Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Arasında, bilimsel araştırma, girişimcilik ve gençlerde bilimsel farkındalığın artırılmasına ilişkin İş Birliği Protokolü imzalandı.
Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla, İş Birliği Protokolü imza töreni gerçekleştirildi.
Gençlik ve Spor Bakanlığının merkez binasında düzenlenen törende konuşan Bakan Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızla aramızdaki iş birliğini uzun süredir etkin bir biçimde pek çok alanda sürdürüyoruz, sürdürmeye devam ediyoruz.” dedi.
“Gençlik ve spor alanında bilimsel araştırma ve geliştirme projelerinin niteliğini artırmak, nitelikli insan kaynağı gelişimine katkıda bulunmak, gençlerin girişimciliğini desteklemek, bilime ilgisini artırmak, kişisel, bilimsel ve sosyal gelişimine katkı sağlamak konularında önemli çalışmalar gerçekleştirdik.” ifadelerini kullanan Bakan Kasapoğlu, “Protokolle birlikte, spor araştırmaları alanında TÜBİTAK’la kapsamlı bir çağrı programına çıkılması ve spor alanında bireysel girişimciliğin desteklenmesi gibi Türkiye’de ilk olma niteliği taşıyan önemli çalışmalar başlatılacak. Bu program sayesinde, gençlerimizi yakından ilgilendiren önemli konu başlıklarında hem iş birliklerimiz hem de bilimsel arka planımız güçlenmiş olacak.” ifadelerini kullandı.
İşbirliği Protokolü ile hayata geçirilecek konulara ilişkin açıklamada bulunan Bakan Kasapoğlu, şunları söyledi:
“Dekanlarımız ile beden eğitimi ve spor yüksekokulu müdürlerimizi de davet etmemizin temel nedenini oluşturan ‘Gençlik ve Spor Bakanlığı-TÜBİTAK Ortak Gençlik ve Spor Çağrı Programları’, iş birliğimizin birinci maddesi. ‘TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı’ kapsamında, gençlik ve spor alanında yapılacak 1001 çağrı programının duyurusunu da yapıyoruz. 1001 çağrı programının öncelikleri, ülke ve sektör ihtiyaçları doğrultusunda süreçler işletilerek belirlenecek. Program, yüzde 50 eş finansman modeliyle işleyecek ve proje başvuru, değerlendirme ile izleme süreçleri taraflarca yürütülecek. Bilindiği gibi çağdaş toplumlarda bireylerin refahı pek çok diğer nedenle birlikte beden ve ruh sağlığıyla da ilişkilidir. Spor, bireylerin toplum ve sosyal sağlığı açısından yeteneklerinin gelişmesi, bu çerçevede hem beden hem de ruh sağlığını geliştiren, rekabetçi, dayanışmacı ve kültürel bir olgudur.”
“Spor endüstrisi, çok güçlü ve dinamik bir potansiyele sahip”
Küresel çapta bir salgın süreci yaşandığını hatırlatan Bakan Kasapoğlu, bu sürecin bütün dünyada bireysel, kurumsal, toplumsal, ekonomik ve çevresel anlamda da pek çok etkisinin yaşandığını dile getirdi.
Dolaylı olarak sporun da bu süreçlerden etkilendiğini gördüklerini anlatan Bakan Kasapoğlu, “Sporun fiziksel aktivite ve müsabaka yönünün yanı sıra, ekonomi yönünün de incelenmesi lazım. Bu nedenle spor bilimleri çalışmalarına daha bütüncül ve kapsayıcı bir bakış açısıyla yaklaşmak ciddi önem arz ediyor. Çünkü spor endüstrisi, çok güçlü ve dinamik bir potansiyele sahip. Sporun istihdam, organizasyon, turizm, ekipman üretimi, sanayi boyutu var. İşte bildiğiniz gibi yine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla birlikte ‘İthal Spor Malzemelerinin Yerlileştirilmesi Programı’nı yürütüyoruz. Bu anlamda modern pentatlon branşında kullanılan iki tip lazer silahı ve lazer hedef sisteminin prototip üretimlerini tamamladık. Dünyada sadece 2 ülke tarafından üretim ve ihracatı gerçekleştirilen bu ekipmana, yerli, milli ve yenilikçi yaklaşımla rakip oluyoruz. Bu örnek spor vizyonumuz içerisindeki ekipman üretimi projelerimizden bir tanesi.” diye konuştu.
“Bakanlık olarak bilim temelli politikalar da önem verdiğimiz çalışmalardan”
Sporun tüm boyutlarının birbiriyle iç içe ele alınması gerektiğinin altını çizen Bakan Kasapoğlu, şunları kaydetti:
“Bu etkileşim ortamında spor bilimleri alanında bilimsel çalışmaları daha fazla desteklemek ve araştırma politikalarımıza yön vermek yine amaçlarımızdan biri. Bakanlık olarak bilim temelli politikalar da önem verdiğimiz çalışmalardan. Politika süreçlerimizde, mevcut durumun ve eğilimin kanıt temelli bilimsel verilerle ortaya konulması, kısa, orta, uzun vadeli projeksiyon, öngörü, analiz ve planlama çalışmaları yapılması önemli. Bu analiz ve öngörüler doğrultusunda karar alıcılara ve uygulayıcılara katkı sağlayacak önerilerin oluşturulması konularını özellikle önemli görüyoruz. En temel hedefimiz, ülkemizde sporun her zaman ifade ettiğimiz gibi toplumsal tabana yayılması ve spor kültürünün güçlendirilmesidir. Bu noktada sürdürülebilir projelerin daha etkin planlanması amacıyla spor araştırmaları alanında özel bir çağrı programını hazırladık.”
Protokol kapsamındaki bir başka önemli başlığın, spor alanındaki bireysel girişimciliğin güçlendirilmesi ve desteklenmesi olduğunu aktaran Bakan Kasapoğlu, “TÜBİTAK tarafından koordine edilen Girişimcilik Destek Programı çağrılarında, spor teknolojilerinde farkındalık oluşturmak, bu alanda çalışan girişimcileri belirlemek ve firma kurmalarını desteklemek amacıyla gerekli duyuruları yapmaya başladık. Bu sayede inanıyoruz ki genç girişimcilerin liderlik edeceği spor teknolojileri alanındaki firmalara önemli bir desteği sağlamış olacağız. Bir başka önemli başlığımız, gençlik ve spor alanında Ar-Ge yapmak üzere nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ihtiyacı. Bu amaçla Konuk veya Akademik İzinli Bilim İnsanı Destekleme Programı, Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ve Bilimsel Eğitim Etkinliklerinin Desteklenmesi Programı yine önem verdiğimiz bir konu. TÜBİTAK ile güçlü iş birliğiyle bu konuda da önemli bir aşamayı gerçekleştireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Sporda istihdam konusunda önemli çalışmalar gerçekleştireceğiz”
Bakan Kasapoğlu, istihdam ve sporda nitelikli iş gücünün artırılması konusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Okuldan Sahaya Nitelikli Antrenör Yetiştirme Programı’mız ile ihtiyaç duyulan branşlarda uzmanlıkların artırılması için pilot olarak belirlediğimiz üniversitelerle, spor federasyonlarımızla iş birliğimiz var. Bakanlığımızın ilgili birimlerinde öğrencilerin staj yapmalarının da önünü açtık. YÖK ile yaptığımız iş birliğiyle spor bilimleri fakültelerindeki öğrencilerimiz, kariyer planlarını, uygulama alanlarını da yakinen tanımış, kendilerini geliştirmiş oluyorlar. Antrenörlerimizin donanımlarını artırmak, hedeflerimizi en üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Sporda istihdam konusunda önemli çalışmalar gerçekleştireceğiz. Gençlik Projeleri Destek Programı 2021 çağrısını spor ve antrenör istihdamı olarak belirledik. Bu program vesilesiyle amatör spor kulüpleri, gençlerimizin spora olan ilgi ve alakalarının artırılması ve başarılı sporcular ile çalıştırıcıların desteklenmesi konusunda proje teklifi hazırlayabilecek. Bugün imzalayacağımız protokolle, spor teknolojileri ve sporda Ar-Ge alanındaki istihdamı güçlendiriyor olacağız. Protokolün en önemli başlıklarından bir diğerini, gençlerin bilime ilgisinin artırılması ve gençlerin kişisel, bilimsel ve sosyal gelişimine katkı sağlanması konuları oluşturuyor. Bu sayede yurtlarımızda, Gençlik Merkezleri ve Gençlik Kampları’nda bilim söyleşileri organize edilmesini, TÜBİTAK’ın popüler bilim dergi ve kitaplarının indirimli olarak temin edilmesini sağlayacağız. TÜBİTAK’la birlikte, gençlik kamplarında, bakanlığımız tarafından düzenlenen bilim ve teknoloji temalı etkinliklerde eğitimci desteği konularında önemli bir iş birliğini de birlikte gerçekleştireceğiz.”
“Spor vizyonumuz son 19 yılda ciddi bir aşamayı, bir devrimi gerçekleştirdi.” diyen Bakan Kasapoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın spora ve sporcuya verdiği önem ve güçlü liderliği ile vizyonumuz, hem teorik hem akademik hem de sportif anlamda geleceğe yön verecek bir biçimde alan açıyor. Bilimin, teknolojinin, akademinin, sporcunun ve üreticinin tek bir pencereden konuya yaklaşması ve spora ülke olarak bütüncül bir bakış açısı geliştirilmesi çok önemli. Bunu hep birlikte bugünkü gibi iş birlikleriyle, el ele vererek sağlayacağız. Sporda tesisleşme devrimiyle bugün pek çok alt yapı yatırımı gerçekleştirdik. Başarının bir alanda değil pek çok alanda gurur vesilesi olduğunu gördük. Uzun vadeli vizyonlarımız var. 2071 vizyonumuz var. İnanıyoruz ki gençlerimizin katılımıyla vizyonumuzu ortaya koyacağız. Yeni dönemin kodlarını, verimlilik, sürdürülebilirlik, bilimsellik ve katılımcılık oluşturuyor. Hizmete açtığımız tesislerde, salgına rağmen durmadık. Tesislerimizin 7/24 halkımızın hizmetinde olması, çok önem verdiğimiz konulardan biri.” şeklinde görüş belirtti.
Bakan Kasapoğlu, gençlerin ihtiyaçları doğrultusunda hizmetlerinin devam edeceğini vurgularken, “Yine gönüllülük çalışmaları dersini YÖK iş birliğiyle üniversitelerde seçmeli ders olarak hayata geçirdik. Spor bilimleri fakültelerimizin bu konuda öncü olmasını arzu ediyorum. Spor gönüllülüğü her geçen gün dünyada ağırlığı artan, gelişen bir konu. Tüm imkanlarımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz. İstekli ve kararlıyız. Öğrencilerimizin tesislerden etkin yararlanmasını da önem veriyoruz. Akademik yayıncılığın desteklenmesi de önemli. Bu amaçla Gençlik Araştırmaları Dergisi’ni, gençlik ve spor odaklı akademik yayın yapan önemli bir uluslararası platforma dönüştürdük. Bütün bu adımlar, bugün imzalayacağımız protokol ve spor araştırmaları çağrımız, üniversitelerimizle yaptığımız güçlü iş birliklerini çok daha üst seviyelere çıkarmak için attığımız adımlardır.” diyerek sözlerini tamamladı.
Varank: Ar-Ge projelerinin sayısını artırmayı ve bu alanda yetkin insan kaynağını daha da geliştirmeyi amaçlıyoruz
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise, buradaki konuşmasında, protokolle bilimin ışığında, gençlik ve spor alanındaki nitelikli Ar-Ge projelerinin sayısını artırmayı ve bu alanda yetkin insan kaynağını daha da geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Protokol sayesinde çok boyutlu iş birliği mekanizmaları geliştireceklerini dile getiren Varank, bunların başında gençlere ve spora yönelik Ar-Ge çalışmalarının, TÜBİTAK’ın Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamına alınmasının geldiğini anlattı.
Bakan Varank, bakanlıkların belirleyeceği önceliklere göre Gençlik ve Spor Çağrı Programı’nı hayata geçireceklerine işaret ederek, bu çağrılara başvurup başarılı bulunan projeleri yüzde 50 eş finansman modeliyle destekleyeceklerini, 2023’e kadar her yıl yeni bir çağrı açmayı planladıklarını bildirdi.
İkinci olarak, TÜBİTAK’ın Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında, kurumların gençlik ve spor alanındaki projelerini destekleyeceklerini belirten Varank, burada da aynı finansman modeliyle çalışacaklarını kaydetti.
“Spor ve gençlik alanında da ‘Turcorn’lar çıkabilir”
Bakan Varank, üçüncü iş birliği alanının girişimcilik olacağını ifade ederek, “TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci Programı (BİGG) kapsamında girişimcilerimizin spor teknolojilerine yönelik yenilikçi fikirlerini ticarileştirmelerini destekleyeceğiz. Bu yöntemle, yapay zeka, robotik ve yaşam bilimleri gibi teknolojilerin spor alanında kullanımını teşvik edeceğiz. Böylece ciddi bir katma değer sağlamayı ve sporun gelişimini hızlandırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir” dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Türkiye’de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır.
“ÇATIŞMA VE KUTUPLAŞTIRMANIN YERİNİ UZLAŞMA VE HOŞGÖRÜ ALMALIDIR”
Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.
Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa… Eğer Türkiye, önüne açılan tarihî fırsatları değerlendirecekse… Bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kastetmiyoruz. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir.
Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir.
Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.
Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır.
Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.
Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihî mutabakat aziz milletimizi, Türkiye’nin dostlarını sevindirirken; hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye’nin hasımlarını da üzmüş; onları hayal kırıklığına uğratmıştır.
“ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL BİR ANAYASA YAPMA ŞARTLARI OLGUNLAŞACAKTIR”
Bu vesileyle, ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.
Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse Çerçeve Yasa’nın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.
Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hâle gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.
TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.