Koç Topluluğu, kuruluşunun 100. yılını temellerinin atıldığı Ankara’da özel bir davetle kutladı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç yaptığı konuşmada, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir” dedi.
Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık yolculuğunun yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film gösterildi. Ayrıca Semahat Arsel ve Rahmi M. Koç’un tanıklıklarıyla aile hafızasına ve iki yüzyıla uzanan birikime ışık tutan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filmi de davetlilerle buluştu. Davete Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk katıldı.
Koç Topluluğu, kuruluşunun temellerinin atıldığı Ankara’da, 100. yıl etkinlikleri kapsamında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da özel bir davet düzenledi. Davette, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, siyasi parti liderleri ve temsilcileri, yüksek bürokratlar, yabancı misyon temsilcilikleri ve iş dünyasından isimlerle çok sayıda seçkin konuk bir araya geldi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel, Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu da davete katıldı.
Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç’un 100 yıl önce Ankara’da mütevazı bir ticarethanede attığı adımla başlayan yolculuğunun aktarıldığı davette, Topluluğun Cumhuriyet’le birlikte şekillenen 100 yıllık hikâyesini anlatan ve yapay zekâ ile hazırlanan özel film davetlilerle buluştu. Rahmi M. Koç ve Semahat Arsel’in tanıklıklarıyla hazırlanan “İki Kardeş İki Yüzyıl” filminin de özel gösterimi gerçekleştirildi.
Ömer Koç: “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hâmlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir.” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç konuşmasına “Ankara; Millî Mücâdele yıllarında milletimizin istiklâl kararlılığının simgesi olmuş, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte kalkınma ve çağdaşlaşma irâdesinin de merkezi hâline gelmiştir. Bu şartlarda, Vehbi Koç’un kurduğu teşkilât; çatısı altında bulunduğumuz Ankara Ticaret Odası’na 31 Mayıs 1926 tarihinde kaydedilmiştir. O teşebbüsün, bugün ülkemizin sanâyi, üretim ve mühendislik gücünü dünyâ ölçeğinde temsîl eden itibârlı bir müesseseye dönüşmüş olması bize gurur veriyor” diyerek başladı.
Ömer Koç, Koç Topluluğu’nun asırlık hikâyesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma yolculuğuyla aynı istikâmette geliştiğini vurgulayarak, “Topluluğumuz; asırlık hikâyesinde Cumhuriyetimizin iktisâdî ve toplumsal kalkınma hamlesiyle aynı istikâmette gelişmiştir. Ülkemizde ilk anonim şirketin kurulması, ilk endüstriyel girişim, ilk uluslararası ortaklık, ilk halka arz, ilk holding olma ve ilk özel vakfı kurma gibi pek çok alanda öncü olmuştur. Genç Cumhuriyet’in çalışma azmi, üretim heyecânı ve aydınlık istikbâl tasavvurunda filizlenen topluluğumuz; sanâyileşmeyi vatan için üstlendiğimiz çok mühim bir mesûliyet olarak değerlendirmiştir. Vehbi Bey’in “Ülkem varsa ben de varım, demokrasi varsa hepimiz varız” şiârı yalnızca ferdî bir yaklaşımı değil; nesilden nesile taşınan bir vâzîfe anlayışını ifâde etmektedir” diye ekledi.
Ömer Koç: “Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük.” Koç Topluluğu’nun geride bıraktığı ilk yüzyıl boyunca büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmediğini vurgulayan Ömer Koç, “Bu anlayışla; geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdâmı müşterek refâhın unsurları olarak telâkki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sâdece rakamlarla tarîf etmedik. Asıl başarıyı; memleketimizin sanâyi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşerî sermayeyi desteklemekte ve Türkiye’nin rekâbet gücünü ileriye taşımakta gördük” diye konuştu.
Ömer Koç, Topluluğun sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addettiğini belirterek, “Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışma arkadaşımızla faâliyet gösteren uluslararası bir topluluk hâline geldik. Bugün 155 ülkeye ihracat yapıyor, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiriyoruz. Koç Holding olarak Fortune Global 500’de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Otomotivden enerjiye, dayanıklı tüketimden finans ve turizme kadar pek çok sektörde katma değer sağlıyor, hizmet veriyor ve mühendislik kapasitemizi geliştiriyoruz. Hangi coğrafyada faâliyet gösterirsek gösterelim, dâimâ memleketimize karşı duyduğumuz mesûliyetin ve bayrağımızı dünyânın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz. Hangi alanda çalışırsak çalışalım; işimizi dâimâ ülkemize kalıcı değer üretme hedefiyle yürütüyoruz. Sâdece iktisâdî anlamda değil; eğitim, kültür-sanat ve sağlık alanlarında da fayda sağlamayı öncelik addediyoruz” dedi.
Ömer Koç: “İkinci yüzyılımızda da aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz.” İkinci yüzyıllarına aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yürümeye devâm edeceklerini belirten Ömer Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İkinci asrımıza adım atarken; genç nüfusumuzun girişimcilik kâbiliyetinden, sanâyi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Koç Topluluğu olarak; ilk yüzyılımızı büyük bir gayret ve kararlılık duygusuyla geride bıraktık. Bundan sonra da Büyük Atatürk’ün açtığı medeniyet yolunda lâik cumhuriyetin değerlerine sâhip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devâm edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki; elde ettiğimiz başarılar, emekleri ve bağlılıklarıyla topluluğumuza güç veren çalışma arkadaşlarımızın, bayilerimizin ve iş ortaklarımızın sâyesinde mümkün oldu. Kendilerine ve ayrıca bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz.”
Davette Ömer Koç’un ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Koç Topluluğu’nun hikayesi Cumhuriyet’imizin ekonomik kalkınma serüveniyle kesişen, örtüşen bir hikayedir. Ankara’nın köklü ticaret kültürü ahilik geleneğinden beslenen iş ahlakı ve girişimcilik anlayışı içinde filizlenen bu yolculuk zamanla ülkemizin en büyük sanayi ve hizmet topluluklarından birine dönüşmüştür. Merhum Vehbi Koç’un henüz genç yaşlarda Ankara’da başladığı ticaret hayatı çalışkanlık, dürüstlük ve ileri görüşlülük temelinde yükselmiş ortaya koyduğu vizyon nesiller boyunca taşınan güçlü bir kurumsal yapının temelini oluşturmuştur. Topluluğun tarihine bakıldığında Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunun birçok önemli durağında izlerini görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkeleri temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz. Biz bu münasebetleri sadece ticari ve ekonomik alanlarda değil, güvenlik, eğitim, kültür ve ulaşım gibi geniş bir yelpazede uzun vadeli iş birlikleri olarak görüyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tchiani, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin, iki ülke arasındaki anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika dışındaki ilk resmî ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani ve heyetini Ankara’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Bugünkü görüşmelerin ve konuk heyetin Türk iş çevreleriyle yapacağı temasların hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijer’in, derin tarihî ilişkilere sahip olunan Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin başında geldiğini söyledi.
“NİJER’İN KALKINMA MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUZ”
Stratejik önemi yüksek bu coğrafyayla 1400’lü yıllara uzanan ilişkilerin, bugün Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin de katkılarıyla her geçen gün geliştiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aziz kardeşimin liderliğinde, Nijer’in karşılaştığı tüm zorluklara rağmen farklı bir atılım içinde olduğunu görüyoruz. Biz de Afrika halklarının kara gün dostu olarak elimizdeki tüm imkânlarla Nijer’in kalkınma mücadelesini destekliyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü görüşmelerde ortak tarih ve karşılıklı saygı üzerine bina edilen münasebetleri her alanda ilerletme iradesine sahip olduklarını teyit ettiklerini dile getirdi.
Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani ve heyetiyle özellikle savunma sanayi, güvenlik, enerji, madencilik, ticaret, yatırımlar, eğitim, sağlık ve tarım alanlarındaki ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Nijer’deki yatırım fırsatlarını görüştük, ekonomik ve ticaret ortak tesisinde mutabık kaldık. Biraz önce şahit olduğumuz üzere çeşitli alanlarda anlaşmalara imza atmak suretiyle ilişkilerimizin ahdi zeminini daha da pekiştirdik. İşletme protokolünü yenilediğimiz Türkiye-Nijer Dostluk Hastanesi, Nijer ile münasebetlerimizin insani boyutuna çok kıymetli katkılarda bulunuyor. Dostluk Hastanesi ve Dostluk Okulu projelerini gerçekleştiren TİKA, sulama, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere Nijer’in idari ve sivil altyapısının güçlendirilmesi konusunda katkılarını sürdürüyor.”
“NİJER İLE İŞ BİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Çok önem verdikleri eğitim alanındaki iş birliğinin seyrinden memnun olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Maarif Vakfı’mız, başkent Niamey’de 12 okulda toplam 1700’ü aşkın öğrenciye eğitim veriyor. 300’ü Türkiye olmak üzere 500’e yakın Nijerli öğrenci ülkemizde yüksek öğretim alıyor. Türkiye mezunları, gönül elçilerimiz olarak aramızdaki muhabbetin daha da güçlenmesine vesile oluyor. Az önce Yüksek Öğretim Kurulumuz ile muadil Nijerli kuruluş arasında iş birliğine dönük mutabakat metni imzalandı. İnşallah tüm bu alanlarda Nijer ile iş birliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”
“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE NOKTASINDA DOST VE KARDEŞ ÜLKELERİMİZİN YANINDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her fırsatta vurguladığım üzere Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkeleri temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz. Biz, bu münasebetleri sadece ticari ve ekonomik alanlarda değil, güvenlik, eğitim, kültür ve ulaşım gibi geniş bir yelpazede, uzun vadeli iş birlikleri olarak görüyoruz. Kıtanın, bilhassa Sahel bölgesinde istikrarsızlık oluşturan terör örgütleriyle mücadele noktasında dost ve kardeş ülkelerimizin yanındayız” ifadelerini kullandı.
Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin liderliğinde Nijer güvenlik güçlerinin terörle mücadelesini de takip ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendileriyle bu çerçevede askerî eğitim ve istihbarat alanlarında daha yakın iş birliği imkânlarını da değerlendirdik. Ülkemizin bu alandaki tecrübesini paylaşmaya hazır olduğumuzu belirttik. Ayrıca konuk heyetin önde gelen savunma sanayi firmalarımızla yapacakları görüşmelerin müspet neticelerini de yakında alacağımıza inanıyorum” dedi.
NİJER CUMHURBAŞKANI TCHİANİ: “8 OCAK 2013 TARİHLİ RESMÎ ZİYARET BİZİM İÇİN TARİHÎ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI OLDU”
Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, Türkiye-Nijer ilişkilerinin Osmanlı dönemine uzandığını belirterek “450 kişinin zamanında Libya’dan ayrılıp Agadez’e gelmesiyle birlikte 1405 yılından bu yana ikili iş birliğimiz güçlendi. Türkiye Cumhuriyeti’yle bağımsız Nijer Cumhuriyeti arasındaki ilk diplomatik ilişki anlaşmaları 1966 yılında imzalanmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye-Nijer arasındaki ilişkilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlık döneminde 8 Ocak 2013’te Nijer’e resmî ziyaret gerçekleştirmesi ve bu ziyarette ikili iş birliği anlaşmasının imzalanmasıyla güçlendiğini vurgulayan Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani şöyle devam etti: “O dönemden bu yana daima Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aydın vizyonu ve iradesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğini aldık. Kendisi (Cumhurbaşkanı Erdoğan) Nijer Cumhuriyeti’ne her zaman ayrı bir önem vermiştir. Ekselansları her zaman ilişkilerimizin gidişatını takip etti ve terör tehdidiyle başarılı bir şekilde mücadele etmemiz için de bizi destekledi.”
İki ülke arasındaki ilişkilerin sadece savunma alanıyla sınırlı olmadığını, bunun dışında ilişkilerin başka alanlarda da güçlendiğini aktaran Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, sağlık alanında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2013’teki ziyareti sonrasında Türkiye-Nijer Dostluk Hastanesinin inşa edildiğini hatırlattı.
Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Ocak 2013’teki Nijer ziyaretini hatırlatarak şunları kaydetti: “O dönem siz yeni bir girişimle birlikte Maarif Vakfı aracılığıyla üniversite için bizi desteklediniz ve yeni öğrencilerimizin kaliteli bir erişime sahip olmasını sağladınız. 500’den fazla öğrencimiz buradaki yüksek öğrenim hizmetlerinden faydalanmakta. Bunun dışında yine Türkiye-Nijer dostluk tesisi oluşturuldu. Dolayısıyla aslında şunu ifade edebilirim ki 8 Ocak 2013 tarihli resmî ziyaret bizim için tarihî bir dönemin başlangıcı oldu.”
Tarım, enerji, altyapı, savunma sanayi alanında Türkiye’nin desteğini gördüklerini belirten Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, “Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’nın bize destek olduğunu görebiliyoruz. Kendisi sürekli bizim yanımızda” dedi.
Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, bugünkü ziyaretinin Afrika ülkeleri dışında gerçekleştirdikleri ilk ziyaret olduğunu ifade ederek “Umuyorum ki bu iş birliğimiz daha da devam etsin, daha da güçlensin ve örnek teşkil etsin. Hem Afrika kıtası için örnek teşkil etsin hem de dünya için örnek iş birliği ilişkisi olsun” diye konuştu.
TÜRKİYE İLE NİJER ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından iki ülke arasındaki ortak anlaşmalar imza altına alındı.
İki ülke arasındaki “Yükseköğretim, Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının 2026-2030 Yılları İçin Uygulama Protokolü”ne Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile Nijer Dışişleri, İşbirliği ve Yurtdışındaki Nijerliler Bakanı Bakary Yaou Sangare imza attı.
“Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komisyonu (JETCO) Kurulmasına İlişkin Ortak Bildiri”yi Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Nijer Ticaret ve Sanayi Bakanı Abdoulaye Seydou imzaladı.
“Nijer-Türkiye Dostluk Hastanesinin Ortak İşletilmesi ve Devredilmesi ile İlgili Protokol”e Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Nijer Sağlık ve Kamu Hijyeni Bakanı Albay Dr. Garba Hakimi imza attı.
“Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi ile Nijer Cumhuriyeti Ulusal Diplomatik ve Stratejik Araştırmalar Kurumu Arasında Mutabakat Zaptı”nı Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Nijer Dışişleri, İşbirliği ve Yurtdışındaki Nijerliler Bakanı Bakary Yaou Sangare imzaladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tchiani’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Nijer bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, “Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz. Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun, kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü nedeniyle, Sayıştay Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen programa katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığının 164’üncü seneidevriyesinin Sayıştay ailesi başta olmak üzere, ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.
Sayıştayın her ne kadar Sultan Abdülaziz Han’ın irade-i seniyyesiyle Divan-ı Muhasebat adıyla 29 Mayıs 1862’de ihdas edilse de kökünün çok daha eskilere uzandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Divan-ı Muhasebat’ın temellerinin Karahanlılar’dan Selçuklu ve Gazneliler’e, geçmişte kurulan devletlerde mali denetim vazifesini yerine getiren Divan-ı İsraf kurumuna dayandığını söyledi.
Neredeyse 1200 yıllık köklü bir birikimden hafıza ve kurumsal tecrübeden söz ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu yönüyle Sayıştay Başkanlığımız devletimizin devamlılık ilkesinin kurumsal anlamda etek kemiğe büründüğü bir müessesedir. Kamuda hesap verme sorumluluğu ile mali şeffaflığa katkı sağlamak üzere denetim, yargı ve rehberlik faaliyetlerini yürüten Sayıştayımızı tebrik ediyor, mensuplarına Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Bu çatı altında devletine ve milletine hakkıyla hizmet eden dünya defterini kapatıp ebedi âleme irtihal eden Sayıştay mensuplarımıza Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bugüne kadar Sayıştay’da vazife üstlenmiş, bu kuruma yıllarca emek vermiş, bilgisiyle, birikimiyle, en önemlisi de kutsal bir mesuliyet bilinciyle bu ailenin yeni fertlerine örnek olmuş emekli Sayıştay mensuplarına şükranlarımı ifade ediyorum. Görevlerini yüksek bir şuurla ve geçmişten devraldıkları bu zengin mirasın hakkını tam olarak ifa eden hâlihazırdaki Sayıştay çalışanlarına vazifelerinde üstün başarılar temenni ediyorum.”
“KAMU MALİYESİNİN İYİ YÖNETİLMESİ BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, medeniyetin en büyük mütefekkirlerinden İbn-i Haldun’a göre insan için cemiyet düzeni içinde yaşamanın şart olduğunu aktardı. Toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde işlemesi, kendisini nesilden nesle aktarabilmesi için bazı kurumların tesis ve muhafazasının zaruri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Devlet işte bu müesseselerden biridir. Devletin sebebi vücudu yani varlık gayesi, evvel emirde adalettir, devamında emniyettir. Son noktada huzur ve selamettir. Tabii şurası da önemlidir, bizim zihin haritamızda bu kavramların her biri insanı ve toplumu merkeze alarak şekillenmiştir. Adaleti mülkün yani devletin temeli olarak gören ecdat tam da bu yüzden ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ demiştir. Buradan hareketle devletlerin kudreti hem beşeri sermayenin hem de mevcut kaynakların hikmeti de kuşatan rasyonel bir bakış açısıyla değerlendirilmesine bağlıdır. Kaynaklarını etkin ve verimli kullanamayan devletlerin muktedir ve müessir olması elbette mümkün değildir. Bunun için kamu maliyesinin iyi yönetilmesi büyük önem arz ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülke olduğunu söyledi. Milletin dişinden, tırnağından artırdığı kaynakların nasıl har vurup harman savrulduğunu gayet iyi hatırladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “SSK’nın göz göre göre nasıl batırıldığını, bankaların içinin nasıl boşaltıldığını, devletin hazinesinin nasıl hortumlandığını, rantiyenin halkın cebinden nasıl palazlandığını hiçbirimiz unutmadık. Şunu da söylemek isterim ki; tamahkârlar ve beceriksizler kadar kamu maliyesine en büyük darbeyi indirenlerden biri de vesayetçiler olmuştur. Geçen hafta 66. yıl dönümü geride kalan 27 Mayıs 1960 darbesinden başlayarak tüm antidemokratik müdahaleler bu ülkeye milyarlarca dolar zarar vermiş, halkımızı fakirleştirmiş, Türkiye’yi geride bırakmıştır. İşte, en son FETÖ’nün elebaşlığını yaptığı 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin Türk ekonomisine faturası 350 milyar dolardan fazladır. Millî iradeyi gasp etmeye çalışan darbeciler bunda muvaffak olamasalar dahi her bir vatandaşımızın cebinden binlerce dolar gasp etmişlerdir. Yine bir darbe girişimi olan gezi olaylarının doğrudan maliyeti 1,5 milyar doları, dolaylı maliyeti ise 10 milyarlarca doları bulmaktadır. Kamu kaynaklarının halkın yararına olacak şekilde kullanılmasından bahsederken bunların da hesaba katılması gerektiğine inanıyorum. İster sokak olayları ister FETÖ’vari terör örgütleri isterse cuntacılar vasıtasıyla olsun millî iradeyi hedef alan vesayet teşebbüslerinin ülkemize ve milletin kesesine verdiği zarar maalesef yeterince tartışılmıyor. Türkiye’nin her türlü vesayet odağına karşı mücadelesi aynı zamanda bu yüklerden de tamamen kurtulma mücadelesidir. İnşallah bu mücadele zafere ulaşınca ülkemizin ekonomik şahlanışı daha da hızlanacak, milletin kaynakları milletin cebine daha fazla akacaktır.”
“Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda tavır ve duruşlarının gayet net olduğunu belirtti.
Kamu malında 86 milyon vatandaşın her birinin hakkı olduğunu, garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payının bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, beytülmalın aynı zamanda gelecek kuşakların emaneti olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi kırmızı çizgimizdir” dedi.
Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynakların kimsenin babasının malı olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Biz buna izin veremeyiz. Son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur. Ödediği verginin en yüksek kalitede hizmete dönüşmesini bekleyen 86 milyon vatandaşımıza karşı unutmayın hepimiz sorumluyuz” değerlendirmesini yaptı.
“MODERN KAMU YÖNETİMİ, ŞEFFAF VE HESAP VERMEYE DAYALI BİR SİSTEM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştaydan beklentilerinin bir taraftan yargı ve denetim faaliyetiyle halkın emanetine sahip çıkarken diğer taraftan rehberlik çalışmalarıyla Türkiye Yüzyılı’nın inşasına aktif katkı yapması olduğunu ifade etti.
Ulusal stratejilerin hazırlanması başta olmak üzere Sayıştayın idarenin takdir yetkisini gözeterek hazırlayacağı raporlara duyulan ihtiyacın günden güne arttığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı kurumları, süreçleri ve yöntemleri aynı anda görebilme imkânına sahip Sayıştay’ın veriye dayalı, sistem bazlı ve katma değer odaklı bir yaklaşımla daha nice yıllar millete ve devlete önemli hizmetler sunacağına inandığını belirtti.
Modern kamu yönetiminin, vatandaş ile devletin göz hizasında iletişim kurduğu şeffaf ve hesap vermeye dayalı bir sistem olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sistemde mali denetim ne kadar sıkı, planlı ve sonuç odaklı olursa kamu hizmetlerinin de o kadar verimli olacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonominin büyümesi, refah seviyesinin yükselmesi, huzur ve güven ikliminin her alanda tesis edilmesinin kamu maliyesinin yönetim ve denetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu, Sayıştayın burada da kritik rol oynadığını kaydetti.
“SAYIŞTAYIN YÜKSEK DENETİM ORGANI OLARAK KENDİSİNİ YENİLEMESİNİ SAĞLADIK”
Son 23 yılda attıkları adımlarla Sayıştay’ın kapsama alanını daha da genişlettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle 2010’da çıkardığımız 6085 sayılı kanunla Sayıştayımızı 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap veren, uluslararası standartlara göre şekillenen bir yapıya kavuşturduk. Bu düzenleme ile Sayıştay Başkanlığımızın yüksek denetim organı ve yüksek hesap yargı mercii olarak kendisini yenilemesini sağladık.
Anayasal hukuk devletini güçlendirme yönünde hayata geçirdiğimiz demokratikleşme reformları sayesinde Sayıştay, kamu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşları denetleme yetkisine sahip oldu. Sayıştay, dijital denetim, yeni teknolojilerin sisteme entegrasyonu ve veri analitiğinin yaygınlaştırılması olmak üzere her birini destekler nitelikteki üç alanda önemli bir dönüşüme imza attı. Kamu yararı üretmeyen bürokratik süreçleri devre dışı bırakılarak verimliliği artırmaya dönük her çabayı son derece kıymetli buluyoruz.”
Geçen kasım ayında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan sayıştaylarının katılımıyla İstanbul’da kurulan Türk Devletleri Sayıştaylar Birliği’nden büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca dönem başkanlığını yürüteceği birliğin Türk dünyası ile ilişkilere farklı bir boyut kazandıracağına inandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonbaharda Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi’yle yeni bir dönemin kapılarını aralayacaklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştayın 164. kuruluş yıl dönümünün ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.