Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çukurova Uluslararası Havalimanı açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Havalimanımız, yolcu taşımacılığının yanı sıra bölgemizin ihracatında da çarpan etkisi yapacak. Adana ve Mersin ile birlikte Akdeniz Bölgesi’nin tamamının kalkınmasında lokomotif rolü üstlenecek böyle bir eseri ülkemize kazandırmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mersin’in Tarsus ilçesinde yapımı tamamlanan Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.
Havalimanının Adana ve Mersin ile tüm bölgeye, tüm Türkiye’ye ve 85 milyonun her bir ferdine hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eserin bölgeye kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
“HAVALİMANI’NIN YILLIK KAPASİTESİ 9 MİLYON KİŞİDİR”
Adana ve Mersin’in yanı sıra geniş bir alana hizmet verecek bir vizyon projesini daha hayata geçirmenin haklı gururunu yaşadıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Bugün sadece bir havalimanı değil, Yenicemizden tüm Türkiye’ye, hatta tüm dünyaya yeni, modern, estetik bir kapı açıyoruz. Çukurova’nın eşsiz güzellikteki sembollerinin her köşesine işlendiği havalimanımızın dünya standartlarında bir eser olduğunu görüyoruz. Burada bazı rakamları kısaca paylaşmak istiyoruz; Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın yıllık kapasitesi 9 milyon kişidir. Terminal alanı 110 bin metrekarelik büyüklüğe sahiptir. 3 bin 500 metre uzunluğunda ve 60 metre gövde genişliğindeki ana pistine en geniş gövdeli yolcu uçakları dahi iniş-kalkış yapabilecektir. Ana piste ilaveten ayrıca 3 bin 500 metre uzunluğunda ve 45 metre gövde genişliğinde yardımcı pist vardır. Tüm bunlarla birlikte 2 adet yüksek sürat taksi yolu, 48 uçak kapasiteli yaklaşık 279 bin metrekare apronu, 21 uçak kapasiteli yaklaşık 56 bin metrekare genel havacılık apronu, yer hizmetleri, araç park yeri, nöbetçi kulübeleri ve çevre güvenlik yoluyla havalimanımız en üst standartta imkânlarla donatılmıştır. Üst yapı tesislerimizin toplam kapalı alan 214 bin 180 metrekareyi buluyor.”
“DEVLETİN BÜTÇESİNDEN TEK KURUŞ HARCAMADAN BU ESERLERİN İNŞASINI TAMAMLADIK”
Havalimanının inşasında bölgenin sembollerini ve mimari özelliklerini kullanmaya ihtimam gösterildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hava kontrol kulesi ağaç formunda tasarlandı. Bu toprakların simgesi olan pamuk motifleri ile turuncu renk, havalimanımızın süslemesinde özellikle tercih edildi. Akdeniz’de yaşayan tüm kardeşlerimizin benimseyeceği, kendinden bir iz bulacağı, bu coğrafyanın zengin karakterini yansıtan bir yaklaşımla Çukurova Havalimanı’mız inşa edildi” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda ülkeye kazandırdıkları pek çok eseri kamu-özel ortaklığıyla hayata geçirdiklerini anımsatarak şöyle devam etti: “Devletin bütçesinden tek kuruş harcamadan bu eserlerin inşasını tamamladık. Böylece sadece ülkemizin altyapı eksiklerini süratle gidermekle kalmadık, aynı zamanda Türkiye ekonomisine de ciddi katma değer oluşturduk. Milletimizin istifadesine sunduğumuz her bir köprü, otoyol, havalimanı, yatırım rakamlarının çok çok ötesinde ekonomik kazanç sağladı. Çukurova Havalimanı’mızın yapımında da aynı yöntemi uyguladık. Kamu-özel iş birliğiyle inşa edilen havalimanının toplam yatırım miktarı 608 milyon 500 bin avrodur. Devletimiz buradan 25 yıl içinde toplam 297 milyon 100 bin avro kira bedeli elde edecektir. Bu sadece kira bedeli olarak devletimizin kasasına girecek olan tutardır. Havalimanımız, tüm Çukurova’nın ticaretine, turizmine, tarımsal üretimine, ekonomik hayatına önemli katkılar yapacak, doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 3 bin kişinin istihdamına vesile olacaktır.”
“ÇOK KISA SÜREDE NE KADAR İSABETLİ BİR YATIRIM OLDUĞU GÖRÜLECEK”
Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın Adana’ya mesafesinin 35 kilometre, Mersin’e mesafesinin ise 40 kilometre olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Yani her iki şehrimizin de tam ortasında konumlanmıştır. Havalimanımız, Mersin ve Adana’dan hem D400 yolu hem de otoyol üzerinden kolay ulaşım imkânına sahiptir. Adana ve Mersin ile birlikte Osmaniye ve Niğde’ye olan yakınlığıyla da 5 milyonu aşkın insanımıza hizmet verecek. Buranın yapımına başladığımızda eş zamanlı olarak bağlantı yollarının çalışmalarını da başlatmıştık. Havalimanına konforlu, güvenli ve hızlı erişim sağlamak amacıyla 15,9 kilometrelik yolumuzu, bölünmüş yol standardında tamamladık. Proje kapsamında toplam 258 metre uzunluğunda 8 adet tek köprü, 90 metre uzunluğunda 2 adet çift köprü ve 127 metre uzunluğunda farklı seviyeli kavşak inşa ettik. Yol sayesinde, vakitten 494 milyon lira, akaryakıttan 84 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 578 milyon lira tasarruf edeceğiz.”
“Tabii sadece kara yolu bağlantılarıyla yetinmiyoruz. Çukurova Havalimanı’mızı Mersin, Adana, Gaziantep hızlı tren hattına entegre ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hat tamamlandığında saatte 200 kilometre hıza ulaşabilecek hızlı trenlerle Mersin ile Adana arası seyahat süresi 35 dakikaya inecek. Adana veya Mersin’den trene binen kardeşlerimiz 23 dakikada havalimanımıza varacak.”
“HAVALİMANIMIZ BÖLGEMİZİN İHRACATINDA DA ÇARPAN ETKİSİ YAPACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın yolcu taşımacılığının yanı sıra bölgenin ihracatında da çarpan etkisi yapacağına dikkati çekerek, “Mersin Limanı, Mersin ve Adana organize sanayileri, İskenderun Körfezi sanayi tesisleri, Yumurtalık Serbest Bölgesi gibi sanayi ve ticaret bölgelerinden gelen ürünleri buradan tüm dünyaya göndereceğiz. Burada şunu özellikle söylemek isterim, hem Adanalı hem Mersinli vatandaşlarımız çok kısa sürede bu eserin ne kadar isabetli bir yatırım olduğunu görecekler” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanının, bölgedeki işletmeleri daha geniş pazarlara açacağını, şirketlerin ihracat potansiyellerini ve rekabet gücünü artıracağını, acil ve kritik malzemelerin teslimatının süratle yapılmasını sağlayarak, birçok hususta ticaretin gelişmesine, tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine, ekonomik hayatın güçlenmesine yardımcı olacağını söyledi.
Çukurova bölgesinin ürettiği tarım ürünlerinin, artık gecikmeden, bozulma riski olmadan müşterilerine kolayca ulaştırılabileceğine de dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adana ve Mersin ile birlikte Akdeniz Bölgesi’nin tamamının kalkınmasında lokomotif rolü üstlenecek böyle bir eseri ülkemize kazandırmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Eserin inşasında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara da “kazasız, sorunsuz seferler” temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetin özeti mahiyetinde ifade ettiği rakamlara bakmanın bile Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın ülke ve bölge açısından faydasını ortaya koymaya yeterli olduğunu vurguladı.
Hangi siyasi partiye gönül verirse versin, bütün vatandaşların böyle bir yatırımdan sevinç ve kıvanç duyması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şüphesiz bazı yeniliklere alışmak için zamana ihtiyaç vardır. Alışkanlıkları değiştirmek, yeniye uyum sağlamak elbette vakit alır. Bazı vatandaşlarımızın dile getirdiği hususları gayet doğal karşılıyoruz” diye konuştu.
“ŞAKİRPAŞA HAVALİMANI EĞİTİM MERKEZİ OLARAK BÖLGEYE HİZMET VERECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü tereddütlerin yerini zamanla memnuniyete bırakacağından en küçük bir şüpheleri dahi olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim doğal bulmadığımız muhalefetin, ‘İstemezükçü’ tavrıdır. Artık bu huyu bırakmanız lazım. ‘Şakirpaşa Havalimanı’nı kapatacağız.’ böyle diyorlar. Nereden çıktı bu? Böyle bir şey yok. Aydın’da biliyorsunuz bizim bir eğitim merkezimiz var. Şimdi Şakirpaşa Havalimanı işte bir eğitim merkezi olarak ne yapacak? Bölgeye hizmet verecek. Kapatma diye bir şey söz konusu değil. Ama muhalefetin işi gücü hep bu tür yalanları ne yapmak? Uydurmak. Tutmayacak bu yalanlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çukurova Uluslararası Havalimanı’na kargo binasının da yapılacağını belirterek, “Şimdi kargo binası da yapıldığı andan itibaren Çukurova gerçekten iç ve dış servislerini yapacak, bir diğer taraftan da kargo servisi olarak hemen arkamdaki o dev tesislerde hizmetini verecek. Çukurova artık her yönüyle güçlü bir iç, dış ve kargo olarak hizmetini sürdürecek” dedi.
“HİZMET VE ESER DÜŞMANLIĞI YAPAN MUHALEFET OLMAZ”
Adana ve Mersin dahil tüm bölgeye katkı sunacak devasa bir eser inşa edildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Muhalefet, hizmeti sahiplenmek yerine şuna bile çamur atacak, bunu bile kötüleyecek bir bahane mutlaka buluyor. Bir kısmı çarpıtma, bir kısmı manipülasyon olan iddialarla havalimanımızı karalamak için kendilerini paralıyorlar. Adanalı, Mersinli kardeşlerimizi bize karşı kışkırtarak yapılan yatırımı gölgelemeye çalışıyorlar. Açık söylüyorum, böyle siyaset olmaz. Hizmet ve eser düşmanlığı yapan muhalefet olmaz. Allah aşkına dünyanın hangi ülkesinde böyle bir muhalefet vardır. Havalimanından rahatsızlık duyan bir muhalefet olabilir mi? Yatırımı kötüleyerek nereye varmaya çalışıyorsunuz? Vatandaşımızı provoke ederek neyi elde etmeyi hedefliyorsunuz? Hem bu ülkede dikili tek bir ağacınız yok hem de ülkemize çağ atlatacak, hava ulaşımında bizi bir üst lige yükseltecek projelerimize laf söylüyorsunuz, bunun adı siyasi hasetliktir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllar, isimler ve yönetimlerin değiştiğini ancak ana muhalefetin hizmete ve yatırıma yaklaşımında “zerre miskal” değişim olmadığını belirterek, “Şayet ülkenin kaynaklarıyla ilgili cümle kurulacaksa eleştirilmesi gereken Çukurova Havalimanı değil, halkın parasını Paris’te har vurup harman savuran müsriflerdir. SGK’ye borç ödemeye, millete hizmet etmeye gelince kasada para yok, fakat cümbür cemaat Paris’te keyif çatmaya gelince paranın sınırı yok. Bunun takdirini de aziz milletime bırakıyorum” ifadelerini kullandı.
“ÇUKUROVA HAVALİMANI’NI DEPREMİ ÖNE SÜREREK ELEŞTİRMEK BİR AKIL TUTULMASI”
Her türlü tenkidine, serzenişine sonuna kadar tahammülleri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak han-ı yağma misali, ülke ve milletin kaynakları üzerinden keyif çatanlara kulaklarımız tıkalıdır. Çukurova Havalimanı’nı depremi öne sürerek eleştirmekse tam bir akıl tutulmasıdır. Soruyorum sizlere daha büyük ve modern bir havalimanımızın olması, deprem yardımlarının ulaştırılmasında elimizi rahatlatır mı? Yoksa muhalefetin iddia ettiği gibi işimizi zorlaştırır mı? Tabii ki kolaylaştırır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de 6 Şubat depremleri gibi bir doğal afet yaşandığında yatırımları ve yardımları götürecek ilave bir havalimanının daha inşa edildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çukurova Havalimanı’nın devreye girmesiyle afetlere karşı mücadelede devletimizin eli daha da güçlendi” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adana’da çarşamba günü meydana gelen 4,6 ve 4,5 ve 4 büyüklüğündeki üç deprem dolayısıyla Kozanlı ve Adanalılara “geçmiş olsun” dileklerini ileterek, “Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun, diyorum. Vatandaşlarımın şunu bilmesini isterim muhalefetin, Çukurova Uluslararası Havalimanı ile ilgili gündeme taşıdığı iddiaların çoğu hilafıhakikattir” dedi.
Muhalefetin bunu ilk defa yapmadığını, benzer iddia ve ithamlarla daha önce de defalarca karşılaştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehirlerimize kazandırdığımız her bir esere ‘Ne gerek var’ diyerek, ‘İsraf’ diyerek, ‘Parayı betona gömüyorlar’ diyerek karşı çıktılar. Avrupa’nın en iyi havalimanı seçilen İstanbul Havalimanı’ndan asrın projesi Marmaray’a kadar yapılan her hayırlı işe mutlaka kulp taktılar” diye konuştu.
“MUHALEFET ÇUKUROVA HAVALİMANI’NA DAİR ÖNGÖRÜLERİNDE DE YANILACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl açılan Adana 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden bugüne kadar 18 milyon aracın geçtiği, ağustosun ilk haftasında İstanbul Havalimanı’nın günlük ortalama 1502 uçuşla Avrupa’nın en yoğun havalimanı olduğu bilgisini paylaşarak, şunları kaydetti: “Bu başarı örneklerini çoğaltmak mümkündür. Yani bunların gereksiz dediği yatırımların tamamı, misyonunu fazlasıyla yerine getirdi, ekonomiye katkı yaptı. Emin olun yine aynısı burada da yaşanacak. Muhalefet Çukurova Havalimanı’na dair öngörülerinde de yanılacak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın depremle mücadele, ticaret, turizm ve diğer alanlarda Adana ve Mersin’e çok ciddi artılarının olacağını belirtti.
Yoğun nüfuslu yerleşim yerlerinin tam ortasında kalan ve şehrin ihtiyaçlarını artık karşılayamayan Şakirpaşa Havalimanı’nın da kapatılmayacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu yalanı devam ettirmek ahlaksızlıktır. Maalesef bu ahlaksızlarla biz yarış edemeyiz. Biz sadece dürüstlüğün örneğini vermek suretiyle milletimize hizmette yolumuza devam edeceğiz. Şakirpaşa farklı görevler üstlenmek suretiyle Türk havacılığına hizmet etmeyi sürdürecek. Ticari uçuşlar haricindeki eğitim uçuşları, orman söndürme amaçlı hava araçları ve İHA, SİHA gibi havacılık faaliyetleri Şakirpaşa’dan gerçekleştirilecek. Ticari uçuşlar için Çukurova’yı, eğitim, afetle mücadele ve güvenlikle ilgili çalışmalarda ise Şakirpaşa’yı kullanacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın açılışıyla hava yolunu halkın yolu hâline getirme hedeflerine bir adım daha yaklaştıklarını ifade etti.
“UÇULAN ÜLKE SAYISI 50 İKEN BUGÜN 131 ÜLKEYE UÇUŞ GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 22 yılda özellikle hava ulaşımına çok büyük yatırımlar yaptıklarını, aktif havalimanı sayısını 26’dan 58’e çıkardıklarını aktararak, 2053 yılında bu sayıyı 61’e yükseltmeyi hedeflediklerini bildirdi.
Terminallerin yolcu kapasitesini 60 milyondan 338 milyona yükselttiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Günde 303 ton olan hava yolu kargo kapasitemiz 2 bin 615 ton seviyelerini buldu. Yurt dışında sadece 60 noktaya uçuş yapılırken bunu 283 ilaveyle 343’e taşıdık. Uçulan ülke sayısı 50 iken bugün 131 ülkeye uçuş gerçekleştiriliyor. Göreve geldiğimizde 489 olan toplam hava aracı sayımızı yüzde 270 artışla 1838’e ulaştırdık. Bunlar sadece hava yolu taşımacılığında yaptıklarımız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kara yollarında da bölünmüş yol uzunluğunu 6 bin 100 kilometreden, 23 bin 300 kilometre ilaveyle 29 bin 400 kilometreye çıkardıklarını, otoyollarda da 1714 kilometre olan ağa 2 bin 12 kilometre daha ekleyerek 3 bin 726 kilometrenin üzerine taşıdıklarını anlattı.
Türkiye’yi yüksek hızlı tren konforuyla tanıştırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de yüksek hızlı tren hattı yokken şu an 2 bin 32 kilometre uzunluğunda hatta sahip olduklarını söyledi.
“AKDENİZ SAHİL YOLU’YLA ANTALYA İLE MERSİN’İ BİRLEŞTİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tamamına hizmet ederken Adana ve Mersin’i ihmal etmediklerini vurguladı. Her iki ile de ulaşım ve iletişim altyapısına güncel rakamla toplam 200 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mevcut 483 kilometrelik güzergahı 43 kilometre kısaltan 440 kilometre uzunluğundaki Akdeniz Sahil Yolu’yla Antalya ile Mersin’i birleştiriyoruz. Proje kapsamında toplam 51,2 kilometre uzunluğunda 33 adet tünel, bunun yanında 77 adet köprü inşa ediyoruz. Proje tamamlandığında 9 saat 30 dakika süren seyahat süresini inşallah 4 buçuk saate indireceğiz. Adana Konteyner Limanıyla Çukurova bölgemizi Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine deniz üzerinden bağlayacağız.”
Yenice türküsünün “Yenice yolları bükülür gider. Zülüf ak gerdana dökülür gider. Yiğidin sevdiği güzel olunca ömrü arkasından sökülür gider” sözlerini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabb’im ömür verdikçe işte bugün olduğu gibi Adana’nın, Mersin’in ve Çukurova’nın güzel insanları için çalışmaya, ter dökmeye, yeni eserler ve hizmetlerle şehirlerimize hizmet etmeye devam edeceğiz. Dünyayı kalbura koyup elesek Çukurovalı kardeşlerim gibi yar bulunmaz. Adana’yla, Mersin’le, Çukurova ile bizim aramızı kimse bozamaz” dedi.
ÇUKUROVA ULUSLARARASI HAVALİMANI’NA İLK UÇUŞU CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN UÇAĞI YAPTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan özel uçak “TC-CAN”, yapımı tamamlanan Çukurova Uluslararası Havalimanı’na ilk inişi yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçak, İstanbul’dan havalanmasının ardından saat 15.32’de Çukurova Uluslararası Havalimanı’na indi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçağın inişi sırasında kokpitte yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçağın, havalimanına ilk inen uçak olması dolayısıyla havacılıkta gelenek olan su püskürme seremonisi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uçaktan inişinde apronda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve diğer yetkililer karşıladı. Törenin yapıldığı alana Bakan Uraloğlu’nun kullandığı akülü araçla geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanında incelemelerde bulundu.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, havalimanın tanıtımının yer adlığı video gösterimi yapıldı.
Konuşmaların ardından, havalimanı açılışı dolayısıyla Mersin Müftüsü Aydın Yığman dua etti. Havalimanın açılış kurdelesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Günün anısına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a havalimanının ilk biniş kartını takdim etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.
Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.
“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”
Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”
“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”
Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”
“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.
Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.
Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.