Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı Açılış Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Ülkemizi hedef alan terör ve darbe suçlarına karşı sergilenen ikircikli tavrın, arka planındaki zihin yapısının farkındayız. Biz kimin ne dediğine bakmadan, mücadelemizi hukuk içinde ve meşruiyet temelinde kararlılıkla yürütüyoruz. Türkiye’yi güvenlikle birlikte özgürlükler ve adalette de dünyada ilk sıralara çıkarana kadar çabalarımıza devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı Açılış Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde hayata geçirilen Anayasa ve Yüksek Mahkemeler Yargı Konferansı’nın ilkinin bundan dört yıl önce Türkiye’de düzenlendiğini hatırlattı.
Bu konferansta yüksek yargı mercileri arasındaki iş birliğini ve tecrübe paylaşımını güçlendirmeyi amaçlayan İstanbul Deklarasyonu’nun kabul edildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen yıl Endonezya’da gerçekleştirilen ikinci konferansla birlikte İslam İşbirliği Teşkilatı üye devletleri Anayasa Yargı Mercileri Konferansı artık resmî ve bağımsız bir platform hâline dönüştü. Bu silsilenin devamı niteliğindeki şu anki konferansımızın İstanbul ve Bandung Deklarasyonlarını çok daha ileriye taşıyacağı kanaatindeyim. Bugün başlayan ve iki gün boyunca devam edecek konferansta hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarına saygı gibi başlıklarda faydalı, verimli tartışmaların yapılacağına inanıyorum. Aynı şekilde konferansımız anayasal davalar ve içtihatların ele alınmasıyla ilgili yüksek yargı mercilerimiz arasında karşılıklı tecrübe ve bilgi paylaşımına da imkân verecektir” diye konuştu.
“DEVLETİN VE KURUMLARININ ASLİ VARLIK SEBEBİ İNSANDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansa katkı sağlayacak yüksek mahkeme temsilcilerine ve hukuk insanlarına teşekkür ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Konferansın düzenlenmesinde emeği geçen Anayasa Mahkemesi Başkanımız ve ekibine teşekkür ediyor, toplantımızın İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum. Bizim devlet geleneğimizin esasını, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturu’ oluşturur. Buna göre devletin de devletin tüm kurumlarının da asli varlık sebebi insandır, eşref-i mahlûkat olan insana hizmettir. Devletin görevi hepsi eşit haklara sahip vatandaşlarına güvenlikten temel ihtiyaçların karşılanmasına her alanda birinci sınıf hizmet vermektir. Kamu eliyle vatandaşa sunulan hizmetin kalitesini belirleyen kıstas ise devleti yöneten kadroların bilgisi, becerisi, vizyonu, dirayetidir. Devlet dediğimiz mekanizmanın, varoluş gayesini yerine getirebilmesi, vizyoner yöneticiler vasıtasıyla tüm organlarının sağlıklı işleyişine bağlıdır. Hiç şüphesiz devlet de kendi içinde bir güçler dengesine sahiptir. Bu denge ne kadar sağlıklı kurulur ve işletilirse devlet mekanizması ve onu oluşturan kurumlar da o derece iyi, verimli etkin çalışır. Demokratik sistemin omurgasını oluşturan erkler arasında çekişme, çatışma veya yıkıcı rekabet yaşanması hâlinde ise bunun zararını toplum görmektedir. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge kadar, bunların her birinin kendi içindeki uyumu da önemlidir.”
“ADALET HİZMETLERİNİN SUNUMUNDA İDEOLOJİK TAASSUBA VE BÜROKRATİK OLİGARŞİYE ASLA YER OLMAMALIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yasama organının işleyişindeki uyumsuzluğun, hem yürütmeyi hem yargıyı etkilediğini söyledi. Yürütmenin krize girmesinin topyekûn sistemi tıkayacağını, yargının işleyişindeki aksaklıkların da sistemin tamamında sorunlara yol açacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yakın tarihinde bu tür krizlerin acısını bizzat çekmiş, ekonomiden demokrasiye farklı alanlarda bedelini ödemiş bir ülke olduğunu belirtti.
“Kimi zaman vesayet kimi zaman darbe olarak karşımıza çıkan sıkıntıları aşarken, kaybettiğimiz vakit ve enerji bizi demokratik ve ekonomik hedeflerimizin uzağında bırakmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tablo içinde yargının ayrı bir önemi olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu konuda asla hatırlamak istenmeyen çok kötü örnekleri de yaşadığını anımsatarak, “Hâlbuki adalet hizmetlerinin sunumunda ideolojik taassuba ve bürokratik oligarşiye asla yer olmamalıdır. Çünkü adalet sadece mülkün temeli değildir. Aynı zamanda devlet mimarisini bir arada tutan kilit taşıdır. Devlet ancak ve ancak adalet üzerinde yükselir, gelişir, güçlenir, büyür. Adalet dağıtamayan, vatandaşına adaletle hükmedemeyen bir devlet, tıpkı temeli çürük bir bina gibi yıkılıp gitmeye mahkûmdur” dedi.
“ADALET HİZMETLERİNİN KALİTESİNİ ARTIRACAK PEK ÇOK ADIM ATTIK”
Hukukun üstünlüğü ilkesi konusunda oluşacak en küçük ihmal ya da ihlalin, yargıyla beraber yasama ve yürütmeye güveni de zedeleyeceğini, bunun da devletin işleyişinde telafisi zor zararlara yol açacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak geçmişte yaşadığımız tecrübeler ışığında son 20 yılda bilhassa adalet hizmetlerinin kalitesini artıracak pek çok adım attık. Sivil yargı, askerî yargı ayrımını ortadan kaldırarak, yargıda birliği temin ve tesis ettik, Ulusal Yargı Ağı Projesi’ni (UYAP) hayata geçirerek teknolojik ve bilimsel gelişmeleri, yargının hizmetine sunduk. Uzlaştırmacılık ve arabuluculuk sistemlerini kurarak, taraflara kolaylık getiren alternatif çözüm yollarını uygulamaya koyduk. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânı, lekelenmeme hakkı, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu gibi pek çok reformu hayata geçirdik. Yargının bağımsızlığıyla birlikte tarafsızlığını da anayasal güvenceye alarak hukuk sistemimizin önemli bir eksiğini daha gidermiş olduk. Tüm bunlara ilaveten halkımızın takdir ve tensipleriyle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçerek tarihimizde ilk defa güçler ayrılığı ilkesini tam manasıyla ülkemizde tesis ettik.”
Gelecek yıl yeni yönetim sisteminin ilk dönem uygulaması ışığında, yürütmeyi daha etkin kılma yanında yasama ve yargıyı da güçlendirecek yeni reformları ülkeye kazandırmak istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bu süreçte kamuoyunun farklı kesimlerinin yakından takip ettiği kimi hadiseler üzerinden yaşanan tartışmalar da olabiliyor. Ama bu tartışmaların her birinin, kendi mecrasında köpürerek sürdükten sonra, hukuk devleti ilkesi havuzunda durulup, neticeye bağlanacağına inanıyoruz” dedi.
“HİZMET STANDARDINI YÜKSELTEN HER ELEŞTİRİYE, HER FİKRE DE KULAK VERİYORUZ”
Adalet hizmetleri ve insan hakları başlıkları altında yapılanlar ne kadar büyük olursa olsun hiçbir zaman yeterli olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatın sürekli değiştiği, değişimin beraberinde yeni sorunlar ürettiği bir iklimde hukuk sisteminin bunun dışında kalmasının düşünülemeyeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin bu konularda kendini sürekli yenilemesinin, varsa eksiklerini gidermesinin var oluş gayesini ifa bakımından son derece mühim olduğunun altını çizerek, ülkeyi yönetme sorumluluğunu taşıyan siyasetçiler olarak meseleye böyle baktıklarını, mevzuatı sürekli geliştirdiklerini ifade etti.
Özgürlük, güvenlik dengeleri üzerinde, hak ve özgürlükleri ilgilendiren her meselede tavırlarını insan öncelikli olarak belirlediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreçte önümüzü açan, bizlere ufuk kazandıran, hizmet standardını yükselten her eleştiriye her fikre de kulak veriyoruz. Milletimizin hayrına olduğuna kanaat getirdiğimiz hiçbir konuda komplekse kapılmadık, kapılmayız. Artık 20 yılı geride bırakan iktidar yıllarımızın en önemli alametifarikası hak ve özgürlük odaklı reform iradesini asla kaybetmemiş olmasıdır” diye konuştu.
“ORYANTALİZM ULUSLARARASI SİYASET VE HUKUK CAMİASINDA MEVCUDİYETİNİ KORUYOR”
Bunca yıldır kendilerine rehberlik eden reformcu ruhu hep diri tutmakta ve sürekli güçlendirmekte kararlı olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye kardeşlerimizin de hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükler alanında samimi bir gayretin içinde olduğunu biliyorum. Ziyaret ettiğimiz birçok ülkede hayata geçirilen reformlara bizzat şahitlik ediyoruz. Hatta birçok başlıkta İslam dünyasındaki dost ve kardeş ülkelerin Batılı devletlerden çok daha iyi bir konumda olduğunu görüyoruz. Ancak İslam âlemine ve Müslümanlara yönelik oryantalist yaklaşımlar, bu hasbi gayretleri, atılan kritik adımları çoğu zaman perdelemektedir. İslam dünyası, bilhassa hukuk ve adalet konusunda çoğu haksız, temelsiz ve insaf sınırlarını aşan eleştirilere maruz kalıyor. Sömürgeci döneme ait bir hastalık olan oryantalizm sadece akademide değil, uluslararası siyaset ve hukuk camiasında da mevcudiyetini koruyor. Kendi sömürgeci geçmişleriyle yüzleşme erdemini gösteremeyenler, ağızlarını her açtıklarında bize insan haklarından, hukukun üstünlüğünden bahsediyor. Dünyanın birçok ülkesinde eli kanlı terör örgütlerini desteklemekte hiçbir beis görmeyenler, bizlere insan hayatının kutsallığına dair nutuk çekiyor. Söz konusu kendi güvenlikleri olunca taş üstünde taş, gerektiğinde baş üstünde baş bırakmayanlar, bizim hukuk ve adalet sistemimize laf söylüyor. Oysa hukuk ve insan hakları meselesinin devletlerarası rekabetin aracı hâline getirilmesi yanlış olduğu kadar tehlikeli de bir yaklaşımdır. Doğrudan insanı, insan onurunu, milletlerin geleceğini etkileyen konularda çifte standart uygulamak, insan hakları mücadelesine zarar vermektedir.”
“SURİYE KRİZİNDE İNSANLIK İYİ BİR İMTİHAN VEREMEDİ”
Uluslararası kuruluşların ve kimi Batılı devletlerin söylemleri ve eylemleri arasındaki uçurumun ceremesini mazlumların, temel hak ve özgürlükleri hunharca gasbedilenlerin çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 12. yılını tamamlamak üzere olan Suriye krizi bunun en acı örneği olarak karşımızda duruyor. Şimdiye kadar 1 milyonu aşkın Suriyelinin hayatına mal olan bu kriz karşısında maalesef insanlık iyi bir imtihan veremedi. Suriyeli mazlumların, arşa yükselen feryatları, Türkiye’nin arasında bulunduğu bir avuç ülke ve kuruluş dışında kimsenin umurunda olmadı. Ne masum bedeni sahile vuran Aylan bebeğin dramı ne de bombalar altında can veren çocukların acısı vicdanları harekete geçirmeye yetmedi. Batılı ülke ve kurumlar, Suriye’deki insanlık trajedisine ancak mülteciler kapılarına dayandığı zaman tepki göstermişlerdir. Bu tepki de sorunun kaynağı olan krize çözüm bulmak yerine göçmenleri dikenli tel örgülerin ardına kapatmak şeklinde tezahür etmiştir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sınırlarının dışındaki mazlumları görmezden gelenlerin, konu kendi güvenlik ve refahları olunca faşizmin en ilkel reflekslerini sergilemelerini ibretle takip ediyoruz” ifadesini kullandı.
Müslümanlara yönelik arızi bakış açısının ürünü, kin ve nefret dalgalarının olumsuz etkisinin Türkiye’nin hemen yanı başında bugün de devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Batı komşumuz Yunanistan’ın göçmenlere karşı sergilediği tavır artık vahşet boyutuna varmıştır. Mülteci botlarının denizin ortasında batırılmasından, göçmenlerin işkence edilerek ve soyularak geri itilmesine varan zulümlere her gün bir yenisi ekleniyor. Üstelik Yunanistan’ın bu şımarıklığına ve zalimliğine batı ülkeleri kayda değer bir tepki de göstermiyor. Yasak savma kabilinden yapılan birkaç açıklamayı saymazsak bugüne kadar bu zulmü engelleyecek, aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu mazlumların haklarını koruyacak hiçbir çabaya rastlamadık. Sınır hattında ve Nazi kamplarını andıran mülteci barınaklarından yansıyan utanç verici görüntüler karşısında sürdürülen aymazlık hepimizi derinden üzüyor.”
“BİRÇOK DARBECİ FİRARİYLE İLGİLİ İLETTİĞİMİZ TÜM TALEPLERE RAĞMEN BATILI ÜLKELER HİÇBİR HUKUKİ ADIM ATMADILAR”
Mültecilere yönelik uygulamalara benzer bir tavra, terörizmle mücadele konusunda da şahit olunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Suriyeli, Iraklı, Afrikalı göçmenlere kapı duvar olan kurumlar, sıra PKK’lı ve FETÖ’cü teröristlere gelince olabildiğince hoşgörülü davranıyor. 15 Temmuz gecesi, 250 vatandaşımızı şehit eden darbeciler, bugün birçok Avrupa ülkesinde ellerini, kollarını sallayarak, özgürce gezebiliyor. Bölücü terör örgütü her yıl bu ülkelerde topladığı milyonlarca liralık avroyla Suriye, Irak ve Türkiye’ye yönelik saldırılarını finanse ediyor. Hatta kendi bütçesine doğrudan terör örgütüne yardım faslı koyan ülkeler olduğunu da biliyoruz.”
Tanımı, sınırı, çerçevesi belli olmayan bir siyasi sığınmacı kavramının arkasına saklanılarak teröristlerin korunup kollandığını, darbe suçuna karışmış kişilerin adaletten kaçırıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Adları, suç dosyaları, cürümleri ayyuka çıkan birçok darbeci firariyle ilgili ilettiğimiz tüm taleplere rağmen Batılı ülkeler hiçbir hukuki adım atmadılar. Verdiğimiz klasörler, bütün bu klasör dolusu belge ortada ama barındığı ülkenin güvenlik birimlerinden FETÖ elebaşının malikânesinin kapısını çalan hâlen olmadı. Türkiye’nin 252 evladını şehit verdiği darbe teşebbüsü sonrasında attığı hukuki adımları eleştirenlerin bugün darbe söylentileri karşısında aldığı sert tedbirleri hepimiz görüyoruz. Daha düne kadar darbeyle mücadelede bizi hukukun sınırlarını zorlamakla suçlayanlar, mesele kendi demokrasileri olunca neredeyse hukuku rafa kaldırma aşamasına geldiler. Elbette ülkemizi hedef alan terör ve darbe suçlarına karşı sergilenen bu ikircikli tavrın arka planındaki zihin yapısının farkındayız. Biz kimin ne dediğine bakmadan mücadelemizi hukuk içinde ve meşruiyet temelinde kararlılıkla yürütüyoruz. Türkiye’yi güvenlikle birlikte özgürlükler ve adalette de dünyada ilk sıralara çıkarana kadar çabalarımıza devam edeceğiz.”
“ER YA DA GEÇ BU ADALETSİZ SİSTEM ÇATIRDAYACAK”
İnsan onuru yerine sadece kendi refah ve menfaat düzenlerini gözetenlerin çarpık sistemlerini sürdürme şansı olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Er ya da geç bu adaletsiz sistem çatırdayacak, inşallah yerini tüm insanlığın saadetine hizmet eden kuşatıcı bir nizama bırakacaktır. Bizlere düşen görev, insan için, kardeşlerimiz için, halkımızın huzuru ve esenliği için tek yürek, tek bilek olarak omuz omuza çalışmayı sürdürmektir. İslam dünyası olarak yarınlarımızın bugünlerimizden çok daha aydınlık olacağına inanıyorum” dedi.
Katılımcılara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı’nın tüm meselelerin konuşulduğu, tartışıldığı, çözüm yollarının ortaya konulduğu bir zemine dönüşmesini diledi.
Konferansın açılışına Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Anayasa Mahkemesi üyeleri, İslam ülkelerinden gelen yüksek yargı mensupları katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Biz sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz. Meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının AK Parti, demokrasi ve ülke için hayırlara vesile olmasını diledi. İçeride ve dışarıda, özellikle bölgede çok yoğun gündem maddelerinin olduğunu, önemli gelişmelerin yaşandığını ve hassas bir süreçten geçildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara değinmeden önce geçen hafta İstanbul’dan Ankara’ya gelirken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Üsküdar halkına başsağlığı diledi.
“ALÇAKÇA BİR NEFRET KAMPANYASINA ŞAHİT OLDUK”
Merhum Ziya Gültekin’in Üsküdar aşığı, şehrini ve ilçesini büyük bir tutkuyla seven, hangi mevkide olursa olsun, hizmet etmekten heyecan duyan, mutluluk duyan müstesna bir insan olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisi hem teşkilatımız içinde hem de Üsküdar’da sevilen, sayılan bir isimdi. Başkan Vekilliği sırasında da çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, emanetin hakkını verme noktasında ortaya koyduğu gayretleriyle temayüz etmişti. Biz kendisinden razıydık, Rabb’im de razı olsun. Ziya Gültekin kardeşimizi cennetiyle, cemaliyle inşallah müşerref eylesin. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı 3 yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyor, Cenabı Allah kendilerine sabır versin, metanet versin, diyorum” ifadelerini kullandı.
Üsküdar Belediye Başkan Vekili olarak seçilen Muhammed Emin Sarıoğlu’nu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendisinin Üsküdar halkına aşkla hizmet edeceğine gönülden inanıyorum. Tabii burada bir üzüntümü de ifade etmek istiyorum. İnsanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir. Empati kurmak bunlardan biridir. Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan, alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayımlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenabı Allah’a havale ediyorum.”
“TÜRKİYE MERKEZLİ SİYASET GÜTMENİN İHTİYAÇTAN ÖTE MİLLİ BİR GÖREV OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir, hemen her konuşmasında siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkati çektiğini belirterek, Yeni Yasama Yılı Açılış Töreni’ndeki hitabında da buna etraflıca değindiğini hatırlattı.
İçinde bulunulan bölgesel konjonktürde Türkiye’nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasi için değil toplumsal barış ve huzur için de tehdit oluşturduğunu ifade ettiğini anımsattı.
Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri, söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin, bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte millî bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son 3 haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye’ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. ‘Plan’ deseniz yok, ‘program’ deseniz yok, ‘ülkenin sorunlarına çözüm önerisi’ deseniz yok, ‘siyasette nezaketi koruyalım’ deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. ‘Benim menfaatime olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin’ tavrı, son derece bencilce bir tavırdır.”
“SEFERBERLİK ÇIKTI DA BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK?”
Bu tavrın, Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavır olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Üç kuruşluk siyasi ikbalini, vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurumudur. 24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. 24 yıl boyunca Türkiye’nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. 24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar. Geçenlerde bir tanesi çıkmış şuursuzca, ‘savaştayız’ diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi?”
“BU MİLLETİ DÜŞMANLAŞTIRMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 24 yılda ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldiğini, Türkiye’ye aba altından sopa gösterenlerin, boylarına poslarına bakmadan Türkiye’yi alçakça tehdit edenlerin olduğunu belirtti.
“Ülkeyi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümenler çevrildiğini, ‘Muhalefeti destekleyip, iktidarı devireceğiz’ diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştıklarını” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye’yi tehdit edenlere, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış utanmadan ‘savaştayız’ diyorsunuz. Allah aşkına siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki ‘Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin.’ Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. ‘Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.’ derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.”
“İFTİRA SİYASETİNE, ÇAMUR AT İZİ KALSIN SİYASETİNE TESLİM OLMAYIZ”
“Bunların siyasetsizliği siyaset hâline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan Kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete, hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna ‘eyvallah’ demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın. İftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır, Türkiye’nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır, millî iradenin bilakayduşart egemen kılınmasıdır, demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır, içinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir, siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz.”
İSTANBUL VE ÇEVRE İLLERDEKİ AŞIRI YAĞIŞ, SEL VE SU BASKINLARI
Geçen hafta İstanbul ve çevre illerde aşırı yağış, sel ve su baskınlarına maruz kaldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden bu afetler karşısında devlet olarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçtiklerini söyledi.
İlgili bakanların derhal İstanbul’a intikal ederek hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarının İstanbul’daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladıklarını ifade etti.
İstanbul’daki arama kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında 47 bin 217 personelin, 5 bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “19 Ekim itibariyle 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD’a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam 3 bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı. İstanbul’da 7, Kocaeli’de ise bir vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Bu vesileyle vefat eden kardeşlerime bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Fakat milletçe hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hâle getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz.”
Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlara her türlü desteği verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığı tarafından da 80 milyon liranın İstanbul Valiliğine aktarıldığını kaydetti.
Şu ana kadar İstanbul’daki 37 ilçede 5 bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şimdi isterseniz devlet olarak neler yapmışız, kısaca bir bakalım” sözlerinin ardından Grup Toplantısı Salonu’nda video izletildi.
Videonun ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceklerini belirtti.
“İSRAİL’İN AĞIR TAHRİKLERİNE RAĞMEN SURİYE’DE BARIŞ, HUZUR VE İSTİKRAR TEKRAR BOY VERMEYE BAŞLADI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce Kızılcahamam’daki 20. İstişare ve Değerlendirme toplantılarında, ardından 7 Mayıs 2013’teki AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda Beşşar Esed rejiminin Suriye’nin Banyas ilçesindeki katliamına tepki gösterdiklerini anımsattı. O günlerde yaptığı konuşmayı tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Banyas’ta çocukların figanı arşı inletirken, “susan dilsiz şeytanlardan” olmayacaklarını vurguladığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye soran Suriye halkına, “Hiç kuşkusuz Allah’ın yardımı yakındır” diyerek, “Sabreden zafere ulaşır ve Suriye inşallah zafere ulaşacaktır” ifadelerini kullandığını aktardı. Bunları, bugün içeride ve dışarıda kendilerine demokrasi, hukuk, insan hakları dersi verenlerin sessizliğe gömüldüğü günlerde söylediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, üstat Sezai Karakoç’un da en güzel şekilde ifade ettiği gibi ‘yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’ olduğuna gönülden iman ettik. Zulmün, vahşetin, barbarlığın etrafı kuşattığı o günlerde ‘ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır’ dedik. Rabb’im de bizleri ne milletimize ne Suriyeli mazlumlara mahcup etti. Cenabı Allah Suriyeli kardeşlerimizi muhteşem bir zaferle müyesser kıldı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının 8 Aralık 2024’te, yıllarca anlatılacak, dilden dile, gönülden gönüle aktarılacak muazzam bir zafere imza attığını dile getirdi.
“İHTİYAÇ DUYULDUĞU HER AŞAMADA SURİYE’NİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDİYORUZ”
13,5 yıllık zulmün ardından, İsrail’in ağır tahriklerine rağmen Suriye’de barış, huzur ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını gördüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın dirayetli liderliğinde, birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ettiklerini söyledi.
“Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle Suriye’de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye’nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de özellikle zalimlere ve katillere ibret olması gereken çok önemli gelişmelerin de yaşandığına değindi.
Mazlumların ahının yerde kalmadığını, aheste aheste çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukları öldürmekten keyif alan caniler nereye kaçarlarsa kaçsınlar, saklandıkları inlerinde tespit edilip tek tek ayıklanıyor. Ellerinde silah, önlerinde çeşitli paçavralarla Türkiye’yi tehdit edenler için, Banyas’ta 248 masumun, Reyhanlı’da 53 insanımızın kanını dökenler için, Suriyeli yavruların cenazeleri üzerinde kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti gelip çatmıştır. Kardeşlerim, hiç şüpheniz olmasın, başkaları için de hesap vakti gelecektir. Geç de olsa, yüz binlerce Suriyeli mazlumun hayatı pahasına da olsa adaletin yerini bulacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Banyas, Reyhanlı ve Suriye’de gerçekleştirilen diğer pek çok katliamın faili olan teröristin yakalanmasını sağlayan Suriye istihbaratı ile Millî İstihbarat Teşkilatımızın gizli kahramanlarını yürekten tebrik ediyorum.”
“MİLLETE YANLIŞ YAPANA, MİLLETİN MALINA EL UZATANA SAHİP ÇIKMAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon soruşturmalarına ilişkin tutumlarını farklı vesilelerle paylaştıklarını anlattı. Konuyu 3 farklı kategoride hassasiyetle yönettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesinin ilk aşamada geldiğini bildirdi.
Fon Koordinasyon Kurulu ve ekonomi kurmaylarının düzenli bir araya geldiğini ve alınan kararların şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İkinci aşamada hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dahilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız, deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor, gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır. Şunu bir kere daha açık açık ifade etmek isterim, biz, sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz, meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Muhalefetin ne dediği değil ne yaptığı, meseleyi istismar için kullanması bizim umurumuzda değildir. Muhalefetin, belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim, biz onlara benzemeyiz. Biz, millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız.”
“MİLLETİMİZİN ÇIKARINI HER TÜRLÜ HESABIN ÜZERİNDE TUTUYORUZ”
Referanslarının ve örneklerinin muhalefet olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinden, yaptıklarından sorumlu olduklarını ifade etti.
Konunun kendi tabanları, yıllardır kendilerine destek veren camiaları tarafından yakından takip edildiğini bildiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü teklif ve tenkidi önemsediklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti, sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa ‘yanlış’, doğruya ‘doğru’ diyen bir seçmenimiz var. Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabb’ime her zaman hamdettim, bugün de hamdediyorum” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kalmayı, dökmeyi değil inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vatandaşlarımdan gönüllerini ferah tutmalarını rica ediyorum. Puslu havada mevzi kazanmaya çalışan fırsatçılara prim vermesinler. Medya ve sosyal medya üzerinden algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodularına, hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık, Allah’ın izniyle mahcup olmayacağız. Teşkilatıma seslenmek istiyorum, özellikle karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek büyük bir fedakarlıkla, samimiyetle bu dava için gece gündüz koşturan, emeklerini belki de hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyeceğim yol arkadaşlarımın beni çok iyi dinlemesini rica ediyorum: Kardeşlerim, biz 25 sene önce AK Parti’yi hangi ilkeler, hangi değerler üzerine bina ettiysek bugün de aynı ilkeler ve prensiplerle hareket ediyoruz. Biz buralarda, bu koltuklarda, en çok da fakir fukaranın, garip gurebanın sesi, soluğu, sığınağı olmak için varız. Biz buralarda, bu koltuklarda, yetimin başını okşamak için, öksüzün yarasını sarmak için, Allah’tan ve devletten başka kimsesi olmayanların kimsesi olmak için varız.”
Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya Türküsü” şiirinden “İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal/Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal/Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir misyonu kuşandıklarını, bu yüke talip olduklarını belirtti.
“ZAFERDEN ZAFERE KOŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugüne kadar nice zorluğun üstesinden alnımızın akıyla geldik, nice imtihanı başarıyla verdik, nice badireyi suhuletle atlattık. Hiçbir zaman yılgınlık içinde, yeis içinde, karamsarlık içinde olmadık. Bugün de karamsar değiliz, umutsuz değiliz, yeis içinde hiç değiliz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak geleceğimize güvenle bakıyoruz, çok daha çetin badirelerden, krizlerden, sınavlardan güçlenerek çıktık, Allah’ın izniyle buradan da güçlenerek çıkacağız. İnşallah destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz. Rabb’im ömür verdikçe daha nice yıllar bu ülke için, bu millet için sizlerle birlikte çalışmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz.”
TBMM’de görüşülecek 2027 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekillerine çalışmalarında başarı diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pakistan ve Suudi Arabistan’la beraber imzaladığımız ortak savunma anlaşmasını da onaylanmak üzere Gazi Meclisimize ilettik. Dün Libya’dan son derece sevindirici haber aldık. Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle kabul etti. Bu önemli kararın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Libya Temsilciler Meclisi’ndeki tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Grup Toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “Şam ziyaretinizin tarihi belli oldu mu?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Henüz değil. Yaparız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın zamanda Sayın Bahçeli ile görüşmeniz bekleniyor mu?” sorusu üzerine de “Yakın zamanda olabilir” yanıtını verdi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.