Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD 28. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Hükûmet olarak fırtınalı sularda gemiyi limana güvenle ulaştıracak plana, programa, tecrübeye ve iradeye hamdolsun ziyadesiyle sahibiz. Her gün bir yenisi patlak veren krizlere aldırmadan, soğukkanlı ve sabırlı bir şekilde yol alıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 28. Olağan Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı.
Eylül 2021’den itibaren genel başkanlık görevini yürüten Mahmut Asmalı’nın görevini Burhan Özdemir’e devrettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asmalı’ya gayretleri ve özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti, Özdemir’e yüce Allah’tan muvaffakiyetler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun hem MÜSİAD camiasının gücüne güç katması hem de Türkiye’nin büyüme ve kalkınmasına katkı sağlaması temennisinde bulunarak, “Burada öncelikle şu hususun bilinmesini isterim: 1999 yılında Pınarhisar’a gitmeden önce MÜSİAD’ın beni ilk fahri üye olarak kabul etmesinin anlamını, mesajını ve kıymetini her zaman şükranla hatırladım. 28 Şubat’ın kesif atmosferinin hâlen devam ettiği o günlerde MÜSİAD’ın gösterdiği dayanışmanın kalbimde hep müstesna yeri oldu. Sadece 28 Şubat döneminde değil, öncesinde ve sonrasında da MÜSİAD daima demokrasiden, adaletten, hukuktan ve özgürlüklerden yana güçlü duruş sergiledi” diye konuştu.
“MÜSİAD, ÜRETMEKTEN, İHRACATTAN, TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMAKTAN ASLA VAZGEÇMEDİ”
Her türlü zorluğa, zorbalığa, baskıya, tehdide ve ayrımcılığa rağmen MÜSİAD mensuplarının hak ve özgürlüklerle birlikte ekonomide, sanayide, ihracatta ve hayır hasenat hizmetlerinde destan yazdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmiş dönemlerde sermayenin dahi renklere ayrıldığı, bazılarına öz, bazılarına üvey evlat muamelesi yapıldığı karanlık günlerde dahi MÜSİAD, üretmekten, ihracattan, bütün Türkiye için çalışmaktan asla vazgeçmedi” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD’ın 1990 yılından bugüne Türk ekonomisinin ilerlemesine, büyümesine, ihracatın, üretimin, istihdamın her yıl artmasına, Türkiye’nin cazibe merkezi olarak öne çıkmasına çok değerli katkılarda bulunduğunu, 35 yıldır duruşlarını ve samimiyetlerini muhafaza ettiklerini anlattı.
“Kazanırken çalışanlarınızdan başlayarak millete kazandırmayı, kanaat ve bereket kavramlarıyla ticaret yapmayı hiçbir zaman ihmal etmediniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sanayici ve iş adamlarımızı bir araya getirerek güç ve ülkü birliği yaparak sivil toplum alanında tarihî rol üstlendiniz. Her vesileyle söylüyorum. Türkiye’nin demokraside, diplomaside, savunmada, ticarette ve diğer pek çok alanda 23 yılda yazdığı başarı hikâyesinde en çok emeği olanlardan biri de MÜSİAD ailesidir. Bugün 2002 öncesine kıyasla çok daha güçlü, çok daha itibarlı bir Türkiye Cumhuriyeti varsa bunda MÜSİAD’ın 35 yıllık mücadelesinin önemli payı bulunuyor. Son 23 yılda millî iradeyi ve demokrasimizi hedef alan saldırıların boşa çıkartılmasında da MÜSİAD’ın kararlı desteği elbette yadsınamaz.”
MÜSİAD’a ülke ve millet olarak da minnet borçlu olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, derneğe ve üyelerine tam 35 yıldır büyük titizlikle sahip çıktıkları ilkeleri, Türkiye ekonomisine yaptıkları tarihî katkıları dolayısıyla teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece hudutlar içinde değil, dünyanın en ücra köşelerinde de milletin asaletini temsil eden, kardeşlik bayrağını gururla dalgalandıran MÜSİAD’ın ve üyelerinin muhabbetlerini daim eylemesini Allah’tan diledi.
Nice olmaz denileni başardıklarını, hayali gerçekleştirdiklerini, oyunu bozduklarını, kirli senaryoyu yırtıp attıklarını, engelin, badirenin, imkânsızlığın üstesinden geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sabrettik, mücadele ettik. Allah’ın yardımıyla başarıdan başarıya koştuk. Bundan sonra da her oyunu bozacak, her engeli biiznillah aşacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 35 yıldır MÜSİAD’la beraber yol yürümekten kıvanç duyduklarını, MÜSİAD’ın ülke, millet, demokrasi ve insanlık değerleri adına yürüttüğü mücadelesine her zaman destek olduklarını ve gelecekte de bir ve beraber olacaklarını söyledi.
Dünyanın sancılı olduğu kadar tarihî niteliği haiz değişimlerin yaşandığı kritik bir süreçten geçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hayatımızı birçok alanda alt üst eden Kovid-19 salgınının sağlık boyutunu üç yıl önce hamdolsun geride bıraktık ancak salgının küresel ekonomide sebep olduğu depremin sarsıntıları hâlen devam ediyor. Ticarette artan korumacılık politikaları giderek güçlenmekte. Salgın döneminde son altmış, yetmiş yılın zirvelerine çıkan enflasyondaki direnç henüz kırılamadı. Enflasyon korkusu, gelişmiş ekonomiler dâhil dünyanın birçok ülkesinde ekonomi politikalarının temel belirleyici unsuruna dönüştü. Gümrük tarifeleri üzerinden alevlenen restleşmelerin de olumsuz etkisiyle bir müddet daha belirsizlik atmosferinin devam edeceği anlaşılıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece ekonomide değil, uluslararası ilişkilerden siyasete ve toplumsal hareketlere kadar geniş bir yelpazede riskler ve tehditlerin giderek artığını kaydederek, “Görüyoruz ki, küresel ekonomi fırtınalı bir denizde ilerlemeye çalışıyor. Taşların yerine oturması ve suların sakinleşmesi biraz daha vakit alacaktır. Projeksiyonlarımızı buna göre yapmanın yakın gelecek için en akıllı tercih olacağına inanıyoruz. Hükûmet olarak, fırtınalı sularda gemiyi limana güvenle ulaştıracak plana programa, tecrübeye ve iradeye hamdolsun ziyadesiyle sahibiz” diye konuştu.
“İSTİKRAR VE REFORM PROGRAMI İLE EKONOMİMİZİN TEMELLERİNİ GÜÇLENDİRDİK”
Her gün bir yenisi patlak veren krizlere aldırmadan soğukkanlı ve sabırlı bir şekilde yol aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Son derece rasyonel bir zeminde artısı ve eksisini hesap ederek kararlarımızı uyguluyoruz. Bundan iki sene önce hayata geçirdiğimiz istikrar ve reform programı ile ekonomimizin temellerini güçlendirdik. Dış kırılganlığımızı azalttık. Şoklara karşı mukavemetimizi arttırdık. Makro finansal istikrarı sağladık. Böylece kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için sağlam bir zemin oluşturduk. Programın en önemli hedeflerinden biri vatandaşımızı hayat pahalılığı derdinden temelli kurtarmaktır. Bu hedefe giden yolda son iki yılda çok ciddi mesafe kat ettik. Yıllık enflasyon 11 aydır kesintisiz düşüyor. Nisanda son 40 ayın en düşük seviyesine ulaştık. İnşallah devamı da gelecek. Bir diğer önceliğimiz olan mali disiplinden de taviz vermiyoruz. Depremin yaralarını hızla sararken geçen yıl başlattığımız harcama disiplini ve tasarruf tedbirlerini bu yıl da aynı kararlılıkla sürdürüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kayıt dışının uzun yıllardır Türkiye’nin kronik problemlerinin en üst sırasında yer aldığını vurgulayarak, “Kayıt dışılık her şeyden evvel haksız rekabettir. Devletin görevi, vergisini düzgün ve düzenli ödeyeni, hesabını, kitabını doğru tutanı, işini kurallara uygun yürüteni korumaktır. Kayıt dışıya göz yummak, bu kardeşlerimizin hakkını yedirmek olacaktır. Dolayısıyla kayıt dışıyla mücadeleden geri adım atamayız. Sizden bu konuda bizlere destek olmanızı bekliyoruz” dedi.
“KAPSAYICI BİR BÜYÜME HEDEFİYLE YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ”
Dış dengede de tablonun olumlu olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Cari açığımız istikrarlı bir şekilde geriliyor, altın hariç tutulduğunda cari fazla veriyoruz. Petrol fiyatlarındaki düşüş lehimize işliyor, hem enflasyonu hem dış açığı aşağı çekiyor. İstihdamda da tarihî seviyelerdeyiz. İşsizlik oranımız mart ayında yüzde 7,9’a geriledi. Erkeklerde de bu oran yüzde 6,5, kadınlarda ise yüzde 10,6. Bu rakamlar son 20 yılın en düşük seviyesine işaret etmektedir. Şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Gelişmelere bağlı olarak iç ve dış talepte geçici yavaşlamalar olabilir. Bunlar gayet doğaldır. Biz ne bunları göz ardı ediyoruz, ne de bunlara takılıp kalıyoruz. Kısa süreli dalgalanmaların ötesine geçen, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme hedefiyle yolumuza devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 1,5 aydır yaşanan dalgalanmalar karşısında başarılı bir sınav verdik. Programın şoklara, manipülatif saldırılara ve sabotaj girişimlerine ne denli dayanıklı olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Malum çevrelerin operasyonu ellerinde patladı çünkü bu haftadan itibaren rezervlerimiz yeniden artmaya başladı. Küresel belirsizliklerin azalmasıyla birlikte Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında pozitif yönde ayrıştığına hep birlikte şahit olacağız” dedi.
Yatırım, üretim, ihracat, istihdamla birlikte kaliteli büyüme ilkelerine bağlılıklarını koruduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu ilkeler çerçevesinde hiçbir kesimi yalnız bırakmıyoruz. Çiftçimizin, esnafımızın, üreticimizin, ihracatçımızın kullandığı kredilerde finansman giderinin büyük kısmını devlet olarak biz üstleniyoruz. Çiftçimizin kullandığı kredilerde ortalama her on liralık finansman giderinin 7 lirasını biz ödüyoruz. Esnafımızın ve ihracatçımızın kredilerinde de finansman giderinin yarısını biz karşılıyoruz. KOBİ’lerimiz için 15 farklı hazine destekli kefalet paketi yürürlükte. Burada 111 milyar liralık bir imkân var. Mart ayında bunun 50 milyar lirasını devreye aldık ve öncelikli olarak ihracatçı firmalarımıza yönlendirdik. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı’nı hayata geçirmiştik. Bu doğrultuda 284 stratejik ürün belirlemiş, toplamda 300 milyar liralık kaynak ayırmıştık. Bu ürünleri üretmek isteyen firmalarımıza, piyasa finansman maliyetinin üçte biri oranında son derece avantajlı yatırım kredisi sunuyoruz. Buradan MÜSİAD camiasına, bundan istifade etmesi çağrısı yapıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek teknolojide atılım yapmak için HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı’nı başlattıklarını, bu kapsamda sekiz öncelikli alanda yapılacak yatırımlara 2030’a kadar toplam 30 milyar dolarlık destek vereceklerini söyledi.
Şu anda batarya, elektrikli araç ve çip yatırımları için çağrılarının açık olduğunu, yakında biyoteknoloji, veri merkezli endüstriyel robotlar ve yeşil hidrojen alanlarında da yeni çağrılara çıkacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD ailesinin de mutlaka bu alanlarda olması gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçılar için de çok güçlü destekleri olduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Bir defa şunun çok iyi anlaşılması lazım. İhracat sadece döviz geliri değildir, ihracat üretimdir, istihdamdır, refahtır. Firmalarımıza verdiğimiz günlük reeskont kredi limitini 13 kat artırdık, 300 milyon liradan 4 milyar liraya çıkardık. Eximbank’ın sermayesini dört kat yükselttik. Reeskont kredilerimizin finansman maliyeti de piyasanın çok altında, burada da finansman maliyetinin yarısını biz sübvanse ediyoruz. Sadece bu avantaj sayesinde 2024’te ihracatçılarımız 171 milyar lira ek maliyet ödemekten kurtuldu. Desteklerimiz mal ihracatıyla da sınırlı değil. Yazılım üreten de turizmde hizmet sunan da arkasında devletin desteğini hissediyor. Eximbank, 2024’te 18 bin ihracatçımıza tam 49 milyar dolarlık finansman sağladı. Bu firmaların yüzde 83’ü KOBİ’lerden oluşuyor. Yılın ilk dört ayında şimdiden 15,7 milyar doları kullandırdık. Şunu ifade etmek isterim ki kim üretmek istiyorsa, kim yatırım yapıyorsa, kim istihdam sağlıyorsa biz onun yanındayız. Yanında olmaya da devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatının her döneminde olduğu gibi bugün de hem iş yaptıklarını hem hizmet ettiklerini hem de karalama kampanyalarıyla mücadele ettiklerini söyledi.
“SİYASETİ MARJİNALLEŞTİRMEK BU ÜLKEYE YAPILACAK ÇOK BÜYÜK KÖTÜLÜK”
Muhalefet kanadında en azından millî meselelerde değişim görmeyi umdukça her seferinde büyük düş kırıklığı yaşadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin siyaseti centilmence rekabet yerine yıkıcı husumetle yürütme isteğinin aşılmaz bir duvar misali sürekli karşılarına çıktığını anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aktörler, isimler ve genel başkanlar değişse de bu zihniyette zerre miskal düzelme olmadığının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı: “Durum öyle vahim ki bu ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı çıkıyor, kendi ülkesini yabancı basın kuruluşlarına, yabancı aktörlere, dergilere şikâyet ediyor. ‘İktidarı yıpratayım’ derken asıl Türkiye’ye, Türk ekonomisine zarar veriyor. Boykot çağrılarıyla yerli ve millî markalara zarar veriyor. Evine ekmek götüren işçi kardeşlerime zarar veriyor. Türk ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştıran ihracatçılarımıza zarar veriyor. Fabrika kurup, istihdam sağlayan sanayicilerimize zarar veriyor. Ülkemizin kalkınmasına, büyümesine, güçlenmesine destek olan iş dünyamıza zarar veriyor. Adı yolsuzlukla, rüşvetle, sahtecilikle anılan bir avuç muhterisi memnun etmek uğruna 85 milyonun tamamını hayal kırıklığına uğratıyor.
Sayın CHP Genel Başkanı kusura bakmasın ama bunun adı muhalefet değil, ekonomik tetikçiliktir, jurnalciliktir, ispiyonculuktur. Bizim CHP’lilerin birbirini jurnallemesiyle hiçbir sıkıntımız olamaz ama yalan ve iftiralarla Türkiye’yi jurnallemesine gözlerimizi kapatamayız. Hiç kimse ‘Muhalefet ediyorum’ bahanesiyle kendi ülkesini yabancılara şikâyet edemez, ekonomisini batırmaya çalışamaz, firmalarımızı hedef göstererek onlara zarar verme peşinde koşamaz. Kantarın topuzu kaçmıştır. Düzelme umudu da giderek azalmaktadır.”
Bir gerçeği tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaseti marjinalleştirmenin bu ülkeye yapılacak çok büyük kötülük olduğunu, sivil siyaseti zehirli söylemlerle enfekte etmenin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağını dile getirdi.
“Hükûmet yara alsın da Türkiye’ye ve Türk ekonomisine ne olursa olsun.’ anlayışı açık söylüyorum, hastalıklı zihniyetin işaretidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakın, Türkiye bu toksik siyaset dilini 1960 öncesinden çok iyi bilir. Türkiye bu siyaset tarzını 12 Mart’tan, 12 Eylül’den, 28 Şubat döneminden çok iyi bilir. Türkiye bu sorumsuz ve sorunlu söylemleri, tüketmeyin çağrılarının zirveye çıktığı Gezi kalkışmasından çok iyi bilir. Bu demode üslubun ülkemize de siyaset kurumuna da bunun üzerinden siyasi kazanç elde etmeye çalışanlara da hiçbir faydası yoktur. CHP’nin süratle normalleşmesi şart. CHP’nin, iradesine vurulan vesayet prangalarını kırması gerekiyor. Sayın Genel Başkan’ın artık suç örgütünün boyunduruğundan kurtulup kendisini toparlaması, ülkenin gerçek gündemine dönmesi gerekiyor. Buradan herkesi, özellikle de muhalefet aktörlerini aklıselime, sükûnete, sorumlu dille siyaset yapmaya davet ediyorum. Türkiye’nin kutuplaşmaya değil, kucaklaşmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin iç cephesini güçlendirmeye ihtiyacı var. Türkiye’nin 86 milyon olarak müştereklerde buluşmaya ihtiyacı var. Bölgemizde ve dünyada tansiyon bu kadar yükselmişken yangına körükle gitme yanlışından bir an önce dönülmesini temenni ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD 28. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, yeni görev üstlenen yönetim kuruluna başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.