milli imkanlarla üretmek durumunda olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Ülkemiz takip eden değil, takip edilen olacak. Devlet olarak açtığımız bu yolda tüm iş dünyamız, üniversitelerimiz, gençlerimiz bizimle yürüyerek Türkiye’yi layık olduğu geleceğe taşıyacak Türkiye 5. nesil mobil teknolojiyi ifade eden 5G teknolojisinde önemli ve ciddi atılım stratejilerine sahip olarak yoluna devam edecektir.”
5G’nin dünyada son 2 yıldır kullanılmaya başlandığını ve ilk olarak 4G altyapısı üzerindeki geliştirmelerle sunulan ve sonrasında standartları belirlenen beşinci nesil iletişim altyapısı olduğuna dikkati çeken Karaismailoğlu, 5G teknolojisinin iletişim sektöründe getireceği yenilikleri şöyle sıraladı; “Elektronik haberleşme sektörünü şu anki ses, veri ve görüntü iletiminden ileri bir boyuta taşıyacak 5G teknolojisinin makineler arası iletişim, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, medikal, makine öğrenmesi, robotik gibi pek çok alanda yenilikler getirmesi beklenmektedir. 5G’deki düşük gecikme süreleri ile robotik, akıllı araçlar ve akıllı ulaşım sistemleri gibi gecikmeye duyarlı yenilikçi hizmetlerin sunulması kolaylaşacaktır. 5G, otomotiv, sanayi, enerji, sağlık, tarım, medya ve eğlence gibi birçok alanda dijital dönüşümü hızlandırarak yenilikçi uygulamaların geliştirilmesi ve kullanılmasında etken olacaktır. Pandeminin ilk zamanlarını hatırlayın. Milyonlarca kişi evden çalışmaya ve okumaya geçerken, hızlı, güvenilir internet temel bir ihtiyaç haline geldi. Milyonlarca vatandaşımız evden çalıştığı dönemde Türkiye’deki mevcut altyapı tıkır tıkır işledi. Bankacılık faaliyetleri için artık bankalara gidip saatlerce beklemiyoruz. Devlet kurumlarıyla olan işlerimizi e-Devlet üzerinden çözüyoruz. Kısaca hayatımızı internet ile kolaylaştırıyoruz. Elbette bu gelişmeleri bilgi toplumu olma yolunda önemli adımlar olarak görüyoruz.”
SİBER SALDIRILARLA ELE GEÇİRİLMEYE ÇALIŞILAN HASSAS VERİLER ÜLKELERİN DNA’SIDIR
Türkiye’nin 2023, 2053, 2071 hedeflerine ulaşması için yüksek teknolojiye ve katma değerli ürünlere ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Karaismailoğlu, 5G’nin de bunlardan biri olduğunu söyledi. Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, “Ülkemizde 5G ve ötesi yeni nesil iletişim teknolojilerinin etkileyeceği dikey sektörlerde dijital dönüşümün etkin ve hızlı bir şekilde sağlanmasını hedefliyoruz. Bu dönüşüm esnasında geliştirilecek katma değeri yüksek yerli üretim teknoloji ve uygulamaların ülkemizin ekonomik büyümesine katkı sağlayacağının bilincindeyiz. Bilgi teknolojileri sektörümüzün geleceğini şu 3 başlık altında ele alıyoruz; yerli üretim, yüksek teknoloji ve küresel marka. Kritik bir sektör olarak tanımladığımız bilişim sektörünü bu üç fazda başarıya ulaştırarak, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunarak, özgün ve yenilikçi üretimle küresel değer zincirlerindeki payımızı arttırmayı hedefliyoruz. Ayrıca 5G’yi sadece bir iletişim teknolojisi olarak değil, ülkemizin milli güvenliği açısından da öncelikli konular arasında görüyoruz. 5G’de daha yüksek yerlilik oranlarına erişmek için çalışıyoruz. Ülkemizin siber güvenliğine, yani mahremiyetine sahip çıkıyoruz. Biz büyüyen, gelişen, küresel rekabette liderliğe oynayan bir ülkeyiz. Göz önündeyiz, dostumuz da var düşmanımız da. Ve günümüzde siber saldırılarla ele geçirilmeye çalışılan hassas veriler ülkelerin de milletlerin de bir nevi DNA’sıdır. Türkiye’nin teknolojiyi sadece tüketen değil, asıl olarak tasarlayan, geliştiren, üreten ve dünyaya pazarlayan bir ülke haline gelmesini hedefliyoruz.” Dedi.
1000’DEN FAZLA SAHADA ULAK BAZ İSTASYONU DEVREYE ALINMIŞTIR
Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi’ni, kısa adıyla HTK’yı kurulduğunu anımsatan Karaismailoğlu, “O günden bugüne sürekli gelişen Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi bugün 160’tan fazla firmayı ve 8 binden fazla çalışanı bünyesinde barındıran büyük bir organizasyon haline gelerek yerli üretim ekosistemi için önemli bir konuma sahip oldu. HTK üyesi firmalarımız ve üç mobil işletmeci tarafından, 5G’ye giden yolda donanım ve yazılım ihtiyaçlarına yerli ve millî imkânlar ile cevap verebilmek amacıyla ‘Uçtan Uca Yerli ve Millî 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’ni geliştirdik. Uçtan Uca Yerli ve Millî 5G Haberleşme Şebekesi Projesi ile 5G baz istasyonları, 5G çekirdek şebeke, 5G şebeke yönetim ve operasyonel yazılımları ve 5G sanallaştırma platformu gibi 5G teknolojisine özel kritik şebeke donanım ve yazılımları geliştiriyoruz. Projede geliştirilen prototip ürünler işletmecilerce test edilmekte, mevcut ticari 4.5G mobil şebekelere bağlanabilen yerli ve milli 5G baz istasyonları üzerinden çeşitli demo gösterimleri yaptık. Bakanlığımız ve Savunma Sanayi Başkanlığımızın birlikte başlattığı ULAK Projesiyle de 4,5G baz istasyonu geliştirildi. Projede geliştirilen ilk yerli/milli 4,5G ULAK baz istasyonu Bakanlığımızın evrensel hizmet projeleri kapsamında 750’den fazla sahada kullanılmaktadır. Ticari şebekelerimizde 1000’den fazla sahada ULAK baz istasyonu devreye alındı. Türkiye’de üretimi, teknolojik araştırma ve geliştirme faaliyetlerini, yerli ve yabancı yatırımları teşvik ediyor. Ekonomimizin sürdürülebilir büyümesini destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
AVRUPA’NIN BİRİNCİSİ İSTANBUL HAVALİMANI 5G’Lİ HAVALİMANI OLDU
Haberleşme alanında çok önemli aşamaların geride bırakıldığına dikkati çeken Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 5G teknolojisinin dönüşümünün büyük bir organizasyon olarak düşünülmesi gerektiğini aktardı. “Halkımızın 5g teknolojisine kavuşmasına az kaldı” diyen Karaismailoğlu, “Bugün başka bir gururu da aynı anda yaşıyoruz. Rekorlardan rekorlara koşan, Hani o yapamazlar, kimse uçmaz, açsalar bile başarılı olamayacaklar dedikleri İstanbul Havalimanı…İstanbul Havalimanı ekonomik değeri olmayan, yaşamın ve yeşilin olmadığı 75 milyon metre alanda devletten 1 kuruş çıkmadan 10 milyar euro yatırım yaptırılarak işletme süresi içinde 25 milyar euro devlete verilecek kira garantisi ile finansal olarak da dünyanın en başarılı projelerinden biri oldu. Burada bir ilki daha gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. İstanbul Havalimanı’nın almadığı ödül, kırmadığı rekor kalmadı. İstanbul Havalimanı’nda günde ortalama 1400 uçak, günde ortalama 230 bin yolcu İstanbul Havalimanı’nı kullanıyor. 8 Temmuz’da 1422 uçuş ile tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Rekorlara, dünya çapında birinciliklere doymayan İstanbul Havalimanı Avrupa’nın ‘en yoğun’ ve ‘en iyi’ havalimanı oldu. Avrupa’nın birincisi İstanbul Havalimanı bugün 5G’li havalimanı oluyor. İstanbul Havalimanı’nda belirlenen bölgelerde 5G kapsaması ve altyapısı operatörlerimizce sağlanmış abonelere 5G sinyali verilmesi için gerekli ön hazırlıklar tamamlandı. Operatörlerin 5G uygulamaları ve uygulama alanlarındaki gecikme, hız gibi avantajları gözlemleyebileceğimiz çalışmalar da hazırlandı. Bugün burada yerli teknoloji şirketlerimizin kurduğu stantlarda Türkiye’nin 5G yolculuğunda geldiği aşamayı göreceğiz” şeklinde konuştu.
BİZİM GÖSTERDİĞİMİZ KARARLILIĞI OPERATÖRLERİMİZİN DE GÖSTERMESİ GEREKİYOR
Türkiye’de mobil elektronik haberleşme teknolojilerine yönelik olarak mobil şebeke işletmecilerinin yazılım ve donanım yatırımlarının 2021 yılında yaklaşık 3,2 milyar TL olarak gerçekleştiğini dile getiren Karaismailoğlu, “Bugüne kadar çoğunluğu ithal edilen donanım ve yazılımları artık kendi imkanlarımızla üreterek ülkemizin ekonomisine, kalkınmasına, istihdamına ve güvenliğine hizmet ediyoruz. Halihazırda ülkemizde 5G destekli cihazların oranı düşük seviyelerde olup 5G’yi yazılımsal ve donanımsal destekleyen cep telefonların artması ile vatandaşlarımız da 5G hizmetlerinden faydalanabilir hale gelecektir. 5G teknolojilerinin artık önümüzdeki yılların vazgeçilmezi olduğu su götürmez bir gerçektir. Evet, şu ana kadar çok önemli mesafeler kat edildi, ancak artık bu yolu daha büyük adımlarla kat edeceğiz. 5G teknolojisine geçiş süresini hızlandırmak ve daha geniş coğrafyalarda yaygınlaştırmak için yatırımlarımızı arttıracağız. Biz Bakanlık ve ilgili kuruluşlarımızla gerekli olan her türlü desteği bugüne kadar sağladık, bundan sonrada sağlamaya devam edeceğiz. Bizim gösterdiğimiz kararlılığı operatörlerimizin de göstermesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
5G VE ÖTESİ TEKNOLOJİLERE YÖNELİK KRİTİK BİLEŞENLERİN MİLLİLEŞTİRİLMESİ TEMEL ÖNCELİĞİMİZ
“Bakanlığımız, 4.5G ihalesinde belirlediğimiz ‘yerlilik yükümlülükleri’ ile sektöre yönelik önemli bir vizyon çizmiştir” diyen Ulaştırma Karaismailoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“4.5G’nin ilk yatırım döneminde yüzde 1 olan yerlilik oranının, 2020-2021 yatırım dönemi itibariye yüzde 33’leri geçtiğini görüyoruz. Ancak, bu oranı yeterli bulmuyoruz, öncelikle yüzde 45’lik yerlilik hedefinin işletmecilerce yerine getirilmesini bekliyoruz. 5G ve ötesi teknolojilere yönelik kritik bileşenlerin millîleştirilmesi de temel önceliğimizdir. 5G’ye giden yolda yerli ve milli üretim ekosistemini desteklemeye ve korumaya yönelik önemli adımları attık. Bundan sonra da sektör paydaşlarımızın görüşlerini de alarak en uygun çözümleri geliştirmeye devam edeceğiz. Orta yaş ve üstü kuşaklar, Türkiye’nin elektronik haberleşme alanında nerelerden geçerek buraya geldiğini gayet iyi biliyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün hacmi 2003 yılında 20 milyar TL seviyesinde iken 2021 sonu itibarıyla 189 milyar TL seviyesine çıktı. Bilişim alanında, 2022’nin ilk çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21 büyüdük. Fiber hat uzunluğumuzu, 88 binden 478 bin kilometreye ulaştırdık. Sabit geniş hat abone sayımızı son 20 yılda 20 binden 18,5 milyona ulaştırdık. Sabit altyapılarda fiber abone sayımızı 154 binden, 5 milyona çıkardık. Mobil abone sayımız 87,5 milyona ulaştı. Genişbant abone sayımız da 89 milyon oldu. M2M abone sayımız 8 milyona ulaştı. Sektörde bu büyük gelişmeler olurken, on yıl önce dakikası 8,6 kuruş olan ortalama tarife ücretini, 1,5 kuruşa indirdik. 2022 yılı birinci çeyrekte internet kullanım miktarını bir önceki yılın aynı dönemine göre, sabitte yüzde 25, mobilde de yüzde 35 oranında arttırdık.”
6G ÇALIŞMALARIMIZA DA ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE HIZ KAZANDIRACAĞIZ
Yakın bir tarihte Türkiye’nin en yüksek verimli ve güçlü uydusu olan TÜRKSAT 5B’nin hizmete alındığını kaydeden Karaismailoğlu, “TÜRKSAT 5B; Ortadoğu’nun tamamı, Basra Körfezi, Kızıldeniz, Akdeniz, Kuzey ve Doğu Afrika, Güney Afrika ve yakın komşu ülkelerini de içine alacak geniş bir kapsama alanına sahip. Yeni uydumuz üzerinden yüksek hızda geniş bant internet hizmeti de sağlayacağız. Son 20 yılda ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına 183 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. Yatırımlarımızla millî gerimize, 520 milyar dolardan fazla katkı sunduk. 2053 yılına kadar da 198 milyar dolarlık ulaşım ve haberleşme yatırımları yapmayı hedefliyoruz. Bu süreçte 68 milyar dolarlık haberleşme yatırımlarımızı da planladık. Yaptığımız yatırımlar ile haberleşme sektör büyüklüğümüzü 266 milyar liradan 1,5 trilyon liraya yükseltmeyi hedefliyoruz. Kısa vadede mobil genişbant abone yoğunluğunu yüzde 100’e çıkararak her eve 100 megabit saniye internet hizmeti ulaştıracağız. 5G altyapımızı tamamlayarak tüm milletimizin hizmetine sunacağız. 6G çalışmalarımıza da önümüzdeki dönemde hız kazandıracağız. Ülkemizi dijital yollarla öreceğiz. Fiber ağ uzunluğumuzu 478 bin kilometreden 1 milyon kilometreye çıkararak, genişleyen uydu filomuz ve uluslararası işbirlikleri ile global ölçekte hizmet verebilen dünyanın en büyük 10 uydu operatörü arasına gireceğiz. Bugünden 2053 yılına kadar gerçekleştireceğimiz toplam 198 milyar dolarlık ulaştırma ve haberleşme yatırımıyla üretime 2 trilyon dolar, milli gelire de 1 trilyon dolar katkı sağlayacağız. Bakanlık olarak, ülke menfaatlerimizi gözeterek hem ulaşım hem de iletişim sektörlerinin gelişmesi için gereken her türlü çalışmanın gereğini yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
3 BABAYİĞİT OPERATÖRÜMÜZÜNDE ÇALIŞMALARI İLE ÜLKEMİZİN DÖRT BİR YANINA YAYACAĞIZ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, ulaşımda olduğu gibi Türkiye’nin haberleşme altyapısını da devlet aklıyla planlandığını, akademik, bilimsel zeminde değerlendirildiğini ve kamu-özel sektör iş birlikleriyle hayata geçirildiğini belirterek, “Bunlar Cumhurbaşkanı’mızın liderliğindeki hükümetlerimizin hazırladığı politika ve stratejiler çerçevesinde hazırlanıyor. Tüm çalışmalarımızı yerli ve milli olma şuuruyla hayata geçiriyoruz. 5G’nin etkileyeceği tüm sektörlerle kapsamlı bir çalışmayı hızlı yürütüp, ülkemizi geleceğin teknolojisine bir an önce hazır hâle getireceğiz. 2023 yılında yapacağımız 5G ihalesinden sonraki süreçte de bu ürünlerin geliştirilmesi ve hem iç piyasamızda hem de dış piyasalarda kullanılması için önümüzdeki süreyi de en verimli biçimde kullanacağız. Bugün burada 5G teknolojisiyle neler yapılabileceğimizin önemli örneklerini hep beraber deneyimleme fırsatı bulacağımız, dünyanın transit merkezi İstanbul Havalimanı’nda başlattığımız 5G kıvılcımını 3 babayiğit operatörümüzünde çalışmaları ve vizyonuyla ülkemizin dört bir yanına yayacağız. Ülkemizde, 2023 yılı itibariyle bu teknolojiyi yaygınlaştırmak üzere, 5.nesil mobil teknolojiyi ifade eden 5G teknolojisinde önemli ve ciddi atılım yaparak yoluna devam edecektir. İstanbul Havalimanı’nda GSM operatörlerimiz tarafından standlarında kurulmuş 5G’nİn farklı özelliklerini deneyimleme imkanına sahip olacağız. Havalimanı’nda kurulu olan 5G servisini, telefonu 5G destekli olan ve 5G’ye abone olmuş abonelerine kullandırmaya başlayacağız. 5G destekli terminali olan abonelerimiz, İstanbul Havalimanı’nda 5G’den yararlanabilecekler” diyerek sözlerini tamamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.