Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Hukukun gücü yerine, gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 81 vilayetimizin yanı sıra, dünyanın farklı ülkelerinde bizleri takip eden tüm vatandaşlarımı buradan saygıyla selamlıyorum.
Dünyada, bölgemizde, ülkemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi daha geride bırakıp büyük umutlarla 2026 yılını karşıladık.
Öncelikle yeni yılın ülkemize, milletimize, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor, aziz milletimize huzur, kardeşlik ve bereket dolu bir yıl temenni ediyorum.
Yine bu vesileyle 2025 yılı boyunca Türkiye’nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür ediyorum.
Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum. Özellikle geçen hafta DEAŞ’lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha Yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Yeni yılın ilk günlerinde şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Aziz vatandaşlarım, Türk milleti olarak bizler 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz. Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız ne ise, dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır. Hangi siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım, hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden ebede biriz ve beraberiz.
27 Aralık’ta vefatının 89. sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’in safahatından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız ne diyor o büyük şair;
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”
İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz: Bir dağ ne kadar uluysa, başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizi kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır. Ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz. Merhum Akif’in “İttihad yaşatır, yükseltir; tefrika yakar, öldürür” ikazını her zaman zihnimizin bir köşesinde tutacağız. Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye’nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız.
Mehmet Akif’in Kastamonu’da Nasrullah Camii’nde verdiği vaazın bir bölümünü özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Millî mücadelenin en sancılı günlerinde merhum Akif şöyle sesleniyordu: “Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne filan vilayet, ne filan sancaktır. Doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir.” Evet, bugün de boylarına poslarına bakmadan son derece kibirli bir eda ile Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır. Büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir.
Bir defa aziz milletimin şunu bilmesini isterim: Her kim ne adına olursa olsun millî mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye’nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.
Daha önce de çeşitli vesilelerle dile getirdim. Yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum, on yıllardır farklı biçimleriyle mücadele ettiğimiz terör belası, Türkiye’nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır. DEAŞ’ından FETÖ’suna, DHKP-C’sinden PKK’sına gayrimeşru yapıların hepsi birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır. Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkânın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız.
Aziz milletim, değerli basın mensupları; 2026 yılının ilk Kabine Toplantısını biraz önce gerçekleştirdik. Güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdik. Milletimizin hayrına olacak önemli kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel son 3 haftada millete hizmet yolunda neler yaptığımızı şöyle özetin özeti mahiyetinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli vatandaşlarım, aziz kardeşlerim; 16 Aralık’ta barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı’nda dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde, hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz. Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan 5 dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza 5 dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor, ama diklenmiyoruz. Hep söyledik, bugün tekrar ediyorum; biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz, ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye, sık sık vurguladığım üzere her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız.
Burada yeri gelmişken şu hususu da ifade etmek zorundayım: Türkiye, dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze’den Suriye’ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. Açık söylüyorum, ilkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika’dan Latin Amerika’ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi, dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir.
“ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDEN HİÇBİR EYLEMİ TASVİP ETMEYİZ”
Aziz milletim; lütfen son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP’nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirin. CHP Genel Başkanının isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz’de, ne Doğu Akdeniz’de, ne Gazze soykırımında, ne Libya, ne de Suriye konusunda tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükûmetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükûmetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye’nin devrik lideri ülkesinden kaçarken, Esad’la görüşülmeli diyenler bunlardı. Karabağ’ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan’ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye’yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa’ya Türkiye’yi şikâyet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, millî menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı, bugün bize ahkâm kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın, ama bunun adı yüzsüzlüktür. Muhalefet, iktidar yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun mantığıyla hareket edemez. Böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir.
Şurası da çok enteresan: Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanının aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Şimdi çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına bu patolojik bir ruh hâlinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?
Aziz milletim; biz tabi ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye’ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Bakın biz iç politikayı da, dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükûmetiz, böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için, hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz.
“TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ DOST VENEZUELA HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”
Şurası bir gerçek ki, ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde, ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir.
Bugünkü Kabine Toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerikan Başkanı Trump ile telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.
Değerli arkadaşlar; 18 Aralık’ta Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ni külliyemizde düzenlediğimiz törende sahipleriyle buluşturduk. Arkeoloji, bilim kültür, müzik, resim ve fotoğraf dallarında ödüle layık görülen ilim ve sanat erbabımızı tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
20 Aralık’ta İstanbul Tersane Komutanlığımızda Türk donanması ve Türk tersaneciliğinin gurur günlerinden birine daha tanıklık ettik. Havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş Sonar teknolojisiyle öne çıkan TCG Hızır Reis Denizaltımızı ve Yeni Tip Çıkarma Gemimiz Ç-159’u donanmamızın hizmetine verdik. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorlu, ULAQ silahlı insansız deniz aracımızı Deniz Kuvvetlerimizin filosuna dahil ettik. Mavi Vatandaki caydırıcılığımıza önemli katkılar yapacak açık deniz karakol gemimiz SEFERİHİSAR’ın ise ilk sac kesimini gerçekleştirdik. Aynı törende Pakistan’la olan MİLGEM Sözleşmeleri kapsamındaki ikinci gemiyi PNC Hayber’i Pakistan heyetine teslim ettik. Donanmamızın gücüne güç katacak yeni deniz platformlarımız bir kez daha hayırlı, uğurlu olsun diyorum.
20 Aralık’ta TÜBA Bilim Ödüllerini 38 bilim insanımıza, TÜBİTAK ödüllerimizi ise 8 farklı üniversitemizden 11 hocamıza tevcih ettik.
25 Aralık’ta Avrupa’nın en büyük sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Demokratlar Birliği’nin üyelerini külliyemizde ağırladık. Avrupa genelindeki 253 şubesiyle demokratik ve aktif katılımdan sağlıklı entegrasyona, eğitim projelerinden İslam düşmanlığı ile mücadeleye birçok alanda çalışmalar yürüten birliğimize teşekkürlerimi iletiyorum. Türk diasporasının her bir mensubu bu vatanın, bu milletin göz bebeğidir. Büyükelçiliklerimizle, konsolosluklarımızla, Yurtdışı Türkler Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla bu kardeşlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.
Kıymetli basın mensupları; 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması iktidarımızın yaklaşık 3 yıldır birinci önceliğiydi. Hükûmet, bu enkazın altında kalır diyen istismarcılara meydanı terk etmedik. Asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışması ve seferberliğiyle gelmeyi başardık. İşte en son 27 Aralık’ta 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere Hatay’ın misafiri olduk. Hatay’ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş’ımızda 22 bin 81, Malatya’mızda 11 bin 367, Adıyaman’ımızda 4 bin 833, Osmaniye’mizde 3 bin 357, Elâzığ’ımızda 2 bin 568, Gaziantep’imizde 1.620, Şanlıurfa’mızda 1.333, Diyarbakır’ımızda 887, Adana’mızda 692, Kilis’imizde 308, Kayseri’mizde 224, Tunceli’mizde 201, Bingöl’ümüzde 27 olmak üzere toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde, depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz. Bizleri milletimize mahcup etmeyen Rabbime sonsuz hamdediyorum. Konut, köy evi ve iş yerlerimiz bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyor, hak sahiplerimizin yeni yuvalarında ağız tadıyla oturmalarını diliyorum.
Hatay’da aynı zamanda toplam 200 milyar değerinde 227 yatırımın toplu açılışını yaptık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla birlikte tüm bakanlıklarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, yüklenici firmalarımıza, hayırseverlerimize, işçi, mimar ve mühendislerimize, herkese teşekkür ediyorum.
30 Aralık’ta Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve heyetini ülkemizde misafir ettik. Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde Somali’de hayata geçirdiğimiz uzay limanı projemizde gelinen son aşamayı değerlendirdik. Ayrıca, filomuza yeni kattığımız Çağrı Bey ve Yıldırım derin deniz sondaj gemilerimizin müjdesini milletimizle paylaştık. Yeni gemilerimizin de ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.
Aziz milletim; 2026 senesini ihracatta kırdığımız rekorların sevinciyle karşıladık. Geçen yıl için ihracatta hedefimizi 270 milyar dolar olarak açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştim. Allah’a hamdolsun, her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık. 2025 senesini 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapattık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımızda Kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış oldu ve ihracatımız 26 milyar 411 milyon dolara yükseldi. Bu rakamlarla hem aylık bazda, hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihimizin rekoruna imza attık.
Bir başka çarpıcı oran hizmetler ihracatımızdır. Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah bu yılın sonunda ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz. Bu vesileyle tüm ihracatçı kuruluşlarımızı, iş adamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerini, ilgili bakanlıklarımızı ve bürokratlarımızı tebrik ediyorum.
Değerli arkadaşlar; 2026 yılına ekonomi cephesinden gelen umut verici haberlerle giriyoruz. Makroekonomik istikrar ve reform programımızın semeresini başta enflasyon olmak üzere birçok alanda yavaş yavaş topluyoruz. Nitekim bugün 2025 yılına dair önemli bir gösterge daha açıklandı. İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon, 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Göreve geldiğimiz ilk günden beri titizlikle uyguladığımız işçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme politikamızı aynı hassasiyetle devam ettireceğiz.
Son olarak üniversiteli gençlerimizle şu müjdeyi paylaşmak isterim: Biliyorsunuz 2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencilerimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibariyle bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun.
Bu düşüncelerle kabine toplantımızın ve aldığımız kararların tüm Türkiye için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim ülkemizi her türlü sıkıntıdan muhafaza eylesin diyor, sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”
FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar
FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir
FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır
MARKA &PATENT ÇETESİ
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır?
Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEKNOFEST Güneydoğu” ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) Güneydoğu’da bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Perşembe günü Manisa Soma’da meydana gelen göçükte hayatını kaybeden beş madenci kardeşimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Madencilerimizin acılı ailelerine, çalışma arkadaşlarına sabır, yaralı olarak kurtarılan ve tedavileri devam eden iki madencimize acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Göçükle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının idari soruşturma, Soma Cumhuriyet Başsavcılığının da adli tahkikat başlattığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aralarında madeni işleten şirketin yetkililerinin de olduğu dokuz kişi gözaltına alınmıştır. Soruşturma çok yönlü bir şekilde devam etmektedir. İhmali veya suçu olan kim varsa hesabını mutlaka verecektir. Biz de bunun takipçisi olacağız” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ EMİN ELLERDEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, akılla emeği, zekâ ile bilgiyi, fikirle projeyi buluşturan bir TEKNOFEST’te gençlerle yine beraber olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Türkiye’nin teknolojide ulaştığı seviyeyi, TEKNOFEST kuşağının ürettiği nitelikli eserleri bugün bir kez daha gururla seyrediyoruz. Ürünlerini sergileyen, kurduğu hayalleri TEKNOFEST Güneydoğu’da gerçeğe dönüştüren tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. GAP Havalimanı’mızdaki bu muazzam atmosfer, buradaki gençlerimizin azmi, heyecanı, kararlılığı, bizlere çok net bir şekilde gösteriyor. Türkiye’nin geleceği hamdolsun, emin ellerdedir. Ülkemin önü de ufku da bahtı da sonuna kadar açıktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı, TEKNOFEST kuşağının izini, mührünü, damgasını taşıyacaktır. Buradaki gençler, bu milletin yüz akıdır, bu ülkenin göz bebeğidir. Müreffeh ve muteber Türkiye’nin en güçlü nişanesidir. Her birinize iftar ediyorum. Böylesine bilgili, ahlaklı, cesur ve öz güvenli bir gençlikle yol yürüttüğü için Cenabıallah’a sonsuz hamdediyorum. Gözlerinizdeki şu ışık hiç sönmesin, kalplerinizdeki şu coşku hiç ama hiç dinmesin Rabb’im sizleri nazarlardan muhafaza eylesin” diye ekledi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Teknoloji Takımı ve bu görkemli şölene katkı sunan tüm paydaşları yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sevgili gençler, başından sonuna kadar sizlerin imzasını taşıyan, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’in coşkusunu bu kez Şanlıurfa’mızda yaşıyoruz. Rabb’imize hamdolsun” dedi.
“İSTEDİK Kİ GENÇLERİMİZ KÖKLERİNİ UNUTMASIN”
TEKNOFEST için Şanlıurfa’yı neden tercih ettiklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Selçuk Bey, ‘Bu programı nerede yapalım’ dediğinde ben de kendisine dedim ki, ‘Buraya Şanlıurfa yakışır’ Gerçekten de Şanlıurfa’da bu programın bu kadar coşkulu, bu kadar katılımı yüksek şekilde oluşması, şu anda ben de uçakta izlediğimde, bu güzelliği gördüm ve iftihar ettim” ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST’in Şanlıurfa’ya yakıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Unutmayın, burası her şeyden önce peygamberler şehridir. Burası binlerce yıllık bilim, kültür ve medeniyet birikimine sahiptir. Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe, bu şehrin sınırları içindedir. Tıpta, matematikte, astronomide, geometride, fizik ve felsefede binlerce âlim en seçkin eserlerini bu şehirde vermiştir. El Battani’den Sinan bin Sabit’e, Harranlı İbni Vasıf’tan Yunus el Harrani’ye onlarca, yüzlerce bilim insanı burada yaptıkları çalışmalarla insanlığa çok kıymetli eserler hediye etmiştir. İşte bu yüzden mazinin birikimini bugünün gençleri ve geleceğin teknolojileriyle buluşturmak için TEKNOFEST’i Şanlıurfa’da düzenledik. Damada dedim ki, Şanlıurfa’ya bu yakışır. Şanlıurfa’yla inşallah şöyle bir semaya doğru huruç ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedik ki gençlerimiz köklerini unutmasın, ecdadın eserlerinden güç ve ilham alsın. Türkiye’nin istikbalini bu şuurla inşa etsin. İstedik ki dünyanın farklı ülkelerinden TEKNOFEST’e katılan gençler, Türkiye’nin bu değerlerini, bu derinliğini daha yakından görsün, tanısın. Biliyorsunuz bu etkinliğe 2018’de 4 bin 333 takım başvuruyla başlamıştık. Başvuru sayısı her sene daha da yükseldi, maşallah bu yıl TEKNOFEST Güneydoğu’ya ilgi itibarıyla gerçekten çok yoğun. Teknoloji yarışmalarına 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım, 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu. Bugüne kadar ziyaretçi sayımız ne oldu? 1 milyona yaklaştı, elhamdülillah bu ne güzellik, bu ne büyük coşku” diye ekledi.
“HER BİRİNİN ARKASINDA BÜYÜK EMEK OLAN BURADAKİ TEKNOLOJİLERİN TAMAMIYLA KIVANÇ DUYUYORUZ”
Bu sene TEKNOFEST’e yeni kategoriler ilave ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G, yapay zekâ, elektronik harp, birinci şahıs görüşlü dron izleme, ileri otonom sistemler, robotik uygulamalar, savaşan İHA’lar, hava yolu optimizasyonu ve bağımlılıkla mücadele gibi alanlarda 11 yeni yarışma kategorisi eklendiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni deneyim, sergi, uçuş ve etkinlik alanlarının ise organizasyona ayrı bir zenginlik kazandırdığını ifade ederek, “Finale çıkanlar başta olmak üzere bu yarışmalara katılan tüm takımlarımızı, yarışmacılarımızın tamamını gönülden tebrik ediyorum. Rabbim bu başarılarınızı inşallah daim eylesin” dedi.
Gençlerin etkinlikle ilgili ne düşündüğünü bilmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Burada sergilenen yerli ve millî savunma ürünlerini gördünüz değil mi? KIZILELMA’yı, KAAN’ı, GÖKBEY’i, ATAK’ı, HÜRJET’i, ANKA’yı, BAYRAKTAR TB2’yi ve son teknolojiye sahip diğer hava platformlarını beğendiniz değil mi? ZAHA, Pars, Gezgin, Boran, Fırtına, Korkut, Gökberk, Kalkan, Hisar, Ejderha ve diğer kara araçlarımız sizden tam not aldı değil mi? Albatros insansız deniz aracımız, TÜRKSAT 6A uydumuz, HİSTEP roketimiz, yerel tespit sistemimiz, gösteri uçuşlarımız, bunlar sizi heyecanlandırdı, gururlandırdı değil mi? Evet. Bizler de tıpkı sizin gibi düşünüyoruz. Heyecanlıyız, coşkuluyuz. Her birinin arkasında büyük emek olan buradaki teknolojilerin tamamıyla kıvanç duyuyoruz. Savunma sanayimizde kendi mühendislerimizin, yazılımcılarımızın, teknisyenlerimizin hayata geçirdiği bu platformlarla iftihar ediyoruz.”
“TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİNİ SİZLER OMUZLAYACAKSINIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hayatı boyunca gençlerle yol yürümüş, gençlerin daima arkasında durmuş bir siyasetçi olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim. Burada izlediğiniz, beğendiğiniz, hayran kaldığınız, görünce gururlandığınız tüm bu teknolojileri ileride inşallah, sizler üreteceksiniz. Bu ürünleri tasarlayan, geliştiren, test eden ağabeylerinizle, ablalarınızla ileride inşallah beraber çalışacaksınız. Onların Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil, Nuri Demirağ ve Özdemir Bayraktar gibi bu davaya ömrünü vermiş kahramanlardan devraldığı emaneti sizler yaşatacak, daha ileri noktalara sizler taşıyacaksınız. Türkiye’nin istikbalini sizler omuzlayacaksınız. Şehit ve gazilerimizin yücelttiği mücadele sancağını sizler başarıyla dalgalandıracaksınız. Şunu hiçbir zaman unutmayın, bu millet asırlardır sizi bekliyor, bu ümmet yüzyıllardır sizden işaret bekliyor. Mazlum ve mağdurlar çağlardır sizi dört gözle bekliyor” diye konuştu.
Bir hususu unutmamalarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizi durdurmak, sizi yavaşlatmak, sizin ümitlerinizi kırmak isteyenler de var. Asırlardır tetikte bekliyor, yüzyıllardır pusuda bekliyor. Bekledikleri fırsatı onlara vermeyeceksiniz. Sizi yolunuzdan döndürmek isteyenlere aman vermeyeceksiniz. İlkelerinizden, değerlerinizden, kimliğinizden, unutmayın, Kızılelma mefkûrenizden en küçük bir taviz vermeyeceksiniz” dedi.
Merhum Erdem Bayazıt’ın şiirinden, “Zaman akar, yer direnir, gökyüzü kanat gerer, siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde, karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz, soluğunuz umutsuz ceylanların gözü yaşına sünger, şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü, çatlayacak yalanın çelik kabuğu, sizin bahçenizde büyüyecek aşkın ve inancın güneş yüzlü çocuğu” mısralarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sizler yani müjdenin kurşun yükünü taşıyanlar, savaş suçlularını, insanlık düşmanlarını, soykırımcıları sizler durduracaksınız. Geliştirdiğiniz ürünlerle, hayata geçirdiğiniz projelerle, şahsiyetinizle, cesaretinizle, bilginizle, şefkat ve merhametinizle Filistin’den Lübnan’a, Yemen’den Libya’ya gönül coğrafyamızda kanayan yaraları sizler saracaksınız. Yalanın çelik kabuğunu, doğrunun, vicdanın, hakkın ve hakikatin ışığıyla sizler kıracaksınız.”
“SAVUNMA SANAYİNDEKİ BAŞARILARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Gençlere inanıp güvendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak savunma sanayindeki başarılarımızı sürdürüyoruz. Bu alanda tam bir devrime imza atıyoruz. 4 bin 500’den fazla firmamız, 100 binin üzerinde insanımız, Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda başarı çıtasını her gün daha yükseğe taşıyor. Havada, karada, denizde ve uzayda devreye aldığımız projeler, geliştirdiğimiz ürünlerle destan yazmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yerli ve millî imkânlarla üretilen savunma ürün, yazılım, platform ve ekipmanları ordunun ve güvenlik birimlerinin envanterine dâhil ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Etkinlik ve caydırıcılığımızı artırırken, talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin de savunma ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kader birliği yaptığımız dostlarımız ne kadar güçlü olursa Türkiye’nin de o derece kuvvetli ve kudretli olacağına inanıyoruz. Bakın biz, yokluğun, başkalarına muhtaç olmanın acısını bilen bir milletiz. Bir dönem, savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı olan bir ülkeydik. Savunma ihracatında şu anda dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Sadece bu yılın ağustos ayında 511,4 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettik. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımızı, geçtiğimiz senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 oranında artırdık ve 6,3 milyar dolara ulaştık. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde yıllık sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, ürünlerini burada gördüğünüz firmalarımızın gayretleri, bizlerin de destekleriyle işte bugünlere geldi. Çalıştık, çabaladık, zorluklar karşısında pes etmedik ve bunları başardık. İnşallah daha iyi yerlere geleceğiz. İnşallah bu başarıları, yeni rekorlarla, rekabet gücü ve katma değeri yüksek yeni platformlarla daha da güçlendireceğiz.”
TEKNOFEST Güneydoğu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahipleri ve finalistler başta olmak üzere tüm takımları ve yarışmacıları tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm misafirlere ve katılımcılara şükranlarını sundu, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.