“TOPLAM 115 BİN 348 TOHUM ÖRNEĞİMİZİ KORUMA ALTINA ALDIK”
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ankara’da düzenlenen Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında düzenlenen programa katıldı.
Bakan Pakdemirli programda yaptığı konuşmada tüm dünyayı etkileyen pandemi süreciyle birlikte doğaya ve biyolojik çeşitliliğe verilen önemin giderek arttığını ifade ederek “Deyim yerindeyse, insanların yüzünü doğaya çevirdiği bir dönemden geçmekteyiz. Bizler de, biyolojik çeşitliliğe yönelik farkındalık oluşturmak, bu alanda yaptığımız çalışmaları kamuoyuyla paylaşmak ve tamamladığımız Nuh’un Gemisi Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı’nı sizlere tanıtmak amacıyla bir aradayız” diye konuştu.
DÜNYA EKONOMİSİNİN YAKLAŞIK YÜZDE 40’ININ ANA KAYNAĞI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK
İnsanoğlunun, sağlığını ve zenginliğini biyolojik çeşitliliğe borçlu olduğunun altını çizen Pakdemirli şöyle devam etti:
“Bugün, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ının ana kaynağı olan biyolojik çeşitlilik, tarımdan gıdaya, sağlıktan turizme, sanayiden enerjiye kadar onlarca sektörün en önemli hammaddesidir. Ancak; son yüzyılda, odağında insan olan, nüfus artışı, sanayileşme, plansız kentleşme, çevre kirliliği ve iklim değişikliği nedeniyle, doğal yaşam her geçen gün zarara uğramakta, tahrip olmakta ve korunmaya muhtaç hale gelmektedir”
Yeryüzünde, bugüne kadar kayıt altına alınan tür sayısının 1 Milyon 750 Binin üzerinde olsa da, birçok bilim adamının bu sayının 10 Milyon civarında olduğunu tahmin ettiğini vurgulayan Pakdemirli “İşte, bu muhteşem doğal habitat, son yüzyılda, birçok yerinden yara aldı ve dengesi sarsılmış bir duruma geldi. Bugün, doğal ekosistemlerin yüzde 70’inden fazlası dönüştürüldü. Bu oranın 2050’ye kadar yüzde 90’a ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyolojik çeşitlilik insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir hızda azalıyor. Türlerin neslinin tükenme oranının, insanların gezegene hâkim olduğundan önceki döneme göre 1.000 kat daha yüksek olduğu düşünülüyor. Son yüzyılda, bitki türlerinin yarısı yok oldu. Dünya son 50 yılda, memeli, kuş, sürüngen ve balık popülasyonunun yüzde 68’ini kaybetti. Tatlı sularda yaşayan türlerin üçte birinin nesli tükenme tehdidi altında. Bugün, iklim değişikliği ve habitatın tahribatından dolayı yaklaşık 1 Milyon tür risk altında. İşte; tüm bunların ana sorumlusu, Dünyadaki toplam biyokütlenin sadece onbinde birini temsil eden insanoğludur. Ve bu sistemin bozulması, başta insan olmak üzere yeryüzündeki tüm dengeyi ve bütün yaşam formunu doğrudan etkiliyor. O nedenle, biyolojik çeşitliliğimizi korumak, kayıt altına almak ve sürdürülebilirliğini sağlamak, artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
ÜLKEMİZ, YAKLAŞIK 4 BİNİ ENDEMİK, TOPLAM 12 BİN BİTKİ TÜRÜNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR
Türkiye’nin, Dünya’nın en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ülkelerinden birisi olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bitki ve hayvan türleri açısından büyük bir potansiyele sahibiz. Dünya’daki sekiz bitki gen merkezinden, üçünün kesiştiği tek ülkeyiz. Biyolojik çeşitlilik bakımından adeta bir kıta özelliği gösteriyoruz. Tüm Avrupa kıtasında yaklaşık 12 bin bitki türü bulunmasına karşın, ülkemiz, yaklaşık 4 bini endemik, yani bu coğrafyaya has olmak üzere toplam 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Dünya üzerindeki kuş göç yollarından en önemli iki tanesi, bu topraklar üzerindedir.
Bu topraklar çok sayıda kültür bitkisinin de orijin ve çeşitlilik merkezidir. Anadolu; buğdayın, mercimeğin, nohudun, zeytinin, elmanın, kirazın ve daha sayamadığımızı yüzlerce bitkinin anavatanıdır. Tiftik keçisi, İvesi koyunu, Kafkas arısı bu toprakların ürünü, bu toprakların değerleridir. Çam, meşe, göknar, sığla gibi onlarca ağacın Anavatanı, bu coğrafyadır. Bizler de, “Bioçeşitlilik geleceğimizdir” diyerek elimizdeki bu değerleri korumak ve gelecek nesillere aktarmak için büyük gayret gösteriyor ve bu konuda onlarca projeyi hayata geçiriyoruz”
“2013-2020 yılları arasında başarıyla uygulanan “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi” sayesinde, 81 ilimizde biyolojik çeşitlilik envanterimizi tamamladık” diyen Bakan Pakdemirli “Bu proje, Cumhuriyet tarihi boyunca, biyolojik çeşitlilik alanında yapılan en kapsamlı çalışmadır. Envanter tespiti çalışmaları, ormanlar dâhil ülke genelindeki tüm ekosistemlerde yapılmıştır. Ayrıca, habitat ve özellikli alanların tespiti ve bunlara ilişkin veriler de detaylı şekilde toplanmıştır. Proje süresince, yaklaşık 853 Bin gözlem noktasından toplanan verilerle, 13 bin 404 adet türün tespiti yapılmıştır. Bunlardan 12 bin 141 adedi bitki, 1.263 adedi ise hayvan türüdür. Envanteri yapılan türlerden; 428 adedi lokal endemik, 3 bin 275 adedi de endemik tür olup, bu türler dünya üzerinde sadece Türkiye’de bulunmaktadır. Bu envanter çalışmasında, çayır-mera, gıda, genetik materyal, peyzaj ve diğer gruplarda ekonomik değere haiz türler belirlenmiştir. Tıbbi ve aromatik bitkiler, 4 bin 832 adet takson ile en fazla türün tespit edildiği grup olarak öne çıkmaktadır. Tabi bu envanter çalışması sayesinde, ülkemizdeki Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin potansiyeli de net olarak belirlenmiştir. Proje sonunda, bilimsel ve güncel verilere dayalı olarak, ülkemizin Biyolojik Çeşitlilik Haritası oluşturulmuştur.
Ayrıca, oluşturduğumuz Türkiye’nin en büyük biyolojik çeşitlilik envanteri sayesinde, sonraki projelerimiz için gerekli atlığı sağlayacak büyük bir bilgi havuzuna da sahip olduk. Bunun yanında, envanter çalışmalarıyla Dünya literatürüne yeni türler de kazandırılmıştır. Örneğin; İstanbul’da, tespit edilen İstanbul soğanı ve Şırnak’ta tespit edilen bir Kızan dikeni türü bilim dünyası için yeni olup, ilk kez kayıt altına alınmıştır. Dünya’da sadece İzmir’de bulunan 5 yeni endemik tür keşfedilmiştir. Yine, Eskişehir’de Yunus Emre Çiçeği envantere kayıt edilerek biyolojik çeşitliliğimize katkı sağlanmıştır” dedi.
BUGÜNE KADAR NUH’UN GEMİSİ VERİ TABANINA; 1,9 MİLYONUN ÜZERİNDE VERİ GİRİŞİ YAPILDI
Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi kapsamında, ülkemizin tamamından elde ettiğimiz bu verilerin Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veritabanı’na aktarıldığını söyleyen Pakdemirli şöyle devam etti:
“Bugün sizlere tanıtımını yapacağımız Nuh’un Gemisi Veri Tabanı, Türkiye’deki en büyük biyolojik çeşitlilik veri tabanıdır. Tabi, bu veri tabanının ismi, Hazreti Nuh Peygamber’den esinlenerek verildi. Ülkemizin zengin biyolojik çeşitliliğini kayıt altına alan bu veri tabanı, elimizdeki değerin büyüklüğünü ortaya koyması ve bu değeri korumak için yapacağımız çalışmalara yol göstermesi açısından son derece önemlidir.
Bugüne kadar Nuh’un Gemisi Veri Tabanına; 1,9 Milyonun üzerinde veri girişi yapıldı. Bu verilerin yarısını son 3 yılda veri tabanına girdik ve sistemi kullanıma hazır hale getirdik. Bu verilerin bir kısmını; istatistik ve bilgi amacıyla vatandaşlarımızın kullanımına da açtık. Bu sistem, ülkemizin tüm ekosistemlerini ve habitatlarını temsil edecek bir veri kapasitesine sahiptir. O nedenle veri tabanındaki bilgiler, biyolojik çeşitliliğin ekonomiye dönüştüğü; gıda, tarım, ormancılık, tıp, eczacılık, ilaç, kozmetik, parfüm, doğal boyalar, enerji ve savunma gibi pek çok alanda önemli bir altlık teşkil edecektir”
2021 yılı itibariyle 331 flora, 229 fauna ve 276 özellikli alanı izlediklerini ve durumlarını takip ettiklerini belirten Pakdemirli “Bu tür ve alanların sayısını daha da artırmak için çalışmalarımız yoğun şekilde devam ediyor. 2013-2015 yılları arasında uyguladığımız, “Baraj Göl Aynası Altında Kalacak Bitki Türlerinin Tespiti Projesi” kapsamında 22 baraj alanında 4 bin 280 bitki türü tespit edilmiştir. Tespit ettiğimiz bu türlerden, nadir ve nesli tehlikede olan 62 bitki türü özellikli bitki türü olarak belirlenerek uygun habitatlara nakledilmiştir. Bu özellikli bitkileri, yeni habitatlarında uyum sağlaması ve tohum tutması ile popülasyon durumundaki değişimleri yıllık olarak izliyor ve gelişmelerini takip ediyoruz” açıklamasını yaptı.
TOPLAM 100 TÜR İÇİN KORUMA EYLEM PLANI HAZIRLADIK
Ülkemizin biyolojik çeşitliliği açısından önemli bir yere sahip olan türler ile nesli tehlike altına düşen veya düşebilecek türlerin korunması amacıyla toplam 100 tür için Koruma Eylem Planı hazırladıklarını ifade eden Pakdemirli “Bu eylem planları sayesinde, İzmir’de Akzambak, Şanlıurfa’da Çizgili Sırtlan ve Kelaynak, Artvin’de Hopa Engereği, Afyonkarahisar’da Eber Sarısı, Çanakkale’de Truva Kardeleni gibi birçok bitki ve hayvan türünü koruma altına aldık. Tür Koruma Eylem Planı ve İzleme kapsamında ortaya koyduğumuz planlı ve etkin bu sistem sayesinde, türlerin durumunu titizlikle izliyor ve doğal ortamlarında korumak için gerekli tüm tedbirleri hızlıca devreye alıyoruz” dedi.
“Gelenekten geleceğe mottosuyla”, genetik kaynaklarımızla bağlantılı geleneksel bilgiler üzerindeki haklarımızı korumak amacıyla 2017 yılında “Biyolojik Çeşitliliğe Dayalı Geleneksel Bilginin Kayıt Altına Alınması Projesi”ni başlattık” diye Bakan Pakdemirli “Proje ile; halkımızın tabii biyolojik kaynaklardan faydalanarak geliştirdiği ilaç, maya, boya gibi geleneksel ürünlere ilişkin bilgilerin büyük kısmını derlemeyi hedefliyoruz. 2020 yılında 21 ilimizde projeyi tamamlayarak, 20 Binden fazla geleneksel biyolojik veriyi kayıt altına aldık. 2023 yılı sonuna kadar 81 ilimiz de bu projeyi tamamlamayı ve biyolojik çeşitliliğe dayayalı geleneksel bilginin önemli bir kısmını kayıt altına almayı hedefliyoruz. Böylece, biyolojik çeşitliliğimizin ekonomiye daha çok aktarılmasına ve genetik kaynaklarımıza dayalı sınai mülkiyet haklarından ülkemizin daha fazla faydalanmasına katkı sağlayacağız. Elde ettiğimiz tüm bilgileri oluşturduğumuz, Ulusal Geleneksel Bilgi Yönetim Sistemi’nde kayıt altına alıyoruz” ifadelerini kullandı.
TOPLAM 115 BİN 348 TOHUM ÖRNEĞİMİZİ KORUMA ALTINA ALDIK
Biyolojik kaynakları, hem canlı materyal ve doku formunda, hem de genetik materyal olarak en modern altyapıya sahip tesislerde muhafaza ettiklerini ve geleceğe taşıdıklarını belirten Pakdemirli şu şekilde konuştu:
“Bu kapsamda, Anadolu’nun bereketli topraklarında, binlerce yılın eseri olan tohumlarımızı korumak ve gıda güvenliğimizi garanti altına almak amacıyla 2 Tohum Gen Bankası kurduk. Bu merkezlerden birisi, Ankara’da 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren Dünya’nın 3 üncü Büyük Tohum Gen Bankasıdır. Her iki tohum gen bankasında; toplam 115 bin 348 tohum örneğimizi koruma altına aldık. Ayrıca, Araştırma Enstitülerimiz bünyesinde yer alan 18 Arazi Gen Bankasında 107 türe ait 9 bin 500 canlı örneği de uygun şartlar altında ve her an üretime hazır şekilde saklıyoruz. Böylece, gen merkezlerimizdeki tohumlarımızı ve canlı türlerimizi gelecek nesillere sağlam şekilde teslim ederken, aynı zamanda Ar-ge ve yeni çeşit geliştirme çalışmalarında da etkin olarak kullanıyoruz”
BİYOKAÇAKÇILIKLA MÜCADELE EYLEM PLANI OLUŞTURULDU
Biyokaçakçılığın önüne geçmek amacıyla güvenlik güçleriylele işbirliği içinde önemli çalışmalar yürüttüklerini de söyleyen Pakdemirli “Yabani türler “genetik kaynak” niteliğinde olduğundan, gıda, tıp ve savunma gibi çok sayıda sektörde, yeni ürün elde edilmesi ve Ar-ge çalışmalarında aktif olarak kullanılmaktadır. İlgili tüm kurumların katılımı ile Biyokaçakçılıkla Mücadele Eylem Planı oluşturuldu.
Yine, Biyokaçakçılık vakalarının takibinin kolaylaştırılması amacıyla, “Biyokaçakçılık Bilgi Paylaşım Sistemi’ni kurduk. Sistemdeki bilgileri anında İçişleri Bakanlığı ile paylaşarak, daha hızlı ve daha etkili bir mücadele çalışması yürütüyoruz” dedi.
Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu çalışmalarının hızla devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu Kanun ile; biyokaçakçılığa karşı cezai yaptırımlardan, genetik kaynaklara dayalı buluşlarda fikri mülkiyete, ar-ge faaliyetlerinden türlerin ve ekosistemlerin korunması ve izlenmesine, anlaşmazlıkların çözümünden yetki ve sorumluklara kadar tüm konuları yasal bir çatı altına toplayacağız. Kanun taslağını hazırladık. İnşallah önümüzdeki dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasalaşmasını hedefliyoruz” açıklamasını yaptı.
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SÖZLEŞMESİNİN EN AKTİF ÜLKELERİNDEN BİRİSİYİZ
Türkiye olarak, Biyolojik çeşitlilikle ilgili uluslararası alanda çok sayıda anlaşmanın ve sözleşmenin üyesi olduklarını da belirten Pakdemirli “Bu kapsamda; tüm süreçleri yakından takip ediyor ve tüm çalışmalara katkı ve katılım sağlıyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye, 196 ülkenin imzaladığı Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1996 yılında taraf olmuştur. Bugün, bu sözleşmenin en aktif ülkelerinden birisiyiz. 2023 yılında gerçekleştirilmesi planlanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 16 ıncı Taraflar Konferansı’na Türkiye olarak ev sahipliği yapacağız. Ayrıca, Türkiye 2 yıl süre ile sözleşmenin Dönem Başkanlığını da yürütecektir” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.