Emine Erdoğan, “Doha Forum 2024” kapsamında düzenlenen Filistin oturumunda yaptığı konuşmada, “Tam 14 aydır, örgütlü bir zalimliğin, insanlığın ortak vicdanına, insan olmanın haysiyetine gerçekleştirdiği en acımasız saldırılardan birisine tanıklık ediyoruz. ‘Meşru müdafaa’ adı altında genci yaşlısı, kadını erkeği; Hristiyan, Müslüman ayırt etmeksizin bir ülke, milleti ve kültürüyle topyekûn tarihten silinmeye çalışılıyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen, “Doha Forum 2024” kapsamında düzenlenen, “Filistin İçin Tek Yürek: İşgalin ve Soykırımın Karanlığında Umudu Koruma” oturumuna katılarak bir konuşma yaptı.
Emine Erdoğan konuşmasında, Filistinli çocukların Al-Şifa Hastanesi’nin önünde düzenledikleri basın toplantısıyla dünyaya “yaşamak istiyoruz, bizi koruyun” çağrısı yapmalarının üzerinden tam 395 gün geçtiğine dikkati çekti.
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu’nun Gazze’yi “çocuk mezarlığı” olarak tanımlamasının üzerinden ise 407 gün geçtiğini anımsatan Emine Erdoğan, “Güvenli bölge denilen Refah’ta yerinden edilmiş Gazzelilerin kaldığı çadır kentin bombalanmasının ve 44 kişinin cayır cayır yanarak katledilmesinin üzerinden 195 gün geçti” ifadesini kullandı.
“BİR ÜLKE, MİLLETİ VE KÜLTÜRÜYLE TOPYEKÛN TARİHTEN SİLİNMEYE ÇALIŞILIYOR”
Filistinlilere uygulanan soykırımın bugün 428’inci günü olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle devam etti: “Tam 14 aydır, örgütlü bir zalimliğin, insanlığın ortak vicdanına, insan olmanın haysiyetine gerçekleştirdiği en acımasız saldırılardan birisine tanıklık ediyoruz. ‘Meşru müdafaa’ adı altında genci yaşlısı, kadını erkeği; Hristiyan, Müslüman ayırt etmeksizin bir ülke, milleti ve kültürüyle topyekûn tarihten silinmeye çalışılıyor. Vicdan sahibi herkes adına sormak istiyorum: 16 bini çocuk olmak üzere, 44 bin sivili vahşice katletmek, hastane, okul, ibadethane, hatta yetimhane bombalamak, hangi din veya hukuk sisteminde ‘meşru’ olabilir? Nüfusunun yarısı 18 yaş altı olan Gazze’ye, toplamda 70 bin tonu aşan bomba atarak İsrail kendisini kimden koruyor olabilir? Filistin’de bugün yaşanan hadise ne meşrudur ne de kendini savunma hakkının bir tezahürüdür. Tanımını net yapalım: İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği ‘post-modern bir Holokost’tur.”
“BU İŞGAL, TARİHİN EN KARANLIK SOYKIRIMLARINDAN BİRİSİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR”
Neredeyse bir asırdır, Filistin halkının sistematik bir hırsızlığa, insanlık dışı bir ayrımcılığa ve bitmek bilmeyen bir işgale maruz kaldığına dikkati çeken Emine Erdoğan, “Son bir yıldır bu işgal, tarihin en karanlık soykırımlarından birisine dönüşmüş durumda. İsimler, hayatlar her gün artan farklı sayılar arasında kaybolup gidiyor” dedi.
“Saldırıların sürekli artan şiddeti ve buna karşı kayıtsızlık, bizi bu kötülüğe yavaş yavaş alıştırıyor” ifadesini kullanan Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Her yeni kayıp, geçilemeyeceğini düşündüğümüz bir başka etik sınırı daha geride bırakıyor. Üstelik hepsi, tüm dünyanın gözleri önünde oluyor. Bugün tanık olduğumuz soykırım, tarihte ilk kez kurbanları tarafından, olur da bir yerden yardım gelir ümidiyle naklen dünyaya aktarılıyor. Bu apaçık gerçeklik karşısında, kendisini hümanist değerlerin savunucusu olarak gören tırnak içinde medeni dünya, olanlara göz yumuyor. Bu soykırımı ve suçlularını aklamak için tüm insani, hukuki ve dini ilkelerini ayaklar altına alabiliyor. Dahası ekonomik yardım ve silah desteği ile bu soykırıma açıkça ortak oluyor. Oluşturduğu korku iklimi ve yalan siyasetiyle Siyonizm, barışa dair tüm umutları yok etmeye çalışıyor. Antisemitizm yaftası, adeta bir silah gibi, bu vahşete sesini çıkarmak isteyen herkese doğrultuluyor. Tarafsızlık iddiasında olan büyük medya platformları, İsrail yanlısı içerikleri öne çıkarırken, zulmü bir hakikat olarak gözler önüne seren paylaşımları pervasızca kaldırıyor.”
“FİLİSTİN’DE TANIK OLDUĞUMUZ ŞEY BİR SAVAŞ DEĞİL”
“Filistin’de tanık olduğumuz şey bir savaş değil. Bu, sadece en güçlü ve zalim olanın hayatta kaldığı, öteki hayatların kolayca harcanabildiği bir dünya düzenini kabul ettirme çabası” açıklamasını yapan Emine Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “İnsanlık olarak sahip olduğumuz tüm kutsalların kirletilebildiği, tüm müşterek değerlerin yozlaştırılabildiği, bir grup insanın çıkarı için kalan herkesin ve her şeyin değersizleştirilebildiği keyfi bir sistemin zorla dayatılması. Küçük bir ideolojik azınlığın gerçeklikten kopuk planlarını işletmek için kurduğu bu bencil düzeni her şeyden önce bir insan, bir Müslüman olarak reddediyorum.”
Bu saldırgan tahakküm karşısında, dünyanın içinde bulunduğu utanç verici acziyet ve ikiyüzlü siyasetin kabul edilemez bir seviyede olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “İsrail’in meşru müdafaa hakkını dokunulmaz bir kutsal gibi savunan Batılı ülkelerin, bu uğurda katledilen onbinlerce Gazzeli masum karşısındaki sessizliğinden ne anlamamız gerekiyor? İnsan Hakları Beyannamesinde ve uluslararası birçok sözleşmede hakları koruma altına alınmış ‘insan’ tanımı, sadece Batı’nın belirlediği sınırlar içindekileri mi kapsıyor? Unutmayalım ki, sonraki nesillerin ibret alacağı bir tarih yazılırken, durduğumuz nokta bizleri tanımlayacak” diye konuştu.
Bunun bir emanet ve miras meselesi olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Devraldığımız küresel insani değerler emanetine ne pahasına olursa olsun sahip çıkabilme ve ardımızda daha adil bir dünya miras bırakabilme meselesi. Dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun, insanı merhametle kucaklayan, özü itibarıyla değerli gören bir inanç ve medeniyeti savunma ve yüceltme meselesi” değerlendirmesini yaptı.
“Filistin için tek yürek olan bizler, tüm insanlığı manevi çocukları kabul eden, Hz. İbrahim’in mirasına sımsıkı sarılıyoruz” ifadesini kullanan Emine Erdoğan, “O, ‘İlahi azabı hak etmiş şehirlerde bile en azından 10 masum bulunur’ diyen, eşsiz bir önderdi. Hz. İbrahim ve diğer tüm peygamberlerimiz başta olmak üzere, bütün iyilik öncülerinin, kendilerini adadıkları barış ve selamet yolunu izliyoruz” dedi.
Filistin’e bakıldığında, bugünkü yıkım ve gözyaşının ötesindeki, binlerce yıllık medeniyetin izlerinin, eşsiz kültürünün ve doğasının görülmesi gerektiğine işaret eden Emine Erdoğan, “Bunun için, unutturmaya çalıştıkları gerçek Filistin’i, 1945, hatta 1900’ler öncesindeki tarihiyle öğrenmeyi, hafızalarımızda canlı bir şekilde yaşatmayı bir görev bilmeliyiz. Zira bu tarihten öğrenecek çok şeyimiz var” ifadesini kullandı.
Emine Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Gazzeliler onurlu direnişiyle, zalim karşısında yılmayan, vakar duruşlarıyla hepimize unuttuğumuz faziletleri hatırlatıyor. Kurumuş kalplerimize ruh kazandırıyor, vicdanlarımızı güçlendirerek doğruyu yanlıştan ayırt edebilen birer pusulaya dönüştürüyor. Bugün dünyanın her yanındaki mitinglerle şahit olduğumuz uyanış, yeni bir dünyanın doğuşunu da müjdeliyor. Bu yüzden, belki de en önemlisi Gazze, soykırım ve işgalin kararttığı hayatlarımızı umudun ışığıyla aydınlatıyor. Umut, yalnızca bir his değildir, umut etmek, bir tercihtir. Her sabah kalkıp, her şeye rağmen yeniden, yine aynı şevk ve cesaretle aydınlık bir geleceğe inanmayı seçmektir. Ailesini kaybeden, evinden sürülen, kimliğinden eşyasına sahip olduğu her şeyi yağmalanan Gazzelilerin her şeye rağmen taşıdıkları umut, bizi ayakta tutuyor.”
Geçen yıl 15 Kasım’da, İstanbul’da, lider eşleriyle yaptıkları “Filistin için Tek Yürek” olma çağrısını buradan bir kez daha yinelemek istediğini belirten Emine Erdoğan, “Gelin, bu umut etrafında birleşelim ve ortak gücümüzü etkili bir eyleme dönüştürelim. Bugün hâlâ kurtarabileceğimiz masumlar için, hemen şimdi, ama’sız, niye’siz bir ateşkes çağrımızı daha da yüksek haykıralım” dedi.
“GAZZE’YE EN FAZLA YARDIM GÖNDEREN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”
Türkiye’nin gerek Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması gerekse Filistin’in bağımsız bir devlet olarak var olması için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü vurgulayan Emine Erdoğan, “88 bin ton insani yardımla Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumundayız” dedi.
Bu noktada, Katar’ın arabuluculuk ve ateşkes çabalarındaki rolünü çok önemli bulduklarını ve takdir ettiklerini dile getiren Emine Erdoğan, “Diplomasi ve diyalogun merkez noktası hâline gelen Doha Forum’un bu seneki buluşmalarının hayırlara vesile olmasını diliyor, programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum” ifadesini kullandı.
Emine Erdoğan, konuşmasını İsrail tarafından şehit edilen, Gazze İslam Üniversitesi Profesörü Yazar ve Şair Rifat Alerir’in şiirinden “Eğer ölmem gerekiyorsa, Sen yaşamalısın, hikayemi anlatmak için. Eğer ölmem gerekiyorsa, dilerim umut getirsin, dilerim, bir hikaye olsun” alıntısıyla tamamlarken, “Profesör Rifat’ın, kurtaramadığımız yavrumuz Hind Recep’in, dedesinin kollarında can veren Riim’in ve nicelerinin hikayesi hepimize emanet. Filistin’in hikayesi, bizim ortak mirasımız. Sayıların ve savaşın ötesindeki Filistin’e ve Filistinlilere sahip çıkma cesareti gösteren herkesi yürekten selamlıyorum” dedi.
Filistin meselesini sürekli gündemde tutan ve her platformda dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, geçen yıl 15 Kasım’da İstanbul’da pek çok ülkeden devlet ve hükûmet başkanlarının eşlerini ağırlamıştı.
Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde ev sahipliğini yaptığı, 15 devlet ve hükûmet başkanı eşi ve özel temsilcilerin katılımıyla düzenlenen “Filistin İçin Tek Yürek” temalı zirvede konuklara hitap etmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.