Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Vatikan Papalık Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Kardeşlik Temelli Ekonomi: Etik Çok Taraflılık” başlığıyla düzenlenen konferansa katıldı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı Prof. Jeffrey Sachs, Vatikan’dan Kardinal Peter Turkson, Rahibe Helen Alfrod, BM Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos’un aralarında olduğu pek çok önemli konuğun yer aldığı konferansta, çok taraflılık, çok kutupluluk, BM reformu ve küresel vatandaşlık gibi konular ele alındı.
Konferansın “Küresel Vatandaşlık için Çok Taraflılık” başlıklı panelinde bir konuşma yapan Emine Erdoğan, insanlığın tüm renkleri ve sesleriyle daha güçlü olduğuna inanan, seçkin bir toplulukla buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“BİZİM İNANCIMIZDA, İNSAN İNSANA EMANETTİR”
İnsanlığın büyük bir aile olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, “Hepimiz, yeryüzü sofrasının etrafında toplanmış, büyük bir insanlık ailesinin mensuplarıyız. O yüzden, dünyaya ortak evimiz diyoruz. Tıpkı Hz. Mevlana’nın ‘Gök kubbe evim, insanlık ailem’ dediği gibi. Farklı ırklarımız, dillerimiz, kültürlerimiz ve inançlarımız, ortaya muhteşem bir mozaik çıkarıyor. Dünya bu sayede, daha anlamlı ve yaşanılır bir yer hâline geliyor. Bizim inancımızda, insan insana emanettir” dedi.
Bir aileyi aile yapan, tüm üyelerinin birbirine olan sevgisi, bağlılığı ve birbirinin haklarını gözetmesi olduğunu aktaran Emine Erdoğan, “Oysa, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde geldiğimiz noktaya baktığımızda, insanlık ailesinin alarm verdiğini görüyoruz. Sayısı 150 milyonu geçen yetim çocuk. Afrika’da ağır kronik açlıkla hayattan kopan 32 milyon can. Dünya nüfusunun sadece yüzde 1’i, toplam küresel servetin yarısına sahipken, günde 5 buçuk dolardan az bir gelirle yaşam savaşı veren 3 milyar insan. Eğitim hakkına kavuşamayan 244 milyon çocuk. Yaklaşık 70 milyon, yerinden edilmiş mülteci. Yersiz yurtsuz, işsiz, okulsuz, doktorsuz, pasaportsuz, artık ümit edebilme gücünü yitirmiş 10 milyon insan. Gazze’de ölen ve isimleri 1516 sayfalık bir ölüm raporu listesini dolduran kadınlar, erkekler, çocuklar ve yok olan aileler. Bu raporun 27 sayfasında yer alan, henüz birinci yaş günü kutlanmamış bebekler” diye konuştu.
İnsanlığı büyük bir tüketim kitlesine dönüştüren ‘kullan-at’ merkezli anlayışı da eleştiren Emine Erdoğan, “İşte bunlar, bize müreffeh bir dünya vaat eden sistemlerin bozulduğunun belirtileridir. Mevcut anlayışlarla ve her denendiğinde insanlığı yarı yolda bırakan bir düzenle, adil bir dünya inşa etmemiz mümkün görünmüyor. O hâlde, insanlık ailesini ayağa kaldıracak yeni çözümlere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, Türkiye olarak, dünyaya Anadolu’nun irfan penceresinden baktıklarını anlatarak, şunları kaydetti: “İnsanlığa, asırlara yayılan tarihsel deneyimimizin rehberliğiyle yaklaşıyoruz. Mesela, Suriye Savaşı’nın ilk gününden itibaren, ülkemizin ve kalplerimizin kapılarını, komşularımıza açtık. Zira, Anadolu’da kurulan her sofrada Tanrı misafirinin yeri ayrılmıştır, hazırdır. Bugün hâlâ 4 milyona yakın mülteciyi ülkemizde ağırlamaya devam ediyoruz. Kimseyi gitmeye zorlamıyor, ülkelerine dönmek isteyenlere, gönüllü, güvenli ve onurlu bir geri dönüş imkânı sağlıyoruz. Gayrisafi millî hasılasına göre dünyanın en cömert ülkesiyiz, çünkü ‘bir mumun diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmediğine’ şahidiz.”
Türkiye’nin İnsanı merkeze alan devlet geleneği olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, “O yüzden, bizden binlerce kilometre uzakta akan gözyaşlarının sesini işitebiliyoruz. Türkiye’nin yardım elini, din, dil, ırk, bölge ayrımı gözetmeksizin, Myanmar’dan Somali’ye, Yemen’den Ukrayna’ya kadar, dünyanın dört bir yanına uzattık. Çünkü Anadolu, farklı seslerin muhteşem bir insanlık şarkısına dönüştüğü kadim bir yurttur. Ve biz bu yurdun toprağından kardeşliği, ikliminden hoşgörüyü öğrendik” değerlendirmesinde bulundu.
“KÜRESEL VATANDAŞLIĞA YENİ BİR ANLAM KAZANDIRMALIYIZ”
Emine Erdoğan, Anadolu’da Hıristiyanlar, Müslümanlar, Musevilerin, farklı etnik kökenden gelenlerin, aynı mahallede kapı komşusu olduğuna işaret ederek, “Bu tecrübeyle biliyoruz ki, dünyada hızla artan kutuplaşmanın, İslamofobi’nin ve nefret suçlarının temelinde, çok kültürlülük erozyonu yatmaktadır. O nedenle, küresel vatandaşlık söylemine dikkatle yaklaşmamız gerektiği düşüncesindeyim. Küresel vatandaşlık, farklılıkları bir potada eriten, insanları tek bir kimlikte toplamak isteyen bir anlayış olmamalıdır” diye konuştu.
Tek renkli ve tek sesli bir dünyanın, insanlığın milyarlarca yıllık birikimini bir çırpıda kaybetmesi anlamına geleceğine dikkati çeken Emine Erdoğan, “Hâlihazırda, 7 bin dilin konuşulduğu dünyamızda, ne yazık ki her hafta bir dil yeryüzünden siliniyor. Bu kayıp, tüm kültürlerin derinden etkilenmesi, benzersiz kimliklerin ve zenginliklerin yok olması demek. O nedenle, küresel vatandaşlığa yeni bir anlam kazandırmalıyız” yorumunu yaptı.
“İNSANLIĞIN ACILARIYLA HEMHÂL OLACAK MANEVİ BİR YETKİNLİĞİ YENİDEN KAZANMALIYIZ”
Mevlana’nın “Pergelin iğneli ayağı sabittir benim dinimde ama diğer ayağıyla 72 milleti dolaşırım” sözünü konferansın katılımcılarına aktaran Emine Erdoğan, “Bu metafor, küresel vatandaşlık anlayışının yeni yüzü olmalıdır. Yani, pergelin ayağını öz kimliğimize sabitleyip, diğer ayağıyla insanlığın refahı, huzuru ve barışı için çabalamalıyız. İnsanlığın acılarıyla hemhâl olacak manevi bir yetkinliği yeniden kazanmalıyız. Ne zaman ki insanlığın kalbinin kendi göğsümüzde attığını hissederiz, o zaman küresel vatandaşlık gerçek anlamına kavuşmuş demektir” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, karşı karşıya kalınan küresel krizlerin, dayanışma ve ortak aklın ne denli hayati olduğunu her geçen gün daha fazla gösterdiğini söyledi.
Dünyada artık hiçbir sorun yerel olmadığını belirten Emine Erdoğan, “Ülkeler çoklu krizlerle tek başlarına mücadele edemezler. O nedenle, etik-çok taraflılık ilkesine dayalı iş birliklerine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” dedi.
Ahlaki ve manevi bir zemine, insanlığın dara düştüğünde kendisi için istediğini başkası için de isteyebilecek, kapsayıcı ve eşitlikçi ittifaklar kurmaya ihtiyaç olduğunu anlatan Erdoğan, “Ancak, ülkelerin omuzlarındaki yükün eşit olmadığını üzülerek görüyoruz. Bunun en açık örneği, iklim değişikliği ile mücadeledeki savruluşlarımızdır. Bazı ülkeler, iklim değişikliğine yüzde 1’lik bile payları yokken, bu sorundan orantısız olarak etkileniyorlar. Bazen iklim mültecisi oluyor, bazen gıda kaynaklarını kaybediyor, hatta topyekûn yok olmayla karşı karşıya geliyorlar” şeklinde konuştu.
Emine Erdoğan, bu noktada Türkiye’nin 2017’de başlattığı ve bugün Birleşmiş Milletler kararıyla küresel bir harekete dönüşen Sıfır Atık Hareketine değinerek, şunları kaydetti: “Sıfır Atık Projemizin başlangıç noktası, insanlığa duyduğumuz sadakattir. Biz bu meseleyi, çevresel bir sorumluluk olduğu kadar, toplumlar ve nesiller arası adaletin sağlanması için, başarıyla geçmemiz gereken bir sınav olarak da görüyoruz. Tabii bu bakış açısının, tabiatın ilahi bir emanet olduğu inancımızla da doğrudan ilişkisi var. O yüzden, iklim değişikliği meselesini ele alırken, esaslı bir zihniyet dönüşümünü başlatmamız gerektiği kanaatindeyim. Doğayı, bir ham madde deposu olarak gördüğümüz ve onunla hürmet ekseninde bir ilişki kurmadığımız sürece, küresel taahhütler metinlerde sıkışıp kalır. Ama, tekniği, ilahi öğretilerle buluşturabilirsek, o zaman, insanlık tarihinin önemli bir başarısına imza atabiliriz.”
Bilgi teknolojileri, uzay teknolojileri, yapay zekâ gibi çığır açan teknolojik gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde olduklarını ve bu çağı “dijital çağ” andıklarını dile getiren Erdoğan, “Her yeniliği, hiçbir filtreye tabii tutmadan, hayatlarımızın ortasına alıyor, risk analizi yapmıyoruz. Mesela, bu teknolojilerin, ne kadar kapsayıcı, güvenilir, insan ve aile odaklı olduğunu sorgulamıyoruz” dedi.
Yapılan araştırmaların, insanların yüzde 31’inin, gençlerin yüzde 60’ının internet, sosyal medya ve video oyunlarına bağımlı hâle geldiğini söylediğini aktaran Emine Erdoğan, “Öte yandan, bu üstün teknolojik ilerlemenin ortasında, dünya nüfusunun yarısının internete erişiminin olmadığını da unutmamalıyız. Bu, gerçekten de dijital çağın en büyük ikilemlerinden biridir” diye konuştu.
Emine Erdoğan, BM En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankasına ev sahipliği yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti: “Herkesin teknolojiye eşit olarak erişebilmesi gayretindeyiz. Ancak teknolojinin, insanlığa hizmet eden, yerel değerlere saygılı ve hoşgörü ortamını destekleyen, sorumlu bir tasarım anlayışıyla üretilmesini savunuyoruz. Bir kez daha anlaşılıyor ki, konu ister dijital dönüşüm ister çevre, isterse siyasi atmosfer olsun, amacımız, herkesi eşit bir refah paydasında buluşturmak olmalıdır. Bu salondaki herkes, ‘kimsenin geride kalmadığı, sürdürülebilir bir dünya’ amaçlıyor. Ama ne yazık ki, barış, güvenlik, insan hakları ve demokrasi gibi değerler, hâlâ yalnızca birkaç ülkenin istifade ettiği imtiyazlardır.”
VATİKAN’DA “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR VE DAHA ADİL BİR DÜNYA MÜMKÜNDÜR” VURGUSU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası platformlarda sıklıkla “Dünya beşten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür” mesajını gündeme getirdiğini vurgulayarak, “Bu mesaj, dünyanın ‘geride kalmış’ mazlumlarının manifestosudur. Büyük bir küresel adalet çağrısıdır. Tüm insanları, amasız, fakatsız ve istisnasız olarak önemsemeye, herkesin menfaatini kendi menfaatimiz gibi gözetmeye davet eden bir vizyondur. Dilerim ki bu vizyon dünyaya baktığımız ortak penceremiz olur. Çünkü o zaman, insanlığın kardeşliğe duyduğu derin özlemi giderebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
Emine Erdoğan, insanlığın artık yeni bir rotaya ihtiyacı olduğunu ve bu rotanın merhamete, sevgiye, hoşgörüye, iyi niyetlere ve adalete ulaşması gerektiğini söyledi.
Emine Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Şahsen, bu rotanın inançlarımızın ortak öğretisiyle çizilebileceği kanaatindeyim. Çünkü insan hayatı ve onuru, tüm dinlerin ortak kutsalıdır. Müslümanlar, bir insanı kurtarmanın, tüm insanlığı kurtarmak olduğuna inanır. Hıristiyan inancında, insanların birbirini sevmesi, ilahi bir ödevdir. Ve bu müşterek payda, insanlığın vicdanında açılmış yaraları iyileştirecek yegâne merhemdir.”
Konuşması büyük alkış alan Emine Erdoğan, Vatikan’daki konferans boyunca en çok ilgi gören konuk oldu. Vatikan’daki konferans, aile fotoğrafının çekimiyle sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.