ATV, A Haber, A Para ve A News ortak canlı yayınına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerli otomobil Togg, sağlık reformu, Rusya-Ukrayna savaşı ve tahıl koridoru, 2023 seçimleri, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve gündemdeki diğer gelişmelere ilişkin Salih Nayman’ın moderatörlüğünde, Şebnem Bursalı, Hilal Kaplan ve Melih Altınok’un sorularını cevapladı.
Türkiye’nin vizyon projeleri arasında yer alan Togg’un seri üretiminin yapılacağı Gemlik Kampüsü’ndeki açılış töreni öncesi, eşi Emine Erdoğan ile Togg’u kullandığı görüntüleri izleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce orası fabrika değil mi? Birileri diyordu ya ‘Fabrika nerede?’ diye. Burası fabrika, Togg burada üretilecek” ifadelerini kullandı.
“TOGG SATIŞA SUNULDUĞUNDA REKABETÇİ OLACAK”
Togg Gemlik Kampüsü’nde açılış töreni önce fabrikada çalışan bin 300 kişiyle fotoğraf çektirip, fabrikayı gezdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fabrikada her şey robotik işlemlerle yapılıyor. İnsan bunu görünce iftihar ediyor. Rabbim bizlere, elhamdülillah bunu nasip etti, bugünlere ulaştık” diye konuştu.
Aracın fiyatının sorulduğunu belirterek, bu konuda aceleci olunmamasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Togg satışa sunulduğunda rekabetçi olacak. Bu ne demek? Piyasaya çıktığı anda kendi sınıfındaki araçlarla fiyat anlamında rekabet edebilecek. Zira buradaki babayiğitler sırada, masada oturan adamlar değil. Hepsi ülkenin sivrilmiş, saygın iş adamları. Oturacağız, onlarla değerlendirmesini yapacağız ve mart ayında yollara çıkmadan önce fiyat tespitini yapıp ona göre de adımımızı atacağız” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ÖTV’yle ilgili yetkinizi kullanacak mısınız?” sorusuna, şu cevabı verdi: “A’dan Z’ye her şeyi o zaman konuşacağız. Şu anda bunu söylemek çok çok yanlış olur. Şunu söyleyeyim, bir elektrikli araç var önümüzde. Bunu özellikle teşvik etmek ve halkımıza sevdirmek bizim için önemli bir maharet olacak. 2022 Temmuz ayında zaten ÖTV indirimi yapılmıştı. Şimdi yeni vergi düzenlemesiyle motor gücü 160 kilovatı geçmeyen ve ÖTV matrahı 700 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar için yeni vergi oranı yüzde 10 olarak belirlendi. Bunların hepsini planlayarak yolumuza devam ediyoruz.”
Togg’un 5 ayrı model üretiminin olacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu üretimlerin içerisinde vatandaşımızın önüne seçenekler sunuyoruz. Bu seçeneklerle birlikte hangisini beğenirse onu alacak. Sadece otomobil değil, renklerde de seçenekler var. Dikkat ederseniz arkadaşlar renklerde de derslerine iyi çalıştılar. Hepsine değişik bir yeri koydular. Kapadokya’sından Oltu’suna varıncaya kadar yalnız bir tane eksik bırakmışlardı. O da Karadeniz. Karadeniz’de, ‘Rize mi olsun, Ayder mi olsun?’ dedik çalışın, getirin. Çünkü yeşil eksik. Yeşilin olmadığı bir çeşit olamaz. Niye? Türkiye, yeşiller ülkesi.”
Eşi Emine Erdoğan’ın Togg’un kırmızı rengini seçtiğini, bu nedenle kırmızı araçta karar kıldıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İkinci bir teklif geldi. O da İlham Aliyev’den. ‘İki araba ben istiyorum. İkinci ve üçüncü bana. Bunun birini makamda kullanacağım, bir tanesini de daireye.’ dedi. Hatta bugün bile telefonla görüşmemizde hemen bana bunu hatırlattı. Renk konuşmadık. Zannediyorum onu Mihriban Hanım’la görüşür, ona göre bize haber verir.” dedi.
Togg’un sürüşünün nasıl olduğu sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Araç bir defa bulunduğu noktada direksiyonu sonuna kadar kırıyorsun, olduğu yerde dönüyor ama hiç döndüğünün farkında değilsin. O denli huzurlu, o denli rahat. Emine Hanım o noktada biraz şaşırdı. Orada o kadar aşırı süratle gitmedik ama ben daha önce bir test yapmıştım. O testi 160’a kadar çıkmıştım” cevabını verdi.
Aracı kullanırken yanında TOGG Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş’ın da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşin başına getirdiğimiz arkadaşımız sağ olsun gerçekten işe hakim, işe sahip. Bu arada Honda’dan bir beyin daha aldılar. Şu anda o iki beyin bütünüyle şu anda Togg’u kumanda ediyorlar. Ellerine sağlık” şeklinde konuştu.
“20 ŞEHİR HASTANESİ TÜRKİYE’NİN GURUR ABİDESİ”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce yapılan yatırımları eleştirdiği bir video izletilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Togg Gemlik Kampüsü’nde açılış töreni dünya basınında geniş yer aldı. Yunan basınında ‘meydan okuma’ olarak ifade edildi. Bu ikilemi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, şu cevabı verdi: “Ben bu zatı muhatap olmaktan artık utandım ama onda utanma yok. Tabii ortağı da öyle. ‘Fabrika nerede?’ diyor. İşte fabrika. ‘Otomobil nerede?’ diyor. İşte otomobil. Muhalif liderlerden de o gün sağ olsun açılışa katılanlar vardı. Her ne kadar ikisi gelmediyse de ortağın bir elemanı oradaydı. Muhalif medyadan takip edenler de vardı. Onlar da takdir ettiler. Hani ‘eser’ dersin, eser ortada. Bunun yanında ‘üretilen otomobil’ dersin o da ortada. Şu an itibarıyla bin 300 kişinin ortaya çıkardığı bir eser var. Sen bu eseri hâlâ görmüyorsun. İşte Allah’ın hükmü aynen tecelli ediyor, ‘Gözü var, görmez. Kulağı var, duymaz. Dili var, hakkı söyleyemez. Çünkü onların kalpleri mühürlüdür.’ İşte aynen tecelli ediyor. ‘Biz üretemezsiniz demedik, satamazsınız dedik.’ diyorlar. Bu başladı şimdi. Esasında bunların hepsine verilecek cevabımız var ama inanın buna vaktimiz yok. Yazıktır, 20 yıldır Türkiye’nin geleceğine yatırım yaparken çıkıyor ve diyor ki ‘Bir tane fabrikanız var mı?’ Eline diline dursun. Bu kadar fabrikalar açtık. Eğitimde okullar, hastaneler inşa ettik, kendisi biliyorsunuz SSK’da genel müdürken ölüleri rehin aldılar.”
Merhum gazeteci Savaş Ay’ın A Takımı programında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü yaptığı döneme ait görüntülerin olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde kan revan içinde kalan 7 yaşında bir çocuğun olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Sen busun. Şimdi diyor ki ‘Bu kadar para ödeyeceksiniz.’ Bak öğren, ben ekonomistim. Bizim şu anda yap-işlet-devret ile bu eserleri üretenler, bunlara toplam bedelini ortaya koysa, bunlara faiz ödemeye kalksan altından kalkamazdı ama şimdi millî bütçeye en ufak bir yük olmuyor. Eser ortaya çıkıyor, eser ortaya çıkarken taahhüt edilen nedir? Diyelim ki hasta sayısı. Burada hasta sayısında eğer yüklenici firma burada o rakama ulaştı, ulaştı. Ulaşamadığı zaman aradaki farkı veriyorsun. İnanın bunları böyle faiz hesaplarına şöyle bir masaya yatırsan çok daha karlısın devlet olarak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların eskiden hastanelerde yaşadıkları sıkıntılara ilişkin videonun izletilmesi üzerine de şöyle konuştu: “Üzülmemek elde değil. Böyle yalan, böyle körlük olamaz. Sen SSK’da genel müdürlük yaptın. Ben Kasımpaşa’da doğup büyüdüm. Çocukluğumun hemen hemen geneli orada geçti. SSK Okmeydanı Hastanesine muayeneye gelirdik. Oralardaki kavgalar, gürültüler ve Bay Kemal daha sonra SSK’nın genel müdürü olduğu zaman o hastanelerin hali rezaletti. Bir arkadaşımızın eşi o hastanede doğum yaparken öldü. Vermediler, rehin aldılar. Olur mu? Oldu. Bunları biz o dönemde yaşadık. Bu Kılıçdaroğlu utanmadan, sıkılmadan hâlâ, yap-işlet-devretle şehir hastanelerimize laf atıyor. Utan, utan. Gurur duy. Yok gurur duyamazsın. Sadece 20 şehir hastanesi aslında Türkiye’nin gurur abidesi. Kaldı ki tüm Türkiye’nin 81 vilayetinde şehir hastanelerinden sonra eğitim araştırma hastaneleri, bunun yanında devlet hastaneleri ve bütün ilçelere varıncaya kadar yapmış olduğumuz hastanelerle sağlıkta devrimi gerçekleştirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kovid-19 salgınının, yap-işlet-devret modeliyle yapılan şehir hastanelerinin en büyük sınavı olduğunu vurgulayarak, “Eğer biz bu yatırımları yapmamış olsaydık, pandemiden çok büyük hasarla çıkardık. Ama Allah’a hamdolsun o yatırımlar az zayiatla çıkmamıza fırsat verdi. Şu anda gerek şehir hastanelerinde gerek devlet hastanelerinde gerek büyük ilçe varıncaya kadar hastanelerde üretimlerimiz, yatırımlarımız devam ediyor. Çünkü yola çıkarken biz bir şey söyledik. ‘Dört ana unsur üzerinde Türkiye’yi yükselteceğiz.’ dedik. Bir, eğitim. Her şeyin başı o. İki sağlık, üç adalet, dört emniyet. Biz bunlarla yola çıktık. Arkasından ulaşım, enerji, tarım, dış politikayla işi güçlendirdik. Şu anda Türkiye altyapısıyla, üstyapısıyla aynı şekilde devam ediyor. Türkiye altyapısı olmayan bir ülkeydi. Süleyman Demirel döneminde yapılan Şehitler Köprüsü’ne çok takıldılar. Ardından Turgut Beyin Fatih Sultan Köprüsü’ne çok takıldılar” ifadelerini kullandı.
TAHIL KORİDORUNUN YENİDEN AÇILMASI
Tahıl koridorunun yeniden açılması hatırlatılarak yöneltilen “Putin ve Zelenskiy ile diyaloglarınıza ve nasıl çözdüğünüze dair bilgi verebilir misiniz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: “Her ikisiyle de görüşmeyi arzu ettiğiniz anda aradığımızda 24 saati bulmadan görüşüyoruz. Gerek Sayın Putin ile gerek Zelenskiy ile bu görüşmeleri yapıyoruz ve onlardan aldığımız bilgilerle bir diğeriyle bunları görüşme, müzakere etme fırsatını buluyorum. Sağ olsun şu ana kadar ne Sayın Putin’den ne Sayın Zelenskiy’den olumsuz bir yaklaşım almadım. Hepsi de olumlu yaklaştılar. Bizden talepleri oldu bu taleplere elimizden geldiğince olumlu yaklaşımlı cevap verdik. Onlar da bizim bu yaklaşımlarımız karşısında hiçbir zaman bize ters yaklaşmadılar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Putin örneğin Prag’da ben kiminle görüşüyorsam aleyhine konuşuyor. Ben şimdi samimi olayım. Ben de diyorum ki ‘Yanlış yapıyorsunuz’. Çünkü Rusya gibi bir devletin başına siz her yerde bu tür olumsuz yaklaşımlar sergilerseniz kusura bakmayın, o da kendi tavrını bir lider olarak kendini ezdirmeden koyacaktır. Siz bir lider olarak bu şekilde size saldırılsa buna eyvallah eder misiniz? Etmezsiniz. Bana yapsanız da aynı şeyi ben de etmem. Gereği neyse bunu yaparım. Sayın Putin’in yaptığı bu. Dünyada en saygın 3-5 ülkeden bir tanesi olan Rusya’nın başı olacaksınız, her türlü imkâna sahipseniz ve kalkıp böyle saldırılara da ‘evet’ diyeceksiniz. Mümkün değil. Şimdi aynı durumda kendisiyle biz bunları konuşurken tabii o bu yaklaşımlarımı da gördüğü için yaşadığımız S-400 konusunda da bunları gördüğü için birileri vasıtasıyla bu tahıl koridorunun açılmasına eyvallah etmiyor.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i salı günü aradığını ve çarşamba saat 12.00’den itibaren tahıl koridorunun açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bununla da kalmayalım, gübreyi de açalım dedik. Hem tahıl hem gübre bütün bunlarla beraber de hatta bir şeyi daha bağladık. Dedik ki, örneğin Cibuti, Somali, Sudan buralarda insanlar açlıktan şu anda ölüyor. İlk etapta buralara bu tahıl naklini yapalım. Endişe etme dedik, biz bunu planlayacağız ve İstanbul’daki merkezden bu işi takip edeceğiz. Cibuti, Somali, Sudan gerçekten buraların durumu hiç iyi değil. Afrika ülkelerinden başka az gelişmiş ülkelerde sıkıntı varsa buralara doğru da biz yine bu nakliyeyi gerçekleştireceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarşamba akşam Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile salı günü de Rusya Devlet Başkanı Putin ile bu konuları konuştuklarını, bunun devam edeceğini ve adımlarının yaygınlaştırılacağını söyledi.
“Afrika ülkelerine öncelik verilmesi sizin teşvikinizle mi oldu?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii. Az gelişmiş ülkeler de var” dedi.
“AKKUYU’YU ÖNÜMÜZDEKİ YILIN SONLARINDA VEYA 2024’ÜN BAŞLARINDA AÇACAĞIZ”
“Diplomaside yeni bir model geliştirdiniz, kişisel ilişkilerin ön plana geçtiği. Diplomaside kişisel ilişkiler ne kadar etkili oluyor?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, kişisel ilişkilerin diplomaside en önemli netice getirici adımlar olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun olmaması hâlinde netice getirici adımların atılamayacağını ve sonuç alınamayacağını ifade etti.
Salı günü Putin ile konuştuklarını ve bunun adına da “lider diplomasisi” dediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, lider diplomasisini başarmanın çok önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salı günü Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ardından da Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştüğünü, her ikisiyle yaptığı görüşmenin birbirinin tamamlayıcısı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Olaf bile bir ay önce çok farklı bir noktadaydı ama şimdi daha farklı bir noktada. Bu görüşmeler deneyim kazandırdığı gibi bakıyor ki Sayın Putin üzerine gitmekle geri adım atacak birisi değil. Öyleyse o zaman diyor ki ‘Biz burada işin tam manasıyla uyum noktasını yakalayalım ki netice alalım’ Biz de kendilerine bazı şeyleri bu arada söylüyoruz. Diyoruz ki ‘Bu böyle yürümez bak şu anda siz önceleri dediniz ki, Almanya’yı söylüyorum, ‘Biz yenilenebilir enerjiye geçeceğiz onun için de şu anda bütün nükleer enerjilerimizi devrede tutmanın gayreti içerisindeyiz.’ dediler. ‘Kömür santrallerini falan kapatıyoruz.’ dediler. Dedim, yanlış yapıyorsunuz. Gerçekten de koskoca Ruhr Havzası’nı, oradaki termik santralleri kapattılar. Fakat sonra doğal gaz kesilince bir anda bunlar yeniden termik santrallere dönme kararı verdiler. Şu anda termik santrallere Almanya’da dönüldü, Ruhr Havzası çalışıyor. Biz ise hepsini yapıyoruz. Bizde hem termik santraller var hem doğal gaz noktasında iyiyiz. Bir de inşallah önümüzdeki yılın sonlarında Akkuyu’yu açacağız veya 2024’ün başlarında.”
Sinop’ta açılacak nükleer santrale ilişkin de bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin ile Sinop Nükleer Santrali’ni konuştum. Biz tabii 2024’ün başı veya 2023’ün sonunda bir üniteyi açacağız. Onun dışında üç ünite daha var. O üç üniteyi de ardı ardına belli aralıklarla açacağız. Ama Sinop’ta yeni bir dörtlü üniteyi inşa edeceğiz. Bir Akkuyu, Sinop, bir üçüncüyü farklı bir merkezde arkadaşlar çalışıyorlar. Ayrıca onu da yapacağız. Çünkü bunların her birinden yüzde 10 enerji temini sağlayacağız. Hem Akkuyu 4 bin 800 megavat enerji sağlayacak Sinop da aynı şekilde oradan da 4 bin 800 megavat üretilecek” dedi.
“DEVLETLERDE DEVAMLILIK ESASTIR”
“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde nükleer santralin kötü bir şey olduğunu söyledi. Bu projenin devam etmeyeceğine dair bir sinyal olarak görebilir miyiz? Muhalefet iktidarı aldığında ya da böyle bir plan yapıyorsa termik santralin akıbeti ne olur?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle cevapladı: “Devletlerde devamlılık esastır. Bu adam cahil. Sen kalkacaksın, yani bu millet sana zaten bu ülkede yönetimi vermez o ayrı mesele de. Çünkü böyle cahil cühelayla bir yere gidilmez. Sen SSK’yı yönetemeyen bir cahilsin. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni nasıl yöneteceksin?”
CHP’nin elinde bazı büyükşehir belediyelerinin bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne yapıyorlar? İstanbul, Ankara… Meclisler onlarda değil ama hemen ağlamaya başlıyorlar, ‘Para gelmiyor’. Arkadaşlarımız devletten gelen paraların hepsini kuruşu kuruşuna açıkladılar. Yalancı bunlar. Ben belediye başkanıyken ileri biyolojik tesisi Tuzla’da kurduk şimdi çıkmışlar oranın açılışını yapıyorlar. Utan, burayı yapan biziz” şeklinde konuştu.
“Tuzla Belediye Başkanı Şadi Bey daha önceki emeklere teşekkür ettiği için yuhalandı, darbedilmeye çalışıldı” denilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlarda tabii izan yok, insaf da yok” ifadesini kullandı.
“KARADENİZ’DEKİ GAZ KEŞFİ BİZE AYRI BİR GÜÇ KATACAK”
“Türkiye, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in teklifiyle dünyaya gaz satabilecek bir ülke konumuna geliyor. Gaz merkezi ne zaman kurulabilir? Nasıl bir sistemden bahsediyoruz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gaz merkezi ile alakalı olarak Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız kapsamlı biçimde bir çalışmayı muhataplarıyla yapıyorlar. Büyük ihtimalle, Türkiye bu işin bir hub’u oluyor” cevabını verdi.
En yakın merkez olarak da şu an itibarıyla Trakya bölgesinin görüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradan çıkışla Avrupa’ya dağıtımın mümkün olacağını ifade etti.
Bunların ilk tespitler olduğunu, çalışmaların devam ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Zaten biz, uzun zamandır enerji merkezi olma yolunda adım atıyoruz. Bunun için kaynak ve güzergâh çeşitlendirmesi gerekiyordu. Merkez olmak için de tek kaynak yeterli olmaz, belli bölgelere bunu dağıtmak durumundayız. Bizim mesela Azeri gazıyla alakalı da Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum petrol ve gaz hatları da var. Son Azerbaycan’a gidişimde bunları da İlham Bey ile etraflıca görüştük. Biz, oralardan da alacağız. Bunu TANAP ile alıp güçlendireceğiz. Ayrıca depolama tesislerimizi kuracağız. Ve sıvılaştırılmış gaz terminalleri… Bu FSRU dediğimiz gemilerle taşıma, bunu ayrıca yapacağız. Karadeniz’deki gaz keşfi bize ayrı bir güç katacak. Bu arada, biz göreve geldiğimizde Türkiye’nin ne sismik araştırma gemisi vardı ne sondaj gemisi vardı. Berat Beyin Enerji Bakanlığı döneminde, o zaman ilk sismik ve sondaj gemilerinin alımı yapıldı. Bunları da biz alırken kâr ettik. Şu anda bu gemilerin fiyatları vesaireleri çok farklı bir noktada.”
“40 MİLYON METREKÜPLÜK GAZI SİSTEME VERECEĞİZ”
Arka arkaya 3’üncü, 4’üncü sondaj gemilerinin alındığını, bunların modern teknolojiye sahip olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Hem Karadeniz’de hem Akdeniz’de bunları yapacağımız gibi, icabında bizim farklı ülkelerde doğal gaz kaynaklarının yoğun olduğu yerlere de bu gemilerimizle gidip, oralarda sondaj çalışmasını yapıp, oralardan da doğal gazı çıkartarak, gerek o ülkede veya üçüncü ülkelere bunları satma şansımız var. Bu konuyla ilgili teklifler geliyor şimdi değişik ülkelerden. Birinci sırada mesela Libya, ‘bu konuda bu tür çalışmaların içiresine girebiliriz’ diyor. Böyle bir durum söz konusu. Ama şimdi hep birlikte ‘Tuna 1’ kuyusu dediğimiz buradaki çalışmalar önem arz ediyor. Dolayısıyla Karadeniz’de Sakarya adını verdiğimiz o doğal gaz şeyi önem arz ediyor. Bütün bunlarla beraber Tuna 1 kuyusu, öbür taraftan TANAP, öbür taraftan yine Mavi Akım bunların hepsi geliyor ve bunlar bütünleşiyor belli bir noktada. Bütünleştikten sonra da Sakarya Gaz Sahası’nda 540 milyar metreküplük bir keşfimiz var. Gazı 2023’e yetiştirmek için şu anda ekiplerimiz yoğun bir çalışma içerisinde.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla kalmadıklarını, sahaları geliştirme faaliyetlerine de devam ettiklerini dile getirerek, sondaj gemileri Kanuni ve Yavuz’un eş zamanlı olarak sahada çalıştığını söyledi.
İlk etapta 10 kuyu açacaklarını, buradaki günlük üretimin 10 milyon metreküp olacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahanın tam üretime geçmesiyle 40 kuyuyla, günlük 40 milyon metreküplük gazı sisteme vermiş olacağız” dedi.
Sakarya Gaz Sahası’nın, keşiften ilk üretime kadar dünyanın en hızlı yapılan deniz sahası olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filyos’taki doğal gaz işleme tesisinin inşasının devam ettiğini kaydetti.
“BOTAŞ, gazı ulusal sisteme bağlamak için kara boru hattını da bu ay içerisinde tamamlayacak” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sondaj Gemisi’nin, Sakarya sahasına yakın alanda, “Çaycuma 1” arama kuyusunda sondajına geçen hafta başladığını, oradan da müjdeli haberler beklediklerini aktardı.
“SONDAJ GEMİLERİMİZ ÇALIŞIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı programında Karadeniz gazına ilişkin ‘ciddi rezerv müjdemiz olacak’ dediniz. Bu anlamda bir rakam verebiliyor muyuz?” sorusuna da şu cevabı verdi: “Şu ana kadar Sakarya sahasında 540 milyar, diğer yaptığımız tespitlerde henüz bunu aşan yok. Son olarak 110 milyar metreküplük var, bu rezervler tespit edildikçe belki daha fazlasını da yakalayacağız. Ama sondaj gemilerimiz çalışıyor. Son aldığımız sondaj gemisi, 12 bin metreye kadar sondaj yapabiliyor, kabiliyete sahip. Çok güçlü bir gemi ve yaşı itibarıyla da yaşlı değil. Bu da bizim için büyük bir avantaj. Onun için arkadaşlarımızın bu gayretleri, bu incelemeleri yapmaları bizi ciddi manada rahatlattı. Ama hesaplamalar kesinleşince sonuçlarını da yakın zamanda açıklayacağız.”
“Yeni kaynakları duymamız uzak değil gibi. Açıklamanızdan öyle gözüküyor” denilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu bölgeler, bu noktada bereketli gibi görünüyor” karşılığını verdi.
“TERÖRLE MÜCADELE EDİYORUZ”
“Muhalefet devamlı Türkiye’yi yasa dışı işlerle ilişkilendirmeye çalışıyor. Muhalefetin dış dünyayı adeta müdahaleye çağıran söylemlerini görüyoruz. En son yine ‘TSK’nın kimyasal silah kullandığına’ dair bir iftira Türk Tabipleri Birliği Başkanı tarafından dile getirildi. Ana muhalefet ve diğer muhalefetin bazıları da buna sahip çıktılar. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’de geçirdiği sır 8 saat var. Yine ‘kara para aklama’ iftirasında bulundu. Bu konuda neler söylersiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bay Kemal, Amerika’daki bu 8 saatlik ortadan kayboluşunun gizemini bu iftiralarıyla yavaş yavaş aydınlığa kavuşturuyor. Dikkat ederseniz şu anda Bay Kemal, kendisine ezberlettiklerini konuşmaya başladı. Siyasi hayatı yalan, şaibe, iftira ve çeşitli çarklarla dolu Bay Kemal, ülkesine ve ‘ben Atatürk’ün partisiyim’ diyerek kendini gizlemeye çalışıyor. Şurada bir hafta, 10 gün içerisinde öyle bir edepsizlik ki arka arkaya, bu CHP zihniyeti bir taraftan bizim Silahlı Kuvvetlerimize hakaret etti, bir taraftan ‘kimyasal silah’ dediler. İşte bu Tabipler Odasının başındaki kadını da kendilerine göre bir yerde yaktılar. Bununla da kalmadılar, bir de ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin maalesef uyuşturucu kaçakçılığıyla cari açığını kapattığı’ iftirasını attılar. Bunlar bir hafta içinde oldu. Böyle densizlik olur mu? Bu nasıl bir siyasettir?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, terörle mücadele ediyoruz, yaptığımız yatırımlar ortada, köprülerimiz, tünellerimiz, metrolarımız, havalimanlarımız bütün bular ortada, utanmadan, sıkılmadan ‘cari açığı uyuşturucu ticaretiyle kapattığımızı’ söylüyor. Bugün daha Ticaret Bakanım neyi açıkladı? ‘Bugüne kadar gelmiş geçmiş büyüme hızında en büyük büyümeyi yakaladık’ dedi. Varsa elinde bir delil, çıkarsın bunu konuşursun” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin, uyuşturucuyla mücadelede temayüz etmiş bir iktidar olduğunu belirterek, “Ama sen şu anda ne yapıyorsun? Uyuşturucu baronlarına zemin hazırlıyorsun, onlara yol açıyorsun. Ve zaten senin içinde kuru, sulu içenler var. Bunlar ortada. Ama kalkıp da AK Parti iktidarına bu yakıştırmayı yapamazsın” dedi.
AK Parti’nin terörle mücadelesinde özellikle Güneydoğu’da verdikleri mücadelenin hep uyuşturucu kaçakçılarıyla olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK terör örgütünün uyuşturucudan nemalandığını, bunları etkisiz hâle getirdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çıkmış eş başkan, şu anda tutuklanmış olan Tabipler Odası’nın başkanı olan o kadını savunuyor. Neyini savunuyorsun? Bu kadın sadece Silahlı Kuvvetlerimize saygısızlık yaparak, yakıştırma yaparak… Sen bu yakıştırmayı nasıl benim Silahlı Kuvvetlerime yaparsın? Neymiş? ‘Burada uyuşturucu, bilmem ne, falan yapılmış’ gibi yakıştırmalarla, ondan sonra da ‘üzerine gidilmemesi gerekirdi’ gibi laflar… İşte Bay Kemal de savunuyor, öbür tarafta HDP savunuyor. Zaten başka savunanları da yok, bunlar savunuyor. Niye? Çünkü bunlar birbirinin adeta ete kemiğe bürünmüşü. Ama bu şekilde kendilerini kurtaramazlar. Gerek Silahlı Kuvvetler olarak gerek bizler bunları yakın markajda takip ediyoruz. Yargıda da bunları kovalamaya devam edeceğiz.”
“HEDEFİMİZE KİLİTLENMİŞİZ”
Millet İttifakı ile ilgili soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bunlar ‘Millet İttifakı’ diyerek orada da millete ihanet ediyorlar. Onun adı millet değil, illet veya zillet. Bizimki ise cumhurdan kaynaklanarak Cumhur İttifakı, aramızdaki fark bu. Yakında o zillet ittifakı zaten dağılacak. Ömrü fazla uzun değil onların, olmaz da. Çünkü renkleri bir defa çok farklı, çok değişken. Düşünün ki bunlar seçim meydanlarında bir defa birinin söylediğini öbürü ne yapacak? Reddedecek. Aynı şeyi söylemeleri mümkün değil ama Cumhur İttifakı olarak bizim böyle bir derdimiz yok. Biz hedefimize kilitlenmişiz. İşte Türkiye’nin Yüzyılı’nda Sayın Bahçeli ile beraberiz, ertesi gün Togg’un açılışında yine beraberiz ve beraber yürüdük biz bu yolda, beraber de seçime gireceğiz. Bütün köyleri, ilçeleri Sayın Bahçeli ve ekibi dolaşıyor. Biz aynı şekilde illerimizde toplu açılış törenleri ve mitingler, bunları yapmaya devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumartesi Gaziantep’te vatandaşlarla bir araya geleceğini bildirerek, kentte açılışlar yapacaklarını, kadınlarla ve gençlerle özel bir program düzenleneceğini dile getirdi.
“ŞU ANDA HER ŞEYİ YARGIYA BIRAKIYORUZ”
“Yalova Belediyesinde zimmet” iddiasıyla açılan davanın duruşmasında CHP milletvekillerinin mahkeme heyetine yönelik söylemlerinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananların ahlaksızlığın, kanun tanımazlığın, hukuk devletini hiçe saymanın açık, net örneği olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bay Kemal bunları savunuyor. Çünkü o da aynı karaktere sahip. Bunlar cibilliyet itibarıyla sıkıntılı. Adalet Bakanlığı şu anda bunlarla ilgili takibatı yapıyor. Ben bu konuda daha ileri bir adımdan yanayım, o da süratle bir defa bunların dokunulmazlıklarının kaldırılması gerekir. Çünkü bunlar parlamentoyu da kirlettiler. Bunlar siyaseti kirlettiler. ‘Atatürk’ün partisi’ diyerek, ben inanıyorum ki Atatürk’ün ruhunu da bunlar sızlattılar. Herhalde Atatürk şu anda sağ olmuş olsaydı, bunları hemen kapının önüne koyardı ama Bay Kemal’de ne bu cesaret var ne bu karakter var ne de böyle bir hukuk anlayışı var. Onun için biz şu anda her şeyi yargıya bırakıyoruz ve yargıda da Yalova’daki heyetin, mahkeme heyetinin ayrıca biz dava açmasından yanayız. Anayasa’nın maddesi ‘Yargı heyetini etkileyemezsiniz’ noktasında. Burada etki yok, çok daha ileri, hakaret var. Genel başkanı, hâkim ve savcıları tehdit ederse hedef gösterirse milletvekili de mahkemede ne yapar? Salonda bu tür hakaretlerde bulunur. ‘CHP’ demek hep söylerim belediye başkanlığı seçimlerinden, ‘çöp, çukur, çamur’ diyorduk ya işte bunun adı çamur siyasetidir. CHP’li milletvekilleri, vekillik görevini teröristi savunmak, suçluyu kayırmak olarak zannediyorlar. Türkiye’de bağımsız mahkemeler olduğunu, kararlarıyla konuşan hâkimler bulunduğunu CHP’lilere de öğreteceğiz ve öğrenecekler. Hiç endişeniz olmasın.”
“AİLE YAPIMIZI HER TÜRLÜ MARJİNAL AKIMLARDAN, YOZLAŞMADAN KORUYACAĞIZ”
Aileye ilişkin düzenlemelerin de yer alacağı başörtüsüne yönelik Anayasa değişikliğiyle ilgili soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçlü milletlerin güçlü ailelerden oluşacağını söyledi.
Türk milletinin güçlü ailelerden oluştuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin aile yapısını bozmanın, leke sürmenin kimsenin haddi olmadığını vurguladı.
Cumhur İttifakı olarak ailenin saygınlığını ortaya koyacaklarını, bununla güçlü milleti ve güçlü Türkiye’yi kuracaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile yapımızı her türlü sapkınlıktan, marjinal akımlardan, yozlaşmadan koruyacağız. Buradan taviz veremeyiz. Vatandaşlarımız yürüyüşlerle haklı taleplerini dile getirdiler. Bundan daha güzeli olamaz, bu yaygınlaşacak. Biz bunlara bu meydanları bırakamayız. Milletle yürüyen parti olarak da bu talebi yerine getirmek AK Parti’ye, Milliyetçi Hareket Partisi’ne düşer. Bunu yapacağız” diye konuştu.
Programda, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yönelik “Bir metrekarelik bez parçası” ifadesini kullandığı görüntülerin izlenmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bay Kemal, ‘Bir metrekarelik bez parçası’ öyle mi? Şimdi başörtüsü mücadelesi veriyorsun. ‘Ben çözdüm’ diyor utanmadan. Şimdi bu ara başörtülü bayanları alıp onlara rozet takıyor. Bak şimdiden söylüyorum, bu seçimlerde başörtülü birkaç aday da çıkarırsa hiç şaşmayın. Mecburen bunu yapacak. ‘Bir metrekarelik bez parçası’, bizim bütün mücadelemiz o ‘Cahil kalmak istemiyoruz’ diyen güzel yavrumuzun hakkı olan kaliteli eğitim, öğretime kavuşmasıydı. Bunu başardık. Fakat Bay Kemal’in böyle bir derdi yok. İşte onun için biz de ne yaptık? Kaçıyor musun? Kaçma, hadi gel, anayasa değişikliği yapalım, anayasa değişikliği ile bu işi sağlama bağlayalım. Gelemezler, yine kaçacaklar. Arkadaşlara, ‘Gidin hepsini ziyaret edin, bakalım ne diyorlar, alın bilgileri, bana da neticeyi bildirin, ondan sonra nihai kararımızı verelim’ dedik. Başörtüsü meselesinde o gün engellemek istedikleri, üniversiteden atmaya çalıştıkları kızlarımız şimdi o üniversitelere hoca olarak dönüyorlar. Bugünleri de gördük. Onu engelleyemediler. Bazılar doçent, profesör oldu. Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz. Sayın Ecevit’in Meclisten Merve Kavakçı’yı dışarıya atmak için yaptığı o konuşmayı hafızamdan silip atmam mümkün değil. ‘Atın şunu dışarı’, bunları gördük biz. CHP’nin farklı bir versiyonu değil miydi? ‘Haddini bildirin şu kadına…’ Bunu diyen değil miydi?”
Başörtüsü ve aile ile ilgili anayasa değişikliği teklifinin TBMM’ye sevk aşamasına geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın diğer partilerle görüşmeye başladığını, görüşmelerin ardından teklife son hâlin verileceğini ve Meclise sunulacağını bildirdi.
Başörtüsünün CHP’nin takiye siyasetine malzeme olmasından kurtarılacağını, teklif görüşmelerinin CHP ve Meclisteki ortakları için samimiyet sınavı olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Netice aldık, aldık; almadık, oturup referandumu da konuşmamız lazım. Çünkü en doğru kararı millet verir. Gidelim millete, bakalım milletimiz ne diyecek?” dedi.
Artık başörtüsüyle girilmeyen yer kalmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda öyle bir dert, öyle bir sıkıntı yokken bir gece rüyasını gördü, herhalde çıktı bununla ortaya, başörtüsü meselesi” dedi.
Artık başörtülü savcılar, hâkimler, askerler, öğretmenler, valiler, kaymakamlar bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani devletin her kurumunda artık başörtülü hanım kardeşlerimizi görmek mümkün. Nereden çıktı bu? Bütün mesele ‘Acaba ben buradan yaklaşan şu 2023 seçimlerinde ne kadar oy devşirebilirim?’ Derdi bu, istismar siyaseti ama benim milletim bu oyuna gelmeyecek, gereken dersi de 2023’te onlara vererek onları da siyasetin tozlu raflarına değil, inşallah çöp kutularına atacak” diye konuştu.
“İSTİKLALİMİZ VE İSTİKBALİMİZ İÇİN GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Türkiye’nin balistik füzesi Tayfun’un başta Yunanistan olmak üzere dünyada ses getirdiği belirtilerek, “Miçotakis yönetimi de Türkiye’yi Amerika’ya şikâyet etti. Bir taraftan Amerika da Yunanistan’a silah desteğini devam ettiriyor. Bu anlamda yayınımız aracılığıyla Miçotakis yönetimine bir cevabınız olur mu? Savunma sanayinde dünyayı şaşırtacak başka neler bekliyor?” soruları üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, son uzun menzilli füze testinin Türk savunma sanayinin geldiği noktayı göstermesi bakımından çok önemli olduğunu söyledi.
Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Roketsan bünyesinde bir dizi füze projeleri yürütüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yaptığımız Tayfun testidir o Yunanlıları çıldırtan. Devam eden süreçte inşallah bu adımlardan bir tanesi ve şimdi onun mesafesini artıracaklar. Yani 561 kilometre filan şu anda menzili bunu daha da uzatmak… Tabii bu 561 kilometre Yunanlıları tamamen Atina bunun menzili içinde diye ürkütmeye başladı, kırmızı alarm verdiler. Cenk ve Gezgin füzeleri gibi daha nicelerinin müjdelerini zamanı geldiğinde vereceğiz. Neredeyse her alanda tarihî işler yapıyoruz. Biz savunma sanayini bazı ülkelerin dışarıdan bazılarının da içeriden engellemelerine rağmen bu noktaya getirdik. Aynı istikamette istiklalimiz ve istikbalimiz için gece gündüz demeden muhtelif füze, roket, mühimmat ve silahlar da dâhil azimle çalışmaya devam ediyoruz. 2023 yılında millî muharip uçak, inşallah o da hangardan çıkacak. Hürjet, muharip insansız uçak Bayraktar Kızılelma, o da şu anda hızla devam ediyor.”
Bayraktar TB3’ün Anadolu uçak gemisine inip kalkacağını, ağır sınıf Atak 2 helikopterinin ilk uçuşunu gerçekleştireceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Denizlerdeki gücümüzü perçinleyecek olan (İ) sınıfı fırkateynlerimizin ilki İstanbul gemimizi de bu arada hizmete alacağız. Denizde ikmal muharebe destek gemimiz Derya ve yeni tip denizaltılarımızın ilki Piri Reis, o da hizmete girecek” dedi.
Uzun menzilli hava savunma sistemi Karaok füzeleri, havadan havaya Bozdoğan füzeleri ve Gökdoğan füzelerinin ilk teslimatının da yapılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Atmaca füzeleri için geliştirilen KTJ-3200 turbo jet motoru bu arada teslim edilecek. Şimşek hedef uçağı seyir füzesine dönüşmüş hâliyle ilk kez teslim edilecek. Tabii bu arada zırhlı amfibi hücum aracı ZAHA’lar, Pars 6×6 mayına karşı korumalı araçlar, modernize zırhlı muharebe araçları ZMA’lar ve yerli motora sahip Vuran araçları, ilk kez bunlar da envantere girecek” diye konuştu.
“Epey kızdıracağız yani” denilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok kızarlar. Sadece onlar değil, başka kızacak olanlar da var. Tabii Yunanistan’ın son dönemde Türkiye’ye yönelik izlediği bu tutumun izahı da kabulü de mümkün değil. Elbette bu mütecaviz ve hasmane tutum karşısında biz de sessiz ve tepkisiz kalamayız. Biz de bu eserlerimizle onlara cevabımızı vereceğiz. Laf üretmek yerine biz iş üreteceğiz. Burada Yunanistan’ın aklını başına alması lazım, tahrik ve provokasyonlarla bir yere varamayacaklarını da öğrenmeleri lazım” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK BÜYÜME DÖNEMLERİNİ YAŞIYOR”
Koronavirüs salgını sonrası dünyada sallantının sürdüğü, hükûmetlerin zor kurulduğu ifade edilerek, “İtalya Başbakanı Meloni, ‘Başkanlık sistemini mi tartışsak’ diyor. İngiltere’de maruldan bile daha az dayanıyor hükûmetler, bir gazete böyle bir tespit yapmış. Dünyanın her yerinde bir sallantı var. Siz ve Putin dışında deneyimli liderler göremiyoruz, çok kısa süreyle iş başına gelen ya da bir siyasi karizması olan figürler göremiyoruz. Bu krizleri neye bağlıyorsunuz?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şimdi biliyorsunuz bizde de bazı maalesef istikametini kaybetmiş olan tipler var. Nedir o? ‘Güçlendirilmiş parlamenter demokrasi’ diyorlar. Şimdi biz parlamenter demokrasiyi görmüştük. Orada da 8 ay, 10 ay, 16 aylık hükûmetler vardı, aynen bunlar gibi. Onun için de dikkat ederseniz o koalisyon hükûmetlerinin dönemi parlamenter demokrasinin uygulandığı dönemdi. O dönemlerde Türkiye’de istikrar var mıydı? Yoktu. Türkiye’de istikrar olmadığı gibi ekonomi tamamen müflis durumdaydı. Ne zaman ki biz başkanlık sistemine yönetim biçimini değiştirmek suretiyle geçtik Türkiye’ye istikrar geldi. Şimdi bizim böyle bir derdimiz var mı, yok. Şu anda sağlıklı bir ekonomiyle yolumuza devam ediyoruz.”
Ücret, istihdam politikalarında 5 başlıkta yola devam ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Nedir bu? Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüme. Şu anda Türkiye tarihinin en büyük büyüme dönemlerini yaşıyor. Ve bu konuda da yarışma hâlindeyiz. İkide bir önümüze enflasyonu çıkarıyorlar, yılbaşından sonra tekrar konuşacağız inşallah. Şu anda faizi biz tek haneli rakama doğru çekiyoruz. Bununla birlikte de başta kamu bankalarımız olmak üzere yatırımda kamu bankalarımız teşvik edici olacak. Niye? Çünkü yatırımı başaracağız ki istihdamı artıralım. Örneğin istihdamda ciddi bir sıçramayı yakaladık. Bu şimdi daha da artacak. Neyle? Yatırımla. İstihdamla birlikte üretim de artacak. Üretimin arkasından ne gelecek? Üretim ihracatı tahrik edecek, ihracatla birlikte de bir şey daha var o da nedir, cari fazla yoluyla büyüme.”
Türkiye’nin cari açığının ağırlıklı olarak petrolden kaynaklandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda da yeni adımlar bulunduğunu ifade etti.
“‘Yılbaşından sonra baksınlar’ dediğiniz bununla ilgili gelişme mi?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, yani Sayın Putin’le yaptığımız görüşmelerde özellikle fiyat politikalarını da inşallah kendileriyle görüşerek orada da daha olumlu istikamette adımı atabileceğiz” dedi.
Başkanlık sisteminde hızlı karar alma, siyasi istikrar, erkler arasında denge, denetleme imkânı bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları kazandık. Tabii bu kazanımlarımız dünyanın ağır krize girdiği 2018 sonrasında bizim çok işimize yaradı. Türkiye bu sayede kazandı. Siyasi liderlik ve siyasi istikrar bizim için büyük imkân oldu. Hep söylerim krizleri yönetirsiniz ama belirsizlikleri yönetemezsiniz. Belirsizliklere hazırlık yapmak gerekir. Hazırlığınız varsa kazanırsınız. Biz başkanlık sistemiyle, siyasi istikrarla küresel belirsizliğe hazırlandık ve onun için de güçlüyüz, rahat konuşuyoruz. Farkımız bu” değerlendirmesinde bulundu.
İSRAİL İLE İLİŞKİLER
İsrail ile ilişkilerin Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile nispeten normalleşmeye başladığı ve son seçimde Binyamin Netanyahu’nun kazandığı hatırlatılarak, yeni dönemi nasıl öngördüğü sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şu an itibarıyla tabii Herzog sabırlı yaklaşım içerisinde. Daha tabii seçim sonuçları net değil ama seçim sonuçları ne olursa olsun İsrail’le ilişkilerimizi karşılıklı hassasiyetlerimize saygı ve ortak çıkarlarımız temelinde sürdürülebilir bir zeminde yürütmeyi arzu ediyoruz. Normalleşme sürecinde İsrailli yetkililerle görüşmelerimiz oldu. İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Herzog’u mart ayında biliyorsunuz Külliyede ağırladık. Sonrasında telefonla sık sık görüşmelerimiz oldu. 17 Ağustos’ta diplomatik ilişkilerin en üst seviyeye çıkarılmasını kararlaştırarak büyükelçi atama kararını karşılıklı olarak açıkladık. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için gittiğim New York’ta İsrail Başbakanı Lapid’i kabul ettim, bizim Türkevi’nde. Son olarak da geçen hafta İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ülkemizi ziyaret etti ve kendisini kabul ettim. Karşılıklı temaslarla süreci devam ettirerek ilişkileri tüm alanlarda ilerletme ümidimizi koruyoruz. Değerlere saygı gösterildiği sürece kazan kazan diplomasisiyle inanıyorum ki sadece Türkiye ve İsrail değil, tüm bölge kazançlı çıkacaktır.”
SOSYAL KONUT PROJESİ
Sosyal konut projesine 8 milyon kişinin başvurduğu ifade edilerek, “Önümüzdeki dönem orta gelir grubu için yeni proje var mı?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şu anda açıklanmış olan dev bir proje. Burada malum 500 bin konut meselesi var. Allah nasip eder, seçim biter, seçimden sonra zaten bir taraftan bu inşaatlarımız devam edecek. Bir de 1 milyon arsa, bunların altyapısını biz devlet olarak yapıyoruz. Bu kuradan bu arsaları alanlar, onlar da evlerini yapacaklar. O da onlara çok farklı bir fırsat doğurmuş olacak. Ama inşallah bunu da kurayla yapacağız ki herhangi bir sıkıntı yaşamayalım ve seçimden sonra da yeni bir hızla Türkiye Yüzyılı’na ayrı bir güç katacağız.”
“Siz de geçen dile getirdiniz, ‘Zulüm uygulandı kiracılara’ dediniz. Bu projenin ev fiyatlarını ne zaman etkilemesini, düşürmesini öngörüyorsunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “7 Kasım’da sona erecek olan arsa ve iş yeri başvurularımızın süresini de inşallah 15 Kasım’a kadar uzatıyoruz. Vatandaşlarımız bu tarihe kadar arsa ve iş yerlerine başvurabilecek” dedi.
“DİJİTALİ YAKINDAN TAKİP EDEN BİR İKTİDAR OLARAK TİCARİ SİSTEMİN DÖNÜŞÜME UĞRADIĞI BİR DÖNEMDE BU YENİLİĞE KAYITSIZ KALAMAZDIK”
Kripto parayla ilgili düzenlemelerin hangi aşamada olduğuna yönelik soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biliyorsunuz kripto para alanındaki gelişmeler blokzincir teknolojisini karşımıza çıkardı. Nitekim teknolojiyi, yenilikleri ve dijitali yakından takip eden bir iktidar olarak da ticari sistemin özellikle değişim, dönüşüme uğradığı böyle bir dönemde biz bu yeniliğe kayıtsız kalamazdık. Dijital içerikler, fikri mülkiyet hakları, blokzincir teknolojisi ile güvence altına alınıyor. Nitekim geçen hafta İstanbul Üniversitesinde geniş katılımlı bir heyete bu konuda bir konuşmam oldu. Genel Başkan Yardımcım Ömer İleri Bey’in riyasetinde hazırlanan o çalışmayla orada bu blokzincir konusunu işledim ve bu blokzincir konusuna da ilk defa AK Parti olarak bizler önem verdik. Bununla ilgili çalışmaları sempozyumlarla, panellerle işleyerek geliştirelim dedik ve bu çalışmayı da yürütüyoruz.”
“Elon Musk’la hiç görüşüyor musunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun zamandır görüşmediklerini söyledi ve “Bir seneyi bulmadı gerçi ama öyle bir görüşme zarureti olsa ki bu ara Twitter’dan dolayı olabilir” dedi.
Musk’un “Twitter’daki mavi tıklı hesaplardan 8 dolar alacağını” söylediğinin anımsatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yok, belki biz farklı olabiliriz. Onunla da bir diplomasi yürütebiliriz” ifadesini kullandı.
“100 YILIN İŞİNİ 20 YILA SIĞDIRDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Kasım’ın AK Parti iktidarının 20. yılı olduğu hatırlatılarak, “Sizin bu 20 yılda yaşadığınız, unutamadığınız bir anekdot var mıdır?” sorusu üzerine, milletin kendilerine 20 yıl iktidarda kalma rekorunu kırdırdığını belirtti.
“Şu anda mesela Avrupa Birliği’nde bizimle bu süreci yaşayan hiçbir lider artık kalmadı, hepsi değişti, hepsi gitti. Biz şimdi kendileriyle farklı mecralarda, farklı yerlerde görüşme fırsatı buluyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme yolunda kendileriyle yürüyen, ülkenin güçlenmesine, büyümesine, gelişmesine katkı sağlayan tüm dava arkadaşlarına şükranlarını sunduğunu söyledi.
Bu süreçte birbirinden güzel ve özel anıları, kazanımları olduğunu ama hepsinden önemlisi her biri uzun yıllar millete hizmet edecek eserler bıraktıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, her bir eserin proje aşamasından yapımına, hizmet safhasına birçok anılar bulunduğunu aktardı.
Bu eserleri, hizmetleri kullanan vatandaşın yüzündeki memnuniyeti, mutluluğu görmesinin kendisine ayrı bir güç kattığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 yılın işini 20 yıla sığdırdıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hastanelerle vatandaşımız özellikle şifa buldu, şifa kaynağı olduk, yollarla uzaktakileri yakın ettik ve hava yolunu âdeta insanımızın kara yolu hâline getirdik ve konutlarla milletimize çatı olduk. İstihdam projelerimizle işsize iş olduk. Sosyal projelerimizle fakir fukaraya aş olduk. 20 yılda gülmeyen yüzleri güldürdük. Umutsuz gönüllere umut olduk. Ne yaptığımız hizmetleri, ülkeye kazandırdığımız eserleri anlatmaya vakit yeter ne de bunları yaşarken hatıramızda özellikle kalan o güzel anıları bir kenara koymak mümkün olur. ‘Şu anımı unutamıyorum’ dersem bir diğerine, ‘Şu hatıra çok özel’ dersem bir başka anıma haksızlık etmiş olurum. Ama hepsinden öte, tabii ki en önemlisi gençlik yıllarımın özlemi ve Sultanahmet Meydanı’nda Ayasofya’nın önündeki gençlik mitinglerimiz olmuştur. O gençlik mitinglerimizde hep şunu söylerdik, ‘Ayasofya açılacak’ derdik. ‘Zincirler kırılacak Ayasofya açılacak’ derdik. Allah’ımıza hamdolsun. Ayasofya’yı açmak bize nasip oldu. Bunu unutmak mümkün değil. Elhamdülillah Ayasofya açıldı, zincirler kırıldı ama bu Avrupa yakasındaydı. Orada da dikkat edin, kimler çıldırdı? Başta yine Yunan, hemen çıldırdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu yakasına da bazı mühürleri vuralım” dediklerini, bunların en önemlisinin de Büyük Çamlıca Camii olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “O da Anadolu yakasının oradan Avrupa’ya, Avrupa’dan oraya bakışta bir simge, bir sembol. Ama bunu yaparken tabii biz bir şeyi daha unutmadık. Nedir o? Oraya gelirken bir de dedik ki ‘Mimar Sinan unutulursa haksızlık olur’ ve Mimar Sinan Camii’ni yaptık, o da yine biliyorsunuz çok çok bizim klasik mimarimiz ile oraya kondurduğumuz bir cami. Ankara’da aynı şekilde unutulmaz ki yani Melike Hatun Camii bir başka eser. Şu anda bu toplantıyı yaptığımız Külliye. Her ne kadar Bay Kemal bundan çok rahatsız oluyorsa da bu Külliyeyi unutmak mümkün değil. Çankaya geçmiştekilerin, ecdadın bir eseri ama biz de Cumhuriyetin nesli olarak şimdi getirdik Külliyemizi buraya inşa ettik ve bu Külliye çok çok farklı bir külliye. İçinde camisiyle, kongre salonuyla, yine zaman zaman sanat icra edilen salonuyla çok ayrı bir inşa oldu. Tabii hepsinden öte bir şey daha yaptık. O da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası salonunu da yapmak suretiyle orada da Türkiye’deki nadide salonlardan 1 tanesini yaptık. Taksim Meydanı’nda biliyorsunuz Gezi olaylarında her yeri yakıp yıkan, CHP’nin başındaki zatın da gelip ‘Gençlerden ne istiyorsunuz?’ dediği yerde biz işte o Atatürk Kültür Merkezi’ni yıkanlara karşı, yakanlara karşı şu anda sıfır bir Atatürk Kültür Merkezi’ni inşa ettik ve bununla da yine kalmadık, hemen onun karşı çaprazında da sağ olsun bir hayırseverimiz, o da Taksim Camisi’ni inşa etti ama biz bununla da kalmadık. Hemen Muhsin Ertuğrul, ‘Bunu yakacaklar, yıkacaklar, şunu budur’ dediler. Dedik ki ‘Yapmayın, öyle bir şey yok. Bak biz onun daha büyüğünü yapacağız.’ Ve biri de yerin altına şöyle iyice inşa edeceğimiz yaklaşık 2 bin 500 kişilik dev bir kongre merkezi yapacağız. Ve biz onu da yaptık orada. Bunlar anlatmakla bitecek şeyler değil.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kampanyasında Türkiye genelinde neler yaptıklarını, eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada nerelere gelindiğini millete anlatacaklarını ifade etti. “EYT meselesi var. Sözleşmeli personelin, taşeronların kadroya alınması meselesi var. Asgari ücrete zam meselesi var. Yeni yılda bu anlamda vatandaşımızı ne gibi müjdeler bekliyor?” sorusu üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda sağ olsun Vedat Bey ekibiyle beraber Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız çalışmalarını yoğun bir şekilde devam ettiriyor. Bu çalışmalarla birlikte inşallah önümüzdeki ay ve yeni yıl, bunların arka arkaya açıklandığı aylar olacak ve buralardaki ücret politikalarımız da ne durumdaysa bunları da yine açıklayacağız. Tabii en önemlisi bunlardan asgari ücretin yeniden tespiti çalışması olacak. Bu çalışmayla birlikte de gerek sözleşmeliler gerek EYT bütün bunlar, arka arkaya yani biz 2023’e bunları da açıklayarak girmiş olacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.