Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Türkmenistan ve Özbekistan arasındaki karşılıklı ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesine destek olmak amacıyla kurulan, Türk Ticaret ve Sanayi Odası / Türk Odalar Birliği 1. Genel Kurulu; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Keneşi) işbirliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Türk Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’na ilk başkan olarak TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu seçildi.
Genel Kurulun açılışında Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk Keneşi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev, Azerbaycan İşverenler Konfederasyonu Başkanı Mammad Musayev, Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası Başkanı Ablay Myrzahhmetov ve Kırgız Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Marat Sharshekeev birer konuşma yaptı.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasında Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurulma sürecini anlatarak, “17 Kasım 2006’da, Zat-ı devletleri, Nursultan Nazarbayev, Antalya’daki Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesinde bize bir görev tevdi etmiş ve şöyle demişti; ‘Ülkelerimizin işadamları arasındaki yakın işbirliğini sistemli bir hale getirmek görevimizdir. Bu çalışmayı, TOBB’un, Türk dili konuşan ülkelerin ticaret ve sanayi odalarıyla birlikte ele alması yararlı olacaktır’. Çok şükür, bu büyük projeyi gerçekleştirdik” dedi.
Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Keneşi) bünyesinde, Türk TSO kuruluş tüzüğünü Mayıs ayında imzaladıklarını anımsatan Hisarcıklıoğlu, “Birliğimiz ile birlikte, Azerbaycan İşverenler Konfederasyonu, Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası, Kırgız Cumhuriyeti TSO, Oda’nın ilk üyeleri. Onların da başkanları bugün bizimle. Türkmenistan ve Özbekistan ise henüz üye olmadı. Ama çok yakın bir zamanda onları da üye olarak göreceğiz inşallah. Özbekistan bugün aramızda. Zaten imzalamış olduğumuz Tüzüğü, Türkmen ve Özbek Odalarının katılımına açık olacak şekilde hazırladık. Böylece ilk fazda; Türk TSO; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan’dan oluşacak. Sonra daha başka katılımlar da olabilir” şeklinde konuştu.
Hisarcıklıoğlu, bu 6 ülkenin 1,1 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklük ve 160 milyonluk bir nüfus demek olduğunu söyledi.
Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın ilk Genel Kurulunu yaparak faaliyete geçeceğini belirten Hisarcıklıoğlu, Oda’nın daimi sekretaryasının TOBB İstanbul Hizmet Binasında olacağını, TOBB olarak, ofis ve personel konusunda her türlü desteği sağlayacaklarını ifade etti.
-“Deneyimlerimizi paylaşmaya hazırız”
İşbirliğini daha sağlam temellere oturtacak ve daha kurumsal hale getireceklerini vurgulayan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Buna ihtiyacımız var. Zira kalkınma ve zenginleşme için, özel sektörün gelişmesi şart. Güçlü özel sektör için de, güçlü bir oda sisteminin varlığı gerekir. Türkiye, güçlü bir Oda sisteminin özel sektörü nasıl destekleyip geliştirdiğine dair çok güzel bir örnektir. Biz, bu yönde destek vermeye, deneyimlerimizi paylaşmaya hazırız” dedi.
Hisarcıklıoğlu, Kazak-ATEMEKEN, Kırgız, Türkmen, Özbek Odaları ile birlikte, ikili olarak, Ticaret ve Sanayi Oda Forumlarını (ortak Palataları) kurduklarını ve tecrübelerini buralarda da paylaşmaya devam edeceklerini söyledi.
-Halkları zengin kılmanın tek yolu girişimcilik
Doğal kaynaklara sahip olmanın kalkınma için artık yeteli olmadığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Bu gerçeği artık hemen her ülke görüyor ve petrol/doğalgaz dışı alanlar daha fazla öne çıkarılıyor. Bizler de, ekonomik yapımızı çeşitlendirmeli ve gelişmeliyiz. Bunun için, sanayi ve ticarete yönelerek, girişimciliği güçlendirmeliyiz. Ülkelerimizi, halklarımızı, daha zengin kılmanın tek yolu budur” dedi.
Bu süreçte ilk olarak ticaret hacmini artırmak gerektiğine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti: “Ticarette önemli konulardan biri gümrük geçişleri. Bizim coğrafyamızda, kara gümrük kapılarının önemi büyük. Tarihi İpekyolu üzerinde oturuyoruz. TOBB olarak, bunları yenileme ve işletme konusunda, büyük tecrübemiz ve başarımız var. Devletimize tek kuruş harcatmadan, Türkiye’nin en büyük 10 kara gümrük kapısını yeniledik. Yaptığımız projeler, Birleşmiş Milletler tarafından da başarı hikâyesi olarak kabul edildi ve dünyaya örnek gösterildi. Bu konudaki tecrübemizi sizlere aktarmaya hazırız.
Türkiye olarak, önem verdiğimiz bir diğer konu girişimcilik. Girişimcileri artırmak ve özel sektörü geliştirmek suretiyle, 2 alanda küresel bir başarıya imza attık. Turizmde son 30 yılda, büyük ilerleme gösterdik. Dünyanın ilk 6 turizm destinasyonu arasına girdik. Yurtdışı müteahhitlik sektöründe, dünyada 2. sıraya yükseldik. Müteahhitlerimiz bugüne kadar 108 ülkede, 400 milyar dolarlık projeyi başarıyla üstlendiler. Dünya markası haline geldiler. Küresel ekonomiye entegre olmanın, uluslararası ticarete ve küresel rekabete açılmanın, ne kadar önemli olduğunu gördük.
1980’de Özal, reformlarıyla ülkeyi dışa açarken, iş dünyası olarak sürece destek verdik. 1990’ların ortasında AB ile Gümrük Birliği’ne girerken, Avrupalı şirketlerle rekabetten kaçmadık. Bu sayede, otomotivden, beyaz eşyaya kadar birçok sektörde Avrupa’nın en önemli tedarikçisi arasında girdik. 2002’den sonra, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yapısal reformları cesurca hayata geçirdik. Sonuçta 2009’daki küresel krizden en hızlı çıkan ülkelerden biri olduk. Son 20 senede, ülkemize gelen uluslararası sermaye 210 milyar doları aştı”.
-“Ticaret, en büyük barış ve refah kaynağı”
Hisarcıklıoğlu, 2 büyük dünya savaşı sonrası harabeye dönen Avrupa ülkelerinin kendi aralarında ekonomik birlik kurarak, aralarındaki ticareti geliştirdiklerini ve hep birlikte büyüdüklerini ve zenginleştiklerini anımsattı.
Ticaretin, en büyük barış ve refah kaynağı olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Biz de önce, ülkelerimiz arasındaki ticari engelleri kaldırmalı, birbirimizle ticareti artırmalıyız. AB benzeri bir başarı hikâyesini, biz de yazmalıyız. Türk İş Konseyini ve Türk TSO’nı, bu hedefe ulaşmamızı sağlayacak, stratejik önemde adımlar olarak görüyorum. Böylece, aramızdaki dayanışma daha da artacak ve yeni işbirliği imkânları gelişecektir. İnanıyorum ki, el ele verirsek, hükümetlerimiz ve iş dünyası birlikte çalışırsa, yeni başarı hikâyelerini, Türk dünyası da yazacaktır” dedi.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Keneşi) Sekretaryası’nın ilgili kuruluşu olarak Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurulmasının önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.
Oda’nın bugün açılışını yapacaklarını ifade eden Pekcan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanlarımızın 15 Ekim 2019’da, Türk Konseyi’ni kuran Nahçıvan Anlaşması’nın 10. yıl dönümünün de kutlanacağı Türk Konseyi Yedinci Liderler Zirvesi vesilesiyle Bakü’ye gelmeden önce yapacağımız çalışmalara da bugünkü toplantı neticesinde yön verilecek. Bugün Oda’nın 1. Genel Kurulu’nda delegeler, genel sekreteri ve başkanı seçecek. Şimdiden başarılar diliyorum. Türk Konseyi üyesi ülkelerin vizyonlarını, iş planlarını, projelerini 15 Ekim toplantısına kadar ilgili odalar, çalışmalarını tamamlayıp yeni Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın ilgili ülkelerinin odalarına sunacaklar. Türk Konseyi olarak gayri safi milli gelirimiz 1 trilyon dolara ulaşıyor. Sahip olduğumuz kaynaklarla bölgemizde önemli bir güce sahibiz. Birbirimizle olan ticaretimize baktığımızda bu rakamın o kadar da büyük olmadığını görüyoruz. Şimdi bu Oda’nın kuruluşuyla bu rakam hızla artmaya devam edecektir.”
Ruhsar Pekcan, karşılıklı ticaretlerinin fazla artmamasının nedeninin istememezlik olmadığını vurgulayarak, “Bunun nedeni aramızdaki lojistik engeller. 2017 yılında açılışı yapılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ile lojistik engellerin büyük kısmını aşmış bulunmaktayız. Artık Hazar Denizi aramızda bir engel değil, bir ulaşım yolu, birlikteliğimizin bir kanıtı olarak daha fazla devreye alabilmemiz, lojistik engelleri aşarak ticaretimizin önünü açmamız gerekiyor. Hazar’ı bizi ayıran değil, bizi birleştiren bir deniz olarak görmek istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Pekcan, 2018 yılında yüzde 5 artış ile Türk Konseyi üyelerinin dünya ticaret hacmindeki payının 522 milyar dolara ulaştığını, buna Özbekistan ve Türkmenistan dahil edildiğinde 2018’de 558,6 milyar dolara ulaştığını aktardı.
Birlikte daha çok çalışarak, yasal altyapıyı güçlendirerek ve ürün çeşitliliğine giderek bu ticaretten daha fazla pay alınabileceğini belirten Pekcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Konseyi üyesi ülkeler ile 2018 yılında ticaret hacmi, bir önceki yıla göre yüzde 16,7 artarak 6,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Buna Özbekistan ve Türkmenistan dahil edildiğinde 2018 yılında 9 milyar dolara ulaştı. Bu rakamı artırmak bizlerin elinde. Türkiye olarak, Türk Konseyi üyesi ülkelerde yaklaşık 15 milyar dolara yakın yatırımımız mevcut. Bu ülkelerin ülkemizdeki yatırımları yaklaşık 7,7 milyar dolardır. Ayrıca, Türk müteahhitleri de 39 milyar dolar tutarında 969 proje üstlenmiş. Bu veriler, son yıllarda kaydettiğimiz ilerlemenin göstergesi ama maalesef yeterli değil. Artık sahip olduğumuz güçlü bağları ticari ilişkilerimize yansıtmanın tam zamanı. Karşılıklı yatırımlarımızı, ticaretimizi artırarak gerçek potansiyelimizi ilişkilerimize yansıtmalıyız.”
Üye ülkeler arasındaki iş forumlarını, seminerleri, fuar sayılarını artırmaları gerektiğini, belki ortak fuarlar da düzenlenebileceğini belirten Pekcan, “Türkiye olarak bölgesel iş birliğine sadece doğal kaynaklar olarak bakmıyoruz. Dünya bir teknolojik dönüşümden geçiyor. Türk Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde bölgemizdeki eğitimlere de önem veriyoruz.” dedi. Pekcan, Bakanlık olarak ihracat destekleriyle ilgili eğitim vermeyi planladıklarını aktararak, “En kısa zamanda Özbekistan ve Türkmenistan’ın Türk Keneşi’ne katılmasıyla kurumsal yapımız çok daha güçlenecektir.” ifadesini kullandı.
“Ortak bir ticaret zinciri bizi birleştirmeli”
Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Keneşi) Genel Sekreteri Baghdad Amreyev de bugün Ticaret ve Sanayi Odası’nın faaliyete geçmesi için bir araya gelindiğini belirterek, bu odanın Türk dünyasında seçkin bir marka yaratacağına inandıklarını söyledi.
Türk Keneşi Liderler Zirvesi’nde geçen yıl devlet liderlerinin, iş birliğinin güçlendirilmesine değindiğini anımsatan Amreyev, ortak odanın kuruluşundan itibaren ticari ilişkilerin ciddi anlamda geliştirilebileceğini vurguladı.
Amreyev, yeni mekanizmalar ortaya çıkarmak adına çalıştıklarını ifade ederek, “Ortak birtakım işler yapmayı amaçlıyoruz. Ortak yatırım fonunun oluşturulması ve KOBİ’nin desteklenmesi amaçlanıyor. Böyle bir fonun kurulmasıyla birlikte güçlü bir araca sahip olacağız.” diye konuştu.
Azerbaycan İşverenler Konfederasyonu Başkanı Mammad Musayev ise bu odada yapılacak çalışmaları geliştireceklerini vurgulayarak, “Artık tek millet 6 devletiz. İmkanlarımız çok geniş. Bunları bir araya getirmemiz gerekir. İş dünyasının önünü açmak çok hayırlı bir iştir.” dedi.
Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası Başkanı Ablay Myrzahhmetov, kardeş iş dünyasının bir arada olmasının önemine işaret ederek, Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası hakkında bilgi verdi.
Kırgız Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Marat Sharshekeev de Türk dili konuşan ülkelerin adım adım birleştiğini ifade ederek, “İlk genel kurul, ilk genel sekreter seçimi bugün yapılacak. Ticaret demek kolay ama satmak kolay değil. Bazı siyasi ve diğer sorunlar ticarete engel oluşturabiliyor. Ortak bir ticaret zinciri bizi birleştirmeli ve sorunlar ortadan kaldırılmalıdır.” şeklinde konuştu.
Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın ilk başkanı Hisarcıklıoğlu
Konuşmaların ardından Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın 1. Genel Kurulu yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan tarafından kurulan Türk Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’na söz konusu 4 üye ülkenin önergesiyle ilk başkan olarak TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu seçildi.
Bu arada, Daimi Sekretaryası İstanbul’da olacak Oda, TOBB’un binasında hizmetlerini yürütecek. Ayrıca, her ülkeden 5 delegeden birinin kadın olması konusunda prensip kararı alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz, tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 71. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokaklarımızın daha emniyetli hâle getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettik. Vatandaşlarımızın refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldık. Bunlara geçmeden evvel, son toplantımızdan bu yana milletimize hizmet mücadelemizde neler yaptığımızı şöyle kısaca hatırlatmak istiyorum.
Biz tarihine sırt çeviren değil, mazisi olmayanın istikbali olmaz düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sâri köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyete atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.
Bu anlayışla biliyorsunuz son yıllarda Ahlat’ta ve Malazgirt’te Okçular Vakfımızın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenliyoruz. Bu sene de kabine olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin saygıdeğer Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerimizin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt’te muhteşem bir buluşmaya imza attık. Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerimizden gelen kardeşlerimizle Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladık. Sultan Alparslan ve Kahraman Ordusu ile birlikte İla-yı Kelimetullah davası uğrunda can veren tüm şehitlerimizi şükranla yâd ettik. Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir.
“TÜRKİYE’YE DOST OLAN KAZANACAK, HUSUMET BESLEYEN İSE KAYBEDECEKTİR”
Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.
28 Ağustos’ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığımızın İstanbul’da tertiplediği programa iştirak ettik. Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan, gönüllere ferahlık veren Hâtemü’l-Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur’an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin aleyhissalatü vesselam yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramımızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise hâlen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda dokuz gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dâhil sekiz mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.
Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama-kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Şu gerçeği bugün tekrar vurgulamak istiyorum: Bu sene 104. yıl dönümünü idrak ettiğimiz büyük zafer, zorluklar karşısında milletimizin mücadele azmini gösteren önemli bir referanstır. 30 Ağustos’ta milletimiz istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısı 30 Ağustos 1922’de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapanmıştır. İnşallah ebediyen de kapalı kalacaktır.
“TÜRKİYE, BÜYÜK İKTİSADİ VE BEŞERİ POTANSİYELİYLE YILDIZI GİDEREK PARLAYAN BİR ÜLKEDİR”
Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlararası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şangay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesine iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Geride bıraktığımız hafta ekonomimize dair önemli veriler açıklandı. İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülde tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dâhil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNİ KALKINMA VE BÜYÜME ROTASINDA TUTMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız orta vadeli program bunun en son örneğidir. Programla gelecek 3 yıla ait yol haritamızı kamuoyumuzla paylaştık. Orta vadeli programla, tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir.
Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden, ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen orta vadeli programın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor. Programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugünkü kabine toplantımızda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenleyeceğimiz COP-31 Zirvesi’yle sosyal konut projemizi ele aldık. Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP-31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP-31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanacak. Expo alanı yenilenmiş hâliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği İklim Zirvesini tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.
Bugün mütalaa ettiğimiz bir diğer konu kiralık konut projemizdir. Ev sahibi Türkiye diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuralarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibariyle anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah Ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.
Yarısı bizden kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırıyoruz. Bugüne kadar 108.881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümünde yapım süreçlerini başlattık. Yılsonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız.
Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yılsonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız yarısı bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Sözlerime son vermeden önce dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu olan Filen-in Sultanları’nı canı gönülden tebrik ediyorum.
Yine bu vesileyle uyum haftası kapsamında bugün ders başı yapan okul öncesi ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Aynı şekilde 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programına katıldı.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sergi münasebetiyle katılımcılarla Tophane-i Amire’de beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eksim Holding’in 40. yılı vesilesiyle açılışını yaptıkları serginin hayırlı olmasını temenni ederek, “Eksim Holding’e 40 sene boyunca Türkiye ekonomisine yaptıkları eşsiz katkılar için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizlerle birlikte holding çalışanlarının 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, başarılarla dolu daha nice seneler diliyorum. Bu vesileyle hatıralarını her zaman özlemle yad ettiğim kıymetli dostlarım Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu.
Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin mütekemmil birer ticaret erbabı olmalarının yanı sıra, kazandıklarını millet, ülke, mazlum ve mağdurlar için seferber eden vakıf insanları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ismin İslam coğrafyasındaki meselelerle yakından ilgilenen, okuyan, yazan, ilim ve kitapla bağlarını hiçbir zaman koparmayan ilim aşıkları olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’ye rahmet dileyerek, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin konuşmasında hem İSAR Vakfının hem de bu sene 40. yılını kutlayan Eksim Holding’in kurucu değerlerinden bahsettiğini hatırlattı.
“KÖKLÜ BİR TARİHİN, ZENGİN BİR KÜLTÜREL MİRASIN SAHİPLERİYİZ”
Merhum Abdullah ve Fahreddin Tivnikli’nin büyük önem verdiği millete karşı sorumluluk bilincinin yaşatılıyor olmasının her türlü takdire şayan olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu vurgulamak durumundayım, onların mirasına ve emanetine işte bugün burada olduğu gibi layıkı veçhile sahip çıkıldığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Abdullah Tivnikli’nin İSAR Vakfımızın eğitim ve yayıncılık başta olmak üzere farklı alanlarda başarıyla yürüttüğü fikir ve gönül dünyamızı zenginleştiren çalışmalarını da çok kıymetli buluyorum. Sergide yer alan eserleri büyük bir titizlikle ihya eden tüm mücellitlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Kıymetli dostlar, hepimiz biliyoruz ki mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişine bigâne olanın, geçmişiyle bağı kopanın, hele hele geçmişini inkâr edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. Tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün arkasında bir kısmı burada sergilenen eserlerden neşet eden eşsiz bir bilgi birikimi yatıyor. Bizi asırlardır ayakta tutan bu güçlü birikim kitapla, kütüphaneyle birlikte asıl anlamını kazanıyor. Malumunuz, medeniyetimizi tarif ederken genellikle çınar örneği verilir. Tıpkı medeniyetler gibi milletler de, insanlar da kökleriyle yaşar, kökleriyle ayakta kalır, hayata ve tarihe kökleriyle tutunur.”
“EN UTANÇ VERİCİ KİTAP KATLİAMLARI DARBE DÖNEMLERİNDE YAŞANMIŞTIR”
Milleti köklerine bağlayan en güçlü unsurlardan birinin ilim, fikir ve gönül insanlarının birikimini yansıtan kitaplar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması boşuna değildir. Bu ülke kâğıt hamuru yapılmak amacıyla en kıymetli belgelerinin okkası üç kuruşa hurda niyetine yabancılara satıldığı günler görmüştür. En utanç verici kitap katliamları milli iradenin ve demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde yaşanmıştır. En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan II. Abdülhamid Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır.”
“KÜLTÜREL ÇÖLLEŞMENİN ARKA PLANINDA BİR DÖNEM YAPILAN YANLIŞLARIN BÜYÜK PAYI VARDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün maalesef bazı alanlarda etkisini hissettiğimiz kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan işte bu yanlışların büyük payı vardır. İSAR Vakfımızın tarihimize, kültürümüze, medeniyet müktesebatımıza ve bizi köklerimize bağlayan eserlere sahip çıkmasını bu bakımdan ayrıca önemli görüyorum” diye konuştu.
Cilt sanatında müstesna eserler vücuda getirmiş, dünyaca ünlü mücellitler yetiştirmiş bir millet olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Merhum Samiha Ayverdi, milletçe tevarüz ettiğimiz cilt sanatımızı ve sanatkarlarımızı şöyle anlatıyor. ‘Bir Orta Asya sanatı olarak dünyaya gözlerini açan ciltçilik Avrupa’ya da ışık saçarak yoluna devam ederken, Selçuklu ve Osmanlı asırlarını kaplamıştır. Cilt ve cildi süsleyen tezhip adeta sanatkarın iç aleminin kâğıda ve deriye akseden şekilleri, renkleriydi. Bunlar resim ve şekil değil de sanki sanatkarın kendi sözü, kendi sesi, kendi meramı ve yüreğinin şekil bulmuş ifadesiydi. Müslüman şarkta kitap üstüne emek bir nevi kutsiyet de taşıdığından cilt üstüne eğilen sanatkarın başı eserini vecd ile işler, onu bir nevi ibadet zevki içinde bezemeye, süslemeye doyamazdı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cilt sanatı ve mücellitlik bizde işte bu kadar değerli, bu kadar önemlidir. Vakfımız bünyesinde kurduğunuz mücellithanede binden fazla eseri restore etmek suretiyle yeniden hayata döndürdüğünüz için sizleri ayrıca tebrik ediyorum” dedi.
Vakfı, unutulmaya yüz tutan cilt sanatını ihya etmeye dönük çabaları için de yürekten kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu düşüncelerle Eksim Holding’in 40’ıncı yılıyla birlikte Kitaba Vefa Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda emeği geçen herkesi yürekten kutladığını dile getirdi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Ebu Eyyub el-Ensari’den rivayet edilen hadislerin yer aldığı, “Ebu Eyyub el-Ensari’nin Hadislerinden Cihana Yayılan Güzel Kokulu Esintiler” adlı eser takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar, serginin açılış kurdelesini kesti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.