Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunus Emre Yılı Görsel ve İşitsel Medyada Doğru Türkçe Kullanımı Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkçemizi yaşatmadan milletimizin geleceğine güvenle bakamayız. Medya, diğer pek çok mesele gibi, dilimizin korunmasının ve doğru şekilde yeni nesillere aktarılmasının da ana mecrasıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunus Emre Yılı Görsel ve İşitsel Medyada Doğru Türkçe Kullanımı Ödül Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021 yılının Yunus Emre ve Türk Dili Yılı olarak ilan edildiğini hatırlatarak, “Bu kapsamda medyada Türkçenin doğru kullanımını teşvik etmek için düzenlenen ödül töreni vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan memnuniyet duyuyorum. Arı, duru, tertemiz Türkçenin temsilcisi Yunus Emre’yi gündeme getirdikleri için Radyo Televizyon Üst Kurulu, Türk Dil Kurumu ve Yunus Emre Enstitüsü yönetimlerine teşekkür ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sözlerime, merhum Tevfik İleri’nin, gençlerle yaptığı bir hasbihalde ‘kahramanlık nedir’ sorusuna verdiği şu cevapla başlamak istiyorum: ‘Yunus Emre ömrü boyunca belki de silah bile kuşanmadı. Karacaoğlan, ömrü boyunca belki de hiç yumruk bile sıkmadı, belki de kimseye fiske bile vurmadı, sadece elindeki tezeneyle sazının telleri üzerinde gezinip durdu. Hacı Bayram Veli de öyle, Hazreti Mevlana da öyle… Ama ben burada iddia ediyorum ki; Yunus da, Karacaoğlan da, Hacı Bayram da, Hazreti Mevlana da bizim büyük kahramanlarımızdandır. Siz bir savaş esnasında meydanlara bir Köroğlu ruhuyla koşup çarpışacağınızı, canınızı ve kanınızı dökeceğinizi söylüyorsunuz. Bundan hiçbir şüphem yok. Ben de barış zamanlarında sizin Yunus gibi, Karacaoğlan gibi, Hacı Bayram gibi, Hazreti Mevlana gibi kahramanlardan olmanızı, onları çok iyi okumanızı, ilimden irfandan kopmamanızı istiyorum.”
“MEDYA, DİLİMİZİN KORUNMASININ VE DOĞRU ŞEKİLDE YENİ NESİLLERE AKTARILMASININ ANA MECRASIDIR”
“Evet, bugün burada bizi bir araya getiren, ömrü boyunca yüreğinden süzülüp gelen sözlerinden başka silahı olmayan Yunus Emre’nin asırları aşıp gelen ve tüm canlılığıyla yaşayan kahramanlığıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen bu hakikat dünyanın her yerinde aynıdır. Üstat Necip Fazıl ‘Bir milletin edebiyatı yoksa o millet de yok demektir’ diyor. Meşhur bir Fransız yazar ise milleti ‘Edebiyatı olan topluluk’ ifadesiyle tanımlıyor. Terör sadece insanların canına, malına, özgürlüğüne kastetmekle olmaz. Milletlerin varlığının ve devamlılığının teminatı olan dilini, edebiyatını, kültürünü bozmak da bir çeşit terördür. Türkiye, maalesef her iki teröre birden maruz kalmıştır” açıklamasında bulundu.
Dilini yaşatamayan bir milletin, önünde sonunda inancı dâhil benliğini oluşturan değerlerini birer birer kaybederek yok olmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için hep ‘önce dil’ diyoruz. Türkçemizi yaşatmadan milletimizin geleceğine güvenle bakamayız. Medya, diğer pek çok mesele gibi, dilimizin korunmasının ve doğru şekilde yeni nesillere aktarılmasının da ana mecrasıdır. Medyada doğru Türkçe kullanımıyla ilgili hassasiyeti çok yerinde görüyor, bu konuda emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum” dedi.
“TÜRKÇENİN HER BİR KELİMESİ PAHA BİÇİLMEZ BİR MÜCEVHER GİBİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanın ruh faaliyetlerinin mahsulü olarak kabul edilen dil, insanlık tarihi kadar köklü bir maziye sahiptir. İslam başta olmak üzere bütün hak dinler, dilin insana Yüce Yaratıcı tarafından öğretildiğini bildirirler. Rahman Suresi’nde Rabbimizin insana düşünmeyi ve konuşmayı, Bakara Suresi’nde de Hazreti Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğrettiği buyurulmaktadır. Hazreti Âdem ile Hazreti Havva validemizden beri insanoğlu yeryüzüne dağılmış, zamanla farklı kavimler, farklı diller, farklı kültürler ortaya çıkmıştır. Bugün dünya üzerinde konuşulan 3 binden fazla dil olduğu biliniyor. Bize düşen görev bunların tamamını bir ağacın kolları, dalları, yaprakları olarak görüp insanlığın ortak hazinesi telakki etmektir. Farklı lisanlar, bizi birbirimizden ayıran değil insanlığı buluşturan, tanıştıran, kaynaştıran vasıtalardır” ifadelerini kullandı.
Her lisanın, kendi içinde estetikle örülmüş bir şiir olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz kendi dilimiz Türkçemiz, bir başka güzeldir. Çünkü Türkçe bizim ana dilimizdir, ata mirasımızdır, istikbal güvencemizdir. Türkçenin her bir kelimesi bizim için paha biçilmez bir mücevher gibidir. Orhun Abidelerinin yazıldığı dönemden günümüze kadar bu dille ifadesini bulmuş nice eser, Türkçenin zenginleşmesine ve güzelleşmesine hizmet etmiştir. Medarıiftiharımız, bitmez tükenmez sevdamız Türkçemizle insanlığa armağan ettiğimiz her eseri mukaddes bir emanet sayarız. Üstelik Türkçe öyle kıyıda köşede kalmış bir dil de değildir. Bugün Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş bir coğrafyada en çok kullanılan lisan Türkçedir” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kaşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacip, Hoca Ahmet Yesevi gibi büyük üstatlar, ana yurttan Anadolu istikametine yürüyen milletimizin yoluna Türkçenin güzellikleriyle ışık tutmuşlardır. Ebedî vatanımız Anadolu’da da gönül ve fikir ehli olarak milletimizin hafızasında silinmez izler bırakan Yunus Emre, Türkçemizin bayrak isimlerinden birisi olmuştur. Anadolu’da yeniden inşa edilen Türkçe, Yunus’un şiirleriyle hayat bulmuş, kökleşmiş, aşk ve mana dili olarak yeni bir kimlik kazanmıştır. Yunus’un aşk odunda pişirdiği her bir şiir, çağları ve kıtaları aşarak bütün insanlığa mal olan mesajlara dönüşmüştür. Türkçemizin kudretini gösteren bu mesajların her bir dizesi kelime kelime, her bir kelimesi hece hece, her bir hecesi harf harf zenginleşerek günümüze erişmiş ve 700 yıllık maziyi bize ait kılmıştır. İşte bu şuurla onun adını verdiğimiz enstitülerimiz, güzel Türkçemizin, tarihimizin, gelenek, göreneklerimizin, sanat ve estetik anlayışımızın bütün dünyada tanınması için çok mühim bir vazifeyi ifa etmektedir. Yunus Emre’nin sevgi ve barış dilini, medeniyetler beşiği Anadolu’nun bilgi ve irfanını dünyanın dört bir yanına taşıyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.”
Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’yu fikren ve fiziken bayındır hâle getirmek, temelinde adalet olan bir nizama kavuşturmak için milletçe çok çetin mücadeleler verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir taraftan Haçlıların ve Moğolların tahripkâr saldırılarını bertaraf ederken, diğer taraftan dünya tarihinin akışını değiştiren büyük bir medeniyetin inşasına giriştik. Anadolu’nun her köşesini camiler, medreseler, dergâhlar, kütüphaneler, çeşmeler, köprüler, çarşılar, hamamlar, hanlar ve kervansaraylarla tıpkı bir gergef gibi ilmek ilmek dokuduk. Fethettiğimiz bu topraklar kısa zamanda bambaşka bir çehreye büründü. Karahanlı, Gazneli, Selçuklu devirlerinde doğan, büyüyen, gelişen ve Anadolu’ya taşınan medeniyetimiz Osmanlı ile olgunluk çağına erişti” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hacı Bayram Veli Hazretleri bu süreci şöyle anlatıyor: ‘Nâgehân ol şâra vardım/ Ol şârı yapılır gördüm/ Ben dahî bile yapıldım/ Taş ü toprak âresinde.’ Ecdadımız da yaşadığı coğrafyayı bu şanlı medeniyetin renkleriyle, desenleriyle bezerken, aynı zamanda kendini de inşa etti. Milletimiz İslam’ın rengine büründükçe güzelleşti, İlâ-yı Kelimetullâh uğruna gayret gösterdikçe güçlendi, adl-i ilâhîyi tesis ettikçe avn-ı ilâhîye mazhar oldu, üzerine yağan her belayı defederek bu topraklarda kök saldı. Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere İslam nişanelerine kusursuz bir saygı gösteren milletimiz, bunu Rabbimizin rızasına erdirecek bir haslet olarak gördü. Dilini de Kur’an ile güzelleştirdi. Kur’ân’ın temel kavramlarını, fiillerini, tabirlerini hayranlık uyandıracak bir marifetle Türkçeye taşıdı. Türkçe, bu sayede kazandığı ifade kudretiyle tarihinin en parlak çağlarını yaşadı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Fuzulî, Bakî, Hacı Bayram Velî, Şeyh Galip, Süleyman Çelebi, Nedim, Erzurumlu Emrah, Ziya Paşa, Namık Kemal, Mehmet Akif, Yahya Kemal gibi birçok şair nice şaheserlere imza attı. Milletimizin insanlığa kazandırdığı Türkçe eserler şiirle de sınırlı kalmadı, ilmin bütün dallarında kütüphaneler dolusu eser telif edildi. Maalesef 17. yüzyıldan itibaren ilmi ve edebi metinlerde Arapça ve Farsça tamlamaların bolca kullanılmaya başlanmasıyla, yazı dilimizle konuşma dilimiz arasında fark oluştu. İfrat derecesindeki bu cereyana karşı çıkan yazarlarımız, şairlerimiz, münevverlerimiz Türkçemizi aslına en uygun şekilde sadeleştirmek için gayret gösterdiler. Bu sayede, geçtiğimiz asrın başına geldiğimizde, yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark büyük ölçüde kapatılmıştı.”
“TÜRKÇEMİZİ KORUMAK VE ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN VERDİĞİMİZ MÜCADELE ESASINDA BİR MİLLÎ MÜCADELEDİR”
“Türkiye 1930’lu yıllara geldiğinde, bu defa da sözde dilde sadeleştirme faaliyetleri, tefrit derecesinde neticelerin doğmasına sebep oldu” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güya Türkçemizi yabancı kelimelerden arındırma bahanesiyle, asırlardır benliğimize şekil veren nice kelime dilimizden dışlandı, hor görüldü. Bunların yerine konmak istenen tatsız, tuzsuz, renksiz, ahenksiz yüzlerce kelimeyle kadim medeniyetimiz kesintiye uğratılmaya çalışıldı. Asırlar boyunca dilimizin musiki kudreti kazanması, kelimelerimizin birer nağme güzelliği alması için verilen emekler yok edilmek istendi. Hayali kurulan şey aslında, devletimizin müesseselerinden de, milletimizin gönlünden de ecdadın bütün izlerini silmekti. Cemil Meriç, Peyami Safa, Necip Fazıl, Ahmet Kabaklı, Faruk Kadri Timurtaş gibi birçok münevverimizin ‘uydurukça’ diye tabir ettiği bu yeni kelimeler, millî hançeremize uymadığı gibi düşünce ufkumuzu da daraltmıştır. ‘Aleni, bâriz, âşikâr, ayân, bedîhi, vâzıh, sarih, münhal, üryan, berrak” kelimeleri yerine günümüzde sadece ‘açık’ kelimesini kullanmaya mahkûm olmamız, başka nasıl izah edilebilir? Maalesef bunun gibi yüzlerce misal vermek mümkündür” değerlendirmesinde bulundu.
Sosyal medya mecralarında kullanılan dilin, Türkçe için tam bir felaket habercisi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu meseleyi ciddiyetle ele almazsak fikri muhtevamızın kısırlaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını üzülerek ifade etmek isterim. Bugün milletimizin henüz bir asır önce yazılan Mehmet Akif şiirlerini, Ömer Seyfettin hikâyelerini, hatta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini anlayamaması dilimize yapılan suikastın büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Lisanımızı tehdit eden diğer bir unsur ise tabelalarda, yazışmalarda ve konuşmalarda yabancı kelime kullanma hastalığıdır. Bu salgın da 1930’larda başlayan dilde tasfiye hareketinin menfi neticelerinden biridir. Türkçemizi kısırlaştırma çabaları, aynı zamanda onu Avrupai dillerin istilasına da müsait hâle getirmiştir” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Çağdaşlıklarını ve ilericiliklerini, ortaya koydukları fikirlerle, eserlerle, ürünlerle değil de kullandıkları yabancı kavramlarla göstermeye çalışanların zavallı hâllerini, acı bir gülümsemeyle takip ediyoruz. Hâlbuki Türkçemizi korumak, geliştirmek ve zenginleştirmek için verdiğimiz mücadele esasında bir millî mücadeledir, bir beka mücadelesidir. İnşallah, diğer mücadelelerimiz gibi dilimizi koruma gayretimizi de başarıyla neticelendireceğiz. Bu konuda takip edeceğimiz yol, Yunus Emre’nin yoludur. Bu duygularla Medyada Doğru Türkçe Kullanımı Ödüllerini alacak medya mensuplarımızı tebrik ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.