Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da düzenlenen, “Yeni Yüzyılda Türkiye-Malezya Stratejik İşbirliği Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, “Ekonomiden diplomasiye, ticaretten güvenliğe, sorunların çözümü için yeni bir anlayışa, yeni bir küresel düzene ihtiyacımız var. Herkesi kucaklayan adil, paylaşımcı, farklılıkları zenginlik olarak gören ve güven esasına dayalı bir sistemin inşası tercihten öte zorunluluktur” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Malezya Putrajaya Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen, “Yeni Yüzyılda Türkiye-Malezya Stratejik İşbirliği Toplantısı”na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı kapsamında kamu çalışanları ve üniversite öğrencilerine hitap etti.
Konuşmasında, Türkiye’deki 85 milyonun en içten selam ve sevgilerini ileterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dost ve kardeş Malezya’yı her ziyaretinde ayrı bir heyecan ve bahtiyarlık duyduğunu belirtti.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim’e ve tüm Malezya halkına sıcak misafirperverlikleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk ve Malay halkları arasındaki münasebetlerin köklerinin 16’ncı yüzyıla kadar uzandığını gerek tarihî gerekse kültürel anlamda müşterek bir değerler manzumesinin paylaşıldığını söyledi.
Türkiye ile Malezya’nın geçen yıl diplomatik ilişkilerin tesisinin 60’ıncı yıl dönümü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki bu yakın ve dostane ilişkilerin gelecekte de her alanda ivme kazanarak çok daha güçlü bir şekilde sürmesini temenni etti.
Malezya ziyaretini bölgesel ve küresel gelişmeler bağlamında önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üretim-tüketim-dağıtım alışkanlıkları kökten değişirken, eş zamanlı olarak dünyanın yeni bir paylaşım kavgasına doğru sürüklendiğine dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu değişimin fırtınasının, küresel ölçekte siyasi, sosyal ve ekonomik birtakım kırılmaları da beraberinde getirdiğini vurguladı.
Bu süreçte ülkeler arasındaki rekabetin daha yıkıcı hâle geldiğini, kutuplaşmanın daha da arttığını, korumacı ve tek taraflı yaklaşımların rutinleştiğini müşahede ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hususun tespitinin iyi yapılması gerektiğini belirtti.
Küresel sistemin banilerinin İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, beynelmilel münasebetlerden ekonomi, finans ve ticarete kadar birçok alanda oyunun kurallarını belirleyenlerin de aynı ülkeler olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Son 80 yıldır doğudan batıya aktarılan yer altı ve yer üstü kaynaklarının önemli bir kısmı yine bu ülkelerin ekonomik, siyasi ve askerî gücünü desteklemek, halklarının refahını finanse etmek için kullanılmıştır. Elimizi vicdanımıza koyup lütfen şu sorulara cevap verelim. 1960’larda başlayan bağımsızlık hareketlerinin önünün bir müddet sonra askerî darbelerle kesilmesi tesadüf müdür? Soğuk Savaş’ın iki ana aktörü arasındaki bilek güreşinin kurbanlarının genellikle mazlum milletler olması sadece rastlantı mıdır? Büyük güçlerle ticari ilişkilerini daha dengeli, daha adil bir noktaya çekmek isteyen liderlerin alaşağı edilmesini masum görebilir miyiz? Bugün dünya nüfusunun yüzde 55’inin toplam gelirden aldığı pay yalnızca yüzde 1,3 ise bunda sistemden kaynaklanan bir sorun yok mudur? Hasbelkader Kuzey Amerika’da doğan bir çocuğun, Afrika’da yaşayan 70 çocuktan daha fazla imkâna sahip olmasını normal karşılayabilir miyiz? Karşılaştırmaları ve örnekleri çoğaltabiliriz. Haklıyı, mazlumu, zayıfı değil, güçlüyü, zorbayı, seçkini, zengini koruyan bu yapının aynı şekilde devam etmesi doğru da mümkün de değildir. Çünkü adaletin olmadığı, adaletin vahşi çıkarlar uğruna rafa kaldırıldığı bir yerde insanlık adına barış, huzur ve kalkınma olmaz.”
“ADALETSİZ DÜZENE İTİRAZIMIZI HER ZEMİNDE AÇIKÇA DİLE GETİRİYORUZ”
Bundan 80 yıl öncesinin olağanüstü şartlarında insanlığa biçilen bu elbisenin, dünyaya artık çok dar geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun da işaretlerini geniş bir yelpazede herkesin gördüğünü kaydetti.
Son dönemde giderek artan dayatmaları, imtiyazlarını kaybetmek istemeyenlerin çırpınışları olarak değerlendirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Haklı olanın güçlü değil, gücü elinde bulunduranın her zaman haklı çıktığı bu adaletsiz düzene itirazımızı her zeminde açıkça dile getiriyoruz. Türkiye olarak biz şuna inanıyoruz, her şeyden önce nüfusu yaklaşık 2 milyarı aşan İslam aleminin temsil edilmediği bir yapının kendisi adil olmadığı için adalet de dağıtamaz. Dünya nüfusunun dörtte birinin dışlandığı bir yapının güvenlik dağıtması, küresel istikrar ve barışa hizmet etmesi elbette beklenemez” diye konuştu.
Aynı durumun küresel yönetim sisteminde temsil imkânı bulamayan diğer gruplar için de geçerli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla ekonomiden diplomasiye, ticaretten güvenliğe sorunların çözümü için yeni bir anlayışa, yeni bir küresel düzene ihtiyacımız var. Herkesi kucaklayan, adil, paylaşımcı, farklılıkları zenginlik olarak gören ve güven esasına dayalı bir sistemin inşası tercihten öte zorunluluktur” dedi.
“EKONOMİK, SOSYAL VE ULUSLARARASI TEMSİL BAKIMINDAN DAHA ADİL BİR DÜNYA MÜMKÜN”
“Dünya beşten büyüktür” şiarının, işte bu yeni düzen arayışlarının sembollerinden biri hâline geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu idealin kuvveden fiile çıkmasının öncelikle zihinlere vurulan prangaların parçalanmasıyla olacağına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çatışmaların değil barışın, korkunun değil güvenin, terör ve şiddetin değil huzurun, yokluğun değil refahın egemen olduğu bir dünyanın inşa edilebilirliğine evvelemirde bizim inanmamız gerekiyor. ‘Daha adil bir dünya mümkün’ derken esas itibarıyla buna dikkat çekiyoruz. Mevcut sistemden çıkar sağlayan ‘imtiyazlılar kulübü’ bunu istemese de ekonomik, ticari, sosyal ve uluslararası temsil bakımından daha adil bir dünya mümkündür. Gerçek manada bir değişimin yaşanabilmesi için sadece kendi maruz kaldığımız adaletsizliklere itiraz etmemiz yetmez. Kendi hakkımızı savunurken başkalarının yaşadığı haksızlık ve acılara da gönlümüzü açma cesaretini gösterebilmeliyiz. Unutmayalım ki, altta kalanın canının çıktığı bir yerde yalnızca keder olur, gözyaşı ve acı olur. Biz Türkiye olarak işte böyle bir bakış açısıyla hareket ediyoruz. Üzerimizdeki sorumluluğun farkındayız ve bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirmenin mücadelesini veriyoruz.”
Yeni ortaklıklar tesis etmenin, dış ilişkiler ve iş birliği ağını zenginleştirmenin çabasında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya’nın artan öneminin de bilinciyle 2019’da ilan ettikleri “Yeniden Asya” vizyonu kapsamında kıtayla bağları ve iş birliğini kuvvetlendirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Aradan geçen 5 yılda bu manada önemli gelişmeler kaydettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu açılımımızda Malezya’nın her zaman müstesna bir yeri oldu. Malezya ile ilişkilerimizi 2014 yılında Stratejik Ortaklık seviyesine, 2022 yılında da Kapsamlı Stratejik Ortaklık düzeyine yükselttik. Halklarımız arasındaki köklü ve yakın ilişkilere yakışır şekilde iş birliğimizi somut adımlarla tahkim etmeye başladık. Bizim için Malezya 35 milyona yaklaşan nüfusu, dinamik ekonomisi ve yetişmiş insan kaynağıyla bölgesindeki öncü ülkelerin en başında yer alıyor. Münasebetlerimizi, teknolojik iş birliği ve ortak üretim vizyonuna dayalı bir yaklaşımla geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu vizyonumuzun meyvelerini toplama aşamasına geldik. TUSAŞ Malezya, 100’den fazla Malezyalı genç mühendise çalışma imkânı sunan etkin bir tesis hâline dönüştü. Savunma sanayi firmalarımızın iş birliğiyle ikinci parti kıyı görev gemileri inşa edilmeye başlandı. ANKA İHA’lar konusunda önemli iş birliğimiz var.”
“TİCARETİ 10 MİLYAR DOLARA TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ”
Türkiye ile Malezya arasındaki ticaret hacminin de belirlenen hedeflere uygun şekilde 2024’te 5 milyar doları aştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticareti dengeli şekilde 10 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz. Yarı iletken teknolojilerinden otomotive, uçak teknolojilerinden sivil amaçlı simülatöre her sektörde iş birliğimizi artırmak, farklı alanlarda Malezya ile yol almak istiyoruz. Ülkelerimizin, Asya ve Avrupa’ya açılan kapılar olma gibi müstesna bir özelliği var. Bu bakımdan, aramızdaki hava yolu bağlantılarının daha da güçlenmesini arzu ediyoruz. İkinci en büyük havalimanımız Malezya Havalimanları İdaresi tarafından işletiliyor” bilgisini verdi.
İki ülke arasında beşerî alanda atılacak adımları çok kıymetli gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgedeki en büyük Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nin katkılarıyla burada da kayda değer yol alıyoruz. Türkiye Maarif Vakfımızın okul kurma çalışmaları devam ediyor. İki ülkenin birbirine duyduğu bu derin muhabbeti yeni nesillere aktarmayı bir görev biliyor, bunun için gerekli altyapıyı ve imkânları oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir dönem ülkemizdeki yasakçı ve baskıcı uygulamalardan mustarip olan gençlerimiz Malezya’ya gelmiş, buralarda yüksek tahsil görmüşlerdi.”
Hükûmetleri döneminde eğitime çok büyük yatırımlar yaptıklarını, Türkiye’de özellikle eğitim alanında ciddi imkânlar geliştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın 190’ı aşkın ülkesinden 340 bine yakın uluslararası öğrenciyi, sayısı 208’e ulaşan Türk üniversitelerinde misafir ediyoruz. Burada genç öğrenci kardeşlerimi de ülkemizdeki bu eğitim imkânlarından yararlanmaya davet ediyorum” ifadesini kullandı.
“GAZZELİ VE FİLİSTİNLİ MAZLUMLARI SAHİPSİZ BIRAKMADIK”
Malezya’nın, diplomasiden üretim, finans ve ticarete yayılan başarılarıyla gururlandıklarını ve Malezya’ya ASEAN Dönem Başkanlığı’nda başarılar dilediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Malezya liderliğindeki bu yeni dönemin, ülkemiz ve ASEAN arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Malezya ile Müslüman dünyasını ilgilendiren konular başta olmak üzere birçok noktada tam bir dayanışma içinde hareket ediyoruz. Malezya’nın özellikle Gazze’ye ve Filistin davasına verdiği desteği takdirle takip ediyorum. Malezya’nın İslam düşmanlığıyla mücadelede sergilediği dirayetli tutumunu memnuniyetle karşılıyorum. Malezya ile D-8 kapsamındaki ilişkilerimizi ilerletme ve ekonomik kalkınma iş birliğini artırma konusunda da kararlıyız” diye konuştu.
İsrail’in soykırım uyguladığı Gazze’de, katliamların başladığı ilk günden itibaren çok yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “BM Genel Kurulu dahil tüm platformlarda, İsrail’in devlet terörüne dikkat çektik, zulmü lanetledik, Filistin’in haykıran sesi olduk. Gazze’ye gönderdiğimiz 100 bin tonu aşan insani yardımın yanı sıra İsrail ile ticari ilişkileri tamamen durdurarak tepkimizi çok net ortaya koyduk. Saldırıların sona ermesi ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi için de her türlü gayreti gösterdik. Elbette, 15 ay boyunca aralıksız süren bu çabalarımızdan dolayı çok baskı gördük, tehdit edildik, Siyonist lobinin itibar suikastlarına maruz kaldık. Ama hiçbir zaman zulme ve zalime boyun eğmedik. Gazzeli ve Filistinli mazlumları bir an olsun sahipsiz bırakmadık. Bu süreç, bizlere uluslararası sistemin acizliğini de gösterdi. İsrail’in Gazze’de, çoğu çocuk ve kadın 61 bini aşkın Filistinlinin hayatına mal olan katliamlarına BM Güvenlik Konseyi, biraz önce dile getirdiğim sebeplerden ötürü, maalesef, ‘dur’ diyemedi. Bilhassa Batı dünyası, 471 gün süresinde çok kötü bir imtihan vermiştir. Yüzlerce gazetecinin katledilişini seyreden uluslararası basın kuruluşları ile insan hakları örgütleri de aynı şekilde Gazze sınavında sınıfta kalmıştır.”
“İSRAİL’DEN SEBEP OLDUĞU YIKIMIN BEDELİ TAHSİL EDİLMELİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın 471 gün boyunca insani değerler ve uluslararası hukuk adına büyük bir çöküşe şahitlik ettiğini vurgulayarak, şu görüşleri paylaştı: “360 kilometrekareye sıkıştırılan 2 milyon insan, son asrın en vahşi, en barbar soykırımlarından birini iliklerine kadar yaşadı. Buna rağmen, ‘izzet’ kelimesinin gencinden yaşlısına, erkeğinden kadınına her birinde ete kemiğe büründüğü Gazzeli kardeşlerimiz teslim olmadı, zalimler karşısında diz çökmedi, vatanlarını terk etmedi. Direniş güçlerinin kahramanca mücadelesi sayesinde, İsrail stratejik hedeflerine ulaşamadı. Neticede, bizim de katkı verdiğimiz bir süreç sonunda, 19 Ocak’ta Filistin Direniş Hareketi Hamas ve İsrail arasında ateşkes anlaşmasına varıldı. Ancak, İsrail’in hukuk tanımaz ve şımarık tavrını sürdürdüğünü görüyoruz. Filistinlileri, binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan sürgün etmeye yönelik tekliflerin, bizce ciddiye alınır bir tarafı yoktur. Filistin halkına ikinci bir Nekbe yaşatmaya, Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez, yetmeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Burada asıl konuşulması gereken şudur, bakınız Gazze’de 61 binden fazla masum şehit oldu. Okullar, kiliseler, camiler, üniversiteler bombalandı. Gazze’deki binaların neredeyse yüzde 80’i yıkıldı. 50 milyon tonu aşkın devasa bir enkazdan bahsediliyor. Gazze’deki yıkımın mali faturasının 100 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu ağır faturanın müsebbibi de İsrail ve Netanyahu hükûmetidir. İsrail, kendi başına bu faturayı mutlaka ödemelidir. İsrail yönetiminden, öncelikle sebep oldukları yıkımın bedeli tahsil edilmeli, bununla da Gazze’deki yeniden inşa süreçleri başlatılmalıdır. Tazmin edilmeyen her zarar, faili daha da azgınlaştıracaktır. İsrail’in onca yıkıma, onca acıya, katliama sebep olduktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesine izin verilemez. Dolayısıyla Netanyahu, 15 ay süren katliamlarına rağmen topraklarından kopartamadığı Gazzelilere yer arayacağına, Gazze’de yol açtığı 100 milyar dolarlık zararı tedarik edeceği kaynak aramalıdır.”
“ÇOK KISA SÜREDE GAZZE’Yİ YENİDEN AYAĞA KALDIRABİLİRİZ”
Türkiye’nin 6 Şubat 2023 depremlerinde büyük bir yıkım yaşadığını, 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 311 bini aşkın binanın kullanılamaz hâle geldiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu vahim tabloya rağmen depremin üzerinden 2 yıl bile geçmeden enkazı kaldırdık, inşaatlara başladık ve şimdiye kadar 201 bin konutu teslim ettik. Bu yıl bitmeden 453 bin konut ve iş yerini teslim edeceğiz. Aynı inşa ve ihya başarısını Gazze’de de İslam dünyası olarak sergileyebiliriz. Evelallah çok kısa sürede Gazze’yi yeniden ayağa kaldırabiliriz. Yeter ki Gazzelilerin zaten hakkı olan bu para, İsrail’den tahsil edilsin. Aynı şekilde İsrail devleti ve haydut yerleşimciler tarafından gasbedilen evleri, arazileri, iş yerleri de hak sahibi Filistinlilere iade edilmelidir. Gazze’nin yeniden imarının yanı sıra, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti kurulması için de çabalarımızı artırmamız büyük önem arz ediyor. Tüm bunların, mazlum Filistin halkına hem bir kardeşlik vazifemiz hem de vicdan borcumuz olduğuna inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Malezya dayanışmasını her alanda daha da güçlendirmenin, kendilerine miras kalan önemli bir görev olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ziyaretimizi, işte bu istikamette atılmış önemli bir adım ve kıymetli bir eşik olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Bu düşüncelerle kıymetli kardeşim Sayın Enver İbrahim’e göstermiş oldukları misafirperverlikten dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Bizleri samimiyetle bağrına basan tüm Malezyalı kardeşlerime selam ve muhabbetlerimi iletiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.