Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İdeal ve adil bir toplumsal hayat ancak kadınların söz ve hak sahibi olmalarıyla mümkündür. Toplum hayatında olduğu gibi, şehir hayatı ve yerel yönetimlerde de kadınların etkin olmaları kritik önemdedir” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Zirvesi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Zirveye Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’dan Asya’ya dünyanın farklı ülkelerinden katılan yerel yöneticilere ve temsilcilere, “Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı başta olmak üzere zirvede emeği ve katkısı olanları tebrik etti.
Zirveye katkı sağlayan akademisyenlere de şükran sunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü gün etkinlikleriyle yarın sona erecek zirvede, “Kadınla yükselen şehirler” teması altında önemli meselelerin masaya yatırılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda, Türkiye’de şehircilik vizyonu ve konut politikası, şehircilikte kadın ve aile politikaları, akıllı şehirler, enerji yönetimi ve dijital dönüşüm, göç, göçmen politikaları ve sosyal uyum, iklim değişikliği, çevre ve sürdürülebilirlik gibi başlıklarda paneller düzenleneceğini, meselelerin açık yüreklilikle değerlendirileceğini ifade etti.
“TÜM DÜNYADA KADIN ODAKLI ŞEHİRCİLİK POLİTİKALARINA DUYULAN İHTİYAÇ HER GEÇEN GÜN KENDİSİNİ DAHA FAZLA HİSSETTİRİYOR”
Zirveye iştirak eden seçkin isimlerden gelen tenkit, tespit ve tekliflerin başta partisine ve hükûmete olmak üzere herkes açısından yol gösterici olacağına samimiyetle inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası bir gerçek ki kırsaldan kentlere doğru göçün artmasıyla birlikte tüm dünyada kadın odaklı şehircilik politikalarına duyulan ihtiyaç her geçen gün kendisini daha fazla hissettiriyor. Daha önce de ifade ettiğim gibi kadınların omuzlarındaki yük giderek daha da ağırlaşıyor. Kadınlardan bir taraftan geleneksel sorumluluklarını yerine getirmeleri diğer taraftan da çalışma hayatı içinde bizzat yer alarak aile bütçesine destek olmaları bekleniyor” ifadesini kullandı.
Kadınların eskiden olduğu gibi aileyi çekip çevirmeye çalışırken, çalışma hayatının zorlukları ve sıkıntılarını da omuzlamak zorunda kaldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Aynı şekilde savaşların, çatışmaların, ekonomik krizlerin, sosyal ve siyasal huzursuzlukların yükünü herkesten fazla kadınlar çekiyor. Dolayısıyla değişimi, teknolojiyi, aşırı ve sağlıksız şehirleşmenin getirdiği sorunlarla üç boyutlu şehircilik tasarımını konuştuğumuz bir dönemde tertiplenen bu zirveyi çok ama çok isabetli buluyorum. Zirvenin ufuk açıcı tartışmalara ve somut sonuçlara vesile olmasını canı gönülden temenni ediyorum. Burada şu hususun altını dikkatle çizmek istiyorum. İdeal ve adil bir toplumsal hayat ancak kadınların söz ve hak sahibi olmalarıyla mümkündür. Toplum hayatında olduğu gibi şehir hayatı ve yerel yönetimlerde de kadınların etkin olmaları kritik önemdedir. Çünkü her şehir, insanların topluluk hâlinde yaşadığı her yerleşim birimi aynı zamanda o insanların evi, yuvası mesafesindedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadının olduğu yerde barış, birlik, dirlik, kadın elinin değdiği yerde ise huzur ve düzen olduğunu sözlerine ekledi.
“TOPLUMSAL HAYATTA ŞEHİRLER, ÜLKELER, MİLLETLER KADINLAR SAYESİNDE AYAKTA DURUR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların güçlü olduğu yerde gelişme, ilerleme ve inşanın olacağını, tıpkı medeniyette olduğu gibi şehirlerin de anaç karakterde olmasının, bu hakikatin tezahürü olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınların kurucu aklı o kadar kıymetli ki bunu gündelik hayatta eşlerden birinin vefat ettiği ailelerde çok net görebiliriz. Eşlerden evin erkeği rahmetli olmuşsa kadın dirayetiyle, metanetiyle, şefkatiyle aileyi kanatları altına alarak tüm bireylere sahip çıkar. Eşi vefat ettikten sonra o ocak sönmüyorsa başında kadın olduğu içindir. O aile dağılmıyorsa kadının kurucu ve kuşatıcı fıtratı sayesindedir. Toplumun çekirdeği olan aile, evvelemirde nasıl kadınların fedakarlıkları, gayretleri, emekleri sayesinde ayakta duruyorsa toplumsal hayatta da şehirler, ülkeler, milletler kadınlar sayesinde ayakta durur” diye konuştu.
Yazar Kemal Tahir’in, “Devletimizi devlet ana yapan kadınlardır” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca beraber yol yürüdüğü hanımlara, dava ve mücadele arkadaşlarına teşekkür ederek 81 vilayette yerel yönetimlerde çalışan tüm kadınlara, siyasete ve belediyelere kadın eli değdiren tüm hanımlara en kalbi selam ve muhabbetlerini gönderdiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kadınlara ithafen, “Seni düşündüm şükrederek. Su gibi aziz olasın, her daim ekmek gibi mübarek” sözlerine atıfta bulunarak, “Başta eşim ve çocuklarım olmak üzere, her biri şükür vesilesi olan, her biri ekmek gibi su gibi aziz olan bütün hanım kardeşlerime ülkemize, milletimize ve hareketimize yaptıkları eşsiz katkılar için şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“ÜLKEMİZDE KADINLAR AVRUPA’DAKİ HEMCİNSLERİNDEN ÇOK DAHA EVVEL SEÇME SEÇİLME HAKKINA KAVUŞMUŞLARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, Türkiye’nin kadın hakları açısından önemli bir düzenlemenin 91’inci yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: “1930 yılında, önce belediye seçimlerinde seçme seçilme hakkı elde eden kadınlar, 4 yıl sonra 5 Aralık 1934’te anayasa ve seçim kanununda yapılan değişikliklerle milletvekili seçme ve seçilme hakkı kazanmıştır. Böylece ülkemizde kadınlar Avrupa’daki hemcinslerinden çok daha evvel seçme seçilme hakkına kavuşmuşlardır. 1935 yılında gerçekleştirilen ilk genel seçimlerde de 17 kadın milletvekili Meclis’te temsil hakkına sahip olmuşlardır. Temel hak ve özgürlüklerin kullanımında eşit muamelenin önünü açan bu önemli düzenlemenin 91’inci yıl dönümü kutlu olsun diyor, buradaki hanım kardeşlerimin şahsında ülkemizdeki tüm kadınların 5 Aralık Kadın Hakları Günü’nü canı gönülden tebrik ediyorum.”
Kadınların milletin kadim tarihinde hep müstesna bir konumda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uygur dönemine ait yazıtlara bakıldığında “ana” sözcüğünün her zaman “baba” sözcüğünden önce geldiğinin görüldüğüne işaret ederek “Tabiri caizse çift başlı kartalın biri kadın, diğeri erkektir. Kartalın bir başı hakan ise diğer başı hatundur. Tarihimizde Ertuğrul Gazi’nin annesi Hayme Ana gibi, Osman Gazi’nin eşi Bala Hatun gibi, Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun gibi, Ankara’da metfun Melike Hatun gibi nice öncü ve örnek kadın şahsiyetler var. O fedakâr, o cefakâr, o özgüven ve hasiyet sahibi kadınları hep şükranla minnetle yad ediyoruz. Bugün de bir kez daha rahmetle anıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların İstiklal Harbi’nde de son derece mühim roller üstlendiklerine dikkati çekerek “Şehir şehir dolaşarak Kuvayımillîye’yi ve Millî Mücadele’yi halka anlatan, bebeği kucağında olduğu hâlde cepheye mermi taşıyan, ‘Ben cephe gerisinde değil, cephede erkeklerle birlikte savaşacağım.’ diyerek işgalcilere kök söktüren yiğit kadınlar, erkeklerle birlikte bu topraklar için can verdiler, bize üzerinde özgürce yaşayacağımız bir vatan bıraktılar” diye konuştu.
Cumhuriyetin kuruluşu ve yükselişinde de kadınların her zaman ön safta yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1930 ve 1934’te yapılan düzenlemelerle de kadınların bu mücadelesinin onurlandırıldığını, bir nevi haklarının teslim edildiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal’in, bu hakkın verilmesinin ardından “Medeni memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salahiyet ve liyakatle kullanacaktır” dediğini aktararak şunları söyledi: “Bizzat kendi ifadesiyle kadınların liyakat ve salahiyetle kullanmaları için verilen bu hak, Gazi’nin vefatından sonra gelenler tarafından sabote edilmiş, çeşitli kısıtlamalar ve yasaklarla aşındırılmıştır. Doğrusu kadınlar bu anayasal haklarını uzun yıllar salahiyetle, liyakatle ve özgürce kullanamadılar. Görünür görünmez birçok engelle karşılaştılar. Mesela, başörtüleri dolayısıyla seçilme hakkından mahrum bırakıldılar. Mesela, üniversiteyi kazandıklarında karşılarında ikna odalarını buldular. Mesela, kimi zaman kılık kıyafetlerinden kimi zaman mezun oldukları okullardan ötürü ayrımcılığa uğradılar. 28 Şubat’ın baskıcı atmosferinde binlerce kadın eğitim, çalışma, kamuda istihdam haklarından feragat etmek zorunda kaldı. Kadınlar yıllarca inanç değerleri ile okulları, eğitimleri, meslekleri arasında çok travmatik tercihler yapmak mecburiyetinde bırakıldı. Bunların hepsini beraber yaşadık. Biliyorum ki şu an bu salonda bulunan bütün arkadaşlarımın da önemli bir kısmı bu ayrımcılığı iliklerine kadar yaşadı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi ben buradan soruyorum” diyerek “Meclis’e başörtüsüyle girdi diye adeta linç edilen kadınları hangimiz nasıl unutabiliriz? Okullarda, üniversitelerde yürütülen cadı avını nasıl unutabiliriz? Unutmayın, ‘411 el kaosa kalktı’ manşetinin temsilcisi olduğu karanlığı nasıl unutabiliriz? Başörtüsü yasağının sürmesi için Anayasa Mahkemesi’nin kapısında nöbet tutan CHP’yi ve özgürlük düşmanı zihniyetini nasıl unutabiliriz? Bugün sesleri eskisi kadar çok çıkmasa da medyada, sosyal medyada, iş dünyasında, siyasette, bürokraside varlığını hâlen devam ettiren kadın hakları cellatlarını nasıl unutabiliriz? Bunları unutmadık, unutmuyoruz ve hiçbir zaman unutmayacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların seçme ve seçilme hakkını 91 sene önce elde etmiş olmasına rağmen bu haklarını hiçbir kısıtlama olmadan kullanmalarının uzun, sancılı ve zorlu bedellerle dolu bir mücadeleyi gerekli kıldığını belirtti.
“HANIM KARDEŞLERİMİZİN SİYASETTE HAK ETTİKLERİ YERE GELMELERİ İÇİN YOĞUN BİR GAYRET İÇİNDEYİZ”
Türkiye’nin kadın hakları konusunda altın yıllarını kendi dönemlerinde yaşadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Yıllarca bu meselenin edebiyatını yapanlar hiçbir adım atmazken biz hanım kardeşlerimizin sosyal hayatta, kamuda, ticarette en önemlisi siyasette hak ettikleri yere gelmeleri için yoğun bir gayret içindeyiz. Bunu son 23 yılın rakamlarına göz attığınızda zaten görüyorsunuz. Göreve geldiğimizde kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27,9’du. 2025 Eylül ayı itibarıyla bu rakam yüzde 35,7’ye yükseldi. Parlamentodaki kadın milletvekillerinin sayısı 24, kadın temsil oranı ise sadece yüzde 4,4’tü. 2023 mayıs seçimleriyle Meclis’teki kadın milletvekillerinin sayısı 119’a, temsil oranı ise 5 kat artarak yüzde 19,83’e çıktı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların sayısının da 117’den 2 bin 1’e yükseldiğini belirterek “Kadın kamu çalışanlarının oranı 2024 yılı itibarıyla yüzde 43,46’ya ulaştı. Kadın valilerimizin sayısını 4 katına, kadın kaymakamlarımızın sayısını ise 3,7 katına çıkardık. 2002’de kadın büyükelçilerimizin sayısı sadece 14 iken bugün 80 kadın büyükelçimiz var. Nereden, nereye? 26 bini aşkın hâkim ve cumhuriyet savcımızın 10 bin 372’si kadın yargı mensuplarımızdan oluşuyor” ifadelerini kullandı.
Kadın akademisyenlerin sayısında da ciddi artış olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kadın profesörlerimizin oranı ise yüzde 24’ten yüzde 36’ya, doçentlerimizin oranı yüzde 31’den yüzde 44’e, öğretim görevlilerimizin oranı yüzde 36’dan yüzde 53’e yükseldi. Sadece 23 yıl gibi kısa bir sürede işte bütün bunları başardık. Mahkeme kapılarından ayrılmayan muhalefete, kadın hakları meselesini marjinal ideolojilerine paravan yapan çeşitli yapılara rağmen başardık. Bu mücadeleyi sonuna kadar sizlerle birlikte sürdüreceğiz. İnşallah daha güzel seviyelere yine birlikte geleceğiz. AK Parti Genel Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak bu kardeşinizin hak ve adalet mücadelenizde daima sizlerin yanında olacağını, bu mücadeleyi sizlerle kalp kalbe yürüteceğini bilmenizi istiyorum.”
“MERKEZDE EDİNİLEN TECRÜBE VE VİZYONU DA MAHALLİ İDAREYE TAŞIMAYA ÖNEM VERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ufuklarını, vizyonlarını, ülkeye ve millete hizmet aşklarını yerel yönetimlerde ortaya koyduklarını, orada pişip, yetişen bir siyasi geleneğin temsilcileri olduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şahsım başta olmak üzere, milletin gönlünde ve hafızasında yer edinen birçok isim belediyelerdeki çalışmaları ve başarılarıyla temayüz etti. Parti olarak yerel düzeyde kazanılan birikimi merkezi idareye, merkezde edinilen tecrübe ve vizyonu da mahalli idareye taşımaya önem verdik. Ankara’da milletvekili veya bakan olarak tüm Türkiye’ye hizmet etmiş arkadaşlarımızdan bazıları belediye başkanı olarak kendi illerine de hizmet ettiler, göğsümüzü kabartan işlere imza attılar ve atıyorlar. Kadın belediye başkanlarımız ve meclis üyelerimiz yerel düzeyde AK Parti’nin eser ve hizmet siyasetinin temsilciliğini başarıyla yerine getiriyor. Yerel yönetimlere kadın eli dediğinde orada sadece estetik, nezaket ve özverinin değil aynı zamanda başarının, aynı zamanda sabrın, vizyonun, şefkatin ve kararlılığın da olduğunu memnuniyetle görüyoruz. Biz de kendilerine her türlü desteği veriyoruz, vermeyi de sürdüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kalkınmasında, gelişmesinde, bilhassa vatandaşa dokunan hizmetlerin icrasında mahalli idarelerin hayati roller üstlendiğini, belediyelerin iyi çalıştığında, halka iyi hizmet ettiğinde merkezi idarenin vizyonunu tamamlayıcı bir işlev gördüğünü, tersi durumda ise vatandaşın hak ettiği hizmete kavuşamadığını, illerin ve ilçelerin arasında halka sunulan hizmetlerin kalitesinde fark oluştuğunu söyledi.
2019 seçimleri sonrasında el değiştiren birçok belediyede bunu bizzat tecrübe ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmet ve eser yerine reklamı önceleyen kifayetsiz kişilerin yönetiminde belediyelerimiz hızla irtifa kaybetti. Daha önce pürüzsüz işleyen hizmetlerde aksaklıklar yaşanmaya başladı. Trafik, toplu taşıma, temizlik hizmetleri, çevre düzenlemeleri gibi temel hizmetler alanlarında bırakın iyiye gitmeyi, sorunlar derinleşti, kronikleşti, büyüdü daha da içinden çıkılmaz hâle geldi. Tabii bu sorunlar özellikle yolsuzluk, rüşvet, irtikap, kamu malını talan etme bunun yanında ahlak ve hukuk dışı skandallar ne yazık ki Türkiye’yi bir tahribatla karşı karşıya bıraktı” diye konuştu.
Bütün bunlar eklendiğinde ortaya çok daha vahim bir tablonun çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz 86 milyonun sorumluluğunu taşıdığımız için kötü gidişe engel olmak adına her türlü çabayı gösteriyoruz. Belediyelerin yetişemediği yerlere biz ulaşıyoruz. Kaynakların verimli ve etkin kullanılması için üzerimize düşeni yapıyoruz. Hizmet etmek isteyeni desteklerken milletin malının çarçur edilmesine de yasal sınırlar çerçevesinde müsaade etmiyoruz. Bundan sonra da aynı çizgide bu yola devam edeceğiz. Hiçbir ayrım yapmadan şehrine hizmet edenin yanında olacağız. Yine hiçbir ayrım yapmadan şehrini yağmalayanın karşısında olacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelinen noktada artık daha farklı bir yaklaşımla belediyeciliğe bakılması gerektiğini belirterek “Yarının şehirlerinin daha yaşanılabilir, daha huzurlu, daha sağlıklı olması bugünden atacağımız adımlara bağlıdır. Bir yandan mevcut sorunları çözerken diğer yandan da asırlık vizyonlarla şehirlerimizi geleceğe hazırlamak durumundayız. Örneğin, enerji ihtiyacının arttığı gerçeğinden hareketle enerji planlaması ve yönetimine uygun bir şehircilik politikasını yerleştirmek zorundayız. Sıfır atık çalışmalarını yoğunlaştırarak, yaygınlaştırarak şehirlerimizin en büyük sorunu hâline gelen çevre kirliliği ve israfın önüne geçmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.
Bir başka meselenin, göçmen politikaları ve sosyal uyum çalışmalarının yapılması olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda mahalli idarelerin hazırlıklı olmasının, yol haritalarını oluşturmasının ve suya düşmeden yüzmeyi öğrenmiş olmasının büyük önem arz ettiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunun ise şehir bilincini geliştirmekten sosyal uyum ve dayanışmayı önemsemekten, şehrin tarihî ve kültürel dokusunu korumaktan geçtiğini dile getirdi.
Kadın belediye başkanlarının bugünün işlerini hakkıyla yaparken, yarının şehirlerini kurma çalışmalarını ihmal etmeyeceğine inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Zirvesi’nin başarılı geçmesini temenni ederek zirvenin düzenlenmesinde emeği ve katkısı olan herkese teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Son aylarda yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına, törenin ülke, millet ve adalet teşkilatı için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak mesleğe adım atmaya hazırlanan 712 hâkim, 492 Cumhuriyet savcısı ve 147 idari hâkimi tebrik etti.
Hâlihazırda Türkiye genelinde 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “25 bini aşkın hâkim ve Cumhuriyet savcımızın 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28. ve 18. dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması ayrıca takdire şayandır, memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
“ÖZGÜRLÜKLERİN HERKESE EŞİT UYGULANDIĞI YENİ TÜRKİYE’Yİ HERKES KABULLENECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça çok farklı bir atmosfer yakaladığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Kılık kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki, kadınlar kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı. Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz. Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz. Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı Yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların kamu-özel ayrımı olmadan, hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden yargı mensuplarını rahmetle yâd etti, merhum Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz ile birlikte yargı camiasının tüm şehitlerine rahmet diledi.
Büyük bir heyecanla kura çekimini bekleyen adaylara bir hususu hatırlatmak istediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili genç kardeşlerim, sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil, adalet için, adaletin tecellisi için vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür, birer vatan evladı olarak inşallah fedakârca çalışacaksınız” ifadelerini kullandı.
“ADALET MÜLKÜN TEMELİ OLDUĞU GİBİ DOSTLUĞUN, KARDEŞLİĞİN, BARIŞ VE HUZURUN DA GÜVENCESİDİR”
Şüphesiz mücadelelerin en büyüğünün, hak için verilen vazifelerin en faziletlisinin adalet uğruna yapılanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn Haldun’un veciz ifadesiyle ‘Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir.’ İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan vicdanınızın rehberliğinde, kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikâyesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle, vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Duam odur ki, meslek hayatınız boyunca fikrinizde, zikrinizde, hükmünüzde daima adalet olsun. Cenabıallah hepinizin yar ve yardımcısı olsun. Şurası muhakkak ki adalet, devlet ve toplum düzenimizin mihveridir. Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini ‘Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman’ olarak tarif ediyor. Evet, memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için inancımızın da bir gereği olarak ‘Mülk Allah’ındır’ diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet mülkün temeli olduğu gibi dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milleti asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkanın, hiç kuşkusuz, adalete verdiği önem olduğunu belirterek, “Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzlandığımızda Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk. Geride bıraktığımız 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptık. En büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.
“ARTIK HEM ADLİ HEM DE İDARİ YARGI MAHKEMELERİMİZ DAVALARI ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜME ULAŞTIRIYOR”
Adil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform iradesini ilk günden beri canlı tuttuklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Reform çalışmalarını, toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla takvime dayalı, süreli hedefler hâline getirdik” dedi.
Bir yandan adalet teşkilatının personel yapısını güçlendirirken diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımız birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak. Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e, idari yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son 2,5 yılda adli ve idari yargıda 3 bin 474 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk. Yargıda dosyaların kapatılma süresini kısalttık. Bu alanda pek çok Avrupa ülkesini geride bıraktık. Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor” ifadelerini kullandı.
Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda alınan mesafenin görülmesine yardımcı olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre Türkiye’de İdari Yargı Mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresinin 168 gün olduğunu bildirdi.
Bu sürenin Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gün olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölge idare mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür. Türkiye bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen önümüzde hâlen uzun bir yol var. İnşallah sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz” diye konuştu.
“DEVLETİ VE TOPLUMSAL DÜZENİ KORUMAK ADALETİ TESİS ETMEKLE MÜMKÜN OLUR”
“Hâkimlik cübbesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Hâkimler, savcılar yanılgı nedir bilmeyen hakikat avcıları da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte hâkim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin merkezi figürü hâline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegâne formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl bilgiden beslenmeli, vicdan ön yargıları reddetmelidir. Devleti ve toplumsal düzeni korumak adaleti tesis etmekle mümkün olur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bekası için üzerine titredikleri hasletlerin, adil devlet, güçlü millet ve özgür birey olduğunu vurguladı.
“İstikbalimizden emin olmak istiyorsak hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dâhil herkesin saygı duyması gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız. Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükûneti, zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemeli” değerlendirmesinde bulundu.
“YARGIYI BİZZAT KENDİLERİ SİYASALLAŞTIRIYOR”
Bu konuda yeterince özenli davranılmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle son aylarda yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya ‘siyasallaştı’ ithamında bulunanlar aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunu son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir. Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum. Hukukun önünde herkes eşittir. Kimse layüsel değildir. Hukuk devletinde suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak meşru çıkarı ve hakkın ali hatırını korur. Bizim de sorumluluğumuz hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç hukukçularımızın meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum. Rabb’im hepinizin yar ve yardımcısı olsun.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek, dereceye giren tüm gençleri tebrik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.