Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mimar Sinan Yurdu’nda kalan öğrencilerle iftar programında bir araya geldi.
Programda yaptığı konuşmasında, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedî azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan ayının bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni de içinde barındıran son dilimine geldik ve leyle-i kadri şimdiden tebrik ediyorum. Rabbimin özellikle bize bir taltifi olan Kur’an-ı Azimüşşan malum bu ayda inzal oldu ve onun için de ramazan ayının başından itibaren evlerde, camilerde Kur’an-ı Azimüşşan ile hep müşerref olduk. Rabbimden bizleri daha nice ramazanlara, nice Kadir gecelerine, nice bayramlara hayırla, sağlıkla, huzurla, esenlikle eriştirmesini diliyorum” dedi.
“2053 VİZYONUNA SAHİP ÇIKACAK BİR GENÇLİK GÖRÜYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü iftar sofralarını kendileriyle paylaştığı için öğrencilere ayrıca teşekkür ederek şöyle konuştu: “Her birinize önce okulunuzda, ardından da mesleki kariyeriniz başta olmak üzere hayatınızın her alanında Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Bizim okul hayatımız, Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik bakımdan gerçekten çok çalkantılı, çok sıkıntılı bir döneminde geçti. Bir yandan ideolojik gerilimlerin ve kavgaların, diğer yandan yokluğun, yoksulluğun hepsinin üzerine bir de 12 Eylül darbesinin baskısı altında eğitimimizi tamamlamaya çalıştık. Bizim evlatlarımız da hem koalisyonların yol açtığı istikrarsızlığın hem de vesayetin tüm çirkin yüzünü sergilediği siyasi ve sosyal çalkantıların gölgesinde eğitim öğretim hayatlarını sürdürdüler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle kız evlatlarımın yaşadığı sıkıntıları ve onları aşmak için çektiğimiz çileyi asla unutamam. Kızlarımızın anneleri okul kapılarında kızlarımızı almak için beklerlerdi. Bir taraftan polis, bir diğer taraftan kızlarımızın anneleri. Sizler ise çoğunlukla hayata gözlerini AK Parti döneminde açmış bir nesilsiniz. Ülkemizi ve dünyayı AK Parti’nin ülkemize kazandırdığı eserlerin ve hizmetlerin penceresinden gördünüz, tanıdınız. Bu süreçte elbette sizler de ülkemizin yaşadığı farklı sınamalara şahit oldunuz. Herhalde 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere son yedi, sekiz yıldır yaşadığımız hadiseleri hatırlıyorsunuz. Türkiye, bir taraftan son iki asrın demokrasi ve kalkınma eksikliklerini tamamlamak için gece gündüz çalışırken, diğer taraftan da işte bu tür yeni tehditlerle mücadele ederek bugünlere geldik” diye ekledi.
Ülkeyi, bundan 11 yıl önce millete ilan ettikleri 2023 hedeflerine ulaştırmak için çok çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok engel aştık, çok eser ve hizmet ürettik. Amacımız, sizlere 2053 vizyonunu hayata geçirebileceğiniz büyük ve güçlü bir Türkiye bırakmaktı. Birikimleriyle, enerjileriyle, azimleriyle, heyecanlarıyla 2053 vizyonuna sahip çıkacak bir gençlik görüyorum. Birileri farklı şeyler söyleyebilir ama ben bu gençliğe ‘Teknofest gençliği’ diyorum. Zira sizler artık uzayı okuyorsunuz. Artık sizler uzaya bu milletin veya bu gençliğin göndereceği evet uzay araçlarının bütün tanzimini, hesaplamalarını ve bu hesaplarla birlikte de onların hazırlığını yapıyorsunuz. Teknolojiden edebiyata, spordan sanata her alanda gençlerimizin ülkemiz sınırlarını aşan başarılarıyla gurur duyuyoruz” açıklamasında bulundu.
“ESER VE HİZMET SİYASETİNDEN ASLA VAZGEÇMEYEREK ÜLKEMİZİ HEDEFLERİNE ULAŞTIRACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında geçmişte bu milletin gençlerini kimi zaman sağ-sol, kimi zaman Türk-Kürt, kimi zaman ilerici-gerici diyerek bölen, ülkenin potansiyelini heba eden oyunlara karşı yeteri kadar dirayetli durulamadığını belirtti.
Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaz ayrımı olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizde ne var? Bizde sadece ve sadece ‘Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü’ anlayışı var” dedi.
PKK’dan FETÖ’ye kadar gençleri hedef alan, onların yıllarını ve hayallerini çalan terör örgütlerinin yol açtığı kayıpların da ülkeye çok ağır bedeli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun şu anda bildiğiniz gibi Suriye’nin kuzeyi ile Irak’ın kuzeyinde Pençe Harekâtı yürüyor. Bugün 13.10 itibarıyla 45 teröristin, artık bedeli ödediler ve bütün inlere, mağaralara komandolarımız giriyor, aramalar devam ediyor. Bu sayı tabii ki çok daha fazlasıyla artacak. Ama üç şehidimiz var. Bütün bu şehitlerimizin ruhaniyeti inşallah farklı bir şekilde bunlara bu bedeli ödetecek” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şartlar ne olursa olsun, hangi senaryo sahnelenirse sahnelensin eser ve hizmet siyasetinden asla vazgeçmeyerek ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız. Bugün de güneyimizde ve kuzeyimizde kanlı savaşlar yaşanırken, küresel, siyasi, sosyal, ekonomik krizler zirveye çıkmışken, Türkiye’yi 2023 hedefleri ve 2053 vizyonu rayından asla çıkarmadan yolumuza devam edeceğiz. İnşallah yarın sizler, bizden emaneti devralıp ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğinizde işte bu güçlü altyapı üzerinde çok daha büyük hedeflere yöneleceksiniz” ifadelerini kullandı.
Hayata geçirdikleri eser ve hizmetlere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabii birçoğunuz özellikle birçok hizmet ve eseri belki de bilmiyorsunuz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün başlangıcıyla bitişini çoğunuz bilmiyorsunuz. Aynı şekilde Osmangazi Köprüsü’nün başlangıcıyla bitişini bilmiyorsunuz. İstanbul-İzmir Otoyolunun başlangıcıyla bitişini belki de bilmiyorsunuz. Yani bir zamanlar İstanbul’dan İzmir, gençler buradan yola çıktığınızda İzmir’e varış şöyle kilometreler, saatlerle baktığınızda altı, yedi saat ama şimdi üç saatte İstanbul-İzmir, bu mesafeyi katedebiliyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Aynı şekilde 18 Mart Çanakkale Köprüsü dünyada bir ilk, bunu başardık. 2,5 milyar avroyla bunu bitirdik ama hangi usulle? Yap-işlet-devret anlayışıyla bitirdik. Yani kasamızdan para çıkmadan getirilen krediyle bitirildi ve belli bir süre bu yüklenici firma, Kore ve Türkiye olmak üzere burayı işletecekler. Ondan sonra da Türkiye’nin kendisine bunu teslim edecekler. İşte bu bir maharettir. Bizden öncekiler de bunu yapabilirdi, niye yapmadılar? Zaten böyle bir ne köprüleri ne viyadükleri yok ama şimdi ben az önce burada masamda Şanlıurfalı bir kardeşim vardı. Şanlıurfa-Adıyaman arasında Nissibi Köprüsü var değil mi? Nasıl, güzel mi? Ama sen o köprüden belki de geçmedin. Çünkü bu tür köprüleri yapmak filan maharetti ama biz bunları başardık.”
“ÜLKEMİZİN HER VİLAYETİNDE ÜNİVERSİTEMİZ VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükûmete gelirken milletimize bir söz verdik. Dedik ki ‘Ülkemizi dört temel alan veya dört temel esas üzerinde yükselteceğiz; eğitim, sağlık, adalet, emniyet’ Ve dikkat ederseniz ilk sıraya başka hiçbir şeyi değil, eğitimi yerleştirdik. Ülkemizde eskiden üniversite kapısında öyle bir yığılma vardı ki akıl alır gibi değildi. Bizim üniversiteye girişlerimizde 10 öğrenciden bir tanesi üniversiteye girebiliyordu ama şimdi 10’da 10. Nereden nereye? Açıkta bırakmıyoruz kimseyi” diye konuştu.
Önce, üniversite sayısını 78’den 207’ye çıkardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda üniversite olmayan bir il bulunmadığını, 81 vilayetin 81’inde de üniversite olduğunu dile getirdi.
“Bunlar iş bilenin kılıç kuşananın, böyle oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İbrahim Tatlıses’in üniversite sorulduğu zaman “Oxford vardı da gitmedik mi?” sözünü hatırlatarak şunları kaydetti: “Hakikaten, şimdi ülkemizin her vilayetinde üniversitemiz var. Geçen hafta Hakkâri’deydim. Hiç haber vermeden biz Hakkâri’ye gittik. Orada iftarımızı askerimizle beraber yaptık. Ondan sonra dedik ki şöyle bir Yüksekova’da şehir merkezine inelim. Baktık ki maşallah öğretmenler, gençler hepsi beraber orada bir pastanede oturuyorlar. Biz de onların yanında masaya oturduk. Gerek Millî Savunma Bakanım, gerek Kuvvet Komutanlarım, hep beraber oturduk gençlerimizle, hocalarımızla orada şöyle bir akşam, onların da tatlısı bayağı güzeldi maşallah. Güzel yapmışlar, güllaçları güzeldi. Baklavaları falan da güzeldi. Benim tabii baklavayla pek aram yok ama güllacı ramazanda eksik etmem. Bu akşam da nitekim burada güllaçla başladık. Eline sağlık arkadaşların, güllaç güzel olmuş.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyen sayısını 70 binden 182 bine çıkartarak bu yığılmayı da ortadan kaldırdıklarına dikkati çekerek, bugün Türkiye’de üniversite kontenjanlarının sayısı ile liselerden mezun olan öğrenci sayısını neredeyse aynı seviyeye getirdiklerini, artık gençlerin herhangi bir üniversite programına girmek değil, istediği üniversiteye, istediği bölüme yerleşmek için rekabet ettiklerini anlattı.
“KREDİ VE BURS ÖDEMELERİNİ MAYIS AYI İÇİN BU AYIN 25’İNDEN İTİBAREN YATIRACAĞIZ”
Yurt, kredi ve burslarla ilgili de bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hani birileri diyor ya, ‘Yurt yok’ diyor. Yurtlarımızın sayısını biz 190’dan 778’e, yurt kapasitelerini de 182 binden 747 bine yükselttik. Bay Kemal’e sorarsan ‘Yurt yok’ diyor. İşte buyur ve biz bununla da kalmadık. Yurtlarda kalan öğrencilerimizi aylık 750 lira beslenme yardımından internete kadar her türlü imkânla destekliyoruz. Maddi imkânsızlık sebebiyle hiçbir evladımız eğitim öğretimden geri kalmasın diye isteyen her öğrencimize aylık 850 lira burs veya kredi veriyoruz. Bu rakam yüksek lisansta bin 700 liraya, doktora da 2 bin 550 liraya çıkıyor. Sadece bu yıl, kredi veya burs alan 1 milyon 374 bin öğrencimiz var. Biliyorsunuz her ay bu ödemeleri ayın 6’sı ile 10’u arasında hesaplara yatırıyorduk. Kredi ve burs ödemelerini Mayıs ayı için bu ayın 25’inden itibaren yatıracağız. Hayırlı olsun diyoruz.”
“SPOR KONUSUNDA DA TARİHİMİZİN EN BÜYÜK ATILIMLARI BİZİM DÖNEMİMİZDE GERÇEKLEŞTİ”
Türkiye’nin 81 vilayetinde 399 gençlik merkezi, 299 genç ofisi, 43 gençlik kampıyla pek çok farklı alanda gençlere hizmetler sunduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Spor konusunda da tarihimizin en büyük atılımları bizim dönemimizde gerçekleşti. Ülkemizin dört bir yanını sentetik futbol sahalarından atletizm pistlerine, yüzme havuzlarından spor salonlarına kadar toplam 4 bin 126 tesisle donattık. Tabii kapalı spor salonlarını söylemezsek ayıp olur. Koç burada. Koçun yanında söylememek ayıptır. Basket, voleybol hepsi var. Bu sayede lisanslı sporcu sayımız 278 binden 11 milyon 300 binin üzerine çıktı. Okullarımızda yaklaşık 2 milyon çocuğumuzu sportif yetenek taramasından geçirerek beceri eğitimlerine tabi tuttuk. İnşallah bizim bıraktığımız yerden sizler devam edeceksiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin Ramazan-ı Şerifini tebrik ederek Ramazan Bayramı’nın şimdiden mübarek olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.
Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.
“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”
Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”
“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”
Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”
“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.
Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.
Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.