Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16. Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin hem kendi hak ve çıkarlarını layıkıyla savunabilmesi, hem de dost, soydaş ve kardeşlerine yardım eli uzatabilmesi için ekonomik, askerî, diplomatik bakımdan güçlü olmak dışında bir seçeneği yoktur. Tecrübeyle sabit bu acı hakikat karşısında biz de stratejilerimizi belirliyor, adımlarımızı planlıyor, yere sağlam basıyor, hiçbir işi şansa bırakmıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı’na katıldı.
Devlet geleneğinde istişarenin ayrı bir yerinin ve öneminin olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “devlet aklı” kavramının, istişare kültürünün zengin bir tecrübeden süzülerek uygulamaya geçirilmiş hâli olduğunu belirtti.
Bu yıl 16’ncısı düzenlenen Büyükelçiler Konferansı’nın her konuda fikir teatisine, istişareye, müzakereye zemin oluşturduğunu, bundan da memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yıl olduğu gibi bu sene de konferansın tertiplenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devleti ve milleti yurt dışında iftiharla temsil ederken terör örgütlerinin kalleş saldırılarında şehit düşen hariciye teşkilatının tüm mensuplarını rahmetle yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılından beri düzenlenen konferansın her yıl farklı bir temada gerçekleştirildiğini belirterek, 16. Büyükelçiler Konferansı’nın “barış, istikrar ve refah üreten dış politika” başlıklarını taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, içinden geçilen bölgesel ve küresel konjonktür itibarıyla bu üç kavramın seçilmesini son derece yerinde bulduğunu kaydetti.
Modern diplomasinin temellerini atan Vestfalya Anlaşması’nın üzerinden neredeyse dört asır geçtiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süre zarfında şüphesiz hem Avrupa’da hem bölgede hem de dünyada tüm insanlığı etkileyen çok mühim hadiseler yaşandığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda teknoloji ve küreselleşmenin de etkisiyle ana aktörü devlet olan uluslararası ilişkilerin çok daha geniş bir alanı kapsar hâle geldiğini belirtti.
Çok uluslu şirketler, sivil toplum örgütleri, düşünce kuruluşları, uluslararası medya ve yatırımcılar gibi yeni oyuncuların, geleneksel diplomasiyi, dijital, dinamik ve kontrolü gittikçe zorlaşan bir zemine taşıdığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 30 yılda iki kutupluluktan çok taraflılığa evrilen uluslararası sistemin gelinen noktada çok kutupluluğa dönüşmeye başladığını, dolayısıyla güç mücadelesinin daha sertleşmeye namzet olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük oranda söylem düzeyinde kalsa da insan hakları ve küresel adalet gibi kavramların daha fazla gündemde yer aldığına, bunların dikkate değer gelişmeler olduğuna ve hepsinin ayrı ayrı önemde olduğuna işaret etti.
Burada şu tespitin de mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tüm bu gelişmeler, insani krizleri, küresel eşitsizliği, savaşları, çatışmaları, istikrarsızlıkları çözmek yerine sorunları daha da derinleştirmiştir. Geçtiğimiz yüz yılın ilk yarısında, 20 yıl arayla milyonlarca insanın hayatını kaybettiği iki dünya savaşı yaşanmıştı. Holokost yine bu dönemde büyük bir barbarlık ve vahşet örneği olarak insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakmıştı. İkinci Cihan Harbi sonrası inşa edilen küresel yönetişim ve güvenlik mimarisinin gayesi, benzer trajedilerin, soykırımların, vicdanları yaralayan savaş ve insanlık suçlarının önüne geçmekti. Bunda tam başarı sağlandığını söylemek yanlış olur.
Ruanda’da yaklaşık 100 gün içinde 800 bin insan soykırıma uğradı. Bosna’da, Avrupa’nın göbeğinde utanç verici katliamlar yaşandı. Irak’ta, Arakan’da, Somali’de, Orta Afrika’da ve daha pek çok yerde milyonlarca masum insan, çatışma ve iç savaş sebebiyle hayatını kaybetti. Haksız da olsa güçlüyü koruyan, haklı da olsa mazlumu ezen mevcut düzen on yıllar boyunca istikrarsızlık üretti, kriz üretti, adaletsizlik üretti. Bu acı hakikate hepimiz bizzat şahitlik ettik.”
Komşu Suriye’de, 600 binden fazla Suriyelinin Baas rejiminin ve terör örgütlerinin saldırılarında şehit olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sednaya gibi işkence merkezlerinde yüz binlerin eziyet gördüğünü, milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “13,5 yıl boyunca katliam devam ederken, 13,5 yıl boyunca sivillerin tepesine varil bombaları yağarken vicdan sahibi bir avuç ülke dışında demokrasi ve insan hakları havarisi kesilenlerin hiçbirinin sesi çıkmadı. Sınır hatlarından yansıyan insanlık dışı görüntüleri hiçbirimiz unutmadık. Şişlerle delinen, batırılan, ülkemize doğru itilen botları unutmadık. Avrupa başkentlerinde kaybolan binlerce Suriyeli çocuğu unutmadık. Popülist siyasetçileri ve medyanın kışkırttığı ırkçı saldırıları unutmadık” diye konuştu.
“ON BİNLERCE ÇOCUK GAZZE’DE HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR”
Aynı şekilde Gazze’de 70 binin üzerinde Filistinlinin öldürüldüğünü, 170 binin üzerinde de yaralı bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıkıntıların altında ne kadar cenaze olduğunu kimsenin bilmediğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda pek çok anne, pek çok eş, çocuk, annelerini, babalarını, eşlerini arıyor ya da onların akıbetlerine ilişkin haber almayı bekliyor. Sadece annesini, babasını, kardeşini değil evini, okulunu kaybetmiş on binlerce çocuk soykırımın canlı tanıkları olarak bugün enkazlar arasında Gazze’de hayata tutunmaya çalışıyor” dedi.
Gazze’nin yüz ölçümünün 365 kilometrekare olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yani Gazze derken, İstanbul’da Beykoz, Ankara’da Mamak büyüklüğünde bir alandan bahsediyoruz. Soykırımdan önce Gazze’nin nüfusu 2,3 milyon civarındaydı. İşte böyle bir yerleşim alanına, 200 bin tondan fazla bomba atıldı. Hiroşima’ya atılandan 14 kat daha fazla bombayla Gazze’yi yerle bir ettiler. Şimdi bu durumda biz, nasıl işleyen, bu sorunlara çözüm üreten, adaletsizliği engelleyen bir uluslararası sistemden bahsedebiliriz? Mevcut küresel güvenlik ve yönetişim mimarisine nasıl güvenebiliriz? Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara şudur: Uluslararası kurumların çoğu bugün, kendisini gassalin ellerine bırakmış meyyit misali cansız, duyarsız, hareketsiz ve işlevsiz vaziyettedir. Türkiye’nin hem kendi hak ve çıkarlarını layıkıyla savunabilmesi hem de dost, soydaş ve kardeşlerine yardım eli uzatabilmesi için ekonomik, askerî, diplomatik bakımdan güçlü olmak dışında bir seçeneği yoktur.”
“İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ ASRI TÜRKİYE YÜZYILI YAPMAK İÇİN ÇOK BOYUTLU BİR POLİTİKAYI HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Türkiye’nin dünyada yaşanan gelişmeler karşısında stratejilerini belirlediğini, adımlarını planladığını ve yere sağlam basıp, hiçbir işini şansa bırakmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “İçinde bulunduğumuz asrı Türkiye Yüzyılı yapmak için incelikle örülmüş çok boyutlu bir politikayı adım adım hayata geçiriyoruz. Bu mücadelede ülkemizin dış ilişkilerinin icrasında merkezi bir konuma sahip olan hariciye teşkilatımıza tabiatıyla büyük sorumluluk düşüyor. Ekonomisi, ihracatı, turizmi, savunma sanayisi ve elbette uluslararası itibarıyla Türkiye büyüdükçe Türkiye’nin küresel siyasetteki önemi ve ağırlığı arttıkça sizin mesainiz de yoğunlaşıyor. Genişleyen diplomatik temsilcilik ağımızla, 264 dış temsilciliğimizle bugün şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandırıyoruz. Şunu bir defa altını çizerek ifade etmek durumundayım. Ne eksen kayması ne rota değişimi ne de köklerden kopma, dış siyasetimizde bunların hiçbirisi söz konusu değildir ve olamaz.”
“GAZZE’NİN YENİDEN İNŞASINA BİR AN ÖNCE BAŞLANMALIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çift başlı Selçuklu kartalından ilhamı alan bir bakış açısıyla dünyanın her köşesiyle ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi iş birlikleri tesis etmenin, karşılıklı saygıya dayalı samimi ilişkiler geliştirmenin çabası içerisinde olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Özellikle son yıllarda kriz ve çatışmalarla anılan coğrafyamızda herkesin kazançlı çıkacağı bir barış ve istikrar kuşağı oluşturmanın mücadelesini veriyoruz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Amerikan Başkanı Sayın Trump ile New York’ta yaptığımız toplantı sonrası başlayan süreç, 10 Ekim’de ateşkes mutabakatıyla neticelendi. İsrail’in artan ihlallerine rağmen Hamas’ın serinkanlı tutumu sayesinde ateşkes büyük ölçüde korunuyor. Çeşitli kısıtlamalara karşın insani yardım sevkiyatı peyderpey ilerliyor. 103 bin tonu aşan insani yardımla burada da farkımızı ortaya koyuyoruz. Bu aşamada önceliğimiz ateşkesin kalıcı olması ve insani yardımların Gazze’ye engelsiz ulaştırılmasıdır. Gazze’nin yeniden inşasına da bir an önce başlanmalıdır. Bu amaçla temaslarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz.”
“SURİYE’NİN ÖNÜNDE TARİHÎ BİR FIRSAT KAPISI ARALANDI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de olduğu gibi Suriye’de de benzer bir çaba içinde olduklarını hatırlatarak, 8 Aralık 2024’te Esed rejiminin devrilmesiyle Suriye’nin önünde tarihî bir fırsat kapısının aralandığını söyledi.
Ahmed Şara’nın liderliğinde Suriye’nin, uluslararası topluma yeniden entegrasyon yolunda kısa sürede ciddi mesafe aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece ülkemizden Suriye’ye dönen mültecilerin sayısı 580 bini buldu. Suriyeli muhacirlerin gönüllü, güvenli, onurlu geri dönüşleri Suriye’deki huzur ortamı kalıcı hâle geldikçe şüphesiz hızlanacaktır. Ancak bunun biraz daha zaman alacağı anlaşılıyor. İsrail’in Suriye’ye yönelik mütecaviz eylemleri hâlihazırda bu ülkenin kalıcı güvenlik ve istikrarının önündeki en büyük engeldir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin varlığının bir başka sorun alanı olduğunu belirterek, şunları ifade etti: “DEAŞ belasıyla göğüs göğüse çarpışmış tek NATO müttefiki olarak Suriye hükûmetine gereken her türlü desteği veriyoruz. Ayak direnmesi hâlinde krize dönüşme riski barındıran 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için de gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye’nin parçalanmasından, bölünmesinden, millî birlik ve bütünlüğünün zafiyete uğramasından kimin çıkar sağlayacağı açıktır. Suriye’yi oluşturan tüm kesimlerin yarınlarına güvenle bakabilmesi ancak ortak tarih ve ortak gelecek tasavvuruyla mümkündür. Her zaman söylüyorum, biz bin yıldır buradayız, beraberiz, komşuyuz. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız, birlikte yaşayacağız. Müslümanların kanından beslenenlerin oyununa gelmenin vebalini kimse taşıyamaz. Dimyat’taki pirincin peşine düşmenin, evdeki bulgurdan da edebileceğini hiç kimse unutmamalı. Sağduyunun, hırsa ve ihtirasa galip geleceğine inanıyor, Türkiye olarak bunun için çalışmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum.”
Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin özel ilişkilere sahip olduğu iki ülkeyi bu yıl İstanbul’da üç defa bir araya getirdiğini anımsattı.
“KARADENİZ TAHIL GİRİŞİMİ VE ESİR TUTUKLU DEĞİŞİMLERİ GİBİ PEK ÇOK İNİSİYATİFE ÖNCÜLÜK ETTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul süreci neticesinde insani alanda elde edilen kazanımların Türk diplomasisi için kayda değer bir başarı teşkil ettiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: “İstanbul sürecinin yanı sıra Ukrayna Savaşı çerçevesinde bugüne kadar Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir tutuklu değişimleri gibi pek çok inisiyatife öncülük ederek insani sahada somut sonuçlara ulaştık. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulayarak savaşın Karadeniz’e sirayet etmesine mani olduk. Fakat son günlerde düzenlenen karşılıklı saldırılar Karadeniz’deki seyrüsefer emniyetini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Ticaret gemilerini, sivil gemileri hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Her iki tarafa da bu konuda ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır barışa hasret kalan Güney Kafkasya’nın bugün tarihî bir dönemden geçtiğine işaret ederek, “Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması imzalamaya hiç olmadıkları kadar yakınlar. Sürece paralel olarak Azerbaycan ile diyalog hâlinde biz de Ermenistan ile normalleşme süreçlerimizi ilerletiyoruz. İnşallah gelecek sene başından itibaren bazı sembolik adımlar atacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilerin de görev yaptığı yerlerde gördüğü üzere Türkiye’nin profilinin sadece mücavir bölgelerde değil uzak coğrafyalarda da yükseldiğini belirterek, şunları kaydetti: “Ülkemizin önünde yeni iş birliği kapıları açılmaktadır. Türkiye’ye yönelik ilginin arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Hiç ummadığınız yerlerde, dünyanın en ücra köşelerinde Türkçe konuşan, Türkiye’yi bilen, tanıyan, takip eden sayısız insanla karşılaşıyoruz. Türkiye mezunu öğrenciler bugün bakan, üst düzey bürokrat, iş adamı, siyasetçi, diplomat olarak ülkelerine başarıyla hizmet ediyor. Sizin de gayretlerinizle inşallah bu tarihî fırsatları en güzel şekilde, en etkin şekilde değerlendireceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük devlet olmak, nerede yaşarsa yaşasın vatandaşına sahip çıkmak demektir” vurgusunda bulundu.
“Dünyanın 190’dan fazla ülkesinde hayat kurmuş, bu şekilde kök salmış yedi milyonluk Türk diasporası, millet olarak bizim canımızdan bir parçadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, İslam ve yabancı düşmanlığı başta olmak üzere ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Türk vatandaşlarına yurt dışında gerekli hizmetlerin sağlanması ve haklarının savunulması konusunda büyükelçilerin canla başla çalıştığının farkında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı hassasiyetle çalışmaya devam etmelerini beklediğini dile getirdi.
“DÜNYANIN EN BÜYÜK 11’İNCİ SAVUNMA İHRACATÇISIYIZ”
Ekonomi ve ticareti, dış politikadan ayrı tutmanın mümkün olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, yılda sadece 46 milyar dolar ihracattan yıllık 270 milyar dolar ihracat yapan bir ülke hâline geldiyse sizin bunda büyük emeğiniz var. Yine sizin de çabalarınızla 61,1 milyar dolar turizm gelirine, 60 milyon 500 bin turist rakamına ulaştık” bilgisini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış ticarette, özellikle savunma sanayisinde hedef büyüterek yola devam ettiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hâlihazırda dünyanın en büyük 11’inci savunma ihracatçısıyız. Yılın ilk 10 ayında 6,7 milyar dolarla önemli bir ivme yakaladık. 2028 için hedefimiz, savunma ve havacılık ihracatımızı 11 milyar dolara çıkarmak ve dünyanın ilk 10 ihracatçısı arasına girmek. El ele verecek, uyum içinde çalışacak ve bu hedefe inşallah ulaşacağız.”
Terör örgütleri ve organize suç çeteleriyle mücadelenin önemine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ’nün yurt dışındaki uzantılarıyla mücadeleyi aynı kararlılıkla devam ettirmeliyiz. Türkiye düşmanlarının maşasına dönüşen bu ihanet şebekesinin ülkemiz ve demokrasimiz açısından tekrar bir tehdit oluşturmasına izin veremeyiz. Türkiye Maarif Vakfının desteklenmesi, bu noktada elimizi güçlendirecektir” diye konuştu.
“SIFIR ATIK PROJEMİZ, BUGÜN DÜNYADA ÖRNEK TEŞKİL EDEN BİR GİRİŞİM HÂLİNE GELDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre sorunları, kirlilik ve iklim krizinin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini söyledi.
2053 vizyonları çerçevesinde, burada da sorumluluk aldıklarını, iklim kriziyle küresel mücadeleye gerekli desteği sunduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eşim Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde yürütülen Sıfır Atık projemiz, bugün dünyada örnek teşkil eden bir girişim hâline geldi. Önümüzdeki dönemde sıfır atığa ilişkin farkındalığı artırmamız, dünya genelinde en iyi sıfır atık uygulamalarını tespit ederek bunları ulusal ve küresel düzeyde hayata geçirmemiz önem taşıyor. Biliyorsunuz gelecek sene, COP31 Zirvesi’ne Antalya’da ev sahipliği yapacağız” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi ile 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin de Türkiye’de gerçekleştirileceğini anımsatarak şu ifadeleri kullandı: “İnşallah bu zirveleri, sizlerin de katkısı, desteği, gayretiyle Türkiye’ye ve Türk milletine yakışır şekilde icra edeceğiz. Bakınız, 23 yıldır milletinin takdiriyle ülkesine hizmet eden bir siyasetçi ve devlet adamı olarak şunu tüm samimiyetimle söylemek istiyorum, yurdumuza uzak coğrafyalarda, aileniz ve vatanınızdan uzak bir şekilde zor şartlarda özveriyle görev yapmakta olduğunuzu çok iyi biliyorum. Sizlerin bu samimi çabalarının, devletimiz, hükûmetimiz ve milletimiz nezdinde takdirle karşılandığını bilmenizi isterim. Ülkemize ve milletimize yaptığınız değerli hizmetler için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de çalışmalarınızı aynı hassasiyet, aynı fedakârlık ve adanmışlık duygusuyla sürdürmenizi sizlerden istirham ediyorum. Ailelerinize de sizlere bu görevi yürütürken verdikleri destekten ötürü en kalbi şükranlarımı sunuyorum.”
“TÜRKİYE’Yİ EN GÜZEL YERLERE TAŞIMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hariciye teşkilatının mesuliyetlerini hakkıyla yerine getirebilmesi için eylül ayında yeni yerleşkesinin temellerini attıklarını, Dışişleri Bakanlığının yeni binasının, devletin köklü diplomasi geleneğini, gelecek vizyonunu ve milletin güçlü iradesini yansıtacak bir eser olacağına yürekten inandığını söyledi.
“Elbette bunları sizlerden beklerken biz de boş durmuyor, Türkiye’yi en güzel yerlere taşımak için gece gündüz demeden çalışıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Nasıl bir tempoyla çalıştığımızın görülmesi açısından burada birkaç rakamı sizinle kısaca paylaşmak arzusundayım. 2025 senesi içinde 24 yurt dışı seyahatimiz oldu. Devlet ve hükûmet başkanı düzeyinde 91 lideri ülkemizde ağırladık. Görüşme ve kabul olarak, 270 temas gerçekleştirdik. Yine devlet ve hükûmet başkanlarıyla 176 telefon görüşmesi yaptık. Yani ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla, milletimize karşı vazifemizi yerine getirmek için çok yoğun bir mesai içinde olduk. Rabbim ömür ve sağlık verdikçe tempomuzu asla düşürmeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, karamsarlığa kapılmadan, yılmadan, yorulmadan, duraksamadan Türkiye Yüzyılı hedeflerine doğru koşar adım ilerleyeceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bunun için sadece daha fazla çalışmaya, kendimize ve devletimize daha fazla güvenmeye, hedeflerimizi daha sıkı kovalamaya ihtiyacımız var. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. ‘Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin’ diyor, ‘Allah utandırmasın’ diyorum. 16’ncı Büyükelçiler Konferansı’nın bir kez daha Bakanlığımızla birlikte ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Her birinizi tekrar saygıyla selamlıyor, görev yerlerinize dönerken sizlere hayırlı yolculuklar temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.