Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü “İnsanlık İçin Güçlü Türkiye” programında yaptığı konuşmada, “Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda, insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle düzenlenen, “İnsanlık İçin Güçlü Türkiye” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 77. yılı dolayısıyla düzenlenen “İnsanlık İçin Güçlü Türkiye” programının hayırlara vesile olmasını diledi.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 77. yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizle birlikte tüm dünyada insan hak ve onurunun savunuculuğunu misyon edinmiş bir siyasi partinin Genel Başkanı, asırlarca adaletin sancaktarlığını yapmış necip bir milletin Cumhurbaşkanı olarak buradan kalbi bizimle atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajlarımı gönderiyor, hepsini hürmetle selamlıyorum” ifadesini kullandı.
Gazzelileri ve Sudanlıları da selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Afrika’dan Asya’ya bizden uzakta olsalar da acılarını acımız bildiğimiz tüm mazlumları yürekten selamlıyorum. Bilhassa savaşların, çatışmaların, yokluk ve yoksulluğun bütün yükünü minik omuzlarında taşımak zorunda kalan masum çocukları ve onların cefakâr annelerini, babalarını kalpten selamlıyorum. Filistinli kardeşlerimi, Filistin halkının onurlu, gururlu, kararlı, izzetli mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kendilerine bir kere daha sabır temenni ediyor, Türkiye ve Türk milleti olarak her zaman yanlarında olacağımızı tekrar ifade ediyorum” diye konuştu.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bundan tam 77 sene önce 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 maddeden oluşan bu beyannamenin iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı olduğunu söyledi.
Beyannamedeki “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır” ifadelerinin yer aldığı ilk üç maddeyi aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her bir satırının dikkatle okunması, içselleştirilmesi ve uygulanması gereken bu tarihî beyannamenin yaklaşık 6 ay sonra Mecliste kabul edilerek kaderin bir cilvesi olarak 27 Mayıs 1949’da yürürlüğe girdiğini anımsattı.
Beyannamede kayıtlı hususların özellikle vesayet dönemlerinde ne kadar tatbik edildiği üzerinde ayrıca durulması gereken bir mesele olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizminin ilk günden itibaren beyannamenin altını oyduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyetin milletin hafızasında derin yaralar açtığını, demokrasiye telafisi uzun yıllar alan zararlar verdiğini belirtti.
27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin siluetinin bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de âdeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları hâlen ödüyoruz. Bunların bir kısmını son grup toplantımızda ifade ettim. Orada dile getirmediklerimizi ise başta mağdurlar olmak üzere milletimizin farklı kesimleri çok iyi biliyor. Onları da muhataplarının yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beyefendiler sabıkalı geçmişleriyle hesaplaşmak yerine işi dedeye, ataya götürseler de biz doğruları konuşmaktan çekinmeyeceğiz. CHP Genel Başkanı her köşeye sıkıştığında hep şunu yapıyor. Ya topu taca atıyor ya saldırganlaşıyor ya saçmalıyor. Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak ‘Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu’ sormuş. Gençlik Kollarımız da bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde kayıtlı hakların topluma hiç de yabancı olmadığının görüleceğini söyledi.
İnsana saygı göstermenin, insanın onurunu korumanın, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmenin sahip olunan medeniyetten tevarüs eden ulvi değerlerden olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam, bin 400 yıl önce Veda Hutbesi’nde tüm insanlığa şöyle seslenmişti; ‘Ey insanlar, biliniz ki Rabb’iniz birdir. Atanız da birdir. Bütün insanlar Âdem’den gelmiş. Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takva iledir. Biliniz ki bu şehriniz Mekke, bu gününüz arefe ve bu ayınız Zilhicce nasıl mukaddes ve dokunulmaz ise mallarınız ve canlarınız da aynı şekilde dokunulmazdır. Ey insanlar, kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Sözümü iyi dinleyin ve belleyin.’ Bu emir ve tavsiyeler asırlar boyunca siyasi, sosyal ve beşeri hayatında milletimize rehberlik etmiştir. Ahmet Yesevi’den Yunus Emre’ye, Hazreti Mevlana’dan Hacı Bektaş-ı Veli’ye kadar bu toprakları muhabbetle yoğuran nice gönül sultanımız aynı şekilde öğütleriyle milletimizin tasavvurunu şekillendirmiştir.”
“DEĞERLER SİSTEMİMİZ HER CANLININ HAKKINI GÖZETMESİNİ EMREDEN DÜNYA GÖRÜŞÜ İNŞA ETMİŞTİR”
Mevlana’nın “Biz bu dünyada güneş gibiyiz. Herkese can vermeye, tüm insanlar âlemine faydalı olmaya gelmişiz. Kalpleri kırılmış, gamlara düşmüş kişilere dost olmaya, onların gamlarını, kederlerini paylaşmaya gelmişiz. Hor görülenleri, toprağa düşenleri, ayaklar altında ezilenleri gül bahçesine getirelim. Onlara neşeler bahşedelim diye bu dünyaya gelmişiz” sözlerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Divan edebiyatının son büyük şairlerinden Şeyh Galip de Hazreti Mevlana’dan yüzyıllar sonra şu mısralarla seslenmişti: ‘Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen. Merdüm-i dide-i ekvan olan âdemsin sen’. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden yüzyıllar önce ortaya konan bu prensipler bizim nasıl bir müktesebata sahip olduğumuzu göstermektedir. Şurası bir gerçek ki bizler âlem-i suğra olarak gören âlemin özü, yaratılmışların göz bebeği olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız. İnancımızda nasıl ilk insan âlemin özüyse, bugüne kadar dünyaya gelen her insan nasıl âlemin özüyse aynı şekilde kıyamete kadar son insan da âlemin özü olarak kıymetlidir, yaratılışı itibarıyla hürmete layıktır. İnsan merkezli bu değerler sistemimiz, bırakın insanın insana haksızlık etmesini, insanın yaratılan her varlığın, tabiattaki her canlının hakkını gözetmesini emreden bir dünya görüşü inşa etmiştir. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum; hayvanlar için hastaneler, bakım ve barınma yerleri, sebillere suluklar inşa eden ecdadın ihtimam gösterdiği canlılardan biri de kuşlar olmuştur. Camilerimizin duvarlarını süsleyen kuş sarayları bunun en güzel timsalidir. 16. yüzyılda İstanbul’da görev yapan Batılı bir sefir bakın hayranlığını nasıl ifade ediyordu. ‘Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamış, hayvanlar bile.’ İnsanı aşıp tüm canlılara hak penceresinden bakan eşsiz bir şefkat, merhamet, saygı ve hoşgörüye dayanan bir tasavvurdan bahsediyoruz.”
“Vistül’de Türk atları sulandıkça Lehler rahat eder” sözünün Türklerin farklı inançlara hoşgörüsünü göstermesi bakımından oldukça anlamlı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tarih ve kültürümüzün her sayfasında bizim insana bakışımızı anlatan bunlar gibi sayısız örnek, anekdot, deyiş, ibretlik hadiseyle karşılaşıyoruz. Bunun için köklerimize vurgu yaparken, partimizin de hükûmetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Yani bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Biz bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik. Şükür karnımız da ağrımıyor.”
“HAKKI, ADALETİ, BARIŞI, İNSANLIK ONURUNU SADECE BÖLGEMİZDE DEĞİL, TÜM DÜNYADA CESARETLE SAVUNUYORUZ”
“Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp, artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor” ifadesini kullandı.
Düzen inşa edici bir devlet olarak Türkiye’nin varlığının başta dost ve kardeş ülkeler olmak üzere Orta Doğu’dan Kafkasya’ya, Afrika’dan Güney Asya’ya kadar birçok bölgede 100 milyonlara güven aşıladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vistül’de sulanan Türk atları gibi bugün de ay yıldızlı al bayrağımız dünyanın dört bir yanında nazlı nazlı dalgalandıkça dost, soydaş ve kardeşlerimiz kendilerini daha bir emniyette hissediyor” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE’NİN SURİYE VE GAZZE’DE YAŞANANLAR KARŞISINDAKİ VİCDANLI DURUŞU TEK BAŞINA BİR İNSAN HAKLARI DERSİDİR”
Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan Doğu Afrika’daki gerilimlere birçok kriz bölgesinde insanlık için güçlü Türkiye şiarıyla üzerlerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu tek başına bir insan hakları dersidir, insan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk” diye konuştu.
Dün Suriye devriminin birinci yıl dönümü, Suriye halkının 8 Aralık Hürriyet Günü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devrimin birinci yılında bir kez daha her türlü zulme, zorbalığa, vahşete insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13,5 yıl boyunca zalime direnen kardeş Suriye halkını Türkiye ve millet adına tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, rejimin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında hayatlarını kaybeden Suriyelileri rahmetle yâd ederek, “Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabb’im ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinden, ‘Terörsüz Bölge’ idealinden bahsedebiliyorsak bu en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir” dedi.
“SURİYE’NİN İNŞA, İHYA VE TOPARLANMA ÇABALARINI TÜM İMKÂNLARIMIZLA DESTEKLİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüce Allah’ın, Yasin Suresi’nde “Kun Fe Yekûn” yani “ol der ve oluverir” şeklinde buyurduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rabb’imizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7, 8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz, uğrunda 100 binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son 1 yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldığını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, Emevi Camii’nde, televizyonlardan izlediniz, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbe ile Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabb’im en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmasını nasip etsin. Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyeli kardeşlerimizin inşa, ihya ve toparlanma çabalarını tüm imkânlarımızla destekliyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye devriminin son 1 yılda en zoru geride bıraktığını vurgulayarak Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaleti politikalarıyla bir daha eski, kötü günlere dönüş olmayacağına inandığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bilhassa 10 Mart Mutabakatı’nın, altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayatı geçirilmesi, önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması, istikrarsız, bölünmüş güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye toprak bütünlüğüne haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir. Biz de nasıl Suriye’den gelen mazlumlara ensar ruhuyla sahip çıktıysak, nasıl Suriye’nin kuzeyinde mazlumlar için güvenli alanlar inşa ettiysek, nasıl 13,5 yıl boyunca bir yandan uluslararası baskılara diğer yandan içeride Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleri ile donatan beşinci kol aparatlarına karşı sabırla direndiysek yeni dönemde de kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız. Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı. Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu, ‘asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz’ diyordu. Biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik, barışta da daima yanlarında olacağız.”
Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verip, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracaklarını, birlikte imar ve inşa edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil, birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Orta Doğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler, gittiler, Esad’ın elini sıktılar. Sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık. Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik, Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.”
“KARDEŞLİK VE KOMŞULUK SINAVINDAN BAŞARIYLA ÇIKMANIN HAKLI KIVANCINI YAŞIYORUZ”
Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğunu, Şam’ın, Halep’in, Hama’nın, Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ya da doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13,5 yıllık hasretin ardından evlerine dönenlerin “Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun” dediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa, sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin Devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak.”
“FİLİSTİN HALKI KENDİ ÖZ YURTLARINDA EMNİYET İÇİNDE YAŞAYACAK”
Filistin halkının on yıllardır büyük acılar çektiğini, tarifsiz işkencelerden geçtiğini, yakınlarını, çocuklarını kaybettiğini ve evlerinin yıkıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini dev aynasında gören katliam şebekelerinin her senaryosunun, her oyununun, her tuzağının üzerinde Allah’ın bir takdiri olduğunu, umutlarını kesmediklerini, kesmeyeceklerini vurguladı.
“Filistin’de de zafer marşlarını, aynen Suriye’de olduğu gibi, hep birlikte terennüm edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabrın, azmin, umudun ve mücadelenin karanlıkları boğduğuna şahitlik edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, katliamların en kesif günlerinde Suriyelilere bir söz verdiklerini, uzak olmayan bir tarihte o sözü mutlaka tutacaklarını belirterek programın hayırlı olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.