Cumhurbaşkanı Erdoğan, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye; yabancı karşıtlığı, İslam düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve aşırılıkla mücadelede batılı ülkelerin en büyük imkânıdır. İstanbul, Hatay, Mardin gibi şehirlerimiz bir arada yaşama kültürünün sembolleridir. Avrupalı siyasetçilerin, bu şehirlerimizden alacağı birçok ders vardır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası Töreni’ne katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dört bir yanından gelen din görevlilerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafir etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Töreni düzenleyen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 129 bine yaklaşan mensubuyla, 81 vilayetin tamamının yanı sıra Asya’dan Afrika’ya dünyanın farklı köşelerinde ilim ve irşat çalışmaları yürüten gözbebekleri bir kurum olduğunu kaydetti.
“Mihrapları imamsız, minberleri hatipsiz, minareleri ezansız bırakmayan tüm hocalarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun belli bir kesiminin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev alanını sadece camii ile sınırlı olduğunu düşündüğünü, oysa diyanet camiasının insani yardım çalışmalarında, eğitim ve irşat faaliyetlerinde, insanlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde, millî bünyeye yabancı sapkınlıklarla mücadelede çok önemli roller üstlendiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız onca provokasyona rağmen milletimizin birlik ve beraberliğini korumasında, Diyanet İşleri Başkanlığımızın katkısı göz ardı edilemez. Sınırlarımızın hemen dibinde yuvalanan DEAŞ belasının en az zararla atlatmasında da diyanet camiamızın payı büyük olmuştur. Gerek 15 Temmuz darbe girişiminin savuşturulmasında, gerekse FETÖ ihanet çetesinin toplum bünyemizde açtığı yaraların sarılmasında Diyanet İşleri Başkanlığımız hep ön saflarda yer almıştır” diye konuştu.
“DİYANET PERSONELİ KORONAVİRÜSE KARŞI YÜRÜTÜLEN MÜCADELEDE DE GÖREV ALDI”
Diyanet personelinin Koronavirüse karşı yürütülen mücadelede de görev aldığını, VEFA Sosyal Destek Grupları’nda tam 62 bin 700 diyanet görevlisinin sorumluluk üstlendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanların tek başına, çaresizce son nefesini verdiği görüntülerin hiçbirini, sizlerin de desteğiyle, milletimize yaşatmadık. Bu vesileyle samimiyetle bizzat şahit olduğumuz Ömer Döngeloğlu başta olmak üzere Kovid-19 hastalığına kurban verdiğimiz tüm hocalarımızı rahmetle yâd ediyorum. Sağlık görevlilerimizle beraber salgınla mücadelemize destek veren tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Koronavirüsle mücadeleyi “temizlik, maske, mesafe” kurallarına riayet ederek sürdürdüklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurallara uymamanın kul hakkı olduğunu, diyanet camiasından da toplumun bilinçlendirilmesinde oynadığı öncü rolü aynı kararlılıkla devam ettirmesini beklediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya hayatının imtihanlarla dolu olduğunu, müminin görevinin de varlıkta şımarmamak, yoklukta ise sabretmek olduğunu ifade ederek, “Nitekim Koronavirüs salgınıyla mücadele ettiğimiz sıkıntılı dönemde, millet olarak, Rabbimizin birçok müjdesine mazhar olduk. Karadeniz’de, tarihimizin en büyük doğalgaz rezervini keşfettik. Toplamda 320 milyar metreküplük bu rezerv, salgın günlerinde milletimize umut vermenin yanı sıra daha büyük keşifler için inancımızı artırdı. Doğu Akdeniz’de yürüttüğümüz sondaj çalışmalarından da inşallah güzel haberler almayı ümit ediyoruz” sözlerine yer verdi.
“AYASOFYA CAMİİ’NİN İBADETE AÇILMASI, HUKUK VE DEMOKRASİ İÇİNDE YÜRÜTÜLEN 86 YILLIK MÜCADELENİN EN TATLI MEYVESİDİR”
Bu dönemde 86 yıllık uzun bir hasretin ardından Ayasofya’yı, asli kimliğine döndürmenin bahtiyarlığını da yaşadıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayasofya Camii’nin ibadete açılması, hukuk ve demokrasi içinde yürütülen her günü sabırla örülmüş, 86 yıllık mücadelenin en tatlı meyvesidir. Türkiye’nin kendi hükümranlık haklarını kullanarak attığı bu adım, dünya siyasetinde yeni bir dönemin habercisidir. Ayasofya kararıyla Türkiye, bağımsızlığı üzerindeki bir gölgeyi kaldırmış, iradesine vurulan bir prangadan daha kurtulmuştur” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, restorasyonu tamamlanarak açılışı yapılan Sümela Manastırı ile de Türkiye’nin dini özgürlüklerle ilgili hiçbir kompleksinin olmadığını dost-düşman herkese gösterdiklerini vurguladı.
“BATI ÜLKELERİNDE; IRKÇILIK, AYRIMCILIK VE İSLAM DÜŞMANLIĞI ZEHİRLİ BİR SARMAŞIK GİBİ YAYILIYOR”
Türkiye’nin dini hak ve özgürlükler konusunda örnek bir tavır sergilerken, batı dünyasında tam zıddı bir atmosferin hâkim olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzun yıllar demokrasinin beşiği olmuş batı ülkelerinde; ırkçılık, ayrımcılık ve İslam düşmanlığı zehirli bir sarmaşık gibi yayılıyor” uyarısında bulundu.
Türk ve Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan, hakları gasp edilen, işten atılan insanların haberlerini neredeyse her gün aldıklarını, bu eylemlerden Müslümanlarla birlikte; etnik kimliği, görünüşü, dini aidiyeti farklı olan diğer kesimlerin de etkilendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Neo-Nazi Terörü bizim vatandaşlarımız kadar Afrikalı, Asyalı göçmenleri; Müslümanlar kadar Musevileri de hedef alıyor. DEAŞ benzeri ideolojik bir fanatizmin, Avrupa toplumlarını günden güne daha fazla zehirlediğine şahit oluyoruz. Özellikle camilere ve diğer dinlerin ibadethanelerine yönelik eylemler, akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. İsveç’te Kur’an yakılması, Norveç’te Kur’an-ı Kerim’in yırtılması, Fransa’da basın özgürlüğü adına Hazreti Peygamber’i tahkir eden karikatürlerin teşvik edilmesi, kutsallarımıza yönelik saldırılardan sadece birkaçıdır. Geçen yıl Yeni Zelanda’da 52 kardeşimizin şehit edildiği terör saldırısı, insanlık olarak karşı karşıya olduğumuz tehdidi gözler önüne sermiştir. Ancak batı dünyası, kanser hücresi gibi büyüyen bu tehditle yüzleşme cesareti göstermemiştir. Çok daha vahimi Müslümanların mukaddes değerlerine yönelik saldırıların, fikir özgürlüğü parantezine alınarak görmezden gelinmesidir. Camilere ve Müslümanlara ait işyerlerine saldıran caniler, kovuşturmaya dahi uğramıyor. NSU gibi artık ayyuka çıkmış örgütlerin cürümlerine ise ‘dönerci cinayetleri’ yaftası vurularak önemsizleştirilmeye çalışılıyor.”
“BİRÇOK BATI ÜLKESİNDE IRKÇILIK VE İSLAM DÜŞMANLIĞI BİZZAT DEVLET TARAFINDAN HİMAYE EDİLİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün birçok batı ülkesinde ırkçılık ve İslam düşmanlığının bizzat devlet tarafından himaye edildiğinin altını çizerek, “Neo-Nazi yapılar, ordu ve emniyet içinde rahatça örgütlenmektedir. Medya adeta bu örgütlerin halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütmektedir. Avrupa ülkeleri terör eylemlerinin faillerine göre tavır takınmaktadır” diye konuştu.
Avrupa’nın, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan soykırımlar gibi, 2012 yılındaki Breivik katliamından da gereken dersi çıkarmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın tarihte şahit olduğumuz diğer saldırılar, şiddetin belli bir bölgeyle, belli bir etnik kimlikle veya dini grupla ilgisinin olmadığı ortaya koydu. Ancak Avrupa ülkeleri ısrarla bu gerçeklere gözlerini yummayı tercih etti. Bununla da yetinilmedi; bizim gibi hakikatleri haykıran siyasetçiler itibar suikastlarıyla düşmanlaştırılmaya çalışıldı” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda bazı Avrupalı liderler ve medya kuruluşları eliyle körüklenen Türk ve İslam düşmanlığının arkasında yatan sebeplerden birinin de bu olduğuna işaret ederek, “Türkiye’yi sustururlarsa, meselelerin çözüleceğini zannediyorlar. Bizi düşmanlaştırınca, hatalarının görülmeyeceğine inanıyorlar. Nasıl devekuşu kuma kafasını gömünce gözden kaybolmuyorsa, sorunlar da yok sayılınca ortadan kalkmıyor. Irkçılık ve İslam düşmanlığıyla yüzleşmek yerine hedef saptıranlar, en büyük kötülüğü kendi toplumlarına yapmaktadır. Bugün görmezden geldikleri sorunlar, yarın daha büyük felaketler olarak karşılarına çıkacaktır” açıklamasında bulundu.
“Müslümanlara saldırmak, Avrupalı siyasetçilerin başarısızlıklarını perdelemek için kullandıkları en önemli araçlardan biri hâline gelmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Daha önce faşist grupların oy devşirmek için başvurdukları bu ucuz politikaya, şimdi kimi Başbakan ve Cumhurbaşkanları da tevessül ediyor. İç siyasette sıkışan, dış politikada çuvallayan Avrupalı liderler, İslam’ı hedef göstererek kifayetsizliklerini örtmeye çalışıyor. Bu kervana katılan son isim Fransa Cumhurbaşkanı Macron olmuştur. Macron’un Müslümanların yoğunlukta olduğu bir şehirde yaptığı ‘İslam krizde’ açıklaması, saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur. Fransız Devlet Başkanı olarak daha şundan bir hafta 10 gün önce ‘münasebetlerimizi geliştirelim’ derken nasıl da çabucak unutuveriyor. Hemen ardından bu açıklamayı yapması kendisine ne denli saygı duyulması gerektiğini gösteriyor. Fransız Devlet Başkanı olarak ‘İslam’ın yapılandırılmasından’ bahsetmesi ise hadsizliktir, edepsizliktir. Bizim ağzımızdan bugüne kadar Hristiyanlığın yapılandırılması, Museviliğin yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Sen kimsin ki İslam’ın yapılandırılması diye bir ifadeyi ağzına alıyorsun. Devletin görevi milyarlarca inananı olan bir dine müdahale etmek değil, tüm inanç mensuplarının hak ve özgürlüklerini garanti altına almaktır. Devlet eliyle sözüm ona ‘dinde reform’ girişimleri, totaliter toplumların alamet-i farikasıdır. Aslında Macron, İslam dünyasının krizinden bahsederek, Fransa’nın ve Fransız toplumun içinde bulunduğu krizi perdelemek istiyor. ‘Aşırılıkla mücadele’ yasasıyla asıl amacın, fanatizmle mücadele etmek değil, İslam’la ve Müslümanlarla hesaplaşmak olduğu anlaşılıyor. ‘Avrupa İslam’ı’, ‘Fransa İslam’ı’, ‘Konsüler İslam’ gibi kavramlarla, Müslümanlara ‘dinsiz bir dindarlık’ dayatılmak isteniyor. ‘Oryantalizmin’ yeni bir versiyonu olan bu zihniyet, samimi Müslümanları ötekileştirirken; DEAŞ ve FETÖ gibi istismarcıların önünü açıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asırdır Fransız toplumu içinde yaşayan Müslümanların “ayrılıkçı” olarak damgalanmasının da çok büyük çatışmaların kapısını aralayacağı uyarısında bulunarak, hiç kimsenin Müslümanların can ve mal emniyetini, inanç ve ibadet özgürlüğünü riske atma hakkı bulunmadığının altını çizdi.
“AVRUPA’DA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN CANI, MALI, NAMUSU O ÜLKELERE EMANETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın canı, malı, namusu o ülkelere emanettir. Onlarca insanını ırkçı teröre kurban vermiş bir ülke olarak, bu tür provokasyonlara sessiz kalamayız. Dinimize ve inancımıza yönelik hürmetsizliği asla sineye çekmeyiz. Özellikle de Hakk’ın hatırını, üç günlük dünya hayatında feda etmeyiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet başkanları, insanların kutsallarıyla ilgili konularda söz söylerken kılı kırk yarmalıdır. Macron’un, özellikle cahili olduğu meselelerde konuşurken çok daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Kendisinden artık ‘sömürge valisi’ gibi davranmak yerine, sorumlu bir devlet adamı gibi hareket etmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin asimilasyona karşı olduğu kadar entegrasyonu da o derece kuvvetli bir şekilde savunduğuna dikkati çekerek, “Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın kimliklerini koruyarak sağlıklı entegrasyonunu hedefleyen iyi niyetli tüm çabaları desteklemeye hazırız” açıklamasında bulundu.
“DÜNYADA HOŞGÖRÜSÜZLÜK NE KADAR ARTARSA ARTSIN, BİZ HEP HOŞGÖRÜYÜ YÜCELTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
“Türkiye; yabancı karşıtlığı, İslam düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve aşırılıkla mücadelede batılı ülkelerin en büyük imkânıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul, Hatay, Mardin gibi şehirlerimiz bir arada yaşama kültürünün sembolleridir. Avrupalı siyasetçilerin, bu şehirlerimizden alacağı birçok ders vardır. Yurt dışında görev yapan imamlarımız, din hizmetleri müşavirlerimiz, hem vatandaşlarımızın dini ihtiyaçlarının karşılanmasında hem de bulundukları topluma entegrasyonlarında önemli roller üstlenmişlerdir. DEAŞ gibi sapkın akımların Türk toplumuna sirayet edememesinde, din görevlilerimizin yürüttüğü irşat çalışmalarının çok büyük payı bulunuyor. Avrupalı devletlere düşen bu kazanımları dinamitlemek yerine, daha fazla yayılmasına katkı sunmaktır. Batılı liderlerin, popülizm uğruna çok ciddi maliyetleri olacak yanlış yollara sapmamalarını temenni ediyoruz. Bölgemizde ve dünyada hoşgörüsüzlük ne kadar artarsa artsın, biz hep farklı yerde durmaya, hoşgörüyü yüceltmeye devam edeceğiz. Bin yıldır olduğu gibi gelecekte de tüm insanlığın barış, huzur ve esenliği, mücadele etmeyi bu anlamda sürdüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nı bir kez daha tebrik ettiğini belirterek, konuşmasını tamamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.