Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “NATO’ya üyelik başvurusunda bulunan ülkeler, tarihlerine bakarlarsa bizim doğudan gelen tehditlere karşı kendilerine de çok büyük katkılar sağladığımızı göreceklerdir. Bizim NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumumuzdan kaynaklanıyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Son Kabine Toplantımızın ardından ülkemiz ve milletimiz için hayırlı hizmetlere vesile olan programlara katıldık. Yabancı misafirlerimizi ağırladık, uluslararası gündemle ilgili kritik görüşmeler yaptık.
Kabine’nin ertesi günü 10 Mayıs’ta Danıştay’ımızın kuruluş yıl dönümü ve idari yargı günü vesilesiyle Adalet Teşkilatımızın güzide mensuplarıyla bir araya geldik.
Aynı gün Kazakistan Cumhurbaşkanı, değerli kardeşim Sayın Tokayev’i Külliyemizde misafir ederek iki ülke münasebetlerini geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. Orta Asya’nın güçlü ve büyük devleti Kazakistan’ın sahip olduğu potansiyeli birlikte nasıl hayata geçiririz, bunu değerli kardeşim Tokayev’le değerlendirdik, hemfikir olduğumuzu görmekten de memnuniyet duydum.
Engeliler Haftası vesilesiyle 12 Mayıs’ta Millî Eğitim ile Gençlik ve Spor Bakanlığımızın birlikte düzenledikleri Özel Eğitim Okullarına Spor Malzemesi Dağıtım Töreni’nde engelli gençlerimizle buluştuk.
13 Mayıs’ta 39. vefat yıl dönümünde üstat Necip Fazıl Kısakürek’i bir kez daha rahmetle ve hasretle yâd ettik. Aynı gün Katar Emiri kardeşim Sayın Şeyh Temim ile bir araya gelerek iki ülke ilişkilerini değerlendirdik.
Ülkemizin gurur verici eserlerinden Rize-Artvin Havalimanı’nı Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Sayın Aliyev ve MHP Genel Başkanı, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı, Sayın Bahçeli ve Sayın Destici’yle birlikte 14 Mayıs’ta hizmete açtık. Böylece dünyada toplam beş tane olan deniz üzerine inşa edilmiş havalimanlarından ikincisini de ülkemize kazandırmış olduk. Rize-Artvin Havalimanı, 3 kilometrelik pisti, yıllık 3 milyon yolcu kapasitesi, yöreye özgü mimarisiyle Doğu Karadeniz’in ticareti ve turizmiyle gelişmesine inşallah önemli katkılar sağlayacaktır. Bir kez daha bu güzel havalimanının Rizeli ve Artvinli hemşehrilerim başta olmak üzere Karadeniz’e ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Geçtiğimiz Pazartesi günü Cezayir Cumhurbaşkanı kardeşim Sayın Tebbun’u ülkemize resmî ziyareti vesilesiyle Külliyemizde ağırladık. Sayın Tebbun’la iki ülke ilişkilerini Cezayir halkının kalbimizdeki müstesna yerine uygun bir seviyeye taşıma konusunda mutabık kaldık.
Salı günü Birleşik Arap Emirlikleri eski Devlet Başkanı Sayın Şeyh Halife bin Zayid Al Nahyan’ın vefatı sebebiyle bu ülkeye bir taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittik. Kardeşi ve Abu Dabi Emiri Sayın Şeyh Muhammed bin Zayid’e başsağlığı ziyaretini gerçekleştirdik. Ziyaretimiz vesilesiyle hem taziyelerimizi ilettik hem de Devlet Başkanlığı görevine seçilen Şeyh Muhammed bin Zayid’e hayırlı olsun dedik.
Millî Mücadele’nin işaret fişeği olarak gördüğümüz 19 Mayıs’ta gençlerimizle ve başarılarıyla bizleri gururlandıran millî sporcularımızla Ankara’da coşkulu bir programla kucaklaştık.
Geçtiğimiz Cuma günü önce 127 yıllık çınar Darülaceze’mizin Sosyal Hizmet Şehri’nin temel atma törenine katıldık, ardından da Kolombiya Cumhurbaşkanı Sayın Marquez’le ailece bir araya geldik.
Cumartesi günü Adana’da stadın dışında ayrı on binlerle, içinde ayrı on binlerle kalplerimizi buluşturduğumuz partimiz tarafından muhteşem bir Gençlik Şöleni’ne iştirak ettik. Heyecanlarıyla, enerjileriyle, coşkularıyla, sevgileriyle, samimiyetleriyle bizlere unutulmaz saatler yaşatan gençlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Tabii bu vesileyle Gençlik Şölenimizin ardından yaşanan elim trafik kazasından ve can kayıplarından duyduğum samimi üzüntüyü sizlerle paylaşmak istiyorum. Üç tane gencimizi Hakk’a uğurladık, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, milletimize başsağlığı temennilerinde bulunuyorum. Gerek bu elim kazada vefat eden Sudenaz Akkuş, Ömer Faruk Küçük ve İlayda Karakoç’a, evlatlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, sevenlerine ve özellikle de camiamıza başsağlığı dileklerimi ifade etmek istiyorum. Bu arada 41 yaralı evladımıza da Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.
Kaza sonrasında acımızı paylaşan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim tüm evlatlarımızı her türlü kazadan, beladan, musibetten ve kötülükten muhafaza buyursun diyorum.
“BAŞARILARIN ARTARAK DEVAM EDECEĞİNE İNANIYORUM”
Bu vesileyle geçtiğimiz hafta Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda beş altın, iki bronz madalyayla tarih yazarak dünya şampiyonu olan boksörlerimize yine şahsım, milletim adına tebriklerimi özellikle ifade etmek istiyorum.
Tekvando Avrupa Şampiyonası’nda dokuz altın, beş gümüş ve beş bronz olmak üzere toplamda 19 madalyayla takım hâlinde şampiyon olan tekvandocu ve para tekvandocularımızı da tebrik ediyorum.
Gençler Avrupa Şampiyonası’nda iki altın madalya kazanan kürekçilerimizi, basketbolda ikinci defa EuroLeague Şampiyonu olan Anadolu Efes Takımımızı, voleybolda Şampiyonlar Ligi Süper Finali’nde galip gelerek beşinci defa Avrupa Şampiyonu olan Vakıfbank Kadın Voleybol Takımımızı şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.
Türkiye’ye bu gururları yaşatan sporcularımızın her birinin alınlarından öpüyorum. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız altyapı tesislerinin ve kurduğumuz sporcu yetiştirme sisteminin meyveleri olarak gördüğümüz bu başarıların artarak devam edeceğine inanıyorum.
“YOKLAMA KAÇAĞI GENÇLERİMİZE BEDELLİ ASKERLİKTEN FAYDALANABİLME YOLUNU AÇIYORUZ”
Ayrıca, bugün sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı, bakaya gençlerimize de bir müjde vermek istiyorum. Yoklama kaçağı gençlerimize bedelli askerlikten faydalanabilme yolunu açıyoruz. Kaçak yılına göre değişen oranlarda bir rakam ilavesiyle askerliğini bedelli yapmak isteyen gençlerimiz askerlik şubelerine başvurabilirler. Bakaya gençlerimizin sıkıntısına çözüm getiren bu uygulamanın hayırlı olmasını diliyorum.
Diğer yandan Kabine Toplantımızda açık cezaevlerindeki hükümlüler için belli şartlarda uygulanan ve 31 Mayıs’ta süresi sona eren kovid-19 izinleriyle ilgili de yeni bir değerlendirme yaptık. Buna göre açık cezaevlerindeki hükümlülerin kovid-19 izinlerini 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatıyoruz. Meclisimizin bu hususta gereken yasal düzenlemeyi en kısa sürede hayata geçireceğine inanıyorum.
“GEÇTİĞİMİZ 20 YIL ESER VE HİZMET SİYASETİNDE ÜLKEMİZİN ALTIN ÇAĞI OLARAK TARİHTEKİ YERİNİ ALMIŞTIR”
Aziz milletim; Cumhuriyetimizin 100. yılını sıradan bir tarih geçişi olmanın ötesinde kazanımlarımızın ve hedeflerimizin muhasebe vesilesi, vizyonlarımızın nirengi noktası görüyor, hazırlıklarımızı ona göre yapıyoruz. Coğrafyamızdaki hâkimiyetimizin bininci yılına yaklaştığımız bir dönemde bu tür muhasebelere ve vites büyütmelere daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyete miras kalan Anadolu’daki varlığımızı ilelebet kılmak için dünyanın ve bölgemizin değişen şartlarını iyi okumalı, kendimizi hep bu coğrafyanın üstünde konumlandırmalıyız. Aradan geçen bunca asra, yaşanan onca hadiseye rağmen bu toprakların hâkimiyetimizde olmasını hâlâ hazmedemeyenler olduğu gerçeğini biz değil karşımızdakiler sürekli hatırlatıyor. Osmanlı’nın yıkılışı ve Cumhuriyetin kuruluşu sürecinin her bir adımı, her bir gelişmesi bu hakikatin birer vesikasıdır. Bilhassa 18. yüzyıldan itibaren verdiği mücadelelerin yol açtığı tüm yorgunluğa, tüm yıpranmışlığa, ödediği onca bedele rağmen insanımızın Millî Mücadele’ye dört elle sarılmasının gerisinde de aynı bilinç vardır.
Başkomutanlığını Gazi Mustafa Kemal’in yaptığı Millî Mücadele’yi şanlı tarihimizin bu topraklardaki son devleti Cumhuriyet’le taçlandırmamız, milletimiz için yeni bir başlangıç anlamına gelmektedir. Cumhuriyet dönemi boyunca da hem geçmişten gelen yüklerin ağırlığı hem yeni devletimizin kuruluş sancıları sebebiyle demokratik ve ekonomik gelişim adımlarımızı epeyce yavaş atabildik. Buna rağmen önce çok partili siyasi hayata geçerek, ardından darbeler, siyasi istikrarsızlık ve terörle kesintiye uğrasa da kalkınma hamlelerimizi başlatarak kendimize yeni bir yol çizdik. Geçtiğimiz 20 yıl eser ve hizmet siyasetinde ülkemizin altın çağı olarak tarihteki yerini almıştır. Tüm bu arka plandan hareketle Cumhuriyetimizin 100. yılını Türkiye yüzyılı ülküsüyle başlattığımız büyük atılımın sembolü hâline getirmek istiyoruz.
İki asırlık demokrasi tarihimizin en köklü yönetim sistemi reformlarından olan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni Türkiye yüzyılının girizgâhı ve garantisi olarak addediyoruz. Bu anlayışla Cumhurbaşkanlığı olarak İletişim Başkanlığımızın koordinasyonunda kapsamlı bir 100. yıl kutlama programı oluşturduk. Milletimize son iki asırda yaşadığımız kayıpları ve kazanımları hatırlatacak, ülkemize son 20 yılda nasıl çağ atlattığımızı gösterecek, Türkiye yüzyılı iddiamızı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak bu programı ‘100 yılın işini 20 yıla sığırdık’ şiarıyla hayata geçireceğiz. Böylece Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yeni bir şevkle, yeni bir dinamizmle, yeni bir heyecanla başlamayı umut ediyoruz.
Tabii Cumhuriyetimizin 100. yılına atfettiğimiz 2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atılımlarımızın ilk istasyonudur. Ardından fethin 600. yılına adağımız 2053 vizyonumuz geliyor. Bu vizyonu teknolojiden savunmaya, çevreden ulaştırmaya kadar tüm unsurlarıyla şimdiden şekillendirmeye başladık. Gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonundan sonraki hayallerimizi ise Malazgirt Zaferi’nin bininci yılına atfettiğimiz 2071 vizyonumuzla taçlandıracağız. 2071 vizyonunu da bizden sonraki nesiller ete kemiğe büründürecek, altyapısını hazırlayacak, hedeflerini oluşturacaktır. Evet, görüldüğü gibi biz Türkiye’yi 2023’te hedefleriyle buluşturmanın, 2053 vizyonuna hazırlamanın, 2071 hayallerini şekillendirmenin peşindeyiz. Muhalefet ise maalesef 1908’in bir adım ötesine geçememiş bir ruh hâliyle istemezükcülük dışında herhangi bir hedefe ve vizyona sahip değildir.
“MİLLETİMİZİN DESTEĞİYLE MEVCUT SIKINTILARIN ÜSTESİNDEN YİNE BİZ GELECEĞİZ”
Bizim ülkemizde gerçekleştirdiğimiz büyük demokrasi ve kalkınma devriminin eksikleri, hatta hataları da olabilir. Bunları açık yüreklilikle ortaya koyacak, kazanımları kabul edip, eksikleri tamamlayacak bir muhalefetle her şeyi konuşmaya hazırız. Sorumluluğumuzun milletimize karşı olduğunun şuuruyla hayırda yarışan, eser ve hizmet siyasetini merkeze alan bir yönetim anlayışının gereklerini yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Buna mukabil karşımızda sadece Türk milletinin bu coğrafyada yaşadığı en büyük felaketlerden birini sahiplenmenin ötesinde, siyaset ortaya koyamayan arkaik bir muhalefetimiz var.
Yapılan her yatırıma bir kulp takan, getirilen her hizmete, gerçekleştirilen her projeye karşı çıkan, fakat ortaya kayda değer herhangi bir program, hazırlık, teklif ve hatta hepsini geçtim niyet dahi koyamayan sığ bir muhalefetle karşı karşıyayız. Bizim referansımız geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız eserler ve hizmetlerdir. Muhalefetinin referansı ise ülkemizi yüzyılımızın başında felakete, koskoca bir imparatorluğu yıkıma sürükleyen yaklaşımdır, söylemdir, zihniyettir. Gerçi henüz kendi yakın tarihini bile doğru okumayı beceremeyenlerin bugünkü dünyayı aktörleri ve ilişkileriyle kavramasını, ona göre politikalar geliştirmesini beklemenin biraz boş hayal olduğunun farkındayız. Buna rağmen siyaset sahnesinde varlık gösterme, söz söyleme, destek talep etmeye niyetiyle ortaya çıkanlardan azıcık da olsa feraset, azıcık da olsa onurlu duruş beklemenin bir vatandaş sıfatıyla hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
Hâlbuki bu ülkede siz hele bir oy verin gerisini sonra hâllederiz diye ortada salınan, düşün arkama deyip milleti uçuruma sürükleyen siyaset tarzının devri kapanalı çok oldu. Muhalefete de bu cesareti dünyada ve bölgemizde yaşanan krizlerin, çatışmaların, sıkıntıların ülkemize olan yansımalarının verdiği anlaşılıyor. Biz bu tabloyu onların el yordamıyla fark ettiğinin çok ötesinde, tüm boyutlarıyla biliyoruz, takip ediyoruz. Kendi hamlelerimizi planlıyoruz ve adım adım hayata geçiriyoruz.
Türkiye’nin küresel ekonomik çalkantılardan, güvenlik kaygılarından, yıpratıcı siyasi çekişmelerden en az hasarla çıkması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere, çeşitli sıkıntılara maruz kaldığımız bir gerçektir. Türkiye bugün yaşadığı sıkıntıları elbette hak etmiyor. Fakat bu millet asıl böyle arkaik, gerici, habis bir muhalefeti de hak etmiyor. Ülkemizin bugüne kadar ki her meselesini nasıl biz çözdüysek Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle mevcut sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Muhalefeti de kendi kısır dünyasıyla, kendi iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla, kendi kifayetsiz gündemleriyle başa bırakıyoruz.
“İÇİMİZE KAPANMAK YERİNE HEDEFLERİMİZE DOĞRU DAHA HIZLI YOL ALMAYI TERCİH EDİYORUZ”
Aziz milletim, Türkiye ve Türk milleti tarihte geniş bir coğrafyaya yayılan varlığını da, bugünkü geniş etki alanını da, kendini sürekli yenileyebilme kabiliyetine borçludur. Bu vasfımızın en güzel tarifi Yunus Emre’nin her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası sözüdür. Kendi yenilemek başkalaşmak değil, aynı mayayla varlığını devam ettirmek, büyümek, çoğalmak demektir. Değerlerimizi koruyarak kendimizi yenilediğimiz sürece hiçbir fikir, hiçbir teknik, hiçbir farklılık bize tehdit teşkil etmez. Dünya yeni bir dönüşümün eşiğindedir, bu kritik süreçte en büyük gücümüz ve avantajımız milletimizin en kadim özelliğidir. Ülkemizin demokraside ve kalkınmada ulaştığı ileri seviye bize yeniden yapılan küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir.
Küresel güvenlik ve ekonomi krizine bu gözle baktığımız için geçici sorunlar karşısında paniğe kapılmıyoruz. Pek çok ülke yaşanan belirsizlikler karşısında yalpalarken, biz içimize kapanmak ve kazanımlarımızdan taviz vermek yerine hedeflerimize doğru daha hızlı yol almayı tercih ediyoruz. Tabi bu arada 85 milyon vatandaşımızın her biri için konjonktürün getirdiği sıkıntıların yükünü azaltacak tedbirleri almaktan da geri durmuyoruz. Bilhassa ücretli dar gelirli desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı koruyacak bütün bu mekanizmaları kuruyor ve işletiyoruz.
Asgari ücret artışı, memur ve emekli maaşlarına yapılan yüksek oranlı zamlar, sosyal yardım yelpazesinin genişletilmesi, destek ve sübvansiyon paketleri gibi uygulamalar bu yaklaşımımızın ifadesidir. Sağlıktan eğitme, ulaşımdan enerjiye, her alanda altyapı yatırımlarında, ülkemizin ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşıladığımız için bundan sonraki önceliğimiz insanımızın refah seviyesini arttıracak politikalar olacaktır. Önümüzdeki aylarda bu doğrultuda yeni adımlara atarak hayat pahalılığının insanlarımız üzerindeki yükünü azaltmayı sürdüreceğiz. Tabii bir de bu gelişmelerin uluslararası serencamı var.
Küresel ekonominin temellerinden sarsıldığı, küresel güvenlik mimarisinde ciddi çatlakların oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir süreçte dahi geçmişten beri Türkiye’nin önünü kesmeyi temel politikaları hâline getirenlerin aynı tutumlarında ısrar etmesi şaşırtıcı değilse de üzüntü vericidir. Geçmişte ülkemizi vesayet güçleri, darbeciler, siyasi ve ekonomik tetikçiler vasıtasıyla istedikleri gibi yönlendirenler, kendi içlerindeki çürümeye bakmadan hâlâ ülkemizi hedefte tutmayı sürdürüyor. Kendi güvenlikleri ve refahları dışında hiçbir şeyi önemsemeyenler, Türkiye’nin bağımsız duruşuna tahammül edemiyor. Bu konuda sergilenen tavırlar ve edilen sözler karşımızdakilerin hak, özgürlük ve ekonominin kuralları hususundaki hassasiyetlerinden değil, çıkarlarını müdafaa endişelerinden kaynaklanıyor.
Güney sınırlarımız boyunca oluşturduğumuz güvenlik bölgelerinin meşru gayesini sınırlarımızın içinde ve hemen ötesinde yıllardır koruduğumuz, her türlü ihtiyaçlarını karşıladığımız milyonlarca insanın sıkıntısını umursamayanların bize verecekleri ne müttefiklik, ne de insan hakları dersi olabilir.
“KALICI BİR BARIŞ ANLAŞMASININ YAPILMASI HUSUSUNDA EN SAMİMİ ÇABALARI BİZ SERGİLEDİK”
Lafa gelince herkesin büyük laflar ettiği Karadeniz’in kuzeyindeki savaşta dahi toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına yapılan saldırıyı asla kabul etmediğimizi açıkça belirttiğimiz Ukrayna’ya en ciddi somut ve işe yarar desteği biz verdik. Rusya ile ilişki kurduğumuz her platformda ve her seviyede bu tutumumuzu kendilerine de mertçe söyledik. Krizin çözümüne hiçbir katkısı olmayacak şovlara katılmak yerine Rusya ile siyasi ve insani ilişkilerimizi sürdürerek bölgede önce ateş kesin sağlanması, ardından kalıcı bir barış anlaşmasının yapılması hususunda da en samimi çabaları yine biz sergiledik. NATO’ya üyelik başvurusunda bulunan ülkeler tarihlerine bakarlarsa bizim doğudan gelen tehditlere karşı kendilerine de çok büyük katkılar sağladığımızı göreceklerdir. Bizim NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumumuzdan kaynaklanıyor.
Geçtiğimiz Cuma ve Cumartesi günleri bu çerçevede oldukça yoğun telefon diplomasisi yürüttüm. Hollanda Başbakanı Sayın Rutte’yle, NATO Genel Sekreteri Sayın Stoltenberg’le, İngiltere Başbakanı Sayın Boris Johnson’la, İsveç Başbakanı Sayın Andersson’la, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sayın Niinistö’yla bu konuları enine boyuna konuştuk. Muhataplarımızın tamamına Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımını terörle mücadele ve müttefiklik dayanışması vurgularıyla açıkça paylaştım.
“TÜRKİYE KARŞITI YAKLAŞIMLARI KABUL EDİLEMEZ BULDUĞUMUZU İFADE ETTİK”
Her şeyden önce terör örgütlerinin insanlığın güvenliği için ortada olan bir NATO’da yer almasını biz kabullenemeyiz dedik. Bu yanlışı Türkiye, Yunanistan ve Fransa’nın NATO’dan çıkışı döneminde biliyorsunuz Türkiye o zaman onlara desteği vermişti. Ve ne oldu? Şu anda bu Yunanistan bizimle nasıl bir uyum içinde? FETÖ terör örgütünün Avrupa’ya gidiş güzergâhı şu anda Yunanistan değil mi? İçindeki terör örgütlerini besleyen o değil mi? Ve hepsinden öte şu anda 10’a yakın üs var Yunanistan’da. Ve bu üslerle acaba Yunanistan kimi tehdit ediyor? Veya bu üsler Yunanistan’da niye kuruluyor? Şu anda Avrupa Birliği ülkelerine 400 milyar avro borcu olan bir Yunanistan var.
Kendisiyle görüştük, kendisiyle yaptığımız görüşmede aramıza üçüncü ülkeleri sokmayalım diye mutabık kaldık. Buna rağmen işte şurada geçen hafta bir Amerika seyahati oldu ve senatoda Türkiye’nin aleyhine ne gerekiyorsa bu konuşmaları yaptığı gibi ‘F-16’ları sakın ha Türkiye’ye vermeyin’ demek suretiyle Amerika’ya bu şekilde âdeta telkinlerde bulundu. Şimdi biz bu yıl Stratejik Konsey Toplantısı yapacaktık, artık benim için Miçotakis diye birisi yok. Kendisiyle böyle bir görüşmeyi de yapmayı asla kabul etmiyorum, çünkü biz sözünde duracak, şahsiyetli, onurlu siyasetçilerle yola gideriz. Bundan sonrasını Miçotakis kendisi düşünsün. Kimlerle görüşeceksek, kimlere nerede, nasıl üsler kurduracaksa buyursun kurdursun, biz bize yeteriz, biz kendimize yeteriz. F-16’lar konusunda da öyle zannediyorum ki Amerika herhalde Miçotakis’in ağzına bakarak kararını vermeyecektir.
Özellikle İsveç-Finlandiya meselesi, bu konudaki kötü siciliyle her iki ülkede de hâlen devam eden Türkiye karşıtı yaklaşımları kabul edilemez bulduğumuzu ifade ettik. İşte şurada daha dün birkaç gün önce Stockholm sokaklarında PKK-YPG, DHKP-C terör örgütleri terör örgütünün liderlerinin posterleri ile ne yaptılar? Yürüyüş yaptılar. Ben şimdi sesleniyorum, Sayın Andersson bak bana neler söyledin? Ama buyur bak Stockholm’ün caddelerinde teröristler bağırarak, çağırarak yürüyorlar ve senin polisin de onları koruma altına alıyor. Sadece orası mı? Almanya’nın caddelerinde de yine bunlar aynı şekilde bu tür gösterileri yapmıyorlar mı? Kimin koruması altında yapıyor? Alman polisinin koruması altında yapıyor. Ama yeri geliyor bakıyorsunuz orada bizim vatandaşlarımızdan herhangi birisi bir yanlışlık yaptığı zaman âdeta yere bastırıyor Alman polisi ve dayanılmaz şekilde acılar çektiriyor. Hatta hatta 15-16 yaşındaki Türk gencine, Türk çocuğuna bunu yapıyorlar. Bütün bu olaylardan sonra bizden bazıları hâlâ barış, hâlâ dostluk olmaz böyle dostluk, olmaz böyle bir barış. Siz ancak terör örgütleriyle el ele, kol kola yürümeyi beceriyorsunuz ancak bunu başarıyorsunuz.
Biz işimizi biliyoruz, dolayısıyla atılması gereken adımları nasıl atacağımızı da biliyoruz. Bu ülkelerin terör örgütlerine fiili ve siyasi destek vermekle Türkiye’den NATO üyeliğine ‘evet’ demesini beklemek arasında bir tercih yapmaları, bunun da somut emarelerini ortaya koymaları gerektiğini söyledik.
Buradan bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. Türkiye için tehdit oluşturan terör örgütlerine her türlü desteği vererek teröristleri koruyup, kollayanlar önce geçmişten beri bize karşı sergiledikleri hukuksuz, ciddiyetsiz ve kibirli tavırlarından vazgeçmelidir. Somut uygulamalarıyla bu değişimi gördüğümüzde Türkiye olarak üzerimize düşenleri yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Bu arada güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da yakından atmaya başlıyoruz. Ülkemize ve güvenli bölgelerimize sık sık yapılan saldırıların, tacizlerin, tuzakların, merkezi konumundaki alanlar harekât önceliğimizin başında yer almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, istihbaratımız, emniyet güçlerimiz hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz inşallah bu operasyonlar başlayacaktır.
Perşembe günü yapılacak Millî Güvenlik Kurulu Toplantımızda bu hususları enine boyuna değerlendirecek ve kararlarımızı alacağız. Bizde gereken görüşmeleri yaparak sürecin sağlıklı bir şekilde yürümesini temin edeceğiz. Ülkemizin güvenlik hassasiyetlerine saygı gösterenler ile kendi çıkarları dışında hiçbir derdi olmayanların ayrımını bu süreçte bir kez daha görecek ve gelecekteki politikalarımızın referansı yapacağız.
“TÜRKİYE İÇİN UZAY YARIŞINDA YER ALMAK BİR LÜKS DEĞİL MECBURİYETTİR”
Aziz milletim, sevgili gençler uzay alanında iddiasını ortaya koyan bir Türkiye için yaklaşık bir yıl önce yine bu kürsüden millî uzay programımızı açıklamıştım. Şimdi ekranları başında bizi izleyen gençlerimize sesleniyorum, ülkemizin uzay alanındaki hak ve menfaatlerini korumak üzere belirlediğimiz Türkiye’ye ve medeniyetimize yaraşır iddialı, ama ayakları yere basan tam 10 hedefi sizlerle paylaşmıştım. Aya ulaşmaktan uzay ekosistemi oluşturmaya, kalıcı uluslararası birliktelikler kurmaktan insan kaynağı geliştirmeye varan geniş bir yelpazedeki hedef başlıklarımızla adım adım ilerliyoruz.
Bugün hedeflerimizden birine yönelik önemli bir duyuruyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Artık dünyada siyasi bağımsızlığın teknolojik bağımsızlıktan geçtiğini çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak teknolojik bağımsızlığımızı tesis etmek üzere gerekli insan kaynağını yetiştirmek, alt ve üst yapıyı inşa etmek, bu alanda farkındalık oluşturmak için çalışıyoruz.
Dünya düzeninin belirleyicisi konumundaki teknolojilerin savunmadan imalat sanayine, araştırma-geliştirmeden bilişime kadar her alanında proaktif bir Türkiye inşa ediyoruz. Bu bakımdan Türkiye için uzay yarışında yer almak bir lüks değil bir mecburiyettir. Teknoloji konusunda öncü olabilmek için uzay alanında edinilecek tecrübelerden, doğacak kazanımlardan hak ettiğimiz payı almamız gerekiyor.
Millî Uzay Programı kapsamında gerçekleştireceğimiz her hedef, Türkiye’nin yeni yüzyılındaki başarıları için birer mihenk taşı olacaktır. Türkiye’de bir nesil ülkelerin uzay yarışını siyah-beyaz televizyonlardan hatırlayın izledik, izlediler. Millî teknoloji hamlesi vizyonuyla Türk gençleri uzay yarışının öncü aktörleri olsunlar istiyoruz. İşte bu yüzden bugün ülkemiz adına tarihî bir ana, yepyeni bir eşiğe hep birlikte adım atacağız.
Eminim bu salondaki basın mensupları aracılığıyla, tüm bakan arkadaşlarım aracılığıyla birçok insan küçük yaşlarından itibaren uzaya gitme hayali kurmuştur, hâlâ kuranlar da vardır; evet, artık o vakit geldi. Millî Uzay Programımız çerçevesinde bir Türk vatandaşının Uluslararası Uzay İstasyonuna gönderilmesi sürecini resmen başlatıyoruz. Hiç şüphesiz bu millî bir görev olacak. Uzaya göndereceğimiz vatandaşımız kendisinin ya da Türkiye’deki diğer bilim insanlarının yerçekimsiz uzay ortamında yapmak istedikleri bilimsel test ve deneyleri gerçekleştirme imkânına sahip olacak. Bu millî göreve başvuru için uzaya.gov.tr adresini oluşturduk. Belirlenen o eğitim şartlarını sağlayan 45 yaşından genç tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu görev için başvurabilirler. 45 yaşından genç; Vedat Hoca senin durum uymuyor. Başvurular arasından çekilecek ve seçilecek iki aday bilim elçimiz olarak uzaya çıkış süreci için gerekli tüm eğitimleri alacaklar. Eğitimlerin sonunda bu iki adaydan biri üstlendikleri tarihi görev için 2023 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilecek.
Şüphesiz göklere en çok yakışan bayrak ay-yıldızlı al bayrağımızdır. Bayrağımızı uzayda gururla taşıyacak olan arkadaşımız, inanıyorum ki bilgisiyle, tecrübesiyle gelecek nesillere de rol modellik yapacaktır. İnşallah Türkiye’nin tecrübe ettiği diğer birçok ilk gibi bu tarihî adımın onurunu milletimize yaşatmak da yine Hükûmetimize nasip olacaktır. Gelecekteki millî kahramanımıza şimdiden başarılar temenni ediyorum. Bakın biz hâlâ Neil Armstrong’u unutmadık, niye? Çünkü o ilk gidendi. Şimdi de içimizden biri gidecek, inşallah onu da bizden sonra gelen nesiller unutmayacaklar. Bu büyük adımın ülkemize, milletimize, özellikle de gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.