Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bölgesinin ve dünyanın siyasette sözü dinlenen, üretimiyle, ihracatıyla, istihdamıyla ekonomisi güçlü, sosyal ve kültürel etki alanı geniş Türkiye’sine, iki asırdır hiç olmadığımız kadar yakınız” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan parti genel merkezindeki konuşmasında, partinin 20 yıllık geçmişindeki 150. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nı icra ettiklerini belirtti.
Dünyada ve Türkiye’de 20 yılda il başkanlarını bu şekilde 150 defa bir araya getiren, istişare mekanizmasını böylesine düzenli ve etkili işleten bir başka partinin olduğunu sanmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıpkı Merkez Yürütme Kurulu, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantıları gibi il başkanları, kadın ve gençlik kolları başkanları, belediye ve il genel meclis başkanlarıyla yaptıkları genişletilmiş istişare toplantılarının, partinin adeta mutfak çalışmaları olduğunu söyledi.
Siyasetin istikametinin, hükûmet çalışmalarının ana fikirlerinin, illerin meselelerinin işte bu toplantılardaki görüşmelerde, değerlendirmelerde, fikir alışverişlerinde ortaya çıktığını, şekillendiğini, geliştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu platformlar, milletin sesinin, nefesinin, beklenti ve dertlerinin en üst düzeyde yankılandığı, duyurulduğu yerlerdir. AK Parti’nin 20 yıldır seçimlerden hep birinci çıkmasının sırrı işte buradadır” diye konuştu.
“MİLLETİMİZİN DEMOKRASİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ÖZLEMİNE CEVAP VERMENİN, KALKINMA ALT YAPIMIZIN EKSİKLERİNİ TAMAMLAMANIN GAYRETİ İÇİNE GİRDİK”
Partiyi 2001 yılı ağustos ayında kurduktan yaklaşık 15 ay sonra 3 Kasım 2002 Seçimlerinde ilk defa milletin huzuruna çıktıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ilk seçimimizdeki kampanya sloganımızı ‘Yakın ışıkları Türkiye aydınlansın, tek başına iş başına’ olarak belirlemiştik. Hamdolsun milletimiz çağrımıza cevap verdi, yüzde 34,3 oyla bizi tek başımıza iktidara getirdi. Ülkenin yönetimini devraldıktan sonra bir yandan milletimizin demokrasi hak ve özgürlükler özlemine cevap vermenin, diğer yandan kalkınma alt yapımızın eksiklerini tamamlamanın gayreti içine girdik. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra yapılan 28 Mart Mahallî İdareler Seçimi’nde ‘Ak eller, Ak iller, yerel kalkınma başlıyor’ sloganıyla belediyelerin önemli bir kısmını kazanarak aynı hamleyi yerele de yaydık. Bu seçimlerde oy oranımızı yüzde 42’ye çıkardık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarlarının ilk döneminde vesayetin önlerine çıkardığı engelleri aşmak için sabırlı ve kararlı bir mücadele yürüttüklerini vurguladı.
Karanlık cinayetlerden cumhuriyet mitinglerine, gece yarısı bildirilerinden Meclis kürsüsünden yapılan tehditlere kadar nice engelle ve kumpasla boğuştuklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Anayasayı, kanunları, teamülleri hiçe sayarak Meclis’te cumhurbaşkanı seçmemizin bile önüne geçmek istediler. Biz de çareyi yeniden milletimize gitmekte bulduk. 22 Temmuz 2007 milletvekili seçimlerini hatırlayın. ‘Durmak yok yola devam’ diyerek, yüzde 47 oy oranıyla kazandık. Vesayetin sandıkta uğradığı ağır yenilginin ardından hem cumhurbaşkanını seçtik hem ülkemizin demokrasi ve kalkınma atılımında güç tazeledik. Bu seçimin hemen ardından yapılan ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi dâhil pek çok demokratik düzenlemeyi içeren Anayasa değişikliği halk oylamasında da milletimizin yüzde 69’luk desteğine mazhar olduk. Ardından 29 Mart 2009 Mahallî Seçimlerinde ‘her şey Türkiye için, işimiz hizmet, gücümüz millet’ şiarıyla yüzde 38,4’lük oy oranına ulaşarak, belediyelerdeki hizmet ruhsatımızı yeniledik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye yönelik kapatma davasının ardından başlayan sürecin, ülkeyi 12 Eylül 2010 tarihinde özellikle yargının yapısında ve işleyişinde kapsamlı değişiklikler yapan bir halk oylamasına daha götürdüğünü belirtti.
“VATANIMIZI İŞGAL ETME GİRİŞİMLERİNE KARŞI MİLLETİMİZLE BİRLİKTE ADETA İKİNCİ BİR MİLLÎ MÜCADELE YÜRÜTTÜK”
Teklif ettikleri anayasa değişikliğinin, bu halk oylamasında yüzde 58’lik bir destekle millet tarafından kabul edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, 2011 yılına geldiğinde artık demokrasi ve kalkınma yolunda yeni bir sıçramanın eşiğine gelmişti. Bu seçimlerde milletimizin huzuruna ‘Türkiye hazır, hedef 2023’ diyerek çıktık ve yüzde 49,8’lik bir oy oranına ulaştık. 2023 hedeflerimizi ilan ettiğimiz ve IMF’ye olan borcumuzun son taksitini ödediğimiz 2013 Mayısının hemen ardından ülkemizde ardı ardına başlayan ve bugüne kadar da kesintisiz süren bir dizi hadiseye şahit olduk. Evet, Gezi olayları ile ilk işaret fişeği atılan siyasi ve sosyal istikrarsızlık çıkarma, darbe girişimleriyle demokrasimizi yıkma, terör olayları ve sınırlarımızı tacizle vatanımızı işgal etme girişimlerine karşı milletimizle birlikte adeta ikinci bir millî mücadele yürüttük. Böyle bir iklimde girdiğimiz 2014 Mahallî İdareler Seçimlerini ‘Millet eğilmez Türkiye yenilmez’ haykırışıyla yüzde 43’lük bir oy oranı elde ederek tamamladık. Aynı yılın ağustos ayında gerçekleştirilen ve ülkemizde ilk defa doğrudan halkın oyuyla yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini ‘Millî irade millî güç’ diyerek kazandık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün demokrasiyi yıkmaya, seçilmiş yönetimi kumpasla devirmeye yönelik 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminden PKK’nın çukur eylemlerine kadar nice saldırıyla boğuştukları 2015 yılında ardı ardına iki seçim yaşadıklarını anımsattı.
Cumhurbaşkanlığına seçilerek AK Parti Genel Başkanlığı’ndan ayrılmasının ardından yapılan Haziran 2015 Seçimlerine ‘Onlar konuşur, AK Parti yapar’ diyerek girdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “Bu seçimlerde yüzde 41 düzeyinde bir oyla birinci parti olmamıza rağmen ilk defa Meclis’te tek başımıza hükûmet kuracak çoğunluğa maalesef ulaşamadık. MHP’nin kararlı duruşu ve muhalefetin çoğunluk oluşturacak bir koalisyon kuramaması sebebiyle Cumhurbaşkanı olarak anayasanın bize verdiği yetkiyi kullanarak seçimleri tekrarladık. Kasım 2015’te yapılan seçimlerde bir kez daha ‘Tek başına, iş başına’ diyerek yüzde 49,5’lik bir oy oranına ulaşmak suretiyle ülkemizi bu badireden çıkardık ve hükûmeti kurduk.”
Türkiye’nin yakın dönemde yaşadığı en alçak saldırı olan 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhur İttifakı’nın temellerinin atıldığı 2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması’nın gerçekleştirildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzde 51,4’lük “evet” oyu ile sonuçlanan bu halk oylamasıyla tarihte ilk defa millî irade eliyle ve doğrudan milletin tercihiyle yönetim sisteminin değiştiğini söyledi.
Böylece milletin demokrasiye yönelik darbe girişimine cevabını, yönetim değişikliğiyle, demokrasinin çıtasını en üst seviyeye çıkartarak verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin ilk seçiminin 24 Haziran 2018’de yapıldığını anımsattı.
“Vakit Türkiye vakti” sloganıyla milletin huzuruna çıktıkları bu seçimden, Cumhurbaşkanlığında yüzde 52,6 oy oranına ulaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’te ise AK Parti olarak, yüzde 42,6, Cumhur İttifakı olarak yüzde 53,7 düzeyinde bir oranı elde ettiklerini aktardı.
Son olarak, 31 Mart 2019 Mahallî İdareler Seçimlerine “Memleket işi gönül işi” sloganıyla girerek yüzde 44,3 seviyesinde bir oy aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seçimde de Cumhur İttifakı’nın oy oranının yüzde 52 düzeyine ulaştığını ve milletin gönlündeki yeri teyit ettiklerini kaydetti.
“YENİ YÖNETİM SİSTEMİNİN BİR PARÇASI OLAN İTTİFAKLARDA DA YÜZDE 50’NİN ALTINA HİÇ DÜŞMEDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana girdikleri her seçimden istisnasız birinci çıktıklarına işaret ederek, “Yeni yönetim sisteminin bir parçası olan ittifaklarda da yüzde 50’nin altına hiç düşmedik. Şu anda ana muhalefet, muhalefet niye bu kadar yırtınıyor? Niye bu kadar çılgına dönüyor? Çünkü gelecekleri yerin ne olduğunu çok iyi biliyorlar. Onun için de AK Parti ve MHP’nin sağladıkları başarının önüne geçemeyeceklerini çok iyi biliyorlar” sözlerini sarf etti.
AK Parti’nin bu başarısıyla dünya demokrasilerinde bu kadar uzun süre, bu kadar yüksek oy seviyesini ve iktidarını koruyabilmiş istisnai örneklerin en başında geldiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnşallah 2023 Haziran Seçimlerinde hem cumhurbaşkanlığını yeniden kazanarak hem Cumhur İttifakı olarak Meclis’te çoğunluğu elde ederek, bu rekoru çok daha ileriye taşıyacağız. Biz, bundan 10 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilan ettiğimizde mevcut takvime göre seçim yılı 2024’tü. Fakat ilginçtir hâlâ ‘erken seçim, erken seçim’. Olmayacak erken seçim, Haziran 2023. Bunlar kiminle yürüdüklerinin farkında değiller. Geçti o, onlar tarih oldu. Öyle 15 ayda bir, 20 ayda bir seçim yapmak, bunlar ilkel kabilelerin işidir. Biz, modern bir yapının, modern bir dünyanın şu anda uygulamalarını ortaya koyan bir partiyiz ve Cumhur İttifakı’yız. Yaşanan gelişmeler seçimleri 2023’e, yani tam da 2023 hedeflerimizle kesişen yıla denk getirdi. Türkiye ve bizim için elbette her seçim önemlidir, her seçim hayatidir.”
Dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu kritik sürecin, 2023 Seçimlerini çok daha önemli hâle getirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu seçimleri kazanarak, ülkemizi 2002 Kasım’ından beri kurduğumuz eser ve hizmet altyapısı üzerinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında yeni bir safhaya çıkarmış olacağız” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE KENDİ DURUŞUNU KORUMAKTA ISRAR ETTİKÇE, KURULAN TUZAKLARIN ÇAPI VE YOL AÇTIĞI SONUÇLAR DA ARTIYOR”
Gelecek seçim sonuçlarının, vesayetle, ihtiraslı çıkar odaklarıyla, terör örgütleriyle, darbecilerle mücadelenin ötesine geçen, bölgenin ve dünyanın geleceğini şekillendirecek öneme sahip olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının tetiklediği küresel siyasi ve ekonomik sistemdeki değişimin, milletle beraber bölgenin tamamı, İslam âlemi, Türk dünyası, tüm mazlumlar ve mağdurlar üzerinde ne gibi sonuçlar doğuracağını yakın gelecekteki gelişmelerin belirleyeceğini dile getirdi.
Türkiye’nin 2023 ve sonrasındaki siyasi, insani, ekonomik ve askeri duruşunun bu belirleyici faktörlerin ilk sırasında yer aldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dikkat ederseniz, ülkemizin son 8 yılındaki hiçbir gelişme kendi tabii mecrasında ortaya çıkmış, siyasi, sosyal, ekonomik vakalara dayalı değildir. Hepsinin de gerisinde bir senaryo, bir kurgu, bir tuzak, bir oyun vardır. Bu süreci yönlendirenlerin Allah’ın yardımı ve milletimizin feraseti sayesinde bugüne kadar başaramamaları, vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. Türkiye kendi duruşunu korumakta ve ilerletmekte ısrar ettikçe, kurulan tuzakların çapı ve yol açtığı sonuçlar da artıyor. Bin yıldır bu toprakları vatanı yapmak ve korumak için bedel ödeyen bir millet olarak verdiğimiz bu mücadelenin de gerektirdiği fedakârlıkları yapmaktan çekinmedik, çekinmeyeceğiz. Milletimiz şundan emin olsun ki bu mücadeleyi başarıyla tamamladığımızda kendimiz ve evlatlarımız için yepyeni ve aydınlık bir döneme adım atmış olacağız.”
Geçen 19 yılda Türkiye’ye kazandırdıkları tüm eser ve hizmetlerin, okullar, hastaneler, yollar, köprüler, tüneller, barajlar, fabrikalar, savunma sanayisi ürünleri, teknoloji geliştirme çalışmaları ve diğer her şeyin bugünlere, bu büyük atılıma hazırlık için olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi var gücümüzle mücadelemizi vereceğiz, önümüzdeki engelleri aşacağız, tuzakları bozacağız ve inşallah hedeflerimize de ulaşacağız” ifadesini kullandı.
Bölgesinin ve dünyanın siyasette sözü dinlenen, üretimi, ihracatı, istihdamı ve ekonomisiyle güçlü, sosyal ve kültürel etki alanı geniş Türkiye’sine iki asırdır hiç olmadığı kadar yakın olunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler işte bu büyük misyonun, işte bu büyük hedefin kendi şehirlerinizdeki uç beyleri olarak sadece bugüne değil, geleceğe de istikamet verecek bir yerde duruyorsunuz. AK Parti, milletimiz tarafından kurulan, milletimizin gösterdiği istikamette, milletimizle birlikte yol yürüyen bir partidir. Yaptığımız her eseri, her hizmeti milletimiz için hayata geçirdik. Yaşadığımız her badirenin üstesinden milletimizden aldığımız destekle geldik, bunun için 2023’e giden süreçte 84 milyon vatandaşımızın her birinin kapısına gideceğiz, elini tutacağız, gönlünü kazanacağız. Onun için yan gelip durmak yok. Çok gayret edeceğiz, çok koşacağız. Şurada bir buçuk yıl kaldı, bunu en iyi şekilde değerlendireceğiz. Unutmayınız bizim boş bıraktığımız her yer, karşımızdakiler tarafından yalan, iftira ve çarpıtmayla doldurulacaktır. Ülkeyi CHP’nin yalanlarına, iftiralarına terk edemeyiz. Türkiye’yi, ‘helalleşme’ deyip de, haleldar etmeye çalışan, yani bozmaktan, lekelemekten, fesat çıkartmaya çalışmaktan başka iş bilmeyen Kılıçdaroğlu’nun kifayetsizliğine terk edemeyiz. Meydanı bölücü örgütün güdümündeki HDP’ye de, şehit yakınlarına sövmekten başka mahareti olmayan edepsizlere de bırakamayız.”
AK Parti’ye destek vermesi için ikna edemedikleri her vatandaşı partileri için en büyük kayıp görüp, her an hep birlikte çalışacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle kuruluşundan bugüne kadar kendi partimizde görev almış, sorumluluk üstlenmiş, oy vermiş insanlarımıza ulaşacağız. Bu çekirdeği sağlama aldıktan sonra katman katman genişleyerek, tüm vatandaşlarımızın gönüllerine gireceğiz” dedi.
“Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür. Düşman yılan olup soksa dokuz kavim taşa tutsa, yiğidi çökertmez kahır. Bir dem yar hüzünle baksa, yiğidi gül ağlatır, gam öldürür” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “Hiçbir arkadaşımızın bir dem hüzünle bakmasına meydan vermeyecek şekilde herkesi derleyip, toparlayacağız. Yeminli Türkiye düşmanlarının, yeminli millet düşmanlarının, yeminli AK Parti ve Tayyip Erdoğan düşmanlarının ne dediğine, ne yaptığına değil, bizimle birlikte yol yürüyen bu büyük davanın mensuplarına bakacağız. Asırlara yayılan demokrasi, kalkınma, hak ve özgürlük mücadelesinde milletimizin ne istediğine bakacağız. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinden gözümüzü asla ayırmayacağız. Bunu başardığımızda Allah’ın izniyle milletimizin desteğinin tüm seçimlerden çok daha fazla bir şekilde yanımızda olduğunu göreceğiz. Teşkilat mensuplarımızın her biri işte böylesine bir sorumluluk altındadır. Bu hususta ben sizlere güveniyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.
Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.
“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”
Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”
“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”
Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”
“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.
Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.
Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.