Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman’da K2B Konteyner Kent ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Önceliğimiz, depremin izlerini bir an önce silerek şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin ardından Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi karşısında kurulan K2B Konteyner Kenti’ni ziyaret etti.
Buradaki konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri aşkla, sevgiyle, kadirşinaslıkla bağrına basan Adıyamanlı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Öncelikle her birinize 14 Mayıs seçimlerinde şahsıma ve Cumhur İttifakı’na verdiğiniz güçlü destek için teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanlığında yüzde 66’yı geçen oy oranıyla Adıyaman, tercihini bizden yana kullandı. Mecliste de Adıyaman’ın tercihi yine Cumhur İttifakı’ndan yana oldu. Rabbim hepinizden razı olsun diyorum. Rabbim muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum” ifadelerini kullandı.
“BİZİMLE 85 MİLYON ARASINDA NİCE BAĞLAR VAR”
Adıyaman’ı hiçbir hesap gütmeden, karşılıksız sevdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İnşallah 28 Mayıs zaferinden sonra Kahta’ya da Sincik’e de söz. Biz, bu yüreği yaralı şehrin güzel insanlarını samimiyetle seviyoruz. Şimdi sordum, ‘Resmî rakamı alın alanda ne kadar katılım var?’ Dediler ki 40 bin… Aramıza kimsenin, hiçbir engelin girmesine de müsaade etmiyoruz. Merhum Neşet Ertaş ne diyordu, ‘Dost elinden gel olmazsa varılmaz, rızasız bahçenin gülü derilmez. Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez, gönülden gönüle gider yar, oy yol gizli gizli.’ İşte bizim de Adıyaman ile aramızda kalpten kalbe giden bir yol var. Bizimle 85 milyon arasında nice bağlar, nice kanallar var. Kem gözler, bunu hiçbir zaman göremediler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Millete tepeden bakanlar, bunu hiçbir zaman anlayamadılar. 50 bin deprem şehidimiz var. 50 bin deprem şehidimize bay bay Kemal’in takımı nasıl baktı? Bütün deprem bölgesiyle ilgili, ‘Bundan sonra size bir şey yok.’ Bu ifade kullanılır mı, nasıl bunu söylersin? Siz olsanız da olmasınız da bay bay Kemal, evelallah devletimiz kardeşlerinin yanındadır. AFAD’ı ile Kızılay’ı ile bütün imkânlarıyla yanındadır ve bundan sonra da yanında olacaktır. Şu anda konteyner kentlerin olduğu bölgede hamdolsun ciddi sayıda bir yaşam var.”
Siyasi tercihinden dolayı depremzedeleri linç eden, aşağılayanların bu durumu hiçbir zaman kavrayamadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim şu aşkımızın, şu sevdamızın sırrına asla eremediler. CHP zihniyetinin temsilcileri, sorunu, sıkıntıyı kendilerinde aramak yerine her seferinde insanımızı suçladılar. Milletle irtibatlarını güçlendirmek yerine, ‘makarnacı, kömürcü, gerici, yobaz, takunyalı, bidon kafalı’ diyerek insanımızı tahkir ettiler. ‘Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi?’ diyerek içlerindeki kibri ortaya döktüler. Meydanları hınca hınç dolduran milyonların sırrına ermeye çalışmak yerine ‘Bindirilmiş kıtalar’ diyerek bu insanları aşağılamayı tercih ettiler. Çok partili demokrasiye geçtiğimiz 14 Mayıs 1950’den beri bu kötü huylarından maalesef vazgeçmediler” diye konuştu.
“MİLLETİN DESTEĞİNİ HAK EDECEKSİN”
Benzer yaftalamaların bugün de devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Sandıkta tecelli eden iradeyi kabullenmek yerine insanlarımıza ‘cahil’ diyorlar, ‘Yeterince gelişmemiş’ diyorlar, ‘Oylarını sattılar’ iftirası atıyorlar. Hatta gazete manşetlerinden küstah bir şekilde ‘Milletin karnı TOGGmuş’ diyorlar. Anladınız değil mi? Her türlü hakareti ediyorlar, her türlü densizliği, edepsizliği sergiliyorlar ama bir kez olsun ‘Biz nerede yanlış yaptık’ sorusunu sormuyorlar. Şöyle aynanın karşısına geçip, kendilerini hesaba çekmiyorlar. Pazar günüyle beraber 16’ncı ve 17’nci seçimlerini de kaybettiler. Milletten bu kadar şamar yediler, fakat her defasında hiçbir şey olmamış gibi pişkince hayatlarına devam ettiler. Hatalarından dolayı çıkıp milletimizden özür dilemediler, samimi bir öz eleştiri vermediler, kendilerini düzeltme yoluna asla gitmediler. Milletin gönlünü kazanmak yerine hâlen tehdit diline sarılarak, korkutma siyaseti yaparak insanımızın oyunu alabileceklerini düşünüyorlar.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının zihniyetinin 73 yıldır hiç değişmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi: “Bunu 14 Mayıs seçimlerinden sonraki tavırlarıyla bir kez daha ispatladılar. Hâlbuki Mevlana Hazretleri ne diyor, ‘Eğer bir insanda ayıp görürsen, o ayıp sendedir. Halbuki sen onda görürsün, alem ayna gibidir, kendi nakşını onda görürsün.’ Bunların da Adıyaman’a, deprem bölgesine, başka şehirlere göç eden depremzedelerimize baktıkça gördükleri, kendi yansımalarıdır. ‘Cahil’ kendileridir. ‘Menfaatçi’ kendileridir. ‘Oy yoksa hizmet yok’ diyen kendileridir. Vatandaşlarımızı ayrıştıran kendileridir. İnsanlarımızı kutuplaştıran kendileridir. Mahalle baskısıyla gençlerimizi yıldıran kendileridir. Sırf destek vermediği için sanatçısından depremzedesine herkese her türlü kötülüğü yapan kendileridir. Milletimiz bunları kaç defa sandığa gömerse gömsün, bu kibirli ve kaba tavırlarından asla vazgeçmiyorlar. İstiyorlar ki bunlar ne yaparsa yapsın, insanlar gelip önlerinde diz çöksün. İstiyorlar ki bunlar kimi aday gösterirse, millet gidip ‘tıpış tıpış’ oy versin. Yok, öyle yağma.”
Siyasetçinin, milletin hizmetkârı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin hiçbir insanı, hiçbir partiye, hiçbir genel başkana, hiçbir adaya, sırf karşı tarafın egosu tatmin olsun diye oy vermez, destek vermez. Milletin desteğini hak edeceksin. Bunun için çalışacaksın, eser ortaya koyacaksın, hizmet edeceksin. Bunun için insanlara umut ve güven aşılayacaksın. Bunun için herkesin kendini huzur içinde hissettiği bir iklim oluşturacaksın. Bunların hiçbirini yapmadan sandıktan çıkmayı beklemek, ekmeden biçmeyi, üretmeden kazanmayı, emek vermeden sonuç almayı beklemek gibidir. Elbette böyle davranabilirsin, ama kaç defa denersen dene sonuç alamazsın. CHP Genel Başkanının durumu da buna benzemiyor mu?” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun hep aynı şeyleri yaparak her defasında farklı sonuç beklediğini, kendilerinin ise milletin derdine derman olmanın yollarını aradığını, ülkeye eser kazandırmanın mücadelesini verdiklerini, güvenli bir gelecek kurmanın çabası içinde olduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önce de söyledim, bugün de altını çizerek ifade etmek istiyorum. Milletimiz bizi bir faninin görebileceği her türlü makama getirdi. Şu saatten sonra bizim, ferdi olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimize daha büyük eser ve hizmetler kazandırmaktan başka ne gayemiz olabilir?” diye sordu.
“VERDİĞİMİZ SÖZLERİ YERİNE GETİRENE KADAR GECE GÜNDÜZ ÇALIŞACAĞIZ”
Birinci önceliklerinin depremin izlerini bir an önce silerek şehirleri yeniden ayağa kaldırmak olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremden hemen sonra Adıyaman’a gelip acıları paylaştıklarını, ramazanda da ziyaret ettikleri kent üzerinden seçim kampanyası döneminde de gözlerini ayırmadıklarını dile getirdi.
Depremin yaşandığı illerde görevlendirdikleri bakanların ve milletvekillerinin yanı sıra belediye başkanları ile mülki idare amirlerinin de sahayı hiç boş bırakmadığını, vatandaşların sorunlarıyla ilgilendiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin ve milletin tüm imkânlarının depremzedeler için seferber edildiğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk günlerdeki bazı eksikler hızla giderilerek yaraları sarmaya, Adıyaman’ı ayağa kaldırmaya başladıklarını, tüm kayıpları telafi etmekte kararlı olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi, yıkılanın yerine daha iyisini, daha dayanıklısını yapacaklarını, evi ve düzeni bozulanları mutlaka yuvalarına kavuşturacaklarını kaydetti.
Verdikleri sözleri yerine getirene kadar durmadan, dinlenmeden, gece gündüz çalışacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedefimiz, 319 bini bir yıl içinde olmak üzere 650 bin yeni konut inşa ederek deprem bölgesini eskisinden daha sağlam, daha planlı, daha güzel bir yer hâline getirmektir. Bölgenin dört bir yanında temeller atıldı, inşaatlar yükselmeye başladı” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman’daki kalıcı deprem konutlarına ilişkin videoyu, alana kurulan dev ekranlardan vatandaşlara izleterek “Konutlar nasıl?” diye sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte kalbi depremzedelerle atmak böyle olur. İnşallah, evi kullanılamaz hâle gelen son vatandaşımızı da yeni yuvasına kavuşturana kadar aralıksız çalışacağız. Amacımız ekim-kasım gibi kalıcı konutların teslimine başlamaktır” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde köy evlerinin inşasının da hızla sürdüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı’nda ilk köy evlerinin teslimini yaptıklarını anımsattı.
“GEÇİCİ OLARAK DİĞER ŞEHİRLERE GİDEN KARDEŞLERİMİZİ DE YALNIZ BIRAKMIYORUZ”
Deprem bölgesi genelinde, 905 bini aşkın çadır ve 112 bini aşkın konteyner kurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu geçici barınma merkezleri yanında, 13 bine yakın iş yerimizi de faaliyete geçirdik. Böylece, şehirlerimizdeki barınma sorununa çözüm üretirken ticari hayatın yeniden canlanmasını temin ettik. Geçici olarak diğer şehirlere giden kardeşlerimizi de yalnız bırakmıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun önceliklerinin en başında deprem mağduru şehirlerimizin ayağa kaldırılması hedefi vardır. Bu hedefe ulaşana kadar hiç durmadan çalışacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir seçimini daha demokrasi şöleni havasında tamamladığını belirterek şöyle konuştu: “Buna rağmen 14 Mayıs seçimlerinde hezimete uğrayan, 28 Mayıs’tan da umudunu kesen CHP Genel Başkanı’nın giderek daha zehirli, daha çirkin bir dil kullandığını görüyoruz. Yaptığı pervasız ve buram buram nefret söylemi kokan açıklamalarıyla her gün toplumumuzun bir kesimini düşmanlaştırıyor. Koltuğunu kaybetmemek için milletin sinir uçlarıyla oynamak dahil tüm yollara başvuruyor. Daha düne kadar önüne gelene kalp yapmaktan parmakları neredeyse nasır bağlamıştı. Bugün ise aynı eliyle masa yumruklamaktan neredeyse bileği kırılacak. Seçim öncesinde taktığı demokrat maskesi 15 Mayıs sabahı düşünce altından tek parti CHP’si zihniyetinin karanlık ve çirkin yüzü çıktı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Adıyaman bu yüzü çok iyi tanır. Helalleşme, kucaklaşma, barış ve özgürlük söylemleri yerini sadece bir günde faşizmin en pespaye hâline bıraktı. ‘Yeni’ diye millete pazarladıkları CHP’nin, vesayet ve darbe gölgesinde yürüyen CHP’den hiçbir farkı olmadığı görüldü. ‘Demokrat’ diye yere göğe sığdıramadıkları genel başkanının, gerçek bir diktatör heveslisi olduğu anlaşıldı. CHP Genel Başkanı ne yaparsa yapsın, hangi kılığa bürünürse bürünsün, hangi maskeyi takarsa taksın, bölücü örgütle, FETÖ’yle, tefecilerle, küresel lobilerle, LGBT’cilerle, emperyalistlerle beraber yol yürüdüğünü gizleyemiyor.”
Kökenine, meşrebine, siyasi tercihine bakmaksızın her Adıyamanlının canlarından bir parça olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs seçimleri sonrasında yaşanan utanç verici hadiselerin sizleri üzdüğünü, sizlerin zaten yaralı olan kalbinizi daha da kanattığını biliyorum. Daha düne kadar depremzedelerimize ‘bedava ev’ sözü verenlerin, sandıkta istedikleri netice çıkmayınca 15 Mayıs sabahından itibaren sergiledikleri nobranlık, tarihe bir utanç vesikası olarak geçecektir. Bunlar, sadece hayata çıkar penceresinden bakan, siyaseti ülkeye hizmet vesilesi değil şahsi ikbal vasıtası olarak gören bir avuç muhteristir. Bunlara bakıp da asla karamsarlığa kapılmayın, asla hüzünlenmeyin, asla umudunuzu kaybetmeyin. Tam tersine hep birlikte Adıyaman’ımıza daha sıkı sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.
Devletin ve milletin imkânlarını daha fazla seferber ederek depremzedelerin hayata yeniden sarılmalarını sağlamakta kararlı olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlere havalimanınızı yaparak, Nissibi Köprüsü’nü yaparak bu hizmetleri verdik mi? İnşallah 28 Mayıs’tan sonra çok daha farklı yatırımları, çok daha farklı adımları atmak suretiyle inşallah Adıyamanı’mız, Anadolu’nun en güçlü illerinden bir tanesi olacaktır. Unutmayın, kâinatın sahibi olan Yüce Allah, yeniden başlayanların yardımcısıdır. Allah sabredenlerin, sabırla yardımını isteyenlerin yardımcısıdır. Rabb’imiz, zatından ve rahmetinden ümidini kesmeyenlerin yardımcısıdır. Allah’ın yardımı ve inayetiyle, sıkıntılarımızı beraberce çözeceğiz. Badireleri beraberce aşacağız. Hayatın karşımıza çıkardığı zorlukları birlikte göğüsleyeceğiz. Şehit kanlarıyla yoğrulmuş bu cennet vatana birlikte hizmet edeceğiz. Milletimizi asırlık hedefleriyle inşallah birlikte buluşturacağız” değerlendirmesini yaptı.
Bunun için öncelikle 28 Mayıs’ta sandıklara çok sıkı sahip çıkılması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sandıklara sahip çıkıyor muyuz? Bütün akraba, yakınlarımızı sandıklara taşıyor muyuz? Çünkü 28 Mayıs’ta ben, Cumhur İttifakı, Adıyaman’dan farklı bir ses bekliyoruz. Küresel ölçekte bunu temsil edecek, milletimize 5 yıl daha hizmet edecek cumhurbaşkanını belirleyeceğiz” dedi.
“Bizi zaten tanıyorsunuz, hizmetlerimizi, eserlerimizi çok iyi biliyorsunuz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Aynı şekilde ne bürokratik kariyeri ne siyasi hayatı boyunca hiçbir başarısı, ülkeye ve millete hiçbir hayırlı hizmeti olmayan diğer adayı da gayet iyi biliyorsunuz. Sağlıkta hastanelerimizi ne hâle getirdiğini gayet iyi biliyorsunuz? Çalıştığı ajans değişince söylemi de karakteri de tarzı da yüzü de değişen bir rüzgârgülünün Türkiye’yi temsil etmesi mümkün mü? Şimdi hep birlikte öyle bir adım atalım ki inşallah 28 Mayıs’ta gümbür gümbür yola devam” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışında yaşayan gençlere ve vatandaşlara da şu çağrıda bulundu: “Sandık; irademizi, tercihlerimizi, kendimize ve ülkemize dair hayallerimizi ifade edebileceğimiz en güzel araçtır. Gurbetçilerimiz, seçimlerin ilk turunda rekor oy oranıyla bunu yaptılar. Bulundukları ülkelerde kurulan sandıklara koşarak Türk demokrasisine güç kattılar, geleceklerine sahip çıktılar. Şimdi önümüzde Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu var. Yurt dışındaki vatandaşlarımın ikinci turda da aynı iradeyi sergileyeceğine yürekten inanıyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde milletimizi temsil eden tüm kardeşlerimden, bugünden itibaren sandıklara mutlaka giderek oylarını kullanmalarını rica ediyorum. Başta yurt dışındaki gençlerimiz olmak üzere, gurbetçilerimizden şahsımıza ve Türkiye Yüzyılı’na çok güçlü destek bekliyorum.”
Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.