Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul mitinginde yaptığı konuşmada, “2002’de Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenirken hangi gayeyle hareket ediyorsak, bugün de aynı prensiplere bağlıyız. Tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisince Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethi ile ilgili hadisi Arapça seslendirerek, müjdelenen bu fetih için sekiz asır boyunca milletlerin, fatihlerin, kumandanların rüyasına giren şehrin İstanbul olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son hafta durmayacaklarını, gece gündüz demeden çalışacaklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Anadolu’da gittiğim her yerde söylüyorum. ‘İstanbul’daki hemşehrilerinizi lütfen arayın, telefonlarınız dinmesin.’ İnşallah 1 Nisan’da İstanbul yeniden sahiplerine kavuşsun. Bu İstanbul ki Mihmandar-ı Nebevi Eyüp Sultan hazretlerinin uğrunda surları dibinde son nefesini verdiği yerdir. Bu İstanbul ki Osman Gazi’nin evlatlarına “İstanbul’u aç, gülzar yap’ diye vasiyette bulunduğu Kızılelma’dır. Bu İstanbul ki Fatih Sultan Mehmet Han’ı 21 yaşında Fatih olarak dünyanın gördüğü en büyük hakanlardan biri yapmıştır. Bu İstanbul ki asırlar boyunca kendi vatandaşlarına yurt, mazlumlara umut, mağdurlara gönül köprüsü olan anne şehirdir. Bu İstanbul ki Roma’dan Bizans’a Osmanlı’dan Cumhuriyet’e adeta gergef gibi işlenerek sanat eserine dönüştürülmüş bir hazinedir. Bu İstanbul ki, şairlerin bir taşına dünyaları değişmediği, sadece bir semtini sevmeye ömrünün yetmeyeceğinden korktuğu şehirdir. Bu İstanbul ki ressamların asırlardır çizdikleri, seyyahların asırlardır gezdikleri hâlde, her defasında yeni güzelliklerini keşfettikleri şehirdir.”
“İSTANBUL’DA YENİ BİR DÖNEMİ BAŞLATACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de doğduğu, büyüdüğü, her nefesini hamd ederek içine çektiği, her karışına aşkla bağlı olduğu İstanbul’un bugün bir başka güzel olduğunu kaydetti.
Bugün coşkun akan ırmak misali yatağına sığmayan bir İstanbul gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bugün burada 31 Mart’ta şehrine sahip çıkmaya hazırlanan İstanbullu kardeşlerimi görüyorum. Her anı, başlı başına bir şiir olan bu güzel şehirde bugün bir kez daha sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle İstanbul’a ve İstanbullulara teşekkür borcumu ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz yıl yapılan 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 46 buçuğa yakın, Cumhurbaşkanlığında yüzde 48’i aşkın destek verdiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. İstanbul’un kadirşinaslığının örneği olan bu desteğinden memnun kaldık. Ama gönlümüz aramızdaki muhabbetin seyrine uygun şekilde daha yüksek oranlardan yana. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’u Murad’ına kavuşturarak bu hedefimize de ulaşacağız. Ne yapacağız? Sağlam aday, sağlam adam Murat Kurum’la İstanbul’da yeni bir dönemi başlatacağız. Tabii bunun için bir hafta çok çalışacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul, iki kıtanın, iki denizin, iki cihanın şehri İstanbul. Milletimizin ziyneti, serveti, gözbebeği İstanbul. Güzellikte insan muhayyilesinin zirvesi İstanbul. Göreni hayran, yaşayanı meftun, hayal edeni bile mutlu İstanbul. Senin için ne söylesek, ne desek eksik kalır. Biz de sözün bittiği yerde, altyapısıyla üstyapısıyla insana dair tüm unsurlarıyla sana hizmete talibiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’la birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sorusuna da kalabalığın evet yanıtını vermesi üzerine, şöyle devam etti: “İşte benim sevdam İstanbul budur. İşte benim son nefesime kadar ömrümü vakfettiğim İstanbul budur. Aşkım İstanbul budur, sevdam İstanbul budur. İnşallah sizlerle birlikte ramazanın bayramı gelmeden 31 Mart’ı millî irade bayramı hâline getireceğiz. Büyükşehriyle ilçeleriyle İstanbul’un belediyecilik hizmetlerinde yeni bir dönemin kapılarını beraberce açacağız. İstanbul’un 5 yıllık fetret devrine son vererek, şehrimizde eser ve hizmet siyasetini inşallah tekrar başlatacağız. 31 Mart seçimlerinin aziz İstanbul’la birlikte tüm vilayetlerimiz, tüm vatandaşlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim hepinizden razı olsun diyorum ama şu bir haftayı çok iyi geçirmemiz lazım.”
“İSTANBUL’A ANCAK HİZMET EDEREK LAYIK OLUNMAYA ÇALIŞILIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde İstanbul’un kötü hâlini anımsatarak, “Çöp, çukur ve çamur. CHP demek bu. Ekrem denilen arkadaş burada göreve başladıktan sonra ne değişti? Yine çöp, çukur, yarı zamanlı mesai. Bunu yaptı. Şimdi de bakıyorsunuz, israftan bahsediyor. Yav israf sende. Sen her şeyi israf olarak zaten yaptın ve akıllı belediyecilik diyor. Nerede akıllı belediyecilik? Akılsız belediyecilik. Şu İstanbul’da neler çekmedik ya, neler. Şimdi bütün bu dönüşümü, devranı Allah’ın izniyle değişmeye var mıyız? Şu bir hafta gece gündüz demeden çalışıyor muyuz? Ana kademe, durmuyoruz. Yakın markajla çalışacağız. Çok koşacağız, çok çalışacağız ve Yeniden İstanbul muradını gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Haliç’in rezillik olduğunu ve Haliç’i çamur deryasından ekibiyle kurtardığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9,5 kilometre Alibeyköy’deki taş ocağına çamuru, pisliği kendilerinin aktardıklarını ve şimdi orada oyun parkları olduğunu anlattı.
İstanbul’a ancak hizmet ederek layık olunmaya çalışılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi Haliç’te balık tutulduğunu ve yüzüldüğünü kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durup dururken olmadı, kardeşinizle oldu. Oradan beni Başbakanlığa gönderdiniz, oradan Cumhurbaşkanlığına gönderdiniz. Bu kardeşiniz de sizlere hâkim olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldi. Kendini İstanbul’un sahibi zanneden ne bu şehri, ne bu şehrin insanlarını hiç anlamamış olanlarla bir yere varılmaz” yeklinde konuştu.
“İSTANBUL’UN SORUNU, İMKÂN VE KAYNAK KITLIĞI DEĞİL, VİZYON VE BECERİ EKSİKLİĞİDİR”
Belediye Başkanlığıyla Başbakanlığıyla ve Cumhurbaşkanlığıyla 30 yıldır bu şehrin emrinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yarım asrı bulan siyasi hayatımızda bu şehri düşünmediğimiz, onun için ne yapabileceğimizin sancısını çekmediğimiz tek bir günümüz yoktur. Bu sayede ulaşımıyla suyuyla Haliç’iyle yeşil alanlarıyla çevresiyle temizliğiyle konutuyla İstanbul’u yeni bir lige çıkardık. Sıkılmadan, utanmadan ‘Metro yaptım’ diyor. İstanbul’daki mevcut metroların tamamı bize aittir, bize. Bunları biz yaptık. Bizden sonra gelen arkadaşlarımız da aynı vizyonla aynı heyecanla eser ve hizmet siyasetini sürdürdü.” dedi.
Kendilerinden devraldıkları hizmet bayrağını yüceltmek için çalışan belediye başkanı arkadaşlarının tamamını şükranla anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 yıl önce ebediyete irtihal eden merhum Kadir Topbaş’a ve geçen ay trafik kazasında hayatını kaybeden AK Parti İstanbul Kadın Kolları İl Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’yı da rahmetle yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tüm bu emeklerin ardından İstanbul son 5 senedir yeniden 1989-1994 dönemine dönme emareleri göstermeye başladı. Eser ve hizmet namına zaten ortada elle tutulur hiçbir eser yok. Üzerinde emekleri olmayan işleri sahiplenme cinliklerini bir kenara bırakırsak geriye koskoca kayıp 5 yıl kalıyor. Eskilerin deyimiyle ıslığı dağı tutup güttüğü bir keçi olanların elinde İstanbul adeta eziyet çekti. Gerçi İstanbul’a bir şey yapmak için önce hem kafanızın hem kalbinizin hem mesainizin tamamını bu şehre vermeniz gerekiyor. Yarısı kayakta, yarısı tatilde, yarısı seçim kampanyalarında genel başkanını devirmek için geçen bir dönemden geriye elbette bir şey kalmaz, kalmıyor. İstanbul’un temel sorunu, imkân ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliğidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un temel sorununun imkân ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliği olduğunu söyledi.
Bununla yüzleşmek yerine kabahatlerini örtmek için bir de “engelleniyoruz” yalanına sarıldıklarına dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların hepsi belgelidir. Engellenme diye bir şey yok, tüm belediyeler ne alıyorsa İstanbul fazlasıyla bunu almıştır. Hâlbuki rahmetli Barış Manço’nun dediği gibi, ‘Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker.’ Son 5 yılda beş katına çıkartılan belediye borçlarıyla gelen kaynak, şahsi ihtiraslara hizmet edecek işlere harcanırsa elbette oradan eser çıkmaz. Yaşanan diğer rezillikler bakımından da bu şehir 30 yıl geriye gitti” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün olanları İstanbulluların da gördüğünün altını çizerek, şöyle devam etti: “Balya balya, bavul bavul paralar bir yerlerden geliyor, bir yerlere gidiyor. ‘Hatırlamıyorum, unuttum’ diyerek, şu ana kadar kimse bu görüntülerin makul, mantıklı, tutarlı bir izahını yapamadı. Partiye bina alınmasından vergi kaçırmaya pek çok şey söylendi. Ama hâlâ maşeri vicdanı tatmin eden bir açıklama duyamadık. Tam tersine her konuşanla iş biraz daha karmaşık hâle geliyor, çirkinleşiyor, biraz daha dal budak sarıyor. Tüm bu rezilliklerle siyaset kirlendi. Namuslarına emanet edilen oyları kirlettiler. Şehr-i İstanbul’u kirlettiler. İstanbul’u bunların eline bırakmamak, hem bu şehre hem bu şehirde yaşayanlara inanın vicdan borcumuzdur. Bakınız bugün İstanbul bir yol ayrımında bulunuyor. Bir tarafta ‘Sadece ben’ diyenler var, diğer tarafta ‘Sadece İstanbul’ diyenler var. ‘Sadece İstanbul’ diyenler olarak bu işi hafta sonunda hâllediyor muyuz? ‘İstanbul’u nimet’ olarak görenlere, gereken dersi 31 Mart günü veriyor muyuz? İstanbul’a hizmet için gereken adımı haftaya bugün atıyor muyuz? Kardeşlerim, bunun için bir hafta çok çalışacağız ve gayret edeceğiz. Adımı da inşallah en güzel şekliyle atıp, 1 Nisan’dan itibaren ‘Yeniden İstanbul’ diyerek yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ana Kademe, Gençlik Kolları ve Kadın Kolları teşkilatına seslenerek, “Bu adımı atmaya var mıyız? Bir tarafta yaklaşan deprem tehlikesini umursamayanlar var, diğer tarafta İstanbul’u depreme hazırlamak için programı, projesi hazır olanlar var. Bir tarafta şehrin trafiğini rahatlatmak için kılını kımıldatmayanlar var, diğer tarafta metrosundan tüneline tüm ulaşım projelerini seferber edenler var. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta bu düğümü çözecek ve İstanbul’un ‘Türkiye Yüzyılı’ yürüyüşünü biz başlatacağız” ifadelerini kullandı.
“DÜNYADAKİ TÜM MAZLUMLARIN UMUDU HÂLİNE GELEN BİR TÜRKİYE BİZİM REFERANSIMIZDIR”
“Türkiye Yüzyılı” için söz istediğini kaydeden Erdoğan, “Ev ev, dükkan dükkan, sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe İstanbul’u, düğüne, şölene, toya hazırlar gibi 31 Mart’a hazırlamaya söz veriyor musunuz? Erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, çalışanı ve işvereniyle, ülkemizin neresinden gelirse gelsin, geleceğini bu şehirde kuran her bir ferdiyle, İstanbul’a sahip çıkmaya söz veriyor musunuz? Seçim günü hem sandığa gitmeye hem sandığı namusumuz gibi korumaya söz veriyor musunuz?” diye sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un mert olduğunu ve sözünü tuttuğunu, bugüne kadar ne kendilerinin İstanbul’a ne de İstanbul’un kendilerine mahcup olduğunu söyledi.
Muhalefet gibi yanlışı, kusuru ve kabahati millette arayanlardan olmadıklarının altını çizen Erdoğan, şunları belirtti: “Biz, eksiğini ve hatasını asla inkâr etmeyen bir ekibiz. Milletimize kulak veriyoruz, sizden gelen geri dönüşlere göre kendimizi sürekli yeniliyor, ufkumuzu genişletiyoruz. Bugün de hem İstanbul’da hem tüm Türkiye sathında bizden daha dinamik, bizden daha enerjik, bizden daha vizyon sahibi bir kadro göremezsiniz. Varsın onlar karınlarında kırk tilki dolaştırıp kırkının da kuyruğunu birbirine değdirmeyecek ihtiraslar ve cinlikler peşinde koşsunlar. Biz hasbi ve harbi duruşumuzla, tevazumuzla, hüsnüniyetimizle daima milletimizin emrinde, hizmetinde, huzurunda olacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, referansın nereden verildiğinin bir kişinin nereden beslendiğini gösterdiğini aktararak, milletin bizatihi kendisinin referansları olduğunu, millete inandığını, onların da kendisine inandığını bildiğini ifade etti.
İstanbul’la birlikte diğer 80 vilayette kazandırdıkları eserlerin kendilerinin referansı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar, bizim referansımızdır. Demokrasimizi vesayetin sultasından kurtararak güçlendirmemiz, bizim referansımızdır. Millî iradenin önündeki engelleri kaldırarak ülkemizde hâkim kılmamız bizim referansımızdır. Dünyadaki tüm mazlumların umudu hâline gelen bir Türkiye gerçeği, bizim referansımızdır. Girdiğimiz 17 seçimin hepsinden zaferle çıkmamızı da aynı şekilde bu referanslarımıza borçluyuz.” değerlendirmesinde bulundu.
“AYRIMCILIĞIN HER ÇEŞİDİNİ ELİMİZİN TERSİYLE İTTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her seçim öncesinde insanları korkutmak için kendileriyle ilgili ortaya bir sürü yalan ve iftira atıldığını fakat iftira atanların bir kez olsun haklı çıkmadıklarını, onların hiçbir zaman akıllanmadığını ve kendilerini düzeltmediğini dile getirdi.
“Onlar ne derse desin biz asla istismar siyaseti yapmadık. Kimlik siyaseti gütmedik. Kimsenin meşrebiyle, kökeniyle, hayat tarzıyla ilgilenmedik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kişilerin sandıkta hangi partiye oy verdiğine bakmadıklarını, bunun çetelesini tutmadıklarını vurguladı.
Ayrımcılığın her çeşidini ellerinin tersiyle ittiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belediyelerimizin ve kamu kurumlarının kapılarını, Türkiye’ye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese açık tuttuk. Siyasi rekabetin, siyasi husumete dönüştürülerek, insanlarımız arasında bir fitne unsuru hâline getirilmesine müsaade etmedik. Hele hele kazanma değil, sadece kaybettirme şantajıyla siyaset yapma fırsatçılığına hiç dönüp bakmadık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık ve net ifade etmek istediğini anlatarak, “Biz, 1994’te bu şehrin emanetini devralırken neredeysek, 2002’de Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenirken hangi gayeyle hareket ediyorsak, bugün de aynı prensiplere bağlıyız. Tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ettiklerini söyledi.
Bundan sonra da aynı şekilde yola devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin adeta bir özeti, bir modeli olan İstanbul, tüm bu yaklaşımlarımızın ve onlara dayanan icraatlarımızın en yakın şahididir. Tabii bizim İstanbul’da da referanslarımız var” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her seçim kampanyasında olduğu gibi 31 Mart sürecinde de gittiği her şehirdeki miting konuşmasını, oraya yaptıkları yatırımları özetleyerek bitirdiğini hatırlatarak, “Şu anda diğer genel başkanlar evlerinde, ofislerinde yatarken ben 25 vilayete gittim. Çalışacağız, koşacağız ve İstanbul olunca konu, bu yatırım listesi öylesine uzun, öylesine ayrıntılı, öylesine ışıltılı ki tek tek anlatmaya kalksak günler yetmez. Şu anda karşımda 650 bin kişi var. Biz bu meydanda 1,5 milyona alıştık. Bugün ise 650 bin kişi. Ama durmuyoruz ve sadece birkaç ana başlıkla İstanbul yatırımlarımızı sizlere hatırlatmak istiyorum” diye konuştu.
“21 YILDA İSTANBUL’A 1 TRİLYON 650 MİLYAR LİRA TUTARINDA KAMU YATIRIMI YAPTIK”
İstanbul yatırımlarına ilişkin bazı bilgiler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz 21 yılda İstanbul’a 1 trilyon 650 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Böyle bir yatırımı kimse yapmadı ama biz yaptık. Her bakanlığımızın kendi sorumluluk alanındaki projeleriyle, bu dünya şehrini konumuna ve iddiasına uygun altyapılara, üstyapılara kavuşturduk. Dedim ya, biz göreve geldiğimizde İstanbul çöp-çukur-çamur deryasıydı. İstanbul’u bunlardan biz kurtardık. Ama bizden sonra bu Bay Ekrem göreve geldi, ortalık rezalet. Yine aynı durum. Yine çöp, yine çukur, yine çamur. Geçen dönem hariç, büyükşehir belediyesi ve aynı vizyona sahip ilçe belediyeleri de bu yatırım seferberliğine katkı verdi, destek verdi.”
Eğitimde okullarıyla, üniversiteleriyle, yurtlarıyla, pek çok alternatif müessesesiyle İstanbul’un tarihi ilim-irfan merkezi konumunu güçlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlıkta, 18 bin 417 yatak kapasiteli hastaneleriyle birlikte 178 adet sağlık tesisini şehrimize ve dünyaya kazandırdık” bilgisini paylaştı.
İstanbul’un artık dünya sağlık turizminin en önde gelen merkezlerinden biri hâline geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kısmını Kovid-19 salgını döneminde faaliyete geçirdikleri modern ve yüksek kapasiteli hastaneler sayesinde, küresel sağlık krizini en az sıkıntıyla atlatmayı başardıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehircilikte, TOKİ vasıtasıyla 228 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 23 bin 866 konutun yapımına devam ediyoruz” sözlerini sarf etti.
İstanbul’daki 7,5 milyon bağımsız bölümün 1,5 milyonunun riskli olarak kabul edildiğini, bunlardan 600 bininin de acilen dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek başına bu rakamlar bile, karşımızdaki tehlikenin büyüklüğünü anlatmaya yeterlidir. Bunun için önümüzdeki dönemde İstanbul’un önceliklerinin en başında depreme hazırlık olduğunu görüyoruz. Hükûmet olarak zaten bunu yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nde de Murat kardeşimizle birlikte aynı anlayışın yönetime gelmesiyle, inşallah işin eksik kalan ayağı da tamamlanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
ULAŞIMDAKİ YATIRIMLAR
“Ulaştırmada, İstanbul’da 350 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 794 kilometreye çıkardık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu’yla İstanbul-İzmir yolculuğunu 3,5 saate, Bursa’yı bir saate düşürdüklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Marmara Otoyolu’yla Avrupa Yakası’ndan Anadolu Yakası’na transit geçişi sağladıklarını belirterek, “Kuzey Marmara’nın eksik kalan kısımlarını etap etap tamamlayarak hizmete veriyoruz. Bu çerçevede Silivri Geçişi Viyadüğü’nü önümüzdeki ay trafiğe açıyoruz. Otoyollar ve bağlantı yollarındaki deprem güçlendirmelerini 2026 yılında tamamlıyoruz. Büyük İstanbul Tüneli Projemizin ihale hazırlıkları sürüyor. Günde 6,5 milyon vatandaşımızın kullanacağı, 11 farklı raylı sistem hattını birbirine bağlayacak bu tünel, İstanbul’un ulaşımında ciddi rahatlama sağlayacaktır” dedi.
“Marmaray’ı, Avrasya’yı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapan kim” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’a 1994’te belediye başkanı olduğunda sadece 17 kilometre hafif raylı sistem bulunduğunu, hiç metro olmadığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti belediyeciliği ve iktidarları dönemlerinde İstanbul’a 230 kilometre hafif raylı sistem ve metro hattı kazandırdıklarının altını çizerek, şöyle devam etti: “Amacımız, İstanbul için hazırladığımız 1100 kilometrelik raylı sistem projelerinin tamamını hayata geçirmektir. 2019 seçimleri yapıldığında yaklaşık 135 kilometre raylı sistem hattının inşaatını da başlatmıştık. Bunlardan bazılarında yüzde 95’leri bulan fiziki ilerleme de kaydetmiştik. Seçimlerden sonraki büyükşehir yönetimi, planlamasını yaptığımız 1100 kilometrelik raylı sistem projelerinden tek bir tanesinin dahi inşasına başlamadı. Metro için yeni bir çivi dahi çakmayanlar, inşaat safhasında devraldıkları hatların çoğunu da hâlâ bitiremediler. Sancaktepe’de metro olarak açılan yeri, o devasa kuyu hâlindeki yeri bunlar gitti doldurdular. Biz ise İstanbul’a hizmet etmeye devam ettik.”
METRO VE HIZLI TREN PROJELERİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevut İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin, kendi sorumluluğundaki Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi metrosunu da yapmadığını, burayı Bakanlığa verdiği talimatla devralıp yaptıklarını ve hizmete açtıklarını vurguladı.
Sabiha Gökçen Havalimanı-Pendik metrosunu 2022’de hizmete sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Havalimanı-Gayrettepe metrosunun Kâğıthane kesimini 2023’te, Gayrettepe kesimini 2024’te tamamladıklarını, Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı Metro Hattı’nı ise 2024’te bitirdiklerini kaydetti.
Sirkeci-Kazlıçeşme Kentsel Ulaşım ve Rekreasyon Odaklı Dönüşüm Projesi’ni de 2024’te hizmete verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, salı günü açılışını yaptıkları Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nı da bunlara ilave ettiklerini, Altunizade-Bosna Bulvarı hattını ise 2026 yılında tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.
İstanbul genelinde 80 kilometreye yakın raylı sistem hattı inşaatının devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmaları şu şekilde aktardı: “Allah’ın izniyle, seçimlerden sonra büyükşehir sorumluluğundaki metro projelerini Cumhurbaşkanınız olarak şahsım, kabine, Murat kardeşim ve ekibi, hep beraber bu projeleri hızlandıracağız. Hızlı tren çalışmalarında da önemli bir safhadayız. Uzunluğu 120 kilometreyi bulan Gebze-Sabiha Gökçen Havalimanı-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı Hızlı Tren Hattı’nın ihalesine bu yıl çıkıyoruz. İstanbul, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerini birbirine bağlayacak, hem yük hem de yolcu taşımacılığı yapılacak olan Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Projemizin inşası etaplar hâlinde sürüyor. Seyahat hızı 350 kilometreyi bulacak, süresi 80 dakika olacak Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren Projesi’nin ihalesine bu yıl çıkıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllık 90 milyon yolcu kapasitesi olan İstanbul Havalimanı’nın geçen yıl 76 milyon yolcu trafiğine ulaştığını, kalan etapların da tamamlanmasıyla İstanbul’un ve havalimanının, yolcu ve yük taşımacılığında dünyada rakipsiz bir konuma geleceğini söyledi.
İstanbul için önemli bir prestij projesi olan Haliç Yat Limanı Kompleksi’nin ilk etabının gelecek aylarda hizmete gireceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çamlıca Televizyon ve Radyo Kulesi, İstanbul’un sembol eserlerinden biri hâline geldi. İnşa ettiğimiz tesislerle İstanbul’a yıllık 640 milyon metreküp içme suyu temin ediyoruz” dedi.
Süleymaniye, Fatih, Mihrimah Sultan, Yavuz Sultan Selim ve Piyale Paşa camilerinin de aralarında olduğu ecdat yadigârı eserlerin restorasyonunu yapıp ihya ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Milletimizin 80 yıllık hayalini gerçekleştirip Ayasofya’yı, Allah’a hamdolsun yeniden ibadete açtık. Sultan Fatih’in vasiyetine uygun şekilde bugün Ayasofya-i Kebir Camii’nin minarelerinden günde beş kez ezanı Muhammedi yükseliyor, kubbelerini aşrı şerifler, tekbirler, salavatlar, Kur’an tilavetleri süslüyor. Yeni Atatürk Kültür Merkezi binasını inşa ederek, İstanbul’a iftihar vesilesi bir eser daha kazandırdık. Bitmedi, Rami Kışlası’nı restore edip, kütüphane yanında pek çok faaliyetin de yapılabileceği bir kültür merkezine dönüştürdük.”
Mitingde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a yaptığı hizmetlerin yer aldığı video izletildi. Video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle, 31 Mart’tan sonra bunlara, büyükşehir ve ilçe belediyelerimizle işbirliği içinde çok daha fazlasını ekleyeceğiz” ifadesini
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Hâlâ kafası karışık, kararını verememiş eşimiz, dostumuz, komşumuz varsa eve gidince onları mutlaka arayacağız. Kırgınlık varsa gidereceğiz, kafasında soru işaretleri varsa hepsine tek tek cevap vereceğiz. Önceki seçimlerde başka partilere veya adaylara oy vermiş, ama mevcut yönetimden rahatsız olan kardeşlerimize de ulaşacağız. Trafikten depreme, şehircilikten ulaşıma kadar şehrimizin son 5 senede yaşadığı irtifa kaybını anlatacağız. İstanbul’un, bir 5 sene daha kaybetmeye tahammülünün olmadığını bu kardeşlerimize izah edeceğiz. Böylece kalbi ve oyu kazanılmadık hiçbir İstanbullu kardeşimizi bırakmayacağız.”
Sandığa gitmenin, sandıklara sahip çıkmanın fevkalade mühim olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kullanacağınız her bir oy hazine değerindedir, kritik öneme sahiptir. Gerçeklere gözünü kapatıp kendini dev aynasında görenlerin söylemlerine itibar etmemenizi bekliyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için uğraşanlara karşı uyanık olunmasını isteyerek, şunları kaydetti: “Oyunuzun boşa gitmesine, ziyan olmasına, heba ve heder olmasına izin vermeyeceğinize inanıyorum. İstanbul, bir dönem Cumhur İttifakı’nın gölgesinde gezen, fakat şimdi tüm enerjisini ittifakın yara alması için harcayanların oyunlarına gelmez. Çünkü benim İstanbullu hemşehrilerim basiret ve feraset sahibidir. Benim İstanbullu kardeşim kendisi ve şehri için en doğru kararı verecektir. İnşallah bu kararı da gerçek belediyecilikten yana olacaktır. Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, İstanbullu vatandaşlarımın sağduyusuna güveniyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un bizi mahcup etmeyeceğine yürekten inanıyorum.”
Ramazan gününde, İstanbul’un dört bir yanından sel olup mitinge gelenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da ebedi azaptan kurtuluş ayı olan ramazanını tebrik edip, “Rabb’im hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuştursun diyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere şu an zulüm gören, katliama uğrayan, eziyet çeken, feryatları göğü çınlatan tüm mazlumların Allahutaala yar ve yardımcısı olsun. Rabbim bizlere ve tüm Müslümanlara huzurla, mutlulukla idrak edeceğimiz ramazanlar nasip eylesin. Bu duygularla, büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarımızı sizlere emanet ediyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.