Türk İş Dünyası - 2008

DÜNYA

“Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir. Hepsinden önemlisi bu konu siyaset üstü, siyasi partiler üstü bir konudur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bölgemizin huzur ve esenliği için hükûmet olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son kabinemizden bu yana özellikle dış politikada gerçekten yoğun bir gündemi geride bıraktık.

Kuzey Afrika’daki en önemli ticari ortaklarımızdan Cezayir ziyaretimiz, enerji ve müteahhitlik sektörleri başta olmak üzere ekonomik ilişkilerimiz açısından oldukça başarılı geçti. Ziyaretimizi Cezayir’le aramızdaki konsey mekanizmasına stratejik boyut eklemek suretiyle adeta taçlandırdık. Cezayir, Filistin davasının önde gelen savunucuları arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı kardeşim Tebbun’la görüşmemizde iki kardeş ülke olarak Gazze’ye ve Filistin davasına güçlü desteğimizi teyit ettik.

Çevrimiçi olarak düzenlenen G-20 Liderler Zirvesinde küresel ekonomideki son gelişmeleri gözden geçirme imkânı bulduk.

Geçtiğimiz hafta yaptığımız grup toplantımızda hem ülkemizin güncel siyasetine dair konuları, hem de partimizin mahalli idareler seçimleriyle ilgili hazırlıklarını değerlendirdik. Yaklaşık beş yıldır tam anlamıyla bir Fetret Devri yaşanan muhalefetin yönetimindeki belediyeleri, inşallah merkezinde hizmet, eser ve yatırımın olduğu gerçek belediyecilikle yeniden buluşturacağız.

“TERÖRÜ KAYNAĞINDA YOK ETME STRATEJİMİZİ BAŞARIYLA UYGULUYORUZ”

Millî Güvenlik Kurulumuzun kasım ayı toplantısında terörle mücadeleden bölgemizdeki gelişmelere kadar pek çok konuyu ele aldık. Terörü kaynağında yok etme stratejimizi başarıyla uyguluyoruz. Suriye’nin kuzeyinde teröristlerden temizlediğimiz bölgelerde huzur ve güven iklimi hâkim. Tel Rıfat başta olmak üzere teröristlerin kümelendiği sınırımıza yakın alanları da inşallah eninde sonunda güvenli hâle getireceğiz.

Irak sahasında devam eden Pençe harekâtlarımızla bölücü terör örgütünü sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Havadan ve karadan gerçekleştirdiğimiz nokta operasyonlarımızla teröristlerin üzerindeki baskıyı sürekli artırıyoruz. Sınırlarımız içinde bölücü örgütü bitme noktasına getirdik. Bundan 40 sene önce milletimizin başına musallat edilen terör belasından Türkiye’yi tamamen kurtarmakta kararlıyız.

Buradan bir kez daha terör örgütü eliyle ülkemizi sıkıştırmaya çalışanlara sesleniyorum, Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Operasyonlarımız neticesinde bitkisel hayata giren bölü terör örgütünü canlandırma, yeniden palazlandırma çabalarının farkındayız. Kimin ne yaptığını, kimin kiminle iş tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Daha önce yaptığımız gibi, bir gece ansızın gelerek tüm bu senaryoları yırtıp atmaktan çekinmeyiz.

Bu vesileyle, sınırlarımız içinde ve dışında cansiperane bir şekilde görev yapan kahraman güvenlik güçlerimize Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, yarılarımıza acil şifalar diliyorum.

Türkiye’nin sınırlarında ve ötesinde yürüttüğü harekâtların stratejini hâlâ anlayamayanlara veya anladığı hâlde hazmedemeyenlere şu kelamıkibarı hatırlatmak isterim: ‘Kimi kuyu kazar her gelen içsin diye, kimi kuyu kazar her gelen düşsün diye’ Biz, ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için her geçen içsin diye barış, huzur, dostluk, kardeşlik, güven, refah kuyuları kazıyor, herkesin hizmetine sunuyoruz. Kendi akıllarınca bize, ama aslında ülkemize ve milletimize kuyu kazanları da kendi kibirleriyle, hasetleriyle, husumetleriyle, kirli hesaplarıyla baş başa bırakıyoruz.

“İKLİM KRİZİ, KONTROLSÜZ BÜYÜMENİN, AŞIRI TÜKETİM HIRSININ BİR SONUCUDUR”

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz. Akdeniz çanağında yer alan Türkiye, aynı coğrafyayı paylaştığı diğer ülkelerle birlikte iklim krizinin can yakıcı sonuçlarını en çok hisseden, bundan en çok mağdur olan devletlerin başında gelmektedir. İklim krizi gerçeğiyle ne kadar erken yüzleşirsek, ülkemize yansımalarını da o derece hızlı kontrol altına alabiliriz.

İklim değişikliğinden bahsederken burada şu noktanın asla gözden kaçırılmaması gerekiyor: Bugün sekiz milyar insanın hayatını etkileyen bu krizin asıl müsebbipleri, gelişmiş, zengin, müreffeh Batılı ülkelerdir. İklim krizi, kontrolsüz büyümenin, aşırı tüketim hırsının bir sonucudur. Tabiatı bir emanet olarak değil de sömürülmesi gereken bir meta olarak gören zihniyet, son iki asırda dünyamıza çok büyük zarar vermiştir. Bu zihniyette köklü bir değişim olmadan iklim krizinin önüne geçemeyiz; Türkiye olarak her platformda bu gerçeği dile getiriyoruz.

Bir başka hakikat, iklim değişikliğiyle mücadelenin yeni adaletsizliklere, yeni sömürü düzenine yol açmamasıdır. Dünyayı en çok kirleten ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede mali açıdan daha fazla yük almaları kaçınılmazdı. Biz, insanlığa ve gelecek nesillere karşı mesuliyetimizin bir gereği olarak iklim değişikliği meselesinde elimizi taşın altına koyuyoruz. Sera gazı emisyonunda tarihi sorumluluğumuz eser miktarda olmasına rağmen, insanlığın ortak geleceğine katkıda bulunmak adına kendi imkânlarımızla çok önemli adımlar atıyoruz. Bu çerçevede ilan ettiğimiz net sıfır emisyon hedefine 2023 yılında ulaşmayı öngörüyoruz.

Dubai’de düzenlenen Dünya İklim Eylemi Zirvesi’nde tüm bu konuları artısı ve eksisiyle çok net biçimde ifade ettik. Zirve’de ayrıca Gazze’de yaşanan insanlık dramını gündeme taşıdık.

“KOMŞULARIMIZDAN BAŞLAYARAK BÖLGE ÜLKELERİYLE İŞ BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Dün ve önceki gün gerçekleştirdiğimiz Doha ziyaretimiz ise, hem Katar’la ikili ilişkilerimiz, hem de Körfez İş Birliği Konseyi’yle münasebetlerimiz bakımından oldukça önemliydi.

2014 yılında kurduğumuz Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komitesi’nin 9. toplantısını başarıyla icra ettik. Komite toplantıları sırasında farklı alanlarda 12 belge imzaladık. Ziyaretimizin ikinci gününde Dönem Başkanı Katar’ın onur konuğu olarak Körfez İş Birliği Konseyi 44. Zirvesi’ne iştirak ettik. Konsey üyesi ülkelerle son 20 yılda 20 milyar dolardan fazla yükselişle 23 milyar dolara çıkarttığımız ticaret hacmimizi daha da artıracağız.

Yarın Yunanistan’a gidiyoruz, ardından 18 Aralık’ta Macaristan’a bir ziyaret gerçekleştireceğiz. Karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde komşularımızdan başlayarak bölge ülkeleriyle iş birliğimizi güçlendireceğiz.

Ülkemizin uluslararası platformlar ile ikili ilişkilerinde siyasi, diplomatik ve ekonomik alanda kat ettiği her mesafe, bizi Türkiye Yüzyılı’na bir adım daha yaklaştırmaktadır. Bu anlayışla, hem içeride hem de küresel düzeyde belirlediğimiz hedeflerimize doğru yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz. Hiçbir geçici sıkıntının, hiçbir sinsi çelmenin, hiçbir karanlık projenin bizi yolumuzdan alıkoymasına müsaade etmeyeceğiz. Hamdolsun, milletimiz bu hakikati görüyoruz.

İhtiyaç duyduğumuz her durumda bizim yanımızda yer alarak Türkiye Yüzyılı vizyonumuza omuz veren her bir vatandaşımıza şükranlarımı sunuyorum.

“ENFLASYONU KONTROL ALTINA ALIYORUZ”

Allah’ın izniyle insanımızı günlük hayatında sıkıntıya sokan meseleleri de birer birer çözüme kavuşturarak üstümüze serpilmeye çalışılan karamsarlık havasını darmadağın ediyoruz. En zoru geride kaldı, inşallah bundan sonra hep birlikte sürekli daha iyiye doğru gideceğiz. Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz. Hiçbir ekonomik mantıki ve ahlaki temeli olmayan fiyatlandırma davranışları, yerini rasyonel fiyatlamalara bırakmaya başladı. Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz.

Üretim, istihdam, ihracat ve büyüme tarafındaki olumlu tablo yeni rekorlarla sürüyor. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Böylece 13 çeyrektir süren kesintisiz büyüme trendimizi 14’e çıkardık. 2023’ün ilk 9 aylık döneminde ekonomimiz yüzde 4,6’lık büyüme kaydetti. Kaliteli ve sürdürülebilir büyüme hedefimizden en küçük bir sapma yoktur. Yılın ilk 11 ayındaki ihracatımız 234 milyar doları buldu. Son verilere göre, istihdam 32 milyona ulaştı, işsizlik oranı ise yüzde 9,2’lere geriledi.

Çalışan emeklilerimizde serzenişlere sebep olan sıkıntıyı da gideriyoruz. Meclisimizin onayından sonra ilk düzenlemeden istifade edemeyen 4 milyon 689 bin emeklimizin hesabına bir defaya mahsus beş bin liralarını suretle yatıracağız.

Aile ve Gençlik Fonu’nun kuruluşuyla ilgili yasal süreç tamamlandı. Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiğimiz ücretsiz internet ve indirimli teknoloji desteği sözümüzü tuttuk.

İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yönelik doğal gaz tüketim desteğini düzenli sosyal yardım programlarımıza dâhil ettik. Yıllık 900 ila 2500 lira arasında olan toplam 8 aylık ödeme miktarını 1500 ila 3500 liraya yükselttik. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza her ay aktardığımız kaynak tutarı da 450 milyon liradan 850 milyon liraya çıktı.

Daha 10 ay evvel yaşadığımız ve ülkemiz ekonomisine 104 milyar dolar ilave yük getiren deprem felaketine rağmen hiçbir insanımızı, 85 milyonun hiçbir ferdini ihmal etmiyoruz.

“YILBAŞINDA ÇALIŞANLARIMIZIN ÜCRETLERİNDE BİR ARTIŞ YAPILACAK”

Yılbaşında çalışanlarımızın ücretlerinde hem genel ekonomik dengeyi sarsmayacak, hem de onların kayıplarını telafi edecek bir artış yapılacak. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına 11 Aralık’ta başlanıyor. İşçilerimizin onayını alacak, işverenlerimizi de yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefiyle bu süreç yönetilecek.

Önümüzdeki yılı dengeleri yeniden sağlamlaştırma, bir sonraki yıldan itibaren olan dönemi ise atılım süreci olarak görüyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda bıkmadan, usanmadan, durmadan mücadele etmeyi, yürümeyi, adım-adım hedeflerimize ulaşmayı sürdüreceğiz. Yeter ki 85 milyon olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, huzurumuza, mücadele azmimize sıkı sahip çıkalım, aramızda fitne fesat sokulmasına izin vermeyelim, gerisi sadece sabır ve vakit işidir. İnşallah 2028’i siyasi, ekonomik, beşeri ve askerî bakımdan bölgesinin ve dünyanın sayılı güçleri arasına girmiş bir ülke olarak karşılayacağız.

“GAZZE HALKINA UYGULANAN ZULME KARŞI ÇIKMAK İÇİN SADECE İNSAN OLMAK YETERLİDİR”

Türkiye, dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur var ise, inancına, rengine, kimliğine bakmadan onun yanında olmayı ilke edinmiş bir devlettir. Bu bizim medeniyetimizden, tarihimizden, kültürümüzden, ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz bir haslettir. Gerektiğinde bedel ödeme pahasına şahit olduğumuz kötülükleri yapabiliyorsak, elimizle düzeltmenin, mümkün değilse dilimizle anlatmanın, ona da mani varsa kalbimizle buz etmenin gayreti içinde olduk. Bu da imanın en zayıf derecesidir. Sadece son 70 yılımıza baktığımızda dahi bu yaklaşımın pek çok örneğini görebiliyoruz. Kore’ye bu hissiyatla gidip kan döktük, can verdik. Kıbrıs’taki soydaşlarımızı kurtarmak için bu hassasiyetle Barış Harekâtı gerçekleştirdik. Irak’ta, Suriye’de, Ukrayna’da ve daha pek çok yerde başı dara düşen insanlara kapımızı bu anlayışla açtık. İslam dünyasından, Türk coğrafyalarından, Afrika’dan, Güney Asya’dan sayısız insana bu vizyonla sahip çıktık. Karabağ’ın işgaline, Türkistan’daki zulme, Keşmir ve Arakan’daki haksızlıklara bu düşünceyle rıza göstermedik. Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya gönül coğrafyamızın her köşesine hep bu şekilde baktık. Bugün aynı onurlu duruşu Gazze’ye yönelik barbarlık karşısında Filistin halkının yanında yer alarak sergiliyoruz.

Tevfik Fikret’in, ‘Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa, hakkın da görülmez kolu, dönmez yüzü vardır’ dizelerinde ifade ettiği gibi, bizim safımız yalnızca bükülmez kolu, dönmez yüzüyle hakkın yanı olabilir. Üstelik Gazze’de öldürülen binlerce çocuğun, kadının, yaşlının, masumun yanında yer almak için öyle çok derin, felsefi gerekçeler aramaya gerek de yoktur. Tolstoy’un ‘Bir insan acı duyuyorsa canlıdır, başkasının acısını duyuyorsa insandır’ sözünde işaret ettiği gibi, Gazze halkına uygulanan zulme karşı çıkmak için sadece insan olmak yeterlidir. İsrail, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Filistin coğrafyasında uyguladığı her zulmün hesabını elbette verecektir, bundan kaçış yok. Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum. Mülteci kamplarında uyguladığı katliamlar ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana işlediği savaş suçları, bu ülkeyi yönetenlerin yakın gelecekteki yargılanmalarında ayrı bir yere sahip olacaktır.

“İSRAİLLİ YÖNETİCİLER ER YA DA GEÇ İNSANLIK MAHKEMESİNDE YARGILANACAK”

Türkiye, kendisi gibi düşünen devletler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu meseleyi her platformda gündeme getirecek, takip edecek ve somut sonuçlara ulaşmasını sağlamak için sonuna kadar çalışacaktır. Evet, İsrailli yöneticiler er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettikleri cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Daha önemlisi, Netanyahu yönetimine bu cüreti veren, işlediği insanlık suçlarının üzerini örten Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaklardır. Şayet Amerika ve Avrupa ülkeleri İsrail’e sınırsız siyasi, askerî ve ekonomik destek vermemiş olsa, bu terör devletinin yöneticiler böylesine pervasız ve acımasız hareket edemezdi. Esasen Batının tarihi bu bakımdan oldukça karanlıktır, oldukça çirkindir, oldukça vahşi, gaddarlık örnekleriyle doludur. Biz bunların niyetini Bosna’dan, Makedonya’dan, Yunanistan ve Bulgaristan’dan, Çanakkale’den, Ermenistan’dan, Filistin’den, Irak’tan, Suriye’den, oralardaki vahşetlerinden ve sinsi oyunlarından biliriz. Dünyayı asırlardır Batı değerleri safsatasıyla oyalayanlar, sadece kendi güvenlik ve refahları dışında hiçbir değerleri olmadığını defalarca ispatlamışlardır. Esasen Batının ‘değerlerim’ diye sunduğu inanç, felsefe, hukuk ve bilim unsurlarının tamamı başka coğrafyalara ve toplumlara aittir. Batının inancı, Kudüs Nasıra, bu felsefe, Ege ve Batı Anadolu, hukuki itibariyle Akdeniz ve Roman, bilimi Endülüs ve doğu dünyası kökenlidir. Sadece barbarlık, gerçek anlamda Batıya ait bir vasıftır. Haçlı Seferlerinde 4 milyon, sömürgelerinde 50 milyon, birinci ve ikinci dünya savaşlarında 70 milyon insanı katleden Batı, hep bu vasfını sergiliyordu.

Gazze’deki vahşete ortak olan Batı, çalıp çırptığı tüm değerleri bir kenara bırakıp yine sadece mayasındaki barbarlık dürtüsüyle hareket etmektedir. İsrail’e en küçük bir söz söyletmeyip Gazze’de yapılanları dile getirenlerin üzerine hoyratça giden Batı yönetimleri, bireysel düzlemde insan olma, kurumsal düzlemde devlet olma özelliklerini kaybetmişlerdir. Aynı şekilde, Birleşmiş Milletler ve onun en önemli organı olan Güvenlik Konseyi gibi kurumlar da bu zulüm karşısında sergiledikleri acizlikle insanlığın ortak çatısı olma hürriyetlerinden iyice uzaklaşmışlardır. Genel Sekreter Sayın Guterres’in samimi çabaları, Güvenlik Konseyi’nin kimi daimi üyeleri tarafından engellenmiştir. Biz yıllardır ‘dünya beşten büyüktür’ diye haykırırken işte bu gerçeklere işaret, bu haksızlıklara isyan ediyorduk. Buradan açıkça söylüyorum; Batının etekleri altına saklanan İsrail yönetimi, zulmünü ne kadar tırmandırırsa sonuçta ödeyeceği bedeller de o kadar ağır olacaktır. Masum çocukları, kadınları, yaşlıları, silahsız ve çaresiz insanları dünyanın en modern savaş araçlarıyla öldürmek, sadece İsrail yöneticileri gibi korkaklara mahsus bir zavallılıktır. Gazze’deki bir avuç sivil karşısında yüreği de, bacağı da titreyen İsrail’in gerçek bir orduyla, gerçek bir güçle karşı karşıya geldiğinde paramparça olacağı muhakkaktır. İsrail yönetiminin böyle bir acı akıbete gerek kalmadan bir an önce aklını başına toplamasını ümit ediyoruz. Bölgeye huzur gelmesinin tek yolunun 1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün Başkenti olduğu coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kuruluşundan geçtiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

“GÜVENLİ ŞEHİRLER İÇİN TEK ÇARE KENTSEL DÖNÜŞÜMDÜR”

Geçtiğimiz günlerde Marmara Bölgesinde yaşanan 5,1 büyüklüğündeki nispeten hafif sarsıntı, bizlere deprem ülkesi olduğumuz gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Bilindiği gibi Türkiye, Alpler’den Himalaya’lara uzanan kuşak içerisinde en fazla deprem riski taşıyan beşinci ülkedir. Topraklarımızın yüzde 66’sı, nüfusumuzun yüzde 71’i deprem açısından riskli alanlarda yer alıyor. Ülkemizde son bir asırda altı ve üzeri büyüklükte 231 deprem meydana geldi. Bu afetlerde 130 binden fazla canımızı toprağa verdik. Son olarak 6 Şubat depremlerinde 50 binden fazla insanımız yıkıntıların altında kalarak hayatını kaybetti. Rabbim, deprem şehitlerimize rahmet eylesin. Onları cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum.

Bu coğrafyada yaşamak demek, deprem gerçeğiyle yüzleşmek, karşımızdaki tehlikeyi kabullenmek ve ona göre hareket etmek demektir. Önümüzdeki tablonun bize gösterdiği tek çözüm yolu, depreme dayanıklı binalar yapmaktır, yani kentsel dönüşüm dediğimiz bu adımı atmak ve bu adımı attık. Maalesef ülkemiz uzunca bir süre bu toprakların hakkını vermek yerine, hakkına giren bir anlayışla yönetildiği için diğer pek çok husus gibi deprem tehlikesi de göz ardı edilmiştir. Büyük yıkıma yol açan 1999 felaketi, bu meselenin yeniden ve güçlü bir şekilde gündeme gelmesine, standartların yeniden belirlenmesine vesile oldu. Biz de bu süreci daha ileriye taşıyarak 2012 yılında tarihimizde ilk defa kentsel dönüşüm yasasını çıkarttık. Yapı Denetim Kanunu başta olmak üzere konuyla ilgili mevzuatı güncelledik, geliştirdik. Kentsel dönüşüm yasasının çıktığı tarihten bugüne kadar hayata geçen projelerde Türkiye genelinde 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Hâlihazırda ülke genelinde yaklaşık 400 bin bağımsız bölümün dönüşüm süreci devam ediyor. Türkiye’de yaklaşık 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluşan 36 milyon bağımsız bölüm var. Bunların 6 milyonu deprem riski altındadır. Üstelik bunların yaklaşık yarısının da acilen dönüşmesi gerekiyor. Dolayısıyla, güvenli şehirler için tek çare kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunun en son ve somut örneği 6 Şubat depremleridir. Bu hakikati görmezden gelmek, ertelemek, siyasi çıkarlar için istismarına yeltenmek çok açık ve net söylüyorum, ülkemize ihanet etmek demektir. Kentsel dönüşüm konusu Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir. Hepsinden önemlisi bu konu siyaset üstü, siyasi partiler üstü bir konudur.^

“TOKİ VASITASIYLA 1,3 MİLYON KONUTU HAK SAHİPLERİNE TESLİM ETTİK”

Hazreti Mevlana, ‘akıl sonradan ah çekmek için değil, düşünüp tedbir almak içindir’ der. İnancımızda da tedbir tevekkülden önce gelir. Hükûmet olarak kentsel dönüşüm konusuna ilk günden beri hep bu zaviyeden baktık. Vatandaşlarımızı gecekondu denilen sağlıksız yapılarla birlikte depreme dayanaksız yüksek katlı binalardan da kurtararak onları modern, güvenilir, dayanıklı yuvalara kavuşturmayı hedefledik. Zemin artı üç olsun, zemin artı dört olsun, bilemediniz zemin artı beş olsun dedik. Ve o günden bugüne inşaatlarımızı bu şekilde yapıyoruz. TOKİ Başkanlığımız bu sürecin öncüsü olarak gerçekten kritik bir rol üstlendi. Maruz kaldığı onca haksız, insafsız eleştirilere rağmen TOKİ vasıtasıyla şimdiye kadar 1,3 milyon konutu tamamladık, hak sahiplerine teslim ettik. Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki attığımız her adımda tamamen ideolojik saiklerle hareket eden bir kesimi karşımızda bulduk. Akla hayale gelmedik bahanelerle ve hatta iftiraya varan kampanyalarla projelerimize sürekli takoz oldular. Ne kendileri bir iş yaptılar ne de bizim bu meseleyi çözmemizi istediler. Kanundaki boşlukları kullanarak yalan ve yanlış bilgilerle insanımızın aklını bulandırarak kentsel dönüşüm projelerimizi sabote ettiler. Maalesef bunun acısını depremin yıktığı birçok şehrimizde yaşadık. Vatandaşlarımızın canları ve mallarıyla bir daha böyle bedeller ödememesi için kentsel dönüşüm çalışmalarımızı bir üst seviyeye çıkarma kararı aldık. Bu amaçla geçtiğimiz Eylül ayında çok geniş bir katılımla Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Şûrası düzenledik. Şûrada ortaya çıkan teklifler Şûranın en güzel neticesi de oydu, diğer çalışmalar ışığında yeni bir kentsel dönüşüm yasası hazırladık. Kanun teklifimiz geçtiğimiz aybaşında Meclisimizden onay aldı ve yürürlüğe girdi.

Yeni kentsel dönüşüm mevzuatının yürürlüğe girmesiyle birlikte muhalefet ve malum çevreler daha önce yaptıkları gibi hemen tezvirata başladı. Vatandaşın malına el konulacak, bu iftiradan başlayarak rantsal dönüşüm bühtanına kadar sayısız yalanı tedavüle soktular. Oysa kanunda ne böyle bir ifade var, ne de böyle bir durum söz konusu değildi. Düzenlemenin tek bir gayesi vardır o da kentsel dönüşüm sürecindeki engelleri ortadan kaldırmak ve dönüşüm sürecini hızlandırmaktır.

“BİNALARIN KENTSEL DÖNÜŞÜME DÂHİL EDİLMESİ SALT ÇOĞUNLUĞA BAĞLANDI”

Yeni kanunla kentsel dönüşüm konusunda yapılan değişiklikler şunlardır: Daha önce çok daha yüksek çoğunluk gerektiren çok sayıda bağımsız birime sahip binaların kentsel dönüşüme dâhil edilmesi salt çoğunluğa bağlandı. Yani bir binada oturanların yüzde 50’sinden 1 fazlası onay verdiği zaman kentsel dönüşüm ve inşaat ruhsatı alınabilmesi mümkün hâle getirildi. İmar planlarının ilan-askı ve itiraz süreçleri kısaltıldı. Tebligatların yapıların kapısına asılabilmesi, elektronik devlet üzerinden bildirilebilmesi ve muhtarlıklarda ilan edilebilmesiyle süreç hızlandırıldı.

Deprem riskinin en çok hissedildiği yerlerin başında gelen İstanbul’daki kentsel dönüşüm projeleri için yarısı bizden kampanyasının uygulanabilmesi amacıyla yasaya mali yardım hükmü de eklendi. Diğer şehirlerimizin her biri için de oranın şartlarına, ihtiyaçlarına, beklentilerine uygun özgün modeller geliştirilmesine imkân tanındı. Anlaşmazlıkların çözümü için arabuluculuk sisteminin devreye alınmasından, ihtisas mahkemelerine kadar çeşitli mekanizmalar getirildi. Dönüşüm alanlarında imar planlarının yeni kurulan Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca onaylanması zorunluluğu getirilerek istismarların ve gecikmelerin önüne geçilmesi hedeflendi. Hak sahibinin borcunu ödeyememesi hâlinde dönüşen konut borcu nispetinde Hazine’ye teshil edilmesi ve yine hak sahibine ömür boyu ücretsiz tahsisine imkân verildi.

Yerleşime uygun olmayan bütün bu alanların riskli alan olarak belirlenmesi ve bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmemesi temin edildi. Kentsel dönüşüm projelerine kamu desteği için kaynak sağlayacak yöntemler geliştirildi. Yapılan tüm bu düzenlemelerin amacı kentsel dönüşümü hızlandırarak milletin ve şehirlerimizin can ve mal güvenliğini sağlamaktır.

Küçük çıkar kavgalarıyla veya kaygılarıyla kentsel dönüşüm projelerinin geciktirilmesinin önüne geçilebilmesi ancak bu şekilde mümkündür. Yeni kanunla getirilen düzenlemelerde herhangi bir rant sağlama amacı veya hak sahiplerinin başka bir bölgeye gönderilmesi söz konusu değildir. Kim bunun aksini iddia ediyorsa, müfteridir, yalancıdır, bu milletin iyiliğini istemiyor demektir.

“2024 YILI BÜTÇEMİZDE DEPREMZEDE ŞEHİRLERİMİZİN YENİDEN İNŞASINA 1 TRİLYON LİRA KAYNAK AYIRDIK”

Dönüşüm çalışmalarında Pazartesi günü 5.1 büyüklüğünde bir depremle sarsılan Marmara Bölgemize daha fazla özel önem vermemiz elbette sebepsiz değildir. Süreci diğer şehirlerimizde yönetmek ve hızlandırmak nispeten daha kolaydır. Ancak, İstanbul’un da içinde yer aldığı Marmara Bölgemizde yaşanacak bir felaketin, Allah korusun, tüm Türkiye’ye ağır maliyeti olacaktır; bu gerçek karşımızdayken başka türlü hareket edemeyiz. Amacımız, İstanbul’da her yıl 350 bin konut inşa ederek 5 yıl içinde acil dönüşüm gerektiren tüm binaları yenilemektir.

Tabi bu arada 6 Şubat depremlerinde yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmaya yönelik çalışmalarımızda en küçük bir aksaklığa, en küçük bir ihmale izin vermiyoruz, vermeyeceğiz. İnşasına başlanan 250 bin bağımsız bölümden 46 binini yılbaşından önce hak sahiplerine teslim edeceğiz, takip eden aylarda da biten konutların teslimini sürdüreceğiz.

Vatandaşlarımızdan gelen taleplere, bütün bunlara kulak vererek yerinde dönüşümü kolaylaştıracak hibe ve kredi desteklerini içeren yeni modelleri de devreye aldık. Yerinde dönüşüm projelerine başvuru sayısı 247 bini buldu. Sadece bölgedeki altyapı çalışmaları için 40 milyar liralık kaynağı ilgili kurumlarımızın kullanımına tahsis ettik. 2024 yılı bütçemizde depremzede şehirlerimizin yeniden inşasına 1 trilyon lira kaynak ayırdık. Deprem bölgesindeki şehirlerimizde sadece konut yapmakla kalmıyor, bu şehirlere kimliğini veren ticari alanları ve kültürel yapıları da yeniden ayağa kaldırıyoruz.

Ayrıca, bu şehirlerimizin meydanlarını, kent merkezlerini ve önemli ana caddelerini yine Hükûmet olarak biz yapıyoruz.

“81 VİLAYETİMİZİN TAMAMINDA PROJELERİMİZ DEVAM EDİYOR”

Aynı şekilde depremde zarar gören yollar ve ulaştırma yatırımlarıyla ilgili sorunları da yine biz giderdik, biz gideriyoruz. Deprem bölgesinde şu an yapım süreci devam eden yeni yolların toplam uzunluğu 180 kilometreyi buluyor. Deprem şehirlerimiz başta olmak üzere 81 vilayetimizin tamamındaki yol, otoyol, köprü, tünel, viyadük ve metro projelerimiz de devam ediyor.

Hava ve demir yolu ulaşımında açılışa hazır devasa yatırımlarımız var. Önümüzdeki dönemde yapımı tamamlanan ulaştırma projelerimizin resmî açılışlarını peyderpey inşallah yapmaya devam edeceğiz.

Hiç kimsenin ülkemizi depreme hazırlamadaki en önemli aracımız olan kentsel dönüşüm projelerini dinamitlemesine, yavaşlatmasına, sulandırmasına izin vermeyeceğiz.

Milletimizin de siyasi istismarcılara kulak asmayacağına inanıyorum. Bu konuda bize destek veren herkese şükranlarımı özellikle sunuyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’ye dost olan kazanacak husumet besleyen ise kaybedecektir.

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.

“ÜLKEMİZİ ÇEVRELEMEYE DÖNÜK HASMANE ADIMLARI TRİBÜNDEN SEYRETMEYİZ”

Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.

Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.

“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”

Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.

28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.

Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.

“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”

Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.

Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.

“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”

Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.

Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.

Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.

“İSTANBUL’DAKİ RİSKLİ YAPILARIN DÖNÜŞÜMÜNÜ HIZLANDIRIYORUZ”

Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.

Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.

Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”

GENÇ GAZETECİLER TÜRKİYE

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde toplandı.

OKUMAYA DEVAM ET

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı

Genç Gazeteciler

Haber Burada

Tarih

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.

Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.

“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”

Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”

“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”

Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”

“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.

Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.

Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.

GENÇ GAZETECİLER İSTANBUL

OKUMAYA DEVAM ET

Her Şey ‘Güçlü Türkiye’ İçin

FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

Her Şey ‘Güçlü Türkiye’ İçin

GÜÇLÜ TÜRKİYE

Her Şey ‘Güçlü Türkiye’ İçin

GENÇ GAZETECİLER | TÜRKİYE

YENİ NESİL MEDYA | TÜRKİYE

Her Şey Güçlü Bir Türkiye İçin | Genç Gazeteciler

Her Şey Güçlü Bir Türkiye İçin | Genç Gazeteciler

TAKVİM

Aralık 2023
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

TOGG | Türkiye’nin Otomobili

TANAP Avrupa Bağlantısı Açılış Töreni #TANAPtamam

GENÇ GAZETECİLER BURADA

GÜÇLÜ TÜRKİYE

TÜRK AKIM PROJESİ AÇILIŞ TÖRENİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale 1915 Köprüsü Kule Tamamlama Töreni

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih sondaj gemisini #MilliEnerjideYeniMüjde

ENERJİ PETROL MEDYA GRUP – YENİ NESİL MEDYA | TÜRKİYE

DÜNYA10 saat önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’ye dost olan kazanacak husumet besleyen ise kaybedecektir.

DÜNYA10 saat önce

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

DÜNYA3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı

DÜNYA6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya geldi

DÜNYA6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov ile bir araya geldi

DÜNYA6 gün önce

“Şanghay İşbirliği Teşkilatı, çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biridir”

DÜNYA7 gün önce

Emine Erdoğan, Kırgızistan’da lider eşleriyle bir araya geldi

DÜNYA7 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile bir araya geldi

DÜNYA7 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Göçebe Oyunları açılış törenine katıldı

DÜNYA7 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kırgızistan’da

DÜNYA1 hafta önce

“Biz tarihiyle, zaferleriyle, mücadelesiyle büyük bir milletiz”

DÜNYA1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle tebrikleri kabul etti

DÜNYA1 hafta önce

30 Ağustos Zafer Bayramı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir’de düzenlenen törene katıldı

DÜNYA1 hafta önce

“Türkiye, her alanda yazdığı başarı hikâyeleriyle hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemektedir”

DÜNYA2 hafta önce

“Bu coğrafyada güçlü, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur”

DÜNYA2 hafta önce

“Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında yeni bir dönemin kapıları açılacak”

DÜNYA3 hafta önce

“Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye’ye tarihinin en büyük yatırımlarını kazandırdık”

DÜNYA4 hafta önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | planlayarak kumpas kurmak | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

DÜNYA4 hafta önce

“Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğin temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır”

DÜNYA4 hafta önce

Filistin Devlet Başkanı Abbas Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA4 hafta önce

“Avusturya ile ticaret hacmini 5 milyar dolara ulaştıracağız”

DÜNYA4 hafta önce

Avusturya Şansölyesi Stocker Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA1 ay önce

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı

DÜNYA1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştü

DÜNYA1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra kararlarını imzaladı

DÜNYA1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra üyeleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti

ADALET1 ay önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | Milletin Malına Mülküne çökmek | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

DÜNYA1 ay önce

“Orta Doğu’da hedeflediğimiz istikrar, barış ve iş birliği ortamından en fazla faydayı görecek ülkelerin başında Lübnan yer alıyor”

DÜNYA1 ay önce

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

DÜNYA1 ay önce

“Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır”

DÜNYA1 ay önce

“Bölgemizin kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz”

DÜNYA1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’ resmî törenle karşıladı.

DÜNYA1 ay önce

“Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz”

ADALET1 ay önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | “Her türlü yalanı üretmek” Yalancılıkta sınır tanımazlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

ADALET1 ay önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | “Toplumun huzurunu ve Düzenini bozmak” | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

DÜNYA2 ay önce

MAVİ VATAN’DA TÜRKİYE’NİN DENİZ HÂKİMİYETİNİ GÜÇLENDİRECEK SİSTEM HİZMETE AÇILDI

ADALET2 ay önce

Fetö’cülerin en çok sevdiği iş kolları | “Her türlü film çevirmek” | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor ?

ADALET2 ay önce

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

DÜNYA2 ay önce

“Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

DÜNYA7 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mesajı

DÜNYA7 yıl önce

Metin Aslım : İş ve Cemiyet Hayatının Sevilen Siması

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Hüseyin ÇEŞMECİOĞLU :

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Emel USLU ATİK ;

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Nuray ÖZÇELİK;

İYİ Kİ VARSIN6 yıl önce

İyi ki varsın Nurten ÖZTÜRK

GÜNCEL6 yıl önce

Sektöre Yön Verenler Berfu GÜVEN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Aysu YAVUZ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın ZEHRA KARAKAŞ BEGEN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Beril ÇAVUŞOĞLU

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Nalan Gazezoğlu

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın AYSUN ŞAHANOĞLU KABA ;

DÜNYA5 yıl önce

İyi ki varsın Prof. Dr. Başak SOLMAZ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Gül ALCANSOY;

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Hüseyin ÇALIŞKAN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Hande ORTAY

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Nazlıhan ALKAN

DÜNYA4 yıl önce

Ankara-Yerköy-Kayseri Hızlı Tren Hattı temeli atıldı

DÜNYA6 yıl önce

Sektöre Yön verenler ; Eda DEMİRHAN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Yusuf Burak ASLANPINAR;

DÜNYA4 yıl önce

İyi ki varsın Özgür AKIN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Sadık KUTANOĞLU

DÜNYA3 yıl önce

İyi ki varsın, Haşim İzol

ENERJİ5 yıl önce

İyi ki Varsın Mehmet Gültekin

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Doç. Dr. Esin Yalçınkaya

DÜNYA4 yıl önce

İyi ki Varsın Sibel Kılıçarslan Metin

DÜNYA4 yıl önce

İyi ki varsın Ebru Milat Sezgin

DÜNYA4 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Michel ile görüştü

DÜNYA6 yıl önce

Sektöre Yön Verenler Nurullah DOĞAN

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Süleyman YAĞCIOĞLU

İYİ Kİ VARSIN6 yıl önce

İyi ki varsın Semra Aman Akyürek

ENERJİ6 yıl önce

Tekfen Holding “Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu” ödülünü üçüncü kez aldı!

DÜNYA5 yıl önce

İyi ki varsın Şule DAYANGAÇ

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Sibel Şeref KANCAOĞLU ;

DÜNYA5 yıl önce

Ahmet Erdem Kimdir?

DÜNYA6 yıl önce

İyi ki varsın Semra İĞTAÇ

GÜNCEL6 yıl önce

Başarımız, Başarınız olacak HANTEK KALIP

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu ,
MAVİ YOLCULUK7 yıl önce

TEKNE KİRALAMA | İZMİR ÇEŞME ALAÇATI

DÜNYA6 yıl önce

Sektöre Yön Verenler Esra KANDEMİR

DÜNYA6 yıl önce

Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su belli oldu

YENİ NESİL MEDYA | TÜRKİYE

GÜÇLÜ TÜRKİYE
GÜÇLÜ TÜRKİYE

GENÇ GAZETECİLER | TÜRKİYE

GENÇ İŞ DÜNYASI

seers cmp badge