Biz bu memlekete çivi çakan herkesin elini öper, herkesin emeğine saygı duyarız. Bu memlekette yıllar içerisinde ve bundan sonra kim bu ülkeye katkıda bulunacak, kim emeğini bu ülkenin gelişmesi için ortaya koyacaksa başımızın üzerinde yeri vardır”
“Bu düzende bizim millet olarak ayakta kalmak, güçlü olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Uluslararası hukuka bakıyorsunuz artık Gazze hakkında konuşmaya utanıyoruz. Her gün onlarca, yüzlerce insanın öldüğü ve maalesef bu ölümlerin de sıradanlaştırıldığı bir dönemdeyiz”
“Bu düzeni ciddi bir şekilde değiştirmek için Türkiye gibi ilke sahibi, kural sahibi olan ülkelerin çok güçlü olması lazım. Biz bu dünyada başkalarının insafına kendi geleceğimizi asla tevdi edemeyiz”
Çanakkale’nin Çan ilçesinde düzenlenen Kale Seramik 68. Kuruluş Yıl Dönümü ve Seramik Bayramı’na katılan Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleşen orman yangınlarına işaret etti.
Kurtulmuş, “Maalesef bugünde devam eden başta Karabük yangını olmak üzere dün Bursa’da Kestel’de ciddi şekilde etkili olan yangın dolayasıyla zarar gören yurttaşlarımızı ve ne yazık ki Bursa’da yangına müdahale sırasında vefat eden itfaiyeci kardeşimizi gerçekten hatırlamadan geçmek mümkün olmaz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Ankara’da ve yurdun birçok yerinde orman şehitlerini defnettiklerini hatırlatan Kurtulmuş, mekanlarının cennet olması temennisinde bulundu.
Dünya’nın birçok ülkesinde aşırı sıcaklar nedeniyle devam eden orman yangınları olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Aşırı sıcaklar dolayısıyla neredeyse bütün ormanların çıra haline gelmiş olduğu böyle bir dönemde Cenab-ı Allah milletimizi daha fazla böylesine önemli orman yangınlarından korusun diyerek dua ediyoruz, temenni ediyoruz. Orman yangınlarına ilk andan itibaren müdahale eden bütün orman teşkilatımızı, itfaiye teşkilatlarımızı, merkezi ve yerel yönetimlerin değerli unsurlarına da Allah işlerinde kolaylık versin. En kısa süre içerisinde orman yangınları ülkemizde son bulsun istiyoruz.”
-Terörsüz Türkiye süreci
Türkiye’nin güçlü olmasının en önemli unsurlarından birisinin de iç birliği ve dirliği sağlamak olduğunu söyleyen Kurtulmuş, milli menfaatler söz konusu olduğunda aynı istikamette yürümenin önemine dikkati çekti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Aynı hedefe yönelmemizdir. Hepimizin oklarımızı aynı istikametimize atmaktır. Bunu yapabildiğimiz takdirde inşallah Türkiye’nin önü açıktır. Türkiye, kendi iç cephesini takip ederek, yoluna çok kardeşli bir şekilde yürüyecektir. Bu çerçevede özellikle Türkiye’nin önünde yeni bir kapının açıldığını, bu kapıdan açılan bizim önümüze çıkan bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesi için siyaset olarak bizim büyük bir gayretle çalışmamızdır. Bu çerçevede de toplum olarak güçlü bir destekle sürecin desteklenmesini sizlerden istirham ediyorum.”
Kurtulmuş, Türkiye’de 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin 50 yılının terör belasıyla uğraşmakla geçtiğine işaret ederek, şunları paylaştı:
“Bu 50 yılda Türkiye’de on binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir. Binlerce evladımız şehit olmuştur. Çanakkale’de sizler de nice şehit cenazesine katıldınız. Türkiye’de biz bir grup üniversite hocası arkadaşımızla 2013 yılında bu çalışmayı yapmıştık. Alternatif faaliyetleriyle birlikte terörün Türkiye’ye o zamanki maliyeti 1.3 trilyon dolardı. Şimdi bu en az 2 trilyon dolardır. Çünkü terör maliyeti diye hesap ettiğiniz şey sadece silaha harcanan, terörü önlemek için harcanan, silaha ve mühimmata yapılan yatırım, oraya harcanan para değildir. Adam terör zamanında bomba atmış Antalya’da bir yere, o senelerin bütün geçmiş eğrilerini aldık. Herhangi bir terör olayı karşısında turizm nasıl düşüyor? Herhangi bir mezrada yapılan saldırı sonucu hayvancılık nasıl düşüyor? Türkiye’nin CDS primleri nasıl yükseliyor? Bütün bunları üst üste koyduğunuzda biz 1.3 trilyon bulmuştuk 2013 yılında. Şimdi eminim ki bugün güncellendiğinde en az 2 trilyon dolar civarındadır.”
Türkiye’de terörün daha önce olmaması halinde yaşanabilecek gelişmeleri ifade eden Kurtulmuş, şunları aktardı:
“Eğer Türkiye bunu yapabilmiş olsaydı, şu burnumuzun dibindeki terör olmasaydı, vakti zamanında bu önlenebilmiş olsaydı herhalde yüzlerce Çanakkale Köprüsü yapılabilirdi. Eğer bu önlenebilmiş olsaydı Türkiye yüzlerce İstanbul, İzmir otoyolu yapmış olurdu. Maalesef terör uluslararası emperyalistler tarafından, bugünkü dünyayı bir orman kanunu olarak yönetenler tarafından Türkiye’nin ayağına bir pranga olarak vurulmuştur. Şimdi bu prangalardan kurtulma vaktidir. Artık Türkiye, uzun süre bunun bütün yükünü taşıdığı terörü geride bırakacak. Birlik ve beraberlik içerisinde terör örgütü kendisini feshedecek, bunun ilanını yaptı. Terör örgütü kendisini feshettikten sonra bir daha bu ülkede terörün hiçbir şekilde gelişmesine müsaade edecek bir ortam oluşturmadan hep beraber terörü tarihin çöplüğüne atacağız.”
Kurtulmuş, TBMM’de kurulacak Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun yapacağı çalışmalara değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Bütün siyasi partilerin katılımlarıyla millet adına terörden kurtulma sürecine ve terör örgütünün silahları bırakma sürecine vaziyet etmek üzere ve bu süreçte ortaya çıkabilecek siyasi ve hukuki düzenlemeleri gerçekleştirmek üzere, bir Terörsüz Türkiye Komisyonu kurduk ve inşallah en kısa zamanda, ağustos ayının başında bu çalışmaları başlatacağız. Kısa sürecek. Çok uzun tartışmalarla Türkiye’nin gündemini işgal edeceğimiz bir mesele değildir. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütün partilerin ortak kararlılığı ile ortaya çıkacak bu komisyon aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesinin yükseltilmesi bakımından da farklı fikirlerin müzakere edileceği, farklı fikirlerin karşılıklı olarak gündeme getirileceği ama sonunda mutlaka milletin ve memleketin hayrına olacak kararlarının alınacağı bir çalışma düzenini gerçekleştirecek.”
Sürecin çok uzun olmayacağını ümit ettiğini belirten Kurtulmuş, “Bu komisyon üzerine düşen sorumluluğu yerine getirip, tekliflerini TBMM’nin gündemine taşıyacak ve Türkiye bu süreçte Allah’ın izniyle terörü artık geride bırakmış, hele hele bölgedeki bütün ülkelerin giderek daha fazla terör girdabına sokulmaya çalışıldığı bir dönemde terörü geride bırakmış bir ülke olacak. Bunun için hep beraber gayret edeceğiz. Milletçe destek vereceğiz, milletçe omuz vereceğiz.” dedi.
Kurtulmuş, 50 yıllık terör sürecinin az bir zaman olmadığına dikkati çekerek, “Eğer bu memlekette bu ülkenin insanları arasına emperyalistlerin vekalet örgütleri olarak kullandığı bu terör şebekeleri başarılı olsaydı, Türkiye çoktan bölünürdü ama bu ülkenin Türk’ünü, Kürt’ünü, bu ülkenin Alevi’sini, Sünni’sini, birbirinden ayırt etmeye kimsenin gücü yetmemiş kimsenin de gücü Allah’ın izniyle yetmeyecektir. Tarihimiz bir, kültürümüz bir, geçmişimiz bir, medeniyetimiz bir, düğünlerimiz bir, halaylarımız bir, taziyelerimiz bir, geleneklerimiz bir. Neredeyse iç içe geçmiş olan 86 milyon vatandaşımızı hangi güç birbirinden, hangi gerekçeyle ayıracak? Sultan Alparslan’ın çocuklarıyla, Kılıç Aslan’ın çocuklarıyla, Selahattin Eyyubi’nin çocuklarını hangi güç birbirinden ayırabilecek? Eğer buna güçleri yetseydi inanın ki bugün bambaşka bir Türkiye’den konuşuyor, bugün çoktan bölünmüş parçalanmış bir Türkiye’den bahsediyorduk.” diye konuştu.
Milletin desteğiyle bu süreci en kısa sürede başarıyla tamamlayacaklarını vurgulayan Kurtulmuş, şunları dile getirdi:
“Bu oyunu bozduk. Bu milletin inancı bozdu, bu milletin içinde var olan milli dayanışma ruhu bozdu, bu milletin milli birliği ve şuuru bozdu. İnşallah şimdi artık kurumsal olarak da terör örgütü tamamıyla kendisini feshedecek ve Türkiye tam manasıyla bütün terör örgütlerinden temizlenmiş güçlü bir ülke olarak yoluna devam edecek. Eğer bu anlamda Türkiye içeride dirliğini, birliğini ve terörsüz bir süreci çok başarılı bir şekilde yürütürse demin ifade ettiğim gibi önümüz açıktır. Hem bölgesel anlamda hem küresel anlamda sözü daha etkin bir Türkiye olma istikametinde yürüyüşümüz sağlamdır, güçlüdür. Ümit ediyorum, sizlerin, aziz milletimizin desteğiyle bu süreci de en kısa sürede başarıyla tamamlayacağız ve çok daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.”
Kurtulmuş, bu sürecin herhangi bir partinin tek başına yöneteceği bir süreç olmadığına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu süreç herhangi bir partinin tek başına yöneteceği bir süreç değildir. Bu süreç herhangi bir şekilde bir siyasi süreç de değildir. Bu süreç bir kişinin, bir grubun değil 86 milyonun ortak bir şekilde sahiplenmesi gereken, ortak bir şekilde yürütmesi gereken bir varoluş mücadelesidir. Allah yardımcımız olsun. Allah, Türkiye’nin düşmanlarına fırsat vermesin. Bu ülkenin birlik ve beraberliğinde gözü olanları Cenabıallah hiçbir şekilde muvaffak etmesin. Onların muvaffak olmaması için bizim birlikte, dirlikte, kardeşlikte, gelişmede, kalkınmada başarılı olmamız lazım. “
“Kuralsızlığın egemen olduğu bir dönemde yaşıyoruz”
Kale Grubu Şirketleri ile Kaleseramik Fabrikaları Kurucusu ve Onursal Başkanı Dr. İbrahim Bodur’un, Türkiye sanayisine önemli bir marka kazandırdığını ifade eden Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu değerli sanayi kuruluşunu zor şartlarda kurarak bugünlere kadar gelmesinde büyük emeği geçen Türkiye’nin öncü sanayicilerinden, Türkiye sanayinin gerçekten yıldız isimlerinden olan rahmetli İbrahim Bodur’u bir kez daha şükranla yad ediyoruz. Büyük emeklerle zor günlerde, zor şartlarda Türkiye sanayinin önemli bir markasını çıkartmak ona nasip oldu. Başta evlatları olmak üzere Çanakkale Seramik’in değerli çalışanları da onun kurduğu bu markayı, bugün evrensel bir marka olma yolunda hızla geliştirdiler, büyüttüler.”
Markanın uzun yıllar küresel rekabet ortamında güçlü bir şekilde yer almasını temenni eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Esasında bu tür toplantılarla sadece bir araya gelip bazı arkadaşlarımıza ödül vermemizin çok ötesinde bir konuda da hassasiyetimizi ortaya koyuyoruz. Biz bu memlekete çivi çakan herkesin elini öper, herkesin emeğine saygı duyarız. Bu memlekette yıllar içerisinde ve bundan sonra kim bu ülkeye katkıda bulunacak, kim emeğini bu ülkenin gelişmesi için ortaya koyacaksa başımızın üzerinde yeri vardır. Esasında bu çerçevede İbrahim Bodur beyin en önemli özelliklerinden birisi hem sanayileşmeye önem vermiş olması hem de kendi topraklarına, kendi şehrine ve bölgesine önemli bir şekilde hizmet etmiş olması, destek olmuş olması. Mekanı cennet olsun diyorum.”
Kurtulmuş, Türkiye’de sanayinin gelişmesinde ve ekonominin bugünlere gelmesinde emeği geçen müteşebbisleri ve yatırımcıları takdirle yad ettiğini belirtti.
Dünya’daki bütün gelişmelerin, Türkiye’nin güçlü olmasını mecburi kıldığını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bugün dünyada her alanda, küresel siyasette, küresel ekonomide, ticarette, hukukta, uluslararası hukukta diyebiliriz ki metinlerin en güzel şekilde yazılı olduğu bütün kurum ve kuralların var olduğu ama bütün dünyada da uluslararası ticarette başta olmak üzere kuralsızlığın egemen olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Kurallar bakımından bir problem yok. Her şey yazılı olarak var. Hele hele İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel sistemde ‘bir daha asla’ diyerek ortaya konulan ne kadar güzel temenni varsa, hepsi uluslararası hukuk metnine dönüşmüş vaziyette ama maalesef bugün geldiğimiz noktada dünya, tam manasıyla her alanda bir kuralsızlık dönemini yaşamaktadır.”
“Ölümlerin de sıradanlaştırıldığı bir dönemdeyiz”
“Bir orman kanunu düzeninin hakim olduğu bir döneme geldik” ifadesini kullanan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu düzende bizim millet olarak ayakta kalmak, güçlü olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Uluslararası hukuka bakıyorsunuz artık Gazze hakkında konuşmaya utanıyoruz. Her gün onlarca, yüzlerce insanın öldüğü ve maalesef bu ölümlerin de sıradanlaştırıldığı bir dönemdeyiz. Dünyanın bütün uluslararası yazılı metinleri bunu bir soykırım olarak kabul eder ve soykırım işleyenlerinin önlemesini emreder ama nasıl yapacaksınız? Kural güçlüden yanadır, orman kanunu güçlüden yanadır. Güçlü olan birilerini de arkasına aldığı zaman insanlara bir kilo buğday verirken bile dalga geçerek; onları affedersiniz, Afrika’daki safarilerde yaban hayvanı öldürür gibi sniperlarla öldürmeyi marifet saymaktadır. Böyle bir kuralsızlık karşısında Birleşmiş Milletleri göreve çağırmanın ne faydası var?”
Uluslararası düzende vahşi bir orman kanununun hüküm sürdüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Bu düzeni ciddi bir şekilde değiştirmek için Türkiye gibi ilke sahibi, kural sahibi olan ülkelerin çok güçlü olması lazım. Biz bu dünyada başkalarının insafına kendi geleceğimizi asla tevdi edemeyiz. Böylesine bir dünyada uluslararası sistemin artık sözden başka, tabeladan başka hiçbir şeyi kalmamış olan kuruluşlarına karşı Türkiye’nin geleceğini emanet edemeyiz. Türkiye bu bakımdan her alanda, devletiyle, milletiyle, sanayisiyle, üniversitesiyle her alanda güçlü olmak mecburiyetindedir.” diye konuştu.
Kurtulmuş, uluslararası hukuk ve uluslararası sistemin büyük bir tutarsızlığı ve kuralsızlığı ortaya koyduğuna işaret ederek, şunları aktardı:
“Söz gelimi, söz ticaretten açıldığında dünyanın hemen bütün üniversitelerinde bütün liberal ticaret betimleri hemen önünüze konulur. Uluslararası ticaretin de nasıl regüle edileceğinin kuralları yazılıdır. Ama adamın biri kalkıyor, sabah vakti diyor ki ‘ben falanca ülkeye tarifeleri şu kadar yükselttim, şundan şunu almayacağım, buna bunu satmayacağım, şunun şuna satmasını da mani olacağım’. Hani kural? Hani Dünya Ticaret Örgütü? Hani o uluslararası ticaretin herkes tarafından kabul edildiğini zannettiğimiz kuralları? Kim güçlüyse, kimin elinde imkan varsa onun sözünün, onun dayatmasının egemen olduğu bir uluslararası ticaret ortamındayız. Sizler çok daha iyi biliyorsunuz.”
Böylesine bir küresel sistemin ekonomik bakımdan da devam edemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, ” Türkiye olarak böyle bir ortamda güçlü olmak, sözümüzü daha itibarlı hale getirmek için her türlü imkanı kullanmak mecburiyetindeyiz.” dedi.
Sanayide, teknolojide ve uluslararası savunma sanayide daha güçlü olunması gerektiğini belirten Kurtulmuş “Elin oğlunun bir ürünü varsa bizim ondan daha üstün iki ürünümüz olacak. Elin ürünün dünyanın ticaretinde şu kadar milyar dolarlık payı varsa bizim ondan daha güçlü payımız olacak. İçeride de yine benden evvelki konuşmalarda da ifade edildiği gibi her şeyden önemli olan en güçlü insan kaynağına biz sahip olacağız.” dedi.
Yüksek teknolojilerin yanı sıra sistemlerdeki en önemli gücün insan gücü olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Çünkü sanayiyi de yapan insandır, yüksek teknolojileri üreten de insandır. Bu insan gücünün de en güçlü şekilde olabilmesi için bütün gücümüzle tabiri caizse seferberlik halinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ben onun için Kale Grubu’nun böylesine önemli bir sanayi yatırımını yapmış olmasını, yıllardır titizlikle bu ülkeye her alanda değer üretmek için gayret göstermesini bir kez daha takdirle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.