Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “2028 sonunda inşallah 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomi olacağız. Kişi başına gelirimiz ilk kez 21 bin doları yakalayacak. Türkiye’yi kalıcı biçimde yüksek gelirli ülkeler ligine taşımayı istiyoruz. Enflasyonu tek haneye düşürmekte kararlıyız, program döneminde 2,5 milyon yeni istihdam imkânı sağlayacağız. İşsizlik oranımızı yüzde 8’in altına indirmeyi ümit ediyoruz. Cari açığımızdaki kalıcı iyileşme sürecek, mal ihracatımız ise ilk kez 300 milyar doları aşacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Konuşmamın başında bu sabahki kalleş saldırıda şehit olan kahraman emniyet mensuplarıma bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve Emniyet Teşkilatımızın başı sağ olsun.
Önemli konu başlıklarını mütalaa ettiğimiz bir Kabine Toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Yükseköğretim, ekonomi, sosyal hizmetler ve dış politika başta olmak üzere geniş bir yelpazede yaptırdığımız değerlendirmelerin ve aldığımız kararların ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Toplantının mahiyetine geçmeden evvel, Ahlat’ta gerçekleştirdiğimiz son kabine toplantımızdan bu yana yurt içinde ve yurt dışında neler yaptığımızı şöyle kısaca bir hatırlatmak istiyorum.
25-30 Ağustos tarihleri arasında idrak ettiğimiz zafer haftamızı önemine uygun şekilde bu sene de dolu dolu geçirdik. Ahlat ve Malazgirt’teki törenlerde milletimizin ezeli ve ebedi kardeşliğini tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. 27 Ağustos’ta iki önemli programımız vardı. Önce bu sene 50. yaşını kutlayan Türk savunma sanayinin lider kuruluşlarından ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesini ziyaret ettik. Orada savunma sanayimiz adına üç iftihar verici adımı aynı anda attık. 460 milyon dolar değerinde toplam 47 araçtan oluşan çelik kubbe sistemlerini kahraman ordumuzun envanterine kazandırdık. ASELSAN’a ait 280 milyon dolar değerinde 14 kritik tesisin resmî açılışını gerçekleştirdik.
“HER BİR SAVUNMA ÜRÜNÜNÜN AMACI TÜRKİYE’Yİ EN ÜST DÜZEYDE KORUMAKTIR”
900 futbol sahasından daha büyük bir alanda 1,5 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temelini attık. Bu stratejik projemiz tamamlandığında inşallah bölgenin en ileri savunma teknolojileri merkezlerinden biri olacak. Sistemler sistemi olan çelik kubbe ile hava savunmasında artık farklı bir ligin oyuncusu hâline geliyoruz. ASELSAN’daki savunma sanayii şölenimizin ülkemize karşı husumet besleyenlerde endişeye sebep olması elbette anlaşılır bir durumdur. Ama burada asıl tuhaf olan, ülkemiz içindeki kimi çevrelerin hazımsızlığıdır. Çelik kubbe vatandaşı değil, yandaşı koruyacak diyecek kadar gözünü nefret bürümüş bir güruhun varlığı –üzülerek söylüyorum- ülkemizin güvenliği noktasında kaygı durulması gereken bir ruh hâlidir.
Daha kötüsü bu milletimizi bölen, ayrıştıran, siyasi tercihlerinden dolayı halkın çoğunluğunu aşağılayan sorunlu bir yaklaşımdır. Çünkü tabancasından tüfeğine, insansız hava aracından füzesine, tankından gemisine, uçağından radarına kadar her bir savunma ürününün amacı Türkiye’yi ve 86 milyonun her bir ferdini en üst düzeyde korumaktır. Nasıl hükûmetimizin açtığı yollardan, havalimanlarından, hastanelerden, okullardan, yurtlardan ve daha nice eserden vatandaşlarımızın tamamı faydalanıyorsa, çelik kubbe de 86 milyona hizmet edecektir. Ana muhalefet partisi genel başkanının Sinop’ta savunma sanayii ile ilgili aynı yaklaşımı sergilemesi bir başka basiretsizlik örneğidir. Neymiş? Balıklar ve turistler füze denemelerinden rahatsız oluyormuş. Allah aşkına, şu ciddiyetsizliğe bakar mısınız, doğru desen doğru değil, komik desen komik değil. Aslında biraz araştırsa, söylediklerinin absürtlüğünü kendisi de görecek. Fakat beyefendi yalnıza komutla hareket ettiği için bu basit gerçeği bile araştırma gereği duymuyor.
“NÜKLEER SANTRALE KARŞI ÇIKMAK CEHALET ÜRÜNÜ DEĞİL İSE ANCAK ART NİYETLE AÇIKLANABİLİR”
Burada kısa bir parantez açarak bu zatın nasıl bir cehalet girdabında debelendiğini göstermek istiyorum. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da birinci, dünyada 17’nciyiz. Su ürünleri ihracatımız 2004-2024 döneminde miktar olarak 10 katına değer olarak 20 katına çıktı. 2002 yılında 27 bin ton olan ihracatımız, 2002 yılında 27 bin ton olan ihracatımız 2024 yılında 313 bin tona, parasal değer bakımından 96 milyon dolardan 2 milyar dolara yükseldi. Sinop’ta da benzer bir başarı hikâyesi söz konusu. Bu şehrimizde dört yılda avcılık ve yetiştiricilik amaçlı üretim 15 bin tondan 35 bin tona, tutar olarak ise 117 milyon dolara ulaştı. Şurası fevkalade dikkat çekicidir: Sinop’tan Rusya, Peru, Japonya, Almanya başta olmak üzere dünyanın 25 farklı ülkesine ihracat yapılıyor. Ülkemizde üretilen Türk somonunun üçte biri Sinop’ta yetiştiriliyor. Yani ortada bu şahsın iddia ettiği gibi problemli bir tablo yok. Nükleer santral konusuna gelince, çevreci maskeli marjinal grupların buna niçin karşı çıktığını defalarca izah ettik. Nükleer enerji, dünyada 70 yıldır kullanılan bir kaynaktır. 2025 yılı itibariyle 31 ülkede 416 nükleer reaktör faal hâlde. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 15 ülkede 62 reaktör inşa ediliyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, 2053 yılı net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak ve artan enerji talebimizi karşılamak istiyorsak nükleer enerjiyi üretim portföyümüze mutlaka dâhil etmek zorundayız. Toplam 4 bin 800 megavat kurulu güce sahip Akkuyu Nükleer Santralinin devreye girmesiyle tabiri caizse şeytanın bacağını kıracağız. Yıllık 35 milyar kilovat saat elektrik üretecek bu santral, ülkemizi yıllık 7 milyar metreküp doğal gaz ithalatından kurtaracak. Ayrıca, senelik 35 milyon ton karbon emisyonunu engelleyecek. Yurt içi gayrisafi hasılamıza toplam katkı sağlayacak. Hâl böyleyken nükleer santrale karşı çıkmak cehalet ürünü değil ise ancak art niyetle açıklanabilir. Böyle sığ bir zihniyetin ne ülkeye, ne millete, ne de Sinoplu kardeşlerimize hiçbir faydası olmaz.
27 Ağustos’a iştirak ettiğimiz ikinci törenimiz Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademimizde eğitim alan subay ve astsubaylarımızın mezuniyetiydi. 881’i subay, 4 bin 130’u astsubay olmak üzere toplam 5 bin 11 genç kardeşimizi yeni görev yerlerine uğurladık. Mezuniyet diplomalarını alan 5 bin 11 subay ve astsubayımızın her birini tekrar tebrik ediyorum.
TENKOFEST Mavi Vatan’da ülkemizin denizlerdeki gücüne bir kez daha gururla şahitlik ettik. Dört gün süren etkinlikte millî teknoloji hamlemizin genç neferleri ürünleriyle, eserleriyle, projeleriyle yetkinliklerini sergiledi. Vatandaşlarımız da TCG Anadolu başta olmak üzere Türk donanmasının son teknolojiye sahip caydırıcı unsurlarını görme imkânı buldu.
30 Ağustos’ta Millî Savuma Üniversitemizde harp okullarımızın diploma ve sancak devir-teslim törenlerine iştirak ettik. Kara, hava ve deniz harp okullarındaki eğitimlerini başarıyla tamamlayan 1405 teğmenimizin yanı sıra, 106 misafir öğrencimizin de mezuniyet sevincini paylaştık. Böylelikle 2016’dan bugüne harp okullarımızdaki toplam mezun sayımız 19 bin 735’e çıktı. Genç teğmenlerimize bir kere daha başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum.
yıl dönümünü iftiharla kutladığımız büyük zaferin kazanılmasına vesile olan tüm kahramanlarımızı rahmetle, şükranla yâd ediyorum.
1 Eylül’de Çin Devlet Başkanı Sayın Şi Cinping’in şeref konuğu olarak Şanhay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katıldık. Teşkilat, kapsadığı 3,8 milyarlık nüfus ve 30 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle küresel planda önemli bir rol oynuyor. Türkiye olarak biz de teşkilatla ve üye ülkelerle iş birliğimizi kazan-kazan temelinde ilerletmenin gayreti içerisindeyiz.
“BU SIKINTILI GÜNLERİNDE TÜM İMKÂNLARIMIZLA GAZZELİ MAZLUMLARIN YANINDAYIZ”
Zirvede Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Sayın Şi Cinping’le, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin’in yanı sıra birçok devlet ve hükûmet başkanıyla bir araya geldik. Hem zirve hitabımızda, hem de ikili görüşmelerimizde Gazze’deki soykırım gündemimizin ilk sırasında yer aldı. Netanyahu hükûmetinin iyice zıvanadan çıktığı bu sıkıntılı günlerinde tüm imkânlarımızla Gazzeli mazlumların yanındayız. 64 binden fazla masumu katleden cinayet şebekesinin tüm baskı, tehdit, küstahlık ve şımarıklıklarına rağmen dik duruşumuzu koruyoruz. İnşallah bu yıl yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da aynı vicdanlı tutumumuzu sürdürecek, Filistinli mazlumların oradaki sesi olacağız.
3 Eylül’de bu yılki teması Peygamberimiz ve aile ahlakı olarak belirlenen Mevlidi Nebi Haftasının açılış programındaydık. 50’den fazla ülkeden dini liderlerin de iştirak ettiği bu anlamlı programda âlemlere rahmet olarak gönderilen Fahri Kâinat Efendimizin yeryüzünü teşriflerinin 1500. sene-i devriyesini kemali hürmetle idrak ettik. Filistin ve Sudan’la birlikte İslam dünyasının farklı köşelerinde zorluklarla boğuşan tüm kardeşlerimizin selamete ermesi için dualar ettik. Diyanet İşleri Başkanlığımızın doğumunun 1500. yılında âlemlere rahmet Hazreti Muhammed başlığıyla ülkemizde ve yurt dışında icra edeceği etkinliklerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Burada şunu da ifade etmek durumundayım: İnancımızın emir ve yasaklarını sahih kaynaklardan öğrenmek bizim görevimiz iken, bunları muhatabına etki edecek şekilde lisanımünasiple anlatmak da kıymetli hocalarımızın vazifesidir. Kimse görevini yapıyor diye kınanamaz, hakarete maruz bırakılamaz. FETÖ ve DEAŞ gibi dinimizi istismar eden yapıların milletimize yaşattığı büyük acılar ortadadır. Dinimiz özünden, ruhundan koparmaya çalışanların olduğu bir dönemde Diyanet camiamızın yükü de, sorumlulukları da son derece ağırdır. Diyanet mensuplarımıza özellikle yönelik eleştiri ve tavsiyelerde herkesin özenli bir dil kullanmasını bu bakımdan çok önemli görüyorum.
6 Eylül Cumartesi günü 300 bininci deprem konutunun anahtarını teslim etmek ve 41 projemizin resmî açılışını yapmak üzere Battal Gazi’nin diyarı Malatya’mızın misafiri olduk. Biliyorsunuz Ocak ayında 201 bin, Haziran’da ise 250 bininci konutumuzu tamamlayıp hak sahibi depremzedelerimize tahsis etmiştik. Malatya’daki kura törenimizle birlikte 13 ilimizde 295 bin 929’u konut ve 8 bin 907’si iş yeri olmak üzere toplam 304 bin 836 bağımsız bölümü hak sahibi vatandaşlarımıza teslim etmenin sevincini yaşadık. Aynı törende dokuz ilimizde yapımı tamamlanan binlerce konut ve iş yerinin de kurasını çektik. Bugüne kadar deprem bölgemiz için kullandığımız kaynakların toplamı 75 milyar doları geçiyor. Hedefimiz, 453 bin bağımsız bölümü yılbaşına kadar tamamlayıp hak sahiplerine teslim etmek. Bunun için tüm gücümüzle çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz.
Gerek deprem konutları ve iş yerlerimizin, gerekse toplam yatırım bedeli 5 milyar 940 milyon lirayı bulan 41 projemizin Malatya’ya hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Yeri gelmişken burada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Seçim döneminde bizi insafsızca eleştiren, afetzedelere bedava ev sözü verip sonra ortalıktan kaybolan, İzmir’de TOKİ’yi bile geçecek iddiasıyla yola çıkıp binlerce İzmirliyi dolandıran çapsızlara bir daha bize laf söylemeden önce Malatya ve diğer illerimizdeki deprem konutlarını ziyaret etmelerini tavsiye ederim. Öyle meydanlarda atıp tutup kolaydır, zor olan sözünün eri olabilmektir.
Biz, millete olan vaadine ve kavline sadık bir kadroyuz. 23 yıl boyunca arkasında duramayacağımız sözleri vermedik, söz verince de onu yerine getirmek için bütün yolları denedik. Son iki seçimde halkı vaat yağmuruna tutanlar ise seçim bittikten sonra bir daha hiç oralı olmadılar. Suyu ucuzlatacaklardı, zam üstüne zam yaptılar. Ulaşımı kolaylaştıracaklardı, trafiği içinden çıkılmaz hâle getirdiler. Emeklilerimize destek olacaklardı, sözlerinin üzerine sünger çektiler. Şehirlerine hizmet namıyla ortaya hiçbir eser, proje, icraat koymadılar. Talandan, soygundan, rüşvetten, milleti haraca bağlamaktan başta hiçbir iş yapmadılar. Eski Türkiye’den farklı olarak şimdi bunun hesabını yargıya veriyorlar. Bağırsalar da, çağırsalar da, yabancı medya kanallarına süklüm püklüm sızlansalar da adaletin tecellisine mani olmayacaklar. Hep söylediğim gibi Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir. Mahkeme kararlarını eleştirmek ayrı şeydir, tanımamak ayrı şeydir. Yanlış bulduğunuz kararlarla ilgili başvuru yolları ardına kadar açıktır. Gidersiniz kanunda işaret edilen mahkemelere kararın gözden geçirilmesi için müracaat edersiniz. Ama ‘ben mahkeme kararlarını tanımıyorum’ demek hukuk devletine açıkça kafa tutmaktır. Böyle bir sorumsuzluğa göz yumulması elbette düşünülemez. Hele hele sokaklarımızın karıştırılmasına İstanbullu kardeşlerim başta olmak üzere milletimizin huzurunun bozulmasına asla müsaade etmeyiz. Ana Muhalefetin eski ve yeni kadroları arasında kızışan koltuk kavgasının ülkenin kazanımlarına zarar vermesine eyvallah demeyeceğiz. Anayasa ve yasalarımız çerçevesinde adli ve idari süreçlerin sorunsuz işletilmesi için sorumluluklarımızı harfiyen yerine getireceğiz.
“2028 SONUNDA 1,9 TRİLYON DOLARLIK BİR EKONOMİ OLACAĞIZ”
2023 yılında ilan ettiğimiz Orta Vadeli Programdaki hedeflerimize büyük oranda ulaştık. Bugün de ülkemizin gelecek üç yılına yön verecek Orta Vadeli Programı milletimizle paylaştık. Programın hazırlık çalışmaları geniş ve katılımcı bir anlayışla yürütüldü. İş dünyası ve reel sektör temsilcilerinin görüşleri dikkate alındı. Böylece ortaya ortak aklın ürünü, güçlü ve iddialı bir yol haritası çıktı. Bir defa şunu açık ve net söylemek isterim: Bu program sadece rakamlardan, tablolardan ibaret değildir. Ekonomide güveni pekiştiren, öngörülebilirliği artıran, en önemlisi de halkımızın refahını kalıcı olarak yükseltmeyi amaçlayan bir vizyondur. Program sayesinde önümüzdeki üç yıl boyunca büyümekle kalmayacak, aynı zamanda küresel ekonominin ve ticaret ortaklarımızın ortalama büyüme performansını da geride bırakacağız.
Hatırlayın, 2023 yılında ilk kez 1 trilyon dolarlık ekonomi ligine girmiştik. Şimdi hedefimizi biraz daha büyüttük. 2028 sonunda inşallah 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomi olacağız. Kişi başına gelirimiz ilk kez 21 bin doları yakalayacak. Türkiye’yi kalıcı biçimde yüksek gelirli ülkeler ligine taşımayı istiyoruz. Enflasyonu tek haneye düşürmekte kararlıyız. Program döneminde 2,5 milyon yeni istihdam imkânı sağlayacağız. İşsizlik oranımızı yüzde 8’in altına indirmeyi ümit ediyoruz. Cari açığımızdaki kalıcı iyileşme sürecek, mal ihracatımız ise ilk kez 300 milyar doları aşacak. Hizmet ihracatımızın en önemli kalemi olan turizm gelirlerimizi de 75 milyar dolara çıkarmayı arzu ediyoruz.
Orta Vadeli Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programın hazırlanmasına öncülük eden Yardımcım Cevdet Yılmaz’ın şahsında bütün bakanlarımıza ve bürokratlarımıza tebriklerimi iletiyorum. Devletimizin tüm kurumlarından programı sahiplenmelerini, titizlikle uygulanması noktasında gereken özeni göstermelerini bekliyoruz.
“18 YAŞ ALTI SUÇA KARIŞAN ÇOCUKLARLA İLGİLİ TARTIŞMALARI ÇOK YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Son dönem de 18 yaş altı suça karışan çocuklarla ilgili kamuoyumuzda yürütülen tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Bugünkü menfur saldırı dâhil hepimizin yüreğini yakan cinayet ve suçların faillerinin bu yaş grubundan olması halkımızda haklı bir infiale yol açıyor. Organize suç şebekeleri, eli kanlı terör örgütleri ve sokak çeteleri bu yaş grubundaki çocukları özellikle hedef alıyor. Dijital platformların, popüler kültürün, gayrimeşru hayat tarzını özendiren dizi, film, müzik türlerinin, şiddet içeren oyunların yaygınlaşmasının bu sorunun büyümesindeki rolünü kimse inkâr edemez. Bu meselenin sosyolojik, psikolojik, pedagojik ve ailevi boyutları dâhil çok yönle bir şekilde ele alınması gerektiğine inanıyorum. Millet olarak sadece huzurumuzu ve güvenliğimizi değil, geleceğimizi de ilgilendiren bu sorunu el ele vererek hep beraber çözmek zorundayız. Biz hükûmet olarak sıkıntı daha fazla kronikleşmeden mevzuatın gözden geçirilmesini de kapsayacak şekilde konunun üzerine gideceğiz. Bunu da inşallah tarihimizin, kültürümüzün ve evrensel hukuk normlarının rehberinde yapacağız. Nitekim bugün ülkemizdeki çocuklarla birlikte tüm dünya çocukları için çok anlamlı ve kıymetli bir adım attık. İmzaladığımız Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’yle bu alanda küresel bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Beş farklı dilde hazırlanan sözleşmeyi anne babalar başta olmak üzere tüm vatandaşlarımın dikkatle okumasını istirham ediyorum.
Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce, gençlerimizi sevindirecek iki önemli müjdeyi burada paylaşmak istiyorum. Aile ve Gençlik Fonumuz vasıtasıyla yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz desteğin miktarını artırıyoruz. 2026 yılı Ocak ayı itibariyle çiftlerden her ikisinin de 18-25 yaş arasında olması hâlinde kredi tutarını 250 bin liraya, diğer durumlarda 200 bin liraya çıkartıyoruz. Ayrıca 48 ay içerisinde çocuk sahibi olan genç çiftlerimizin talep etmeleri durumunda her çocuk için geri ödemelerini 12 ay erteliyoruz. Çiftlerin başvurudan önceki altı aylık ortalama geliri asgari ücretin 2,3 katı olması şartı 2,5 katına çıkartıldı. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum.
Üniversiteli gençlerimizin barınma ihtiyaçlarını karşılamaya dönük yeni adımlar atıyoruz. Yurt kalitesi, erişilebilirliği, maliyeti ve sunulan imkânlar itibariyle dünyada bu alanda ilk sıralarda yer alan bir ülkeyiz. 2002 yılında 182 bin olan Kredi Yurtlar Kurumu yatak kapasitesi bu yaz döneminde yapımı tamamlanan yeni yurtlarımızla birlikte yeni bir rekor kırarak 1 milyonu aştı. Bu sene 1 milyon üniversiteli gencimize yurtlarımızda inşallah güvenle ev sahipliği yapacağız. Bunun da gençlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Yeni eğitim-öğretim ve akademik yılın tüm öğrencilerimiz, hocalarımız ve ailelerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı”nda yaptığı konuşmada, “Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye’ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı”na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Bu tarihî günde, bu anlamlı buluşmada partilileri en kalbi duygularla, hürmetle, muhabbetle selamladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cennet vatanın dört bir yanındaki tüm vatandaşları selamladı.
Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı coğrafyalarında milleti temsil eden tüm vatandaşlara da muhabbetlerini gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gönül ve kültür coğrafyasının dört bir yanında şu anda kalbi kendileriyle atan tüm dostlarına selamlarını iletti.
Ülkenin ve dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın partilerine, kendisine ve hareketlerine muhabbet duyan herkese selamlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam gönlü kendileriyle atan, bu yolda beraber yürüdükleri Cumhur İttifakı ortakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye partisi ve tüm arkadaşları adına selamlarını gönderdi.
“BUGÜN TARİHÎ BİR GÜN”
Türkiye’nin 81 ilinden gelip Başkent Millet Bahçesi’ni dolduran partililere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aşkınız için, dayanışmanız için, ahde vefanız için, en çok da görenleri kıskandıran şu muhabbetiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Rabbim, kardeşliğimizi daim kılsın. Dostluğumuz, yol arkadaşlığımız inşallah ebedî olsun, daim kalsın” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün çok özel, tarihî bir gün. Bugün 25’inci yılımızı büyük bir gururla idrak ediyoruz. AK kadrolar olarak çeyrek asrı devirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kendilerine bugünleri gösteren, bu güzelliği yaşatan Allah’a sonsuz şükrettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “25’inci yaş günümüz, 25’inci doğum günümüz kutlu olsun” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Ağustos 2001’den bu yana AK Parti çatısı altında farklı kademelerde görev yapan her bir parti mensubuna ayrı ayrı teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisiyle mesaide bulunan ve ailesi programa katılan Abdülmecit Yücel’in, hareketlerindeki gönlünü ortaya koyuşunu unutmalarının mümkün olmadığını dile getirdi.
Bakanlardan milletvekillerine, il, ilçe, belde başkanlarından belediye başkanlarına, meclis üyelerinden mahalle-köy temsilcilerine, sandık müşahitlerinden üyelere kadar yol ve dava arkadaşlarının tamamına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulduğu ilk günden itibaren bu hareketi samimiyetle bağrına basan kadınlara, AK Parti Kadın Kolları’nın tüm mensuplarına, partiye renk, dinamizm katan gençlere teşekkürlerini iletti.
Sandık her kurulduğunda, sabahın erken saatlerinden itibaren bir bayram havasında sandıkları şenlendiren seçmenlere de gönülden teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar oyunu alamadığımız ama tercihlerine saygıyla yaklaştığımız vatandaşlarımıza ise demokrasimize yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurdukları Cumhur İttifakı bünyesinde, Türkiye’nin bekası, milletin istikbali uğrunda birlikte yol yürüdükleri ittifak ortaklarına da dayanışmaları için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kutlama programına gönderdiği çiçek dolayısıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, kendilerini telefonla arayarak veya mesajla partisinin kuruluş yıl dönümünü kutlayan diğer siyasi parti genel başkanlarına teşekkürlerini iletti.
25 yıl içinde pek çok parti mensubunu fani dünyadan ebedî âleme uğurladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dava ve yol arkadaşlarından ahirete irtihal edenlere, Allah’tan rahmet diledi.
“TÜRKİYE’NİN ÖZ GÜVENİNİ YÜKSELTTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “AK Parti, bundan 25 sene önce milletimizin umudu olarak doğdu. Bu partiyi millet kurdu, sizler kurdunuz, kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu. Siyasetin sıkıştığı, ekonominin ağır kriz yaşadığı, Türkiye’nin önünü göremediği bir dönemde ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ şiarıyla yola revan olduk. ‘Sorunlar çözümsüz değildir’ dedik. ‘Çözümler imkânsız değildir’ dedik. ‘Buradan bir çıkış yolu var’ dedik. ‘Bizim reçetemiz var, bizim çözüm önerilerimiz var, bizim umudumuz, heyecanımız, gayretimiz var’ dedik. 14 Ağustos 2001’de AK Parti’yi kurduk ve kurarken de tüm Türkiye’ye ‘Karanlığa kapalı, aydınlığa açık’ dedik. ‘Yeter, söz de, karar da milletindir’ dedik.”
Partiyi kurduktan sadece 15 ay sonra, 3 Kasım 2002’de seçime girdiklerini ve milletin teveccühüyle tek başına iktidara geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Ne dediler? ‘Yapamazlar’ dediler, yaptık, hem de en güzelini yaptık. Türkiye’yi rahatlattık. Umudu çoğalttık. En başta Türkiye’nin öz güvenini, milletin öz güvenini yükselttik. AK Parti olarak, siyasetteki temsil açığına millet iradesiyle, istikrar açığına güçlü ve öngörülebilir yönetimle, icraat açığına eser ve hizmet siyasetimizle, kalkınma açığına yatırım ve girişimcilikle, öz güven açığına Türkiye merkezli bir gelecek tasavvuruyla çözüm ürettik. Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye’ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık.”
“SAVUNMA SANAYİİNDE DESTAN YAZDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıklarının tamamını anlatmanın mümkün olmadığını, bu tarihî günde kısa bir muhasebe yapmakta fayda gördüğünü söyledi.
25 yıllık icraat karnesini vatandaşlarla paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitime 37 trilyon lira, sağlığa 14 trilyon lira, gençlik ve spora 5 trilyon lira, sosyal yardımlara 12 trilyon lira, adalete 4 trilyon lira, içişlerine 3 trilyon lira, AFAD bünyesinde olmak üzere toplam 5 trilyon lira harcama yaptık. Çalışma ve sosyal güvenliğe 7 trilyon lira, ulaştırmaya 15 trilyon lira, çevre ve şehirciliğe 19 trilyon lira, kültür ve turizme 11 trilyon lira, tarım ve ormana 7 trilyon lira, enerjiye 8 trilyon lira, savunma sanayiine 374 milyar dolar, sanayi ve teknolojiye 2 trilyon liralık kaynak kullandık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşviklerle 19 trilyon liralık 129 bin yatırımın ve 4 milyon 128 bin nitelikli istihdamın önünü açtıklarına işaret ederek, şöyle devam etti: “36 milyar dolar olan yıllık ihracatımız, haziran ayında 278 milyar dolara çıktı. Millî gelirimiz 240 milyar dolardan, 1 trilyon 600 milyar dolara ulaştı. Dünyanın 21’inci büyük ekonomisi olan Türkiye, 2025 yılı itibarıyla dünyada 16’ncı, Avrupa’da 6’ncı sıraya yükseldi. Dışişlerimiz, Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada “sözü güçlü, gücü tesirli” bir ülke konumuna getirdi.”
Savunma sanayiinde kelimenin tam anlamıyla “destan” yazdıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Piyade tüfeğini bile dışarıdan alan bir ülkeyi kendi savaş gemisini, insansız uçağını, helikopterini, tankını, füzesini, denizaltısını yapar hâle getirdik. Yıllık 10 milyar doları aşan ihracat rakamıyla bugün dünyanın 185 ülkesinde Türk savunma sanayii ürünleri kullanılıyor” dedi.
“2028’E KADAR 27 ŞEHRİMİZİ HIZLI TREN AĞIYLA BİRBİRİNE BAĞLAYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma alanında Türkiye’ye çağ atlattıklarına işaret ederek, şöyle konuştu: “Tam 24 bin kilometre yeni bölünmüş yol yaptık. Otoyol uzunluğumuzu iki kat artırdık. İki kıtayı Marmaray ve Avrasya Tüneli ile yer altından Yavuz Sultan Selim ve 1915 Çanakkale Köprüsü ile yer üstünden birbirine bağladık. 26 olan havalimanı sayımız, 58’e çıktı. Yapımı devam edenler hizmete girdiğinde, bu sayı 60 olacak. Türkiye’yi hızlı trenin konforuyla tanıştırmak bizlere nasip oldu. Sıfırdan 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Sizler için, halkımız için bunu biz başardık. 2028’e kadar 27 şehrimizi hızlı tren ağıyla birbirine bağlayacağız. 2053 yılında, 48 saatte tüm Türkiye hızlı trenle gezilebilecek.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde, nicelik ve nitelik olarak Türkiye’nin standartlarını yükselttiklerine işaret ederek, 422 bin yeni derslik inşa ettiklerini, toplam 836 bin yeni öğretmen ataması yaptıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “‘Başörtüsü yasağına son vereceğiz’ dedik, üniversitede, okulda, kamuda son verdik. ‘Üniversiteye girişte katsayı adaletsizliğini kaldıracağız’ dedik, kaldırdık. ‘Harçları kaldıracağız, ders kitaplarını ücretsiz dağıtacağız’ dedik, sözümüzü tuttuk. Yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi 182 binden 983 bine yükselttik.”
Sağlıkta, vatandaşları birinci sınıf sağlık hizmetleriyle tanıştırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sayısı 27’ye çıkan şehir hastaneleriyle bu alanda âdeta devrim yaptıklarını belirtti.
“KARADENİZ’DEKİ KEŞFİMİZ SAYESİNDE BUGÜN MİLYONLARCA EVDE KENDİ DOĞAL GAZIMIZ KULLANILIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet bahçeleriyle şehirlerin çehresini değiştirdiklerini işaret ederek, 323 millet bahçesini hizmete açtıklarını, 239 tanesinin yapımının devam ettiğini bildirdi.
TOKİ’yle 1 milyon 766 bin konut ürettiklerini, 369 bin konutun inşasının sürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6 Şubat asrın felaketinde 455 bin konutu ve iş yerini, 3 yıl gibi rekor sürede depremzedelerimize teslim ettik. Deprem turistleri istismar peşinde, fırsatçılık peşinde koşarken biz yaraları sarmak için tam 91,5 milyar dolarlık kaynak kullandık. 500 bin sosyal konut projemizle çok önemli bir ihtiyacı gideriyoruz. Şurası da çok mühim. Eskiden terörün kol gezdiği Gabar’da günlük 83 bin varil petrol üretiyoruz. Karadeniz’deki keşfimiz sayesinde bugün milyonlarca evde kendi doğal gazımız kullanılıyor.”
“SADECE YATIRIMLARDA DEĞİL, HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ALANINDA DA SESSİZ BİR DEVRİME İMZA ATTIK”
Artık başkalarının ürettiği araçlara gıptayla bakmadıklarını, Türkiye’nin otomobili TOGG’u yollarda gördükçe herkesin gurur duyduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece yatırımlarda değil, hak ve özgürlükler alanında da aynı şekilde sessiz bir devrime imza attık. ‘OHAL’i kaldıracağız’ dedik, kaldırdık. ‘Farklı dil ve lehçelerde yayınları serbestleştireceğiz’ dedik, TRT Kurdi’yi kurduk, özel yayınları serbest bıraktık” diye konuştu.
Gençlerin siyasette önünü açarak seçilme yaşını 30’dan 25’e, sonra 18’e indirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle, ülkemizin en kronik sorunlarından olan yönetimde istikrar meselesini çözüme kavuşturduk. ‘Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kıracağız’ dedik, Fatih’in emaneti Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ni yeniden ibadete açtık. Daha burada tek tek sayamayacağımız nice reformu, hizmeti, eseri, projeyi ülkemize kazandırdık” ifadelerini kullandı.
Parti programlarında ve seçim beyannamelerinde millete ne taahhüt edildiyse bunları yüzde 90 oranında gerçekleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu da burada ifade etmek istiyorum. Gelecek 25 yılı da planladık, gelecek 50 yılı da planladık. Bugün paylaştığımız 25’inci yıl vizyon belgemizin rehberliğinde hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
Bu 25 yıl boyunca dikensiz bir gül bahçesinde yürümediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizi yolumuzdan çevirmek için her yolu denediler. Darbe senaryoları yazdılar. Muhtıra vermeye kalkıştılar. Partimizi kapatmaya kalktılar. Danıştayda, Gezi’de, terör eylemleriyle provokasyonlar yaptılar. 17-25 Aralık’ta yargı darbesi yapmaya yeltendiler. 15 Temmuz’da haince silahlı darbe girişiminde bulundular. İçerideki aparatlarıyla, dışarıdaki ağababalarıyla üzerimize geldiler. Allah’a hamdolsun, hepsini tek tek püskürttük. 25 yıl sonra işte buradayız. Sapasağlam burada, milletin huzurundayız. İlk günkü heyecanımızla buradayız. İlk günkü enerjimizle buradayız. İlk günkü aşkımızla, ilk günkü kararlılığımızla yine Ankara Millet Bahçesi’ndeyiz. Millete verdiğimiz sözleri tutmanın gururuyla buradayız. Milletin emanetine sahip çıkmanın izzetiyle buradayız. Türkiye’yi her alanda büyütmenin kıvancıyla buradayız. Size mahcup olmamanın, sizi mahcup etmemenin, sizin umutlarınızı boşa çıkarmamanın bahtiyarlığıyla buradayız.”
25 yıl boyunca milletin gönlünde olduklarını, bugün de milletin gönlünde en müstesna yerde bulunduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’a hamdolsun, çeyrek asırda büyük işler başardık ama bitmedi, hiçbir zaman bitmeyecek. Kimse bizden yorulma beklemesin. 25 yıl boyunca her sabah yeniden başladık. Her sabah ilk günkü gibi işimize sarıldık” ifadelerini kullandı.
“DAHA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR”
Bundan sonra da her günün kendileri için yeni bir gün olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Partimizi kurduktan sonraki ilk sabah, 15 Ağustos sabahı nasılsa bugün de yarın da her sabah 15 Ağustos sabahı gibi olacak. Daha yeni başlıyoruz. Türkiye’yi işte bu hareket, bu kadro kadınıyla, erkeğiyle, genciyle ve bu gençler, onların çocukları, torunları inşallah önce 2053’e, sonra da 2071’e taşıyacak. Türkiye’nin son 25 yılına olduğu gibi geleceğine de işte bu hareket damga vuracak. Daha yapacak çok işimiz var. Türkiye’yi ellerinden tuttuk, ayağa kaldırdık, küllerinden yeniden inşa ettik, doğrulduk, büyük işler başardık ama durmayacak, dinlenmeyecek, ara vermeyecek, istikbali de inşa edecek, imar edeceğiz. Hani diyor ya Yunus ‘Biz, sevdik aşık olduk, sevildik, maşuk olduk, her dem yeniden doğarız bizden kim usanası’. Evet, her gün yeniden doğacağız. Her sabah yeniden başlayacağız. ‘Bugün unutmayın yeni bir gündür’ diyeceğiz. ‘Şimdi yeni şeyler söylemek lazım’ diyeceğiz, her dem taze kalacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 1970’lerden itibaren, sinsi sinsi büyüyen FETÖ sorunu olduğunu hatırlatarak, “1970’lerden itibaren hiçbir hükûmet bunların önünü kesemedi. 1980’de, 1997’de, iki kez darbe yapıldı bu ülkede. FETÖ’ye dokunmadılar, tam tersine önünü açtılar. Biz ülkeyi yönetme görevini devraldığımızda virüs vücuda yayılmış, bünyeyi âdeta felç etmişti” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’ye karşı sabırla, akılla ve dikkatle yürüdüklerine dikkati çekerek, “O meşum gecede, o hain darbe girişiminde, Allah onlara fırsat vermedi” dedi.
“BU ÜLKEYİ KARDEŞLİK BÜYÜTECEK”
Terör meselesinin de 1984’ten bu yana can yaktığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımız tek tek toprağa düşüyordu. Türkiye’nin gençleri de birikimi de morali de hayalleri de terörle, hain terör eylemleriyle her gün solup gidiyordu. Ne dedik? ‘Biz çözeceğiz’ dedik. ‘Türkiye’yi 40 yıllık bu sıkıntıdan kurtaracağız’ dedik. Elhamdülillah, işte onu da Cumhur İttifakı olarak çözüyoruz ve çözdük. Gazi Meclisimizin desteğiyle, aziz milletimizin hayır duasıyla çözüyoruz. Şehitlerimizin kahramanlığıyla, gazilerimizin fedakârlıklarıyla çözüyoruz. 86 milyon olarak el birliği, gönül birliği, hedef birliği yaparak çözüyoruz. Farklı kesimlerin bir araya geldiği Türkiye mutabakatını tesis ederek çözüyoruz. Şunu unutmayacağız, bizim en büyük sermayemiz kardeşliğimizdir. Kardeşliği korursak bu ülkeye hiç kimse kem gözle bakamaz. Bizi var eden, bizi bin yıldır dimdik ayakta tutan, bizi bu coğrafyaya hâkim kılan, Müslümanlık’tan gelen kardeşliğimizdir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu topraklarda ezan sesi susarsa, bu topraklarda Kur’an’ın sesi kısılırsa, bu topraklarda Müslümanlık zayıflarsa, kardeşliğin de zayıflayacağını belirterek, “Kardeşliğimiz zayıfladığında, ülkemiz de zayıflamıştır. Biz en başından itibaren işte bu duyguyla hareket ediyoruz. Bu ülkeyi kardeşlik büyütecek. Bu ülkeyi kardeşlik güçlendirecek. 21’inci yüzyılı, inşallah kardeşlik ‘Türkiye Yüzyılı’ yapacak. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Ne yapıyorsak, ülkemiz ve milletimiz için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, gelecek nesillerin selameti, refahı, aydınlık yarınları için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, bu meseleyi tamamen çözerek, evlatlarımıza terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir bölge bırakmak için yapıyoruz” diye konuştu.
“TÜRKİYE, İŞTE ŞİMDİ ŞAHA KALKIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi birileri suyu bulandırmaya, zihinleri kurcalamaya çalışıyor. Milleti korkutup, sorunları çözümsüz bırakmak istiyorlar. Niye? Çünkü işsiz kalacaklar. Terör parantezi kapandığında, istismar edecekleri bataklık da kuruyacak, işte bundan korkuyorlar. Bakın biz, sadece terör sorununu bitirmiyoruz. İnşallah terörle birlikte, Türkiye’nin içini karıştıran, o emperyalist planı da altüst ediyoruz. Terörün bitmesine kim üzülür? Türkiye üzerine hesabı olanlar üzülür. Bu yaranın, bir 40 sene daha kanamasından çıkar sağlayanlar üzülür. Siyaseti ve toplumu terör üzerinden yıllardır dizayn etmeye alışanlar üzülür. Varsın, üzülsünler. Bu ülkede anneler artık ağlamayacak, gençler toprağa düşmeyecek, çocuklar yetim, eşler dul kalmayacak, ülkenin enerjisi heba olmayacak. Türkiye, işte şimdi şaha kalkıyor. Türkiye Yüzyılı’nın şafağı, işte şimdi söküyor. Kardeşliğimiz yeniden anlam kazanıyor, gücümüze güç katılıyor, tarih yeniden yazılıyor, açın yolları, büyük Türkiye Cumhuriyeti geliyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’a, Suriçi’ne Türkiye’nin her şehrinden, dünyadan turist akacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Şimdi Tunceli’nin dağlarında barut değil, mis gibi çiçek kokacak, çimen kokacak. Şimdi Cilo dağlarında halaylar çekilecek. Dicle’nin, Fırat’ın, Munzur’un suları bundan sonra daha berrak, daha coşkun akacak. Tekrar kucaklaşacağız. Mardin’in camilerinde aynı namazda saf tutacağız. Şanlıurfa’da aynı ezanı birlikte dinleyeceğiz. Dili ne olursa olsun, aynı duyguların türkülerini birlikte söyleyeceğiz. Birlik içinde, bütünlük içinde, kardeşlik içinde geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Samimiyiz, hasbiyiz, kararlıyız ve Allah’ın izniyle, milletimizin hayır duasıyla bu sefer menzili maksudumuza inşallah ulaşacağız.”
“BU HAREKET GÖNÜL HAREKETİDİR”
“25’inci yılımızda şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum, bu hareket, gönül hareketidir, gönüllere girme hareketidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletle doğrudan, göz göze, ruberu, gönül gönüle irtibat kurarak bugünlere geldiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilata, kapı kapı dolaşarak şimdiye kadar ne yaptıklarını ve bundan sonra ne yapacaklarını anlatması tavsiyesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunu da unutmayın kardeşlerim. Bu hareket, bu dava, sadece bizimle kaim değildir. Bu hareketin, bu davanın dünü vardı, yarını da olacak. Bu, uzun soluklu bir yürüyüştür. Bu, maziden atiye giden kutlu bir yolculuktur. Önemli olan, sen yaşarken bu dava için ne yaptın? Sana bırakılan mirası nereden aldın, nereye taşıdın? Bizim meselemiz işte budur. Bayrağı devraldık, onu zirvedeki burçlara diktik, gelecek nesillere de o bayrağı inşallah emanet edeceğiz, onlar da hakkıyla taşıyacak. Burada şunu da açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Tayyip Erdoğan olarak, siyasette 50 yılı geride bıraktım. Ortak eserimiz AK Parti, bugün çeyrek asrı geride bırakıyor. Allah ömür ve sağlık verirse, daha nice yıllar Türkiye’ye hizmet mücadelesi içinde olacağım. Aziz milletimin duası ve teveccühüyle, inşallah bu ülkeye aşkla çalışmayı sürdüreceğim. Yuvam olarak, evim olarak gördüğüm AK Parti’nin bir neferi olmaya, bu hareketin başarısı için en ön safta koşturmaya devam edeceğim. Bu can bu tende olduğu müddetçe, bu sevdamız dinmeyecek. Ancak bugün içim rahat, gönlüm ferah. Arkamızdan çok çok farklı, bambaşka bir gençlik geliyor. Dil bilen, dünyayı iyi okuyan, Türkiye’yi tanıyan, ecdadını, tarihini, mirasını idrak eden, imanlı, vatansever, en önemlisi de öz güveni yüksek bir gençlik geliyor. ‘İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.’ İşte en büyük eserim, işte bu gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek olmuştur.”
“TÜRKİYE’Yİ KALAN BÜTÜN HEDEFLERİNE KAVUŞTURMAK İÇİN AZİMLE YOL ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Kaygılı ve karamsar olmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu gençlik, inanıyorum ki vakti geldiğinde, emaneti bizden devralacak, çok daha yükseklere çıkaracaktır. İşte onun için Türkiye’nin ufku aydınlıktır. Türkiye, bu gençlik sayesinde eski karanlık günlerine asla dönmeyecektir. Türkiye, bu gençlik sayesinde geriye değil, hep daha ileriye gidecektir. 25 yılda böyle bir gençliği, böyle bir nesil yetiştirme şerefini bize bahşeden Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun. Türkiye’yi kalan bütün özlemlerine, hayallerine, hedeflerine kavuşturmak için azimle, sabırla, heyecanla yol almaya devam edeceğiz. Bu kadroyu, bu teşkilatı, siz değerli arkadaşlarımı, Türkiye aşkınızdan, Türkiye’ye kazandırdıklarınızdan dolayı bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiye’ye, Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını yaşattığınız için her birinizi ayrı ayrı kutluyorum. Bu kardeşinize 25 yıl boyunca yoldaşlık ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Ebediyete uğurladığımız kardeşlerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyorum. Birazdan AK Parti ailesine katılacak milletvekillerimize ve belediye başkanlarımıza hoş geldiniz diyorum. Rabb’im dayanışmamızı, muhabbetimizi daim eylesin, diyorum.”
FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar
FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir
FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır
MARKA &PATENT ÇETESİ
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Abbas ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini, bu orada güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Gazze’de yeniden imar ve inşa sürecinin başlatılması ve güvenliği temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Türkiye’nin Filistinli kardeşleriyle istişare hâlinde Filistin davasını iki devletli çözüm esasında ilerlettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, soykırımcı Netanyahu hükûmetinin tüm dünyanın gözü önünde Batı Şeria ve Kudüs’teki hukuk dışı tasarruflarını sürdürdüğüne dikkati çekti.
Bölgede işgal, zorla göç ettirme ve gasp politikasının katmerlenerek devam ettirildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece 2026 yılında yerleşimci terörü, yıkımlar ve tahliyeler nedeniyle yaklaşık 3 bin 800 Filistinli yerlerinden edildi. 100’e yakın Filistinli kardeşimiz katledildi. Bu durum sistematik bir işgalin ve Filistin yönetimini kendi topraklarında nefes alamaz hâle getirmeye çalışan bir yıpratma stratejisinin ürünüdür. Egemen Filistin Devleti’nin varlığı baltalanmaktadır. Bunu görmezden gelmek, buna kayıtsız kalmak mümkün değildir. Tüm sindirme ve tehcir teşebbüslerine rağmen Filistin halkı dimdik ayaktadır. Filistin’e destek olmanın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu tablo karşısında Abbas ile görüşmelerinde yapılabilecekleri değerlendirdiklerini, ikili ilişkilerin yanı sıra işgal altındaki Filistin topraklarındaki mevcut durumu ayrıntılı şekilde ele aldıklarını söyledi.
“FİLİSTİN DAVASI GÖNÜLLERDE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK”
Filistin’de yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılması kararının hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerin özellikle Filistinliler arasındaki uzlaşı sürecinin ilerletilmesine, Filistin halkının birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.
Bugünkü görüşmede, Mescid-i Aksa ve El Halil’deki Hazreti İbrahim Camisi başta olmak üzere Filistin topraklarındaki kutsal mekânlara yönelik saldırı, ihlal ve tahriklere karşı dayanışmalarını yinelediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa ve diğer mukaddes mekanlarda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara özellikle şiddetle karşıyız. Şurası bir gerçek ki Netanyahu hükûmetinin amacı bölgede kaostan ve yeni çatışmalardan nemalanmak suretiyle Filistin’i insanlığın ortak gündeminden düşürmektir. Ne yaparlarsa yapsınlar bunda muvaffak olamayacaklar. Onlar yok etmeye çalıştıkça Filistin davası gönüllerde büyümeye devam edecek. Türkiye olarak biz de Filistin davasını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin vücut bulması için kararlılıkla mücadele edeceğiz.”
“İSRAİL YÖNETİMİ UZLAŞMAZ VE SALDIRGAN TAVRINI SÜRDÜRÜYOR”
Gazze’de ise tüm anlaşma ve uluslararası çabalara karşı çözümsüzlüğü şiar edinen bir İsrail yönetimiyle karşı karşıya olunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Filistinli kardeşlerimizin yapıcı tutumuna rağmen mevcut İsrail yönetimi uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürüyor. Bu süreç, daha söylediğim gibi, kimin çatışmaların devamından kimin de barıştan yana olduğunu göstermektedir. Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini, bu uğurda güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Gazze’de yeniden imar ve inşaat sürecinin başlatılması ve güvenliğin temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır. Bu duygu ve düşüncelerle Sayın Devlet Başkanı ve kıymetli heyetine ziyaretleri için teşekkür ediyorum. Buradan tüm Filistin halkına en kalbi selamlarımı ve muhabbetlerimi gönderiyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait F-16 uçağının Yalova’da eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını anımsatarak, “Milletimize geçmiş olsun dileklerimi bildiriyorum” dedi.
FİLİSTİN DEVLET BAŞKANI ABBAS, “ADİL BİR BARIŞ İŞGALİN SONLANMASI VE BAĞIMSIZ BİR FİLİSTİN DEVLETİNİN KURULMASIYLA SAĞLANABİLİR”
Gazzelilere insani yardımda bulunduğu, Filistinli öğrencilere ev sahipliği yaptığı ve hastaları ve yaralıları tedavi ettiği için Türkiye’ye teşekkür eden Filistin Devlet Başkanı Abbas, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgedeki gelişmelerin yanı sıra ikili ilişkiler hakkında çok önemli ve verimli görüşmeler yaptıklarını dile getirerek, ikili diyaloğun artırılması konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledi
Filistin Devlet Başkanı Abbas, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na işaret ederek, “Bu anlaşma çok önemli. Temenni ederim ki, bölgedeki istikrar ve güvenliğin sağlanması için ve İslam ümmetinin çıkarlarını savunmak için bir başlangıç olsun” ifadelerini kullandı.
Adil bir barışın ancak işgalin sonlanması ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanabileceğinin altını çizen Abbas, bu hedefin uluslararası kanunlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.