Tüm dünyada stratejik sektörlerin başında gösterilen gıda sektöründe önemli bir hamle gerçekleşiyor. Sanset Gıda ile satın alma anlaşmasını imzalayan OYAK, Türkiye çikolatalı ürünler pazarının köklü markası Sagra ile birlikte Tadelle, Sarelle ve Gol markalarını da OYAK Grup Şirketleri bünyesine katmak için Rekabet Kurumu’na başvurdu. Pandemi ile tarım ve gıda sektörünün öneminin daha da arttığını söyleyen OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem “Tarım sektöründe zaten faaliyet gösteriyoruz. Gıda sektöründe de büyüyeceğiz. 85 yıllık köklü bir değer olan Sagra’yı, daha da ileriye taşıyacağız” dedi.
Pandemiyle dünyada önemi daha da artan, Türkiye’de 120 milyar lirayı aşan, 2023 yılında 40 milyar lira ihracat hedefi olan gıda sektöründe önemli bir hamle geldi. Stratejik yatırımlarıyla Türkiye ekonomisine katkılarını sürdüren OYAK, sürdürülebilir büyüme planlarına gıda sektörünü de dahil etti. Sanset Gıda ile satın alma anlaşması imzalayarak, 1936 yılında Ordu’da kurulan ve fındığı çuvaldan çıkararak sanayi ürünü haline getiren Sagra ile birlikte Tadelle, Sarelle ve Gol markalarını OYAK Grup Şirketleri bünyesine kattı.
Gıda, pandemiden en az etkilenen sektör oldu
Gıdanın pandemiden en az etkilenen pazar olduğunu belirten OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem “Covid-19 salgını ile dünyada tarım ve gıda sektörünün önemi daha da arttı. Döngüsel olmayan bu sektörlerin kriz dönemlerinde etkilenmediğini görmüş olduk. Tarım sektöründe ciddi yatırımlarımız bulunuyor. Bu hamlemizle, stratejik öneme sahip gıda sektöründe de OYAK’ın kararlılığını ve yenilikçi bakış açısını gösterme fırsatına kavuştuk. 2018’de Dünya Gıda Örgütü (FAO)’un verilerine göre dünya fındık üretim alanlarının %75’i Türkiye’de bulunurken, yine aynı raporda fındık üretiminin ancak %60’ını Türkiye karşılamakta olduğunu görüyoruz. Bu alanda Ar-Ge gücümüzü kullanarak verimliliği artırmayı ve bu sektörü büyütmeyi hedefliyoruz” dedi.
Yurt içi ve ihracat pazarlarında büyüyecek
Erdem, şunları söyledi: “OYAK’ın gücü ile Sagra’nın 85 yıllık bilgi birikimi ve tecrübesini bir araya getirerek markayı daha da ileriye taşımayı, pazardaki fırsatları değerlendirerek ürün çeşitliliğini arttırmayı ve özellikle gıda ihracatında önemli bir hacme ulaşmayı hedefliyoruz.” Erdem, Sagra ile kısa zamanda kategorileri, ürün gamını ve marka sayısını arttırarak zengin bir portföye ulaşarak, yurt içiyle birlikte yurt dışı katma değeri yüksek ürünlerle ihracat pazarlarında söz sahibi olmayı hedeflediklerini söyledi.
Atıştırmalık pazarının potansiyeli yüksek
OYAK’ın Sagra ile girdiği gıda sektörü dünyada ve Türkiye’de stratejik sektörlerin başında geliyor. Dünya gıda devleri, gıda sektörünün potansiyelinin gelecekte şu anda telafuz edilen rakamların birkaç katı olacağını tahmin ediyor. Türkiye’nin 2023 hedeflerinde de tarım ve gıda ihracatı 40 milyar lira olarak hedefleniyor. Tarım ve gıda sektörü iç içe geçmiş birbirinin tamamlayıcısı olsa da Türkiye’de sadece gıda sektörü, 2020’de yüzde 25 büyüyerek 122,7 milyar liraya ulaştı. Gıda sektöründe de içecekler en fazla payı alırken, onu atıştırmalıklar izliyor. OYAK grubu da Sagra’daki ürün gamını tüm atıştırmalık pazarına genişletmeyi planlıyor. Türkiye’de şu anda 27,5 milyar lira büyüklüğü olan atıştırmalık pazarının hem ihracat hem de iç pazarda büyüme potansiyelinin yüksek olduğu belirtiliyor.
Türkiye, fındık üretimi ve ihracatında dünya lideri
Sagra’nın çuvaldan çıkararak işlediği fındıkta Türkiye, dünyada pazar lideri. Dünya Gıda Örgütü (FAO)’un 2018 yılı verilerine göre dünyada fındık üretimi 1 milyon tona ulaşırken, bu üretimin yüzde 60’ını karşılayan ve ilk sırada yer alan Türkiye’yi, yüzde 15 ile İtalya ve yüzde 6 ile Azerbaycan izliyor. Türkiye üretimde olduğu gibi ihracatta da dünya lideri. FAO verilerine göre 2019’da dünya fındık ihracatının yüzde 68’ini Türkiye gerçekleştirdi. 2020’de de pandemiye rağmen Türkiye’nin fındık ihracatı 1,9 milyar dolar oldu. Öte yandan, Türkiye’de fındık üretimi yapılan 39 il arasında 217 bin ton ile Sagra’nın da fabrikasının bulunduğu Ordu ilk sırada yer alıyor. Sagra’nın OYAK Grup Şirketleri bünyesine katılmasıyla katma değeri yüksek ürünlere yeni ürünlerin eklenmesi, kabuklu ve çiğ fındık ihracatının da artırılması hedeflenmektedir. Bu hedef sadece sektör adına değil Türkiye adına da önemli bir atılım olacaktır.
FETÖ’ye bağlı Takım elbiseli teröristler” Şehirlerdeki kıymetli mülkleri nasıl ele geçiriyorlar bu teröristlere kimler yardım ediyor .Akaryakıt istasyonu sahiplerine nasıl kumpas kuruluyor ,dağıtım şirketindeki yöneticiler bu işe nasıl katkı sağlıyorlar .Bu rant nasıl paylaşılıyor .Akaryakıt istasyon sahibini nasıl kıskaca alıyorlar .Petrol imamı ,Şehirlerdeki kıymetli mülkleri nasıl ele geçiriyorlar ,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, TRT Haber’de katıldığı programda, Türkiye’nin dünyadaki emsal merkezlere göre kaynak çeşitliliği açısından en zengin ülkelerden olduğunu söyledi.
Farklı ülkelerin Türkiye’den gaz alma taleplerinin olduğuna işaret eden Dönmez, “Kazan-kazan mantığında herkesin uzlaşabildiği, şeffaf bir pazar oluşturma hedefimiz var. Yılsonuna kadar kendi haritamızı çıkaracağız. Ocak, şubat gibi kaynak ülkeleri ve kullanıcı ülkeleri bir araya getirmek suretiyle pazarın işletilmesi için gerekli olan görüşleri alacağız ve bunları hızlıca devreye koyacağız.” diye konuştu.
Dönmez, son günlerde enerji diplomasisi kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya ve Endonezya’nın aralarında bulunduğu ülkeleri ziyaret ettiklerini anımsatarak, “Üçüncü ülkelerle beraber çalışılabilir. Afrika başta olmak üzere pek çok ülkede bizim denizdeki operasyon kabiliyetimizi artırmaktan dolayı teklif geliyor. Cezayir’le görüşmemiz olacak, onlar da bizi davet ettiler. Bu ülkelerle bir karşılıklı iş birliğini masaya yatırdık, en kısa sürede meyvelerini alacağımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Üçüncü nükleer santral için yer tespiti yapılıyor
Nükleer enerjinin gelecek dönemde Avrupa’nın ve gelişmiş birçok ülkenin temiz enerji kaynağı olarak öne çıkacağına dikkati çeken Dönmez, “Akkuyu’da çalışmalar devam ediyor. Orada 4 santral yapıyoruz. 4 reaktör 4 santral demek. İlk reaktörü önümüzdeki yılın sonuna doğru işletmeye alacağız. Birer yıl arayla diğer reaktörleri devreye alacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Dönmez, Akkuyu ile başlayan Türkiye’deki nükleer enerji santrallerinin Sinop ve Trakya ile devam edebileceğini belirterek, “Buralarda çalışmaları devam ettireceğiz. Türkiye’nin enerji talebini planlama çalışması yapıyoruz. Trakya’da yer tespiti çalışmaları devam ediyor. Biz yer tespitlerini yaparak muhtemel nükleer projelerin lokasyonlarını vermiş olacağız.” diye konuştu.
Deniz altında boru hattı çalışmaları yüzde 97 tamamlandı
Karadeniz’de Sakarya gaz sahasında çalışmaların devam ettiğini belirten Dönmez, şunları kaydetti:
“Denizdeki boru hattı çalışmaları yüzde 97 tamamlandı. Önümüzdeki hafta içerisinde kablolama çalışmalarını tamamlayacağız. Hedefimiz 10 üretim tesisi açmaktı, 9’u tamamlandı. Mart sonuna kadar ilk gazı sisteme vereceğiz. Herkes mutfağında bunu kullanabilir hale gelecek. Karadaki çalışmalar devam ediyor. BOTAŞ oradan çıkan gazı şebekeye bağlayabilmek için boru hattı çalışması yapıyor, o da bu ay içerisinde tamamlanacak.”
Dönmez, sahada yeni keşif olabileceğine işaret ederek, “Sakarya gaz sahası ve Amasra’da uluslararası firmalara sahanın rezerv değerlendirmesini yapan bir çalışma yürütüyoruz. Şu anda gelen öncü bilgiler oradaki mevcut rezervin daha yukarı yönlü güncelleneceği şeklinde. Yeni keşiflerle artış olabilir, hem de mevcut sahadaki yeni değerleme çalışmalarıyla artış olabilir.” ifadelerini kullandı.
Elektrikli araçlar elektrik depolama için kullanılabilecek
Elektrikli araçlar konusunda toplam 3 bin 640 şarj istasyonunun devreye alındığını aktaran Dönmez “Burada ideal nokta şu: Şehir içlerinde 25 kilometrelik alanda en az bir istasyon, şarj noktası. Şehirlerarasında yerleşimin yoğun olmadığı yerlerde de 50 kilometrelik alanda bir şarj istasyonuna ihtiyaç var. Tüm çalışmalarımız da bu yönde gidiyor.” diye konuştu.
Dönmez, elektrikli araçların bir akıllı cihazın ötesinde elektrik depolama maksadıyla da kullanabileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“İleride belki bu araçlar, bataryaları üzerindeyken başka amaçlarla da kullanılabilir. Bunun da çalışmalarını yapmamız lazım. Sizin elinizde aslında sadece araç yok. O araçla belki de 50 kilovat ile 100 kilovat arası depolanmış bir elektriğiniz de var. Siz sistemde ihtiyaç olduğunda bu aracınızla elektrik de satabileceksiniz.”
Bakanlığın bu alanda bir teknik çalışma yürüttüğüne değinen Dönmez, “Biz lisanssız elektrik üretimi yaptırıyoruz. Evlerinizde, iş yerlerinizde, çatılarınızda var. Bu arabalar çoğaldıkça elektrik depolama hizmeti yapmak suretiyle bunu da sağlayabileceksiniz. Dolayısıyla sistem dengesini çok daha stabil hale getirmiş olacağız.” dedi.
“Yeni nesillere, üzerinde Türkiye Yüzyılını inşa edebilecekleri güçlü bir altyapı bırakıyoruz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pendik-Sabiha Gökçen Metro Hattı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Biz, İstanbul Belediye Başkanlığı dönemimizden beri hep ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, milletimize eser ve hizmet üretmenin gayreti içinde olduk. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize ve şehirlerimize kazandırdığımız asırlık eserler sayesinde, milletimizin hayat kalitesini yükselttik. Böylece yeni nesillere, üzerinde Türkiye Yüzyılını inşa edebilecekleri güçlü bir altyapı bırakıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pendik-Sabiha Gökçen Metro Hattı’nın açılışı nedeniyle Sabiha Gökçen İstasyonu’nda düzenlenen törene katılarak vatandaşlara hitap etti.
İstanbul’a kazandırdıkları yeni ulaşım projesi Pendik Tavşantepe-Sabiha Gökçen Havalimanı Metro Hattı’nın hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunluğu 7,4 kilometre olan dört istasyonlu metro hattının Sabiha Gökçen Havalimanı’nı Pendik’e, Anadolu Adliyesi’ne ve Kadıköy’e bağladığını belirtti.
“VATANDAŞLARIMIZI EN HIZLI, EN GÜVENLİ ULAŞIM AĞI OLAN RAYLI SİSTEMLERE KAVUŞTURMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sabiha Gökçen Havalimanı’na Pendik’ten 10 dakikada, Kartal’dan 12 dakikada, Kadıköy’den 50 dakikada ulaşmanın mümkün hâle geldiğini söyleyerek gelecek birkaç ay içinde şu an devam eden yatırımlar da tamamlandığında bu hattı İstanbul Havalimanı’na kadar ulaştıracaklarını dile getirdi.
Bugünkü açılışla İstanbul’daki raylı sistem ağı uzunluğunu 270 kilometrenin üzerine çıkardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâlen inşası süren projelerle bu rakamın 366 kilometreyi geçeceğini ifade etti.
İstanbul’daki raylı sistem ağının yarısının Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından kente kazandırıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri bizim yaptığımız bu raylı sistemleri ne yapmak istiyor, sahiplenmek istiyor. Bunların kimler olduğunu anlıyorsunuz değil mi? Ama bunlara en güzel dersi inşallah haziranda vermeye var mıyız? Öyleyse gece gündüz çalışmaya var mıyız? Karşımdaki bu muhteşem katılım zaten bunu ispat ediyor” diye konuştu.
Türkiye genelindeki 811 kilometrelik şehir içi raylı sistemin 312 kilometresinin yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca gerçekleştirildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Az önce buraya geldik, yerin altında 32 metre ve raylı sistemle geldik ama hiç gürültü, şu, bu yok. Altı dakikada bindiğimiz yerden buradayız. İşte bunun adı yol medeniyettir. Raylı sistem medeniyettir. Bu medeniyete, bu moderniteye benim vatandaşlarım layıktır. Benim hanım kardeşlerim layıktır, benim beyefendi kardeşlerim layıktır. Benim gençlerim layıktır. İşte şu anda da inşası süren 185 kilometrelik raylı sistemle bu rakam daha da artacak. Görüldüğü gibi, muhalefet inşaatı başlamış metro hatlarına hafriyat dökerken biz bakanlığımız ve belediyelerimiz vasıtasıyla vatandaşlarımızı en hızlı, en güvenli, ekonomik ulaşım ağı olan raylı sistemlere kavuşturmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Belediye başkanlığı döneminden bugüne, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla millete eser ve hizmet üretmenin gayreti içinde olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek kendi belediye başkanlığı döneminde gerek Kadir Topbaş’ın belediye başkanlığı döneminde gerekse de Mevlüt Uysal döneminde hep aynı kararlılıkla yola devam ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 20 yılda ülkeye ve şehirlere kazandırılan asırlık eserler sayesinde milletin hayat kalitesini yükselttiklerini, böylece yeni nesillere üzerinde Türkiye 100 yılını inşa edebilecekleri güçlü bir altyapı bıraktıklarını belirtti.
Artık “Türkiye yüzyılı” manifestosu doğrultusunda çalışacaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye yüzyılının inşasını hep birlikte gerçekleştireceklerini vurguladı.
“BİZ SEVGİMİZİ BU ŞEHRE YAPTIĞIMIZ HİZMETLERLE GÖSTERİYORUZ”
İstanbul sevdasını tarif etmeye kelimelerin kâfi gelmeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz sevgimizi bu şehre ve insanlara yaptığımız hizmetlerle gösteriyoruz, lafla değil. Milletimizin teveccühüyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini üstlendiğimiz 1994 yılında teslim aldığımız İstanbul’u hatırlayın. Şehrin incisi Haliç’i kokan, caddeleri ve sokakları çukurdan geçilmeyen, suları akmayan, pislikten yüzüne bakılmayan, insanları patlayan çöp dağlarının altında ölen, nerede Ümraniye’de, 39 kardeşimiz o çöp dağlarının altında ne yazık ki öldü. Kim vardı İstanbul Belediyesinin başında, CHP vardı. CHP demek çöp demektir, CHP demek çukur demektir, CHP demek çamur demektir. Ve biz dert yükü, mutsuz bir İstanbul devraldık. Fatih’in emanetine asla yakışmayan bu kötü tablo karşısında ‘Bismillah’ deyip hemen hareket geçtik. Önümüze çıkarılan sayısız engele rağmen bu aziz şehir için çalıştık, koşturduk, ter döktük. Şartlar ne olursa olsun hiçbir zaman bahane arama, bahanelere sarılma kolaycılığına tevessül etmedik. Hatırlayın, Haliç’i temizledik değil mi? Fakat biz Haliç’i temizlediğimiz zaman Haliç’ten 9,5 kilometre mesafede Alibeyköy’ün arkalarındaki bir taş ocağını adeta o çamur için depo yaptık. Bütün o çamuru oraya yığdık ve orayı da daha sonra âdeta millet bahçesine çevirdik. Ne kadar? 600 dönümlük orayı millet bahçesi yaptık.”
Meselenin imkân değil, inanç, gayret ve beceri meselesi olduğunu millete gösterdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, altyapıdan üstyapıya İstanbul’un tüm sorunlarını birer birer masaya yatırıp çözüm yollarını tespit ettiklerini, kaynağını bulup temellerini atarak sorunun çözümü için işe başladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul halkından aldıkları destekle şehrin sadece görüntüsünü değiştirmekle kalmadıklarını, ruhunu da canlandırdıklarını sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” şiirini okudu.
“TEK GAYEMİZ ÜLKEYE HİZMET ETMEKTİR”
İstanbul’a sadece yaşarken değil, öldükten sonra da sevecek bir aşkla bağlı olduklarını, bunun için İstanbul’un her meselesiyle, bu işin sorumlularından bile daha çok ilgilendiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaşımından, sağlık tesislerine, denizinin ve havasının temizliğinden güvenliğine, turizminden ticaretine kadar bu şehrin her gündeminin kendi gündemlerinde olduğunu söyledi.
İstanbul’da yaşayan her vatandaşın meselesinin kendi meseleleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeri geldiğinde eli İstanbul’da, gözü başka yerlerde olanların eksiğini de yine biz tamamlıyoruz. Sel oluyor, kar yağıyor, yangın çıkıyor veya başka bir kriz yaşanıyor bakanlarımızla, kurumlarımızla, anında olaya bizzat yerinde vaziyet ediyoruz. İstanbul’un belediye başkanı nerede? Bodrum’da. Ama Erdoğan’ın bakanları nerede? Vakaların olduğu yerde. Yeri geliyor Elazığ’da, yeri geliyor bakıyorsunuz Kastamonu’da, yeri geliyor bakıyorsunuz aynı şekilde Bartın’da. Niye? Bir yerde olay mı var, sel mi var, afet mi var? Tabii ki Erdoğan bütün arkadaşlarıyla buna ne yapacak, müdahale edecek” diye konuştu.
Devlet yönetmenin, bakkal dükkânı yönetmeye benzemediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastane yapıyoruz, yolu eksik kalıyor. Ama benim önceki belediye başkanlarım, bir hastane yaptığım zaman gerek rahmetli Topbaş gerek Mevlüt Uysal hemen bizimle beraber yol yapımına girerlerdi. Şimdi mevcut belediye başkanı ‘Ben de bir köşesinden tutayım’, yok böyle bir derdi. Şu anda göreve geldiğinden beri her taraf çukur. Bir asfalt dök, şu yolları düzenli görelim. Yok. Arkadaş ben İstanbulluyum, burada doğdum, burada büyüdüm ve 4,5 sene de belediye başkanlığı yaptım. Nerede, neyin, nasıl olduğunu gayet iyi bilirim. Onun için de bana İstanbullu vatandaşım soruyor ‘Bu belediye başkanı ne iş yapar?’”
“Haziran geliyor. Haziranda bunların topuna gereken dersi, benim İstanbullum verecektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat görevi olmadığı hâlde ilgili bakanlığımız hemen bu sorunları çözüyor, milletimizi mağdur etmiyor. Her alanda İstanbul’u ve İstanbul halkını kolluyor, kendi hâline terk etmiyor. Çaresiz, sahipsiz bırakmıyor. Çünkü bizim derdimiz siyaset, bizim derdimiz makam, mevki değildir. Bizim tek gayemiz bu ülkeye, bu şehre hizmet etmektir. Bugün açılışını yaptığımız metro hattını da bu anlayışın yeni bir tezahürü, yeni bir ürünü olarak görüyorum. Bay Kemal, herhalde burayı da sahiplenmezsin” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un sadece Türkiye’nin en büyük ve en güzel şehri, en büyük kültür ve sanat, ticaret merkezi değil, bu şehrin aynı zamanda bölgesinin lokomotifi, dünyanın en gözde merkezlerinden biri olduğunu, siyasetçisiyle, iş insanıyla, sanatçısıyla, sporcusuyla, turistiyle, dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın gelip geçtiği, bir müddet yaşadığı, hatta yerleşip kaldığı bir şehirden bahsettiğini söyledi.
“BU ŞEHİRDE YAŞAYAN HER BİR İNSANI KUCAKLAYACAĞIZ”
Böylesine yoğun insan trafiğinin yaşandığı bir yerde kimi küçük sıkıntıların ortaya çıkabildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen İstanbul’un merkezi konumunun bu şehre ve insanlarına sağladığı avantajlar, kazançlar, getiriler, yol açtığı yükün katbekat üzerindedir. Ne diyor o güzel kelamıkibarda ‘Cihan-ara cihan içindedir arayı bilmezler / O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler’ Gerçekten de İstanbul’da yaşayıp, İstanbul’un sadece değerlerini değil, bölgesinde ve dünyada taşıdığı anlamı da bilmeyen çok kimse var” dedi.
Yaşanan her küresel krizin Türkiye’nin ve onun vitrini olan İstanbul’un önemini bir kez daha artırdığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Salgın krizi yaşanıyor, dünya gözünü ve kalbini bu coğrafyaya çeviriyor. Ne diyor ‘Türkiye neredeyse, biz oradayız’ diyor. Savaş başlıyor, dünyanın istikameti yine buraya dönüyor. Küresel emtia ve özellikle de gıda krizi tehdidi baş gösteriyor yine çare burada aranıyor. Çünkü Türkiye ve İstanbul sadece kıtaları birleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda düğümleri çözüyor, atılacak adımları kolaylaştırıyor, ruhları yumuşatıyor, etrafına barış ve sevgi iklimi yayıyor. Dünyanın neresine gidersek gidelim, yolu bu şehre düşmüş olup da hâlâ özlemini çekmeyen, tekrar kavuşmanın hayalini kurmayan kimseyi görmedim. Seviyorlar Türkiye’yi, seviyorlar İstanbul’u. Bunun için İstanbul’a sahip olduğu tüm renkleri, güzellikleri, değerleriyle hep beraber sahip çıkmaya var mıyız? Kimseyi herhangi bir sebeple ötekileştirmeden, horlamadan, dışlamadan bu şehirde yaşayan her bir insanı kucaklayacağız.”
“GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kapı kapı dolaşırken istikbali ve istiklali korumaya öncelik vereceklerini, inancımıza, kültürümüze, aile kurumuna yönelik saldırılara kesinlikle göz yummayacaklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milleti millet yapan şeyin aile olduğunu söyledi.
Bu aileye kendilerinden daha iyi sahip çıkacak bir partinin olamayacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için de ailelerimize sahip çıkacağız. Ailelerimize laf söyletmeyeceğiz. Gençlerimize sahip çıkacağız, gençlerimizi mankurtların eline düşürmeyeceğiz. Güya özgürlüklerin beşiği Batı’da asla teşebbüs edemeyecekleri rezillikleri burada sergilemek isteyenlerin derdi hürriyet değil, sosyal yapımızı tahrip ederek geleceğimize darbe vurmaktır” diye konuştu.
“Her kesimin temel hak ve özgürlüklerini kullanabilmeleri hususunda ne kadar hassasiyet gösteriyorsak millî ve manevi değerlerimizin korunması konusunda da aynı derecede dikkatli davranacağız” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu iki yaklaşımın birbirinin zıttı değil, tamamlayıcısı olduğuna inandıklarını söyledi.
“TÜRKİYE’NİN SON 20 YILINDA ÜLKEMİZE PEK ÇOK ESER VE HİZMET KAZANDIRDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul halkı ile birlikte şehri sadece güvenli, huzurlu, müreffeh değil aynı zamanda evlatlarımızın geleceğinin de teminatı olan bir yer hâline getirmekte kararlı olduklarını anlatarak şunları kaydetti: “Türkiye’nin son 20 yılında ülkemize pek çok eser ve hizmet kazandırdık. Ülkemizin her köşesiyle birlikte İstanbul’da da her bir vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlamış olmak, bu hizmetlerin başında geliyor. Bunu da terör örgütlerinin başını ezerek ve suç örgütlerini darmadağın ederek başardık. Hatırlayın 20 yıl önce ne diyorlardı; ‘Bir numaralı sorun terör.’ Öyle mi? Nerede terör, kaldı mı? Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, bütün buralarda terörü yerle yeksan ettik. Ama PKK’nın parlamentodaki temsilcileri hâlâ bunu savunmanın gayreti içindeler. Son dönemde terör örgütlerinin bu huzur ve güven iklimini bozmak için yeniden harekete geçirildiklerini görüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mersin’deki son saldırının bu sinsi senaryonun en alçak örneklerinden biri olduğuna işaret ederek şöyle konuştu: “Kardeşlerim, işte bakın malum parti, PKK’nın uzantısı terörde kimleri kullanıyor? Kadınları kullanıyor. Düşünün Mersin’de, bu iki kadın kendilerine bomba bağlıyor ve bu şekilde polis evine saldırıyor. Doğrusu acımaktan başka elimizden ne gelir. Ben bu iki tane kadın teröriste bir yerde acıyorum. Neden? İşte diyorum ki; bu partinin kadın mensupları hadi bakalım, konuşun. Kandil’de bu kadınları yetiştirenler, terörist olarak yetiştirenler, benim ülkemin kadınlarına bunun hesabını verebilirler mi? Diyarbakır’daki malum partinin önünde aylardır, yıllardır duran Diyarbakır annelerine bunun hesabını verebilirler mi? İşte kardeşlerim onun için çok çalışacağız ama ben burada annelere, hanım kardeşlerime çok güveniyorum ve ben hanım kardeşlerime şunu söylüyorum, unutmayın kale içeriden fethedilir. Ne demek bu, yani kalenin içinde kimler var, anneler var ve bu işin faturasını anneler siz kesecekseniz. “
“GENÇLERİMİZLE BİRLİKTE BU SİNSİ PLANI BOZACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anneler, babalar, gençlerimize sahip çıkacağız ve gençlerimizle birlikte bu sinsi planı bozacağız” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: “PKK’nın Suriye’de Amerika’nın desteğiyle kontrol ettiği bir yerden bu eğitim yapıldı. Saldırganları terör örgütüne katılım konusunda himaye ve teşvik eden HDP’dir. Bu teröristleri kamuoyu önünde savunma, teröristleri aklama görevini de CHP üstlenmiştir. Bu oyunu görüyorsunuz değil mi? Kimlere bu alçak oyunda hangi rolün verildiğini görüyorsunuz değil mi? Terör örgütünün bu eyleminin tek bir amacı vardır; O da Türkiye’nin huzurunu, istikrarını, güvenliğini bozmaktır. Böylece milletimize yeniden o eski Türkiye’nin kanlı ve karanlık günlerini hatırlatmanın peşindeler. Şimdi bir soru sormak istiyorum; peki böyle bir durumdan kim kazançlı çıkacak? Bu oyunun 81 vilayetiyle Türkiye’ye kazandıracağı bir şey var mı? Bu oyunun 85 milyon vatandaşıyla milletimize kazandırmayacağı da açık. Bu oyunun bölgemizde zaten diken üstünde duran milyonlarca mazluma kazandırmayacağı da belli. Öyleyse bu oyunun tek bir kazananı olacaktır o da; Türkiye düşmanlarıdır, Türk milletinin düşmanlıdır. Dolayısıyla terör örgütleri üzerinden tezgâhlanan, bu oyuna destek veren herkes safını Türkiye düşmanlarından yana belirlemiş demektir.”
Aklı başında hiçbir siyasetçinin, hiçbir gazetecinin, hiçbir sivil toplum temsilcisinin, hiçbir vatandaşımızın kendini böyle bir duruma düşürmeyeceğine inandığını dile getiren Cumurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bir türlü terör örgütünün güdümünden kurtulup sivil ve meşru siyaset yapmayı beceremeyen HDP, bu ihanette yine başrolü oynamaya taliptir. Bizim asıl üzüldüğümüz ise lafa geldiğinde Cumhuriyet ile yaşıt olduğunu, Atatürk’ün partisi olduğunu söyleyen CHP’nin, bölücü terör örgütünün kuklası ve oyuncağı durumuna düşürülmesidir. Buradan bir şey söylüyorum; benim için Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla 85 milyon biz yaradılanı severiz yaradandan ötürü anlayışıyla bu yolda yürüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” dedi.
Karşısındaki topluluğun coşkusundan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerle iftihar ediyorum. Durmayacağız. Sekiz ayımız var. Cumartesi günü bu kardeşinizi Meclis konuşmasında dinlediniz mi? Nasıl buldunuz? Öyleyse durmuyoruz, yola devam ediyoruz. Sekiz ay sonra da sandıkları Allah’ın izniyle patlatıyoruz” şeklinde konuştu.
Kurdele kesim törenini izlemeye gelen vatandaşların coşkusuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maşallah, muhteşem bir katılım var. Elinize, ayağınıza, dilinize sağlık. Ne diyor şair; ‘Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.’ Maşallah” ifadelerini kullandı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.