Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, son bir asrın en büyük sağlık krizi diye nitelenen salgını, dünyada en başarılı şekilde yöneten ülkelerden biri olmuştur”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Sakarya İl Danışma Kurulu Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye, son bir asrın en büyük sağlık krizi diye nitelenen salgını, hamdolsun dünyada en başarılı şekilde yöneten ülkelerden biri olmuştur. Sağlık hizmetlerinden tedarik zincirine, kamu düzeninden sosyal destek programlarına, üretimden eğitime kadar hiçbir alanda boşluk ya da kaos oluşmasına müsaade etmedik” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Sakarya İl Danışma Kurulu Toplantısı’na katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, Sakarya’da eser, proje ve hizmetlerin toplu açılışını yaptıklarını belirterek, “Muhalefet milletin karşısına icraat diye temel atmama törenleriyle musluk açılışlarıyla çıkarken, biz toplam bedeli 2 milyar 600 milyon lirayı bulan, eğitimden spora, ulaşımdan sağlığa pek çok yatırımı Sakarya’nın istifadesine sunduk” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatsız başarı olmayacağının altını çizerek, katılımcılara şöyle seslendi: “Bizim siyasetimiz, hep söylediğim gibi, eser ve hizmet siyasetidir. Biz siyasette başkaları gibi makam ve mevki elde etmek için değil, millete ve memlekete hizmet etmek için bulunuyoruz. Biz, bu millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. Bu iddiamızı da sadece lafta bırakmıyor, icraatlarımızla eserlerimizle birbiri ardına hayata geçirdiğimiz vizyon projelerimizle ispat ediyoruz. Bugün elini vicdanına koyan herkes eski Türkiye ile yeni Türkiye, 2002’nin Sakarya’sı ile 2021’in Sakarya’sı arasındaki farkı görüyor ve kabul ediyor.”
Şehirler güzelleştirilirken, çok büyük yol, enerji ve konut projelerinin de devreye alındığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bir yandan maruz kaldığımız onca saldırıda ekonomideki istikrarı korurken, diğer taraftan da ihracatta, üretimde, sanayide rekorlar kırıyoruz. Bugün açıklanan haziran ayı ihracat rakamları Türkiye’nin üretim kapasitesini ve özel sektörün dinamizmini bir kez daha ortaya koydu. Haziran ayı ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 47 artışla 19,8 milyar dolara yükseldi. Bay Kemal sen vergi memuruydun değil mi? Hesaptan anlıyorsan bak ben sana resmî rakamları veriyorum. Yanında hesaptan anlayanlar da var, onlarla da bir görüşüver. 6 aylık ihracatımız ise geçen yıla oranla yüzde 40 artarak 105 milyar doları buldu. 12 aylık ihracat değerimizde de 199 milyar 567 milyon dolar gibi bir rekor bir seviyeyi yakaladık. Bu, 6 ayın rakamıdır. Allah’ın izniyle bu gidişle yılsonuna biz rekoru kıracağız. Böylece aylık, çeyreklik ve 6 aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamlarına ulaştık. Bir kez daha çalışarak, üreterek, ihraç ederek Türkiye’nin gücüne güç katan tüm firmalarımıza, ihracatçılarımıza teşekkür ediyorum. Önümüzdeki 6 ayda bu ivmeyi daha da artırarak 2021 senesini özellikle dış ticarette ülkemiz için bir rekorlar yılı hâline dönüştüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her bir vilayette hizmetleri kat kat artarken küresel ölçekte de güçlü, itibarlı, sözünün ağırlığı olan ülke konumunu perçinlediklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeyi ve iktidarlarını hedef alan sayısız iç ve dış operasyona, gizli, açık vesayet girişimine rağmen milletin emanetine halel getirmediklerini, ileri demokrasi ve kalkınma hedefinden asla vazgeçmediklerini dile getirdi.
“BOŞLUK YA DA KAOS OLUŞMASINA MÜSAADE ETMEDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece son 1,5 yıldır devam eden koronavirüs sürecinde yaşananlar dahi ülkemizin 2002’den beri kat ettiği mesafeyi göstermesi açısından yeterlidir. Türkiye son bir asrın en büyük sağlık krizi diye nitelenen bu salgını hamdolsun dünyada en başarılı şekilde yöneten ülkelerden biri olmuştur. Sağlık hizmetlerinden tedarik zincirine, kamu düzeninden sosyal destek programlarına, üretimden eğitime kadar hiçbir alanda boşluk ya da kaos oluşmasına müsaade etmedik” şeklinde konuştu.
İlaçtan teste, ambulanstan diğer tedavi araçlarına her türlü hizmeti vatandaşlara ücretsiz bir şekilde sunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bakın çok enteresan bugün İngiltere 100, 150 sterlinle aşı yapıyor. Biz ise ücretsiz aşı yapıyoruz. Aramızdaki fark bu. Almanya’ya gidiyorsun bakıyorsun 100, 150 avro. Ama bizde böyle bir şey yok. Bugün de söyledim. Çünkü biz halkından aldığını halkına iade eden bir iktidarız. Aynı şekilde salgına karşı en etkili silah olan aşı konusunda erken vaziyet alarak önemli bir başarıya imza attık. Dünya genelinde halen 100’e yakın ülkenin ilk doz aşıya dahi ulaşamadığı bir tabloda biz 52 milyon doz aşıyı vatandaşlarımıza uyguladık. Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP’lilerin ‘İsraf’ diyerek ‘Ne gerek var?’ diyerek sürekli eleştirdiği şehir hastanelerimiz, salgınla mücadelenin adeta lokomotifliğini yaptı. Sadece salgın döneminde ülkemize kazandırdığımız sağlık tesislerimizin sayısı 11 ek hizmet binasıyla birlikte 36’yı buluyor. Salgının sebep olduğu sıkıntıları hafifletmek amacıyla her kesimden vatandaşlarımıza sağladığımız teşvik, hibe ve desteklerin toplamı 661 lirayı geçiyor.”
“HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ PROJELERİ DE SABOTE ETMEYE KALKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür olağanüstü dönemlerin hem ülkelerin gücünü hem de siyasetçilerin ufkunu, kabiliyetini, karakterini ortaya koyan adeta mihenk taşları olduğunu belirterek, “Bunun için atalarımız ‘Altın ateşte insan mihnette belli olur’ diyor. Bu süreçte bizim gibi milletimiz de AK Parti ve Cumhur İttifakı ile muhalefet arasındaki vizyon, zihniyet ve gündem farkını görmüş oldu” diye konuştu.
“Biz ülkemizi salgın musibetinden en az zararla çıkartmanın mücadelesini verirken, onlar kısır siyasi hesaplarının peşinden gittiler” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz plan üretir, proje üretir, milletimizin sorunlarına çare üretirken, onlar sadece iftira ve yalan üretmenin derdindeydiler. Son 1,5 yıllık dönemi lütfen şöyle bir gözünüzün önünden geçirin. Bu dönemde CHP Genel Başkanı veya ittifak ortaklarının millet ve memleket adına yaptıkları tek hayırlı hizmetleri oldu mu? Ülkemizin salgınla mücadelesine katkı yapacak bir tek adım attılar mı? Atmadılar. Atmadıkları gibi bizim hayata geçirdiğimiz projeleri de sabote etmeye kalktılar. Suriye’de PYD’li teröristlere arka çıktılar. Doğu Akdeniz’de Rum kesiminin tezlerine sözcülük yaptılar. Libya’da darbecilerin yanında saf tuttular. Arifiye’deki fabrikadan Katarlı öğrenciler meselesine, Merkez Bankası rezervleriyle ilgili çarpıtmalardan Kanal İstanbul Projesi’ne, Libya’dan Suriye’ye terörle mücadeleden Doğu Akdeniz’deki hamlelerimize kadar hiçbir meselede yerli ve millî bir duruş sergileyemediler. Önceden ellerine geçirdikleri her bir fırsatı ülkeyi ve ekonomiyi kötülemek için kullanırlardı, şimdi ağızlarını her açtıklarında tüccarı, bürokratı, hâkimi, savcıyı, iş adamını, yatırımcıyı, tehdit etmeye başladılar. Türkiye kalkınmasın, Türk ekonomisi büyümesin, ülkemize uluslararası yatırımcı gelmesin diye her gün tehditlerinin dozunu biraz daha artırıyorlar. Bilinçaltlarına işlemiş ne kadar pislik varsa bizde de bunu görmek istiyorlar ama göremeyince bu sefer muvazeneyi iyice yitiriyorlar. Her gün daha büyük bir yalana, her gün daha rezil bir iftiraya sarılmalarının yegâne sebebi işte budur.”
“19 YILDIR OLDUĞU GİBİ AYNI SABIRLA HAREKET EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2023’e giden süreçte CHP tıpkı 27 Mayıs darbesi öncesi gibi Türk siyasetini zehirlemekte, kirletmektedir. Vatandaşın siyaset kurumuna olan güvenini sarsarak yine 27 Mayıs arifesinde olduğu gibi vesayetçilere uygun ortam hazırlamaya çalışıyorlar” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz, kuklayı da kuklayıcıyı da görüyor, CHP’nin başındaki zatın son dönemde iyice pervasızlaşan tavrının altında yatan sebepleri gayet iyi biliyoruz. CHP’nin bizi çekmek istediği tezgâha asla gelmeyecek, kardeşliğimizden, muhabbetimizden, birlik ve beraberliğimizden asla taviz vermeyeceğiz. Hiçbir tahrike, hiçbir provokasyona pabuç bırakmayacak, hiçbir saldırıyı da kesinlikle boyun eğmeden, kabul etmeyeceğiz. Tüm iftiralara tüm karalama kampanyalarına gereken cevabı hem de en sert şekilde verirken, millete hizmetten yönümüzü de çevirmeyeceğiz. Her zaman ifade ediyorum. Biz millete efendi olmak için değil, hizmetkâr olmak için geldik. Biz bu yola ikbal devşirmek için değil, istiklal ve istikbal mücadelemizi zaferle taçlandırmak için çıktık. Bizim yolumuz kardeşlik yoludur. Demokrasi, hukuk, adalet yoludur. Bizim yolumuz Türkiye’nin huzurudur, refahıdır, Türkiye’nin selametidir. Vatanımızın bekası, mensubu olmaktan her zaman iftihar ettiğimiz aziz milletimizin esenliği siyasetteki en büyük kırmızıçizgimizdir. Son 19 yıldır olduğu gibi bugün de yarın da itidalle sağduyuyla, sabırla hareket edecek kin ve nefret yerine kardeşliğin diliyle konuşacağız. Sanal gündemlerin sahte manşetlerin özellikle peşine takılmadan tüm enerjimizi ülkemiz ve milletimiz için hizmet üretemeye, eser üretmeye, taş üstüne taş koymaya devam edeceğiz. Türkiye’yi eski kötü günlerine gayret edenler gibi döndürmeyeceğiz. Pazarlığa tutuşanların karşısına büyük ve güçlü Türkiye davamıza daha sıkı sarılarak çıkacağız.”
Türkiye’nin istikbal ve istikbal mücadelesinde bu kadroya, gençlere çok önemli görevler düştüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda gençlere güvendiğini, her birinin omuzlarındaki sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğine yürekten inandığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.