Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 17. Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Teşkilatımızın başlıca iş birliği alanı olan ekonomi ve ticarette vizyonumuzu daha da geliştirmek mecburiyetindeyiz. 100 milyar dolarlık bölgesel ticaret hacmi hedefimizi daha yüksek rakamlara taşıyacak adımları hep birlikte atmalıyız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’ın Hankendi şehrinde gerçekleştirilen, “Sürdürülebilir ve İklim Değişikliğine Dayanıklı bir Gelecek için Yeni Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Vizyonu” temalı Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 17. Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında dostlarıyla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Azerbaycan’ın sıcak misafirperverliği ile bu güzide şehirde kendilerini ağırlayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başta olmak üzere tüm yetkililere ve Azerbaycan halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplantımızın işgalden azat edilmiş bir şehirde, Hankendi’de düzenlenmesi zirvemize ayrı bir önem ve mana kazandırıyor. İlham kardeşimin vizyoner yaklaşımıyla bu kadim şehrin Kafkasların yeni kalkınma ve barış merkezi olacağına gönülden inanıyorum” diye konuştu.
“İKLİM KRİZİNİN MENFİ ETKİLERİNİN EN YOĞUN HİSSEDİLDİĞİ BÖLGELERİN BAŞINDA GELİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerinin ve 1 Temmuz’dan bu yana gerçekleştirilen kadın, gençlik ve iş konulu forumların ülkeleri ve bölgeleri için hayırlara vesile olmasını temenni ederek, “Ticaretten ulaştırmaya, çevreden enerjiye geniş bir yelpazede potansiyele sahip teşkilatımızın bu zirvesinin iklim değişikliğine odaklanmasını son derece isabetli buluyorum. İklim krizinin menfi etkilerinin en yoğun hissedildiği bölgelerin başında geliyoruz. Tüm üye ülkelerin iklim değişikliğini merkeze alan, sürdürülebilir kalkınma vizyonuna katkı sağlamaları özellikle bu dönemde önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye olarak 2053 yılı için net sıfır emisyonu hedefine ulaşma ve yeşil kalkınma vizyonlarını gerçekleştirme yolunda kilit sektörleri dönüştürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilhassa enerji alanında yenilikçi girişimleriyle yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 59’a çıkardıklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu oranla Türkiye’nin Avrupa’da beşinci, dünyada 11’inci sıraya yükseldiğine işaret ederek, şunları söyledi: “2024-2030 yıllarını kapsayan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planımızla 100 milyon ton karbondioksit eş değeri emisyon azaltımı öngörüyoruz. İklim kanunumuz önceki gün Meclisimizde kabul edildi. Eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde küresel düzeye taşınan Sıfır Atık Projesi, iklim değişikliğiyle mücadelemize ilave güç katıyor. Projenin başlangıcından bu yana yaklaşık 6 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçtik. İnşallah Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı COP’a ev sahipliğimiz onaylandığında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında adil, sürdürülebilir, şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşımı hâkim kılmanın gayreti içerisinde olacağız. Türkiye güçlü tecrübesini ve en iyi uygulama örneklerini teşkilatımızla paylaşmaya hazırdır.”
“100 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ HEDEFİMİZİ DAHA YÜKSEK RAKAMLARA TAŞIYACAK ADIMLARI HEP BİRLİKTE ATMALIYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vesileyle Azerbaycan’da teşkil edilecek temiz enerji ve araştırma merkezleri kurucu belgelerinin onay sürecinin Türkiye’de son aşamada olduğunu da katılımcılarla paylaşmak istediğini dile getirdi.
Teşkilatın başlıca iş birliği alanı olan ekonomi ve ticarette vizyonlarını daha da geliştirmek mecburiyetinde olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “100 milyar dolarlık bölgesel ticaret hacmi hedefimizi daha yüksek rakamlara taşıyacak adımları hep birlikte atmalıyız. Bu bakımdan 5. Ticaret Bakanları Toplantısı’nın mümkün olan ilk fırsatta düzenlenmesine büyük önem atfediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Teşkilatımızın önümüzdeki 10 yılını şekillendirecek Ekonomik İş Birliğinin Stratejik Hedefleri 2035 Belgesi’nin bizler için aynı zamanda bir yol haritası sunacağını düşünüyorum. Bu süreçte teşkilatımızın günümüzün dinamikleri ve ihtiyaçlarıyla uyumlu bir yapıya kavuşturulması da kaçınılmazdır. Bu minvalde uzun süredir ilerleme kaydedemediğimiz konulardan başlamak üzere, iş birliği süreçlerinde sadeleştirmeye gitmek suretiyle teşkilatımızın etkinliğinin arttırılması müşterek menfaatimize olacaktır. Aynı şekilde, bu sadeleşme bağlı kuruluşlarımızda da gerçekleştirilmelidir. Bu hususlar çerçevesinde şekillendireceğimiz 2035 vizyon belgemizden temel beklentimiz, ekonomik ve ticari iş birliğinin ilerletilmesidir. Sekreteryamızı destekleyecek adımları da hep birlikte atacağımıza inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi ve ticaretin yanı sıra turizm alanındaki iş birliğinin de teşkilata ayrı bir ödev yüklediğini söyledi.
2025 yılı turizm başkenti Erzurum’da yapılan 6. Turizm Bakanları Toplantısı’nda alınan kararların kendilerine ışık tutacağına inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, program kapsamında Erzurum’da uluslararası düzeyde birçok önemli etkinliğin başarıyla düzenlendiğini, bunların yıl sonuna kadar devam edeceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şuşa’nın 2026 yılı Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Turizm Başkenti seçilmesi dolayısıyla Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in şahsında tüm Azerbaycanlıları tebrik etti.
“GAZZE’DEKİ MEZALİMİN BİR AN ÖNCE DURMASI İÇİN DAHA FAZLA ÇALIŞMALIYIZ”
Bölgede yaşanan gelişmelerin tabiatıyla bu konulara işaret edilmesini gerekli kıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İsrail’in mevcut yönetim altında hız verdiği saldırgan politikaları, bölgemizin huzur ve istikrarını tehdit ediyor. Gazze’de 57 bine yakın kardeşimizin hayatını kaybettiği mezalimin bir an önce durması için hep beraber daha fazla çalışmalıyız. İran’a yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu iIk gün kayda geçirdik. Bölgemizin daha büyük bir felakete sürüklenmemesi için yoğun gayret gösterdik. Taraflar arasındaki fiili ateşkesin sükûnete tahvil edilmesini ümit ediyoruz. Bu dost meclisimizde bir kez daha şu hususun altını çizmek isterim; İsrail’in Lübnan, Suriye ve İran’a saldırılarının arka planında hepimizin bildiği üzere Filistin halkına diz çöktürme siyaseti yatıyor. Biz ne Filistin davasını terk edebiliriz ne de Netanyahu yönetiminin bölgemizi kan gölüne çevirmesine sessiz kalabiliriz. Doğruları cesaretle söylemeye, zalimler karşısında mazlumun yanında dimdik durmaya devam edeceğiz.”
“SURİYE’DE GELİNEN AŞAMA BÖLGE İÇİN BİR UMUT IŞIĞIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de halkın yıllardır süren mücadelesi neticesinde gelinen aşamanın, bölge için bir umut ışığı olduğunu aktararak, “Uluslararası toplumun hem mali açıdan desteğini sürdürmesini hem de yeni yönetimle ilişkilerini ilerletmesini kritik dönemde ve önemde görüyoruz. Bir diğer önemli bölge olan Afganistan’da Afgan halkının güvenlik, huzur ve kalkınmasına destek olmamız gerektiğine inanıyoruz. Geçtiğimiz günlerde yaşanan menfur bir terör eylemi dolayısıyla Pakistanlı kardeşlerimize bu vesileyle tekrar taziyelerimi iletiyorum” şeklinde konuştu.
Teşkilat bünyesinde birlik ve beraberliğe atfedilen değeri bilhassa vurgulamak istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugün aramızda olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı değerli kardeşim Sayın Ersin Tatar’ı en kalbi duygularımla selamlıyorum. Teşkilatımızın, 2012’den bu yana gözlemci üyemiz olan ve on yıllardır haksız izolasyonlara maruz bırakılan Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizle dayanışmasını arttırarak sürdüreceğine inanıyorum. Bu doğrultuda Kıbrıs Türkleri ile spordan kültüre, ekonomiden turizme kadar çeşitli alanlarda ilişkilerinizi geliştirmenizi bekliyorum.”
“MARKA &PATENT ÇETESİ“ FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programında yaptığı konuşmada “İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi; Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Hem İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümü hem de bayram vesilesiyle bir araya gelindiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fethin 573. yıl dönümünde İstanbul’un daha bir güzel olduğunu, katılımcıların mübarek bayram gününde daha bir güzel olduğunu söyledi.
Vatandaşların Kurban Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan, bayramda sılası gözünde tüten bütün vatandaşlarımın, gönül coğrafyamızdaki her kardeşimizin, yeryüzündeki her Müslümanın bayramını tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını, kardeşliğe, barışa ve huzura vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kesilen kurbanların Allah katında makbul olmasını diledi.
Bayramın şüphesiz en çok çocuklar için bayram olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayram cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur. Asıl böyle anlamını bulur. Türkiye’nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor, her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
Mübarek bayram günlerinin insanın dostluğu, kardeşliği, millî ve manevi değerleri en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlar olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün, yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin derdiyle dertleniyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp, ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor. Geçenlerde Hakk’a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu. ‘Afrika’da öldürülse bir yerli, canı benden çıkıyor seni bildim bileli.’ İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenabı Allah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Müslümanların ibadetlerinin kabul olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gönülden yapılan duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde, Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu duasına bizler de yürekten amin diyoruz: ‘Zülfünün zincirine bent eyledi şahım beni, kulluğundan kılmasın azat Allah’ım beni.’ Evet, Rabbim bizleri kendi yolundan, Peygamberinin yolundan, Peygamberinin müjdesine nail olan Sultan Fatih’in yolundan ayırmasın. Rabbim nusretini, hamiyetini, merhametini milletimizden eksik etmesin. Rabbim, bu mübarek günler hatırına, bütün mazlum ve yaralı coğrafyaları hasretini çektiğimiz huzur ortamına kavuştursun” ifadelerini kullandı.
Şu anda karşısında “İstanbul” olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün bir taraftan Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken diğer taraftan İstanbul’un fethinin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içinde olduklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlamlı günde, tam 573 sene önce İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan, gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşındayken İstanbul’un fethini gerçekleştiren o şanlı komutanı, aynı şekilde kemal-i edeple yâd ediyorum. Yine burada, bin yıldır semalarımızdan ezan-ı Muhammediler eksilmesin. Bayrağımız gökyüzünde nazlı nazlı dalgalansın. Mabetlerimizin üzerine namahrem eli değmesin. Her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye feda-i can eyleyen tüm kahramanlara Rabbimden rahmet diliyorum. Fethin 573. yılı kutlu olsun, mübarek olsun” diye konuştu.
“Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil, dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde, yüzyıllar sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi, her kökene, her inanca, her görüşe, o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi, coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi, yerine kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi, Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır. Bu hakikati büyük tarihçi, rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor: ‘O, 1451’de tahta oturduğu andan bu yana fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış. 20 Nisan deniz bozgunu, fethi tehlikeye düşürdüğü anda da azim ve kararında sarsılmamıştır. İstanbul’un fethi ve 500 yıllık imparatorluk, yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir. Bu, tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk-İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir.'”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul muhakkak feth olunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir” şeklindeki hadisi şerifi konuşmasında aktardı.
İstanbul’un fethinin iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi, yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı hâline getiren, bunun için hiçbir fedâkarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin, dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethinin bu topraklarda, Malazgirt’le başlayan fetihler silsilesinin en parlak halkası olduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Hani diyor ya Fazıl Hüsnü Dağlarca, ‘Havanın mazisinde, denizin yeşilinde bir türkü, Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar yüce fetihle büyümüşüz. Nur ile kuvvetle aşk ile kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin, koca feleklere görünmüşüz. Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul, almışız.’ İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi, milletimizin mefkûresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar, Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, feth-i mübine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi, her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakârlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkûresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu toprakların 1071’den bu yana vatanları, İstanbul’un ise 1453’ten bu yana “Türk İstanbul” olarak milletin gözbebeği ve iftihar tablosu olduğunu dile getirdi.
Bunu hâlen kabullenemeyenler olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “İstanbul’un fethini hâlen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda ama buldukları her fırsattan bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Ne diyor onlar? ‘Her kim ‘Zulüm 1453’te başladı’ diyorsa maskesini indirin altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim ‘İstanbul’un statüsü değişsin’ diyorsa bunlar Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir” ifadelerini kullandı.
“BU ZİHNİYETİN TEMSİLCİLERİNE DÜN FIRSAT VERMEDİK, BUGÜN DE YARIN DA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Her kim ‘İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek, ‘Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti.’ diyorsa pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız. Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in ‘Türk İstanbul’ dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kendilerine emaneti olan bu aziz şehre gözleri gibi bakmaya devam edeceklerini söyledi.
86 yıllık hicranın ardından Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıkları gibi kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır, eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef, yeter ki Sultan Fatih gibi ‘Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım.’ diyerek kararlılığı göstermiştir. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için hep birlikte çalışacak, saflarını daha da sıklaştıracaklarını, İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacaklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim.” diyerek şunları söyledi: “Dünyamız ve bölgemiz, gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz.”
Haliç’ten geçen gemiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve katılımcıları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, program süresince yanına gelen ve elini öperek kendisiyle bayramlaşan çocuklara bayram harçlığı verdi.
Konuşması sırasında yanına gelen engelli bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzünü okşayıp öptü ve kendisine sarıldı. Erdoğan da kız çocuğuna sarılarak karşılık verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önce sahne alan Azerin, “Türkler Geliyor” ve “Çırpınırdı Karadeniz” şarkılarını seslendirdi.
Azerbaycanlı sanatçı daha sonra sahneden inerek selamlaştığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bayramını kutladı.
Çocuklardan oluşan Gülbeşeker Eğitim Kurumları Mehteran Takımı program sonunda sahne aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayiimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikâyesi yazmaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şunları kaydetti: “Bizleri sağlık ve sıhhat içinde, huzur-u kalple bir bayrama daha eriştiren Cenabıallah’a şükürler olsun diyorum. Bu kutlu günlerin ülkemiz, aziz milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Kestiğiniz kurbanların, ettiğiniz duaların, yaptığınız hayır ve hasenatın Hak katında kabul olmasını, inşallah, ecirlerinizi artırmasını diliyorum.
Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle, acıyla, kalplerinde ince bir sızıyla karşılayan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyor, Kurban Bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Rabbim, bizleri hem millet hem de ümmet olarak merkezinde barışın, esenliğin, vahdet ve uhuvvetin olduğu daha nice bayramlara kavuştursun niyazında bulunuyorum. Kurban, bir ibadet olmanın yanı sıra kelime anlamı itibarıyla aynı zamanda ‘yaklaşma’, ‘yakınlaşma’, ‘yakın olma’ demektir.
İnanıyorum ki her bir vatandaşımız gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek böylece hem Allah’a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır.
Şayet muhabbet ve diğerkâmlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri hakkıyla idrak edebilirsek işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek, darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına, kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır.
İslam âlemi olarak bir huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken, öte yandan bölgemiz ve dünyamız stres düzeyi yüksek bir dönemden geçiyor. İsrail, ateşkese rağmen Gazze’den Batı Şeria’ya, Doğu Kudüs’ten Lübnan’a kadar coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor.
Yine İsrail’in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştuğu bu dönemde Türkiye, ekonomisiyle, altyapısıyla, tecrübeli kurumları, liyakatli kadrolarıyla en önemlisi tahkim ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak göz dolduruyor. Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayiimiz olmak üzere her alanda topluyoruz.
238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikâyesi yazmaktadır.
Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra, inşallah, yeni dönemin parlayan yıldızlardan biri Türkiye’miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ SAMİMİYETLE MENZİLİNE DOĞRU GÖTÜRÜYORUZ”
Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye süreci bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde huzur ve güvenliğin güçlenmesine, sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihî süreci, çok büyük bir özenle, sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye’ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır, ilk günkü gibi sapasağlam ayaktadır.
Bu düşüncelerle Kurban Bayramı’nın ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için bir kez daha hayırlar getirmesini diliyorum. Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin dua ve ibadetlerini Rabbim kabul buyursun, diyorum. Bayramda seyahat edecek vatandaşlarımızdan hız limitlerine ve trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum. Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyor, aileleriniz ve sevdiklerinizle birlikte huzurlu bir Kurban Bayramı geçirmenizi diliyorum. Bayramınız mübarek olsun. Kalın sağlıcakla.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.