Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gençlerimiz sadece eğitimlerine, sadece zihni ve fiziki gelişimlerine odaklanabilsin diye her türlü yatırımı yapıyoruz. Araştırma desteklerinden bilim merkezlerine, burslardan festivallere, laboratuvarlardan şenliklere kadar gençlerimizi araştırmaya ısındıracak her adımı atıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Ödül Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine, “külliye”, “milletin evi” dediklerinde birilerinin rahatsız olduğunu söyledi. Külliyelerin asırlardır bu ülkenin, medeniyet dünyasının ilim, müzakere, tören, sosyal hizmet merkezi olarak faaliyet gösterdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, külliyelerin temelinde, halka hizmet anlayışının bulunduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin de çalışma alanlarının yanı sıra kütüphanesi, kongre merkezi, sergi merkezi, camisi ve diğer tüm birimleriyle her kesimden her yaştan insana hizmet verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millet Kütüphanesi’nin ise gençlerin adeta ikinci evi gibi olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 saat açık olan Millet Kütüphanesi’nde öğrencilere ikramların da yapıldığını söyleyerek, şu anda tüm gençlikle birlikte olan bir iktidarın bulunduğunu vurguladı.
“BATI’NIN İLMİNİ ALACAKSIN, AHLAKSIZLIĞINI DEĞİL”
Dün, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ziyarette bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Şerif’e Millet Kütüphanesi’ni gösterdiğini ve gezmesini istediğini anlattı. Şerif’in bugün Millet Kütüphanesi’ni gezdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Dünyada bu Millet Kütüphanesi’nin eşi benzeri neredeyse yok. Bununla rahatlıkla iftihar edebiliriz. Önemli olan şu, birileri ne yapıyor değil, birilerinin yaptığını geçebiliyor muyuz, bunları aşabiliyor muyuz? Çünkü Müslüman Türk’e bu yakışır, biz de bunu yapıyoruz. Örneğin ben bu proje için birçok mimar arkadaşıma, ‘dünyayı dolaşacaksınız, bütün oralardan beğendiklerinizi alacaksınız, sonra da projelendirip bu külliyemize milletin evine yapacağız’ dedim. Sağ olsunlar dolaştılar, dünyanın dört bir yanına gittiler. Akif diyor ya, ‘Alınız ilmini garbın, alınız sanatını/Veriniz hem de mesainize son süratini’. Mesele işte bu. Bütün Batı’nın ilmini alacaksın, ahlaksızlığını değil, ilmini alacaksın ve ona da kendi mührünü vuracaksın.”
Kongre ve Kültür Merkezi’nin de Ankara’nın en önemli toplantılarına ev sahipliği yaptığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii burayla kalmadık. Şimdi bir de İstanbul’da yapıyoruz. İstanbul’da Rami Kışlamız vardı, bu tarihî kışlamızı aynen burası gibi, bir kongre merkezinin dışında orayı da kütüphaneye çeviriyoruz. İnşallah orası da bu yılsonu veya önümüzdeki yılbaşı filan bitecek ve orada da yine öğrencilerimiz 24 saat gelip rahatlıkla derslerini çalışacaklar, oturacaklar, kendilerine bu devlet ikramlarını yapacak, ikram izzetle inşallah buralarda vakitlerini değerlendirmiş olacaklar” diye konuştu.
Külliye içerisinde sergi salonunun da kendi alanında Türkiye’nin en iyi etkinlik alanı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, külliyedeki Millet Camii’nin de Beştepe’den Ankara’yı günde beş vakit selamlayan abide bir eser olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlarca ilim ve gönül dünyamızı aydınlatacak, insanımıza hizmet verecek bu eserlerden kim rahatsız olabilir ki? Aksi yönde tepki gösterenler, aslında kendi ülkelerinin ve milletlerinin medeniyet mirasının zenginleşmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Biz ne yapıyorsak milletimiz için özellikle de çocuklarımız için gençlerimiz için yapıyoruz” sözlerini sarf etti.
Gençlerin, bu ülkenin geleceği ve umudu olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, gençlerimizi nasıl okumaya, araştırmaya, tefekküre, üretmeye teşvik ederiz bunun derdindeyiz. Evlatlarımıza kendileri ailelerine, milletine, devletine en ideal hizmetleri verebilmesi için ne gerekiyorsa onu sağlamanın peşindeyiz. Bugün ödül töreninde bir arada olduğumuz Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması işte bu çabanın ürünlerinden biridir” açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin uzay programına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçinizden birileri, bir veya ikisi uzaya gidecek. Birilerinin Neil Armstrong’u varsa bizim de Ahmet’imiz, Ayşe’miz, Fatma’mız var. Bize düşen, bunun altyapısını yapmak. Şimdi de inşallah hazırlıklar devam ediyor, bir an önce başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, TÜBİTAK olmak üzere bu çalışma devam ediyor” bilgisini verdi.
Yıllar içerisinde gelişen, büyüyen; öğrenciler için büyük bir teşvik kaynağı hâline gelen TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın 53’üncüsünün ödül töreninde olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ödüllerini takdim edeceğimiz gençlerimizin araştırma projeleri külliyenin sergi salonunda sergilendi. Sergiye de coşkulu bir katılım olduğunu biliyorum. Şimdi burada Kongre ve Kültür Merkezi’mizde ödüllerini vereceğimiz gençlerimizin her birini ve öğretmenlerini özellikle tebrik ediyorum.” dedi.
“GENÇLERLE YOL YÜRÜYEN, GENÇLERLE BİRLİKTE MÜCADELE VEREN İNSAN YORULUR MU?”
Kendisinin sık sık, “Cumhurbaşkanım siz yorulmuyor musunuz?” sorusuyla karşı karşıya kaldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben de diyorum ki gençlerle yol yürüyen, gençlerle birlikte mücadele veren insan yorulur mu? Enerjiyi sizden alıyorum, aldığım enerjiyi de eserlere veriyorum. Neşet Ertaş ne diyor, ‘Aşkınan çalışan yorulur mu?’ Biz milletimize deruni ve samimi bir aşkla hizmet ettiğimiz için yorulmuyoruz. Siyasi hayatım boyunca hep gençlerimizin önünü açmanın, onları desteklemenin mücadelesini verdim.
“DARBELERİN ASIL YIKICI ETKİSİ, GENÇLERİMİZİN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİREN ALANLARDA GÖRÜLDÜ”
Bu ülkede darbe sadece siyaset kurumuna, millî iradeye yapılmadı. Darbelerin asıl yıkıcı etkisi, eğitim başta olmak üzere gençlerimizin geleceğini şekillendiren alanlarda görüldü. Mesleki eğitimin önü kesilerek gençlerimizin geleceği karartıldı. Genç kızlarımızın eğitim hakları başörtüsü bahanesiyle engellenerek ayrımcılık yapıldı. Yükseköğretim imkânı, sanki bir hak değil de imtiyazmış gibi dar tutularak pırlanta gibi gençlerimizle hayallerinin arasına girildi. Spordan teknolojiye ve kültür sanata kadar her alanda gençlerimizin umutlarını törpüleyecek ihmaller sergilendi.
Bakmayın siz bugün, gençlerimiz için üzülüyormuş gibi yapanlara, bakmayın siz gençlerimizin hayallerini ve umutlarını istismar edenlere, biz bunların cemaziyülevvelini iyi biliriz. Bunlar görünüşte ‘mış’ gibi yaparlar, kafalarının arkasında ise kırk tilkiyi kuyruklarını birbirine değdirmeden dolaştırırlar. Bizim neslimiz, bunların hepsini de bizzat yaşadı, şahit oldu. Sizler de internet kaynaklarını inceleyerek, geçmişte gençlerimize hangi haksızlıkların yapıldığını tek tek görebilirsiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi hukuk nutku atıp hukuktan dem vuranların, geçmişte uygulanan baskılara, zulme, ayrımcılığa ses çıkarmadıklarını hatta bizzat taraf tuttuklarını dile getirdi.
Bu ülkenin başbakanının düzmece mahkeme kararları ile idamına alkış tutanların hukukun lafını etmeye bile haklarının olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençler, Adnan Menderes’ten, Fatin Rüştü Zorlu’dan, Hasan Polatkan’dan bahsediyorum. Bu insanlar, devleti yöneten büyüklerimizdi ama bunlar, maalesef işte o malum zihniyet tarafından idam edildiler. Şimdi özgürlük narası atanlar, geçmişte insanlarımızın en temel haklarının bile ellerinden alınmasına ses çıkartmamışlar hatta teşvik etmişlerdir” diye konuştu.
Gençlere, Boraltan Köprüsü hadisesini bilip bilmediklerini soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Meşhur Boraltan Köprüsü’nde askerlerimiz, ne yazık ki düşmanın eline bırakılmış ve o askerlerimiz, o dönemin yönetimine aynen dönerek şu ifadeyi söylemişlerdir, demişlerdir ki: ‘Bizi düşmana teslim etmeyin. Bizi siz öldürün ama düşmana teslim etmeyin.’ Maalesef düşmana teslim ettiler. İşte o zaman ki bizim Mehmetlerimiz, düşman tarafından şehit edildiler. Bu ülke bunları yaşadı. Biz, bunların bir daha yaşanmasını asla istemiyoruz. Bu ülkede bir daha Boraltan Köprüleri olsun istemiyoruz ve biz diyoruz ki nasıl şimdi Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Besler Deresi’nde teröristlerin inlerine girip onları gömüyorsak gömmeye de devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin bulunduğunu ama şehitlerin 10-15-20 katı öldürülen teröristlerin olduğuna işaret ederek, “Çünkü biz, şehitlerimiz noktasında ‘Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda/ Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda/ Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ diyerek bu mücadeleyi veriyoruz” ifadelerini kullandı.
“HER ALANDA ÜLKEMİZE ÇAĞ ATLATACAK ESERLER VE HİZMETLER VERİYORUZ”
Cuntacılar karşısında el pençe divan duran siyasetçileri, bürokratları ve hukukçuları unutmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz çocuklarımız aynı sıkıntıları çekmesin, aynı zorlukları yaşamasın diye 20 yıldır eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaşımdan enerjiye, her alanda ülkemize çağ atlatacak eserler ve hizmetler veriyoruz” dedi.
Göreve geldiklerinde Türkiye’de 76 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göreve geldiğimizde parmak sayıları kadar ilimizde üniversite varken şimdi 81 vilayetimizin tamamında üniversite var. Niçin? İstedik ki benim Hakkâri’deki evladım üniversite için İstanbul’a, Ankara’ya gitmesin. Hocalarımız, Hakkâri’ye gitsin, orada kendi ilinde onlara dersini versin ve şimdi öyle” diye konuştu.
Diğer yandan da ilim noktasında şu anda çok daha farklı, başarı oranı yüksek neticeler alındığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite giriş imtihanlarında eğer Iğdır, Hakkâri, Kars, Ardahan’dan birinciler çıkıyorsa bunun, atılan adımların neticesi olduğuna işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençlerimiz sadece eğitimlerine, sadece zihni ve fiziki gelişimlerine odaklanabilsin diye her türlü yatırımı yapıyoruz, yapacağız. Araştırma desteklerinden bilim merkezlerinde, burslardan festivallere, laboratuvarlardan şenliklere kadar gençlerimizi araştırmaya ısındıracak her adımı atıyoruz” dedi.
Geçen hafta TEKNOFEST Azerbaycan’da olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakü’deki festivalde elverişli şartlar hazırlandığında gençlerimizin neler yapabildiğine bir kere daha şahit oldum. Bunları gördükçe tekrar gururlanıyor, gençlerimiz adına umutlanıyoruz. İnşallah bu sene TEKNOFEST’i Samsun’da gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
Eğitimin her alanında ülkede tarihi dönüşümlere imza attıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mesela geçmişte ülkemizdeki en büyük sıkıntılardan biri ders kitaplarıydı. Biz ders kitabı bulamazdık. Gençler, siz ‘teksir kâğıdı’ nedir bilir misiniz? Söyleyeyim, teksir kâğıdı saman ama o saman kâğıttan rulo çeviren makine. O makinede oraya ders notları yazılırdı ve bu işlem bitince de kâğıdının tamamının neredeyse mürekkeple adeta boyanmış hâle geldiğini görürdük. Ve biz bunları ağabeylerimizden satın alamazdık, vermezlerdi. Kırtasiyeci dükkânına gidersiniz kitap almak için o kitabınız yok. Bir hafta sonraya size gün verirlerdi, bir hafta sonra gidip kitap almaya çalışırdınız. Biz bunları yaşadık, dedik ki: Bu nesil bunları yaşamasın. Ve kitaplarınızı sıralarınızın üzerine koyalım ve eğitim öğretim yılı başlarken yavrularımız bütün kitaplarını sıranın üzerinde görsünler. Kuşe kâğıttan bu kitaplarla beraber eğitim öğretim yılına başlasınlar. “
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu yapmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Çünkü bu nesil, bizim yaşadığımız sıkıntıları yaşamasın istiyoruz ve yaşamasın ki biz sadece şunu bekleyelim: Çocuklar, iyi okuyun, düşünün, uygulayın ve neticeyi de alın” dedi.
“ŞU ANA KADAR YAKLAŞIK 4 MİLYAR KİTABI ÜCRETSİZ DAĞITTIK”
Öğrencilere 2003’ten beri her eğitim öğretim yılı başında ücretsiz olarak bu ders kitaplarını bunun için verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şu ana kadar yaklaşık 4 milyar kitabı ücretsiz dağıttık. Bu dönem başında yardımcı kaynakları da ücretsiz dağıtmaya başladık. Önümüzdeki eğitim öğretim yılında bir yenilik daha yapıyoruz. Ücretsiz dağıttığımız ders kitapları ile birlikte yardımcı kaynaklarımızı da öğrencilerimize ulaştıracağız. Sene sonuna kadar 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimize teslim ediyoruz. Bu yeni uygulamanın ülkemize, öğrencilerimize, öğretmenlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul kütüphanelerinde kitap sayısının 28 milyondan 60 milyona yükseltildiğini, yılsonu itibarıyla 100 milyona çıkarılacağını belirtti.
Çocuklar ve gençler için açılan bilim ve sanat merkezlerinin sayısını 355’e taşıdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene bir ilkin daha gerçekleştirildiğini, bilim ve sanat merkezlerinde tüm öğrenciler için yaz okulu döneminin başlatıldığını, öğrencilerin istedikleri yerdeki ücretsiz yaz okullarına katılabileceğini söyledi.
Türkiye’nin dört bir tarafına yayılan “Dene-Yap” teknoloji atölyelerinin bulunduğunu, atölyelerde geleceğin teknolojilerine şimdiden hazırlanmak için eğitim imkânı sağlandığını, uygulamalı dersler verildiğini, gençlerin ulusal ve uluslararası yarışmalara hazırlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, atölyelerin sayısının Türkiye genelinde 66’ya yükseldiğini bildirdi.
Yazılımın tüm sektörlerin odağında yer almaya başladığını, yeni nesil yazılım okullarıyla ve bu alana yönelen gençlere sağlanan birçok imkânla adeta bir yazılımcı ordusu kurulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya, Kocaeli, Kayseri, Bursa, Üsküdar, Elazığ ve Antalya’da yedi bilim merkezinin faaliyet gösterdiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; Gaziantep, Şanlıurfa, Düzce, Denizli, Trabzon ve Yozgat’taki bilim merkezleri ile ilgili çalışmaların sürdüğünü, buralarda gençlerin bilimle buluştuğunu, bilimi anladığını, deneyerek keşfettiğini belirtti.
“Fikrim var” diyen gençlere Bireysel Genç Girişimci Programı ile karşılıksız verilen desteğin 200 bin liradan 450 bin liraya çıkarıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, girişimci gençler sayesinde milyar dolar değerlemeye ulaşan altı işletmeye sahip olunduğunu aktardı.
Stajyer araştırmacı burs programı ile araştırma yapmak isteyen gençlerin desteklendiğini, organize sanayi bölgelerindeki mesleki eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılarak yetişmiş insan kaynağının güçlendirildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide ihtiyaç duyulan doktoralı insan kaynağı sayısını artırmak için teşvikler verildiğini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, lisans, yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırma bursları olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında birçok programla gençlerin yanında olduklarını söyledi.
Anaokulundan yükseköğretime ve sonrasında iş hayatına kadar devletin tüm imkânlarıyla gençlerin yanında olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, karakteri güçlü, ahlakı kuvvetli, zekâsı keskin, bedenen olgun, fazilet ve bilgiyle donanmış “Asım’ın Nesli” gibi bir gençlik için ülkenin tüm kaynaklarını seferber ettiklerini kaydetti.
“TÜRKİYE İLK ÇEYREKTE BU YIL YÜZDE 7,3 BÜYÜME KAYDETTİ”
Türkiye’nin gençlerin omuzlarında yükselerek 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçireceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi bağımsızlığın teminatı olarak görülen millî teknoloji hamlesinin gençlerle başarıya ulaştırılacağını, bunun için teknopark sayısının beşten 92’ye çıkarıldığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için millî gelir içindeki harcama payının yüzde 1’in üzerine çıkartarak araştırma geliştirme kültürünün güçlendirildiğini dile getirdi.
Gayretlerinin de neticelerini aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye ilk çeyrekte bu yıl yüzde 7,3 büyüme kaydetti. İhracatımızın her ay rekor kırıyor olması işte bundan. İstihdam artıyor, inşallah bu rakamlar, araştırma, geliştirme yapan teknoloji sevdalısı gençlerimizle daha da yukarılara çıkacak.
“ÖĞRENCİLERİMİZ SON YILLARDA GÖSTERDİKLERİ ÜSTÜN BAŞARILARLA BİZLERİ GURURLANDIRIYOR”
Uluslararası bilim olimpiyatlarında ülkemizi temsil eden öğrencilerimiz son yıllarda gösterdikleri üstün başarılarla bizleri gururlandırıyor. Bugün ödül töreninde birlikte olduğumuz lise öğrencileri araştırma projeleri yarışması 12 ana alanda ve 43 tematik konuda gerçekleştirildi. Yarışmaya 3 bin 453 farklı okuldan 37 bin 283 öğrencimizin hazırladığı 25 bin 95 proje başvurusu yapıldı. Bu büyük teveccüh yeni ve daha büyük başarıların bizleri beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki bu rakamlar gençlerimizin araştırmaya, geliştirmeye, bilime, teknolojiye olan ilgilerinin işaretidir.
Marifetin iltifata tabi olduğu inancıyla bu yarışmalarda birinci, ikinci, üçüncü olan öğrencilerimize biliyorsunuz para ödülü veriyoruz. Danışman öğretmenlerimizi de öğrencilerinden ayırmıyoruz. Yarışmalarda dereceye giren öğrencilerimiz, maddi ödül yanında üniversite sınavlarında da avantaja sahip oluyor. Ayrıca bu gençlerimiz ülkemizi uluslararası arenada da temsil edecek. Bundan daha büyük gurur var mı?”
Millî Uzay Programı kapsamında 2023’te bir Türk vatandaşının bilim misyonuyla uzaya gönderileceğinin daha önce ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu açıklamadan sonra başvuruların yapıldığı internet sitesinin 5 milyondan fazla görüntüleme aldığını, 35 bin kişinin de sisteme kaydolduğunu ifade etti.
Başvuruların 23 Haziran akşamına kadar devam edeceğini, bu millî göreve oldukça yoğun ilgi gösteren herkese şükranlarını sunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzay misyonunu küçümseyenlere, aklınca alay edenlere de rastlıyoruz. Hatta biri çıkmış ‘Her şey bitti şimdi sıra uzaya mı geldi?’ diyor. Tabii bunların böyle işlere vizyonu yetmez. Bunlar, bırakın uzaya insan ya da roket göndermeyi, gökyüzüne kâğıttan uçak bile fırlatamaz. Çünkü bunlar dün insansız hava araçlarıyla da alay ediyorlardı. Şimdi bizim insansız hava aracımız var mı? Var. Bizim SİHA’larımız var mı? Var. Akıncı’mız var mı? Var. Şu anda üretime yetiştiremiyorlar. Böyle bir konumdayız. Bir de bunların mühimmatına gelince, mühimmatları itibarıyla da artık bunların mühimmatını da biz yapıyoruz” diye konuştu.
“UZAY YARIŞINDA OLACAĞIZ, HEM DE EN ÖN SAFLARDA YER ALACAĞIZ”
Göreve geldiklerinde yüzde 20 yerli olan Türkiye’nin savunma sanayisinin şimdi yüzde 80’inin yerli olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yoksa gideceksin birilerinin kapısına ‘Ne olur bana insansız hava aracı verir misin?’… Daha Başbakan olmamıştım Amerika seyahatinde o zamanki Amerikan Başkanı Bush ile görüştüm. Dedim ki ‘Biz terörle mücadele ediyoruz. Ama siz bize drone verecektiniz, vermiyorsunuz.’ O da o zaman Condoleezza Rice’ı çağırdı. ‘Niye vermiyorsunuz? Sözümüz var biz NATO’da beraberiz.’ Talimat verdi, bize o zaman bir drone verdiler, insansız hava aracı. Ama onunla koordinatları ancak tespit ediyorsun. Sağ olsun Baykar, o günden sonra başladı çalışmaya, hem o İHA’yı ardından ‘Yetmez’ dedi, Allah rahmet etsin Özdemir Bey’e, SİHA’yı. Ailece şimdi de Akıncı’yı ürettiler ve bu üretim devam ediyor. Artık biz bize çalışıyoruz. İşte Türk’ün gücü buradan geliyor.
‘Şimdi uzay mı kaldı’ diyenlere, evet bunlar ne haberleşmeden ne uzaydan anlarlar. Bunların böyle bir derdi de yok. Olsaydı zaten bugüne kadar bir şeyler yaparlardı. Bir uzay yarışında neler yapılabileceğini ortaya koyuyoruz. Gençler, biz uzay yarışında olacağız, hem de en ön saflarda yer alacağız. Belki de şimdi bu salonda göndereceğimiz evladımız. Belki de inşallah uzay dönüşünde onu karşılamaya gideceğiz. Bu yarışı da öyle köhnemiş, müptezel, ilkel zihniyetlerle değil, sizler gibi az önce izledik, gözü uzayda olan pırıl pırıl gençlerimizle TEKNOFEST kuşağıyla kazanacağız.”
Konuşmaların ardından Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın kazananları ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı.
Biyoloji, coğrafya, değerler eğitimi, fizik, kimya, matematik, psikoloji, sosyoloji, tarih, teknolojik tasarım, Türk dili ve edebiyatı ile yazılım alanlarından toplam 12 proje birincilik ödülüne, 24 proje ikincilik ödülüne ve 36 proje üçüncülük ödülüne layık görüldü. 36 projeye ise teşvik ödülü verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.