Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 günde 13 bilimsel deneye imza atacak Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile video konferans yöntemiyle görüştü. Bakan Kacır, “Türk Bilim İnsanlarıyla birlikte gerçekleştirmekte olduğunuz Uzay Bilim Misyonu, “Milli Teknoloji Hamlemiz” için de bir milat olacak.” dedi.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Bilimde ve teknolojide yeni bir çağın kapılarını aralıyoruz. Ülkemiz için, insanlık için hep birlikte daha yapacak çok işimiz var.” dedi.
Bursa’daki Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nde (GUHEM) gerçekleştirilen görüşmeye, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Başkanı Mehmet Nefes, TEKNOFEST yarışmacıları ile girişimciler de katıldı.
Bakan Kacır ve Alper Gezeravcı, görüşmesinde diyalog şöyle:
Bakan Kacır: Merhaba Alper Bey, hayırlı görevler diliyorum. Hep birlikte İnsanlı İlk Türk Uzay Bilim Misyonunu inşallah sağlıkla gerçekleştirip, dünyaya ve ülkemize dönmenizi diliyoruz. Nasılsınız? Sağlık durumunuz nasıl?
Alper Gezeravcı: Sayın Bakanım, ülkemiz adına bu tarihi görevi gerçekleştirmiş olmak benim için büyük bir mutluluk. Bu görevle, Türk milleti olarak hayallerimizin gerçekleşmesinde katkım olduğunu bilmek hem kendi adıma hem de ülkemiz adına son derece onur ve gurur verici. Göreve hazırlık sürecimizde her türlü desteği sağladınız. Karantina sürecinde heyetinizle birlikte çok büyük incelik göstererek ziyaret ettiniz. Maneviyatı çok güçlü bir milletin evladı olarak ziyaretiniz bana devletimizin verdiği desteği en üst düzeyde hissettirdi ve çok moral verdi. Size ve süreçte emeği geçen tüm kurumlarımıza, emekleriniz ve destekleriniz için çok teşekkür ederim. Bu yoğun manevi hazla birlikte; çok iyiyim, teşekkür ederim.
Bakan Kacır: Sizlerle gurur duyuyoruz. Şu an sizinle Uluslararası Uzay İstasyonu’nda iletişim kuruyor olmak milletimiz adına büyük bir mutluluk vesilesi. Uzay çalışmaları bilimsel ve teknolojik ilerlemenin yanında uluslararası iş birliklerinin de öncüsü oluyor. Bu anlayışla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürdüğümüz Milli Uzay Programımızın hedeflerine ulaşmada uluslararası iş birliğinin önemine her daim vurgu yapıyoruz. Uluslararası Uzay İstasyonu, uzayda barışçıl amaçlar taşıyan ve iş birliğini önceleyen ve gözeten bir sembol aslında. Günlük çalışmalarınızda da paylaşım ve iş birliği içerisinde olduğunuzu takip ediyoruz.
Eminim, farklı ülkelerden astronotların bir arada olduğu çalışma ortamınız sizin için de heyecan verici bir tecrübedir. Bu vesileyle orada bulunan tüm astronotlara, kozmonotlara Türkiye’den selamlarımızı iletmenizi istiyoruz. Ay yıldızlı bayrağımızı bu uluslararası platformda gururla taşıdığınız için sizi bir kez daha milletimiz adına tebrik ediyorum.
Alper Gezeravcı: Sayın Bakanım, sizin de ifade ettiğiniz gibi, ISS’te tam 25 yıldır insanlı uzay görevleri kesintisiz devam ediyor. Ama ilk defa bu kadar fazla sayıda ülkeden ve farklı milliyetten oluşmuş bir astronot grubu aynı anda istasyonda bulunuyor. Görev Komutanı’mız daha önce NASA bünyesinde görev yapmış ve 5 kez uzaya çıkmış çok tecrübeli bir astronot. Bunun yanında İtalya ve İsveç’ten 2 arkadaşımla birlikte toplam 4 kişilik bir ekibiz. Deney çalışmalarımızı ayrı ayrı yürütmekle birlikte birbirimizle sürekli iletişim halindeyiz ve koordinasyon halinde hareket ediyoruz.
Bakan Kacır: Orada 14 gün kalacaksınız ve göreve dair sorumluluklarınızın ne kadar yoğun olduğunu biliyorum. Elbette orada koşullar yeryüzündekinden çok farklı. Bu misyona çok uzun bir zaman boyunca çok kapsamlı eğitimlerle hazırlandınız. İnanıyorum ki, hem yaşam boyu yüksek bir disiplinle sürdürdüğünüz pilotluk deneyimi hem de bu görev öncesi aldığınız eğitim çalışmalarınızı başarıyla icra etmenizi kolaylaştırıyordur.
Alper Gezeravcı: Buraya gelmeden önce aldığımız eğitimler sayesinde, burada bizi bekleyen kendine has ortam ve karşılaşacağımız zorluklar hakkında fikir sahibi olduk. Dünyada aldığım bu eğitimler, istasyondaki yaşam şekline alışmamda ve günlük aktivitelerimi gerçekleştirebilmemde bana büyük kolaylık sağladı. Fakat elbette yer çekimsiz ortamı birebir deneyimlemek ve vücudunuz bu ortama uyum sağlarken, bir yandan da bu ortamda göreviniz gereğince çalışmalar yürütmek, ancak yaşayarak tümüyle anlaşılabilecek bir tecrübe.
Burada suni bir ışık düzeni ile günlük faaliyetlerimizi ve uyku düzenimizi, dünyadakine benzer şekilde, 24 saatlik bir gün tanımı ve gece/gündüz döngüsüne uygun olarak ayarlamaya çalışıyoruz. Uzay istasyonunun yapay olarak ayarlanan ışık düzeni, bu planlı döngüye uygun olarak, karanlık ve aydınlık bir ortam yaratacak şekilde gün boyunca değişiyor.
Her sabah, günlük faaliyetlerimin başlangıcından yaklaşık 2 saat önce uyanıyorum. Kahvaltımı yapıp, günlük planlama toplantısı başlamadan o gün içerisinde yapacağım bütün faaliyetlere ilişkin brifing ve günlük görev dosyalarını inceleyerek toplantıya hazırlık yapıyorum. Günlük işlerime, görev kontrol merkezi ve planlama toplantısı yaparak başlıyorum.
Toplantının hemen ardından, direkt olarak, her biri farklı uzunluk ve içerikte planlı görevlerimin icrasına başlıyoruz. Günde 12 ile 15 farklı görev gerçekleştiriyoruz. Bu görevlerin içerisinde, ülkemizden buraya getirdiğimiz bilimsel deneyler başta olmak üzere, dünya üzerinde belirlediğimiz gözlem noktalarının takibi ve istasyon içerisinde bana tanımlanmış sorumlulukların yerine getirilmesi gibi birçok görev var.
Ayrıca, sağlık testlerimizin gerçekleştirilmesi, tıbbi numunelerin alınması gibi gerçekten aşırı dikkat ve enerji isteyen, yorucu görevler de var. Bunları yapmaktan da son derece çok keyif alıyorum. Türk bilim insanları adına gerçekleştirmem gereken daha birçok bilimsel deney ve çalışma var. Günün sonundaki bu dinlenme zamanına kadar bu planlı faaliyetler benim için aralıksız şekilde devam ediyor.
Uyku düzenim dünyadakine kıyasla biraz daha karmaşık; içinde uyuduğumuz yatağım diyeceğim uyku tulumu, yer çekimsiz ortamda beni taşıması için gereken bir yataktan ziyade sadece beni olduğum yerde sabit tutacak bir cebe karşılık geliyor.
Bakan Kacır: Bir kez daha kolaylıklar diliyorum. Milletimizin uzun yıllar hayalini kurduğu bu misyonu inşallah büyük bir başarıyla icra edeceksiniz. Uzay bilimi aslında tarihte dünyaya öncülük ettiğimiz alanlardan biri aslında. Fergani, Ali Kuşçu, Uluğ Bey gibi astronomide çağlarına yön veren bilim insanları yetiştirmiş bir medeniyetin varisleriyiz. Bugün de Milli Teknoloji Hamlesi ile bilim ve teknolojide yeniden büyük bir yükselişe geçiyoruz.
Türk Bilim İnsanlarıyla birlikte gerçekleştirdiğiniz Uzay Bilim Misyonu, “Milli Teknoloji Hamlemiz” için de bir milat olacak. Yer çekimsiz ortamda bilim insanlarımızın hazırladığı önemli deneyleri gerçekleştiriyorsunuz ve bu bilimsel çalışmalar Türkiye olarak bu alanda varlığımızı güçlendirecek. Bu deneylerin geldiği aşamayı sizden dinlemek isteriz. Sonuçlarını heyecanla bekliyoruz.
Alper Gezeravcı: Uluslararası Uzay İstasyonu’na bağlanır bağlanmaz, öncelikle biyolojik ve biyoteknolojik deneylerimizin düzeneklerini hazırladık. Bitki ve yosun deneylerimizi başlattık. Halihazırda devam eden bu deneylerden sizlere kısaca bahsetmek isterim. İlk araştırmamız, mikro-yerçekimi ortamının bitkilerin büyüme, biçim ve genetiklerini nasıl etkilediğine yoğunlaşıyor. Ayrıca, CRISPR olarak kısalttığımız bir genetik düzenleme tekniği kullanarak, genlerinde değişiklik yapılmış bitkilerin, uzay ortamına adaptasyon yeteneklerini inceliyoruz. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, ekstrem ortamlara adapte olabilen daha dayanıklı bitkiler elde etmek için kullanılabilir.
Diğer deneyimizde ise, doğal yaşam destek sistemlerinde yosunların kullanımını araştırıyoruz. Çünkü özellikle uzun süreli insanlı uzay görevlerinde, dünyamızın kaynaklarına sürekli erişimimiz olmadan, kendi kendine yetecek şekilde yaşayabilmek çok önemli. Şu anda burada soluduğumuz hava geri dönüşüm sistemleri yoluyla temizleniyor ve tekrar kullanıyoruz. Aynı şey su için de geçerli, kullandığımız suyun çok büyük bir bölümü arıtılıp tekrar içme suyu haline getiriliyor. Buradaki görevim boyunca sırasıyla diğer deneylerimi de gerçekleştireceğim. Bu deneyleri başarıyla tamamlayıp topladığım tüm bilimsel verileri deneylerin hazırlık süreçlerini yürüten değerli bilim adamlarımıza teslim edeceğim.
Bakan Kacır: Bilim insanlarımızla yürüttüğünüz bu çalışmaların hepsi birbirinden önemli ve kıymetli. İnşallah sonraki uzay misyonlarımız için ilham kaynağı olacak, Türk bilim dünyasına ve küresel bilim literatürüne çok değerli katkılar sunacak. Bu misyonun bizim için diğer çok kıymetli yanı şüphesiz Türk gençleri ve çocukları için taşıdığı anlam. Biz, onların hayallerinden asla vazgeçmemeleri, mutlaka çok çalışarak kurdukları hayalleri gerçeğe dönüştürmenin çabası içinde olmalarını arzu ediyoruz. Türkiye, gençlerimizin ve çocuklarımızın parıltılı hayalleri ile yükselecek, geleceğe yürüyecek. Biz, bayrağında ay yıldızı taşıyan bir milletiz. İstiyoruz ki, milletimizin evlatlarının hayalleri, hedefleri, ufukları hep en yüksekte olsun. Göklerin sınırlarını aşsın. Sonsuzluğa uzansın. Burada bizimle birlikte olan genç kardeşlerimize, hayalleri sizinle birlikte gökyüzünün sınırlarını aşan, ufkun ötesine uzanan Türk gençleri ve Türk çocuklarına sizlerin de vereceği mesajları duymak isteriz.
Alper Gezeravcı: Ben Mersin’in Silifke ilçesinde bir köyde dünyaya geldim. Bugün kazandığım bütün kabiliyetleri devletime borçluyum. Devletimin sunduğu imkanlarla jet pilotu oldum. Gökyüzünde her uçuşumda milletime hizmet etmenin onurunu yaşadım. Ve şimdi yine devletimiz sayesinde insanlığın hayallerinin zirvesi sayılabilecek bir yerde, gökyüzünün sınırlarının ötesinde, Uzay İstasyonunda milletime hizmet etmenin gururunu yaşıyorum. Genç kardeşlerimize ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza şunu söylemek isterim; bilimde ve teknolojide yeni bir çağın kapılarını aralıyoruz. Ülkemiz için, insanlık için hep birlikte daha yapacak çok işimiz var.
TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal: Alper Bey, Uluslararası Uzay İstasyonundaki çalışmalarınız gelecek nesiller için çok kıymetli. Yanımda, önemli milli uzay projelerimizin ekip üyeleri de var. Türk Astronot ve Bilim Misyonu, IMECE, TURKSAT-6A ve AYAP gibi uzay alanındaki projelerimizde çalışan tüm ekiplerimize aktaracağınız mesaj olursa çok memnun oluruz.
Alper Gezeravcı: Milli Uzay Programımız, Türkiye’nin uzay alanındaki daha önceki çalışmaları kapsamında edinilen bilgi birikimi ve deneyim üzerine inşa edildi ve bunları bir çatı altında topladı. Bu birikimin en önemli unsurunu ise nitelikli insan kaynağımız oluşturuyor. Son derece de gurur duyuyoruz.
Türkiye olarak, Rasat, Göktürk-2 ve İmece uydularımızı milli imkanlarla üretmeyi başardık. Her zaman ilkler zordur. Ama bu projelerde kazanılan tecrübe sayesinde, bugün ilk yerli haberleşme uydumuzu olan Türksat-6A’yı üretebiliyoruz.
Bu elimde gördüğünüz kart, MİYOKA, ilerleyen günlerde gerçekleştirilmek üzere hazırlanan deneylerden bir tanesi. Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve ilk defa uzayda uygulanacak bir elektronik kart üretim teknolojisini test ediyor olacağız.
Biraz önce bahsettiğim uydularımızın kartları tasarlanıp üretilirken edinilen tecrübeler sayesinde geliştirilen bu özgün tekniğin, Milli Uzay Programında yer alan uzay projelerine ve özellikle de Ay Araştırma Projesine paha biçilmez katkılar sağlamasını umuyoruz.
İlk Ay Araştırma Projemizle dünyadan bugüne kadar hiç gitmediğimiz kadar uzağa giderek Aya ulaşacağız. Bu tecrübe de gelecek derin uzay görevlerinin yolunu açacak. Belki de bir sonraki görevimiz, Mars’a gönderilecek bir uydu, asteroide inecek bir uzay aracı ya da Jüpiter’in uydularını inceleyecek bir sonda olabilir.
Neden olmasın ki? Ne de olsa artık uydularımızda başarıyla çalışan kendi geliştirdiğimiz bir elektrikli itki sistemimiz var!
Bu milli teknolojilerin geliştirilmesi için gecesini gündüzüne katarak fedakârca çalışan herkese buradan selam ve saygılarımı gönderiyorum. Ellerinize sağlık.
TUA Başkanı Yusuf Kıraç: Milli Uzay Programımızda en önemli projelerden birini ekibimizin çalışmalarıyla buraya kadar getirdik. Bu vesile ile size ve arkanızdaki tüm ekibe çok teşekkür ederim. Allah’a emanet olun.
Alper Gezeravcı: Milli Uzay Programıyla devletimizin hedefleri arasına konulan, insanlı ilk uzay görevinin Türkiye Uzay Ajansımız tarafından desteklenmesi, ben ve tüm proje ekibimiz için büyük bir fırsat, ülkemiz için ise çok büyük bir kazanım oldu. Bu sebeple de buradan bir kez daha selamlarımı iletmek isterim. Sizi ve ajansımızı saygıyla selamlıyorum.
Bakan Kacır: Alper Bey, tarihimizde bir ilki yaşadığımız bu milli görevde, sizi milletimizin değerli bir evladı olarak, böylesine dinç, kararlı ve güçlü görmek bizi çok mutlu etti. Görevinizi başarı ile tamamlayıp, dünyaya ve Türkiye’mize sağ salim dönmenizi dört gözle bekliyoruz. Benim sizden küçük bir istirhamım olacak. Siz Türk çocukları ve gençleri için ve TEKNOFEST kuşağı için büyük bir ilham kaynağı oldunuz. TEKNOFEST kuşağına onların sevdikleri pozla, son bir selam vermenizi istirham ediyorum. En iyi dileklerimiz sizinle. Allah’a emanet olun.
Alper Gezeravcı: Türk milleti de burada benimle, bunu biliyor ve hissediyorum. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın olarak projenin her aşamasında verdiğiniz sınırsız desteğiniz için çok teşekkür ederim, dünyaya döndüğümde görüşmek üzere sizleri saygıyla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.