Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi’nin KGM, TÜRKSAT ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi ile yapılan bir AR-GE projesi olduğunu belirterek pilot projenin Karayolları Genel Müdürlüğü, İstanbul ve Antalya Bölge Müdürlüklerinde gerçekleştirileceğini bildirdi. Bakan Uraloğlu, “İstanbul Bölge Müdürlüğündeki Hasdal-İstanbul Havalimanı arasında 30 kilometrelik kesimde Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri Test ve Uygulama Koridoru tesis edilecektir. Antalya Bölge Müdürlüğü’nde de yaklaşık 30 kilometrelik koridorda da değişken mesaj ve trafik işaretleri ve kamera sistemleri gibi akıllı ulaşım sistemleri tesis ederek tüm bu sistemler fiber optik kablo üzerinden Bölge Müdürlüğümüze ve genel müdürlüğümüze bağlanacak. Ayrıca GLOSA yani yeşil ışık optimum hız tavsiyesi servisini Antalya-Sandıklı hattında seçilen bazı sinyalize kavşaklarda da uygulayacağız.” dedi. Uraloğlu, Akıllı Ulaşım Sistemlerinin ve Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerini tek bir merkezi IoT yazılım çatısı altında toplayarak AUS standardizasyonunu sağlayacaklarını bildirerek, “Proje hizmete alındığında akıllı ulaşım sistemi mimarisi, Türksat uyduları ile desteklenerek kesintisiz hale gelecek.” diye konuştu. Proje yazılım altyapısının tamamlanmasını ve saha kurulumunu 23 Kasım 2025 tarihinde bitirmeyi planladıklarını belirten Uraloğlu, “12 aylık bakım süresinin ardında da projemizi 23 Kasım 2026 tarihinde tamamlamayı hedefliyoruz.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bakanlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü, TÜRKSAT ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi’nin ortak çalışmasıyla hayata geçirilen; “Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi”nin imza törenine katıldı. Bakan Uraloğlu burada yaptığı açıklamada, Akıllı Ulaşım Sistemleri’nin ulaşımın daha güvenli, konforlu, enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarını etkin bir şekilde yöneten, bilgi ve haberleşme teknolojilerine dayanan sistemler bütünü olduğunun altını çizdi.
Bakan Uraloğlu, Akıllı Ulaşım Sistemleri’nin ulaşım altyapısının optimizasyonuna, kullanıcılar için ulaşım hizmetlerinin kalitesinin iyileştirilmesine, seyahat güvenliğinin artmasına ve çevre dostu ulaşım seçenekleri sunulmasına katkı sağladığını vurgulayarak, “Bu noktada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak tüm ulaşım modlarında olduğu gibi Karayolları ağımızda da; seyahat sürelerini azaltmak, trafik güvenliğini arttırmak, mevcut yol kapasitelerini etkin kullanmak ve enerji verimliliği sağlayarak ülke ekonomisine katkı sağlamak için akıllı ulaşım sistemlerini yaygınlaştırmaya devam ediyoruz. Karayolu altyapımızı akıllı ve otonom teknolojilerle donatarak, hızlı ve emniyetli yollar tesis etme çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.
Uraloğlu, “Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi”nin önemine işaret ederek, “Özellikle yüksek teknoloji kullanan sistemlerin yazılımlarının yerli ve milli olması ülkemizin menfaati açısından çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.
“Artık Hepimiz İçin En Önemli Şey Zaman; Hiçbir Yerde Beklemek İstemiyoruz”
Türkiye’nin Akıllı Ulaşım Sistemleriyle tanışmasının ilk defa elektronik ücret ödeme sistemleriyle başladığını hatırlatan Uraloğlu, “Türkiye karayolu ağında, otoyol ve köprülerde ilk olarak 1999 yılında OGS uygulanmaya başladı. Daha sonra ise sürücülerin yanlarında taşıyabilecekleri elektronik kartlar ile ödeme yapılması sağlanan Kartlı Geçiş Sistemi devreye alındı.1 Şubat 2013 tarihinden itibaren ise KGS tamamen kaldırılarak HGS yeni Hızlı Geçiş Sistemi uygulaması başladı. Artık hepimiz için en önemli şey zaman; hiçbir yerde beklemek istemiyoruz.” şeklinde konuştu.
Otoyollardaki gişe alanlarındaki kulvarların trafikle ilgili bir risk alanı olduğunu söyleyen Uraloğlu, bu sebeple serbest geçiş sistemini geliştirdiklerini ve ülke genelinde yaygınlaştıracaklarını ifade ederek, “Ama bu alandaki en önemli adımlar Karayolları Genel Müdürlüğümüzün bünyesinde Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezlerinin kurulmasıyla atıldı. Bu merkezleri kısaca; belli noktalara yerleştirilen meteorolojik algılayıcılar, değişken mesaj işaretleri ve kamera gibi cihazlar eliyle tüm verilerin toplandığı ve yol kullanıcılarının anlık olarak bilgilendirilmesinin sağlandığı merkezler olarak düşünülebiliriz.” dedi.
“Van’da Bulunan Merkezin Ses, Görüntüleme ve Otomasyon Sistemi Tesisi Çalışmalarını Da Bu Yıl Bitirmeyi Hedefliyoruz”
Uraloğlu, ilk olarak Karayolları Genel Müdürlüğünün her bölge müdürlüğünde 1 adet Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezi olmak üzere toplam 17 merkez ve bu merkezlerin bağlanacağı Ana Merkezin de Genel Müdürlük yerleşkesinde kurulmasını planladıklarını aktararak, “Ana Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezi’nin ses görüntüleme ve Otomasyon Sistemin 2020 yılında, Antalya’da bulunan Karayolları 13. Bölge Müdürlüğündeki merkezin sistemlerini ise 2022 yılında tamamladık. Van’da bulunan Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü yerleşkesindeki merkezin ses, görüntüleme ve otomasyon sistemi tesisi çalışmalarını da bu yıl bitirmeyi hedefliyoruz. İstanbul, İzmir, Konya, Ankara, Mersin, Kayseri, Samsun, Diyarbakır, Trabzon, Erzurum, Bursa, Kastamonu, Sivas ve Kars Bölge Müdürlüklerindeki merkezlerin proje hazırlama çalışmaları sürüyor. Elazığ’daki 8. Bölge Müdürlüğü’nün de AUS Merkezi proje çalışmaları da devam ediyor.” diye konuştu.
Uraloğlu, Ana Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezinde görüntü entegrasyon çalışmaları kapsamında; İstanbul-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu, Ankara-Niğde Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü’ne ait kamera görüntüleri ile kurum ağına bağlı Karla Mücadele, Karayolları Denetim İstasyonları ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü görüntüleri Ana Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezindeki ekranlar üzerinden izlenebildiğini kaydetti.
Akıllı Ulaşım Sistemleri bileşenleri olan meteorolojik bilgi istasyonları, kameralar ve olay algılama uygulamalarımız sayesinde hava olayları, çevre şartları ve olası kazalar gibi değişkenlerin etkilerini anında tespit ettiklerini belirten Uraloğlu, “Sinyalizasyon sistemleri, değişken mesaj işaretleri, radyo yayınları ve mobil bilgi uygulamaları ile tüm sürücülerimizi yol durumlarına dair anlık bilgilendirebiliyoruz. Bu kapsamda ülke genelindeki otoyol, devlet ve il yolları üzerinde; 2 bin 990 adet sinyalizasyon, 5 bin 152 adet kamera, 149 adet Meteoroloji İstasyonu, 710 adet Değişken Mesaj İşareti, bin 120 adet Değişken Trafik İşareti, 209 adet hız tespit ve uyarı radarı ve bin 723 adet ışıklı uyarı ve güvenlik cihazı bulunmaktadır. Bu cihazların aktif ve verimli kullanılması için internet alt yapısı da çok önemlidir.” dedi.
“Karayollarında Bulunan Fiber Optik Kablo Haberleşme Altyapısı Uzunluğu 7 Bin 629 Kilometreye Ulaştı”
Uraloğlu, bugün itibarıyla devlet ve il yollarında haberleşme altyapısı tesisi tamamlanan toplam 3 bin kilometre yol ve otoyol ağında mevcut 4 bin 629 kilometrelik haberleşme altyapısı olduğunu belirterek, “Ülkemizdeki karayollarında bulunan fiber optik kablo haberleşme altyapısı uzunluğu 7 bin 629 kilometreye ulaşmıştır. Bu kapsamda yollarımıza toplam 15 bin kilometre karayolu ağına fiber kablo tesis edilmesi planlanmakta ve çalışmalarda aşama aşama devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.
“AUS Vasıtasıyla Yollardaki Güvenliği Maksimum Düzeye Çıkarken Gereksiz Zaman ve Maddi Kayıpları Da Önleyeceğiz”
Sinyalizasyon, kamera, değişken mesaj ve trafik işaretleri gibi akıllı ulaşım sistemi cihazları insani olarak geldiği anlama da değinen Uraloğlu, “Bakın; yolda aniden meydana gelen bir kaza, herhangi bir nedenle durmak zorunda olan bir araç, gizli buzlanma, yola düşen bir nesne gibi planlanmamış durumlarda sürücüler bazen bu ani gelişmeleri fark edemeyebiliyor. Maalesef hiç istemediğimiz sonuçlarla yüzleşebiliyoruz. İşte bahsettiğim bu cihazlar sayesinde yol kullanıcılarına anlık bilgilendirme sağladığımızda bu tür istenmeyen sonuçları minimize edeceğiz. Akıllı ulaşım sistemleri vasıtasıyla yollardaki güvenliği maksimum düzeye çıkarken gereksiz zaman ve maddi kayıpları da önleyeceğiz.” dedi.
Büyük Şehirlerdeki Trafik Sıkışıklığının Sosyal Yaşama Olumsuz Etkisi En Aza İnecek
Büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığının sosyal yaşama olumsuz etkisi en aza ineceğini, insanların stresten uzak, huzurlu bir şekilde yolculuk etmelerini sağlayacaklarını söyleyerek, “Ehliyetini yeni almış acemi sürücülerimizi düşünün…Hepimiz yola ilk çıktığımızda bu acemilik sürecini yaşıyor ve az önce bahsettiğim durumlarla karşılaşabiliyoruz. Ya da araç kullanan hanımefendilerin bir anda ortaya çıkan bu tür durumlarda ya da sıkışık bir gişe geçişinde yaşadığı tedirginliği düşünün. İşte Akıllı Ulaşım Sistemleri yaygınlaştıkça yollarda stresten ve tedirginlikten uzak çok daha güvenli ve konforlu bir seyahat imkanına kavuşacağız ve artık bunu yerli yazılımlarımızla sağlayacağız.” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, “Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi” KGM, TÜRKSAT ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi ile yapılan 3’lü protokol eliyle geliştirilen bir AR-GE projesi olduğunu vurgulayarak, “Proje; saha ve merkez donanımları ile merkezi yazılım platformu olmak üzere 3 ana başlıktan oluşmaktadır. Pilot proje; Karayolları Genel Müdürlüğü, 1. İstanbul Bölge Müdürlüğü ve 13. Antalya Bölge Müdürlüğünde gerçekleştirilecektir. Proje kapsamında oluşturulacak Merkezi Yazılım tamamlandıktan sonra tüm Bölge Müdürlüklerinde kullanılacaktır.” dedi.
Hasdal-İstanbul Havalimanı Arasına Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri Test ve Uygulama Koridoru Tesis Edilecek
Proje çalışmaları kapsamında pilot bölgelerden biri olan Karayolları İstanbul Bölge Müdürlüğündeki Hasdal-İstanbul Havalimanı arasındaki 30 kilometrelik kesimde Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Test ve Uygulama Koridoru tesis edileceğini bildirerek, “AUS Sistemlerinden elde edilen veriler araç içi ünitelere iletilecek, araç-araç, araç-altyapı haberleşmesi sağlanarak trafiğin etkin ve verimli kullanılması, kazaların azaltılması sağlanacak. Yol durumu hakkında elde edilen güncel bilgiler ile Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezleri üzerinden sürücülerin anlık olarak uyarılması ve bilgilendirilmesi sağlanacak. Ayrıca gelişen teknolojilerle birlikte 5G gibi yeni haberleşme altyapılarının da testlerinin bu koridorda yapılmasını öngörüyoruz.” diye konuştu.
“Yeşil Işık Optimum Hız Tavsiyesi Servisini Antalya-Sandıklı Hattında Seçilen Bazı Sinyalize Kavşaklarda Uygulayacağız”
Uraloğlu, araç algılayıcı sistemleri, katılım kontrol sistemleri, hız tespiti için plaka tanıma sistemleri, kamera sistemleri, değişken mesaj işaretleri, fiber optik kablo haberleşme altyapısı bileşenleri, meteoroloji istasyonları gibi sistemleri temin ve tesis edeceklerinin de altını çizerek, “İkinci pilot bölge olan Karayolları Antalya Bölge Müdürlüğü’nde de yaklaşık 30 kilometrelik koridorda da değişken mesaj ve trafik işaretleri ve kamera sistemleri gibi akıllı ulaşım sistemleri tesis ederek tüm bu sistemler fiber optik kablo üzerinden Bölge Müdürlüğümüze ve genel müdürlüğümüze bağlanacaktır. Ayrıca GLOSA yani yeşil ışık optimum hız tavsiyesi servisini Antalya-Sandıklı hattında seçilen bazı sinyalize kavşaklarda da uygulayacağız.” dedi.
Uraloğlu, buradaki Ana AUS Merkezinde ise sahadaki tüm sistemlerin ortak bir çatı yazılımla kontrol ve yönetimi sağlanacağını belirterek, “Bu çatı yazılım kapsamında mobil uygulama da hazırlanarak hizmete sunulacaktır. Merkezi Yazılım Platformunun hizmet vereceği bilgi işlem tabanlı donanımlar Genel Müdürlüğümüzde yer alan sistem odasında konuşlandırılacaktır.” dedi.
“Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerini Tek Bir Merkezi IoT Yazılım Çatısı Altında Toplayarak AUS Standardizasyonunu Sağlayacağız”
Uraloğlu, bir ulusal AUS mimarisi ve yazılımı geliştirdiklerini belirterek, “Akıllı Ulaşım Sistemlerinin ve Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemlerini tek bir merkezi IoT yazılım çatısı altında toplayarak AUS standardizasyonunu sağlayacağız. Proje hizmete alındığında akıllı ulaşım sistemi mimarisi, Türksat uyduları ile desteklenerek kesintisiz hale gelecek. Bu sayede sistemler arası bütünlük ve birlikte çalışabilirliği tesis ederek operasyonel kabiliyetin arttırılmasını hedefliyoruz. Ayrıca proje kapsamında K-AUS ve AUS Sistemlerin kurulacağı Antalya ile İstanbul’da Fiber ve Enerji altyapı kurulumlarını da gerçekleştireceğiz.” dedi.
Proje yazılım altyapısının tamamlanmasını ve saha kurulumunu 23 Kasım 2025 tarihinde bitirmeyi planladıklarını belirten Uraloğlu, “12 aylık bakım süresinin ardında da projemizi 23 Kasım 2026 tarihinde tamamlamayı hedefliyoruz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti:
“Yollarımızı Ulaşımda Aklın Yolu dediğimiz akıllı ulaşım sistemleri ile donatmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bu proje vesilesiyle Bakanlığımızın üç önemli kuruluşu arasında ulaşım sistemlerimizin gelişmesi adına oluşan diyalog ve işbirliğinin de örnek teşkil etmesini ve devamını diliyorum. Çalışmalarınızda her zaman yanınızda ve destekçiniz olduğumuzu yinelemek istiyorum. 2 yıllık sürede ulaşım noktasında birçok projeye imza attık, bize bu anlamda hedefleri gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Bu düşüncelerle Karayolları Genel Müdürlüğü, TÜRKSAT ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi kurumlarımız arasında imzalanan iş birliği protokolünün şimdiden başta tüm paydaşları olmak üzere Karayolları sektörümüze ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Biz sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz. Meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının AK Parti, demokrasi ve ülke için hayırlara vesile olmasını diledi. İçeride ve dışarıda, özellikle bölgede çok yoğun gündem maddelerinin olduğunu, önemli gelişmelerin yaşandığını ve hassas bir süreçten geçildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara değinmeden önce geçen hafta İstanbul’dan Ankara’ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Üsküdar halkına başsağlığı diledi.
“ALÇAKÇA BİR NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK”
Merhum Ziya Gültekin’in Üsküdar aşığı, şehrini ve ilçesini büyük bir tutkuyla seven, hangi mevkide olursa olsun, hizmet etmekten heyecan duyan, mutluluk duyan müstesna bir insan olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisi hem teşkilatımız içinde hem de Üsküdar’da sevilen, sayılan bir isimdi. Başkan Vekilliği sırasında da çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, emanetin hakkını verme noktasında ortaya koyduğu gayretleriyle temayüz etmişti. Biz kendisinden razıydık, Rabb’im de razı olsun. Ziya Gültekin kardeşimizi cennetiyle, cemaliyle inşallah müşerref eylesin. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı 3 yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyor, Cenabı Allah kendilerine sabır versin, metanet versin, diyorum” ifadelerini kullandı.
Üsküdar Belediye Başkan Vekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu’nu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum. Tabii burada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum. İnsanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir. Empati kurmak bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan, alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayımlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenabı Allah’a havale ediyorum.”
“TÜRKİYE MERKEZLİ SİYASET GÜTMENİN İHTİYAÇTAN ÖTE MİLLİ BİR GÖREV OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir, hemen her konuşmasında siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkati çektiğini belirterek, Yeni Yasama Yılı Açılış Töreni’ndeki hitabında da buna etraflıca değindiğini hatırlattı.
İçinde bulunulan bölgesel konjonktürde Türkiye’nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasi için değil toplumsal barış ve huzur için de tehdit oluşturduğunu ifade ettiğini anımsattı.
Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri, söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin, bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte millî bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son 3 haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye’ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. ‘Plan’ deseniz yok, ‘program’ deseniz yok, ‘ülkenin sorunlarına çözüm önerisi’ deseniz yok, ‘siyasette nezaketi koruyalım’ deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. ‘Benim menfaatime olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin’ tavrı, son derece bencilce bir tavırdır.”
“SEFERBERLİK ÇIKTI DA BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK?”
Bu tavrın, Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavır olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Üç kuruşluk siyasi ikbalini, vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurumudur. 24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. 24 yıl boyunca Türkiye’nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. 24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar. Geçenlerde bir tanesi çıkmış şuursuzca, ‘savaştayız’ diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi?”
“BU MİLLETİ DÜŞMANLAŞTIRMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 24 yılda ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldiğini, Türkiye’ye aba altından sopa gösterenlerin, boylarına poslarına bakmadan Türkiye’yi alçakça tehdit edenlerin olduğunu belirtti.
“Ülkeyi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümenler çevrildiğini, ‘Muhalefeti destekleyip, iktidarı devireceğiz’ diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştıklarını” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye’yi tehdit edenlere, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış utanmadan ‘savaştayız’ diyorsunuz. Allah aşkına siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki ‘Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin.’ Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. ‘Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.’ derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.”
“İFTİRA SİYASETİNE, ÇAMUR AT İZİ KALSIN SİYASETİNE TESLİM OLMAYIZ”
“Bunların siyasetsizliği siyaset hâline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan Kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete, hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna ‘eyvallah’ demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın. İftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır, Türkiye’nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır, millî iradenin bilakayduşart egemen kılınmasıdır, demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır, içinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir, siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz.”
İSTANBUL VE ÇEVRE İLLERDEKİ AŞIRI YAĞIŞ, SEL VE SU BASKINLARI
Geçen hafta İstanbul ve çevre illerde aşırı yağış, sel ve su baskınlarına maruz kaldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden bu afetler karşısında devlet olarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçtiklerini söyledi.
İlgili bakanların derhal İstanbul’a intikal ederek hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarının İstanbul’daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladıklarını ifade etti.
İstanbul’daki arama kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında 47 bin 217 personelin, 5 bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “19 Ekim itibariyle 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD’a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam 3 bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı. İstanbul’da 7, Kocaeli’de ise bir vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Bu vesileyle vefat eden kardeşlerime bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Fakat milletçe hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hâle getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz.”
Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlara her türlü desteği verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığı tarafından da 80 milyon liranın İstanbul Valiliğine aktarıldığını kaydetti.
Şu ana kadar İstanbul’daki 37 ilçede 5 bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şimdi isterseniz devlet olarak neler yapmışız, kısaca bir bakalım” sözlerinin ardından Grup Toplantısı Salonu’nda video izletildi.
Videonun ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceklerini belirtti.
“İSRAİL’İN AĞIR TAHRİKLERİNE RAĞMEN SURİYE’DE BARIŞ, HUZUR VE İSTİKRAR TEKRAR BOY VERMEYE BAŞLADI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce Kızılcahamam’daki 20. İstişare ve Değerlendirme toplantılarında, ardından 7 Mayıs 2013’teki AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda Beşşar Esed rejiminin Suriye’nin Banyas ilçesindeki katliamına tepki gösterdiklerini anımsattı. O günlerde yaptığı konuşmayı tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Banyas’ta çocukların figanı arşı inletirken, “susan dilsiz şeytanlardan” olmayacaklarını vurguladığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye soran Suriye halkına, “Hiç kuşkusuz Allah’ın yardımı yakındır” diyerek, “Sabreden zafere ulaşır ve Suriye inşallah zafere ulaşacaktır” ifadelerini kullandığını aktardı. Bunları, bugün içeride ve dışarıda kendilerine demokrasi, hukuk, insan hakları dersi verenlerin sessizliğe gömüldüğü günlerde söylediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, üstat Sezai Karakoç’un da en güzel şekilde ifade ettiği gibi ‘yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’ olduğuna gönülden iman ettik. Zulmün, vahşetin, barbarlığın etrafı kuşattığı o günlerde ‘ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır’ dedik. Rabb’im de bizleri ne milletimize ne Suriyeli mazlumlara mahcup etti. Cenabı Allah Suriyeli kardeşlerimizi muhteşem bir zaferle müyesser kıldı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının 8 Aralık 2024’te, yıllarca anlatılacak, dilden dile, gönülden gönüle aktarılacak muazzam bir zafere imza attığını dile getirdi.
“İHTİYAÇ DUYULDUĞU HER AŞAMADA SURİYE’NİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDİYORUZ”
13,5 yıllık zulmün ardından, İsrail’in ağır tahriklerine rağmen Suriye’de barış, huzur ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın dirayetli liderliğinde, birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ettiklerini söyledi.
“Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle Suriye’de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye’nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de özellikle zalimlere ve katillere ibret olması gereken çok önemli gelişmelerin de yaşandığına değindi.
Mazlumların ahının yerde kalmadığını, aheste aheste çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukları öldürmekten keyif alan caniler nereye kaçarlarsa kaçsınlar, saklandıkları inlerinde tespit edilip tek tek ayıklanıyor. Ellerinde silah, önlerinde çeşitli paçavralarla Türkiye’yi tehdit edenler için, Banyas’ta 248 masumun, Reyhanlı’da 53 insanımızın kanını dökenler için, Suriyeli yavruların cenazeleri üzerinde kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti gelip çatmıştır. Kardeşlerim, hiç şüpheniz olmasın, başkaları için de hesap vakti gelecektir. Geç de olsa, yüz binlerce Suriyeli mazlumun hayatı pahasına da olsa adaletin yerini bulacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Banyas, Reyhanlı ve Suriye’de gerçekleştirilen diğer pek çok katliamın faili olan teröristin yakalanmasını sağlayan Suriye istihbaratı ile Millî İstihbarat Teşkilatımızın gizli kahramanlarını yürekten tebrik ediyorum.”
“MİLLETE YANLIŞ YAPANA, MİLLETİN MALINA EL UZATANA SAHİP ÇIKMAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon soruşturmalarına ilişkin tutumlarını farklı vesilelerle paylaştıklarını anlattı. Konuyu 3 farklı kategoride hassasiyetle yönettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesinin ilk aşamada geldiğini bildirdi.
Fon Koordinasyon Kurulu ve ekonomi kurmaylarının düzenli bir araya geldiğini ve alınan kararların şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İkinci aşamada hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dahilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız, deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor, gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır. Şunu bir kere daha açık açık ifade etmek isterim, biz, sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz, meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Muhalefetin ne dediği değil ne yaptığı, meseleyi istismar için kullanması bizim umurumuzda değildir. Muhalefetin, belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim, biz onlara benzemeyiz. Biz, millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız.”
“MİLLETİMİZİN ÇIKARINI HER TÜRLÜ HESABIN ÜZERİNDE TUTUYORUZ”
Referanslarının ve örneklerinin muhalefet olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinden, yaptıklarından sorumlu olduklarını ifade etti.
Konunun kendi tabanları, yıllardır kendilerine destek veren camiaları tarafından yakından takip edildiğini bildiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü teklif ve tenkidi önemsediklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti, sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa ‘yanlış’, doğruya ‘doğru’ diyen bir seçmenimiz var. Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabb’ime her zaman hamdettim, bugün de hamdediyorum” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kalmayı, dökmeyi değil inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vatandaşlarımdan gönüllerini ferah tutmalarını rica ediyorum. Puslu havada mevzi kazanmaya çalışan fırsatçılara prim vermesinler. Medya ve sosyal medya üzerinden algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodularına, hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık, Allah’ın izniyle mahcup olmayacağız. Teşkilatıma seslenmek istiyorum, özellikle karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek büyük bir fedakarlıkla, samimiyetle bu dava için gece gündüz koşturan, emeklerini belki de hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyeceğim yol arkadaşlarımın beni çok iyi dinlemesini rica ediyorum: Kardeşlerim, biz 25 sene önce AK Parti’yi hangi ilkeler, hangi değerler üzerine bina ettiysek bugün de aynı ilkeler ve prensiplerle hareket ediyoruz. Biz buralarda, bu koltuklarda, en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız. Biz buralarda, bu koltuklarda, yetimin başını okşamak için, öksüzün yarasını sarmak için, Allah’tan ve devletten başka kimsesi olmayanların kimsesi olmak için varız.”
Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya Türküsü” şiirinden “İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal/Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal/Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir misyonu kuşandıklarını, bu yüke talip olduklarını belirtti.
“ZAFERDEN ZAFERE KOŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugüne kadar nice zorluğun üstesinden alnımızın akıyla geldik, nice imtihanı başarıyla verdik, nice badireyi suhuletle atlattık. Hiçbir zaman yılgınlık içinde, yeis içinde, karamsarlık içinde olmadık. Bugün de karamsar değiliz, umutsuz değiliz, yeis içinde hiç değiliz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak geleceğimize güvenle bakıyoruz, çok daha çetin badirelerden, krizlerden, sınavlardan güçlenerek çıktık, Allah’ın izniyle buradan da güçlenerek çıkacağız. İnşallah destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz. Rabb’im ömür verdikçe daha nice yıllar bu ülke için, bu millet için sizlerle birlikte çalışmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz.”
TBMM’de görüşülecek 2027 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekillerine çalışmalarında başarı diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pakistan ve Suudi Arabistan’la beraber imzaladığımız ortak savunma anlaşmasını da onaylanmak üzere Gazi Meclisimize ilettik. Dün Libya’dan son derece sevindirici haber aldık. Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle kabul etti. Bu önemli kararın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Libya Temsilciler Meclisi’ndeki tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Grup Toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “Şam ziyaretinizin tarihi belli oldu mu?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Henüz değil. Yaparız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın zamanda Sayın Bahçeli ile görüşmeniz bekleniyor mu?” sorusu üzerine de “Yakın zamanda olabilir” yanıtını verdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.