Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’da “Yeniden Daha Güçlü Anadolu’’ 130 Bin Konut Anahtar Teslimi, Kura Çekimi ve Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “2025 yılı sonunda 452 bin 958 konut, iş yeri ve ahırı teslim etmiş olacağız. Deprem bölgesinde evine girmeyen hiçbir hak sahibimiz kalmayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay Gülderen Mahallesi TOKİ Konutları’nda “Yeniden Daha Güçlü Anadolu” 130 Bin Konut Anahtar Teslimi, Kura Çekimi ve Toplu Açılış Töreni’ne katıldı.
Törende yaptığı konuşmada, alandaki katılım ve coşkuya dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maşallah bu coşkunuz, bu kararlılığınız son seçimlerde nereye gittiğinizi gösterdi ve son seçimlerden büyük bir zaferle çıkarak bugünlere geldik” ifadelerini kullandı.
“TEK GÜNDEMİ HATAY’A HİZMET OLACAK BİR KADROYLA SİZLERİN HUZURUNA ÇIKTIK”
Kardeşlik, barış ve tarih şehri Hatay’da çok önemli bir tören vesilesiyle beraber olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizleri buluşturan Rabb’ime sonsuz hamdolsun. ‘Hatay’ı alın.’ dedik ve aldınız. Hatay 1 Nisan’da gerçek belediyecilikle tanıştı. Öncelikle Hatay’a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum. Bundan 7 ay önce çok çekişmeli geçen bir yerel yönetimler seçimi yaşadık. 31 Mart seçimleri sürecinde en fazla örselenen, hırpalanan, tartışma konusu yapılan şehirlerimizin başında Hatay geliyordu.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geriye dönüp baktığımızda üzüntü verici hadiselere şahit olduk. Hataylı kardeşlerimiz depremin yaralarını sarmaya çalışırken maalesef başkaları da kendi aralarında koltuk kapmaca oynuyordu. Hatay, belediyecilik hizmetlerinde bakımsızlığa terk edilmişti. Hatay gündelik siyasetin ayak oyunlarının kurbanı olmuştu. Cumhur İttifakı olarak Hataylı kardeşlerimizin çığlıklarına kulak verdik. Tek gündemi Hatay’a hizmet olacak bir kadroyla sizlerin huzuruna çıktık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart gecesi gözlerinin, kulaklarının hep Hatay’da ve Hataylılarından gelecek müjdeli haberde olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sizlere öyle bir belediye başkanı gönderdik ki milletvekilleri ile beraber inşallah çift gözlü olacak, dört gözlü olacak ve Cumhurbaşkanı’yla birlikte burası yeniden ayağa kalkacak. 31 Mart’ta Hatay’dan tüm Türkiye’ye örnek olacak bir sonuç bekliyorduk, Hatay halkı da bizim bu beklentilerimizi boşa çıkarmadı. Büyükşehir Belediyesi ile toplam 8 ilçemizin emaneti, emin ve ehil ellere sayenizde teslim edildi. Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuna güvenen Hatay halkına gönülden teşekkür ediyorum. AK Parti’li kardeşlerimle birlikte MHP’li kardeşlerime, bunun yanında muhalefetten umudunu keserek adaylarımıza destek olan tüm vatandaşlarıma teşekkürlerimi iletiyorum. Rabb’im hepinizden, tüm Hataylı kardeşlerimden razı olsun.”
“HATAY’I HEP BİRLİKTE ÇOK DAHA GÜZEL YERLERE TAŞIYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart akşamı sandıkların kapanması ile seçim yarışının bittiğini, Hatay’a hizmet yarışının başladığını ifade etti.
Önemli olanın Hatay’ın bir an önce ayağa kalkması olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Önemli olan Hatay halkının birliği, beraberliği ve dayanışmasıdır. Cumhur İttifakı olarak sizlerin teveccühüne layık olmaya çalışacağız. Beşeri ve kültürel zenginliğimizin sembol şehri Hatay, bundan sonra belediyecilik hizmetlerinde de artık parmakla gösterilecek. 31 Mart’ta 10 yıllık fetret devrinden kurtardığımız Hatay’ı hep birlikte çok daha güzel yerlere taşıyacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatırlayın. ‘Oy yoksa hizmet de yok.’ diyenlerden değil, bize oy versin veya vermesin Hataylı kardeşlerimizin tamamına hizmet götürenlerden olacağız. Hataylı kardeşlerim şunu çok iyi bilsin. Biz de ayrımcılık, ötekileştirme olmaz. Biz de insanları kökenine, meşrebine, görüşüne göre tasnif etmek olmaz. Bizde aslolan milletimizin takdiridir, muhabbetidir, hayır duasını almaktır. Siz bize inandınız, bize itimat ettiniz, bize güvendiğinizi gösterdiniz. İnşallah biz de her günü fırsat bilecek ve sizlere aşkla hizmet edeceğiz.”
“DEVLETİMİZİN TÜM KAPASİTESİNİ DEPREM BÖLGESİNE TEKSİF ETMİŞ DURUMDAYIZ”
6 Şubat depremlerinin vurduğu şehirleri yeniden ihya ve imar etmek için durmadan, dinlenmeden çalıştıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başkalarının gündemi ne olursa olsun iktidarımızın ve ittifakımızın birinci gündemi, depremzedelerimizi süratle yeni yuvalarına kavuşturmaktır. Seçim dönemlerinde bile bu önceliğimizi geri plana almadık, devletimizin tüm kapasitesini deprem bölgesine teksif etmiş durumdayız” diye konuştu.
Birileri hâlen yeterince kavrayamasa da Türkiye’nin 6 Şubat’ta tam anlamıyla “asrın felaketini” yaşadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 2010’da 316 bin kişinin öldüğü Haiti’deki depremden 15 kat daha büyük enerji açığa çıkaran bir doğal afetle sarsıldığına dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın 90 ülkesinden daha geniş bir alanı etkileyen bu depremler, Hatay’ımız başta olmak üzere 11 ilde büyük yıkımlara yol açtı. O gün kimi kardeşlerimizin ifadesiyle hüznü, çaresizliği, kıyameti, kimine göre endişeyi, felaketi, acıyı yaşadık. Toprağın altında kalan canlarımızı hiçbir zaman unutmadık ama yüreğimizdeki acı, yaşadığımız yıkım çok büyük olsa da umudumuzu daima diri tuttuk” ifadesini kullandı.
“11 İLİMİZİ DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞANTİYE SAHASINA DÖNÜŞTÜRDÜK”
Depremin hemen ardından 3 ay gibi kısa bir sürede 180 bin konutun yapımına başladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece 11 ilimizi dünyanın en büyük şantiye sahasına dönüştürdük. Bugün deprem bölgemizde bin 900 şantiyede ve 4 bin 333 köyümüzde 160 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimiz canla başla çalışıyor. Şu ana kadar 350 bin 430 konut ve iş yerimizin ihalesini gerçekleştirdik. Bunlardan 18 bin 404’ü Hatay’da olmak üzere 101 bin 254 tanesini teslim ettik” dedi.
Alandaki vatandaşlara “Hazır mısınız?” diye seslenerek “Tek vatan, tek bayrak, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Hep beraber kardeş olacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün Hatay’ımızda 7 bin 856, Malatya’mızda 6 bin 759, Gaziantep’imizde 5 bin 259, Kahramanmaraş’ımızda 3 bin 135, Adıyaman’ımızda 3 bin 108, Adana’da 648, Diyarbakır’ımızda 641, Elazığ’ımızda 569, Şanlıurfa’mızda 17, Kilis’imizde 9, Osmaniye’mizde bin 310 olmak üzere toplamda 29 bin 311 yuvamızın daha kuralarını çekerek hak sahiplerine teslim ediyoruz. Böylece 130 bininci afet konutumuzun anahtarlarını depremzedelerimize teslim etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni evlerin depremzedeler için hayırlı, uğurlu olmasını diledi.
“DEPREM BÖLGEMİZ YENİDEN AYAĞA KALKANA KADAR BURADAN ASLA AYRILMAYACAĞIZ”
Hatay’da toplam 152 bin 959 hak sahibi olduğu bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “11 ilimizde ise toplam 442 bin 709 hak sahibi bulunuyor. Bu yılın sonuna kadar 201 bin 688 ev ve iş yerimizin daha anahtarlarını sahiplerine teslim edeceğiz. 2025 yılı sonunda 452 bin 958 konut, iş yeri ve ahırı teslim etmiş olacağız. Deprem bölgesinde evine girmeyen hiçbir hak sahibimiz kalmayacak. Bir defa şunu çok açık ve net söylemek isterim. Biz meydanlarda verdiği sözü göreve gelince unutanlardan değiliz. Biz ahdine, vadine, millete verdiği sözlere sadık bir yönetimiz. Biz ‘bir şeyi yapacağız’ dersek, Allah’tan bir mani olmazsa yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yanı sıra AFAD, Kızılay, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının da şehirleri ayağa kaldırmak için uğraştığına işaret ederek, “AFAD vasıtasıyla Hatay’a yaptığımız nakdi yardımların toplamı nedir biliyor musunuz? 36 milyar 150 milyon lirayı aştı. İmece usulüyle Hatay’ın ihtiyaçlarını gidermek için devlet-millet el ele vermiş durumdayız. Hataylı kardeşlerim bu konuda gönüllerini ferah tutsun. Deprem bölgemiz sanayisiyle, ticaretiyle, üretimiyle, kültürel zenginliğiyle yeniden ayağa kalkana kadar buradan asla ayrılmayacağız” diye konuştu.
Depremde vefat edenlere bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, evlerin yapımında alın teri döken mimar, mühendis, işçi ve kurumları da tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde Hataylı kardeşlerimizin bir an önce yeni hayatlarına başlaması için desteklerini esirgemeyen savunma sanayimizin gururu Baykar’a, Doğuş Grubuna, Türkiye İş Bankasına ve tüm hayırseverlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum” dedi.
“ŞEHİRLERİMİZİ AYAĞA KALDIRIRKEN HAFIZA MEKÂNLARI OLAN KÜLTÜR VARLIKLARIMIZI DA İHYA EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Meriç’in “Tarihimiz mührü sökülmemiş bir hazinedir” sözlerini anımsatarak, “Üstadın dediği gibi mazimiz dünyada eşi benzeri bulunmayan nadide bir hazinedir. Şehirlerimizi ayağa kaldırırken hafıza mekânları olan kültür varlıklarımızı da ihya ediyoruz” ifadesini kullandı.
Hatay’da Habibi Neccar Camii ve meclis binasındaki çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uzun Çarşı bölgesi, Kurtuluş Caddesi ve Kemalpaşa Caddesi gibi tarihî alanları restore ederek, kültürel mirası yaşattıklarını söyledi.
“İSKENDERUN SAHİLİNDE YENİ BİR PROJEYİ DAHA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Asi nehrinin çevresi, altyapısı, yeşil alanları, parkları, bisiklet ve yürüyüş yollarının yeniden canlandırıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Deprem nedeniyle 80 santim çökme yaşanan İskenderun sahilinde yeni bir projeyi daha hayata geçiriyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’mız deniz dibindeki tahkimatı tamamladı. Çevre Bakanlığı’mız ise 303 bin metrekare alanda çalışmalarına devam ediyor. Projemizin tamamlanmasıyla yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları, kafeteryaları ve restoranları vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş olacağız. 2025’ten sonra da yüzlerce yıldır Harput Kalesi’nden yükselen o güzel selamlara Hatay Habibi Neccar Camii’nin minareleri yine cevap verecek.”
Hatay’ın eskisinden daha güzel daha modern depreme daha dayanıklı hâle getirene kadar durmadan ve dinlenmeden çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu söylemek isterim, altyapısı ve üstyapısıyla bu kadar çok çalışmayı, aynı anda yürütmek öyle her baba yiğidin harcı değildir. Gelişmiş denilen ülkelerin daha küçük afetlerde nasıl zorlandığını hepimiz görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“HEDEFLERİMİZE DOĞRU EMİN ADIMLARLA YÜRÜYECEĞİZ”
Deprem bölgelerindeki çalışmaların, devletin vatandaşına verdiği değer yanında organizasyon kapasitesini de gösterdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha önemlisi depremzedelerimizi yuvalarına bir an önce kavuşturma, şehirlerimizi bir an önce ayağa kaldırma irademizi gösteriyor. İşte bunun için ‘Yeniden daha güçlü Anadolu’ diyoruz. İşte bunun için ‘Güçlü Türkiye’ diyoruz. İşte bunun için ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. Allah’ın izniyle bu iddialarımızın hiçbirinden vazgeçmeyeceğiz. Şunu herkes görsün ve anlasın, ne kandan ve gözyaşından beslenen terör baronları ne gözlerini Hatay’a diken emperyalizmin uşakları ne de bölgemizi kana ve ateşe boğan terör devletleri, bunların hiçbiri Türkiye Yüzyılı ülkümüzle aramıza giremez.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye, sadece tarihiyle kültürüyle birikimiyle değil, hadiseleri okuyuş tarzı itibarıyla da çok büyük bir devlettir. Biz meseleleri başkaları gibi yarım asırlık, çeyrek asırlık tecrübeyle değil 2 bin 200 yıllık süreci aşan köklü bir hafızayla değerlendiriyoruz. Bin düşünüyor, bir söylüyoruz. İktidar ve İttifak olarak bir adım atmadan önce de her şeyi en ince detayına kadar hesaba katıyoruz. Önümüze çıkan engelleri aşarak, kurulan tuzakları bozarak, hedeflerimize doğru emin adımlarla yürüyeceğiz. Ülkemizde olan tüm araçları, bütün imkânları kullanarak terörün olmadığı, şiddetin olmadığı, huzurun, demokrasinin ve kardeşliğin egemen olduğu bir Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz.”
“BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE DAHA NİCE ASIRLAR BOYU 85 MİLYON HEP BERABER KARDEŞÇE YAŞAYACAĞIZ”
“Bu topraklar üzerinde daha nice asırlar boyu Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni demeden 85 milyon hep beraber kardeşçe yaşayacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet olarak birlik ve beraberliğimiz her türlü hainliğin, her türlü alçaklığın, her türlü sabotaj girişiminin fevkindedir” ifadesini kullandı.
Terör örgütlerinin Türkiye’yi maşa gibi kullanamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedeflerine ulaşamayacaklar, iç cephemizi sarsamayacaklar, ezelî ve ebedî kardeşliğimize nifak tohumları ekemeyecekler. Hep beraber Türkiye olmamızı engelleyemeyecekler, kardeşliğimizi bozamayacaklar” dedi.
“SİYONİST İSRAİL HÜKÛMETİ BU TARZ SALDIRILARLA BÖLGESEL BİR ÇATIŞMANIN FİTİLİNİ ATEŞLEMEYE ÇALIŞIYOR”
İsrail’in İran’daki askerî noktalara saldırısına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu vesileyle dün gece İsrail saldırganlığının hedefi olan komşumuz İran’a ve İran hükûmetine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Batılı güçler tarafından iyice şımartılan, Siyonist İsrail hükûmeti bu tarz saldırılarla bölgesel bir çatışmanın fitilini ateşlemeye çalışıyor. İsrail’in ve destekçilerinin bu oyununa gelinmemesi son derece önemlidir. İsrail bu anlayışla, bu kafayla bir yere varamayacak. Duamız şu, ‘Ya Kahhar’ ismi şerifi hürmetine Allah’tan bunların kahrını bekliyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından dua edilirken AFAD Başkanı Okay Memiş, TOKİ ve Emlak Konut yetkililerinin başlattığı kura çekimiyle de hak sahipleri belirlendi.
Depremden etkilenen Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa’ya canlı bağlantıyla hak sahiplerine konutların anahtarları teslim edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.
Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.
“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”
Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”
“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”
Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”
“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.
Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.
Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.