Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfı 52. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Hem asrın felaketiyle mücadele ediyor hem de asrın projelerini tek tek gerçeğe dönüştürüyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Vakfı 52. Olağan Genel Kurulu’na katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulda yaptığı konuşmasında katılımcıları selamlarken, genel kurulun ve vakfın 50. kuruluş yıl dönümünün hayırlara vesile olmasını diledi.
Vakfın çatısı altında 1973’ten beri hizmet eden yöneticilere, gönüllülere ve hayırseverlere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden vakıf insanlarını özlemle yâd ederken, İlim Yayma camiasının Ramazan-ı Şerifi’ni tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan’ın İslam dünyasına ve insanlığa huzur ve esenlik getirmesi temennisinde bulunarak, bu sene milletçe 11 ayın sultanı Ramazan’a ulaşmanın sevincini, diğer tarafta Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen deprem felaketinde 50 bini aşkın insanın yaşamını yitirmesinin hüznünü yaşadıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ilde 14 milyon vatandaşın hayatını altüst eden depremlerin sadece afetzedelerin değil, 85 milyonun yüreğine kor ateş gibi düştüğünü vurgulayarak, “Nasıl bedenin bir uzvu hastalanınca diğerleri huzursuzlanırsa deprem bölgesindeki kayıplarımızın acısını da hepimiz derinden hissediyoruz. İşte bu sıkıntılı günlerde Ramazan-ı Şerif’in gönüllerimizi yumuşatan, bize kardeşliğimizi hatırlatan iklimine daha çok ihtiyaç duyuyoruz” ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı ortaklarıyla Kahramanmaraş ve Hatay’ı tekrar ziyaret ettiklerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hem deprem konutlarının temelini attık hem de iftarımızı afetzede kardeşlerimizle birlikte açtık. Pek çok zorluğa rağmen Maraşlı ve Hataylı vatandaşlarımızın hayata yeniden tutunma azmine bizzat şahit olduk. Temelini attığımız konut projelerinin yeşeren umutları daha da güçlendireceğine inanıyorum. Deprem bölgesinde yaşayan kardeşlerimiz özellikle bu Ramazan-ı Şerif’te bizden daha fazla anlayış göstermemizi bekliyor. Hepimizin depremzedelerimizin yanında olması, bu zor günlerinde onları yalnız bırakmaması gerekiyor. İlim Yayma Vakfımızın deprem anından itibaren sergilediği dayanışmayı Ramazan ayında artırarak devam ettirdiğini görüyorum. Temel ihtiyaç maddelerinin temininden konteyner kurulumuna, iftar ve sahur sofralarından öğrencilerimize yönelik barınma ve burs imkânlarına kadar geniş bir yelpazede yaptığınız çalışmaları takdirle karşılıyorum. Vakfımızın tüm gönüldaşlarına samimi gayretleri, fedakârlıkları, milletimize örnek olan hizmetleri dolayısıyla tebriklerimi iletiyorum.”
Paylaşmanın bereketine ve dayanışmanın gücüne inanan bir milletin, bir ümmetin mensupları oldukları dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizler komşusu açken tok yatmayı zül sayan bir medeniyetin müntesipleriyiz. Bizler Ramazan ayı geldiğinde çokça infak yapan, ümmetine de infakını arttırmayı tavsiye eden bir peygamberin ümmetiyiz. Bizi biz yapan bu kadim değerler sınırlarımız içinde ve dışında hamdolsun milletimiz tarafından hâlen çok güçlü bir şekilde yaşatılıyor. Ekonomik durumu ne olursa olsun Anadolu insanı elindekini ve avucundakini ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı sürdürüyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların oruçla, Kur’an’la, iftar ve sahur sofralarıyla bu mübarek ayı ihya ve idrak ederken deprem bölgesindeki kardeşlerini de asla unutmadığını söyledi.
“ÜLKEMİZE VE MİLLETİMİZE HİZMET MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRMELİYİZ”
Depremin vurduğu şehirlere her gidişlerinde gönüllü kuruluşların gözleri yaşartan faaliyetlerine bizzat şahitlik ettiklerinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, arama-kurtarmadan gıda ve erzak teminine, barınma ihtiyaçlarının karşılanmasından depremzedelere maddi, manevi destek verilmesine kadar her alanda, vakıfların aktif bir şekilde sahada koşturduklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakıf ve derneklerin, devletin ilgili kurumlarıyla iş birliği içinde, depremin yaralarının bir an önce sarılması için canla başla gayret gösterdiklerini, şov yapmadan, reklam ve algı peşinde koşmadan, sağ elin verdiğini sol ele duyurmadan, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek, gurur verici işlere imza attıklarını anlatarak, “Kalpten gelen bir ‘Allah razı olsun.’ niyazı için gecesini gündüzüne katan tüm vakıf ve derneklerimizi buradan tebrik ediyorum. Rabbim sizlerin yokluğunu bu millete hissettirmesin, göstermesin diyorum. Mevlana Hazretleri’nin o güzel ifadesiyle; testinin içinde ne varsa dışarıya o sızıyor. Kalbinde haset olan, düşmanlık olan, milletin inancına husumet olanlarla yüreği ülkesi, milleti ve insanlık için çarpanların farkı burada da görülüyor” ifadelerini kullandı.
“Tek parti faşizmi özlemiyle yaşayan, hatta Allahu Ekber lafzına bile tahammül edemeyen bir avuç kendini bilmezin, bu samimiyetinden sizlerin rahatsızlık duyduğunun farkındayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Milletin derdiyle dertlenmeyen, milletin ruh kökünden beslenmeyen, hayırlı hiçbir iş yapmadıkları gibi yapılmasını da istemeyen bu asalakları kendi hırsları ve ihtiraslarıyla baş başa bırakıyoruz. Deprem bölgesinde yaşayan kardeşlerimiz başta olmak üzere, insanımız kimin hangi niyetle hareket ettiğini, kimin ne yaptığını gayet iyi görüyor. Vatandaşlarımız cansiparane çalışmalarınız dolayısıyla sizlerle birlikte tüm vakıf, dernek ve ilim, irfan kuruluşlarımıza dua ve teşekkür ediyor. Elbette bu dualar bizi teşvik etmenin yanı sıra omuzlarımızdaki yükü de ağırlaştırmaktadır. Umudunu bize bağlamış, yüzünü bize çevirmiş hiçbir kardeşimize mahcup olmama mesuliyetiyle karşı karşıyayız. Zehirli dilleriyle nefret deresine varan söylemleriyle kuru gürültü patırtıyla bizi yolumuzdan alıkoyabileceklerini düşünenlere asla boyun eğmeyiz. Tehditlere, zorbalıklara, aba altından sopa gösteren kifayetsizlere rağmen ülkemize ve milletimize hizmet mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeliyiz.”
“DEPREMZEDELERİMİZİN DERDİNE ORTAK OLACAĞIZ”
“Şairler sultanı, büyük dava ve aksiyon adamı, üstat” olarak andığı Necip Fazıl Kısakürek’in “Tohum saç, bitmezse toprak utansın / Hedefe varmayan mızrak utansın / Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen / Çatlarsan, doğuran kısrak utansın / Eski çınar şimdi Noel ağacı / Dallarda iğreti yaprak utansın / Ustada kalırsa bu öksüz yapı, onu sürdürmeyen çırak utansın.” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üstadın bu muhteşem dizelerinden ilhamla biz de mazlumları asla yalnız bırakmayacak, yetimin, öksüzün başını okşayacak, gariplerin, yolda kalmışların elinden tutacak, ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşacak, soframıza bir tabak da yoksullar için koyacak, depremzedelerimizin derdine ortak olacak, Hakkın ve halkın rızası uğrunda aşkla çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asırlık bir çınar olarak kendi alanında güçlü bir geleneği temsil eden İlim Yayma Vakfı’nın davalarının bayraktarları arasında yer aldığını söyledi.
Vakfın, kuruluşundan bugüne geçen 50 sene boyunca ülkeye ve millete hayırlı nesiller yetiştirmenin cehdiyle çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ben, İlim Yayma’nın şu anda ebediyete irtihal etmiş büyüklerimize, zira o camiadan yetişmiş bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ne desek boş. Üzerimizde çok büyük emekleri oldu. Biz de İlim Yayma’nın önce Vefa’daki ahşap binasından daha sonra Çarşamba’ya daha sonra Darülaceze’ye, buralardan geçerek elhamdülillah bu camianın, bu cemiyetin içinde o taslar ve o tasların içindeki çayları yudumlayarak yetiştik ve bugünlere geldik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam yarım asırdır her biri milletin göz aydınlığı olan binlerce gencin bu çatı altında ilim, irfan ve hikmetle yoğrularak hayata hazırlandığını aktararak, şöyle devam etti: “Vakfımızın tedrisatından geçen pek çok kardeşimiz, yıllardır bürokraside, iş dünyasında, sivil toplumda veya dünyanın farklı köşelerinde ‘Sizin en hayırlınız insanlığa en faydalı olandır.’ inancıyla insanlığa hizmet ediyor. ‘100 yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.’ diyen irfanın kurumsallaşmış hâli olan vakfımızın yürüttüğü çalışmaların ehemmiyetini bugün çok daha iyi anlıyoruz. Deprem felaketinin bizlere hatırlattığı gerçeklerin başında dünya hayatının geçiciliği geliyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte şu anda illeri dolaşırken, oralarda ebediyete irtihal eden ailelerin hayatta kalanlarını gördüm. Bu arada 900’e yakın amputemiz var. Bunların içinde yavrularımız var. Ayaklarını kaybeden, kollarını kaybeden Aleyna’mız var. Bu Aleyna’mız annesini de babasını da kaybetti. Şu anda teyze kızı hemşire onunla hayata tutunacak. Ne büyük imtihan ve bütün bu imtihanları aşarak hep birlikte bu yola yürüyeceğiz inşallah. Son günlerde bir kez daha gördük ki hepimiz birer faniyiz. Bir can taşıyoruz. Onun da bizden ne zaman alınacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Uykuya dalınca nasıl uyanacağımızın, yarına çıkıp çıkmayacağımızın, bir sonraki Ramazan-ı Şerif’i görüp göremeyeceğimizin bilgisine sahip değiliz. Bunun için biz dünyadan göçsek de geride amel defterimizi açık tutacak hizmetlere imza atmamız gerekiyor. Hep söylediğimiz gibi aslolan Allah’ın verdiği can emanetini hakkıyla teslim etmek ve gök kubbede hoş bir sada bırakmaktır” diye ekledi.
“TÜRKİYE İÇİN, TÜRK MİLLETİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ PROJELERE İMZA ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fani dünyada esas meselenin mal, mülk, koltuk değil kalpleri kazanmak, gönülleri fethetmek, ülkesine, milletine, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı işler yapmak olduğunu söyledi.
Geride kalıcı eserler için çalışan, bu uğurda çaba harcayan insanlar olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlayışla 40 yıldır siyasetin farklı kulvarlarında aziz milletimize aşkla hizmet ediyoruz. Allah’ın takdiri, milletimizin de tensipleriyle Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Türkiye için, Türk milleti için çok önemli projelere hamdolsun imza attık. Her karışında bir şehit yatan bu aziz vatanı ilelebet payidar kılmak, küresel nizamda hak ettiği yere ulaştırmak için yoğun çaba harcadık. 85 milyon vatandaşımızla birlikte dünyadaki tüm mazlum ve mağdurların da umudu olan bir Türkiye inşa etmek için gerçekten çetin mücadeleler verdik” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşan bu zorlu süreçte ciddi sıkıntılarla sınamalarla da karşılaştıklarına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhuriyet mitinglerinden Gezi olaylarına, 17-25 Aralık kumpasından 15 Temmuz alçak darbe teşebbüsüne kadar milletimizin iradesini gasbetmeye yönelik nice saldırıyı Allah’a hamdolsun boşa çıkardık. Emperyalist güçlerin, eli kanlı terör örgütlerinin, sırtını vesayet odaklarına dayamış millî irade düşmanlarının, vatanımızın istiklalini, evlatlarımızın istikbalini çalmasına asla müsaade etmedik. Ekonomimizi büyüttük. Demokrasimizi güçlendirdik. Yasakları ortadan kaldırdık. Türk dış politikasına itibar ve öz güven kazandırdık. Allah’a hamdolsun. Şu anda kişi başı millî gelir 10 bin 650 dolara yükseldi, daha da artacak. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kuruluşundan yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının korunmasına kadar pek çok imkânsızı başardık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi başta olmak üzere hayata geçirdikleri reformlarla Türk siyasetinde tarihî bir değişim gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, “Bugün artık sürekli ekonomik ve siyasi krizlerle boğuşan değil savunma sanayinden terörle mücadeleye, sağlık, eğitim, ulaşım ve enerjiye kadar her alanda başarılarıyla destan yazan bir Türkiye var. 1999 depremi sonrasında memur maaşlarını ancak IMF kredileriyle ödeyebilen bir Türkiye’den bugün hem depremin yaralarını saran hem de işçisine, memuruna, emeklisine her türlü desteği veren bir ülkeye kavuştuk” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem asrın felaketiyle mücadele ettiklerini hem de asrın projelerini tek tek gerçeğe dönüştürdüklerini belirterek emekli olmak için yaşı bekleyen 2 milyon 250 bin vatandaşın taleplerini karşıladıklarını anlattı.
Milletin 600 yıllık hayali olan Türkiye’nin otomobili Togg’un teslimatlarının da başlayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ülkemizi bir üst lige çıkaracak Millî Muharip Uçağımız başta olmak üzere pek çok savunma ürününü tamamlama yolunda hızla mesafe alıyoruz. İHA’mızı yaptık, SİHA’mızı yaptık, Akıncı’mızı yaptık ve hepsinden öte şu anda en üst segmentte jet uçağımızı yaptık. Karadeniz gazının milli dağıtım sistemimize verilmesine ilişkin çalışmalarda sona geldik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi’ne değinerek, “Türkiye’yi Irak üzerinden Körfez bölgesine bağlayacak Kalkınma Yolu’yla ilgili en kritik adımı geçen hafta Irak Başbakanı ile birlikte attık. Önümüzdeki günlerde milletimize yeni müjdeler vermeyi de sürdüreceğiz. İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı hâline getirmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Ekonomide, savunmada, enerjide, ulaştırmada, altyapı ve üstyapı yatırımlarında katettikleri mesafenin önemli ve değerli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ama bizim asıl büyük başarımız, yasakları kaldırarak insanımızın iradesine vurulan zincirleri kırarak milletimize cesaret ve öz güven kazandırmamızdır. ‘Kendi öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya’ muamelesi gören Anadolu insanına, bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olduğunu yeniden hissettirdik. Üniversite kapısında gözyaşı döken başörtülü kızlarımı biz unutamayız. Kılık kıyafeti sebebiyle çalışma hakları gasbedilen kadınlarımızı unutamayız. Sakalından, giysisinden dolayı horlanan mütedeyyin kardeşlerimizi unutamayız. Askerdeki torunlarının yemin törenlerine katılamayan ninelerimizi unutamayız. Parası olmadığı için cenazesi hastanede rehin kalan garip gurebayı unutamayız. Ülkedeki siyasi istikrarsızlığın yükünü sırtlayan esnaflarımıza, ay sonunda maaş alamama korkusu yaşayan memur ve emeklilerimize, hasılı bizden önce yıllarca ötelenmiş, ötekileştirilmiş, hizmete ve hürmete layık görülmemiş toplum kesimlerinin tamamına hak ettikleri değeri Allah’a hamdolsun biz verdik. Hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle bu ülkede yıllarca millete dikte edilen kast sistemini ortadan kaldırdık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’yla ilgili bir anısını şu sözlerle anlattı. “Bilhassa burası çok önemli, Sultanahmet’teyiz. Üstat konuşuyor. Ben de spikerliğini yapıyorum. Konuşmasında Ayasofya’ya bakarak ‘Ayasofya açılacak, Ayasofya açılacak, hem de öyle açılacak ki adeta sayfalar açılırcasına açılacak.’ Rabb’ime hamdolsun o gün spikerliğini yaptık. Daha sonra Ayasofya’yı açacak olan imzayı da bizler attık. 86 yıllık hasretin ardından Sultan Fatih’in vasiyetine uygun şekilde asli kimliğine tekrar kavuşturulmasını, milletimize vurulan pranganın parçalanıp atılması olarak görüyorum. Fetih yadigârı Ayasofya’yı tekrar ezanı Muhammediler ile buluşturmakla Türkiye, siyasi ve ekonomik bağımsızlığını küresel ölçekte tescillemiştir. Rabb’im üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle tekrar ediyorum, Ayasofya’yı aziz bir kitap gibi açma şerefini bizlere nasip etti. Milletimizin bu muhteşem sevincine ortak olamayanlara ise sadece acıyorum. İşte şu anda o Altılı Masa’da maalesef onları görüyorum. Rabb’im hidayetlerini artırsın. Bulundukları gaflet uykusundan bir an önce uyanmalarını tavsiye ediyoruz.”
Ayasofya’yı, Büyük Çamlıca Camii’ni ve Taksim Camii’ni İstanbul’un sembol makamlarından, mekânlarından biri hâline getirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta birisi de ne dedi, ‘Çamlıca’yı dolduramazlar.’ Ne oldu? Tıklım tıklım doldu. Bunlar bir şeyi ifade ediyor, inanç, iman öyle bir cevher ki tekeden bile süt çıkartır süt” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlık hayalleri, önceki nesillerin ömrünü verdiği davaları 20 yıl gibi kısa sürede gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşadıklarını dile getirerek, “Diğer eserlerimizle birlikte özellikle bu tarihî kazanımlar geride bırakacağımız siyasi mirasın en güzel nişaneleridir. Elbette her beşer gibi 40 yılı aşan siyasi hayatımızda bizim de eksiklerimiz, kusurlarımız, ulaşmak isteyip de ulaşamadıklarımız olmuştur. Ama samimiyetimize, gayretimize, aziz milletimize olan muhabbetimize 85 milyonun hepsi şahittir” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlik yıllarından itibaren kendilerine dava şuurunu kazandırdığı ve bugünlere gelmelerinde büyük emeği olduğunu söylediği Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile bugün şehadetinin 14. yıl dönümü olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle andığını belirtti.
Büyük ve güçlü Türkiye idealiyle yürüttükleri siyaset mücadelesinde bugüne kadar pek çok imtihandan geçtiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Siyaset mecrasında girdiğimiz her mücadeleyi zaferle neticelendirmemizi sağlayan Rabbime hamdolsun. Şimdi ülke, millet ve dünyanın dört bir yanında gönlü ve gözü bize dönmüş olan kardeşlerimizle birlikte yeni bir seçimin, dolayısıyla yeni bir imtihanın eşiğindeyiz. Elbette her seçim önemlidir ama 14 Mayıs seçimleri hem içerideki saflaşmaların mahiyeti hem de bölgesel ve küresel gelişmelerin nezaketi bakımından tam manasıyla tarihî bir yol ayrımına dönüşmüştür. Bu hakikati sadece biz değil, Türkiye ile ilgili hesabı olan herkes görüyor. Terör örgütlerinden küresel menfaat odaklarına kadar tüm şer şebekeleri 14 Mayıs’a kilitlenmiş durumda.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa katılmadan önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü anımsatarak, “Ve o görüşmemizde de Sayın Putin de Ukrayna arasındaki mücadelede özellikle bizim ara buluculuğumuzu takdirin yanında, onların da Türkiye’deki seçimi nasıl takip ettiklerini bizzat kendilerinden dinledim. Ve tabii istedikleri şey şu, tarım koridoruyla ilgili. Buğdaydaki şu anda ulaştıkları meblağ, rakam ve bizden de istedikleri özellikle ‘Az gelişmiş ülkelere bilabedel biz buğdayı gönderiyoruz, sizler de bilabedel bunları una çevirip bu fakir fukara Afrika ülkelerine bir an önce ulaştırınız.’ Şimdi Rusya neyi takip ediyor? Bizdeki bazı çevreler neyi takip ediyor? Bunlar çok çok önemli. Ve hamdolsun haftada bir, on günde bir bu irtibatlarımız devam ediyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi meselenin 14 Mayıs olduğunu belirterek, 14 Mayıs’ta milletle beraber bu zaferi perçinledikleri anda yeni bir dönemin başlayacağını söyledi.
Bu yeni dönemin, ülkenin de dünyada oturduğu farklı konumunu ispatlayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Seçimlerden kendi çıkarlarına uygun sonuçları almak için ellerinden gelen her şeyi, her türlü operasyonu yapmaktalar. Ekranların başında bizi izleyen milletime ve siz değerli kardeşlerime, değerli kardeşlerim, terör örgütleriyle el ele, omuz omuza yürüyen bu insanlardan, soruyorum, ülkemize, milletimize, vatanımıza herhangi bir fayda gelebilir mi? Terör örgütleriyle bunlar kucak kucağa, dirsek dirseğe ve hâlâ onlarla bu görüşmeleri yapmak suretiyle bunlar ülkemize bizim ne kazandıracaklar? Milletimizin buradaki yüksek feraseti inanıyorum ki 14 Mayıs’ta bu işi çözecektir. Ve bu sinsi niyetlerini de beyanatlarıyla en üst düzeyde ortaya koyuyorlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye siyasetçi, Belediye Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak neredeyse yarım asırdır hizmet eden biri olarak 14 Mayıs’a asla ihtiras penceresinden bakmadıklarını ifade etti.
Açık konuşmak gerekirse siyasette de hayatta da o safhaları çok önceden aştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık tek gayemiz var. O da ülkemizin menfaatleridir. Tek endişemiz milletimizin geleceğidir. Tek derdimiz kendi insanımızla birlikte mazlum ve mağdurların umutlarını boşa çıkarmamaktır. Ülkemizi demokrasi ve kalkınma mücadelesinde bin bir emek ve mihnetle geldiği yerin gerisine düşürmemek, eşiğine kadar geldiği ‘Türkiye Yüzyılı’nın inşasını başlatmak dışında bir amacımız yoktur” diye konuştu.
“TÜM KAYNAKLARIMIZI ÜLKEMİZE, ÖZELLİKLE DEPREMDE YIKILAN ŞEHİRLERİMİZE VAKFETMEMİZ GEREKEN BİR DÖNEMDEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çevresinin âdeta bir ateş çemberiyle kuşatıldığını ve ülkenin kaybedecek tek bir anının dahi olmadığına inandıklarını söyledi.
Tüm enerjinin ve kaynakların ülkeye, millete, özellikle depremde yıkılan şehirlere vakfedilmesi gereken bir dönemde olunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlar deprem bölgesinde hayata yeniden sarılmaya, şehirlerine yeniden sahip çıkmaya çalışırken birilerinin bambaşka âlemlerde yaşadığını, bambaşka hevesler peşinde koştuğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin kaderini, koltuk kavgasından başlarını bir an olsun kaldırıp bırakın afet bölgesine, etraflarına bile bakmayan vicdan yoksunu bu zihniyetin insafına terk edemeyiz. 3-5 oy daha fazla kapmak için bölücü örgütün siyasi uzantıları dahil tüm marjinal yapılarla iş tutmaktan çekinmeyenlere, bu milletin geleceğini emanet edemeyiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “İnşallah 14 Mayıs’ta Türkiye’ye dair söyleyecek hiçbir sözleri olmayan bu kifayetsiz muhterisleri hep birlikte sandığa gömeceğiz. Bunun için Türkiye için hemen şimdi diyoruz. Bunun için ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. Sizlerden 14 Mayıs’ta bugüne kadar olduğundan daha güçlü bir şekilde yanımızda olmanızı istiyorum. Rabbim hepinizden razı olsun. Bu duygularla bir kez daha Vakfımızın 50. genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ebediyete uğurladığımız tüm büyüklerimize rabbimden rahmet niyazıyla mekânlarının cennet olmasını özellikle diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Vakfın kurucu üyelerinin yakınlarına Nesilden Nesile Hizmet Ödülü takdim etti. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Nurettin Alan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hilye-i Şerif hediye etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra, Beşiktaş Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde incelemelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.