Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT-1 ve TRT Haber ortak yayınında “Cumhurbaşkanı Özel Yayını”na katılarak, gazeteciler Hasan Öztürk, Merve Şebnem Oruç, Zafer Şahin, Betül Soysal Bozdoğan ve Cengizhan Cevahiroğlu’nun Türkiye ve dünya gündemine dair sorularını cevapladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koronavirüsle mücadelede normalleşme takvimi ve maskesiz günlerin ne zaman başlayacağı sorusu üzerine, maske, mesafe, hijyenin önemini bir kez daha dile getirdi.
Sosyal mesafenin korunması hâlinde maskeden kurtulmanın mümkün olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal mesafenin şart olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 50-55 yaş üstü ile alakalı aşıların geldiğini, bu yaş aralığındaki vatandaşların aşılanmaya başlanacağını kaydederek, kendisinin de üçüncü doz aşısını yaptırdığını, antikorunun 2 bin 160 çıktığını söyledi.
Yeni anayasa çalışmalarına dair soruya da Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Detaya, teferruata girersem Cumhur İttifakı’ndaki ortağımıza yanlışlık yapmış olurum. Şu anda anayasa çalışmamızı yapan ekiple önce bizim heyetimiz bir oturup konuşacak, değerlendirmemizi yapacağız 128 madde üzerinde. Bu çalışmamızı yapacağız ve bu çalışmayı yaptıktan sonra çıkarılması gereken, ilave edilmesi gereken ne gibi maddeler vardır, bunları aramızda konuşacağız” cevabını verdi.
“YENİ ANAYASAYLA İLGİLİ EN GENİŞ ANLAMDA UZLAŞI SAĞLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasanın Cumhur İttifakı’nın ortak çalışması olacağına vurgu yaparak, “Biz, en geniş anlamda uzlaşıyı sağlayamazsak, Cumhur İttifakı olarak kendi hazırlıklarımızı milletimizin takdirine sunmakta zaafa düşeriz. Bu, benim en büyük endişemdir” dedi
Yeni anayasa çalışmaları içinde anayasa hukukçularının, sosyologların, psikologların, tarihçilerin bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Bilim Kurulu oluşturmanın gayreti içinde olduklarını, yeni anayasayla ilgili en geniş anlamda bir uzlaşı sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
Millet İttifakı’nın ve muhalefet partilerinin sistem tartışmasını sürekli açık tuttuğunun anımsatılarak, bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Millet İttifakı neyi neyle yapacak, kimi kimle bir araya getirecek veya hazırlayacakları bir anayasa metni nasıl ortaya çıkacak, bu düşündürücüdür çünkü bunların anayasa metni hazırlığında millîlik bir defa olmayacak, yerlilik o da hiç olmayacak. Şimdi çok açık net söylemem lazım yani dağdaki PKK’lıyla mı millî bir anayasaya yapacaksınız, o PKK’lının uzantılarıyla mı kalkıp da bir anayasa metni hazırlayacaksın? ‘Bu milletin anayasası’ dediğiniz zaman bunun bir defa millî, yerli bir boyutunun olması şart.”
“Bu millet kendisi için millî ve yerli bir anayasa ister, gayri millî istemez” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatırlarsanız çözüm süreci çalışmalarını yaptığımız zaman bunların bazı uzantılarıyla da biz o çalışmalarda bir arada olduk ve bunları gördük. Nerede, nasıl hakikaten milletin derdiyle dertlenmek gibi bir adımları var veya yok bunları gördük. Şimdi de bunlardan farklı bir şey beklemek yine mümkün değil” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin anayasa çalışması yapmasından rahatsız olmadıklarını dile getirerek, “Bir defa parlamenter demokrasi dendiği zaman artık parlamenter demokrasi bizim için mazi oldu. Bu millet için de mazi oldu. Hiçbir istikrarı olmayan, sürekli olarak koalisyonlarla iç içe ve bundan dolayı da sürekli zararda olan dönemleri yaşadık biz” ifadelerini kullandı.
“CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ İLE HIZLI VE ETKİN KARARLAR ALMA KABİLİYETİ KAZANILDI”
Türkiye’nin çok partili koalisyonlardan huzur bulamadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Koalisyonlar dönemine dönmeyi milletimiz asla istemiyor. ‘Kurtulduk bundan’ diyor, ‘tekrar bizim başımızı belaya sokmayın’ diyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye önce AK Parti, ardından da Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile istikrarın geldiğini, uluslararası alanda hızlı ve etkin kararlar alma kabiliyeti kazanıldığını vurgulayarak, yeni sistem sayesinde son asrın en büyük sağlık krizi Koronavirüs salgınında da hızlı kararlar alabildiklerini, sağlık tesislerini hızla hayata geçirdiklerini söyledi.
Şehir hastanelerine ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika’da bu noktada en büyük hastane Cleveland’dır. Bize yakışan nedir? Onu da geçmek. Biz onu da geçtik. Şimdi onlar buraların methini duyuyorlar, buraları gelip gezdikten sonra ‘geri kalmışız’ diyorlar. Çünkü biz onların hepsinin incelemesini yaptırdık ve o incelemeden sonra da bu adımları attık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin salgınla mücadeledeki başarısından söz ederek, Ankara Etlik’teki şehir hastanesinin de yılsonunda açılacağı bilgisini verdi.
İstanbul’da Anadolu yakası şehir hastanesi projesinin hazır olduğunu, ihale sonrası yapımına başlanacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık tesislerinin yanı sıra doktor açığını da gidermek gerektiğini söyledi.
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastasının bıçaklı saldırısına uğrayarak yaralanan ortopedi ve travmatoloji asistan doktoru Ertan İskender ile telefonda görüştüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki yılı kalmış uzman olmaya, böyle bir noktada. Tedavi ettiği hasta onu geliyor bıçaklıyor. Buna benzer birçok olaylarla da karşı karşıyayız. Allah şifalar versin. Bu doktor açığımızı da yoğun bir şekilde kapamanın gayreti içerisinde, tabii tıp fakültelerimize büyük işler düşüyor. Bu konuda gerek YÖK gerek Sağlık Bakanlığımızın, Sağlık Bilimleri Üniversitemizin ortaklaşa çalışmalarıyla bu açığı da kapatacağız” açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, parlamenter sistemin ebediyen kapatılıp kapatılmadığına ilişkin bir soruya da “Bizim hedefimiz de bu. Biz parlamenter demokrasi sistemini geride bıraktık, onlar denendi. Denenmiş, denenmez” cevabını verdi.
Yatırımların gün geçtikçe arttığı ve her geçen gün yeni açılış haberlerinin verildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyorlar ya 128 milyar dolar nereye gitti? Yani Merkez Bankası’nın parasının nereye gittiği sorulur mu? Bunların hesabı kitabı yok, bunlar anlamaz bu işlerden. Ne hesaptan anlarlar ne kitaplar anlarlar. Bu kadar altyapı yatırımları, bu kadar üstyapı yatırımları, bütün bunlarla beraber bu süreç içerisinde geçirdiğimiz depremler, felaketler…” dedi.
Yakın zamanda ülkede yaşanan depremleri anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç soruyorlar mı buraya bu paraları nereden buluyorsunuz?” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin altyapısına yatırım yaptıklarını, şehirlerin altyapısına büyük önem verdiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sistem tartışmalarına paralel olarak muhalefette 2023’te Cumhurbaşkanı adayı kim olacak tartışması yürüyor. CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olma ihtimalinin de arttığı söyleniyor son dönemde” ifadeleri üzerine şöyle konuştu: “Hayırlı olsun. Bizim sahada böyle bir tartışma, böyle bir adım yok. Cumhur ittifakı olarak partimizin içinde zaten bu husustaki karar belli. Öbür tarafta ittifakın bir diğer ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi’nde de Sayın Bahçeli bu konuda kararlarını zaten daha başından itibaren açıkladı ve bu dayanışmamız bizim bu şekilde kararlı bir şekilde yürüyor. Burada böyle bir sıkıntı yok. Sıkıntı diğer tarafta. Onlar ne yaparsa yapsınlar, o da bizi çok fazla ilgilendirmiyor.”
ABD BAŞKANI JOE BİDEN İLE GÖRÜŞME
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile 14 Haziran’da yapacağı görüşmeye değinerek, görüşmenin ön hazırlıklarını yaptıklarını, görüşmede Türkiye-ABD ilişkileri niçin böyle bir gerilim safhasında olduğuna cevap arayacaklarını aktardı.
ABD Başkanı Biden’den önce demokratlarla ve cumhuriyetçilerle çalıştıklarını bugünkü gerilimleri yaşamadıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brüksel NATO Zirvesi’ndeki görüşmede ilişkileri konuşacaklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerilimin sebebinin sözde Ermeni soykırımı olduğuna dikkati çekerek, “Artık bıktık, her 24 Nisan gelir ‘Amerika Ermenilerle ilgili ne diyecek?’ Tamam da senin bütün işin bitti de Ermenilerin avukatlığına sen mi soyunuyorsun? Bırakalım bu işi tarihçiler yapsın. Bu siyasetçilerin işi değil, tarihçiler çalışsın, hukukçular çalışsın, antropologlar çalışsın, bütün onların çalışmalarından sonra önümüze gelen tablo üzerinden siyasetçiler olarak da biz üzerimize ne düşüyorsa, ondan sonra da biz onu yapalım. Ama şu anda ortada herhangi bir şey söz konusu değilken kalkıyorsunuz, bunu gündeme getiriyorsunuz” dedi.
Minsk Üçlüsü ABD, Rusya ve Fransa’nın yıllarca Azerbaycan-Ermenistan sorununu çözemediklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yıllar geçti en sonunda Azerbaycan kendi göbeğini kendisi kesti. Şimdi burada da kalkıp hiç mi hiç ilgisi, alakası olmayan bir Türkiye’yi sen kalkıp da böyle bir konunun içerisine nasıl atarsın? Eğer söyleyeceğin bir şey varsa, yapmak istediğin bir şey varsa bir NATO müttefikin olarak NATO’da bir ortağın olarak gel bu işi, çalışmaları yaptıralım, ondan sonra konuşalım. Ama böyle bir şey yok, ‘ben yaptım oldu.’ Hemen kalkıp sözde soykırım olarak atacaksın önümüze, ondan sonra buradan da kendine göre karar vereceksin. Senden önceki Amerika’yı yönetenler bu işi senin kadar bilmiyor muydu? Onların hiçbirisi bu ifadeyi kullanmadı, bir kısmı kalktı ‘büyük felaket’ dedi, bir kısmı çok daha farklı şeyler söylüyor ama bunu kullanmadılar. Cumhuriyetçi de kullanmadı demokrat da kullanmadı, biz buna üzülüyoruz.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kasaba devleti olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bu şekilde köşeye sıkıştıranların önemli bir dostu kaybedeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin NATO’nun ilk beş devletinden biri olduğunu, güçlü devletlerinden bir tanesi olduğunu söyledi.
Avrupa’daki o güçlü görünen devletlerin hiçbirinin NATO’da yerine getirmeleri gereken görevleri Türkiye gibi yapmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu bilmeleri gerekiyor artık yeni bir Türkiye var. Yani bölgesinde inisiyatif alan, küresel meselelere taraf olan, müttefikleriyle eşit ilişki talep eden bir Türkiye. Buna da müttefiklerimiz alışacaklar” ifadelerini kullandı.
ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI
Ermeni meselesi ile iddiaların doğru olmadığına dair ABD’nin kendi arşivlerinde bilgilerin yer aldığının belirtilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuyla ilgili birçok ABD’li yazar ve düşünürün ABD’yi ve ABD’lileri eleştirdiğini, Türkiye’nin de haklılığını ortaya koyduklarını anlattı. ABD’nin kendilerine söylendiği hâlde bunları kesinlikle görmemezlikten geldiğini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi Brüksel’de, bu NATO zirvesinde tekrar bu konuyu gündeme getirmek işlerine gelmeyebilir. Yani bunu gündeme getirseler dahi biz onlara aynı şeyleri söyleriz. Bakın bundan önceki süreçte de birçok konuda, özellikle YPG/PYD bunlarla ilgili konularda da biliyorsunuz bunları kalktılar, Amerika’ya davet ettiler, misafir ettiler vesaire. Biz de kendilerine görsel olarak bunların hepsini anlattık. FETÖ’yü görsel olarak anlattığımız hâlde, bunlar hâlâ ‘yok öyle değil, böyledir.’ Bizim şu anda bir defa iki konu var ki sözde Ermeni soykırımının yanında bu bizim için çok önemli, bunun bir tanesi FETÖ ile mücadeledir, birisi YPG ile mücadeledir. Ya şimdi Amerika ne diyor biliyor musun? ‘YPG’nin PKK ile alakası yoktur’ diyor. Biz YPG’nin PKK ile ilişkilerini de yine belgelerle bunlara ispat ettik, belgelerle önlerine koyduk ama buna rağmen diyorlar ki ‘ilişkisi yoktur.’ Yani bütün şematik çalışmalara varıncaya kadar hepsini… Şimdi bu bizim müttefikimiz ise bu müttefik bizim yanımızda mı yer alacak, teröristlerin yanında mı yer alacak? Maalesef teröristlerin yanında yer alıyorlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk göreve geldiğinde binlerce tırla taşınan araç, gereç, mühimmatın kuzey Suriye’ye gönderildiğini ve oradaki terör kamplarına yerleştirildiğini hatırlatarak, bütün bu silahları, mühimmatları bölgedeki teröristlerin kullandığını kaydetti.
Teröristlere güneydeki petrol kuyularını kullanma imkânı da verildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün mali noktadaki bütün imkânları buradan elde ettiğini açıkladı.
“TÜRKİYE’NİN İÇİNDE OLMADIĞI NATO GÜÇLÜ DEĞİLDİR”
Pentagon bütçesinde YPG/PKK’nın da dâhil olduğu program için ayrılan miktarı dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütüne yapılan yardımların ABD resmî bütçesinin içine konulduğunu, ABD Başkanı Joe Biden döneminde de terör örgütüne desteklerin devam ettiğini dile getirdi.
‘NATO Zirvesi’nde ne mesaj vereceksiniz?’ sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: “Silahlı kuvvetlerimiz olarak biz güçlüyüz ve bu konuda Türkiye’nin içinde olduğu bir NATO güçlüdür, Türkiye’nin içinde olmadığı bir NATO bir defa güçlü değildir. Bunu Stoltenberg zaten sürekli söylüyor. En son S-400 konusu gündeme geldiğinde sağ olsun Stoltenberg şunu söylemiştir: ‘Biz hiçbir ortağınızın hangi tür silah kullandığına karışmayız, onların tasarrufundadır.’ Orada gerçekten Stoltenberg’in bu açıklamasından sonra zaten Amerikalılar da bir şey diyememiştir. Onlar biliyorsunuz illa kendi silahlarını bize satmak… Bırak silahı bize satmayı, sen bizde olanları aldın götürdün. Biz eğer kalkıp da S-400’ü aldıysak durup dururken almadık. Buna ihtiyacımız olduğu için aldık ve ondan sonra da zaten gündemden yavaş yavaş düştü, şu anda gündemde değil. Bunun yanında Türkiye’nin kendini koruma hakkı yok mu? İkide bir karşımıza Doğu Akdeniz’i getiriyorsunuz, ikide bir karşımıza Kıbrıs’ı getiriyorsunuz.”
Avrupa Birliği ülkelerinin Kıbrıs’la ilgili ayrışma sürecini bilmediğini, konuyu bilen tek liderin kendisi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrışma süreci ve Kıbrıs’ta yapılan referanduma ilişkin şunları kaydetti: “Kıbrıs’ta yapılan referandumda Güney’de o alınan karara yüzde 65 ‘ret’ çıktı, Kuzey’de ‘evet’ çıktı. Peki, Kuzey’de ‘evet’ çıktı da ne oldu? Gene Kuzey’i dışarıda bıraktılar. Güney’i Avrupa Birliği’ne aldılar. Bunlar samimi değil, bunlar dürüst değil ve o zamandan mali yaptırımlar vardı ve bu mali yaptırımları da uygulamadılar. Kuzey Kıbrıs’a ödemeleri gereken paralar vardı, ödemediler. Şimdi de yeri geliyor utanmadan, sıkılmadan Kıbrıs’ın etrafındaki bütün doğalgaz, petrol gibi, bu yataklarla ilgili hakkınız var mı, yok mu? Onda bile ellerinden gelse buraları boşaltıp gidin diyecekler. Türkiye NATO’nun güçlü bir ortağıdır, NATO ittifakı güçlü bir şekilde devam etmelidir.”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO’nun üyesi olan bir ülkenin başındaki kişi ‘beyin ölümü gerçekleşti’ diyorsa herhâlde bunu NATO’nun hesaba çekmesi gerekir. Macron’un Libya ve Suriye’de kimlerle iş tuttuğunu da biz biliyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin NATO ülkesi Polonya’ya SİHA satışı yapacağı anımsatılarak “Başka ülkelere de SİHA ve diğer savunma sanayii ürünlerimizin satışı olacak mı?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bayraktar’ın devletin bir kurumu olmadığını anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sadece devletle, özellikle bu tür talepler geldiği zaman izin noktasında bazı görüşmeler yaparlar. Türkiye Cumhuriyeti devletine hasım veya hısım, bunlar kimdir bunun görüşmesini yaparlar. Ondan sonra da o ülkelere buna göre adımını atarlar. Bu işin iki etabı bitti. Birinci etabı İHA’ydı, ikinci etabı SİHA’ydı. Şimdi üçüncü etabı da Akıncı denilen bir segment var ki o en güçlü olanı. Şimdi belki daha farklı adım da atacaklar. Bu üçüncü etap çok güçlü, yani üzerindeki silahlarıyla çok çok güçlü ve şu anda ondan çok İHA ve SİHA’yı zannediyorum pazara sürüyorlar. Polonya tabii burada bir NATO ülkesi olarak bu alımı yapmakla özellikle Bayraktar bu ürünleri ile şu anda NATO piyasasına girmiş oluyor. İmzalar atıldı, şimdi NATO piyasasına da giriyor. Şimdi kalkıp buna da yani ‘Türkiye’den nasıl siz alıyorsunuz?’ diyebilirler.”
Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda’nın SİHA’ları çok beğendiğini ve anlaşmanın imzalandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya isterse mühimmatın da satılabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma günü Zonguldak’ta Uzun Mehmet Camii’nin açılışını yapacağını, petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin müjde vereceğini aktararak, “Oradan da Kanuni Sondaj Gemisi’yle bağlantımızı kuracağız ve bağlantıyla beraber de bunları açıklamış olmama rağmen tekrar oradan açıklamamızı inşallah yapacağız. Filyos Limanı’nın açılışını yapacağız. Aynı gün inşallah bir yeni çok modern bir maske fabrikasının da yine açılışını aynı gün yapacağız” bilgisini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce üstü kapatılan üç petrol kuyusundan petrol çıkartılmaya başlandığını hatırlatarak, bu konunun üzerine bir kişinin istihbaratıyla gidildiğini söyledi.
“MISIR İLE DOĞU AKDENİZ’DEN LİBYA’YA KADAR GENİŞ BİR ALANDA CİDDİ İŞ BİRLİĞİ İMKÂNLARIMIZ BULUNUYOR”
Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerine yönelik soruya da Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim için Mısır dünün bir ülkesi değil, Mısır halkı ha keza öyle” cevabını verdi.
Türkiye ve Mısır halklarının tarihten gelen bir gönül, kader birlikteliği olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devletler arasındaki ilişkilerimiz bu temelde ilerledi ve hâlâ da bu temelde ilerliyor. Önce istihbarat birimlerimiz, ardından Dışişleri Bakanlığımız mensupları arasında başlayan görüşmeler genişleyerek devam etti, hâlâ da devam ediyor. Mısır ile Doğu Akdeniz’den Libya’ya kadar geniş bir alanda ciddi iş birliği imkânlarımız bulunuyor” dedi.
“Yunanistan-Türkiye ilişkisi veya Yunanistan-Mısır ilişkisiyle Türkiye-Mısır ilişkisini aynı terazide tartmak mümkün değildir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çünkü bizim Mısır halkıyla olan ilişkimiz Yunan halkıyla Mısır halkı arasındaki ilişkiye benzemez. Bunun kamuoyu araştırmasını Mısır’da yapsanız alacağınız cevap bellidir. Aynı şeyi Yunan halkı için de yapsanız alacağınız cevap bellidir. Bunun cevabını ben vermeyeyim. Bunu Yunanistanlı farklı alır, biz ise farklı alırız. Bundan hiç endişem yok. Çünkü ben Mısır halkını çok iyi bilirim, onları çok iyi tanırım, severim. Bağlantılarımızın kültürel yönü çok güçlüdür, çok ağırdır. Dolayısıyla yeniden bu süreci başlatmakta da kararlıyız.”
Terörle mücadele konusunda “Hedef Kandil” ifadesi anımsatılarak, bu konudaki çalışmaların soruması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir süre önce terörü topraklarımızda karşılamış yerinde imha etme adımını atmıştık. Yani bir strateji değişikliğiydi bu. Hamdolsun bunda çok ciddi başarılar sağladık. Tabii burada biliyorsunuz çift Kandil var. Bir İran, iki Irak. Fakat İran devamlı dövüldüğü hâlde maalesef oradan ciddi bir netice alınamadı. Ondan sonra ikinci Kandil hedefe kondu. ‘Bu adım atılıyor, atılacak’ dendi. Ama bunları tabii ciddi manada bir korku sardı. Bu konuda Irak’taki kardeşlerimize de söyledik, ‘Bakın eğer bu işin hakkını verecekseniz, bu işi siz yapacaksanız yapın. Yapmayacaksınız o zaman biz bu işi yapacağız. Orayı biz gelip vuracağız.’ Çünkü başka artık bu işin çıkış yolu kalmadı ve terörle mücadelede yani bekleyen bir Türkiye değil, arayan, bulan ve yok eden bir Türkiye gerçeği var, bunu herkesin bilmesi lazım. Kandil bataklığını da bir daha asla terör mikrobunu yaymayacak ve bunu yaymayacağı gibi de kurutmakta kararlı olan bir Türkiye gerçeğini bunlar görecekler, bilecekler. Bunun için de Türkiye komşularının ve tüm ülkelerin egemenlik haklarına ve sınırlarına saygılıdır, hukuk içerisinde de ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Hatta ben şimdi bu akşam ilk defa söyleyeceğim o da şu, biz Mahmur meselesini de en az Kandil kadar artık önemsiyoruz. Niçin? Çünkü Mahmur Kandil’in adeta kuluçka yuvasıdır. Bu kuluçka yuvası adeta şehir merkezinde palazlanıyor. Eğer bunun üzerine biz gitmeyecek olursak bu kuluçka yuvası sürekli üretmeye devam edecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burası BM gözetimindeydi, BM ile de görüşüyor musunuz?” sorusuna, “Bu tür adımı attığınız zaman her yerle görüşürsünüz. O zaman BM’ye şunu söylersin, ‘gel temizle’ dersin. Temizlemediğin takdirde bir BM üyesi olarak biz temizleriz” diye konuştu.
“TERÖRİSTLER İÇİN HİÇBİR YER ARTIK GÜVENLİ DEĞİL”
Terör örgütünden çözülmelerin yaşandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün bölgede hevesi olan tüm emperyalistlerin kullandığı aparata dönüştüğünü söyledi.
Sınırları içerisinde eylem yapamaz hâle gelen bölücü örgütün, yeni militan devşirmekte ciddi zorluklar yaşadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teröristler için hiçbir yer artık güvenli değil. Tabii elde edilen bu başarı örgütte çözülmeyi de beraberinde getiriyor. Terör örgütünün kandırdığı gençlere de seslenmek istiyorum: Bu kiralık katiller çetesinden bir an önce kaçıp, emin ellere gelin, devletimize sığının. Türkiye Cumhuriyeti samimi pişmanlık gösteren her vatandaşına devlet şefkatini göstermiştir, göstermeyi de sürdürecektir” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li şirket temsilcileriyle yaptığı görüşmenin hatırlatılması üzerine yaklaşık 30 şirket yetkilisiyle bir araya geldiğini, firmaların yatırımlarını geliştirmek için böyle bir programın yapılmasından yana olduklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dedik ki: yatırım destek ofisimiz bu konuda her an emrinizde ve buralardan aldığınız neticeyle yola devam. Eğer alamıyorsanız biliniz ki Cumhurbaşkanı emrinizdedir. Biz de size her türlü desteği vermeye hazırız. Uzun sürdü ama karşılıklı dayanışmaya dayalı bir görüşme oldu. Bu görüşmenin devamının da telekonferanstan sonraki dönemde, Kovid döneminden sonra kendileri de Amerika’da yapılmasını istediler” açıklamasında bulundu.
SALGIN SÜRECİNDE SAĞLANAN DESTEKLER
Bir soru üzerine salgın sürecinde milletin sağlığı, güvenliği, aşı ve işi için devletin tüm imkânlarını seferber ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkezi yönetim bütçesinden ilaç, tıbbi malzeme, sağlık personeline ek ödeme, tarım üreticilerine sübvansiyonlu kredi desteği gibi kalemler için yaptığımız harcamalar yılsonunda 104 milyar lirayı bulacak. Bu rakam, herhâlde sıradan bir rakam değil” bilgisini verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 645 bin emeklinin maaşını 1500 liraya, tüm emeklilerin bayram ikramiyelerini de 1100 liraya yükselttiklerini hatırlatarak, Kurban Bayramı’nda da sürecin devam edeceğini söyledi.
Ciro ve kira desteğinden bugüne kadar 1 milyon 200 bin esnafın yararlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 milyon 200 bin esnafın bu destekten yararlandığını, vergi indirimleri ile devletin 26 milyar lirayı bulan alacağından vazgeçerek iş dünyasını ve esnafı desteklediğini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa çalışma ödeneği ile 3 milyon 768 bin, işsizlik ödeneği ile 1 milyon, nakdi ücret desteğiyle de 2 milyon 806 bin vatandaşa hibe ödemesi yaptıklarını anlatarak şöyle devam etti: “Bu desteklerin tutarı da haziran sonu itibarıyla 67 milyar lirayı buluyor. Bunların hepsi, bu sıkıntılı dönemin sosyal destek programları. Düzenlediğimiz bütün kampanyalarla toplanan meblağı da ilave ederek 7 milyon haneye çeşitli defalar nakit yardımı gerçekleştirdik. Sadece şu ana kadar saydığım ödemelerin tutarı haziran sonu itibarıyla 181 milyar liraya ulaşacaktır.”
Yaklaşık 400 bin firmanın, 8 milyon vatandaşın ve 848 bin esnafın faydalandığı uygun maliyetli kredilerin toplamının da 315 milyar lirayı aştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kredilerin kamu bankalarınca verildiğini, ayrıca tarım kredi kooperatiflerinin, esnafların, mükelleflerin vergi ve sigorta primi ödemelerini ertelediklerini, borçların yeniden yapılandırdıklarını anlattı.
Türkiye’nin ilk çeyrekte yüzde 7 büyümesinin ekonomiye ve 2023 hedeflerine etkisine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilerleyen süreçte büyümenin artabileceğini veya dengeli şekilde devam edebileceğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, verdikleri desteklerin 661 milyar lirayı bulduğunu dile getirerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Mesela salgın şartlarına rağmen ekonomimizin ilk çeyrekte yüzde 7 büyümesi 2021 yılı için güçlü bir başlangıç oldu. Bugün bir iki yazılı medya grubu çok çok çirkin yakıştırmalar yapıyorlar. Hep söylerler ya, vatandaşın cebine ne girdi? Yani bunlara verilecek cevap, siyasetin içinde olmasam çok rahat ama siyasetin içinde bu tür cevap da bunlara gerekmiyor. Çünkü bunlar kalıbının adamı değil. Hatırlarsanız geçen yıl da G-20 ülkeleri içinde büyüme açıklayan iki ülkeden biri biz olduk. Çin ve Türkiye. Şimdi gene aynısı oldu. Hadi gör, niye görmüyorsun bunu? Bu yılın ilk çeyreğinde de Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi yine biz olduk. Bu büyümeden en dikkat çekici kalemin yüzde 30,5 gibi güçlü bir oranla makine teçhizat yatırımlarında olması çok önemli.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonu tek haneli rakama indirir mi bu büyüme devam ederse?” sorusuna şu cevabı verdi: “O bağlantıyı direkt olarak burada bu şekilde kuramayız. Yani bu konuda ben yine aynı iddianın peşindeyim. Hatta bugün de Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Yani bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de yani temmuz-ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın. Çünkü faiz yükünü yatırımların üzerinden kaldırırsak, maliyetlerin üzerinden kaldırırsak, ondan sonra maliyet enflasyonunu tetikleyen faiz olduğu için orada da bir rahatlama dönemine inşallah girmiş olacağız. Çünkü bütün mesele o maliyet enflasyonundan faiz yükünü kaldırmaktır.”
Bir soru üzerine ihracat için yatırımın artması gerektiğini ve şu an yatırımın arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamın da arttığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizmin önemine dikkati çekerek, mevsimsel işsizliğin turizmle ortadan kalktığını, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Almanya ve Rusya’da sektöre yönelik görüşmeler yaptığını anlattı.
Brüksel’deki NATO toplantısında İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile görüşeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Onunla da bunları konuşacağız. Bütün bunların yanında yine bize daha çok turist hangi ülkelerden geliyorsa oraları ben de sıkıştıracağım, onlarla konuşmalarım, görüşmelerim olacak. Bütün operatörler ve Turizm Bakanımız ümitlerini yitirmediler, ümitleri var ve turizmde inşallah bir hareketlenme görüyorum. Yani Rusya olsun, Ukrayna olsun, Almanya olsun, bütün buralardan olumlu sinyaller inşallah alıyoruz, alacağız. Bu ara yerli turizmde bir hareketlenme başladı. Onlar da tabii okullarla bağlantı kurdular vesaire. Malum şimdi karnelerle alakalı süreç 18’i ile birlikte başlayacak. Temmuz’un başından itibaren de zaten bir tatil sürecine herhâlde girme durumu olacak.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine, geçen günlerde açılışını yaptığı Taksim Camii’nin yapım sürecine ilişkin bilgi verdi.
Bölgeye camii yapımı için çok farklı isimlerin çaba harcadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merhum Vehbi Koç’un, aynı şekilde Demirel’in, bunların Taksim Camii ile ilgili gayretleri, çabaları var. Allah rahmet etsin, Hasan Paşa’nın, Mehdi Sungur Paşa’nın, bunların hepsinin orada gayretleri, emekleri var. Burayı bir an önce yaptıralım. Hasan Aksay beyin yine burada dernek yönetiminde görevleri oldu. Yani şu anda aklıma gelmeyen daha birçok isimler söz konusu. Çünkü orada cami diye bir şey yoktu. Şöyle bir ufacık mescit diyelim. Oraya sıkışıyorlar, yağmur çamur demeden gazeteler seriliyor veya kimisi seccadeyle geliyor içeride dışarıda sıkışılıyordu” dedi.
Marmara Denizi’nde görülen deniz salyasının yoğunluğuna ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda kendilerinin de yapması gereken işler olduğunu ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere özellikle denize kıyısı olan belediyelere sorumluluk düştüğünü hatırlattı.
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olduğunda Ergene’yi temizlemek için kapsamlı çalışmalar yaptırdığını, bu sayede bölgenin temizlendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şimdi işte bir şeye benziyor ama ne kadar benzerse benzesin, kıyısında CHP’li belediyeler olduğu için oralardaki fabrikaların atık sularını engellemiyorlar. Burada da tabii bu müsilaj çok farklı bir olay, yani bu maalesef adeta kenardan kıyıdan, orada oluşturulan bir şey değil. Adeta suyun kendi nevi şahsından da kaynaklanan oradaki gelen atıkların kıyılara attığı bu tür şeyler de var. Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da burada çalışmaları devam ediyor. Üniversitelerle ortak çalışma içerisine girdiler. Yine Allah’ın izniyle bu işi çözeceğiz, bunun başka çaresi yok. Yani bunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eline bırakamayız. Antalya’ya gidiyorsun orda da var. Birçok ilimizde aynı sıkıntı var. Denize kıyısı olan her yerde var. O zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız olarak biz yapacağız. Büyükşehir belediyeleri ile irtibatı geçip müşterek neler yapabiliriz onların üzerinde de duracağız. Çünkü bunların hepsi bir yerde ülkemizin sorunudur.”
“KANAL İSTANBUL PROJESİ STRATEJİK BİR YATIRIMDIR”
“Kanal İstanbul Projesine de bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin tesis edileceği stratejik bir yatırım olarak bakıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran ayının sonunda Kanal İstanbul için ilk köprünün temellerinin atılacağın bilgisini verdi.
Kanal İstanbul Projesi kapsamında yeni bir müjde vermek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kanalın her iki tarafında 250’şer bin konutluk devasa şehirler kurulacağını ifade etti. Adeta şehir içinde şehir oluşturulacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu proje kapsamında 200 bilim adamı ile çalışmalar yürüttüklerini, bunun neticesinde doğal ve kültürel değerlerin korunmasına yönelik planların hazırlandığını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul Projesi’ne kararlı bir şekilde devam edeceklerinin altını çizerek, yerli ve yabancı yatırımcılarla çok güçlü konsorsiyum sağlayarak bu işi sürdüreceklerini vurguladı.
Hayvan haklarına ilişkin yasa çalışmasına yönelik soruyu da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti milletvekillerinin bu konuda yaptıkları çalışmanın Meclis’te kanunlaşma aşamasında olduğuna işaret etti.
Kimi zaman televizyonda gördüğü hayvanlara yönelik muamele karşısında yıkıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de 15-16 evcil hayvanı bulunduğunu, bunların gittiği yerlerde kendisine ve eşine hediye edildiği anlattı.
Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde düzenlenen törende torunu Ömer Tayyip Erdoğan’ın hafızlık icazeti aldığının hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, torununun böyle bir meziyete sahip bulunmasından çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen 15 Temmuz Anma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’ye gelişinde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından törenle karşılandı. Tören kıtasını selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra 15 Temmuz Anma Töreni’nin yapılacağı TBMM Tören Salonu’na geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz destanının 10’uncu seneidevriyesinde Gazi Meclis’in çatısı altında bulunmanın bahtiyarlığı içerisinde olduğunu söyledi.
“10 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE BİRİZ, BERABERİZ, HEP BİRLİKTE TEK YÜREK VE TEK BİLEĞİZ”
“Milletin kutsal emanetini taşıyan siyasetçiler olarak 10 yıl önce olduğu gibi bugün de biriz, beraberiz, hep birlikte tek yürek ve tek bileğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında vatanı, bayrağı, ezanı ve milli iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanı rahmet ve minnetle yâd ettiğini, darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğüslerini siper eden gazilere Cenabıallah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz destanını iftiharla selamladıkları bu önemli yıl dönümünde kahraman şehitlerin aziz ruhlarını hatm-i şeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlara teşekkür ederek, “Rabbim cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin. Yine burada o karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan, okunan selaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan, esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Milletin istiklali, devletin bekası, demokrasinin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacaklarını, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aynı kalpten duygularla, milletin temsilcileri sıfatıyla, darbecilerin saldırıları karşısında milletin emanetini yere düşürmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Şurası bir gerçek ki o gece milletimiz iradesine sahip çıkmak için meydanlarda, sokaklarda, köprülerde nasıl bir mücadele vermişse, milletin temsilcileri de işte burada parlamento çatısı altında, tepelerine yağan bombalara rağmen darbeye cesaretle direnmişlerdir. Farklı siyasi partilerden milletvekillerimiz Gazi Meclis’in şanına yakışır bir birliktelik sergileyerek demokrasiye ve millet iradesine suikast düzenleyen teröristlere karşı dik durmuşlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce işgalcilere direnen ve mağlup eden Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir. ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ düsturuna bir kez daha sahip çıkarak millî irade düşmanlarını püskürten Gazi Meclisimizle ve onun vatanperver üyeleri ile iftihar ediyoruz. Meclisimizin necip mensuplarının bundan sonra da inşallah aynı azim ve kararlılıkla millî irade ve millî egemenliğe yönelik tehditlere karşı tam bir dayanışma içinde hareket edeceğine yürekten inanıyorum” diye ekledi.
“Üzerinden 10 sene geçse de 15 Temmuz gecesi hevesleri kursaklarında kalanlar görüyoruz ki sinsi emellerine ulaşmak için hâlen fırsat kolluyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ihanetine taşeronluk yapanların, ellerine geçirdikleri her fırsatı bu millete ve memlekete düşmanlık etmek için kullandıklarını söyledi.
“GARDIMIZI BİR AN OLSUN DÜŞÜRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çil yavrusu gibi dağıldıkları ve haram parayla sefa sürdükleri ülkelerde Türkiye’yi karalayarak, Türkiye aleyhine lobi yürüterek medya ve sosyal medya üzerinden yeni fitne kazanları kaynatmanın hesabını yapıyorlar. Her türlü kılığa girerek, her türlü yalanı söyleyerek, Türk milletiyle hesabı olan herkesin paçasına yapışarak, 15 Temmuz’da milletten yedikleri sillenin rövanşını almak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bilhassa dijital platformlarda koordineli bir şekilde dolaşıma soktukları içeriklerle algı oluşturma faaliyetlerini günden güne yoğunlaştırıyorlar. Ruhlarıyla birlikte şahsiyetlerini de 1 dolara satan FETÖ’cü teröristler yeminli Türkiye düşmanlarına hizmetkâr olmayı sürdürüyorlar. Pensilvanya’daki terörist başının, bu millete yaptığı ihanete layık şekilde, 10 bin kilometre ötede ölmesi ve gizli saklı bir çukura gömülmesi elbette örgütün motivasyonunu kırmış, örgüt içi tartışmalara yol açmıştır. Özellikle örgüte müzahir tabanda sorgulamalar son dönemde artmıştır ama FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış, bütün bunlarla birlikte tehlike hâlen devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir mücadele rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz. Şunu bir kez daha altını çizerek ifade etmek durumundayım, demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü unutursak Allah muhafaza eski sıkıntıları tekrar yaşarız. Unutursak şehitlerimize olan görevlerimizi yerine getirmemiş oluruz. Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz. O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.”
“Burada şu gerçeği de hatırlatmakta fayda görüyorum, zalime merhamet etmek mazluma zulmetmek demektir. Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi hâline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir. Orada sadece bir darbe teşebbüsü değil aynı zamanda topyekûn bir işgal girişimi vardır. Aziz milletimizin göğsünü siper etmesi neticesinde bu kirli plan bozulmuş emperyalist proje buruşturulup çöpe atılmıştır. Türkiye bağımsızlığına bir kez daha sahip çıkmıştır. Darbenin püskürtülmesiyle Türkiye enerjisini içeriden tüketen yüklerinden kurtulma noktasında kritik bir eşiği geride bırakmıştır. Demokrasi nöbetleriyle başlayan, Yenikapı ruhuyla ete kemiğe bürünen Cumhur İttifakı’yla bir üst merhaleye geçen dayanışma iklimi başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizi tüm cephelerde daha da güçlendirmiştir.”
15 Temmuz sonrasında aldıkları çok katmanlı tedbirlerle FETÖ’nün devlet ve toplum hayatından tasfiye sürecini hızlandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suriye’nin toprak bütünlüğüyle doğrudan ülkemizin güvenliğini hedef alan oluşumlara yönelik etkili sınır ötesi harekâtlar gerçekleştirdik. Fırat Kalkanı Harekâtı’yla DAEŞ’lı canilere, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekâtlarıyla da bölücü örgüt unsurlarına ağır darbeler indirdik. Suriye devrimine giden yolun taşları, çok net söylüyorum, 15 Temmuz’un boşa çıkartılmasıyla ve FETÖ’nün güvenlik birimlerimizden temizlenmesiyle döşenmiştir. Sadece Suriye’de değil Libya’dan Karabağ’a kadar nerede Türkiye’nin desteğine ihtiyaç varsa tüm imkânlarımızla orada olduk. Dışarıda bu adımları atarken içeride ihanetin devlet ve toplum hayatında açtığı yaralarını sardık. Ayrıca millî iradenin üstünlüğünü tescilleyecek, demokrasimizin önünü açacak, yönetimde istikrarı garanti edecek reformları hayata geçirdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı yönetimde çift başlılığı ortadan kaldıran Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle on yıllar boyunca anti demokratik müdahalelere zemin hazırlayan yönetimde istikrar sorunu kalıcı biçimde çözülmüştür. Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayiinden ekonomiye, güvenlikten dış politikaya elde ettiği tüm başarıların arkasında FETÖ’nün tasfiyesi vardır. Tasfiye hızlandıkça, örgüt çözüldükçe casusluk şebekesini bir arada tutan bağlar zayıfladıkça inşallah Türkiye’nin yürüyüşü daha da süratlenecektir. Kardeşlerim şundan kimsenin şüphesi olmasın, FETÖ’cülerin engellemeye çalıştığı Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Bunun önünü Allah’ın izniyle hiçbir karanlık güç kesemeyecektir. Merhum Üstad’ın dediği gibi, ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.’ Evvelallah istikbal de bizimdir. İstikbal Türkiye’nin ve Türk milletinindir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin.”
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün Türkiye’ye, millete ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, şehit yakınlarına başsağlığı, gazilere sağlık ve afiyet niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.