Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Anadolu Yayıncılık Derneği tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen Yerel Medya Çalıştayı’nda konuştu.
İletişim Başkanı Altun yaptığı konuşmada, Çalıştay ile yerel, ulusal ve küresel medyanın hakikat mücadelesine katkıda bulunmaya çalışacaklarını vurguladı. Yerel medyanın geçmişten bugüne ülke için her zaman kritik bir fonksiyonunun olduğunu ifade eden İletişim Başkanı Altun, Millî Mücadele döneminde hem Anadolu insanının sesi hem de Anadolu’ya ses olan yerel medyanın, milletin yaktığı bağımsızlık ateşini büyüttüğünü söyledi.
Türkiye’nin demokratik serencamında da yerel medyanın yine önemli ve kritik bir rol üstlendiğini anlatan İletişim Başkanı Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İster yerel ister ulusal ölçekte olsun, yerli ve millî medya her daim önemli oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 20 yılda her alanda ülkemizin katettiği ilerleme, ulusal medyada olduğu gibi, yerel medyadaki çeşitlilik ve büyümede de kendisini göstermiştir. Hiç kuşkusuz medya, dinamik bir alandır. Teknolojide yaşanan gelişim ve beraberinde ortaya çıkan dijital dönüşüm, medyada da hem üretim hem de tüketim boyutunda yansımalarını gösteriyor. Hatta teknoloji ve dijital gelişimin etkilerinin en fazla medya sektöründe görüldüğünü, hissedildiğini söyleyebiliriz.”
“Yerel medyanın değişimden etkileneceği aşikâr”
İletişim Başkanı Altun, gazete, televizyon ve radyo başta olmak üzere konvansiyonel medyanın bütün unsurlarıyla büyük bir dönüşüm yaşadığını ifade etti. Yeni imkânlarla, içeriklerin çok daha geniş kitlelere ulaştığı göz önünde bulundurulduğunda, medya erişimi açısından sınırların ortadan kalktığı bir dönemi yaşadıklarına dikkati çeken İletişim Başkanı Altun, bu noktada, yerel, ulusal ve uluslararası medyaya ilişkin coğrafi temelli ayrımlar ve tanımlamaların da geçerliliğini yitirmeye başladığını aktardı.
Tecrübe ettikleri bu dönüşümün medyaya ilişkin tanımları değiştirmeye yönlendirdiğini vurgulayan İletişim Başkanı Altun, şu bilgileri paylaştı:
“Sınırları ortadan kaldıran bir erişim imkânının olduğu günümüzde, şu an ‘yerel medya’ diye yaptığımız tanıma da yeni bir tanımlama bulmamız gerektiğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan, yerel medyanın da bütün boyutlarda bu dönüşüm ve değişimden etkilendiği, etkileneceği aşikâr. Yaşanan dijital dönüşüm, içerik üretiminden teknolojik altyapıya kadar etkisi olan yeni bir dönemi beraberinde getirmiştir. Dijital imkânlar elbette demokrasi ve katılımcılık açısından çok önemli fırsatlar sunmaktadır. Ancak pek çok yenilik ve gelişmenin yanında dijital dönüşüm, aynı zamanda bazı sorunlara, olumsuzluklara da yol açıyor. Bunlardan biri de bu Çalıştay’da ele alınacak başlıklar arasında yer alan dezenformasyon olgusudur.”
“İletişim analizlerinin merkezinde dezenformasyon bombardımanı var”
İletişim analizi yapanların uzunca bir süre enformasyon bombardımanından bahsettiklerini, bugün itibarıyla artık dezenformasyon bombardımanıyla karşı karşıya olduklarını belirten İletişim Başkanı Altun, iletişim analizlerinin merkezinde ne yazık ki dezenformasyon bombardımanının olduğunu dile getirdi. Dezenformasyon bombardımanının hakikati tarif ettiği bir döneme geçildiğini anlatan İletişim Başkanı Altun, “Bu dönemde hakikati savunmak, çok hayati bir anlam taşımaktadır. İçinde yaşadığımız post-truth, hakikat ötesi çağda, dijital mecraların da yaygınlaşmasıyla ölçeği ve boyutu genişleyen bir dezenformasyon tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu tehdit kamu güvenliğinden kişilik haklarına kadar geniş bir alanda etki potansiyeline sahip.” diye konuştu.
Bireylere, toplumlara ve insanlığa büyük faydalar sunan teknolojik ve dijital imkânların, kötücül amaçlar için kullanıldığına da hep birlikte şahit olduklarını hatırlatan İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu durum pek tabii ki medya sektöründe ve habercilik anlayışında da yapısal bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Özellikle sosyal medya mecraları bu sorunun en yoğun yaşandığı, hakikatin yerine yalanın, gerçeğin yerine tahrif edilmiş bilginin dolaşımda olduğu platformlar olarak karşımıza çıkıyor. Elbette, ulusal medya gibi yerel medyanın da yeni iletişim teknolojileri ve dijital dönüşüme ayak uydurması, yeniliklerden geri kalmaması gerekiyor. Ama aynı zamanda böyle bir ortamda bu dönüşümün en önemli unsurlarından olan dezenformasyon tuzağına düşmemek de kritik bir hâl alıyor. İnternet ve sosyal medyanın yanı sıra, geleneksel medyada da görülebilen yalan haber ve dezenformasyonun, yerel medya dinamiklerinde nasıl karşımıza çıktığı ve bunun önlenmesi adına neler yapılabileceği, hep birlikte kafa yormamız gereken konuların başında geliyor.”
İletişim Başkanı Altun, medyanın gerçek fonksiyonunu, sadece ve sadece hakikatin peşinde koştuğu bir çabayla ortaya koyabileceğini vurguladı. Bu hakikat gayretinin “medyanın gerçek yakıtı ve gücü” olması gerektiğini dile getiren İletişim Başkanı Altun, “Güçlü bir medyanın, ‘çağımızın dijital vebası’ olarak nitelendirebileceğimiz dezenformasyona karşı etkin bir mücadele kudretine sahip olacağı da muhakkaktır. Biz de İletişim Başkanlığı olarak medyanın güçlendirilmesi, çalışmalarının kolaylaştırılması ve dezenformasyonla mücadele edilmesi noktasında sizlerle birlikte omuz omuza hareket etmeyi sürdüreceğiz. Çünkü, hakikatin sesinin daha gür çıkması için hem bizlerin hem de siz medya mensuplarının sorumluluğu bulunuyor.” sözlerini sarf etti.
İletişim Başkanı Altun, siyasetten ekonomiye, güvenlikten medyaya, bütün alanlarda ülkenin çok boyutlu bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Yalan ve dezenformasyona karşı verilen mücadelede, mesleki ve toplumsal sorumluluk bilincine sahip medya mensuplarının varlığının önemli bir avantaj olduğunu belirten İletişim Başkanı Altun, “Güven veren gazeteciler, toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayarak hem mesleğe olan saygınlığı artıracak hem de demokrasinin sağlıklı işlemesine katkı sunacaktır. Yaşadığımız dönemin ruhu da bu konuda daha fazla gayret göstermemizi zorunlu kılıyor.” görüşünü paylaştı.
Göçmen politikası
“Maruz kaldığımız sistematik dezenformasyon ve toplumsal mühendislik girişimlerinin son hedefi, ülkemizin göçmen politikası oldu. Devlet ve millet olarak, bu konuda insani ve vicdani değerlerden uzak şekilde kötücül hesaplarla siyasal menfaat devşirme girişimlerine hiçbir şekilde fırsat vermeyeceğiz” ifadesini kullanan İletişim Başkanı Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’nin bu konudaki pozisyonunu çok net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti.
En başından beri ‘mazlumları katillerin eline teslim etmeyeceğiz’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’de zulüm düzeni son bulsun diye 10 yıldır verdiği mücadelenin ortada olduğuna dikkati çeken İletişim Başkanı Altun, bu mücadelenin bütün dünyanın, bölgesel küresel aktörlerin gözleri önünde verildiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu mücadeleyi verirken, zalimlerle iş birliği yapanların, onlara heyetler ve sempatik mesajlar gönderenlerin bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onurlu mücadelesini eleştirmeye ve göçmen politikası üzerinden kaos ortamı oluşturmaya çalıştıklarını vurgulayan İletişim Başkanı Altun, bu kötücül aktörlerin yaptıklarının herkesin gözleri önünde gerçekleştiğini ifade etti.
“Ülkemize sığınanlara sahip çıkmak insani sorumluluğumuzdur”
Suriye’de zulüm düzeni son bulsun, vatanlarından, yurtlarından koparılan insanların yurtlarına barış gelsin, vatan hasretleri bitsin, toprakların salimen dönebilsinler diye uğraştıklarını dile getiren İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:
“Elimizden geldiğince bu gayretlerimiz sürdüreceğiz. Canlarını kurtarmak için ülkemize sığınanlara sahip çıkmak bizim tarihî ve insani sorumluluğumuzdur. Biz bu soruna kalıcı bir çözüm bulmak için en başından beri çaba gösterdik. Suriye’nin kuzeyinde güvenli hâle getirdiğimiz bölgelere şimdiye kadar 500 bin Suriyelinin geri dönmesini temin ettik. Bu sayıyı, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşlerle artıracak çalışmaları da sürdürüyoruz. Biz inanıyoruz ki milletimizin kalbinde geçmişten bugüne kök salan merhamet çınarı var. Devletimizin gerçekçi ve insani adımları da bu çınara yaslanmaktadır. Milletimiz zaten sistematik yalan ve dezenformasyon içerikli haber ve söylemlere asla prim vermemiştir, vermeyecektir. Bu konuda müsterihiz. Zira bu milletin toplumsal genlerinde ırkçılık ve nefret hiçbir zaman yer bulamamıştır. Art niyetli emeller, her zaman olduğu gibi beyhude bir çaba olarak karşımızda duracaktır. Biz biliyoruz ki canını ve onurunu korumak için vatanını terk etmek, gönüllü bir tercih değil bir mecburiyettir. Devletimiz göç konusunu ilgili bütün kurum ve kuruluşlarıyla yakından takip etmekte ve gereken her türlü tedbiri etkin şekilde almaktadır. Bu konuda herhangi bir düzensizliğe asla prim, izin vermediğimiz ifade etmek istiyorum.”
Göç konusuyla ilgili yerel medyaya önemli görevlerin düştüğünü ifade eden İletişim Başkanı Altun, bu tablonun yakın şahidi olan illerdeki medya mensuplarının, Türkiye’nin farklı illerindeki misafirlerle vatandaşların entegrasyonu ve uyumunu en doğru şekilde anlatacak kişiler olduğunu belirtti. İletişim Başkanı Altun, yerel medyanın bu çerçevede yeterince görülmeyen, duyulmayan hikayeleri gündeme getirme noktasında öncü olabileceğini vurguladı.
“Dezenformasyon küresel bir güvenlik sorunu hâlini almıştır”
İletişim Başkanı Altun, dezenformasyonun bir millî güvenlik meselesi, küresel bir güvenlik sorunu hâlini aldığına da dikkati çekti.
Uluslararası alanda muhataplarıyla görüşmelerinde, özellikle sosyal medya şirketleri üzerinden yayılan dezenformasyonun demokrasilere nasıl zarar verdiğinin, üzerinde mutabık kaldıkları bir husus olduğunu söyleyen İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti:
“Muhataplarımız, kamu düzenini temin etmekle mükellef aktörler, bugün sosyal medya şirketleri üzerinden yayılan dezenformasyon dalgasının her ülkenin demokrasisine ne kadar zarar verdiğini, kişisel, özgür, demokratik tercihleri nasıl etkilediğini açık ve net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Ülkemize, devletimize yönelik kara propaganda çalışmalarına, algı operasyonlarına karşı hakikat cephesinde kararlı bir mücadele veriyoruz. Bu mücadeleyi uluslararası platformlarda da savunuyoruz. Her ne kadar bizim verdiğimiz bu mücadeleyi Türkiye karşıtlığı temelinde etkisiz kılmaya çalışanlar olsa da dezenformasyonun giderek etkisini artırmasıyla, bütün toplumları tehdit eder hâle gelmesiyle Türkiye karşıtlığı yapanlar da dezenformasyon süreçlerini, bunları yöneten sosyal medya şirketlerini karşılarına almakta ve bunları sınırlandırmak için yoğun bir çaba içine girmektedir. Biz dezenformasyonun ve onun arkasındaki kirli ağın sadece ulusal değil küresel anlamda da barışa ve huzura dönük bir tehdit olduğunu düşünüyoruz. Hakikati savunmaya, dezenformasyonla mücadele etmeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”
“Yerel medyamız Türkiye İletişim Modeli’nin asli paydaşlarından”
İletişim Başkanı Altun, İletişim Başkanlığı olarak gerçek bilgilerle sağlıklı kamuoyunun oluşmasına katkı sunan basın mensuplarının her daim yanında olacaklarını aktardı.
Başkanlık olarak, etkin bir medya alanına katkı verme fonksiyonlarının bulunduğunu kaydeden İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:
“Bu doğrultuda, yerel medyadan ulusal medyaya, uluslararası medyadan yurt dışındaki Türk medyasına kadar geniş bir yelpazede birçok faaliyet yürütüyoruz. Bu alanlardaki her bir medya kurumunu ve temsilcisini paydaşımız olarak görüyoruz. Yayın yönetmeninden editörüne, kameramanından muhabirine, sesçisinden ışıkçısına, foto muhabirinden yazı işlerine her bir kademedeki medya çalışanı bizim için önemli ve değerlidir. Yerel medya ise ülkemizin dört bir yanında yerelin kılcallarına nüfuz etmesiyle ayrı bir öneme sahiptir. Yerel medyamız Türkiye İletişim Modeli’nin asli paydaşlarından, unsurlarından biridir.”
İletişim Başkanı Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Basın İlan Kurumu başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla yerel medyanın her zaman yanında olmaya devam edeceklerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatının da bu yönde olduğunu dile getirdi.
Bugün 19 bölge müdürlüğüyle yerel medyaya destek olmaya, onlara yönelik çalışmalarda bulunmaya devam ettiklerini aktaran İletişim Başkanı Altun, yerel medyanın iletişim teknolojilerine daha uyumlu çalışmalar ortaya koymasını, çalışanların ve içeriklerin niteliğinin artırılmasını istedi.
İletişim Başkanı Altun, bu yönde adımlar attıklarını, önümüzdeki dönemde ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenecek çalışmaları hayata geçirmeyi sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.