Biz bu memlekete çivi çakan herkesin elini öper, herkesin emeğine saygı duyarız. Bu memlekette yıllar içerisinde ve bundan sonra kim bu ülkeye katkıda bulunacak, kim emeğini bu ülkenin gelişmesi için ortaya koyacaksa başımızın üzerinde yeri vardır”
“Bu düzende bizim millet olarak ayakta kalmak, güçlü olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Uluslararası hukuka bakıyorsunuz artık Gazze hakkında konuşmaya utanıyoruz. Her gün onlarca, yüzlerce insanın öldüğü ve maalesef bu ölümlerin de sıradanlaştırıldığı bir dönemdeyiz”
“Bu düzeni ciddi bir şekilde değiştirmek için Türkiye gibi ilke sahibi, kural sahibi olan ülkelerin çok güçlü olması lazım. Biz bu dünyada başkalarının insafına kendi geleceğimizi asla tevdi edemeyiz”
Çanakkale’nin Çan ilçesinde düzenlenen Kale Seramik 68. Kuruluş Yıl Dönümü ve Seramik Bayramı’na katılan Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleşen orman yangınlarına işaret etti.
Kurtulmuş, “Maalesef bugünde devam eden başta Karabük yangını olmak üzere dün Bursa’da Kestel’de ciddi şekilde etkili olan yangın dolayasıyla zarar gören yurttaşlarımızı ve ne yazık ki Bursa’da yangına müdahale sırasında vefat eden itfaiyeci kardeşimizi gerçekten hatırlamadan geçmek mümkün olmaz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Ankara’da ve yurdun birçok yerinde orman şehitlerini defnettiklerini hatırlatan Kurtulmuş, mekanlarının cennet olması temennisinde bulundu.
Dünya’nın birçok ülkesinde aşırı sıcaklar nedeniyle devam eden orman yangınları olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Aşırı sıcaklar dolayısıyla neredeyse bütün ormanların çıra haline gelmiş olduğu böyle bir dönemde Cenab-ı Allah milletimizi daha fazla böylesine önemli orman yangınlarından korusun diyerek dua ediyoruz, temenni ediyoruz. Orman yangınlarına ilk andan itibaren müdahale eden bütün orman teşkilatımızı, itfaiye teşkilatlarımızı, merkezi ve yerel yönetimlerin değerli unsurlarına da Allah işlerinde kolaylık versin. En kısa süre içerisinde orman yangınları ülkemizde son bulsun istiyoruz.”
-Terörsüz Türkiye süreci
Türkiye’nin güçlü olmasının en önemli unsurlarından birisinin de iç birliği ve dirliği sağlamak olduğunu söyleyen Kurtulmuş, milli menfaatler söz konusu olduğunda aynı istikamette yürümenin önemine dikkati çekti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Aynı hedefe yönelmemizdir. Hepimizin oklarımızı aynı istikametimize atmaktır. Bunu yapabildiğimiz takdirde inşallah Türkiye’nin önü açıktır. Türkiye, kendi iç cephesini takip ederek, yoluna çok kardeşli bir şekilde yürüyecektir. Bu çerçevede özellikle Türkiye’nin önünde yeni bir kapının açıldığını, bu kapıdan açılan bizim önümüze çıkan bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesi için siyaset olarak bizim büyük bir gayretle çalışmamızdır. Bu çerçevede de toplum olarak güçlü bir destekle sürecin desteklenmesini sizlerden istirham ediyorum.”
Kurtulmuş, Türkiye’de 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin 50 yılının terör belasıyla uğraşmakla geçtiğine işaret ederek, şunları paylaştı:
“Bu 50 yılda Türkiye’de on binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir. Binlerce evladımız şehit olmuştur. Çanakkale’de sizler de nice şehit cenazesine katıldınız. Türkiye’de biz bir grup üniversite hocası arkadaşımızla 2013 yılında bu çalışmayı yapmıştık. Alternatif faaliyetleriyle birlikte terörün Türkiye’ye o zamanki maliyeti 1.3 trilyon dolardı. Şimdi bu en az 2 trilyon dolardır. Çünkü terör maliyeti diye hesap ettiğiniz şey sadece silaha harcanan, terörü önlemek için harcanan, silaha ve mühimmata yapılan yatırım, oraya harcanan para değildir. Adam terör zamanında bomba atmış Antalya’da bir yere, o senelerin bütün geçmiş eğrilerini aldık. Herhangi bir terör olayı karşısında turizm nasıl düşüyor? Herhangi bir mezrada yapılan saldırı sonucu hayvancılık nasıl düşüyor? Türkiye’nin CDS primleri nasıl yükseliyor? Bütün bunları üst üste koyduğunuzda biz 1.3 trilyon bulmuştuk 2013 yılında. Şimdi eminim ki bugün güncellendiğinde en az 2 trilyon dolar civarındadır.”
Türkiye’de terörün daha önce olmaması halinde yaşanabilecek gelişmeleri ifade eden Kurtulmuş, şunları aktardı:
“Eğer Türkiye bunu yapabilmiş olsaydı, şu burnumuzun dibindeki terör olmasaydı, vakti zamanında bu önlenebilmiş olsaydı herhalde yüzlerce Çanakkale Köprüsü yapılabilirdi. Eğer bu önlenebilmiş olsaydı Türkiye yüzlerce İstanbul, İzmir otoyolu yapmış olurdu. Maalesef terör uluslararası emperyalistler tarafından, bugünkü dünyayı bir orman kanunu olarak yönetenler tarafından Türkiye’nin ayağına bir pranga olarak vurulmuştur. Şimdi bu prangalardan kurtulma vaktidir. Artık Türkiye, uzun süre bunun bütün yükünü taşıdığı terörü geride bırakacak. Birlik ve beraberlik içerisinde terör örgütü kendisini feshedecek, bunun ilanını yaptı. Terör örgütü kendisini feshettikten sonra bir daha bu ülkede terörün hiçbir şekilde gelişmesine müsaade edecek bir ortam oluşturmadan hep beraber terörü tarihin çöplüğüne atacağız.”
Kurtulmuş, TBMM’de kurulacak Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun yapacağı çalışmalara değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Bütün siyasi partilerin katılımlarıyla millet adına terörden kurtulma sürecine ve terör örgütünün silahları bırakma sürecine vaziyet etmek üzere ve bu süreçte ortaya çıkabilecek siyasi ve hukuki düzenlemeleri gerçekleştirmek üzere, bir Terörsüz Türkiye Komisyonu kurduk ve inşallah en kısa zamanda, ağustos ayının başında bu çalışmaları başlatacağız. Kısa sürecek. Çok uzun tartışmalarla Türkiye’nin gündemini işgal edeceğimiz bir mesele değildir. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütün partilerin ortak kararlılığı ile ortaya çıkacak bu komisyon aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesinin yükseltilmesi bakımından da farklı fikirlerin müzakere edileceği, farklı fikirlerin karşılıklı olarak gündeme getirileceği ama sonunda mutlaka milletin ve memleketin hayrına olacak kararlarının alınacağı bir çalışma düzenini gerçekleştirecek.”
Sürecin çok uzun olmayacağını ümit ettiğini belirten Kurtulmuş, “Bu komisyon üzerine düşen sorumluluğu yerine getirip, tekliflerini TBMM’nin gündemine taşıyacak ve Türkiye bu süreçte Allah’ın izniyle terörü artık geride bırakmış, hele hele bölgedeki bütün ülkelerin giderek daha fazla terör girdabına sokulmaya çalışıldığı bir dönemde terörü geride bırakmış bir ülke olacak. Bunun için hep beraber gayret edeceğiz. Milletçe destek vereceğiz, milletçe omuz vereceğiz.” dedi.
Kurtulmuş, 50 yıllık terör sürecinin az bir zaman olmadığına dikkati çekerek, “Eğer bu memlekette bu ülkenin insanları arasına emperyalistlerin vekalet örgütleri olarak kullandığı bu terör şebekeleri başarılı olsaydı, Türkiye çoktan bölünürdü ama bu ülkenin Türk’ünü, Kürt’ünü, bu ülkenin Alevi’sini, Sünni’sini, birbirinden ayırt etmeye kimsenin gücü yetmemiş kimsenin de gücü Allah’ın izniyle yetmeyecektir. Tarihimiz bir, kültürümüz bir, geçmişimiz bir, medeniyetimiz bir, düğünlerimiz bir, halaylarımız bir, taziyelerimiz bir, geleneklerimiz bir. Neredeyse iç içe geçmiş olan 86 milyon vatandaşımızı hangi güç birbirinden, hangi gerekçeyle ayıracak? Sultan Alparslan’ın çocuklarıyla, Kılıç Aslan’ın çocuklarıyla, Selahattin Eyyubi’nin çocuklarını hangi güç birbirinden ayırabilecek? Eğer buna güçleri yetseydi inanın ki bugün bambaşka bir Türkiye’den konuşuyor, bugün çoktan bölünmüş parçalanmış bir Türkiye’den bahsediyorduk.” diye konuştu.
Milletin desteğiyle bu süreci en kısa sürede başarıyla tamamlayacaklarını vurgulayan Kurtulmuş, şunları dile getirdi:
“Bu oyunu bozduk. Bu milletin inancı bozdu, bu milletin içinde var olan milli dayanışma ruhu bozdu, bu milletin milli birliği ve şuuru bozdu. İnşallah şimdi artık kurumsal olarak da terör örgütü tamamıyla kendisini feshedecek ve Türkiye tam manasıyla bütün terör örgütlerinden temizlenmiş güçlü bir ülke olarak yoluna devam edecek. Eğer bu anlamda Türkiye içeride dirliğini, birliğini ve terörsüz bir süreci çok başarılı bir şekilde yürütürse demin ifade ettiğim gibi önümüz açıktır. Hem bölgesel anlamda hem küresel anlamda sözü daha etkin bir Türkiye olma istikametinde yürüyüşümüz sağlamdır, güçlüdür. Ümit ediyorum, sizlerin, aziz milletimizin desteğiyle bu süreci de en kısa sürede başarıyla tamamlayacağız ve çok daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.”
Kurtulmuş, bu sürecin herhangi bir partinin tek başına yöneteceği bir süreç olmadığına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu süreç herhangi bir partinin tek başına yöneteceği bir süreç değildir. Bu süreç herhangi bir şekilde bir siyasi süreç de değildir. Bu süreç bir kişinin, bir grubun değil 86 milyonun ortak bir şekilde sahiplenmesi gereken, ortak bir şekilde yürütmesi gereken bir varoluş mücadelesidir. Allah yardımcımız olsun. Allah, Türkiye’nin düşmanlarına fırsat vermesin. Bu ülkenin birlik ve beraberliğinde gözü olanları Cenabıallah hiçbir şekilde muvaffak etmesin. Onların muvaffak olmaması için bizim birlikte, dirlikte, kardeşlikte, gelişmede, kalkınmada başarılı olmamız lazım. “
“Kuralsızlığın egemen olduğu bir dönemde yaşıyoruz”
Kale Grubu Şirketleri ile Kaleseramik Fabrikaları Kurucusu ve Onursal Başkanı Dr. İbrahim Bodur’un, Türkiye sanayisine önemli bir marka kazandırdığını ifade eden Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu değerli sanayi kuruluşunu zor şartlarda kurarak bugünlere kadar gelmesinde büyük emeği geçen Türkiye’nin öncü sanayicilerinden, Türkiye sanayinin gerçekten yıldız isimlerinden olan rahmetli İbrahim Bodur’u bir kez daha şükranla yad ediyoruz. Büyük emeklerle zor günlerde, zor şartlarda Türkiye sanayinin önemli bir markasını çıkartmak ona nasip oldu. Başta evlatları olmak üzere Çanakkale Seramik’in değerli çalışanları da onun kurduğu bu markayı, bugün evrensel bir marka olma yolunda hızla geliştirdiler, büyüttüler.”
Markanın uzun yıllar küresel rekabet ortamında güçlü bir şekilde yer almasını temenni eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Esasında bu tür toplantılarla sadece bir araya gelip bazı arkadaşlarımıza ödül vermemizin çok ötesinde bir konuda da hassasiyetimizi ortaya koyuyoruz. Biz bu memlekete çivi çakan herkesin elini öper, herkesin emeğine saygı duyarız. Bu memlekette yıllar içerisinde ve bundan sonra kim bu ülkeye katkıda bulunacak, kim emeğini bu ülkenin gelişmesi için ortaya koyacaksa başımızın üzerinde yeri vardır. Esasında bu çerçevede İbrahim Bodur beyin en önemli özelliklerinden birisi hem sanayileşmeye önem vermiş olması hem de kendi topraklarına, kendi şehrine ve bölgesine önemli bir şekilde hizmet etmiş olması, destek olmuş olması. Mekanı cennet olsun diyorum.”
Kurtulmuş, Türkiye’de sanayinin gelişmesinde ve ekonominin bugünlere gelmesinde emeği geçen müteşebbisleri ve yatırımcıları takdirle yad ettiğini belirtti.
Dünya’daki bütün gelişmelerin, Türkiye’nin güçlü olmasını mecburi kıldığını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bugün dünyada her alanda, küresel siyasette, küresel ekonomide, ticarette, hukukta, uluslararası hukukta diyebiliriz ki metinlerin en güzel şekilde yazılı olduğu bütün kurum ve kuralların var olduğu ama bütün dünyada da uluslararası ticarette başta olmak üzere kuralsızlığın egemen olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Kurallar bakımından bir problem yok. Her şey yazılı olarak var. Hele hele İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel sistemde ‘bir daha asla’ diyerek ortaya konulan ne kadar güzel temenni varsa, hepsi uluslararası hukuk metnine dönüşmüş vaziyette ama maalesef bugün geldiğimiz noktada dünya, tam manasıyla her alanda bir kuralsızlık dönemini yaşamaktadır.”
“Ölümlerin de sıradanlaştırıldığı bir dönemdeyiz”
“Bir orman kanunu düzeninin hakim olduğu bir döneme geldik” ifadesini kullanan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu düzende bizim millet olarak ayakta kalmak, güçlü olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Uluslararası hukuka bakıyorsunuz artık Gazze hakkında konuşmaya utanıyoruz. Her gün onlarca, yüzlerce insanın öldüğü ve maalesef bu ölümlerin de sıradanlaştırıldığı bir dönemdeyiz. Dünyanın bütün uluslararası yazılı metinleri bunu bir soykırım olarak kabul eder ve soykırım işleyenlerinin önlemesini emreder ama nasıl yapacaksınız? Kural güçlüden yanadır, orman kanunu güçlüden yanadır. Güçlü olan birilerini de arkasına aldığı zaman insanlara bir kilo buğday verirken bile dalga geçerek; onları affedersiniz, Afrika’daki safarilerde yaban hayvanı öldürür gibi sniperlarla öldürmeyi marifet saymaktadır. Böyle bir kuralsızlık karşısında Birleşmiş Milletleri göreve çağırmanın ne faydası var?”
Uluslararası düzende vahşi bir orman kanununun hüküm sürdüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Bu düzeni ciddi bir şekilde değiştirmek için Türkiye gibi ilke sahibi, kural sahibi olan ülkelerin çok güçlü olması lazım. Biz bu dünyada başkalarının insafına kendi geleceğimizi asla tevdi edemeyiz. Böylesine bir dünyada uluslararası sistemin artık sözden başka, tabeladan başka hiçbir şeyi kalmamış olan kuruluşlarına karşı Türkiye’nin geleceğini emanet edemeyiz. Türkiye bu bakımdan her alanda, devletiyle, milletiyle, sanayisiyle, üniversitesiyle her alanda güçlü olmak mecburiyetindedir.” diye konuştu.
Kurtulmuş, uluslararası hukuk ve uluslararası sistemin büyük bir tutarsızlığı ve kuralsızlığı ortaya koyduğuna işaret ederek, şunları aktardı:
“Söz gelimi, söz ticaretten açıldığında dünyanın hemen bütün üniversitelerinde bütün liberal ticaret betimleri hemen önünüze konulur. Uluslararası ticaretin de nasıl regüle edileceğinin kuralları yazılıdır. Ama adamın biri kalkıyor, sabah vakti diyor ki ‘ben falanca ülkeye tarifeleri şu kadar yükselttim, şundan şunu almayacağım, buna bunu satmayacağım, şunun şuna satmasını da mani olacağım’. Hani kural? Hani Dünya Ticaret Örgütü? Hani o uluslararası ticaretin herkes tarafından kabul edildiğini zannettiğimiz kuralları? Kim güçlüyse, kimin elinde imkan varsa onun sözünün, onun dayatmasının egemen olduğu bir uluslararası ticaret ortamındayız. Sizler çok daha iyi biliyorsunuz.”
Böylesine bir küresel sistemin ekonomik bakımdan da devam edemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, ” Türkiye olarak böyle bir ortamda güçlü olmak, sözümüzü daha itibarlı hale getirmek için her türlü imkanı kullanmak mecburiyetindeyiz.” dedi.
Sanayide, teknolojide ve uluslararası savunma sanayide daha güçlü olunması gerektiğini belirten Kurtulmuş “Elin oğlunun bir ürünü varsa bizim ondan daha üstün iki ürünümüz olacak. Elin ürünün dünyanın ticaretinde şu kadar milyar dolarlık payı varsa bizim ondan daha güçlü payımız olacak. İçeride de yine benden evvelki konuşmalarda da ifade edildiği gibi her şeyden önemli olan en güçlü insan kaynağına biz sahip olacağız.” dedi.
Yüksek teknolojilerin yanı sıra sistemlerdeki en önemli gücün insan gücü olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Çünkü sanayiyi de yapan insandır, yüksek teknolojileri üreten de insandır. Bu insan gücünün de en güçlü şekilde olabilmesi için bütün gücümüzle tabiri caizse seferberlik halinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ben onun için Kale Grubu’nun böylesine önemli bir sanayi yatırımını yapmış olmasını, yıllardır titizlikle bu ülkeye her alanda değer üretmek için gayret göstermesini bir kez daha takdirle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.