Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günleri etkinliğinde yaptığı konuşmada, “İstiklalimize yönelik saldırılar devam ettikçe, biz de istikbalimize sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Maddi ve manevi olarak bedel ödesek de, öz yurdumuzda hür ve özgür bir şekilde yaşama irademizden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da gerçekleştirilen Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günleri programına katılarak, bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin şahsiyetini ve haysiyetini İstiklal Marşı gibi abidevi bir şiirle ebedileştiren, Safahat’ı ile sadece milletin değil, bütün insanlığın vicdanına tercüman olan Mehmet Akif’i doğumunun 150’nci, Hakk’a yürüyüşünün 87’nci seneyi devriyesinde rahmet ve minnetle yâd etti.
Millî şairin ruhunun şad olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu vesileyle, ülkemizin bekası, milletimizin istiklali uğrunda can veren kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Çanakkale’den İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan 15 Temmuz’a, terörle mücadeleden yurt dışı operasyonlarımıza kadar, batıla, zalime, haine ve küfre karşı yürütülen hak mücadelesinde adlarını tarihe şanla yazdıran tüm kahramanlarımızı şükranla yâd ediyorum. Gazilerimize sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler diliyorum. Mevlam, bizleri aziz şehitlerimizin yolundan, kahraman gazilerimizin yoldaşlığından ayırmasın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Mehmet Akif’in, bundan 87 yıl önce 27 Aralık 1936 tarihinde soğuk bir kış gününde gençlerin omuzlarında ukbaya uğurlandığını dile getirdi.
“AKİF, HAYATINI ŞİİRE, ŞİİRİNİ DE HAYATINA NAKŞETMİŞ BÜYÜK BİR USTADIR”
Ömrünü, Asım’ın neslini yetiştirmeye vakfeden Mehmet Akif’in cenazesini gençlerin taşıdığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Naaşını kabrine kendi elleriyle bizzat gençler koydu. Akif’in 63 yıllık çileli hayatının çoğu sürgünle, zorlukla, mücadeleyle geçti. Merhum Akif yaşantısıyla, duruşuyla, dirayetli kişiliği, derin ilmi ve örnek ahlakıyla İstiklal Şairi sıfatını ziyadesiyle hak eden abidevi bir karakterdir. İnandığı gibi yaşamaktan, yaşadığı gibi yazmaktan hiç vazgeçmedi. Akif, hayatını şiire, şiirini de hayatına nakşetmiş büyük bir ustadır. Akif’te olmayan hiçbir duygu onun eserlerine girmemiş, gönül imbiğinden geçirmediği hiçbir sözü söylememiştir. Kavli ve kalemiyle Mehmet Akif, doğruluk ve cesaret timsaliydi. İnandığı değerler uğruna bedel ödemekten asla çekinmedi. Milletin hissiyatıyla birlikte hayallerine de tercüman olmuştur. Merhum Akif, varlık yokluk mücadelemizin ruhi ve fikri cephesini inşa eden en önemli münevverlerimizdendir.”
İstiklal Harbi’nin en müşkül, en zor günlerinde Akif’in, “Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın, siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın, doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın” diye seslendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mehmet Akif, yalnızca kalemi ve mısralarıyla değil, maddi ve manevi tüm varlığıyla da milletimizin yanında yer almıştır. Balıkesir’den Ankara’ya, Konya’dan Kastamonu’ya pek çok yerde verdiği hutbeler ve yaptığı konuşmalarla milletimizi kıyama çağırmıştır. Başyazar olduğu Sebilürreşad dergisinde neşrettiği makalelerle merhum Akif zafere giden yolun manevi taşlarını döşemiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, El Cezire kumandanı Nihat Paşa tarafından, Mehmet Akif Ersoy’a gönderilen telgrafı okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ne kadar daha sonraları Akif’e vefasızlık, hürmetsizlik yapılsa da onun İstiklal Harbi’ndeki yerinin her türlü tartışmanın ötesinde olduğunu söyledi.
Ersoy’un uğradığı haksızlıklar sebebiyle ömrünün son senelerini Mısır’da geçirmek zorunda kalmasına rağmen, ülkesine ve milletine asla küsmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kalbi kırık, yüreği buruk ve sessiz yaşadığı bu hayattan en büyük muradı vefatından sonra hayırla, hayır dua ile yâd edilmekti. Bu niyazını bir şiirinde şu şekilde kelimelere döküyordu: ‘Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, günler şu heyulayı da er geç silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma. Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir.’ Merhum Akif, rahmetle anılmayı ebediyet olarak görmüştür. ‘İstiklal şairi, millî şair, millet şairi’ vasıflarıyla Mehmet Akif, edebiyatımızda ve millet hayatımızda rahmetle anılan ebedi yerini almıştır.”
“AKİF’İN DİLİYLE HAYKIRMAYA, HAKTAN VE HAKLIDAN YANA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Mehmet Akif’i Anma Günleri kapsamında tertiplenecek etkinliklerin, millî şairin mirasının daha iyi anlaşılmasına vesile olacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Akif, bir şair olmanın yanında kendi döneminin bütün sosyal meselelerine kafa yormuş, tembellikle, yoksulluk ve yoksunlukla, ümitsizlikle sonuna kadar mücadele etmiş bir fikir ve dava adamıdır. Onu iyi tanımadan hangi badireleri atlattığımızı, hangi uçurumların kıyısından döndüğümüzü anlayamayız, kavrayamayız, idrak edemeyiz. Onun yazdıklarını kıssa olarak görüp hissemizi çıkarmak gibi bir mesuliyetimiz var. Şiirlerini, çevirilerini okumak yanında ona dair Süleyman Nazif’in, Mithat Cemal’in, Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu’nun biyografi ve monografilerini de tetkik etmeliyiz. Ne diyor Mehmet Akif? ‘Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’ Tarihten ibret alacaksak, özellikle yakın tarihimizden ibret alacaksak Safahat’ı tekrar tekrar, adeta ezberlercesine okumak, sindirmek, Akif’in hassasiyetine katılmak durumundayız.
Özellikle her gün bir yenisine şahitlik ettiğimiz zulüm karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Dün Akif’in yaşayıp gördüklerini haykırdığı gibi biz de bugün Gazze başta olmak üzere katledilen, sömürülen, zulmedilen insanlar için Akif’in diliyle haykırmaya, haktan ve haklıdan yana olmaya devam edeceğiz. Zulmü alkışlamayacak, zalimi asla sevmeyeceğiz. Gelenin keyfi için şanlı geçmişimize dil uzatmayacağız. Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapmayacağız. Hele hak namına haksızlığa ölsek dahi tapmayacağız. 7 Ekim’den beri Gazze’de devam eden İsrail vahşetine ‘Say Stop’ diyerek tepkisini gösteren AK Gençliği bir kez daha tebrik ediyorum.”
“TÜRK, İSTİKLALSİZ YAŞAYAMAZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Akif’in yaklaşık bir asır evvel yaptığı tespitlerin isabetini bugün çok daha iyi anladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: “Türk için istiklalsiz hayat imkânsızdır. Tarih de gösteriyor ki Türk, istiklalsiz yaşayamaz. Türk milleti olarak esaret altında, yabancı bir gücün boyunduruğu altında yaşayamayacağımızı bin yıllık tarihimizde defalarca gösterdik. Bunu, Çanakkale’yi geçilmez yaparak gösterdik. Bunu, tüm imkânsızlıklara rağmen İstiklal Harbimizi zafere ulaştırarak gösterdik. Bunu, hala bedelini ödediğimiz Kıbrıs Barış Harekâtı ile gösterdik. Bunu, 15 Temmuz gecesi çıplak ellerimizle tanklara, uçaklara, ölüm kusan silahlara meydan okuyarak gösterdik. Bunu, emperyalist güçlere tetikçilik yapan teröristlerle mücadelemizde binlerce canımızı feda ederek gösterdik. Bunu, FETÖ’den DEAŞ’ına, DHKP/C’sinden PKK’sına eli kanlı canilere karşı yürüttüğümüz çok yönlü mücadeleyle gösterdik. Şundan herkes emin olsun, istiklalimize yönelik saldırılar devam ettikçe biz de istikbalimize sahip çıkmayı sürdüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, maddi ve manevi olarak bedel ödeseler de öz yurtlarında özgür yaşama iradesinden kesinlikle vazgeçmeyeceklerini söyledi. Son günlerde bu iradelerinin içeride ve dışarıda test edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak’ın kuzeyinde Mehmetçiğimize yönelik kalleş saldırıların gerisinde milletimizin istiklal aşkını sınama teşebbüsleri vardır. Dikkat ederseniz hepimizin yüreğini dağlayan saldırılardan sonra birlik ve beraberliğimizi hedef alan çeşitli provokasyonlar yaşanıyor. Toplumun farklı kesimlerini düşmanlaştıran beşinci kol faaliyetlerini, terör saldırılarının bir devamı olarak değerlendiriyoruz. İç kaleyi sarsmayı, bizi içeriden zayıflatmayı amaçlayan bu sosyal terör eylemleri, bütün bunlar karşısında hep birlikte daha net bir duruş sergilemeliyiz” diye konuştu.
“TÜRKİYE ORTAK PAYDASINDA BULUŞMAYA DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”
Öfkenin, insan aklının önüne geçtiği bu hassas dönemlerde bilhassa gençlerden daha soğukkanlı hareket etmelerini beklediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gençler, şunu lütfen unutmayın. Türkiye bizim ortak vatanımızdır, ortak çatımız, ortak yuvamızdır. Gençler, bu topraklar üzerinde bin yıldır yan yana yaşayan, kanı kanına karışmış insanlar olarak hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla, Sünni’si ve Alevi’si ile 85 milyon olarak hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Tüm genç kardeşlerime sesleniyorum, acımız ve öfkemiz ne kadar büyük olursa olsun bu çizginin kaybolmasına asla müsaade etmeyin. Sizi kardeşlerinize karşı kışkırtanlara karşı dikkatli olun. Bu alçakların kendi zehirlerini size de enjekte etmesine asla izin vermeyiz.
Kardeşlerim, bir milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’nin en büyük gençlik hareketi olan AK Gençliğin bu konuda tüm gençlere örnek olacağına inanıyorum. Sizlerden kardeşliğinize sıkı sıkıya sarılmanızı bekliyorum. Sevgili gençler, yaşadığımız her hadise ‘Önce milletim ve memleketim’ diyenlerle, ‘Önce çıkarım ve ideolojim’ diyenler arasındaki farkı biraz daha netleştiriyor. Bu dönemlerde Türkiye ortak paydasında buluşmaya daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’te dört siyasi parti grubunun bir araya gelip PKK’yı lanetleyen “ortak bildiri”ye imza atmasını çok önemsediklerini belirterek, siyaset kurumunun, millî meseleler ve acılar karşısında kendisinden beklenen olgun tavrı açıkça gösterdiğini söyledi.
Siyasi rekabetin yeri geldiğinde birleşmeye engel teşkil etmediğinin böylece bir kez daha ortaya çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ortak hareket etmek suretiyle, bu zor günlerde milletimize umut aşılayan, 85 milyonun yıkılmaz bir kale olduğunu tüm dünyaya gösteren siyasi partilere ve milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Dörtlü bildiriye desteğini açıklayan siyasi aktörlere de teşekkür ediyorum. Milletin temsilcisi olmak yerine bölücü örgütün siyasi uzantısı gibi davrananları zaten muhatap almıyoruz. Bunlar bizim gözümüzde, kendi özgür iradeleri olmayan siyasi kuklalardır. Kimi Kandil’den, kimi Silivri’den, kimi yer altından, kimi yurt dışından uzaktan kumandayla yönetilen bu şahısların irapta mahalli yoktur.
Tabii bunların terörü öven, şiddeti meşrulaştıran beyanatlarını da göz ardı edemeyiz. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim, teröristle aynı dili konuşan, terörist gibi muamele görmekten kaçamaz. Demokrasimizin imkânlarını kullanarak devlete, millete ve millî iradeye pusu kurulmasına asla müsaade etmeyiz. Milletvekilliği dokunulmazlığı zırhına bürünerek teröre destek verenlerle mücadelemizi siyaset ve hukuk zemininde sürdürmekte kararlıyız. Kardeşlerim katranı kaynatmakla nasıl şeker olmazsa, Kandil güdümlü kuklalardan da asgari düzeyde de olsa insani bir duruş beklenemez.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada asıl sorgulanması gerekenin CHP’nin hâli olduğunu belirtti. Gençlerden ellerini vicdanlarına koymalarını ve şu tabloyu objektif olarak değerlendirmelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletçe herkesin yüreğinin yandığını, siyasi partilerin görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp ortaklaştığını ancak “Atatürk’ün partisiyiz” diyen CHP’nin, utanmadan, sıkılmadan bölücü terör örgütünün uzantılarının yanında konumlandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçine düştükleri sefalet karşısında çıkıp milletten özür dilemek yerine bir de sağa sola saldırarak suçlarını bastırmaya çalışıyor. Bunun adı yüzsüzlüktür, utanmazlıktır, gaflet çukurunda debelenmektir” dedi.
Terörü adıyla ve sanıyla kınayamamanın adının hassasiyet değil, korkaklık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Daha düne kadar ağızlarını doldura doldura Hamas’a terör örgütü iftirası atanların bugün bölücü terör örgütü PKK’nın adını zikretmemek için kırk dereden su getirmeleri sadece korkaklığın, sadece teslimiyetin değil, kurnazlığın da daniskasıdır, riyakârlığın da daniskasıdır.
Buradan bu mürailere sesleniyorum. Madem teröre şaşı bakıyorsunuz en azından biraz dürüst olun. Madem terör örgütlerine gıkınızı çıkartamıyorsunuz bari biraz hasbi olun. Saçma sapan argümanlarla milletin aklıyla alay etmekten vazgeçin. Cumartesi günkü skandal sizin bölücülerle ne ilk ne son dayanışmanızdır. Biz sizin kapkara sicilinizi, televizyon ekranlarında PYD’nin avukatlığını yaptığınız günlerden çok iyi biliyoruz. Biz sizin sözde terör hassasiyetinizi, Irak, Suriye tezkeresine bölücü örgütün uzantılarıyla birlikte verdiğiniz ret oylarından çok iyi biliyoruz. Biz sizin terör konusundaki ilkesizliğinizi 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde Kandil’den gelen destek açıklamalarından çok iyi biliyoruz. Meydan meydan Selo’ya özgürlük çağrıları yapan siz değil miydiniz? Miting alanlarını PKK’nın sembolleriyle selamlayan siz değil miydiniz? Bölücü örgütün kurulduğu köyü seçim öncesinde ziyaretgâha çeviren siz değil miydiniz? Silivri’deki teröristin kapısında milletvekillerine sırayla nöbet tutturan siz değil miydiniz? Kurultay kürsüsünden hapisteki demokrasi düşmanlarına selam yollayan siz değil miydiniz? Bunların hepsini, katbekat fazlasıyla yaptınız ve ne olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Siyasi çıkarınız ve istikbaliniz için bölücü terörün meşruiyet kazanmasına rıza gösterdiniz. Dolayısıyla bağırarak, sağa sola hakaret ederek, milleti tehdit ederek bu kirli tarihinizi silemezsiniz. Alnınıza yapışan utanç lekesini çıkaramazsınız. CHP’nin terör örgütüne müzahir yapıyla kurduğu seçim ittifakı, menfaat birlikteliğinin ötesine geçerek ideolojik kaynaşmaya dönüştü. Her iki siyasi yapının da ruh ikizini bulduğu anlaşılıyor. CHP’nin her millî meselede bölücü örgütün uzantılarının stepnesi gibi davranmasının sebebi işte budur. Yakında bu benzeşme CHP’nin fiilen geçtiği eş başkanlık sistemine resmen de geçmesiyle birlikte iyice görünür olacaktır.”
Bu ideolojik kaynaşmadan devletine sadık CHP’li vatandaşların da çok ciddi rahatsızlık duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi’nin hatırasına hürmetle destekledikleri partinin marjinalleşmesini, Kandil’in ve Silivri’nin dümen suyunda gitmesini onlar da istemiyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız” ifadelerini kullanarak, salondakilere “31 Mart’ta tarih yazmaya var mıyız? 31 Mart’ta hep yeni, hep ileri diyerek koşmaya var mıyız? 31 Mart’ta belediyelerde de Türkiye Yüzyılı’nı başlatmaya var mıyız? 31 Mart’ta yeniden İstanbul diyor muyuz? 31 Mart’ta yeniden Ankara, yeniden Antalya diyor muyuz? Rabbim sizlerden razı olsun” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.