Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’ne katıldı.
Bilim kültür alanında Teoman Duralı, müzik alanında İdil Biret, görsel sanatlar alanında Alev Ebuzziya, sinema alanında Cüneyt Arkın, edebiyat alanında Gürbüz Azak, kaligrafi alanında Etem Çalışkan, sahaflık alanında İbrahim Manav, vefa ödülüne ise Kemal Tahir’in layık görüldüğü Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin sahiplerine tevdi edildiği törende Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, ödüllerini takdim edecekleri ilim, kültür ve sanat erbabını tebrik etti.
Ödül verilecek ilim ve kültür insanları arasında iki hafta önce ebediyeti uğurladıkları Teoman Duralı’nın da bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizim medeniyetimizde ‘Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir’ gerçeği var. Hocamız yerli ve millî duruşuyla, ilim, irfan, hikmet ile harmanladığı üslubuyla ülkemizin son dönemde yetiştirdiği en önemli fikir adamları arasında yer alıyordu. Siyaset felsefesinden düşünce tarihine, genetikten biyolojiye kadar geniş bir ilgi alanı olan merhum Teoman Hoca dünyanın dört bir yanını gezerek elde ettiği birikimle çağımızı yorumlayan eserlere imza atmıştır. Hayatı öğrenme aşkıyla geçen, inancımız, devletimiz ve dilimiz konusundaki hassasiyetini yakinen bildiğimiz hocamızı bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah hocamızı, Zonguldak Filyos bölgesinde şu anda gerçekleştirdiğimiz muhteşem kavşak düzenlemesi, tüneller, onların olduğu bölgeye de bilim sanatın dışında oraya da ismini vermek suretiyle yaşatacağız” diye konuştu.
Müzik alanında ödül verecekleri İdil Biret’in henüz iki yaşında kabiliyetini ortaya koymuş bir sanatçı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisi neredeyse 80 yıllık hayatıyla özdeş olan müzik kariyerini yurt içinde ve yurt dışında verdiği sayısız konserle taçlandırmıştır. İdil Hanım’ın eğitiminden icrasına kadar müzik hayatının her bir safhası hayranlık verici başarılarla doludur. Dünyanın en iyi piyano sanatçısı kabul edilen İdil Biret aldığı ödüllerle bu unvanı ziyadesiyle hak ettiğini göstermiştir. Kendisini bir kez daha tebrik ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, güzel sanatlar alanında ödül verecekleri Alev Ebuzziya’nın seramik sanatının en önemli temsilcileri arasında olduğuna işaret ederek, “Ömrünün yarısını verdiği seramik sanatında ortaya çıkardığı eserleri, dünyanın dört bir yanındaki seçkin koleksiyonların en nadide parçalarını oluşturmaktadır. Yurt içinde ve yurt dışında açtığı sergileriyle, ödülleriyle ismini sanat tarihine yazdıran Alev Hanım’ı tebrik ediyoruz” dedi.
“Cüneyt Arkın’ı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin çocukluğunun, gençliğinin, yetişkinliğinin ve yaşlılığının kahramanı bu sanatçımızın Türk sinemasının bugünlere ulaşmasında çok büyük katkısı vardır. Bizim gençliğimizin kahramanı Cüneyt Arkın’ın sinema ve dizi sektörümüze verdiği katkıyı hâlâ sürdürmesi ayrıca takdire şayandır. Özellikle tarihî filmlerdeki başarısını asla unutmayacağımız Cüneyt Arkın’ı da tebrik ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Kaligrafinin binlerce yıldır fırça ve mürekkeple ortaya konan bir sanat olarak tarihte özel bir yere sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Kur’an-ı Kerim Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı’ sözü, ecdadımızın kaligrafi sanatını inancıyla birleştirerek inşa ettiği bir medeniyet değerinin ifadesidir. Hattatlarımız hünerlerinin tüm inceliklerini Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinde göstermişlerdir” şeklinde konuştu.
Hayatın her alanında kaligrafi sanatının ürünleriyle karşılaşmanın mümkün olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Etem Çalışkan, 70 yıldır verdiği eserleriyle işte bu kadim sanatın günümüzdeki en önemli üstatları arasında yer almaktadır. Ahilik kültürü içinde kaligrafi mesleğini icra eden Etem Çalışkan’ı da yine şahsım, milletim adına tebrik ediyorum” dedi.
Gürbüz Azak’ın, çocukluğundan beri izlediği, tanıdığı, bildiği bir gazeteci, yazar ve çizer olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azak’ın Denizli Acıpayam’da başladığı çalışmalarını İstanbul’da sürdürmüş bir değer olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azak’ın farklı alanlarda verdiği eserlerinin ortak özelliğinin Türkçeyi kullanma konusundaki hassasiyeti ve ustalığını yansıtması olduğunu dile getirerek, “Kendisinin ‘Bize hep iki kere ikinin kaç ettiğini öğrettiler, çiçeği sevdiren çıkmadı, ağacı, yeşili, bahçeyi, parkı sevdiren çıkmadı’ sözünü eğitim sistemimize yapılan en esaslı tenkitlerden biri olarak görüyoruz. ‘İyiliklerimle, sevincimle, bitip tükenmez hasretimle geldim efendim’ diyen Gürbüz Azak’a hoş geldin diyor, kendisini tebrik ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Sahaflığın, kültüre, sanata, hayata dair basılı hemen her türlü malzemeyle olan ilişkisi sebebiyle adeta bir tür kitap sarraflığı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerçekten çocukluğumuzun, orta öğretim çağlarımızın geçtiği sahaflar çarşısı unutulmaz. Herhalde biraz da fakirliğin, garipliğin olduğu durum sebebiyle bulunmaz kitaplarımızı gider sahaflar çarşısında arar, orada bulurduk. Nitekim ‘Altının kıymetini sarraf, kitabın kıymetini sahaf bilir’ sözü de bu gerçeğe işaret etmektedir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kütüphanelerden ve kitabevlerinden farklı olarak sahaflığın, yok olma, kaybolma tehdidiyle yüz yüze olan, basılı eserleri korumaya alarak yeniden hayata döndüren güvenli limanlar olduğunu ifade etti.
Türkiye’de sahaflığın yaygın bir meslek olduğunu ve sahaflık denilince ilk akla gelen yerin İstanbul Sahaflar Çarşısı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çarşının en önemli simalarından biri de 60 yıldır bu işe emek veren İbrahim Manav’dır. Kendisini tebrik ediyoruz” ifadesini kullandı.
Sahaflar Çarşısı deyince “Beyaz Saray”ı ifade etmeden geçemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Orada da bizim İsmail abimiz vardı, o da öyle anılırdı. Biz yine kitaplarımızın bir kısmını da hem İsmail abinin orada arar, bulur, aynı zamanda da güzel çayını demlerdi, orada çayımızı da içerdik. Mekânı cennet olsun inşallah” diye konuştu.
“KÜLTÜRDE VE SANATTA NE KADAR GÜÇLÜYSENİZ ÇEVRENİZİ AYNI DERECEDE ETKİ ALTINA ALABİLİR, YÖNLENDİREBİLİR, YÖNETEBİLİRSİNİZ”
Bu yılki vefa ödülünü yakın tarihin edebiyat ve fikir dünyasını en çok etkileyen isimlerden biri olarak gördükleri Kemal Tahir’e verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisi hakikati arama konusundaki merakı, cesareti, gayreti ve azmiyle pek çok aydınımıza ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı dönemde Osmanlı’yla, Cumhuriyet Türkiye’siyle, Anadolu’yla, toplumla ve siyasetle ilgili ezber bozan yaklaşımlarını bedel ödemekten çekinmeyerek ortaya koymuştur. ‘Türkiye’nin ruhunu arayan adam’ denilecek derecede derinlikli çalışmalarıyla bugün de yararlandığımız pek çok tahlile imza atmıştır” dedi.
Kemal Tahir’i rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu yılki Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri’ni verdiğimiz sanatçılarımızı kısaca selamlarken kullandığımız ifadelerin geçmişte yapılan güzel işlere gıpta ve gelecekte daha iyisinin yapılması konusunda temenni içerdiğini herhalde fark etmişsinizdir. Sözlüklerde kültürün, insanın tabii ve içtimai çevresine hâkimiyetinin ölçüsünü gösteren araçlar bütünü olduğu yazar. Bu tanım insandan topluma uzanan o geniş alanda, kültürde ve sanatta ne kadar güçlüyseniz çevrenizi aynı derecede etki altına alabilir, yönlendirebilir, yönetebilirsiniz demektir. Nitekim geçmişte büyük medeniyetlerin ortaya çıkışına, yükselişine ve yıkılışına baktığımızda zahirdeki sebep ne olursa olsun temelde sürecin belirleyicisinin kültür olduğunu görürüz. Günümüzde de küresel sistemi yönetenlerin en güçlü silahlarının müziğiyle, sinemasıyla, edebiyatıyla, modasıyla kültür araçları olduğu açık bir gerçektir. ‘Yumuşak güç’ diye tarif ettiğimiz bu araçlar yeri geldiğinde askeri güçten, teknolojik güçten, finansal güçten çok daha etkili operasyon vasıtalarına dönüşmektedir.”
Bunlara bir de teknoloji destekli internet tabanlı enstrümanların eklendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle ki dünyada internet içeriğini kimlerin yönettiği, kimlerin elinde atom bombası olduğundan çok daha önemli hâle gelmiştir ancak ne kadar çok kişiyi bünyesinde eritirse eritsin, ne kadar çok içerik üretimi yaparsa yapsın bu araçlar hâlâ geleneksel kültür ve sanat faaliyetlerinin insan ruhunda bıraktığı etkiyi oluşturmanın çok uzağındadır. Teknolojinin ve internetin sunduğu sınırsız denebilecek imkânlar insanın ruhundan, kalbinden, gönlünden süzülüp gelerek şekillenen eserlerin yerini dolduramaz, dolduramayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“RUHU ESİR BİR İNSANIN BEDENİ ÖZGÜR OLAMAZ”
Bir bilgisayara gerekli yazılım yüklendiğinde, roman yazdırılabileceğini, resim yaptırılabileceğini, müzik besteletilebileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun asla bir insanın ürettiği kültür-sanat eseri olamayacağını söyledi.
Bilgisayarın, bir insanın hayatında edinemeyeceği kadar geniş bir teknikle çalışabileceğini, ancak ortaya çıkan ürünün, yazılımı kodlayan kişinin ve o koda göre çalışan sistemin ufku kadar olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan zihninin ve kalbinin üretebileceklerinin sınırının, bilinen ölçülerle ifade edilemeyecek kadar geniş, derin ve büyük olduğunu vurguladı.
Allah’ın insanı diğer tüm yaratılmışlardan üstün kıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanın, aklı ve kabiliyetleri konusunda mukayese edilebileceği başka bir varlığın olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknolojinin, ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın kültür ve sanat eserleri üzerinden ortaya koyduğu derinliği, mahareti, nezaketi, nefaseti, letafeti, rikkati aşamayacağına inandığını dile getirdi.
“Ruhu esir bir insanın bedeni özgür olamaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kültür ve sanatta yapacağımız atılımla, ruhumuzu esaretten kurtaracağız ki bedenimizi de özgür kılabilelim. İşte bunun için medeniyetimizi yeniden yükseltmek istiyorsak, öncelikle bakacağımız, vaktimizi, enerjimizi, kabiliyetimizi teksif edeceğimiz alan, kültür ve sanattır. Geçtiğimiz 19 yılda demokrasi ve kalkınma alanında gerçekleştirdiğimiz büyük atılım, gerçekten tarihe geçecek bir başarının ifadesidir. Bundan sonra artık kültür-sanat ve onun nesillerden nesillere aktarıcısı olan eğitim alanlarına yoğunlaşmamız gerekiyor ve yoğunlaşıyoruz. Bunun fiziki mekânlarını, şu anda inşa, imar ve ihya ettiğimiz gibi, bu fiziki mekânların içini de her yönüyle doldurmamız gerekiyor. Bu, yetiştireceğimiz insanlarla da bağımlı. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılına atfettiğimiz 2023 hedeflerimiz, daha çok maddi kalkınma unsurlarımızdan müteşekkildi, inşallah 2053 vizyonumuzun ana taşıyıcısı eğitim ve kültür olacaktır.”
“İSTANBUL’U DÜNYA ÇAPINDA KÜLTÜR MERKEZİNE KAVUŞTURDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültür-sanat insanlarının her birinden 2053 vizyonunu şekillendirecek somut teklifler, projeler beklediklerini dile getirerek, bunun, herkesin ve sonraki nesillerin ortak geleceğinin meselesi olduğuna işaret etti.
Kültür-sanatın da bir maddi altyapısının olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye kazandırdıkları hizmetler arasında, bu maddi kültür eserlerinin önemli bir yeri bulunduğunu dile getirdi.
Şehirleri, kültür-sanat merkezleriyle, kütüphanelerle, özgün mimari eserlerle donatırken sadece inşaat yapmadıklarını, bu altyapıyı da oluşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser Salonu, İstanbul’daki yeni Atatürk Kültür Merkezi gibi nice eseri Türkiye’ye kazandıklarını anımsattı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki Millet Kütüphanesi, Kültür ve Kongre Merkezi, Sergi Merkezi gibi eserlerin gelecek nesillere bırakılan en önemli miraslar arasında olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin 81 vilayetinde faaliyete geçirdiğimiz kültür merkezlerini, kütüphaneleri, müzeleri ve daha nice eserleri, medeniyetimizin üzerinde yükseleceği sütunlar olarak tasarladık. İnşallah çok kısa bir zaman içerisinde, tarihi Rami Kışlası’nı da bu tür eserlerden bir tanesi olarak bitiriyoruz. Aynen Millet Kütüphanesi’nin İstanbul versiyonu olarak, onun da hızla, şu anda inşaatı devam ediyor. O da bitecek ve tüm gençliğimize orada da bu hizmetler verilecektir. Üstelik bunların çoğunu da güya kültür-sanat adına önümüze çıkartılan nice engellere, yürütülen nice kara kampanyalara rağmen hayata geçirdik, hayata geçiriyoruz. İstanbul’daki yeni Atatürk Kültür Merkezi binasının safahatını hatırlayın. O binanın gövdesine, ne tür affedersiniz brandalar asmışlardı. Teröristlerin brandalarını oranın gövdesine asmışlardı ve onları bizler indirdik. Emniyetimiz onların hepsini indirdi, layık olduğu yerlere gönderdi. Şimdi biz, ne yalanlarla ne iftiralarla boğuştuğumuzu, bu eserlerle hem ülkemize hem dünyaya ispat ediyoruz. Kararlılıkla yolumuza devam ettik. Hamdolsun İstanbul’u dünya çapında bir kültür merkezine kavuşturduk.”
Türkiye’nin, sessiz sedasız şekilde, dünyanın dört bir yanında sayıları milyarları bulan insanın evine girdiği kültür faaliyetlerinden birinin de televizyon dizileri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Türk televizyon kanallarının, her biri, üretildiği ülkenin kültür-sanat ideolojisiyle gelen yabancı dizilerin işgali altında olduğunu söyledi.
Şimdi Türkiye’nin kendi tarihini anlatan, Türkiye’de üretilen televizyon dizilerinin, 150’ye yakın ülkeye ihraç edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada ABD’den sonra en fazla dizi ihraç eden ülkenin Türkiye olduğunu dile getirdi.
Aynı şekilde farklı kültür-sanat dallarında pek çok başarılı vatandaşın dünyanın dört bir yanında Türkiye’yi temsil ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu güzel iklimi, sürekli güçlendirerek devam ettireceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alanlara ödüllerini takdim etti.
“Edebiyat” alanında ödüle layık görülen Gürbüz Azak ile “Kaligrafi” alanında ödüle layık görülen Etem Çalışkan, ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı. “Bilim kültür” alanında ödüle layık görülen ve geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Teoman Duralı’nın ödülü, oğlu Deniz Duralı’ya verildi. “Müzik” dalında ödüle layık görülen İdil Biret’in ödülünü, Beyza Üntuna Koparal aldı. “Görsel sanatlar” alanında ödüle layık görülen Alev Ebuzziya’nın ödülü, kardeşi Talha Ebuzziya’ya verildi. “Sinema” dalında ödüle layık görülen Türk sinemasının önemli isimlerinden Cüneyt Arkın’ın ödülünü ise eşi Betül Cüreklibatır aldı. “Sahaflık” alanında ödüle layık görülen İbrahim Manav’ın ödülü de kızı Ayşegül Bardakçı’ya verildi. “Kültür ve Sanat Politikaları Vefa Ödülü”ne layık görülen merhum Kemal Tahir’in ödülünü ise Kemal Tahir Vakfı Başkanı Cengiz Yazoğlu aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül takdiminin ardından ödül alanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Merhametsizlikte sınır tanımazlar FETÖ’cüler şirketleri batırmak ve Mülklerini ele geçirmek için her türlü DİZİ FİLİMİ çeviriyorlar FETÖ’cüler çok zengin yandaşlar oluşturmak ana hedefleridir FETÖ’de “hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” anlayışı vardır MARKA &PATENT ÇETESİ Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar | FETÖ’cülere Kimler yardım ediyor? FETÖ’cüler Makam mevki ve para için her şeyi yapıyorlar FETÖ’nün bilişim militanları | İnsanlara kumpas kurarak adli sicil kayıtlarını kirletmek için her türlü yolsuzlukları yapıyorlar kurdukları tuzaklarda sınır tanımıyorlar
Bir FETÖ’cü nasıl anlaşılır? “Her türlü film çevirmek” Her türlü İftirayı atarlar sınır tanımazlar Yalan söylemekte, Kumpas kurmakta, İftira atmakta ,Dikizlemekte, Devlet imkanlarını örgüt için kullanmakta, Kamu ve insanların malına konmakta, adam öldürmekte uzmandır bunlar! merhamet ve vicdanları yoktur Makam mevki ve para için her şeyi yaparlar Hak yediler Soru çaldılar, insanlara kumpas kurdular, özellerini teşhir ettiler, o görüntülerle tüm istediklerini aldılar. İşyerlerine Kamu kurumlarına sitelere evlere kameralar kurdular hem insanları izlediler hem dinlediler insanların özel hayatlarına girdiler evlerine gizli kameralar kurdular bu yolla insanları ,şirketleri ,tehdit ettiler .her türlü yolsuzluğu yaptılar Bunlar ne kadar insanlık suçu varsa işledi hala işlemeye devam ediyorlar 40 yıl boyunca sinsi sinsi örgütlendiler. Suçsuz insanları kumpas kurup hapse attırdılar merhametsizler Türkiye’nin ve şirketlerin sırlarını sattılar Casusluk yaptılar. Devleti ele geçirmek için her şeyi yaptılar. Kaç masum insanın yuvasını yıktılar kim bilir? Nice esnafı iflas ettirdiler kurdukları kumpaslarla Mallarını ele geçirdiler Paravan holding ler kurdular insanların Mallarına el kondular. Karşı çıkanı da ölüme yolladılar… Vicdandan yoksun, gaddar, zalim merhamet yoksunudur bunlar Her türlü iftirayı atabilecek, her yalanı söyleyebilecek kadar zalimdirler.
Marka & Patent çetesi | Devletin imkanlarını kullanıp Milletimize TUZAK kuruyorlar |
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.