Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye, dünyanın en kapsamlı ve yaygın sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Devletimizin ve milletimizin yardıma ve desteğe ihtiyacı olan insanlarımıza sahip çıkmasını, varlığımızın, birliğimizin, geleceğimizin teminatı olarak görüyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Artık sonuna doğru yaklaştığımız mübarek Ramazan-ı Şerifiniz ile bugünlerde içinde olduğumuz bin aydan daha hayırlı Kadir Gecenizi tebrik ediyorum. Rabbimden milletimizi, Müslümanları ve tüm insanlığı bu mübarek günlerin hürmetine rahmetiyle, mağfiretiyle, affıyla, bereketiyle kuşatmasını diliyorum. Dünyanın dört bir yanında yaşanan ölümlerin, acıların, zulümlerin, mağduriyetlerin, haksızlıkların bir an önce sona ermesini Hak Teâla’dan niyaz ediyorum.
“BU MUHATARALI DÖNEMİ HER ALANDA YENİ BİR ATILIMIN VESİLESİ HÂLİNE DÖNÜŞTÜRMEKTE KARARLIYIZ”
Önce küresel finans krizi, ardından küresel salgın kriziyle dengeleri bozulan belirsizlik ve risklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Hem daha çok çalışmak hem daha çok şükretmek için sayısız sebebimizin olduğu bu dönemden ülkemizi suhuletle çıkarmanın gayreti içindeyiz. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma hedeflerine sıkı sıkıya sarılarak bu muhataralı dönemi her alanda yeni bir atılımın vesilesi hâline dönüştürmekte kararlıyız.
Nitekim salgın sürecinde gelişmiş ülkelerin bile aslında ne kadar kırılgan bir siyasi, toplumsal ve ekonomik yapıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ülkemiz bu sıkıntılı dönemi sağlık sisteminden sosyal dayanışmasına kadar her alanda çok güçlü bir görünüm sergileyerek geride bırakmıştır. Bu dönemde küresel üretim ve tedarik zincirlerinde yaşanan bozulmalar ülkemizi yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünyanın önde gelen alternatif merkezlerinden biri hâline getirmiştir. Biz de bu fırsatı değerlendirmek için yatırım, istihdam üretim, ihracat yoluyla ülkemizi büyütmeyi hedef alan yeni ekonomi programımızı ısrarla, sabırla ve dirayetle uyguladık, elbette bu süreçte sıkıntılar da yaşadık.
Her şeyden önce küresel ekonomideki bozulmaların petrolden doğal gaza, gıdadan demir-çeliğe her alanda fiyatlarda yol açtığı yükselişler ister istemez ülkemize de yansıdı. Doğal gaz ve elektrik başta olmak üzere pek çok üründe ciddi sübvansiyonlarla vatandaşımızı korumamıza rağmen ortaya çıkan fiyat artışlarının can yakıcı düzeyde olduğunun farkındayız.
Üstelik bunun yanında bir de 2018’deki kur tuzağıyla başlayan ve geçtiğimiz yılın sonunda yaşanan panikle zirve yapan dalgalanmalarla uğraşmak zorunda kaldık. Aldığımız tedbirlerle kurun istikrarını sağlamış olsak da bu süreçte gerçekleşen yükselişin fiyatlar üzerindeki etkisi kalıcı olmuştur. Şüphesiz en çok üzüldüğümüz nokta da, küresel ekonomideki ve kurlardaki dengesizlikleri bahane eden kimi açgözlülerin ülke içinde fiyatları aşırı yükselterek haksız kazanç peşine düşmeleridir. Ne küresel emtia fiyatlarında yükselişle ne kurla ne diğer maliyetler izah edilmeyecek bu tablonun müsebbiplerinin iki dünyada da elimiz yakalarında olacaktır.
“İHTİYAÇ DUYAN TÜM VATANDAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”
Baharın ve ardından yaklaşan yaz aylarının sağlayacağı rahatlamaya şimdiden gözünü dikenlere karşı da teyakkuz hâlindeyiz. Bundan sonra milletimizin temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını sebepsizce artıranlara karşı en küçük bir müsamaha göstermeyeceğimizi, en küçük bir acıma duymayacağımızı buradan açıkça ilan ediyorum.
Tabii sadece fiyat artışlarıyla mücadeleyle yetinmiyoruz, sosyal yardım sistemimizin parametrelerine göre desteğe ihtiyaç duyan tüm vatandaşlarımızın yanındayız. Ayrıca, engelli, yaşlı, dul, yetim, şehit yakını ve gazi gibi kesimlere yönelik özel desteklerimiz de var. Bu vesileyle, Ramazan Bayramı günlerine denk gelen yaklaşık 1,5 milyar lira tutarındaki yaşlı ve engelli maaşlarını öne çekerek Cuma günden itibaren ödeyeceğimizin bilgisini de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ayrıca, 15 milyar liralık ilave sosyal yardım destek paketiyle ilgili çalışmaların da sonuna gelinmiştir, inşallah yakında uygulamaya geçeceğiz.
Türkiye, dünyanın en kapsamlı ve yaygın sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Devletimizin ve milletimizin yardıma ve desteğe ihtiyacı olan insanlarımıza sahip çıkmasını, varlığımızın, birliğimizin, geleceğimizin teminatı olarak görüyoruz.
“KÜÇÜK ENGELLER BİZİ BÜYÜK HEDEFLERE ULAŞMAKTAN ALIKOYAMAYACAK”
Aslolan, her insanımıza huzurlu bir aile ortamı, can ve mal güvenliğinden emin olacağı bir güvenlik iklimi, kendini geliştirecek ve yetiştirecek kaliteli bir eğitim sistemi, sağlık hizmetlerine kesintisiz ve ücretsiz erişim imkânı, çalışacağı bir iş veya kendi işini hayata geçirebileceği girişimcilik fırsatı, ulaşımdan enerjiye, şehircilikten spora kadar her alanda günümüz ihtiyaçlarına uygun temel hizmet altyapıları sağlamaktır. Hamdolsun, ülkemizde bunların tamamına da sahibiz. İşte bunun için geleceğimize güvenle bakıyoruz, hedeflerimize ulaşmak için daha çok çalışıyoruz, yeni vizyonlarla bizden sonraki nesillerin önünü aydınlatıyoruz.
Küçük engeller bizi büyük hedeflere ulaşmaktan alıkoyamayacak. Basit hesapların ürünü ayak oyunları bu kutlu yürüyüşü akamete uğratamayacak. Son 10 yılda nice toplumların felaketine, nice devletlerin yıkılmasına yol açan senaryolar ülkemizde başarıyla ulaşamayacak. Kendi güvenliklerini ve refahları güvence altında tutmak için bu ülkenin ve milletin enerjisini sömürenlerin devri geri gelmeyecek. Bizim için artık sadece ve sadece büyük ve güçlü Türkiye var. Bizim için artık sadece ülkemizi bu hedefe ulaştıracak yeni kalkınma atılımları var. Bizim için artık sadece milletimizi bu doğrultuda kenetleyecek birlik ve beraberlik hamlesi var.
Geçtiğimiz 20 yılda hayata geçirdiğimiz onca eser ve hizmeti bunun için ülkemize kazandırdık. Geçtiğimiz 20 yılda milletimizin her kesimine ulaştırdığımız demokrasi, hak ve özgürlük devrimlerini bunun için yaptık. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizi içeride ve dışarıda nice badirelerden, nice fırtınalardan, nice sinsi tezgâhlardan kurtarmak için gereken her adımı bu gayeyle attık.
Türkiye’nin geldiği yeri ve önündeki fırsatları görmemek için, ya bu ülkeye husumetli olmak ya da kalbi ve ruhu kararmış olmak gerekir. Milletimizin akıl, vicdan, ahlak, sağduyu, feraset sahibi her ferdi ülkemizin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyor.
Şimdi de vatandaşlarımıza diyoruz ki, yaşadığımız sıkıntılar dünyanın ve onunla birlikte ülkemizin içinden geçtiği tarihî değişim ve dönüşüm sürecinin sancılarıdır. Sabredersek, azmedersek, devam edersek, sağlam durursak bu yolun sonu Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyet seviyesinin üstü diye tarif ettiği büyük ve güçlü Türkiye’ye çıkıyor.
“ÜLKEMİZİ VESAYETİN ZİNCİRLERİNDEN KURTARDIK, ENFLASYONU DA YENECEĞİZ”
Geçmişte küresel yönetim ve ekonomi sisteminin yeniden kurulduğu her dönemde ülkemizi siyasi istikrarsızlıkların, sosyal kaosların, ekonomik sıkıntıların altında ezerek sürecin dışında tutmayı başarmışlardı. Meclisimizin açılışının 102. ve Cumhuriyetimizin ilanının 99. Yıl dönümüne ulaştığımız şu dönemde artık bu kısır döngüyü kırmakta kararlıyız.
Herkesin 2023 için kendine göre bir hesabı var, ama unutulmamalıdır ki, asıl olan milletin hesabıdır, milletin iradesidir, milletin sözüdür. Rahmetli Menderes ‘Yeter söz milletin’ diyerek tek parti faşizmine ilk büyük darbeyi vurmuştu. Rahmetli Özal çağ atlayan Türkiye diyerek küresel tuzakların bendinde ilk gediği açmıştı. Biz de, 20 yıldır durmak yok yola devam diyerek milletimizin maziden atiye kurduğu köprüyü tahkim ettik, güçlendirdik. Artık tüm bu emeklerin, bu mücadelelerin, tüm bu fedakârlıkların karşılığını alma, hasadını alma, neticesini görme vaktinin eşiğindeyiz. Ülkemizi vesayetin zincirlerinden kurtardık, enflasyonu da yeneceğiz. Ülkemizi darbelerin utancından kurtardık, hayat pahalılığının da üstesinden geleceğiz. Ülkemizi terör örgütlerinin pençesinden kurtardık, çarşı pazardaki ateşi de söndüreceğiz. Türkiye’yi bölgesinin ve dünyanın en güçlü, itibarlı, onurlu devletlerinden biri hâline getirdik. İnsanımızın yüreğindeki sıkıntıların hepsini de çözeceğiz, çünkü biz bu ülkeye güveniyoruz. Çünkü biz bu millete güveniyoruz. Çünkü biz kendimize güveniyoruz.
İçeride de, dışarıda da karşımızda neyin olduğunu, bununla nasıl mücadele edeceğimizi, nasıl sonuç alacağımızı gayet iyi biliyoruz. Ülkenin hiçbir meselesinin çözümü konusunda en küçük bir tefekkürü, tezekkürü, programı, projesi olmayanların çıkarttıkları gürültü sadece kendi ihtiraslarının, karın gürültüsünden ibarettir başka bir şey değil.
Dünyada da, bölgemizde de, Türkiye’de de ne olup bittiğinden gelişmelerin nereye gittiğinden habersiz olanlar varsın masa, sandalye, sıra kavgası ile kendilerini avutup dursunlar. Biz ülkemiz ve milletimiz için ne yapılması gerekiyorsa onun hazırlığını ve icrasını yürütmeye devam edeceğiz.
“BU TOPRAKLARI BİN YILDIR KANLARIYLA YOĞURARAK VATAN YAPAN ECDADIN EMANETİNE 85 MİLYON OLARAK HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKIYORUZ”
Aziz milletim, bu toprakları bin yıldır kanlarıyla yoğurarak vatan yapan ecdadın emanetine 85 milyon olarak hep birlikte sahip çıkıyoruz. Vatan topraklarındaki asırlara sari serencamımızın her bir safhası kendi içinde üzüntüleri ve sevinçleri olan ayrı bir destandır. Malazgirt’ten İznik’e, Konya’dan Söğüt’e, Bursa’dan Edirne’ye, İstanbul’dan, Ankara’ya kadar uzanan bu uzun tarihimizin her günüyle biz gurur duyuyoruz.
Geçtiğimiz asrın başlarında büyük kayıplar verir, derin acılar çekerken bütün bunlarla beraber asla vakarımızı, umudumuzu, mücadele azmimizi kaybetmemiş bir milletiz. Galiçya’dan Libya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada verdiğimiz savaşların hiçbirinde de utanç verici bir sahne göremezsiniz, bulamazsınız. Bizim çekilmek mecburiyetinde kaldığımız yerlerin tamamında ise dünyanın en alçak, en iğrenç en vahşi katliamları gerçekleştirilmiştir. Bu katliamlar sadece insanları değil, camisinden mezarlığına, okulundan köprüsüne kadar medeniyet mirasımızın tüm unsurlarını hedef almıştır. Çok değil 150 yıl önce içinde 500 camiinin de bulunduğu binlerce ecdat yadigârı esere ev sahipliği yapan şehirlerde bugün numunelik birkaç yapı dışında hiçbir şey bulamazsınız. Aynı şekilde nüfusunun yüzde 80’ni çoğunluğu Türk olan Müslümanlardan oluşan şehirlerde mübadele gibi hukuki bir uygulamaya maruz kalmadığı hâlde bugün neredeyse tek bir Müslüman yaşamıyor. Öyle bir baskı ve kuşatma altındayız ki bizi kendi yaşadığımız büyük kayıtların hüznüyle bile bile baş başa bırakmıyorlar. Kırım’dan Kafkaslar’a, Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyadan Anadolu’ya gelebilenler gelmişti, ama geride kalanların önemli kısmının canı da, malı da gitmişti.
Dünya Harbi yani 600 asırlık bir Cihan Devleti’nin varlık yokluk savaşı sürerken Anadolu’daki Ermeniler yabancı devletlerin kışkırtması ve donatmasıyla isyan başlatıp Müslüman ahaliye saldırdılar. Ülkemizin dört bir yanında Ermeni çetelerin yaptığı katliamların, sergiledikleri zalimliklerin hatıraları hâlâ canlıdır. Ermeni propagandası saçma sapan rakamlar ifade etse de, Anadolu’da hayatını kaybeden Ermenilerin katbekat fazlası Müslüman’ın, bu çeteler tarafından hunharca şehit edildiği bir gerçektir. Elbette inancı ve kökeni ne olursa olsun tek bir masum canın, tek bir sivil insanın bile öldürülmesi trajedidir. Bu anlayışla 1. Dünya Savaşı’nın zorlu şartlarında hayatını kaybetmiş olan Osmanlı Ermenileri için üzüntülerimizi ve taziyelerimizi bildirmeyi insani bir vazife olarak görüyoruz. Yıllardır da bu hassasiyeti içeren bir açıklamayı kamuoyuyla paylaşıyoruz. Ancak tarihin ve onun ilmi ile uğraşan tarihçilerin yapması gereken bir tartışmanın ülke içinde ve dışında siyasi çekişmelerin mezesi hâline dönüştürülmesine de asla rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Bu istismara yeltenenlerin her şeyden önce 1. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden Türk-Ermeni ve diğer tüm milletlerden milyonlarca sivil masum insanın hatırasına saygısızlık ettiğini düşünüyoruz. Çeşitli ülkelerin yönetimleri ve parlamentoları tarafından güya tanınan Ermeni iddialarına ilişkin ifadelerin bizim nezdimizde hiçbir hükmü yoktur.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın açıklamasını da bu şekilde görüyor ve tamamı yalan yanlış bilgiler üzerine kurulu olduğu için üzerinde durmaya değer bile bulmuyoruz. Sayın Biden, önce Ermenilerle olan bu tarihi gayet iyi öğrenmesi lazım, gayet iyi bilmesi lazım. Bunları bilmeden kalkıp da Türkiye’ye meydan okumaya kalkmasını bizim bağışlamamız mümkün değil.
Türk ve Ermeni halkları arasındaki düşmanlığı tahrik etmek için sergilenen bu riyakârlığın en büyük zararını Ermeni toplumunun gördüğü ve göreceği de unutulmamalıdır. Nitekim ülkemizde yaşayan Ermeni vatandaşlarımızın ve misafirlerimizin de bu istismar siyasetinden rahatsız olduklarını biliyoruz. Bu densizliğin kendi ülkemizin Meclisinde, millî iradenin tecelligahı olan bu yüce kurumda sergilenmesini ise saygısızlığın ötesinde, açık bir ihanet olarak görüyorum.
Geçmişte kimi zaman sözlü olarak ortaya konan bu ihanetin kanun teklifi seviyesine yükseltilmiş olması ister istemez bu alçakları kimlerin cesaretlendirdiği sorusunu akıllarımıza getirmektedir. Bu esfeli safilinlerin Türkiye’nin verdiği hiçbir mücadeleye ve milletimizin çektiği hiçbir sıkıntıya çare bulmaya yönelik herhangi bir işe bırakınız somut destek vermeyi, ağız ucuyla dahi ortak olduğunu duymadık. Ama mesele tarihi çarpıtarak ülkesine terör örgütlerini destekleyerek milletine ihanete geldiğinde bakıyorsunuz hepsi de en ön sıralarda yer alıyorlar.
Daha geçtiğimiz aylarda Meclisteki grubunun bir diğer üyesinin eli kanlı teröristin biri ile yakın ilişkisinin ortaya çıkması sebebiyle milletvekilliği düşürülen HDP asılsız Ermeni iddialarının bayraktarlığına soyunarak âdeta ısrarla bu ülkenin partisi olmak istemediğini söylemektedir. Evet, bizde doğrusu bunları bu parlamentonun bir mensubu olmaya yakıştıramıyoruz.
PKK terör örgütünün parlamentodaki uzantısı durumunda olan bu hainlerin her şeyden önce bir defa bu milletin vergi ve ücretleri ile beslenmesine benim milletim artık tahammül edemiyor. Bilindiği gibi Ermeni isyanlarında Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerlerde de çok büyük kayıplar verilmiştir. Dilinden Kürtleri düşürmeyen HDP’nin çoluk çocuk demeden onları katleden Ermeni çetecilerin borazanlığını yapmasının takdirini milletimize bırakıyoruz.
Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, boyu kadar tüfeği eline vermek suretiyle Kandil’e taşıyan bu teröristleri neyle izah edeceksiniz? Diyarbakır annelerinin kaçırılan yavrularının o hüznünü ne ile izah edeceksiniz? Utanmadan, sıkılmadan parlamentonun kürsüsünde hâlâ kalkıp da diğer siyasi partileri suçlamaya kalkan bu müptezelleri ne ile izah edeceksiniz? Bu muhasebeyi en başta da dedeleri ve nineleri ermeni çetelerince alçakça şehit edilen Kürt kardeşlerimiz yapacaktır, yapmalıdır.
Coğrafyamızın neresinde olursa olsun Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla, Boşnak’ıyla ve diğer tüm unsurlarıyla bu milletin fertlerinin canına, namusuna, geleceğine kasteden, vatan topraklarını kirleten herkesi de ülkemizden milletimizden özür dilemeye davet ediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisimizin, haddi de hukuku da, ahlakı da çiğneyen bu alçaklığın hesabını müsebbibinden soracağına ve gereğini mutlaka yapacağına inanıyorum.
Aynı şekilde Meclisteki ikinci büyük partinin milletvekilleri arasında benzer hezeyanları dile getirenlerin de milletimiz bunun hesabını inşallah sandıkta onlardan da soracaktır.
Aziz milletim, Türkiye’nin güvenliğinin sınırları dışında başladığı anlayışı ile yürüttüğümüz operasyonlarımıza devam ediyoruz. Bu operasyonlar güney sınırlarımızın tamamını hiçbir teröristin ülkemizde sızamayacağı ve ülkemizden kaçamayacağı şekilde kontrol altına alana kadar sürecektir. Neredeyse 40 yıldır terör örgütünün üstlenme, barınma, eğitim, lojistik amacıyla kullandığı sarp dağları, mağaraları, vadilerin hepsini de birer huzur ve güven yuvası hâline getirmekte kararlıyız. Bu harekâtlarımızla komşularımızın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliklerini korumalarına da katkı yapıyoruz.
Geçtiğimiz haftalarda Irak’ta yeni bir safhası başlayan Pençe-Kilit Operasyonu’na katılan askerlerimize başarılar diliyorum, gazaları mübarek olsun, Rabbim hepsini de korusun, esirgesin.
Operasyon sırasında şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ailelerine sabırlar diliyorum. Rabbim cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın diyorum. Yaralananlara acil şifalar temenni ediyorum.
Şehitlik ve gazilikle müşerref olan kahramanlarımız, milletimizin şanla, şerefle, zaferle dolu tarihindeki mümtaz yerlerini almışlardır. Sadece 2022 yılında son operasyonlar da dâhil olmak üzere güney sınırlarımızda etkisiz hâle getirilen terörist sayısı bini bulmuştur. Hiçbir şehidimizin kanı yerde bırakılmamış, ülkemize yönelik hiçbir saldırı cevapsız kalmamıştır. Pençe-Kilit Operasyonu’nun amacı da Zap Bölgesi’ni teröristlerden tümüyle temizlemektir. Böylece sınır hattı boyunca kontrolünü ilerden sağlamadığımız hiçbir bölge kalmayacak, teröristlerin ülkemizle irtibatları tamamen kesilecektir.
Arazi ve hava şartlarının oldukça zorlu olduğu bu bölge yıllarca terör örgütü tarafından girilemez diye nitelendirilmişti. Şimdi Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu bölgedeki her taşın altını, her mağarayı, her köşe bucağı temizliyor ve kalıcı olarak burayı güvenli hâle getiriyor.
“TÜRKİYE KENDİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN GEREKENİ YAPMA GÜCÜNE, İRADESİNE VE KARARLILIĞINA SAHİPTİR”
Ülkemizin yaptığı her harekât gibi son operasyon da Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nden komşularımızla olan ikili anlaşmalarımıza kadar tamamen uluslararası hukuka uygun şeklide icra edilmektedir.
Harekâtlarımızla ne tek bir sivilin ne de herhangi bir kültürel mirasın zarar görememesi için azami dikkat gösteriyoruz. Hamdolsun bugüne kadar böyle bir ithamla karşılaşmadık.
Türkiye, Irak topraklarında üslenen terör örgütü mensuplarının tepesine bindikçe ve onu kıpırdayamaz hâle getirdikçe Suriye tarafında da birtakım hareketlenmeler olduğunu görüyoruz. Ülkemizin korumasındaki bölgelere yönelik saldırılarda bir Özel Harekât Polisimiz de ne yazık ki şehit olmuştur. Bu saldırılara şimdilik önceden belirlenen hedeflere uzun namlulu silahlarla karşılık vermekle yetinmemiz kimseyi aldatmasın. Bölgede etkinlik gösteren çevreler bu saldırıları engelleyemezse Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için gerekeni yapma gücüne, iradesine ve kararlılığına sahiptir.
Sınırlarımız dibinde bir terör koridoru oluşturulmasına asla izin vermeyeceğimizi, er veya geç bu kirli ve kanlı oyunu bozacağımızı bir kez daha tekrarlamak istiyorum.
Şehirlerimize yönelik saldırılara taşeronluk etme hevesindeki örgütçülerin ve terörist heveslilerinin başlarını ezmeyi sürdüreceğimizden de kimsenin şüphesi olmasın.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Aziz milletim; dünyadaki ve bölgemizdeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Rusya-Ukrayna savaşının suhuletle sonuçlanması için hem taraflar hem de diğer kurumlar nezdinde girişimlerimizi, görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bugün de Rusya ve Ukrayna tarafıyla görüşmek üzere bölgeye gitmeden önce ülkemize gelen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres’le bir araya geldik. Kendisiyle mevcut durum ve bundan sonra atılabilecek adımları etraflıca kapsamlı bir şekilde değerlendirdik.
Geçtiğimiz günlerde Sayın Zelenski’yle de bir telefon görüşmesi yaptık. Yarın da Sayın Putin’le yine bir telefon görüşmesi gerçekleştireceğim. Görüştüğümüz taraflara hem birbirlerinin yaklaşımlarını hem de kendi telkinlerimizi ifade ediyor, önce ateşkes, ardından da kalıcı bir barış için her türlü gayreti sergiliyoruz.
İstanbul’da yapılan görüşmeler Ukrayna-Rusya krizinin çözümündeki en önemli zemin olmaya devam ediyor. Amacımız, İstanbul sürecini liderler düzeyine taşıyarak savaşı bitirecek nihai imzalarının atılmasını sağlamaktır. Bunun için sahadaki tırmanma ve masadaki yavaşlama görüntüsünü tam tersine çevirmemiz gerekiyor.
İnsani yardımlar konusunda üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz. Bugüne kadar Ukrayna’dan 17 bin vatandaşımızın ve bizden yardım isteyen dost ülkelerin vatandaşlarının tahliyelerini gerçekleştirdik. Ülkemize gelen Ukraynalı sığınmacı sayısı da 85 bini geçti.
“ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK MESAFE KATETTİĞİ ALANLARDAN BİRİ HAVACILIK SEKTÖRÜDÜR”
Bölgesel gelişmeleri yakından izlerken, ülkemize eser ve hizmet ve eser kazandırmayı da ihmal etmiyoruz. Ülkemizin en büyük mesafe katettiği alanlardan biri de malum havacılık sektörüdür. Yaptığımız yatırımlarla Türkiye’nin dört bir yanında 26 olan havalimanı sayımızı 57’ye çıkardık. Vatan topraklarının hiçbir köşesinin bu hizmetten mahrum kalmaması için hava limanı yapmaya uygun arazisi olmayan şehirlerimiz için deniz doldurarak bu imkânı da sağladık. Daha önce Ordu-Giresun Havalimanımızı bu şekilde inşa ederek hizmete sunmuştuk, yine denizi doldurarak elde ettiğimiz arazi üzerinde yaptığımız Rize-Artvin Havalimanımız da bitme aşamasına gelmiştir. Rize-Artvin Havalimanı faaliyete geçtiğinde coğrafi özellikleri nedeniyle kara yolu ulaşımında güçlükler yaşanan Doğu Karadeniz Bölgemiz artık herkes için kolayca erişilebilir bir yer olacaktır. İnşallah 14 Mayıs’ta da Rize-Artvin Havalimanımızın açılışını yapacağız.
Yurt içi ve yurt dışından Doğu Karadeniz Bölgesi’ne ve Gürcistan’a gidecek yolcular artık bu havalimanını kullanabileceklerdir. Havalimanımız kendi vatandaşlarımıza sağladığı kolaylıklar yanında, bölge ülkeleriyle aramızdaki siyasi, sosyal ve ekonomik bağlantıyı da güçlendirecektir. Hızlı ve konforlu ulaşım imkânı sayesinde Doğu Karadeniz’in görenleri mest eden, görmeyenleri hayıflandıran tabii güzellikleri ve insani zenginlikleri turizm yoluyla ekonomimize kazandırılacaktır.
Tabii bununla kalmıyoruz, inşallah Bayburt ve Gümüşhane Havalimanı da süratle devam ediyor, inşallah onu da en kısa zamanda bitireceğiz.
Bu arada Yozgat Havalimanını da yine en kısa zamanda inşallah bitireceğiz, onu da ülkemize, milletimize kazandıracağız.
Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Yeşilköy bölgesinde deniz üzerine dolgu yapılarak inşa edilen havalimanımızın temelini hatırlayın 2017 Nisan’ında atmıştık, inşallah şimdi de artık en güzel şekliyle, çevre düzenlemeleriyle de bunları da bitirdikten sonra çay şehri Rize’de ve Artvin ortaklaşa kullanacakları bu havalimanımıza kavuşacaklar.
Aralık ayında Gaziantep Havalimanı yeni terminalini, Mart ayında da Tokat Havalimanını hizmete açmıştık, böylece sadece son altı ayda üç yeni havalimanı veya terminal binasını milletimizin emrine vermiş oluyoruz.
Ve deniz üzerinde dolgu yapılarak 3 milyon metrekarelik alanda inşa edilen pist, apron, ve tüm altyapı imalatları tamamlan Rize-Artvin Türkiye’nin inşallah 57. havalimanı olacaktır. Böylece deniz doldurularak inşa edilen dünyadaki beş havalimanından evet beşincisi Rize-Artvin Havalimanı olacaktır.
Yıllık 3 milyon yolcu kapasitesi, 3 kilometre uzunluğundaki pisti, üç taksi yolu, üç apronu, 32 bin metrekarelik terminal binası, 448 araç kapasiteli otoparkı ile bu havalimanımız gerçekten bölgesi ve ülkemiz için bir gurur abidesidir. Yöre mimarisine uygun terminal binasıyla 36 metre yüksekliğe sahip çay bardağından esinlenerek tasarlanan kulesi de havalimanımıza ayrı bir hava katmaktadır. Tabii burada Rize çayını tüm dünyaya tanıtmak, çayın bahçeden bardağa kadar ki yolculuğunu bölgedeki tarihi ve etkileriyle birlikte anlatmak üzere bir de çay müzesi yer alacaktır. Rize-Artvin Havalimanımızın şimdiden ülkemize, milletimize, bölgemize hayırlı olmasını diliyor, bu güzel eserin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Bir diğer müjdemiz de ülkemizi uzay yarışında bir adım daha öteye taşıyacak yerli ve millî imkânlarla geliştirip ürettiğimiz İMECE Uydumuzun fırlatılış tarihiyle ilgilidir. Dünyanın dört bir yanından yüksek çözünürlüklü görüntü sağlayacak İMECE Gözlem Uydumuzun uzay yolculuğu 15 Ocak 2023’te başlayacak. Haritalamadan tarım uygulamalarına kadar pek çok alandaki veri eksiğimizi tamamlayacak uydumuzun şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.
Çiftçilerimize de yeni bir müjdemiz daha var. Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı kapsamında son 16 yılda 15 bin 636 projeye 4,1 milyar lira hibe desteği vererek 115 bin 300 kişilik istihdam sağladık.
Ayrıca, 262 bin çiftçimizin makine-ekipman alım projesine de toplam 1 milyar lira hibe desteğinde bulunduk.
Bu duygularla özellikle de fire vermeden inşallah bu bayram sevincini farklı sevinçlerle de bütünleştirerek bu program kapsamında 2022 yılı için makine-ekipman alımı ve kırsal altyapı yatırımları için de 32 bin 572 çiftçimiz ile tarıma dayalı yatırımlar için 418 girişimcimize toplamda 1,1 milyar lira hibe desteği sağlayacağız.
Yeni hibe programımızın çiftçilerimize, yatırımcılarımıza ve tarım sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum. Bu duygularla bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak ile beraberindeki heyet, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak başkanlığında, bakan yardımcıları, genel müdürler, gençler, sporcular ve diğer ilgililerden oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Bakan Bak’ın kırmızı-beyaz karanfillerle süslü, üzerinde “Gençlik ve Spor Bakanlığı” yazılı çelengi mozoleye bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşı okundu.
Beraberindeki heyet ile Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Bakan Bak, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları kaydetti:
“Aziz Atatürk, ülkemizin ve insanlığın en büyük ümidi olan gençlerimizle; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle manevi huzurunuzdayız. Kurtuluşun ilk adımı olan 19 Mayıs, milletimizin esarete karşı gösterdiği başkaldırının, yeniden şahlanışının ve bağımsızlık iradesinin adıdır. Türk gençliğine emanet ettiğiniz bu kutlu miras; bugün de aynı inanç, aynı ruh ve aynı istikametle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye’nin gücü gençliği; köklerinden aldığı kuvveti çağın imkanlarıyla buluşturarak bilimde, teknolojide, sanatta, sporda ve üretimin her alanında ülkemizi daha ileriye taşıyan büyük bir iradenin temsilcisi haline gelmiştir.
Milli şuuru yüksek, vicdan sahibi, çalışkan, üretken ve öz güven sahibi gençlerimiz; taşıdıkları inanç, cesaret ve yüksek ideal ruhuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa eden iradeyi gururla geleceğe taşımaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler de gençlerimizin hayallerine istikamet kazandıran, potansiyellerini büyük hedeflerle buluşturan, Türk sporunu uluslararası arenada daha güçlü ve iddialı bir konuma taşıyan çalışmaları azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor; zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, milli mücadelenin neferlerini ve dünden bugüne bu topraklar için fedakarca mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin giderek sertleştiği savaş ve çatışmaları, su, iklim, gıda ve enerji krizlerinin takip ettiği bir dönemde Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hâle getirdik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin büyüme ve kalkınmasında emeği olan, ülkenin bugünkü seviyelere gelmesinde payı ve katkısı bulunan tüm iş insanlarına teşekkür etti.
Birliğin her sene mayıs ayında düzenlediği bu merasimin, esasında TOBB’un kendi mensuplarına ödediği bir gönül borcu, vefa göstergesi, iltifat nişanesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şeref belgesi ve plaket sahiplerinin bu süre zarfında TOBB bünyesinde ifa ettikleri mühim vazifelerin yanı sıra yaptıkları fedakârlık ve elde ettikleri başarılarla aynı zamanda ülkenin önünü açtıklarını söyledi.
Hak sahiplerinin, Türk ekonomisinin gerçek potansiyelini harekete geçirerek ihracattan yatırıma, üretimden istihdama, Türkiye Yüzyılı’na giden yolun kilometre taşlarını döşediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Emek verdiler, sabrettiler, azmettiler, büyük ve güçlü Türkiye’ye duydukları inançtan, milletimize hizmet etme sevdasından asla vazgeçmediler. Bunun için sizlerle, TOBB ailesinin tüm mensuplarına, ekonomi, ticaret, sanayi ve iş dünyamızda taş üstüne taş koyan tüm kardeşlerime bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. TOBB, 367 ticaret odası, sanayi odası, ticaret borsası ve deniz ticaret odası ile özel sektörümüzün çatı kuruluşu olarak hakikaten çok önemli bir misyonu yerine getiriyor. 81 ilimiz ve 160 ilçemizdeki oda ve borsalarımız, şehirlerimizin kalkınmaları için her fırsatı değerlendirerek, tüm imkânlarını seferber ederek çok samimi bir gayreti ortaya koyuyor. Tabii, gayret samimi niyet de halis olunca karşımıza çıkan başarı tablosu hamdolsun her geçen gün biraz daha büyüyor, daha belirgin hâle geliyor. Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki bugün itibarıyla TOBB, dünyanın en kaliteli ve en fazla hizmet üreten üçüncü oda sistemidir.”
“ALDIĞIMIZ MESAFELERİN HER AŞAMASINDA SİZLERİN EMEĞİ VE İMZASI VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB’un 2 milyon 634 bin üyesi ile Türkiye’nin ve ekonominin lokomotifi, omurgası ve güvencesi olduğunu dile getirdi.
Hâlihazırda ihracatın yüzde 99’u, yani 273 milyar dolarlık kısmının oda ve borsa üyesi firmalar tarafından gerçekleştirildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Aynı şekilde 17 milyonluk bir mevcutla kayıtlı istihdamın yüzde 74’ü bu firmalarımız tarafından sağlanıyor. Özellikle son dönemde oda ve borsalarımızın hizmet kapasitesi önemli ölçüde artmış durumda. Tarımdan eğitime, ticaretten teknolojiye, farklı kulvarlarda aldığımız mesafelerin her aşamasında sizlerin emeği ve imzası var. Gümrük kapılarımızı devlete hiçbir yük getirmeden modernize ederek ihracatta yeni rekorlar kırmamıza sizler vesile oldunuz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz ile ilk yatırımı yaparak devamında özel sektörümüzü de sürece dâhil ederek tarımda lisanslı depolama sistemine geçmemize ve gıda arz güvenliğinin teminine sizler öncülük ettiniz. Kurucu ortaklarından biri olduğunuz Kredi Garanti Fonu ile üyelerinizin banka kredilerine kefil olarak finansmana erişimi kolaylaştırdınız. Ülkemizi küresel teknoloji rekabetinde stratejik bir konuma ulaştıracak ilk kuantum bilgisayarını ASELSAN ile sizler ürettiniz.”
“YENİ BAŞARILARA İMZA ATMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB’un 81 ilde 81 okul inşa ettiğini, asrın felaketinde tüm imkânları, kaynakları depremzedeler için sahaya indirdiğini ifade etti.
Afetzedelere söz verdikleri ve geçen yılın aralık ayı itibarıyla anahtarlarını teslim ettikleri 455 bini aşkın deprem konutunun yapımına en büyük desteği TOBB’un verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak Türkiye’nin ilk elektrikli aracı TOGG’un hayata geçirilmesini yine sizler sağladınız. Yurt içinde yüzde 35’lik pazar payı ile liderlik koltuğuna yerleşen TOGG, birçok Avrupa ülkesinde yolları süslemeye devam ediyor. Bununla birlikte şu hususu da üzülerek sizlerin ve milletimizin takdirine sunuyorum; Türkiye’ye on yıllardır dayatılan öğrenilmiş çaresizlik duvarlarını yıkmaya çalışırken birileri de bu süreçte sürekli önümüze takoz koyuyor. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şeamet tellallığı için kullananları bugüne kadar kale almadık, bundan sonra onlara prim vermeyeceğiz. ‘Bunlar otomobil üretmekten ne anlar’ diyenlere cevabımızı nasıl üreterek verdiysek yeni başarılara imza atmayı da sürdüreceğiz.”
“TÜRKİYE’Yİ HER ALANDA BİR ÜST LİGE BİZLER TAŞIDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete ve memlekete hizmet yolunda neredeyse çeyrek asrı geride bırakmak üzere olduklarını belirtti.
Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu devraldıkları ilk günden itibaren milletin her bir ferdinin mesuliyetini omuzlarında taşımanın bilinciyle hareket ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 23,5 yılda sizlerin ve aziz milletimizin desteğiyle eğitimden sağlığa, ulaşımdan ticarete, tarımdan güvenliğe, Türkiye’yi her alanda bir üst lige bizler taşıdık. Üretim, istihdam, yatırım ve ihracat olmak üzere dört sütun üzerinde yükselttiğimiz ekonomimizi sağlam bir yapıya kavuşturduk” diye konuştu.
“Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin giderek sertleştiği savaş ve çatışmaları, su, iklim, gıda ve enerji krizlerinin takip ettiği bir dönemde Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hâle getirdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki çatışmalara rağmen geçen yıl ekonomiyi 3,6 oranında büyüterek millî geliri 1,6 trilyon dolara, kişi başı millî geliri ise 18 bin 40 dolara ulaştırdıklarını söyledi.
“DIŞ TİCARET HACMİMİZİ 820 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dış ticaret hacmimizi 820 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatımızı ise 396 milyar dolara çıkardık. Çok yakın bir gelecekte 400 milyar doları da Allah’ın izniyle aşacağız” dedi.
Özellikle ihracatta başarı hikâyesi yazmaya devam ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen ay ihracatın önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaşarak nisan ayı rekorunu kırdığını, bu rakamın aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin en yüksek aylık ikinci rekoru olarak kayıtlara geçtiğini anımsattı.
Nisan ayında kaydedilen 4,6 milyar dolarlık artışın son 53 ayın en yüksek ihracat artışı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaş ve krizlerin yol açtığı zorluklara karşın Türkiye’nin ihracatının güçlü ivmesini koruduğunu ve 166 ülkede ihracatın artış gösterdiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde 88,6 milyar dolar değerinde ihracat yapıldığını, yıllıklandırılmış mal ihracatının 2026’da yüzde 4,2 artışla 275,8 milyar dolara yükseldiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de 14 milyar dolar olan hizmetler ihracatının 2025’te 8,7 kat artarak 122,6 milyar dolara çıktığını söyledi. Hizmetler ticareti fazlasının 2025 yılında 63,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ve bu tutarın cari dengeye güçlü bir katkı sağladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hizmetler ticaretinde dünyanın en yüksek düzeyde fazla veren 6. ülkesi konumuna yükseldiğini bildirdi.
“İŞSİZLİK ORANIMIZI YÜZDE 8,1’E İNDİRDİK”
Savunma ve havacılık ihracatının geçen sene 10 milyar doları aştığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA 2026 fuarında 6 milyar doları ihracata dönük olmak üzere toplam 8 milyar dolar iş hacmine sahip 182 anlaşma imzalandığını kaydetti. İhracatta yakalanan ivmeyi turizm ve istihdam rakamlarıyla daha da perçinlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025’te 64 milyon ziyaretçi ağırladıklarını, 65,2 milyar dolar turizm geliri elde ettiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizm gelirimizi 2026’nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2 artırarak 9 milyar 896 milyon dolar seviyesine taşıdık. İşsizlik oranımızı yüzde 8,1’e indirdik. İstihdam sayımızı 32,5 milyon kişiye, istihdam oranımızı ise yüzde 48,5’a yükselttik. İş gücüne katılma oranımız yüzde 52,8’e çıkarken işsizlik oranımız tam 35 aydır tek haneli seyrini sürdürüyor” diye konuştu.
“EKONOMİ YÖNETİMİMİZ, PİYASANIN YAŞADIĞI STRESİ ASGARİ DÜZEYE İNDİRMEK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIYOR”
Türk ekonomisinin potansiyelinin farkında olan yurt dışı yatırımcıların da son 23 yılda Türkiye’de 89 bin şirket kurarak 290 milyar dolar tutarında yatırım yaptığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yatırımcılar aynı zamanda 1 milyon 200 bin kişiye istihdam sağlayıp yılda 70 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülkemize döviz kazandırdılar. Tüm bunları söylerken elbette her şeyin güllük gülistanlık olmadığının farkındayız. Bölgesel ve küresel gelişmelerden kaynaklı geçici fiyat artışlarının hem vatandaşlarımız hem de reel sektör üzerinde oluşturduğu baskıyı biliyoruz. Şu gerçeğin en yakın şahidi sizlersiniz, iktidarlarımız döneminde ekonomiyi hiçbir zaman sadece verilerden, grafik ve rakamlardan ibaret görmedik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomi politikalarımızı oluştururken ve uygularken sizlerin kanaatlerine, önerilerine ve hatta eleştirilerine her daim kulak verdik. Göstergelerin bize anlattığı ekonomi fotoğrafının sağlamasını çarşıyla, pazarla esnafın, çiftçinin, sanayicinin, üreticinin anlattıklarıyla yaptık. Bugün de ekonominin tüm aktörleriyle işverenle, girişimciyle, emekçiyle, çiftçiyle, esnaf ve sanatkârla samimi bir iletişim hâlindeyiz. Bugün de sokağın, çarşının, pazarın nabzını tutmaya gayret ediyoruz. Bilmenizi isterim ki ekonomi yönetimimiz, piyasanın yaşadığı stresi asgari düzeye indirmek için her türlü tedbiri alıyor, almaya da devam edecektir. Biz de bunun takipçisi olmayı, sizlerden gelen teklif, tespit ve tenkitler doğrultusunda gerekli yönlendirmelerde bulunmayı sürdüreceğiz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üretim ve ulaştırma maliyetlerindeki artışla izah edilemeyecek ölçüde fırsatçı bir fiyatlama alışkanlığı ile karşı karşıyayız. Türkiye bugün enerji başta olmak üzere birçok alanda Avrupa’nın en düşük girdi maliyetlerine sahipken bazı ürünlerin fiyatlarında orantısız artışlar yaşanıyorsa bunun piyasa şartlarıyla açıklanamayacağı ortadadır” dedi.
“BİZİM İŞ VE TİCARET AHLAKIMIZ BİN YILLIK AHİLİK GELENEĞİ İLE ŞEKİLLENMİŞTİR”
Birilerinin, girdi maliyetlerindeki dalgalanmayı gerekçe göstererek fahiş fiyatlarla vatandaşların cebine, kesesine, kazancına el uzattığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oysa bizim iş ve ticaret ahlakımız bin yıllık ahilik geleneği ile şekillenmiştir. Bu gelenekte fırsatı ganimet bilmenin, haksız kazanç elde etmenin, taklit, tağşiş ve çıkar odaklı hareket etmenin yeri yoktur” dedi.
Ahiliğin, dayanışma, yardımlaşma, Hakk’ın rızasını, halkın iyiliğiyle, faydasıyla, esenliğiyle bir görmek demek olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yüzden piyasadaki fırsatçılara dönük denetimlerimizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Sizlerden de bu konuda destek beklediğimi özellikle ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmet şeref belgesi ve plaket alanları tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Bir Gençlik Şöleni Programı’nda yaptığı konuşmada, “Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin, ehliyet ve liyakatin önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık. En büyük yatırım ise elbette gençlerimize yaptık” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda düzenlenen Bir Gençlik Şöleni Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, coşkulu, heyecanlı, her yönüyle dolu dolu şölende gençlerle beraber olmanın memnuniyeti içinde olduğunu belirterek, şölenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Türkiye’nin aydınlık yüzlerini, bu büyük milletin yüz akı, göz bebeği olan tüm gençleri, “Türkiye Yüzyılı”nın mimarları olacak genç yürekleri sevgiyle selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda, bayrağı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığının en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerini gönderdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan sevgi ve muhabbette, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi stadyumlardan taşan şu coşkunuz için, eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bugün 81 ilin kalbinin burada attığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet ve medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor. Tam 1000 yıldır, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için mübarek kanlarını toprağa akıtan şehitlerimizin, istiklal ve istikbalimiz uğruna bedel ödeyen cesaret timsali gazilerimizin, Alparslan’dan Kılıçarslan’a, Fatih’ten Yavuz’a, Selahattin Eyyübi’den Abdülhamit Han’a, cümle ecdadımızın aziz ruhları, sizlerin dik duruşuyla, ümit saçan aydınlığıyla, şu anda inşallah şad oluyor, yâd oluyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sezai Karakoç’un “Diriliş nesli”, Nurettin Topçu’nun “Hareket nesli”, Necip Fazıl Kısakürek’in “Büyük Doğu nesli” derken buradaki gençlerden bahsettiğini dile getirerek, şunları kaydetti: “Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek. İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. TEKNOFEST kuşağının öncü neferleri olarak rahmetli Nurettin Topçu Hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz: ‘Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bunu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhunun ebedi hâkimiyetine inananlara müjdeliyorum. Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır.’ İnanıyorum ki Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdadın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın.”
Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e mazlumun, mağdurun, gözlü yaşlı kardeşlerinin hüznünü kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençliği hissettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu an karşımda deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen bir gençlik görüyorum. Şu an karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi bir gençlik görüyorum” diye konuştu.
“GENÇLER GÜÇLÜYSE MİLLET DE DEVLET DE GÜÇLÜDÜR”
Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şu anda karşısında gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bize alnı ak, yüzü ak, sevdası ak bu gençlikle yol yürümeyi nasip eden Rabbime hamdolsun. Rabbim, sizlerle birlikte tüm gençlerimizi korusun. Yolunuzu, bahtınızı daima açık etsin. Kıymetli gençler, gençlik yüreğin bentleri yıkıp atmasıdır. Gençlik hayaldir, heyecandır, dinamizmdir. Bir milletin lokomotifi gençlerdir, toplum enerjisini gençlerden alır. Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler ne zaman elini taşın altına koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yüceltenler hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse millet de devlet de güçlüdür. Bununla birlikte ne zaman ki gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır.”
“Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı solcu diyerek, kimi zaman Türk-Kürt diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek kimi zaman da ilerici-gerici diyerek birbirlerine düşman ettiler” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, anne ve babaların elleri yüreklerinde akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadıklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığını, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadıklarını anlattı.
“EN BÜYÜK YATIRIMI GENÇLERİMİZE YAPTIK”
Şimdi o günleri esefle ve acıyla hatırladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “AK Parti olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu ideolojik aidiyetin ehliyet ve liyakatin önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık. En büyük yatırımıysa elbette gençlerimize yaptık. Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net bir şekilde gösterdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak gençlerin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtıklarına işaret ederek, “23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yükseköğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı. Biz, bunu 2026 itibarıyla 651 milyar liraya çıkardık. Aynı dönemde üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yükseköğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içinde hem burs miktarını hem burs alan öğrenci sayısını artırdık hem de başvuran her öğrencimize burs veya kredi veriyoruz” bilgisini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ili gençlik ve spor tesisleri, bilim ve kültür merkezleri, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattıklarını, hepsinden önemlisi gençlere cesaret ve özgüven kazandırdıklarını söyledi.
Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekâsı yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi aynı zamanda ahlaklı ve imanlı neslin gümbür gümbür geldiğini gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.’ Tüm dünyanın imrenerek baktığı savunma sanayimiz bu ülkenin genç mühendislerinin, genç yazılımcılarının, genç teknisyenlerinin ve elbette TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzlarında yükseliyor. Genç bilim insanlarımız, genç öğrencilerimiz, genç sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tekvando Millî Takımı’nın engelli sporcularla birlikte 22 madalya kazanıp Avrupa Şampiyonu olduğunu aktararak, milletin göğsünü kabartan tüm tekvandocuları tebrik etti.
Kazakistan ziyaretinde Türkiye’yi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İster geleneksel spor dallarında, ister teknolojiyle beraber gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında sizlerin hak ettiğiniz yeri alabilmeniz için yanınızda olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kıymetli gençler, Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir. Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil Türk dünyasında, İslam âleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençleri daima öncelemiş bir büyüğünüz olarak sizlere hep güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu bir milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf sarf malzemesi, konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat olarak, kaldıraç olarak, manivela olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın.”
Abdurrahim Karakoç’un “İlmi azık eyle, sabrı silah, gittiğin Hak yoldur, yardımcın Allah, 40 geceden sonra 40 milyon sabah görecek güçtesin, zayıfım sanma. Sevda kelep kelep, kin deste deste, eller tetikdedir, kulaklar seste, en uzak menzile iki nefeste varacak güçtesin, zayıfım sanma” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz daim olsun. Sevinciniz huzurunuz baki olsun.’ diyorum. Bu düşüncelerle sizleri bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Gençlik şölenimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek, buluşmak dileğiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın gerçekleştiği alana gelişinde stadyum önünde bekleyen vatandaşlara da hitap etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradaki konuşmasında sanayinin, teknolojinin, girişimcilik ruhunun, üretimin, emeğin merkezi, Akça Kocaların, Orhan Gazilerin, Gazi Süleyman Paşaların gaza ruhunu mefkûreye dönüştürdüğü Kocaeli’de gençlerle buluşmaktan memnuniyet duyduğunu kaydetti.
Samimiyetleri, coşkuları, teşrifleri için herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu hepinizin çok iyi bilmesini isterim. Rabbim ömür verdikçe yol arkadaşlığımız devam edecek. Bu can, bu tende olduğu müddetçe siz gençlerimizle dava arkadaşlığımız, gönüldaşlığımız inşallah devam edecek” ifadelerini kullandı.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZİN MENZİLİNDE GENÇLERİN HUZURU VE ESENLİĞİ VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin gönlünde ayrı bir yeri olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Sizlerle birlikte destanlar yazıyoruz. Sizlerle birlikte Türkiye Yüzyılı’nı inşa ediyoruz. Siz gençlerimizle bu yollarda beraber yürüyor, yağan yağmurda beraber ıslanıyor, her şey Türkiye için diyerek gece gündüz çalışıyoruz. Sevgili gençler, Terörsüz Türkiye hedefimizin menzilinde sizlerin huzuru ve esenliği var. Terörsüz bölge vizyonumuzu yine sizin için, sizlerin güvenli geleceği için hayata geçirmek istiyoruz. Bu ülkede, artık annelerin yüreğine kor ateşler düşmesin diyoruz. Bu ülkenin, bu milletin evlatları henüz ömürlerinin baharındayken hayattan koparılmasın, taze bir gonca gibiyken solup gitmesin istiyoruz. Terörle mücadele için harcanan kaynaklar artık eğitime, bilime, üretime, istihdama, ulaştırmaya, teknolojiye harcansın istiyoruz.”
Milletin yakın tarihinde “Gençliğim eyvah” diye çok hayıflandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anne babalar çok çile çekti, çok acı çekti. Terörün tamamen devre dışı kaldığı yeni dönemde gençliğin eyvahı olmadığı gibi kimseye eyvallahı da olmayacak” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Hangi görüşten, hangi hayat tarzından, hangi inançtan, hangi bölgeden, hangi kökenden olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir genci bizim için aynı değerdedir, aynı önemdedir, başımızın tacıdır. Her bir gencimiz aileleriyle birlikte bu ülkeyi yaşatan ocağın en gür meşalesi, birlik bahçemizin en güzel fidanıdır. Varsın birileri size sürekli karamsarlık aşılasın. Varsın birileri sizin umutlarınızı karartmaya çalışsın. Biz, size sonuna kadar güveniyoruz. Allah’ın izniyle geleceğin bilim insanları sizin içinizden çıkacak. Geleceğin sanatkârları, şairleri, edipleri, ressamları sizin içinizden çıkacak. Geleceğin fikir mimarları, düşünce adamları içinizden çıkacak. Geleceğin bürokratları, siyasileri, bakanları, inşallah cumhurbaşkanları sizin içinizden çıkacak.”
“MİLLET OLARAK ÜZERİMİZE SERPİLEN ÖLÜ TOPRAĞINDAN KURTULMUŞ DURUMDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mazlumların gölgesinden medet umduğu, zalimlerin parmak sallamaya cesaret edemediği, hakkın, adaletin, huzurun adresi olan Türkiye’nin gençlerin omuzlarında yükseleceğini söyledi.
Türkiye’yi geleceğe taşıyacak olanların gençler olduğunu bir kez daha tüm samimiyetiyle ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeryüzünde iyiliğin, barışın, huzurun bayrağını dalgalandıracak olan sizlersiniz. Kan kaybeden insanlığın vicdanına merhem olacak olan sizlersiniz. Yeryüzünün bize emanet ettiği bu şuuru taşıyacak, sadece insanların değil canlı cansız her varlığın hukukunu gözetecek olan sizlersiniz. İnsanın tüketim nesnesine dönüştürüldüğü bir çağda, insana asli hüviyetini, özne olduğunu hatırlatacak olan yine sizlersiniz” ifadelerini kullandı.
Bugün artık avuç içindeki telefonlara sığan bir dünya olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Dünya nasıl eski dünya değilse, Türkiye de eski Türkiye değil. Bugün her alanda yıldızı yükselen bir Türkiye var. Dünyada krizler yaşanırken dimdik ayakta duran bir Türkiye var. Masada sözü dinlenen, sahada gücü hissedilen bir Türkiye var. Bütün bunların arkasında sizin emeğiniz, sizin heyecanınız, sizin alın teriniz var. İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Millet olarak üzerimize serpilen ölü toprağından kurtulmuş durumdayız. Kendimize inanıyoruz, gücümüzü biliyoruz, potansiyelimizin farkındayız. Nasıl savunma sanayiinde dışa bağımlılığı kırdıysak, nasıl enerjide yeni bir dönemin kapılarını açtıysak, nasıl terör örgütleriyle mücadelede tarihi başarılar elde ettiysek ekonomide de istihdamda da teknolojide de daha güçlü bir Türkiye’yi sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Yeter ki heyecanımızın kırılmasına izin vermeyelim.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.