Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi Hava Harp Okulu Komutanlığı Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nde yaptığı konuşmada, “İnsansız hava araçlarında yakaladığımız ivme sadece dost ve kardeş halklar tarafından değil tüm dünyada gıptayla takip ediliyor. Biliyorsunuz bu alanda dünyanın ilk üç-dört ülkesinden biriyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Millî Savunma Üniversitesi Hava Harp Okulu Komutanlığı Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni’ne katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14’ü misafir ülkelerden olmak üzere 198 öğrencinin mezuniyet sevinci yaşadığı törendeki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayarak, bu ay başta Zafer Bayramı olmak üzere askerî başarıları kutlarken, diğer taraftan Harp Okullarının diploma ve sancak devir törenlerini gerçekleştirdiklerini söyledi.
Zaferlerin coşkusuna teğmenlerin mezuniyet sevincini ekleyerek hep birlikte çok farklı bir atmosferi teneffüs ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bir mutluluğum var, onu söylemek durumundayım. Gerek Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde gerek Deniz Harp Okulu mezuniyet töreninde gerekse Hava Harp Okulu mezuniyet töreninde birincilikleri kızlarımız aldı. Bu tabii bizim için ayrı bir şeref nişanesi. Demek ki kızlarımız başarır, başarılı olmanın ötesinde özellikle de asker olarak başarır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Ahlat’ta olduğunu hatırlatarak, “Anadolu’nun tapu senedi olan Ahlat’ta hem gençlerimizle kucaklaştık hem de çok kritik mesajlar içeren önemli bir birliktelik fotoğrafı verdik. Devlet-millet bir olduğumuzu, teröre ve bölücü emellere karşı tek yürek, tek bilek olduğumuzu Ahlat’ta çok net biçimde ortaya koyduk. Ertesi gün Malazgirt Zaferimizin 953’üncü seneidevriyesini, her yaştan, her kökenden binlerce vatandaşımızın katılımıyla gururla idrak ettik. Sultan Alparslan’ın ve kahraman ordusunun bize emaneti olan toprakları ebedî vatanımız olarak koruyacağımızı orada bir kez daha ilan ettik” değerlendirmesinde bulundu.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kutladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin evinde dualarla, marşlarla yine büyük bir coşkuyla kutladık. Dün Kara Harp Okulumuzun hem mezuniyet sevincini paylaştık hem de inşası tamamlanan yaklaşık bin 500 kişi kapasiteli camimizi ibadete açtık. Bugün önce Deniz Harp Okulumuzda bahriyelilerimize diplomalarını takdim ettik, şimdi de sizlerin mezuniyet heyecanına ortak oluyoruz” diye konuştu.
“ORDUMUZU HER ALANDA DAHA DA GÜÇLENDİRDİK”
Diplomalarını alan teğmenleri tebrik eden ve “Hudutsuz göklerin pervasız kartallarına görev yerlerinde Rabbimden üstün başarılar diliyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, teğmenlerin yetişmesine vesile olan aileleri, komutanları ve hocaları kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün mezun olanlarla birlikte son 8 yılda Hava Harp Okulu’ndan mezun olanların sayısının, 126’sı misafir olmak üzere bin 379’u bulduğunu belirtti.
SUTASAK mezunları da dâhil edildiğinde okulun toplam mezun sayısının bin 462’ye ulaştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece 8 yıl gibi kısa sürede geldiğimiz bu noktayı çok önemsiyoruz. Dün de ifade ettim, bugün tekrar vurgulamak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri, bir ordunun karşılaşacağı en ağır imtihanlardan birini, olabilecek en az hasarla atlatmayı başarmıştır. Yaklaşık 40 yıl boyunca habis bir ur gibi büyüyen FETÖ ihanet çetesini söküp atmakla kalmadık, ordumuzu her alanda daha da güçlendirdik” dedi.
“TERÖR ÖRGÜTLERİ KAÇACAK DELİK ARIYORLAR AMA BULAMAYACAKLAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçekleştirilen terörle mücadele faaliyetlerine işaret ederek, ”15 Temmuz başarısız darbe girişiminden yalnızca 40 gün sonra Fırat Kalkanı harekâtını yapmak suretiyle devletimizin tökezlemesini, zayıflamasını, sendelemesini bekleyenlere çok önemli mesajlar verdik. Ardından Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinde yuvalanan terör örgütlerine ölümcül darbeler indirdik. Gabar’da bu darbeyi vurduk, Tendürek’te bu darbeyi vurduk, Bestler Deresi’nde bu darbeyi vurduk ve terör örgütleri kaçacak delik arıyorlar ama bulamayacaklar” diye konuştu.
Libya’da darbeciler karşısında meşru hükûmete verilen destekle Libya halkının daha büyük acılar yaşamasının önüne geçtiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Somali’den Katar’a kadar ihtiyaç duyulan her yerde dost ve kardeşlerimizle dayanışma hâlindeyiz. Son 2 yıldır da Pençe harekâtlarımızla Irak’ın kuzeyindeki terör bataklığını kurutmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan Karabağ’da da Azeri kardeşleriyle düşman güçlerini tamamıyla yok ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah çok yakında buradaki hedeflerimize de ulaşacağız. Kilidi kapatacak, bölücü alçakları milletimiz ve Iraklı kardeşlerimiz için bir tehdit kaynağı olmaktan mutlaka çıkaracağız. Şunu çok açık söylemek isterim. 15 Temmuz vari bir ihanetin ardından dünyadaki hiçbir devlet Türkiye’nin yaptığını yapamazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri dışında dünyadaki hiçbir ordu, çok kısa sürede sınırları ötesinde böyle bir başarıya imza atamazdı” dedi.
FETÖ ihanetinin Silahlı Kuvvetlerin bünyesinde açtığı yaraları sarmanın yanında, ordunun gücüne güç, itibarına da itibar kattıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette mücadelemiz henüz bitmiş değil. Gardımızı indirmememiz gerektiğinin bilincindeyiz. Rehavete kapılma gibi bir lüksümüz asla bulunmuyor. Çok daha iyi seviyelere geleceğimize yürekten inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Ya zafer ya şehadet” diyerek ölüme meydan okuyan aziz şehitleri rahmetle yâd edip kahraman gazilere şükranlarını sundu.
“HAVA KUVVETLERİMİZİ HER ALANDA GÜÇLENDİRMENİN ÇABASINDAYIZ”
Türkiye Yüzyılı’nın inşası için emek veren, ter döken herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çelikten kanatlarıyla gurur kaynağımız olan havacılarımız, aynı zamanda gök vatanın savunmasında da çok kritik roller üstlenmektedir. Terörle mücadele başta olmak üzere ülkemizin güvenliğine dair tehditlerin bertaraf edilmesinde de Hava Kuvvetlerimiz büyük sorumluluklar alıyor. ‘İstikbal göklerdedir.’ düsturuyla Hava Kuvvetlerimizi her alanda güçlendirmenin çabasındayız. İnsansız hava araçlarında yakaladığımız ivme sadece dost ve kardeş halklar tarafından değil tüm dünyada gıptayla takip ediliyor. Biliyorsunuz bu alanda dünyanın ilk üç-dört ülkesinden biriyiz” diye konuştu.
Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya 50’yi aşkın ülkede Türk şirketlerin ürettiği Türk SİHA’larının kullanıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Testleri devam eden Kızılelma ve ANKA-3’ün devreye girmesiyle birlikte bu alanda artık yeni bir ligin oyuncusu olacağız. Millî muharip uçağımız KAAN hepimizi heyecanlandıran projelerimizin en başında geliyor. Bir taraftan 5. nesil savaş uçağımızı geliştirirken, eş zamanlı olarak da F-16’larımızı modernize ediyoruz. ATAK helikopterlerimizi terörle mücadelede çok etkin şekilde kullanıyoruz. Çok amaçlı helikopterimiz GÖKBEY ve eğitim uçağımız HÜRJET’le de önemli bir ihtiyacımızı karşılayacağız. EFES-2024 Tatbikatı’nda HÜRJET ve GÖKBEY başta olmak üzere birçok sistemimiz ilk defa görev aldı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sistemler sistemi olarak geliştireceğimiz ‘Çelik Kubbe’ projemizi inşallah tüm unsurlarıyla hayata geçireceğiz. Birilerinin Demir Kubbesi varsa bizim de Çelik Kubbemiz olacak. Çelik Kubbe, katmanlı hava savunma sistemlerimiz ile tüm algılayıcı ve silahlarımızın birbirleriyle entegre çalışmasını sağlayacak. Füzelerden hava savunma sistemlerine kadar, vatan savunmasında Hava Kuvvetlerimiz neye ihtiyaç duyuyorsa, hiç tereddüt etmeden onu üretmenin, geliştirmenin veya tedarik etmenin gayretindeyiz.”
“TÜRKİYE KENDİ GÖBEĞİNİ KENDİ KESMEK ZORUNDA OLAN BİR ÜLKEDİR”
Bölgede yaşanan gelişmelerin son 22 yıldır savunma sanayiinde atılan adımların önemini tekrar hatırlattığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeği akıl ve basiret sahibi herkes çok rahat görebiliyor. Türkiye kendi göbeğini kendi kesmek zorunda olan bir ülkedir. Üyesi olduğumuz ittifakların ihtiyaç durumunda nasıl davrandıklarını Suriye krizinde bizzat gördük. Bir-iki ülke dışında, patriot bataryası göndermekten bile imtina ettiler. PKK’nın Suriye uzantısına açıkça destek vermekten, bölücü terör örgütü elebaşlarını kırmızı halılarla karşılamaktan çekinmediler. Savunma sanayi alanında maruz bırakıldığımız gizli-açık ambargoları, ihracat kısıtlamalarını burada saymıyorum” diye konuştu.
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan, son yıllarda terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlara, hep aynı engellerle karşılaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hep ikircikli tutumlar… Allah korusun, yarın ülkemizin başına bir sıkıntı gelse, yine aynı durumla karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla devlet olarak ne yapıyorsak, geçmişteki bu acı tecrübelerin ışığında yapıyoruz. Kendi bileğimiz, kendi yeteneklerimiz, kendi gücümüz dışında kimseye bel bağlamıyoruz. Zor günlerimizde daima yanımızda bulduğumuz kardeşlerimiz dışında, sadece milletimize güveniyoruz, kendi insan kaynağımıza güveniyoruz. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bizimle yol yürümek isteyenlere elbette sırtımızı dönmeyeceğiz ama tüm yumurtalarımızı tek sepete koyma yanlışına da düşmeyeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teğmenlerin, Hava Harp Okulu’nda son derece modern, kaliteli, çok yönlü bir eğitim aldıklarını, eğitim hayatlarında edindikleri niteliklerin ve değerlerin üstlenecekleri bütün görevlerde kendilerinin pusulası olacağını belirterek orduyu çok daha ileri seviyelere taşıyacaklarına yürekten inandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezun öğrencilerin, kendilerinden önceki mezunların tecrübelerinden istifade ederek Türkiye’nin aydınlık yarınları için çalışacaklarından şüphesi olmadığını ifade etti.
“Meslek hayatınızın farklı kademelerinde, vatanımızın farklı köşelerinde görev yaparken şu hususları lütfen unutmayınız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sizler bu milletin, bu ülkenin göz bebeği olan bir kurumun mensuplarısınız. Üzerinizdeki emanetin ne derece şerefli olduğunu sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Kendinizi geliştirmeye lütfen devam edin. Milletimizin size duyduğu güveni lütfen boşa çıkarmayın. Hukuktan, demokrasiden, millî iradenin egemenliğinden asla sapmayın. Milletimizi ayakta tutan inanç ve medeniyet değerlerimize sıkı sıkıya sahip çıkın. Milletimizin Cumhurbaşkanı, devletimizin başı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanı olarak siz genç teğmenlerimize sonuna kadar güveniyorum. Tüm ailenize inanıyorum ki layık olacaksınız. Zira aileleriniz sizleri bu harp okullarına gönderirken çok büyük bir inançla, idrakle gönderdiler. Sizlerin de ailelerinize aynı şekilde layık olacağınıza inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından açılışını yapacakları Hava Harp Okulu Camii’nin hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, “Geçen sene Deniz Harp Okulu Camimizi açmıştık. Dün de Kara Harp Okulumuzda inşa edilen camiyi hizmete verdik. Millî Savunma Üniversitesindeki diğer okul yerleşkelerimizde ise 7 cami inşaatımız sürüyor. Bunları da Allah nasip ederse 2025 baharına bitirmeyi arzu ediyoruz. Heybeliada Bahriye Mektebi Camii bizim için ayrıca önemli. Geride hiçbir iz kalmayan bu güzide eseri aslına uygun olarak yeniden yapıyoruz. Bugün hizmete girecek Hava Harp Okulu Camimizle bir eksiği gidermenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Emeği geçenleri, katkısı bulunanları canıgönülden tebrik ediyor, Rabbim gök kubbemizden Ezan-ı Muhammedi’leri eksik etmesin diyorum” ifadelerini kullandı.
Mezun olan öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, misafir öğrencilere de ülkelerinde yapacakları görevlerde başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.
Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.
“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”
Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”
“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”
Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”
“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.
Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.
Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.